Bizimle iletişime geçin

Aile Sağlığı

Yüz siperlikleri ne kadar koruyucu?

Avatar

Düzenleyen

on

Yeni normal hayatımızın bir parçası olan yüz siperlikleri tek başına yüzde yüz koruma sağlamıyor ancak hem dışarıdan gelecek hem de kişinin yayabileceği virüslü damlacıkları engellemesi olası.

Bugün yaşadığımız normal günümüzde, maske takmak, sık sık ellerimizi dezenfekte etmek, insanlarla tokalaşmamak gayet sıradan bir hal aldı. Coronavirüsün neden olduğu yeni normal hayata, genel olarak çabuk adapte olundu diyebilirim.

Büyük çoğunluk, gerekli önlemleri alıyor, kendini ve çevresindekileri korumak için işi şansa bırakmıyor. Hatta bazıları, uzmanların gerekli gördüğünden bile fazla önlem alıyor. Mesela uzmanlar, korumak ve korunmak için maske kullanmayı öneriyor, hatta otoritelerce kullanımı zorunlu tutuluyor. Ancak koruyuculuğu hakkında henüz yeterli bilgi edinilmemiş bir yöntem maske kadar aranır oldu: Yüz siperliği…

Bulaş riskini azaltabilir

Baş çevresine sabitlenebilen ve yüzü tamamıyla kapatan bu plastik kalkanları salgın öncesinde sokaklarda görsek kullananlar hakkında kim bilir neler düşünürdük. Bugün ise yeni normal hayatımızın bir parçası oldular. Yüz siperliklerinin hem dışarıdan gelecek hem de kişinin yayabileceği virüslü damlacıkları engellemesi olası.

Bazı bilim insanlarına göre, en az sosyal mesafe ve el hijyeni kadar vaka sayısını azaltmaya yardımcı olacak yüz siperliği, coronavirüsten korunmak için olmazsa olmazların arasına girmeli. Dünya Sağlık Örgütü şuan için sadece bez maskelerin kullanılmasını öneriyor. Yüz siperliği kullanılmasını da gerekli görürler mi, bunu zaman gösterecek. Ancak kullanmak isteyenler için, bazı bilgileri paylaşmak istiyorum.

Yüze dokunma olasılığını düşürüyor

Yüz siperlikleri son zamanlarda hastanelerde yaygın bir şekilde kullanılıyor. COVID-19 ile enfekte olmuş bir hastanın gerekli bakımını yapan sağlık çalışanları, maskelerinin üzerine siperlik takarak kendilerini koruyorlar.

Elbette bu ekipmanın yüzde yüz virüs geçirmez olduğunu söyleyemeyiz. Öksürük simülatörü kullanılarak yapılan bir çalışmada, virüslü damlacıkların yüzde 4’ünün siperliğin altına girebildiği ve solunabildiği bulundu. Öte yandan ‘hiç koruma sağlamıyor’ da diyemeyiz. Zira araştırmada yüz siperliğinin virüslü damlacıkları taşıyan havanın solunma riskini yüzde 23 oranında azalttığı da görüldü. Bazı uzmanlara göre siperliklerin diğer maskelerden daha etkili olma potansiyeli var. Kullanıldığında yüze dokunma olasılığını düşürüyor ve temizlenebiliyor.

Siperlikler ile ilgili olarak daha önce yapılmış araştırılmalardan elde edilen verilere göre ise, yüz siperlikleri tek başına koruyucu değil, diğer koruyucu önlemler de alınmalı.

Uzmanlar siperlik kullanımının önerilmesi konusunda bölünmüş durumdalar. Bazıları kullanımının getirdiği zorluklar nedeniyle insanların siperliklerden uzak duracağını, bazıları da potansiyel koruyuculuğu nedeniyle tercih edilebilir olacağını düşünüyor.

Ortak noktada buluşulan konu ise; cerrahi maske, ev yapımı maske ya da yüz siperliği kullanılsın fark etmez, ağız ve burun bir şekilde mutlaka kapatılsın.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et
Yorum bırakmak için tıklayın

Yanıt bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Aile Sağlığı

Soğuk Algınlığı mı, Alerji mi, COVID-19 mu?

Avatar

Düzenleyen

on

COVID-19, soğuk algınlığı ve alerji arasındaki farkları anlatmak çok mümkün değil. Özellikle her üç durumda da kişilerin farklı belirtiler geliştirdiği düşünüldüğünde kesin olarak hangi belirtinin hangi hastalığa işaret ettiğini söylemek imkânsız.

Ölümcül olabilen COVID-19 hastalığına yol açabilen yeni tip coronavirüsün belirtileri ortaya çıktığında, aslında bu virüsün bir tür grip olduğu yönündeki iddialar öne sürüldü. Griple çok benzer belirtiler gösteriyor olması başlarda yeni coronavirüsün yeterince önemsenmemesine bile neden oldu. Virüsün tam anlamıyla dünyaya yayılması bahar aylarına denk geldiği için bazı alerjik durumlar da kafaları karıştırdı.

Uzmanlara göre gelinen noktada herhangi bir üst solunum yolu belirtisi gösterildiğinde COVID-19’dan şüphelenilmeli. Yani öksürük burun akıntısı veya baş ağrısı gibi sıradan belirtiler ortaya çıktığında bile COVID-19’u düşünmeniz çok normal.

Hastalık geçmişinizi bilmeniz önemli

COVID-19, soğuk algınlığı ve alerji arasındaki farkları anlatmak çok mümkün değil. Özellikle her üç durumda da kişilerin farklı belirtiler geliştirdiği düşünüldüğünde kesin olarak hangi belirtinin hangi hastalığa işaret ettiğini söylemek imkânsız.

Kişisel hastalık geçmişinizi göz önünde bulundurmanız bu noktada işinize yarayabilir. Daha önce gösterdiğiniz grip belirtilerinden farklı bir belirti gösteriyorsanız farklı bir durumla uğraştığınızı düşünebilirsiniz. Geçmişte hiç mevsimsel alerji yaşamayan ve aniden belirti gösterenler, aynı dönemde alerji belirtileri bulunan ve alerjik geçmişi olanlardan daha çok endişelenebilir. Bu tür ikilemlerde kalındığında bazı ipuçları durumunuzu değerlendirmenizi sağlayabilir.

Kendinizi koruyorsanız endişe etmeyin

Ortaya çıkan belirtileri iyi takip etmelisiniz. Belirtinin nasıl başladığı, ne kadar sürede ilerlediği, hangi belirtilerin bir arada görüldüğü gibi bazı noktalar önemli olabilir. Örneğin alerjiler ateşe neden olmaz. Bununla birlikte alerjik reaksiyon gösterenlerde baş ağrısı ve öksürük olabilir. Ayrıca alerji belirtileri daha yavaş ortaya çıkma eğilimindedir, COVID-19 belirtileri ise hızlı ve kısa sürede ortaya çıkar.

Elbette herhangi bir belirti gösteriyor olmanız virüse maruz kaldığınız anlamına gelmez. Özellikle COVID-19 korunma planını uygulayarak dışarıda maske takıyor, sosyal mesafeyi koruyor, ellerinizi sık sık yıkıyorsanız ve yakın zamanda virüs testi pozitif olan biriyle temasa geçmediyseniz endişelenmenize gerek yok.

Ancak yine de durumunuzdan emin olmak için 184 Sağlık Bakanlığı Danışma Hattı’nı arayarak soru işaretlerini ortadan kaldırabilirsiniz.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Aile Sağlığı

Kullandığınız Maske İdeal mi?

Avatar

Düzenleyen

on

Kullanılan maske ile rahat edebilmek için nefes alabilen ve hava akışına izin veren bir kumaş seçilmeli, bir yandan da maske istenmeyen parçacıkları filtreleyebilir olmalı.

Yaz sıcaklarının gelmesiyle maske kullanımı iyice zorlaştı. Zaten alışkın olmadığımız bir durumken üzerine sıcak hava ve boğucu nem de eklendi. Bu sebeptendir ki maskeler ağız ve burunu örtmekten çok çeneyi örtmek için kullanılıyor gibi görülüyor. Tabi bu duruma bir de sürekli kapalı kalan ağız ve burun çevresinde oluşan cilt problemlerini ekleyebiliriz.

Maske ile ilgili sorunlar yaşıyorsanız, üstelik aldığınız bazı önlemlere rağmen başarılı bir sonuç elde edemediyseniz problem maskenin kendisinde. Elbette bu demek değil ki maske kullanmamalı… Vaka sayıları beklenen oranda azalmazken, virüs yayılımının sonbahar aylarından itibaren yeniden yükselişe geçeceği düşünülürken maske kullanmamak cilt problemlerinden daha kötü sonuçlar doğurabilir. Burada düşünülmesi gereken kullanılan maskenin doğru olup olmadığı.

Doğru maske olduğuna emin olun

Uzun bir süredir devamlı olarak tüm kamusal alanlarda maske kullanılması gerekiyor. Bu süreçte sürekli yenilenmesi gereken cerrahi maskelere alternatif olarak yıkanabilen kumaş maske türleri artış gösterdi.

Maskeler farklı tür kumaşlardan üretiliyor. Eğer siz de kumaş yüz maskesi kullanıyor ve problem yaşıyorsanız, diğer kumaş türlerini denemek isteyebilirsiniz. Kullandığınız maske ile rahat edebilmek için nefes alabilen ve hava akışına izin veren bir kumaş seçilmeli, bir yandan da istenmeyen partikülleri filtreleyebilir olmalı.

Hem hava akımı sağlayan hem de partikülleri filtreleyen maske olmayabileceğini düşünebilirsiniz. Bu konuda bir araştırma yapan Amerikan Kimya Topluluğu ideal maske malzemesinin sadece kumaş değil, farklı kumaşların birleşimi olduğunu düşündürüyor. Araştırmada partiküllerin boyutlarına göre filtrasyon verimliliği yüzde 5 ila yüzde 95 arasında değişiyor. Farklı kumaşlar birlikte kullanıldığında ise filtrasyon verimliliğinin çok daha yüksek olduğu gözlendi.

Doğru maskeyi yanlış kullanmak koruyuculuk sağlamaz

İdeal maske için yapılan araştırmalarda iki kumaş türü öne çıktı. Sıkı örgü düzeni ile fazla iplikli pamuk kumaşlar ile yumuşak hafif ve nefes alabilen doğal ipek veya şifon kumaşlar. Bu iki kumaşın birleşimi hastalık taşıyan en küçük damlacıkları bile etkili bir şekilde filtreleyebiliyor. Tabi ki bu etkiyi görebilmek için maskeyi de ağzı ve burnu kapatacak şekilde doğru kullanmak gerekiyor. Dünyanın yüzde 100 koruyucu malzemesinden yapılmış olsa bile doğru kullanılmayan bir maske sizi ve etrafınızdakileri virüse karşı korumaz.

Hali hazırda kullandığınız maskenin sizin için doğru olmadığını düşünüyorsanız diğer alternatifleri deneyerek en rahat edeceğiniz maskeyi seçebilirsiniz. Yüzünüzdeki tahrişi en aza indirmek için sürekli hazırlıklı olmalısınız. Aşırı terleme ihtimalinizi göz önüne bulundurup yanınızda fazladan maske taşımanızda fayda var.

Maskenizi gerçekten gerekli olan alanlarda kullanın. Yani, toplu taşıma araçları veya market gibi sosyal mesafeyi koruyamadığınız yerlerde mutlaka ama mutlaka maskenizi kullanın. Bunun dışındaki durumlarda, mesela kendi özel aracınızda yalnızsanız ya da kendi bahçenizde oturuyor ve fazla yakınınızda dolaşan başka insanlar yoksa maske kullanmanız gerekli olmayabilir. Halka açık yerlerde ise maske kullanmak en doğru yöntem diyebiliriz.

Gözlüklerdeki buğulanmayı önleyebilirsiniz

Numaralı ya da güneş gözlüğü kullananların maske takarken gözlük camlarında oluşan buğulanma fazlasıyla can sıkıcı olabiliyor. Bir diğer yandan da ellerin sürekli yüze gitmesine, maskeye temas etmesine neden oluyor.

Gözlüklerde oluşan buğulanmayı önlemek için yapılabilecek basit bir uygulama var; tek yapmanız gereken gözlüklerinizi ılık sabunlu suda yıkamak ve kuramaya bırakmak. Sonrasında maske ve gözlük ikilisiyle dünyayı daha net görmeye devam edebilirsiniz.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Aile Sağlığı

Covid-19’un Potansiyel Etkileri

Avatar

Düzenleyen

on

Covid-19‘un vücutta uzun vadede potansiyel kalıcı etkileri olduğunu biliyor muydunuz?

Covid-19 hala çok yeni olduğu için uzun vadeli kalıcı etkileri bilim adamlarından ziyade hastalar tarafından paylaşılıyor. İşte bildiklerimiz!

Yeni araştırmalar ve raporlar yayımlandıkça paylaşmaya ve sizlere bilgi vermeye devam edeceğiz.

Sağlıkla kalın.

*Bu videonun hazırlanma tarihi 22 Temmuz 2020’dir.

 

Sağlıklı yaşam konusunda bilinçlendirici içerik paylaşımı yaptığımız youtube sayfamızı görüntülemek için buraya tıklayabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar