Connect with us

Beslenme

Ramazanda En Az 3 Öğün Yemek Yiyin

Tarih:

on

Ramazanda En Az 3 Öğün Yemek Yiyin

Ramazan’da oruç tutarken beslenme alışkanlıklarımızın değişmesi, iftarda hızlı yemek yemek, sahuru atlamak ve düzgün bir öğün düzeni oluşturamamak vücudumuzu gereğinden fazla zorlayabiliyor. Eğer oruç tutmak için bu şekilde sağlıksız bir yol seçersek kilo alımı, yorgunluk,hazımsızlık, stres, uyku, baş ağrısı ve dehidratasyon gibi sağlık sorunları ortaya çıkabilir. Bu sebeple Ramazan’ı sağlıklı geçirmek istiyorsak bazı kurallara özellikle dikkat etmemiz gerekli. Öncelikle ramazanda en az 3 öğün yemek yiyin. Peki sıcakların kendini hisettirmeye başladığı bugünlerde oruç tutarken başka neler yapmalıyız? Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Elif Nida Zafer sağlıklı bir Ramazan için dikkat etmeniz gereken kuralları anlattı, önemli önerilerde bulundu.

ÇORBADAN SONRA 15 – 20 DAKİKA BEKLEYİN

Beslenme ve Diyet Uzmanı Elif Nida Zafer iftarda mideye aniden yüklenmenin hazımsızlık ve gaz gibi problemler oluşturabileceğini ve fazla kalori alımına neden olabileceğini belirterek şu önerilerde bulundu: “Bu yüzden iftara önce su, ayran ve çorba gibi sıvı gıdalarla başlayarak midenizi alıştırın. Ardından 15-20 dakika bekledikten sonra ana yemeğe geçin. Ana yemekte kızartma, kavurma gibi çok yağlı besinlerden uzak durun. Bunun yerine, yağsız et, tavuk ve balık gibi protein kaynaklarını hafta içinde çeşitlilik sağlayarak tüketin. Yanında mutlaka bir salata ve sebze yemeği tüketin. Dünya Sağlık Örgütü’nün önerdiği gibi, kalp sağlığınızı korumak için kırmızı et tüketimini de haftada 500 gramla sınırlı tutun.”

RAMAZANDA EN AZ 3 ÖĞÜN YEMEK YİYİN

Sadece tek bir öğünde, örneğin iftarda tüm besinleri birden tüketip ara öğün ve sahur yapmadan oruç tutmak size gün içerisinde baş ağrısı, halsizlik ve hipoglisemi gibi sağlık problemleri olarak geri dönebiliyor. Ayrıca oruç tutarken gün boyu alamadığınız, ancak vücudunuzun ihtiyacı olan besin öğelerini iftarla sahur arasında tamamlamalısınız. Bunun için öğün sayısını arttırarak azar azar ve sık sık yemelisiniz. İftar ve sahur dahil olmak üzere ramazanda en az 3 öğün yemek yiyin.

SAHURU MUTLAKA YAPIN

Sahura kalkmadan oruç tutmak, zaten uzun olan oruç süresini iyice uzatarak ihtiyacınız olan protein, karbonhidrat ve yağ gibi besin öğelerini yeterli almanızı önlüyor. Sahurda kahvaltıyı tercih edip hafif ama proteinden zengin (yumurta, peynir, yoğurt, süt…) ve tam tahıllı ekmek veya yulaf gibi besinler tüketin. Bu tarz bir sahur sizi hem tok tutar, hem de kan şekerinizdeki dalgalanmaları önleyerek gün içinde acıkmanızı engeller. Bunların yanı sıra rahat bir uyku da sağlar.

SUSATAN BESİNLERDEN KAÇININ

Sıcaklarda terle birlikte mineral kaybı da artıyor. Dolayısıyla Ramazan’da dikkat etmeniz gereken en önemli noktalardan biri, susatan besinlerden kaçınmak olmalı. Örneğin fazla miktarda tuz tüketmek ödeme yol açmasının yanı sıra susama hissini de artırıyor. Dolayısıyla salam, sucuk ve sosis gibi şarküteri ürünleri, turşu, tuzlu zeytin ve salamura ürünlerinden uzak durun.

BEYAZ EKMEK VE PİDEDEN UZAK DURUN

Beyaz ekmek, poğaça, pasta ve börek gibi yiyecekler yüksek glisemik indeksli olup kan şekerini aniden yükseltiyor ve doygunluk sağlamıyorlar. Bunların yerine tam tahıllı ekmek, bulgur pilavı veya kepekli makarna gibi sağlıklı karbonhidratlar kan şekerinizi dengeleyerek iftardan sonra tekrar acıkmanızı engelliyor. Yine un ve şeker gibi basit karbonhidrat içerdiği için kan şekerini hızla yükselten pideyi sadece tadımlık olarak tüketmeye özen gösterin. Örneğin, iftarda bir çeyrek kadar pide yemeniz yeterli olacaktır.

YEMEKLERİNİZ POSADAN ZENGİN OLSUN

Uzun süre açlıktan sonra kabızlık sorunu gelişebiliyor. Sağlıklı bir sindirim sistemi için sofranızdan posadan zengin tam tahıllar, kurubaklagil, salata, sebze ve meyveleri eksik etmeyin. Ayrıca ramazanda en az üç öğün yemen yiyin.

YAVAŞ YİYİN, İYİ ÇİĞNEYİN

Uzun saatler süren açlığın ardından iftarda mideye aniden yüklenmek gibi önemli bir hataya düşebiliyoruz. Besinlerin rahat sindirilmesi, doygunluğu sağlamak ve gereksiz kalori almamak için yemekleri yavaş yemeyi ve iyi çiğnemeyi alışkanlık haline getirin.

YETERLİ SU İÇTİĞİNİZDEN EMİN OLUN

Ramazanın sıcak havalara denk gelmesi, uzun süre aç kalmak ve iftar ile sahur arasındaki zamanın kısıtlı olması nedeniyle vücudumuz oldukça fazla su kaybediyor. Yaşamsal öneme sahip olan suyu yeterli içtiğinizden emin olun. Vücut ağırlığınızı 30-35 ile çarparak günlük almanız gereken sıvı ihtiyacını bulabilirsiniz. Örneğin 70 kilo ağırlığındaki bir kişinin günlük alması gereken sıvı 2100-2450 ml oluyor.

MEYVE SULARI VE GAZLI İÇECEKLERDEN UZAK DURUN

Gün boyu kaybettiğiniz sıvı ve mineralleri yerine koymak için sıvı kaynağı olarak maden suyu ve ayran tüketin. Kalorili olmaları nedeniyle meyve suyu içmemeye özen gösterin. Hem kalorisi yüksek olduğu hem de hazımsızlık oluşturabileceği için gazlı içeceklerden de uzak durun.

SÜT VE SÜT ÜRÜNLERİ TÜKETİN

Günlük kalsiyum ihtiyacınızı tamamladığınızdan emin olun. Yoğurt, süt ve ayran gibi kalsiyumdan zengin besinlere günde 2-3 porsiyon yer verin. Ayrıca yoğurt doğal probiyotik kaynağı olduğu için bağırsak florasına yarar sağlayarak sindirim sisteminin rahat çalışmasını sağlıyor.

TATLI YERİNE HURMA

Beslenme ve Diyet Uzmanı Elif Nida Zafer gün içinde açlığı tetiklemesi, kiloya yol açması ve susuzluk hissini arttırması nedeniyle Ramazan’da özellikle şerbetli tatlılardan kaçınmanız gerektiği uyarısında bulunuyor. Bunun yerine sütlü veya meyveli tatlıları tercih edebilirsiniz. Ancak bu tür tatlıları da haftada bir iki kereden fazla yemeyin. İftardan sonra oluşan tatlı isteğini hurmayla bastırabilir, fazla kalori alımını ve hiperglisemiyi engellemiş olursunuz. Tatlı yerine hurma-süt gibi bir öğün hem şeker ihtiyacınızı karşılar hem de sizi tok tutar.

KAHVE VE ÇAYI ABARTMAYIN

Fazla kahve ve çay tüketimi vücuttan sıvı kaybettiriyor. Ayrıca iftardan sonra içildiğinde, içinde bulunan kafeinin uyarıcı etkisinden dolayı uykusuzluk problemleri yaşatabiliyor. Kahve ve çayı fazla içmeyin ve yanında 1 bardak suyla tüketmeye özen gösterin.

Ramazanda dikkat edilmesi gerekenlerle ilgili diğer yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et
1 Comment

CEVAP BIRAKIN

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Beslenme

Hayatın Ritmi 88. Bölüm – Covid-19 Savunma Planı – Egzersiz Reçetesi – Kemik Erimesi

Tarih:

on

← ÖNCEKİ BÖLÜM                                                                       SONRAKİ BÖLÜM →

Covid-19 savunma planında bu bölümde sıra egzersiz reçetesinde. Bu egzersizleri evde kolaylıkla yapabilirsiniz. Ayrıca kemik erimesi hakkında merak ettiklerinizi de bu bölümde bulacaksınız.

Covid-19 savunma planının 3. günü…

Vücudumuzu koruyacak, evde yapabileceğimiz egzersizler neler? Hangi egzersiz akciğerlerimize faydalı? Dr. Halit Yerebakan Covid-19 savunma planına uygun basit ve sağlıklı hareketleri gösteriyor.  

Herkesi ilgilendiren teşhisi zor hastalık, kemik erimesi… İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Yaşar Küçükardalı, kemik erimesinin neden olabileceği hastalıkları açıklıyor.

Menopoz ve kemik erimesi arasındaki bağlantı ne? İç Hastalıkları ve Endokrinoloji Uzmanı Prof. Dr. Hasan Aydın kemik erimesinin bilinmeyenlerini anlatıyor. 

Uzman Diyetisyen Yekbu Köseoğlu‘ndan K vitamini zengini vitaminler listesi… 

Fizyoterapi Uzmanı Canan Akar, kemik yoğunluğunu arttıran evde yapılabilecek basit egzersizleri gösteriyor.

Hepsi ve daha fazlası ‘Dr. Halit Yerebakan ile Hayatın Ritmi’nde…

Dr. Halit Yerebakan ile Hayatın Ritmi” programının tüm bölümleri ve diğer içerikleri için youtube sayfamızı da takip edebilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Bağışıklık

Bağışıklığı Korumak İçin Dengeli Beslenme Şart

Tarih:

on

Tüketilen  besinler bağışıklık sistemi üzerinde büyük bir etkiye sahip. Tek bir besin grubunun bağışıklık sistemini güçlendirmesi olası değil.

İnsan vücudu her gün milyonlarca mikroorganizmaya maruz kalır. Bu mikroorganizmaların kötü etkilerinden bağışıklık sistemimiz sayesinde korunuruz. İşlevini iyi bir şekilde yerine getiren bağışıklık sistemi, sağlığımızı sürdürmemiz açısından oldukça önemli. Peki, bağışıklık sistemimizi nasıl daha güçlü kılabiliriz?

Tükettiğimiz besinler bağışıklık sistemimiz üzerinde büyük bir etkiye sahip. Tek bir besin grubunun bağışıklık sistemimizi güçlendirmesi olası değil. Diyet, temelde tüm besin gruplarından yeterli ve dengeli bir biçimde oluşmalı. Yeterli miktarda vitamin ve mineral tüketimi, bağışıklık sistemini kuvvetlendirmenin kilit noktası dersek yanlış olmaz.

Vitaminler bağışıklığı destekliyor

Bağışıklık hücrelerinin büyümesi ve gelişmesine önemli ölçüde katkı sağlayan vitamin ve minerallerin başında, C vitamini, A vitamini, D vitamini, E vitamini, bakır, çinko, selenyum, folik asit ve demir gelir. Ayrıca kaliteli protein (amino asit glutamin dahil) bağışıklık için oldukça önemli.

Bu besinler bağışıklık sistemine; antioksidan görevi yapıp sağlıklı hücreleri koruyarak, bağışıklık hücrelerinin büyümesini ve aktivitesini destekleyip antikor üreterek yardımcı olur.

Meyve, sebze, kepekli tahıllar, baklagiller ve liften zengin diyetlerin, faydalı mikropların büyümesini ve korunmasını desteklediği biliniyor. Protein vücudun bağışıklık sisteminde iyileşme ve yenilenme açısından önemli rol oynar. Biyolojik değeri yüksek proteine, özellikle, süt, süt ürünleri, yumurta, deniz ürünleri, yağsız et, kümes hayvanları, fasulye, bezelye, soya ürünleri, tuzsuz fındık ve yağlı tohumlar gibi çeşitli protein kaynaklarına diyetimizde yer vererek bağışıklık sistemimizi destekleyebiliriz.

A vitamini

Ağız, mide, bağırsak ve solunum sistemindeki deri ve dokuları sağlıklı tutarak bağışıklık sistemini düzenlemeye ve enfeksiyonlara karşı korumaya yardımcı olur. Bu vitamini tatlı patates, havuç, brokoli, ıspanak, kırmızı dolmalık biber, kayısı, yumurta gibi gıdalardan veya “A vitamini ile zenginleştirilmiş” etiketli bazı gıdalardan sağlayarak diyetimize ekleyebiliriz.

C vitamini

Antikor oluşumunu uyararak bağışıklık sistemini destekler. Portakal, greyfurt ve mandalina gibi turunçgiller veya kırmızı dolmalık biber, papaya, çilek, kivi, domates suyu gibi yiyecekleri seçerek bu sağlıklı vitamini sıklıkla tüketerek bağışıklık sistemimizi güçlendirebiliriz. Ayrıca, işlenmiş gıdaların ağırlıklı olduğu, besin çeşitliliği bakımından sınırlı, vitamin ve mineral bakımından fakir diyetler, sağlıklı bir bağışıklık sistemini olumsuz yönde etkiler.

Bağırsak sağlığı ve bağışıklık birbiriyle derinlemesine bağlantılıdır. Fermente gıdalar ve probiyotikler, zararlı patojenlerin tanımlanmasına ve hedeflenmesine yardımcı olarak bağışıklık sistemimizi güçlendirir. Probiyotik gıdalar arasında; yoğurt, kefir, lahana turşusu, doğal olarak fermente edilmiş ürünler ve bazı peynir çeşitleri bulunur. Vücut direncini arttırmak adına diyette düzenli tüketilmeleri gerekir.

E vitamini

Antioksidan görevi yaparak bağışıklık fonksiyonunu destekler. Takviyeli tahıllar, ayçiçeği çekirdeği, badem, bitkisel yağlar (ayçiçeği veya aspir yağı gibi), fındık ve fıstık ezmesi ile diyetinize E vitamini ekleyebilirsiniz.

Çinko, bağışıklık sisteminin düzgün çalışmasına ve yaraların iyileşmesine yardımcı olur. Çinko; yağsız et, kümes hayvanları, deniz ürünleri, süt, tam tahıllı ürünler, fasulye, tohumlar ve kuruyemişlerde bulunur.

Omega-3’ün anti-inflamatuar özelliklere sahip olduğu bir süredir bilinirken, yeni araştırmalar bağışıklık sistemi hücrelerinin işleyişini etkileyerek bağışıklık sistemini daha da desteklediğini gösteriyor. Haftada 2-3 gün balık tüketerek omega-3 ihtiyacınızı karşılayabilirsiniz Ayrıca ceviz, chia tohumu, zeytinyağı, somon, keten tohumu, ve avokado gibi esansiyel yağ asitlerinden zengin sağlıklı yağlar, iltihabı azaltarak vücudunuzun patojenlere karşı bağışıklık tepkisini arttırır ve bağışıklık sistemini güçlendirir.

Yakın dönemde yapılan araştırmalar, rafine şeker ve kırmızı et bakımından zengin diyetlerin, sağlıklı bağırsak mikroorganizmalarında rahatsızlıkları teşvik edebileceğini ve bunun sonucunda bağırsakta kronik iltihaplanmaya sebep olarak bağışıklık sistemini negatif yönde etkileyeceğini gösteriyor. Son olarak rafine ve ilave şeker kullanımı, obezite, tip 2 diyabet ve kalp hastalığına önemli ölçüde katkıda bulunur. Bu kronik hastalıkların tümü bağışıklık sistemini baskılar. Şeker alımını düşürmek, iltihaplanmayı ve bu hastalıklara yakalanma riskini azaltır.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Beslenme

Şok Diyetlerin Zararlarını Biliyor musunuz?

Tarih:

on

Şok diyetlerin vücudunuza verdiği zararları duyunca çok şaşıracaksınız…

Covid-19 pandemi sürecinde uzunca bir süre fiziksel aktiviteden uzak kaldık.

Günlük rutinler değişti. Stres nedeniyle düzensizleşen yeme içme alışkanlıkları da pek çok kişide kilo alma gibi etkilere sebep oldu.

Bu durumla başa çıkmak ve eski formuna geri dönmek isteyenler kilo vermek için şok diyetlere yönelebiliyor. Ancak kilo verme sürecinde, özellikle şok diyet uygulamalarında dikkat edilmesi gereken önemli unsurlar var. Sizler için bir araya getirdik.

Sağlıkla kalın…

 

Sağlıklı yaşam konusunda bilinçlendirici içerik paylaşımı yaptığımız youtube sayfamızı görüntülemek için buraya tıklayabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar