Günlük rutininizde yapacağınız birkaç küçük değişiklikle bağışıklıklığınızı güçlendirip, virüslerle savaşmada yardımcı olabilirsiniz. Son zamanlarda bağışıklık güçlendirme nasıl olur, neler bu sisteminin çökmesine sebep olur, yararlı vitaminler ve yapmamız gerekenler gibi farklı konularla sizlere bilgilerimi aktarmaya çalıştım. Bu yazımda markete gidip alışveriş yapmadan, herhangi bir vitamin ya da ilaç takviyesi almadan, mutfağa girip bir şeyler hazırlamadan yani hiç para harcamadan sadece alışkanlıklarımızda küçük değişiklikler yaparak virüslere karşı vücudumuzu nasıl destekleriz onu anlatacağım. Ayrıca bağışıklık sistemini güçlendiren besinler hakkında merak ettikleriniz varsa buraya tıklayıp ilgili yazımıza ulaşabilirsiniz.

Bağışıklık sistemimizi güçlendirmek güneşin doğuşunu izlemek kadar kolay!

Araştırmacılar, olumlu duyguların sağlık belirtileriyle bağlantılı olduğunu keşfetmişler. İyi duygular bağışıklık sistemine daha fazla çalışmasını söyleyen proteinler olan protein önleyici sitokinlerin seviyelerini düşürerek vücudun savunmasını artırabilir. Sitokinler hastalık ve enfeksiyonla savaşmak için yararlıdır ama vücudun etrafında savaşacak bir virüs yokken dolaşması pekte sağlıklı değildir. Vücutta yüksek seviyede bulunan sitokinler artrit, majör depresyon, diyabet, kalp rahatsızlığı ve Alzheimer hastalığı gibi rahatsızlıklara neden olabilir.
California-Berkeley Üniversitesi’nde yapılan bir deneyde, doğanın, sanatın, müziğin veya maneviyatın insanlara hissettirdiği gurur, sevinç ve memnuniyet gibi duygularla birlikte sitokinlerde şaşırtıcı bir azalma gözlemlenmiştir. Bu araştırmada öncelikle katılımcılardan gün içinde yaşadıklarını anlatmaları istenmiş sonrasında ağız içi dokularından örnekler alınmıştır. Yapılan analizde eğlence, hoşlanma, merhamet, memnuniyet, sevinç, sevgi ve gurur gibi en olumlu duyguları hissedenlerin sitokin miktarının en düşük seviyede olduğu saptanmıştır.
Birçok araştırma fiziksel yöntemlerle (yeterli uyku vb.) bağışıklık sistemimizi geliştirebileceğimizi söylerken bu araştırma psikolojik durumların bağışıklık sistemimizi etkilediğini konu alan ilk araştırmadır.  

Meditasyon

Daha önceki yazılarımı okumayanlar için bu bilgiyi tekrar paylaşmak istiyorum. Wisconsin Üniversitesinde yapılan bir çalışmada zihnimizin soğuk algınlığına yakalama ihtimalini % 40 ila %50 azaltabileceği ortaya çıkmıştır. Kış aylarında yapılan araştırmalarda meditasyon, yoga gibi ruhsal ve vücutsal dinginliğe ulaştıran egzersiz yapan kişilerin daha az hastalandığı ve stres oranları düştüğü için bağışıklık sistemlerinin bu süreçte daha kuvvetlendiği görülmüştür.

Ellerinizi iyi yıkayın

Ellerinizi gelişigüzel yıkadığınızda hastalıklara davetiye çıkartmış oluyorsunuz. Ellerinizi özenle yıkayın ve hasta olma riskinizi %16 azaltın. İyi bir el yıkama için elinizin tüm yüzeylerine sabun gelecek şekilde parmak araları dahil 20 saniye boyunca ellerinizi ovuşturun. Bunu söylüyor olmak komik biliyorum ama hala doğru bir el yıkamanın nasıl olduğunu bilmeyenler var. Eğer etrafınızda lavabo yoksa ellerinizi dezenfektanla temizlemekte işe yarayacaktır. Peki, el yıkamanın en kritik olduğu anlar hangileridir?1. Hasta olan biriyle ilgilenmeden önce2.Grip bir arkadaşınızın yanından ayrıldıktan sonra3.Yemek hazırlamadan önce4.Yemek hazırladıktan sonra5.Biraz önce hazırladığınız lezzetli yemeyi yemeden hemen önce J 

ATM’lerde işlem yapanlar dikkat!

Bankamatikler neredeyse her gün yolumuzun düştüğü ortak alanlardır. Dolayısıyla virüs potansiyeli de yüksektir. ATM’lerde işlem yaparken peçete ya da eldiven kullanırsanız virüsler eldivende kalacak dolayısıyla elinize geçmeyecektir. Tabi eldiveni çıkartırken ellerinizi kullanmaz ya da ellerinizi yüzünüze sürmezseniz. Ama size iyi bir haberim var soğuk havalarda virüsler bir günden sonra ölür sadece eldiveninizi iyi kuruttuğundan emin olun çünkü virüsler nemli ortamları çok sever.  

Sebzeler hastalıklara davetiye çıkartabilir

Sebze ve meyveler poşetlerinden çıkartıldıklarında yemeye hazır gibi gözükebilir ama birçok tarım ilacına, koruyucuya maruz kalır. Bu nedenle tüketilmeden önce dezenfekte edilmeleri çok önemlidir. Araştırmalar, üç bardak suya eklenen bir bardak sirkenin sebze ve meyve temizlemede etkili olabildiğini göstermiştir. Bakteriler çeşitli şekillerde meyve ve sebze içlerine sızabilir, sulama, organik gübreler ve tarla sularında bulunabilir. Sebzeleri bakterilerden korumanın en güçlü silahı sirke ile yıkamaktır. Araştırmalar sadece su kullanarak bakterilerin yüzde 98’ini yok edebildiğimizi gösteriyor. Dolayısıyla su iyi bir dezenfektan olsa dahi bakterileri tamamen ortadan kaldırmıyor. Bu nedenle sirkeli su yapmayı unutmayın!  

Mutfakta dikkat edilmesi gereken önemli husus çapraz bulaşmadır.

Daha önceki yazımda sizinle paylaştığım gibi çapraz bulaşma, farklı gruplardaki yiyeceklerin birbirine bulaşması ve birbirini çürütmesi olarak tanımlanabilir.

Peki, ne yapmamız lazım?  

  • Çiğ yiyeceklerle uğraştıktan sonra daima ellerinizi yıkayın.
  • Çiğ ve hazır yiyecekleri ayrı olarak saklayın.
  • Çiğ eti, buzdolabınızın altında, mühürlenebilir kaplarda saklayın, böylece diğer gıdalara bulaşamaz.
  • Çiğ yiyecekler ve hazır yiyecekler için farklı bir doğrama tahtası kullanın veya farklı yiyecek çeşitleri hazırlarken arada iyice yıkayın.
  • Çiğ yiyeceklerle kullandıktan sonra bıçakları ve diğer malzemeleri iyice temizleyin.
  • Çiğ et veya kümes hayvanlarını yıkamayın çünkü zararlı bakteriler kapsamlı pişirme ile öldürülürler ve yıkama, mutfağın çevresindeki zararlı bakterileri sıçratabilir.  

Halka açık tuvaletlere dikkat!

Ellerinizi kullanmadan tuvalet kapısını açıp kapamak zor olabilir. Bu esnada bir peçete size yardımcı olacaktır. Mikroplardan arınmak için lavabodan çıkmadan önce ellerinizi sabun ve ılık suyla iyice yıkamayı ve tuvalet kapısını açmak için kağıt havluyu ya da dirseğinizi kullanmayı unutmayın.

Korkutan hapşırıklar

Çoğumuz çevremizde biri hapşırdığında nefesini tutar ve bunun güvenli bir liman olduğunu düşünür ama eğer nefesinizi çok uzun süre tutmazsanız bu işe yaramayacaktır. Bunun sebebi bu küçük solunum hücrelerinin havada asılı kalabiliyor olmasıdır. O yüzden eğer nefesinizi tuttuysanız başka yöne doğru yönelin bu iş yarayabilir çünkü tükürük damlacıkları yalnızca 150 cm uzağa kadar gidebilir.

Bir işveren için ofiste hastalık belirtisi gösteren birine izin vermek zordur ama bu şekilde diğer çalışanlarında sağlığını riske atıyorsunuz. Çünkü sadece 4 saat sonra hasta bir çalışanın mikropları tüm ortak alanlarda ve birçok çalışanın elinde olabilir. İş yükünü nasıl hafifletebileceğinizi düşünün ve ona izin verin!

Ellerinizi yüzünüzden çekin!

Ellerinizi yüzünüze götürerek virüsleri gitmek istedikleri yere bırakmış olursanız. Elinizi yüzünüzden çekin! Kronik şekilde yüze dokunma bir hastalıktır. Eğer bu hastalığa sahipseniz mikroplar yüzünüzde, ağzınızda ya da burnunuzda rahatlıkla geziyor olabilir. Buda hastalıklara davetiye çıkartır.

Masum bir el sıkışma hastalıklara davetiye çıkartabilir

Hasta biriyle tokalaştığınızda onun elindeki bakterilerin çoğu sizin elinize geçecektir ki buda yüzünüze ulaşmasına az kaldı demektir. Hastalıkların %80 elden bulaşır. Eğer tokalaştıysanız da korkmayın yukarda da bahsettiğim gibi ellerinizi ılık su ve sabunla güzel bir şekilde dezenfekte etmeniz mikropları öldürmede yardımcı olacaktır. Yine de size önerim eğer hastaysanız karşınızdakini uyarın ve tokalaşmamayı deneyin.

Uyumak vücudumuz için çok önemlidir

Yapılan bir araştırmada 6 saat uyuyan bir kişinin 7 saat uyuyan kişiye göre hastalıklara yakalanma riskinin 4 kat daha fazla olduğu ortaya çıkmıştır. 5 saat uyuyanda durum daha da kötü hastalık riski 5,5 saate kadar çıkıyor. Uyku vücudumuz için en önemli doğal bağışıklık arttırıcılardandır.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.