Connect with us

Beslenme

Karnabahar Yaprakları Kanserden Koruyor

Tarih:

on

kanserden koruyor

Çağımızın en korkulan hastalığından korunmak için sağlıklı beslenmeye özen göstermelisiniz. Karnabahar, eski kaşar, balık ve bakliyat gibi besinler tüketmek kanserden koruyor. Ancak karnabaharı yeşil yapraklarıyla birlikte yemelisiniz.

Kanser, insan hayatını tehdit eden en önemli hastalıklardan biri haline geldi. Değişen yaşam koşulları, engellenemeyen dış etkenler ve beslenme şeklindeki hızlı değişim gibi nedenlerden dolayı kanserin görülme sıklığı her geçen gün artıyor. Kanser hakkında yapılan araştırmaların en günceli 2012 yılına ait. Araştırmada; 2012 yılında dünya genelinde 14 milyon kişiye kanser tanısı konduğu ortaya çıkmış. Bu hastalardan 8.2 milyonu hayatını kaybetmiş. Her geçen gün yeni bir kanser cinsiyle karşılaştığımız bilinen bir gerçek. En sık karşılaşılan kanser türleri; akciğer, prostat, bağırsak, mide, karaciğer, meme, bağırsak, rahim ağzı, akciğer ve rahim kanserleridir. Bunlardan akciğer, karaciğer ve mide kanserleri, ölüme sebep olan kanser tiplerinin başında geliyor. Bir araştırmaya göre; ülkemizde 2012 yılında 175 bin kişi kanser teşhisi almış ve yaklaşık 70 bin kişi kanser sebebiyle hayatını kaybetmiş.

YENGEÇ HASTALIĞI

Kadınlarda en çok meme, tiroit, bağırsak, rahim ve akciğer kanserlerine rastlanıyor. Erkeklerde ise en sık akciğer, prostat, bağırsak, mesane ve mide kanserleri görülüyor. Çağımızın en korkulan hastalığı olan kanser, Latince’de yengeç anlamına gelen crab sözcüğünden türetilmiştir. Kanser hakkında ilk araştırmaları yapan bilimadamları; bu hücrelerin yayılış biçiminden esinlenerek kıskaçlı bir yengeci andırdığını düşünüp hastalığa kanser ismini vermiş. Kanser, en basit tanımıyla hücrelerin rutin olarak gerçekleştirdiği bölünme ve çoğalma hareketlerinin kontrolsüz gerçekleşmesi ve bu durumun ilerlemeye başlaması sonucu sistemin kontrolden çıkmasıdır.

Sağlıklı bir insan vücudundaki (kas ve sinir hücreleri hariç) tüm hücreler; bölünme ve çoğalma özelliğine sahiptir. Bu yetenekleri sayesinde gün içerisinde ölen hücreler ya da yaralanan dokular yenilenir veya onarılır. Sistemin kusursuz işlemesi ve yaşamın sağlıklı devam edebilmesi için gereken bu akışın da bir sınırı vardır. Sağlıklı hücreler ne zaman bölünmesi, çoğalması gerektiğini bilirler ve bir hücrenin yaşamı boyunca bu işlemi kaç kez tekrar edebileceği bellidir. Bu bilinci kaybeden hücreler (mutasyona uğramış hücreler), kanser hücresi olarak tanımlanır. Kontrolsüzce bölünüp çoğalmaya başlayan kanser hücreleri, bir süre sonra birikmeye başlarlar. Biriken hücrelerin bir araya gelmesiyle oluşan yabancı yapı, tümör olarak adlandırılır. Tümörle dokuları sıkıştırarak tahrip edebilir, hatta içine sızabilirler. Tümörün de oluşmasıyla artık vücutta bulunan kanser hastalığı, tümörün zarar vermeye başladığı organın adıyla anılır ve uygun tedaviye başlanır. Kanser hücrelerini adeta içinde barındıran tümörler, bir süre sonra bu kontrolsüz hücreleri sızdırıp kan dolaşımı gibi yollarla uzakta bulunan diğer organ ya da dokulara ulaşmasına sebep olur. Bu da halk arasında ‘sıçrama’ (metastaz) olarak tanımlanan hadisenin gerçekleşmesine sebep olur.

PEYNİR TÜKETİN

Sağlıklı beslenerek kanserden yüzde 60-80 oranında korunabilirsiniz. Özellikle karnabahar, eski kaşar, balık ve bakliyat tüketip yeşil çay içmelisiniz. Amerikan Kanser Derneği’nin yaptığı araştırmada; karnabaharın kalın bağırsak ve mesane kanseriyle mücadelede son derece etkili olduğu belirtilmiş. Geleneksel karnabahar pişirme yöntemimize bakıldığında sebzenin yapraklarını kullanmadığımız görülüyor. Oysa kanserle mücadelede ihtiyacımız olan; alfa-tokoferol (E vitamini), caffeic asit, kaempfreol, phytic asit ve rutin adlı maddelerin sebzenin yeşil yapraklarında daha yoğun bulunduğu araştırmacılar tarafından gösterildi. Bu sebeple, karnabahar pişirirken yeşil yapraklarını da kullanmalısınız. Yapılan araştırmalara göre; eski kaşar peyniri (ve benzer yapıdaki peynirler) K2 vitamini açısından çok zengin. K2 vitaminin ispatlanan en belirgin özelliği ise kanser hücrelerinin bölünüp çoğalmasına olan yavaşlatıcı etkisidir. Elbette fazlasından zarar gelmez ama her gün iki ince dilim eski kaşar peyniri yemeniz kansere karşı mücadelede en iyi yardımcılarınızdan biri olacaktır. Araştırmalar; her gün yenen iki dilim eski kaşar gibi peynirlerin, akciğer ve prostat kanserine yakalanma riskini azalttığını gösterdi. Kanserle mücadele söz konusu olduğunda, yeşil çayı tercih etmeniz yararınıza olacaktır. Çayın hücre bölünmesi üzerindeki yavaşlatıcı etkisi, kanserle mücadeleye yardımcı olur. Her gün en az iki fincan yeşil çay içmeniz, mide kanserine karşı sizi korumada yardımcı olacaktır.

BAKLİYAT MUCİZESİ

Bakliyatın insan sağlığı üzerindeki faydaları saymakla bitmez. Bu besini, konumuz olan kanserle mücadele açısından incelediğimizde; içerdiği yoğun lifin sahip olduğu en önemli silah olduğunu söyleyebiliriz. Yapılan araştırmalar; bakliyatın içerdiği çözünebilir lif tipinin, kısa zincirli yağ asitleri üreterek oluşmakta olan kanser hücrelerinin büyümesini durdurmada, bazı durumlarda ise onu yok etmede son derece etkili olduğunu göstermiştir. Bakliyatın bir diğer önemli silahı ise; içeriğinde bulunan, kalsiyum, izoflavon ve folatlardır. Bunlar, kanserle mücadelede önemli bir etki gösterir. Yemek alışkanlıklarınız arasına, haftada üç kez (yaklaşık bir su bardağı) bakliyatı ekleyerek kolankanserine yakalanma riskinizi doğal yollarla azaltabilirsiniz

HAFTADA İKİ KEZ BALIK YİYİN

Araştırmalar, haftada iki öğün balık yemenin kalın bağırsak kanserine yakalanma olasılığını düşürdüğünü ortaya koyuyor. Son yıllarda yapılan araştırmalar göstermiştir ki; haftada beş kez ve daha fazla balık tüketenlerin kolon kanserine yakalanma riski, bir ve daha az öğünde balık yemeyi tercih edenlere göre yüzde 63 daha azdır. Daha az zararlı madde içereceği için küçük balıkları tercih etmenizde de yarar var. Yapılan araştırmalar sonucunda; dioksin adı verilen ve insan sağlığına son derece zararlı olduğu bilinen toksit maddenin kültür balıklarında 11 kat daha fazla bulunduğu da ortaya çıktı. Bu sebeple, doğal ortamında yetişmiş olan balık tüketmeye özen göstermelisiniz.

 Kanserle mücadelede nasıl beslenmemiz gerektiği hakkında bir başka yazımız için buraya tıklayın.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Beslenme

Hayatın Ritmi 88. Bölüm – Covid-19 Savunma Planı – Egzersiz Reçetesi – Kemik Erimesi

Tarih:

on

← ÖNCEKİ BÖLÜM                                                                       SONRAKİ BÖLÜM →

Covid-19 savunma planında bu bölümde sıra egzersiz reçetesinde. Bu egzersizleri evde kolaylıkla yapabilirsiniz. Ayrıca kemik erimesi hakkında merak ettiklerinizi de bu bölümde bulacaksınız.

Covid-19 savunma planının 3. günü…

Vücudumuzu koruyacak, evde yapabileceğimiz egzersizler neler? Hangi egzersiz akciğerlerimize faydalı? Dr. Halit Yerebakan Covid-19 savunma planına uygun basit ve sağlıklı hareketleri gösteriyor.  

Herkesi ilgilendiren teşhisi zor hastalık, kemik erimesi… İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Yaşar Küçükardalı, kemik erimesinin neden olabileceği hastalıkları açıklıyor.

Menopoz ve kemik erimesi arasındaki bağlantı ne? İç Hastalıkları ve Endokrinoloji Uzmanı Prof. Dr. Hasan Aydın kemik erimesinin bilinmeyenlerini anlatıyor. 

Uzman Diyetisyen Yekbu Köseoğlu‘ndan K vitamini zengini vitaminler listesi… 

Fizyoterapi Uzmanı Canan Akar, kemik yoğunluğunu arttıran evde yapılabilecek basit egzersizleri gösteriyor.

Hepsi ve daha fazlası ‘Dr. Halit Yerebakan ile Hayatın Ritmi’nde…

Dr. Halit Yerebakan ile Hayatın Ritmi” programının tüm bölümleri ve diğer içerikleri için youtube sayfamızı da takip edebilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Bağışıklık

Bağışıklığı Korumak İçin Dengeli Beslenme Şart

Tarih:

on

Tüketilen  besinler bağışıklık sistemi üzerinde büyük bir etkiye sahip. Tek bir besin grubunun bağışıklık sistemini güçlendirmesi olası değil.

İnsan vücudu her gün milyonlarca mikroorganizmaya maruz kalır. Bu mikroorganizmaların kötü etkilerinden bağışıklık sistemimiz sayesinde korunuruz. İşlevini iyi bir şekilde yerine getiren bağışıklık sistemi, sağlığımızı sürdürmemiz açısından oldukça önemli. Peki, bağışıklık sistemimizi nasıl daha güçlü kılabiliriz?

Tükettiğimiz besinler bağışıklık sistemimiz üzerinde büyük bir etkiye sahip. Tek bir besin grubunun bağışıklık sistemimizi güçlendirmesi olası değil. Diyet, temelde tüm besin gruplarından yeterli ve dengeli bir biçimde oluşmalı. Yeterli miktarda vitamin ve mineral tüketimi, bağışıklık sistemini kuvvetlendirmenin kilit noktası dersek yanlış olmaz.

Vitaminler bağışıklığı destekliyor

Bağışıklık hücrelerinin büyümesi ve gelişmesine önemli ölçüde katkı sağlayan vitamin ve minerallerin başında, C vitamini, A vitamini, D vitamini, E vitamini, bakır, çinko, selenyum, folik asit ve demir gelir. Ayrıca kaliteli protein (amino asit glutamin dahil) bağışıklık için oldukça önemli.

Bu besinler bağışıklık sistemine; antioksidan görevi yapıp sağlıklı hücreleri koruyarak, bağışıklık hücrelerinin büyümesini ve aktivitesini destekleyip antikor üreterek yardımcı olur.

Meyve, sebze, kepekli tahıllar, baklagiller ve liften zengin diyetlerin, faydalı mikropların büyümesini ve korunmasını desteklediği biliniyor. Protein vücudun bağışıklık sisteminde iyileşme ve yenilenme açısından önemli rol oynar. Biyolojik değeri yüksek proteine, özellikle, süt, süt ürünleri, yumurta, deniz ürünleri, yağsız et, kümes hayvanları, fasulye, bezelye, soya ürünleri, tuzsuz fındık ve yağlı tohumlar gibi çeşitli protein kaynaklarına diyetimizde yer vererek bağışıklık sistemimizi destekleyebiliriz.

A vitamini

Ağız, mide, bağırsak ve solunum sistemindeki deri ve dokuları sağlıklı tutarak bağışıklık sistemini düzenlemeye ve enfeksiyonlara karşı korumaya yardımcı olur. Bu vitamini tatlı patates, havuç, brokoli, ıspanak, kırmızı dolmalık biber, kayısı, yumurta gibi gıdalardan veya “A vitamini ile zenginleştirilmiş” etiketli bazı gıdalardan sağlayarak diyetimize ekleyebiliriz.

C vitamini

Antikor oluşumunu uyararak bağışıklık sistemini destekler. Portakal, greyfurt ve mandalina gibi turunçgiller veya kırmızı dolmalık biber, papaya, çilek, kivi, domates suyu gibi yiyecekleri seçerek bu sağlıklı vitamini sıklıkla tüketerek bağışıklık sistemimizi güçlendirebiliriz. Ayrıca, işlenmiş gıdaların ağırlıklı olduğu, besin çeşitliliği bakımından sınırlı, vitamin ve mineral bakımından fakir diyetler, sağlıklı bir bağışıklık sistemini olumsuz yönde etkiler.

Bağırsak sağlığı ve bağışıklık birbiriyle derinlemesine bağlantılıdır. Fermente gıdalar ve probiyotikler, zararlı patojenlerin tanımlanmasına ve hedeflenmesine yardımcı olarak bağışıklık sistemimizi güçlendirir. Probiyotik gıdalar arasında; yoğurt, kefir, lahana turşusu, doğal olarak fermente edilmiş ürünler ve bazı peynir çeşitleri bulunur. Vücut direncini arttırmak adına diyette düzenli tüketilmeleri gerekir.

E vitamini

Antioksidan görevi yaparak bağışıklık fonksiyonunu destekler. Takviyeli tahıllar, ayçiçeği çekirdeği, badem, bitkisel yağlar (ayçiçeği veya aspir yağı gibi), fındık ve fıstık ezmesi ile diyetinize E vitamini ekleyebilirsiniz.

Çinko, bağışıklık sisteminin düzgün çalışmasına ve yaraların iyileşmesine yardımcı olur. Çinko; yağsız et, kümes hayvanları, deniz ürünleri, süt, tam tahıllı ürünler, fasulye, tohumlar ve kuruyemişlerde bulunur.

Omega-3’ün anti-inflamatuar özelliklere sahip olduğu bir süredir bilinirken, yeni araştırmalar bağışıklık sistemi hücrelerinin işleyişini etkileyerek bağışıklık sistemini daha da desteklediğini gösteriyor. Haftada 2-3 gün balık tüketerek omega-3 ihtiyacınızı karşılayabilirsiniz Ayrıca ceviz, chia tohumu, zeytinyağı, somon, keten tohumu, ve avokado gibi esansiyel yağ asitlerinden zengin sağlıklı yağlar, iltihabı azaltarak vücudunuzun patojenlere karşı bağışıklık tepkisini arttırır ve bağışıklık sistemini güçlendirir.

Yakın dönemde yapılan araştırmalar, rafine şeker ve kırmızı et bakımından zengin diyetlerin, sağlıklı bağırsak mikroorganizmalarında rahatsızlıkları teşvik edebileceğini ve bunun sonucunda bağırsakta kronik iltihaplanmaya sebep olarak bağışıklık sistemini negatif yönde etkileyeceğini gösteriyor. Son olarak rafine ve ilave şeker kullanımı, obezite, tip 2 diyabet ve kalp hastalığına önemli ölçüde katkıda bulunur. Bu kronik hastalıkların tümü bağışıklık sistemini baskılar. Şeker alımını düşürmek, iltihaplanmayı ve bu hastalıklara yakalanma riskini azaltır.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Beslenme

Şok Diyetlerin Zararlarını Biliyor musunuz?

Tarih:

on

Şok diyetlerin vücudunuza verdiği zararları duyunca çok şaşıracaksınız…

Covid-19 pandemi sürecinde uzunca bir süre fiziksel aktiviteden uzak kaldık.

Günlük rutinler değişti. Stres nedeniyle düzensizleşen yeme içme alışkanlıkları da pek çok kişide kilo alma gibi etkilere sebep oldu.

Bu durumla başa çıkmak ve eski formuna geri dönmek isteyenler kilo vermek için şok diyetlere yönelebiliyor. Ancak kilo verme sürecinde, özellikle şok diyet uygulamalarında dikkat edilmesi gereken önemli unsurlar var. Sizler için bir araya getirdik.

Sağlıkla kalın…

 

Sağlıklı yaşam konusunda bilinçlendirici içerik paylaşımı yaptığımız youtube sayfamızı görüntülemek için buraya tıklayabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar