Connect with us

Beslenme

Restoranlardaki Tehlikeler

Tarih:

on

restoranlardaki tehlikeler

Değişen yaşam koşulları bizleri yiyecekleri hızla tüketebileceğimiz fast-food restoranlara yönlendiriyor. Restoranlardaki tehlikeler hakkında ne kadar bilgi sahibiyiz? İşte bu tehlikelerden bazıları…

Bir süredir sosyal medya aracılığıyla restoranlardaki sinsi tehlikeler hakkında kısa bilgi mesajları yazıyorum. Takipçilerimden gelen mesajlar ve konuyla ilgili hafife alınmayacak ilgi sebebiyle, kulağınıza küpe olacağını düşündüğüm bu bilgileri bir yazı başlığı altında toplamaya karar verdim. Değişen yaşam koşulları, iş hayatında artan kadın gücü ve benzeri sebeplerle evlerde yemek pişirme alışkanlığı gün geçtikçe azalıyor. Özellikle büyük şehirlerdeki rekabet, dışarıda yemek yemeyi daha ekonomik hale bile getirdi. Biz yetişkinlerden ziyade çocukların restoranlarda sürekli yemek yemeleri, gelecek nesillerin sağlık durumu hakkında ciddi endişeler taşımama sebep oluyor. Bunların başında obezite tehlikesi geliyor. Ancak birazdan okuyacaklarınız, aslında nice tehlikelerle karşı karşıya olduğumuzun adeta birer kanıtı. Her biri ciddi araştırmalar sonunda tespit edilen bu bilgileri, daha anlaşılır ve akılda kalıcı olması için maddeler halinde yazacağım.

KİRLİ TUVALET, KİRLİ MUTFAK 

Diyelim bir restorana gittiniz. Mönüyü istemeden önce tuvalete gidin. Kirli tuvalet, kirli mutfak demektir. Sıvı sabun, kağıt havlu veya el kurutucu yoksa ya da çöp kutuları yarıdan fazla doluysa dikkat! Çalışanların da kullandığı bu tuvaletlerden yayılabilecek mikropların personelin ellerinden tüm mekana yayılabileceğini unutmayın. Grip virüsü başta olmak üzere birçok virüs yaklaşık iki saat canlı kalabilir. Bundan korunmanın en iyi yolu, ellerinizi yanınızda taşıdığınız dezenfektan madde ile sıkça temizlemektir.

KUTU İÇECEKLERİ SİPARİŞ EDİN

Özellikle fast-food restoranlarda hangi içeceği seçerseniz seçin; boş bardağınız, bir çalışan tarafından büyük içecek makinalarının önüne konur ve tercihiniz doğrultusunda doldurulur. Yapılan araştırmalar, bu tip içecek makinalarının şeker ve nem oranı sebebiyle adeta birer bakteri yuvası olduğunu gösterdi. Kesinlikle kapalı kutu içecekleri tercih edin.

HAMBURGER KÖFTESİNE DİKKAT! 

Yumuşacık ekmeğin arasında iştahınızı açan bu köfteler, ızgarada pişmiş görüntüsünü nasıl alıyor dersiniz? Eminim birçoğunuz gerçekten ızgarada pişirildiğini düşünüyorsunuzdur. Konu ile ilgili yapılan araştırmalar gösteriyor ki; hamburger köfteleri fabrikadan çıkmadan -ızgarada pişmiş görüntüsü verebilmesi için- şeritler halinde spreylenerek boyanıyor! Elbette bu konuda istisnalar vardır ancak adı üstünde fast-food; hızlı olmak her şeyden önemli!

TAVUKLAR YUMUŞAK 

Dışarıda yenen tavuklar her zaman daha yumuşak olur. Yapılan araştırmalar bunun sebebinin tahmin ettiğiniz gibi usta ellerde hazırlanmaları olmadığını gösterdi. Tavuklar daha yumuşak olmaları için margarinde bekletiliyorlar! Mutfağında margarin kullananlarınız muhakkak vardır. Şunu bilmeniz yeterli; margarinler sağlığınız için çok ciddi tehdit oluşturan gıda maddeleridir!

LİMON KABUKLARI BAKTERİ YUVASI

Türk mutfağında çorbadan mezelere kadar birçok yemeğin üzerine limon sıkılır. Hatta salatanıza dilediğiniz kadar eklemeniz için sıkılmamış halde limonlar masanıza getirilir. Bu limonlar hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak isteyen araştırmacılar, rastgele topladıkları limonları taramadan geçirmişler. Alınan numune limonların kabuklarındaki bakteri yükünün, tüm gün sokakta gezdiğiniz ayakkabı tabanınızla eşit oranda olduğu tespit edilmiş.

YEŞİLLİĞE DİKKAT! 

Fast-food restoranlarda hamburger ekmeğinizin arasından mönünüze renk katan marul ve benzer yeşillikler, taze görüntülerini koruyabilmek için bir çeşit antifriz maddesi olan propylene adlı maddeye maruz bırakılıyorlar!

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Beslenme

Hayatın Ritmi 88. Bölüm – Covid-19 Savunma Planı – Egzersiz Reçetesi – Kemik Erimesi

Tarih:

on

← ÖNCEKİ BÖLÜM                                                                       SONRAKİ BÖLÜM →

Covid-19 savunma planında bu bölümde sıra egzersiz reçetesinde. Bu egzersizleri evde kolaylıkla yapabilirsiniz. Ayrıca kemik erimesi hakkında merak ettiklerinizi de bu bölümde bulacaksınız.

Covid-19 savunma planının 3. günü…

Vücudumuzu koruyacak, evde yapabileceğimiz egzersizler neler? Hangi egzersiz akciğerlerimize faydalı? Dr. Halit Yerebakan Covid-19 savunma planına uygun basit ve sağlıklı hareketleri gösteriyor.  

Herkesi ilgilendiren teşhisi zor hastalık, kemik erimesi… İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Yaşar Küçükardalı, kemik erimesinin neden olabileceği hastalıkları açıklıyor.

Menopoz ve kemik erimesi arasındaki bağlantı ne? İç Hastalıkları ve Endokrinoloji Uzmanı Prof. Dr. Hasan Aydın kemik erimesinin bilinmeyenlerini anlatıyor. 

Uzman Diyetisyen Yekbu Köseoğlu‘ndan K vitamini zengini vitaminler listesi… 

Fizyoterapi Uzmanı Canan Akar, kemik yoğunluğunu arttıran evde yapılabilecek basit egzersizleri gösteriyor.

Hepsi ve daha fazlası ‘Dr. Halit Yerebakan ile Hayatın Ritmi’nde…

Dr. Halit Yerebakan ile Hayatın Ritmi” programının tüm bölümleri ve diğer içerikleri için youtube sayfamızı da takip edebilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Bağışıklık

Bağışıklığı Korumak İçin Dengeli Beslenme Şart

Tarih:

on

Tüketilen  besinler bağışıklık sistemi üzerinde büyük bir etkiye sahip. Tek bir besin grubunun bağışıklık sistemini güçlendirmesi olası değil.

İnsan vücudu her gün milyonlarca mikroorganizmaya maruz kalır. Bu mikroorganizmaların kötü etkilerinden bağışıklık sistemimiz sayesinde korunuruz. İşlevini iyi bir şekilde yerine getiren bağışıklık sistemi, sağlığımızı sürdürmemiz açısından oldukça önemli. Peki, bağışıklık sistemimizi nasıl daha güçlü kılabiliriz?

Tükettiğimiz besinler bağışıklık sistemimiz üzerinde büyük bir etkiye sahip. Tek bir besin grubunun bağışıklık sistemimizi güçlendirmesi olası değil. Diyet, temelde tüm besin gruplarından yeterli ve dengeli bir biçimde oluşmalı. Yeterli miktarda vitamin ve mineral tüketimi, bağışıklık sistemini kuvvetlendirmenin kilit noktası dersek yanlış olmaz.

Vitaminler bağışıklığı destekliyor

Bağışıklık hücrelerinin büyümesi ve gelişmesine önemli ölçüde katkı sağlayan vitamin ve minerallerin başında, C vitamini, A vitamini, D vitamini, E vitamini, bakır, çinko, selenyum, folik asit ve demir gelir. Ayrıca kaliteli protein (amino asit glutamin dahil) bağışıklık için oldukça önemli.

Bu besinler bağışıklık sistemine; antioksidan görevi yapıp sağlıklı hücreleri koruyarak, bağışıklık hücrelerinin büyümesini ve aktivitesini destekleyip antikor üreterek yardımcı olur.

Meyve, sebze, kepekli tahıllar, baklagiller ve liften zengin diyetlerin, faydalı mikropların büyümesini ve korunmasını desteklediği biliniyor. Protein vücudun bağışıklık sisteminde iyileşme ve yenilenme açısından önemli rol oynar. Biyolojik değeri yüksek proteine, özellikle, süt, süt ürünleri, yumurta, deniz ürünleri, yağsız et, kümes hayvanları, fasulye, bezelye, soya ürünleri, tuzsuz fındık ve yağlı tohumlar gibi çeşitli protein kaynaklarına diyetimizde yer vererek bağışıklık sistemimizi destekleyebiliriz.

A vitamini

Ağız, mide, bağırsak ve solunum sistemindeki deri ve dokuları sağlıklı tutarak bağışıklık sistemini düzenlemeye ve enfeksiyonlara karşı korumaya yardımcı olur. Bu vitamini tatlı patates, havuç, brokoli, ıspanak, kırmızı dolmalık biber, kayısı, yumurta gibi gıdalardan veya “A vitamini ile zenginleştirilmiş” etiketli bazı gıdalardan sağlayarak diyetimize ekleyebiliriz.

C vitamini

Antikor oluşumunu uyararak bağışıklık sistemini destekler. Portakal, greyfurt ve mandalina gibi turunçgiller veya kırmızı dolmalık biber, papaya, çilek, kivi, domates suyu gibi yiyecekleri seçerek bu sağlıklı vitamini sıklıkla tüketerek bağışıklık sistemimizi güçlendirebiliriz. Ayrıca, işlenmiş gıdaların ağırlıklı olduğu, besin çeşitliliği bakımından sınırlı, vitamin ve mineral bakımından fakir diyetler, sağlıklı bir bağışıklık sistemini olumsuz yönde etkiler.

Bağırsak sağlığı ve bağışıklık birbiriyle derinlemesine bağlantılıdır. Fermente gıdalar ve probiyotikler, zararlı patojenlerin tanımlanmasına ve hedeflenmesine yardımcı olarak bağışıklık sistemimizi güçlendirir. Probiyotik gıdalar arasında; yoğurt, kefir, lahana turşusu, doğal olarak fermente edilmiş ürünler ve bazı peynir çeşitleri bulunur. Vücut direncini arttırmak adına diyette düzenli tüketilmeleri gerekir.

E vitamini

Antioksidan görevi yaparak bağışıklık fonksiyonunu destekler. Takviyeli tahıllar, ayçiçeği çekirdeği, badem, bitkisel yağlar (ayçiçeği veya aspir yağı gibi), fındık ve fıstık ezmesi ile diyetinize E vitamini ekleyebilirsiniz.

Çinko, bağışıklık sisteminin düzgün çalışmasına ve yaraların iyileşmesine yardımcı olur. Çinko; yağsız et, kümes hayvanları, deniz ürünleri, süt, tam tahıllı ürünler, fasulye, tohumlar ve kuruyemişlerde bulunur.

Omega-3’ün anti-inflamatuar özelliklere sahip olduğu bir süredir bilinirken, yeni araştırmalar bağışıklık sistemi hücrelerinin işleyişini etkileyerek bağışıklık sistemini daha da desteklediğini gösteriyor. Haftada 2-3 gün balık tüketerek omega-3 ihtiyacınızı karşılayabilirsiniz Ayrıca ceviz, chia tohumu, zeytinyağı, somon, keten tohumu, ve avokado gibi esansiyel yağ asitlerinden zengin sağlıklı yağlar, iltihabı azaltarak vücudunuzun patojenlere karşı bağışıklık tepkisini arttırır ve bağışıklık sistemini güçlendirir.

Yakın dönemde yapılan araştırmalar, rafine şeker ve kırmızı et bakımından zengin diyetlerin, sağlıklı bağırsak mikroorganizmalarında rahatsızlıkları teşvik edebileceğini ve bunun sonucunda bağırsakta kronik iltihaplanmaya sebep olarak bağışıklık sistemini negatif yönde etkileyeceğini gösteriyor. Son olarak rafine ve ilave şeker kullanımı, obezite, tip 2 diyabet ve kalp hastalığına önemli ölçüde katkıda bulunur. Bu kronik hastalıkların tümü bağışıklık sistemini baskılar. Şeker alımını düşürmek, iltihaplanmayı ve bu hastalıklara yakalanma riskini azaltır.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Beslenme

Şok Diyetlerin Zararlarını Biliyor musunuz?

Tarih:

on

Şok diyetlerin vücudunuza verdiği zararları duyunca çok şaşıracaksınız…

Covid-19 pandemi sürecinde uzunca bir süre fiziksel aktiviteden uzak kaldık.

Günlük rutinler değişti. Stres nedeniyle düzensizleşen yeme içme alışkanlıkları da pek çok kişide kilo alma gibi etkilere sebep oldu.

Bu durumla başa çıkmak ve eski formuna geri dönmek isteyenler kilo vermek için şok diyetlere yönelebiliyor. Ancak kilo verme sürecinde, özellikle şok diyet uygulamalarında dikkat edilmesi gereken önemli unsurlar var. Sizler için bir araya getirdik.

Sağlıkla kalın…

 

Sağlıklı yaşam konusunda bilinçlendirici içerik paylaşımı yaptığımız youtube sayfamızı görüntülemek için buraya tıklayabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar