Sosyal Medya

Beslenme

Kanserle Mücadelede Beslenme

Halit Yerebakan

Yayınlanma:

,
kanserle mücadelede beslenme

Kanserle mücadelede en önemli silahınız; yediklerinizdir. Tedavinizin yanı sıra beslenmenize dikkat etmek ve antioksidandan zengin beslenmek kanserin ilerlemesini yavaşlatabilir.

Bilim adamları kazanılması zor ancak mümkün olan kanser mücadelesinde size güç katacak silahları araştırmaya devam ediyor. Kanserle mücadelede size destek olacak en önemli şeylerin başında, yedikleriniz geliyor. Elbette sadece beslenmenize dikkat etmeniz, kanseri yenmek için yeterli değil. Uzman doktorunuzun tavsiye ve takip ettiği tedaviyi aksatmamanız; yapmanız gereken ilk ve en önemli şeydir. Yapılan önemli araştırmalar, özellikle meyve ve sebze gibi besleyici ögeleri fazla olan gıdaların bazı kanser türlerinin ilerlemesini yavaşlattığını ve daha başlangıçta önlemeye yardımcı olabileceğini söylüyor. Bu yazımızın konusu, kanserle mücadelede beslenme hakkında.

KARA LAHANA TOKSİNLERİ ATIYOR

Brokoli, karnabahar, Brüksel lahanası ve kara lahana; aynı ailenin (crucfer) fertleridir. Yapılan araştırmalar bu sebzelerin, vücudun toksinlerden arınmasına yardımcı olduğunu gösteriyor. Kara lahana ve ‘akrabalarının’ kanserle mücadelede öne çıkmasının en önemli sebebi, tümörlerin büyümek için ihtiyaç duyduğu kanla beslenmeyi keserek kanser hücrelerini aç bırakmaya yardımcı olmalarıdır. Kara lahana aynı zamanda harika bir K, A ve C vitamini kaynağıdır ve aynı zamanda kronik hastalıklarla bağdaştırılan inflamasyonla da savaşır. Bilim adamları, bu gruptaki sebzelerin, kadınlarda görülen yumurtalık kanseriyle mücadelede öne çıktığını belirtiyorlar. Araştırmacılar, crucifer ailesine mensup sebzelerin kanserle savaşıcı özelliğinin, sadece yumurtalık kanseri değil meme ve diğer kanser türleriyle de alakalı olan temel karsinojenleri vücudun yok etmesine yardımcı olan izotiyosiyanat isimli bileşenlerle bağlantılı olduğunu düşünüyorlar. Sebzelerden beklenen faydayı elde etmek için doğru pişirme yöntemini kullanmanız gerekir. Kara lahanadan yeteri kadar faydalanabilmek için haşlamak yerine buharda ya da mikrodaolgada pişirmeniz ve pişirmeden önce mutlaka doğramanız tavsiye ediliyor. Peki kara lahanayı her gün mü yemelisiniz? Hayır. Haftada iki kez yaklaşık 70 gram tüketmeniz yeterli.

BEYAZ FASULYE DAHA ETKİLİ

Baklagiller; hem flavanoid, hem de kanser hücrelerinin büyümesini yavaşlatan ve kronik inflamasyonu azaltan diğer fitokimyasallar bakımından oldukça zengindir. Beyaz fasulyeler, kırmızı barbunyadan daha fazla kanserle savaşan diyet lifi içerirler. Beyaz fasulyeler veya diğer baklagilleri pişirerek kalın bağırsağın kansere neden olabilen hasarlı hücreleri yok etmesine yardımcı olan liflerle benzer görevi gören dirençli nişasta seviyesini artırmış olursunuz. Yapılan bir çalışmada; lif alımını günde 10 grama çıkarmanın, kolorektal kanser riskini yüzde 10’a kadar azaltmaya yardımcı olduğu görüldü. Haftada en az iki kere yaklaşık 100 gram fasulye (günlük lif ihtiyacınızın yüzde 20’si) tüketin.

KAHVE RAHİM KANSERİNDEN KORUR

Kahve, kültürümüzde yer edinmiş bir içecektir. Dünya genelinde birçok ülkede en çok tüketilen içeceklerin başında kahve geliyor. Faydasından çok lezzeti sebebiyle sayısız insan için adeta alışkanlık haline gelen kahve, rahim kanseriyle mücadelede öne çıkıyor. Yapılan araştırmalara göre; rahim kanseriyle mücadele etmek için günde dört fincan kahve içmek yeterli. Son zamanlarda yapılan bir araştırma, günde en az dört fincan kafeinli kahve içen kadınların günde bir fincandan az içen kadınlara oranla rahim kanserine yakalanma risklerinin yüzde 25 daha az olduğunu gösterdi. Ayrıca kahvenin, meme, rahim, böbrek, karaciğer, kolon ve prostat kanseri gibi kanser türleri riskini de azalttığı kanıtlandı. Kahve tüketmek yararlıdır çünkü belirli hücreleri kontrol altına alan kafeik asit ve kanserle savaşan antioksidan oranları daha yüksektir. Günde sadece bir fincan kahve içerek bütün kanser türleri riskinizi yüzde 3 oranında azaltabilirsiniz. Kahvenin kanserle savaşıcı özelliklerinden tamamen faydalanmak için günde üç fincan kadar tüketebilirsiniz. Tabii bu miktar sizi rahatsız etmiyorsa…

ÇAYINIZ YEŞİL OLSUN

Yeşil çay ve siyah çay arasındaki bilinen en önemli fark içerdikleri kafein miktarıdır. Siyah çayda kafein miktarı biraz daha yüksektir. Toplanmasının ardından kurutulma şeklindeki farklılık, iki çay arasındaki renk ve tat farkına sebep olan en önemli etkendir. Temelde aynı ‘bitki’ olması sebebiyle hangisini içebiliyorsanız onu tercih etmenizde hiçbir sakınca yoktur. Ancak yeşil çay, antioksidan açısından siyah çaya oranla daha zengindir. Bu sebeple kanserle mücadele söz konusu olduğunda, yeşil çayı tercih etmeniz yararınıza olacaktır. Çayın hücre bölünmesi üzerindeki yavaşlatıcı etkisi, kanserle mücadelede yardımcı olmasını sağlar. Her gün en az iki fincan çay içmeniz, mide kanserine karşı sizi korumada yardımcı olacaktır.

SOĞAN VE SARIMSAK YEMEKTEN KORKMAYIN

Günlük hayatın koşturması ve devamlı insanlarla bir arada olma zorunluluğu, çevremizdekileri rahatsız edici kokulara maruz bırakma riski; soğan ve sarımsak gibi yiyeceklerden uzak durmamızı emretse de bunların sayısız faydaları mutlaka tüketmemiz gerektiğini hatırlatıyor. Son yıllarda özellikle soğan üzerine sayısız araştırma yapıldı. Soğanın içeriğinde bulunan quercetin adlı madde, özellikle kanserle mücadelede son derece etkili. Drug Metabolism and Disposition adlı dergide yayımlanan bir araştırma; takviye quercetin maddesi alımının kanser hücrelerinde kendiliğinden gerçekleşemeyen -doğal hücre ölümü olarak tanımlayabileceğimiz- apoptosisi teşvik ettiğini göstermiştir. Benzer araştırmaların vardığı ortak kanıya göre; doğal bir mucize sayılabilecek bu madde, özellikle akciğer, kolon ve prostat kanseri üzerinde son derece etkili bulunmuş. Mide kanserleri ya da şüphesi olanlar, daha çok kırmızı soğanı tercih etmeliler.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Beslenme

Ramazan Bayramı’nda Tatlı Tüketimi

Basın Bülteni

Yayınlanma:

,

Ramazan Bayramı’nda Tatlı Tüketimi

Ramazan’ın son günlerine gelirken sofralarda esen bayram havasının rehavetine katılmayıp, özellikle şekerli gıdaların tüketimine dikkat edilmesi gerekir. Ramazan Bayramı’nda tatlı tüketimi, yüksek tansiyon, şeker hastalığı gibi sorunlara yol açabilir.

Ramazan ayının sonuna gelirken mutfaklarda bayram havası esemeye başladı. Tatlılar, kekler, börekler sofralardaki yerini almaya hazırlanırken şekerli gıdaların tüketilmesi konusunda çok dikkatli olmak gerekiyor. Günümüzde kalp ve damar sorunlarının toplumda en sık görülen hastalıklar olma özelliği taşıyor. Acıbadem Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Cem Arıtürk, “Genetik miras, sigara içmek ve yüksek tansiyon kalp damar hastalıkları denince akla gelen en önemli sebepleri oluşturuyor. Bununla birlikte gereğinden fazla şekerli gıdaları tüketmek hem direkt hem de yüksek tansiyon, şişmanlık ve şeker hastalığı gibi bazı dolaylı etkileriyle kalp damar sistemi açısından olumsuz etkilere neden oluyor.” dedi.

Tatlılardan Çok Meyve Tüketin

Günümüzde günlük ihtiyacın üzerinde şeker tüketilmesi sonucunda, vücutta yağ depolanmasının arttığı, vücudun insülin rezervlerinin tüketilerek şeker hastalığına yakalanma olasılığının arttığı ve yüksek tansiyona yakalanmanın kolaylaştığı ispatlanmış durumda. Bunun yanında şekerin damarlar üzerindeki direkt olumsuz etkileri de biliniyor. Bu yüzden hastalığı olsun olmasın herkesin gereğinden fazla şeker tüketimi konusunda dikkatli olması gerekmektedir. Bir genelleme yapmak gerekirse börek, pasta, baklava gibi karmaşık şeker içeren tatlılardan çok meyve ve sebzeler gibi basit şeker içeriği olan gıdalar tercih edilmeli. Benzer bir hatırlatmayı içecekler konusunda da yapmakta fayda var. İçeriğinde şeker barındıran konsantre meyve suları, gazlı içecekler yerine saf meyve sularını tercih etmek sağlık açısından daha akılcı.

Özellikle 1 ay boyunca yeme içme konularının öne çıktığı Ramazan ayının ardından, bayram döneminde aşırı miktarda ve bol şekerli gıdaların tüketilmesi çok tehlikeli. Yukarıda bahsettiğim olumsuz etkilerinin yanında Ramazan ayı boyunca dinlenmiş olan mide-barsak sistemine getireceği aşırı yükten dolayı, bu dönemde beslenme konusuna dikkat etmek gerekiyor” dedi.

Ramazan Bayramı’nda tatlı tüketimi konusunda bir diğer yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku...

Beslenme

Ramazan Bayramı’nda Sağlıklı Beslenme

Basın Bülteni

Yayınlanma:

,

Ramazan Bayramı'nda Sağlıklı Beslenme

Ramazan ayının sona ermesi ile oruç tutarken değişen beslenme düzenimizin normale dönmesine yardımcı olmak ve özellikle bayramda aşırı tatlı, kızartma, yağlı tüketmekten kaçınmamız gerekir. Ramazan süresince değişen düzene alışan sindirim sisteminin bayramda iyice zorlanması sağlık sorunlarına yol açabilir. Memorial Ankara Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Dyt. Emine Yüzbaşıoğlu, Ramazan Bayramı’nda sağlıklı beslenme konusuyla ilgili bilgiler verdi.

Bayram Sabahı Hafif Bir Kahvaltıyla Güne Başlayın

Bayram sabahı bütün sevdiklerimiz yanımızda olduğu için onları en iyi şekilde ağırlamak isteriz. Ancak aklınıza hemen kızartmalar, hamur işleri, börekler çörekler gelmesin. Bu tür ağır yiyecekler yerine mideyi yormayacak sizi güne hazırlayacak sağlıklı kahvaltılıklar seçilmelidir. Peynirli omlet, menemen, mantarlı omlet, tam buğday unuyla hazırlanmış krep, tost çeşitleri, soslu sebze sote sağlıklı kahvaltılar için örnek sayılabilir. Unutulmamalıdır ki güzel bir sunumla servis edilen bu sağlıklı tercihler sevdiklerinizi mutlu edecektir.

Öğle ve Akşam Yemeği Menülerini Dikkatli Seçin

Sağlıklı bir kahvaltıyla güne başladıktan sonra diğer öğünlerde de aynı hassasiyet gösterilmelidir. Öğlen yemeği et ise akşam sebze olmalı pişirme yöntemi olarak kızartmadan kaçınılmalıdır. Çorba, salata, yoğurt ana yemeklerin yanında mutlaka yenmeli, pilav ve makarnadan kaçınılmalıdır. Özellikle tatlı yemekten uzak durulmalıdır. Tatlı yenilecekse eğer sütlü tatlılar tercih edilmelidir. Yemek saatlerine de özen gösterilmelidir. Öğün geciktiğinde veya atlandığında şeker düşmesine (hipoglisemi) bağlı olarak tatlı tüketim isteği artarken, yemek porsiyonları büyüyecektir. Bayram da en sık olarak karşılaşılan bu durumu azaltmak için bayram ziyaretleri mümkün olduğu kadarıyla öğün saatlerine göre planlanmalıdır.

Asitli İçecek ve Hazır Meyve Suyu İkram Etmeyin

Bayramda, su tüketimi hem ramazan sonrası olması, hem de havaların sıcak olması sebebiyle bir kat daha önem kazanmaktadır. Yetersiz su tüketimi vücutta elektrolit dengesini bozacağından beraberinde baş dönmesi, yorgunluk halsizlik gibi şikayetleri beraberinde getirecektir. Günlük su ihtiyacı 2-2,5 litre olup, su dışında içilen hiçbir içeceğin suyun yerini almayacağı unutulmamalıdır. Bayramda su dışında bitki çayları, sütlü kahveler, ayran, komposto gibi içecekler tercih edilmeli; asitli içeceklerden ve hazır meyve sularından uzak durulmalıdır.

Her Ziyaretinizde İkram Kabul Etmeyin

İkramı ve ısrarı seven kültürümüz nedeniyle bayramlarda hipertansiyon (tansiyon yükselmesi), hiperglisemi ( şeker yükselmesi) , reflü, taşikardi gibi ciddi sağlık sorunlarıyla sık karşılaşılmaktadır. Bayram ziyaretlerinde gelen ikramlık tabaktan tercih yaparak bu sorunu ortadan kaldırabilirsiniz. Örneğin gittiğiniz bir ziyarette dolmayı tercih ediyorsanız, diğerinde tatlıyı, diğerinde böreği tercih ederek hem ikram eden kişiyi kırmamış hem de midenizi yormamış olursunuz. Tercih ettiğiniz ikramların porsiyonlarına dikkat etmeyi de ihmal etmemelisiniz. Israrı seven ikram sahiplerini kırmadan reddetmeye çalışmalı, sağlık problemlerinizi öne sürerek onu ikna etmeye çalışmalısınız.

Şerbetli Yerine Sütlü Tatlıları Seçin

Bayram dediğimizde ilk akla gelen tatlı baklavadır. Günler öncesinden hazırlanan, şerbetlenen tatlılar misafirlere sunulmak için evlerdeki yerini almaktadır. Ancak karbonhidrat ve yağ içeriği çok yüksek olan baklava tüketimi, hem içeriği hem de ramazanda yavaşlayan metabolizmanın etkisiyle daha fazla kilo alımına sebep olmaktadır. Bu sebeple hem hazırlayacağımız tatlılarda, hem de tükettiğimiz tatlılarda sütlü tatlıyı tercih ederek daha sağlıklı bir tercih yapmış oluruz.

Bayram Alışverişinde Aşırıya Kaçmayın

İkramı seven bir toplum olduğumuzdan, bayram alışverişi günler önce başlar ve bol bol yapılır. Ancak beklenen sayıda misafir gelmediğinde kalan tatlılar, ev sahipleri tarafından boşa gitmesin düşüncesiyle tüketilir. Hem dışarda, hem evde bu kadar tatlı tüketimi bayramda sağlık sorunları yaşatabileceği gibi, hızlı kilo alımına da neden olacaktır. Bu sebeple alışverişi az miktarda yapıp, bittikçe alınması çok daha uygun olacaktır.

Bayramda Basit Egzersizlere Vakit Ayırın

Bayramda beslenme alışkanlığının tamamen değişmesinin yanında fiziksel aktivite bir o kadar azalır. Sabah kahvaltısıyla başlayan yemek yeme isteği geceye kadar devam ederken, bayramda spor mu olur düşüncesi bizi hareketsizliğe iter. Bu düşünce enerji alımıyla, harcanması arasındaki dengeyi bozacağından, bayramda kilo alımı artar. Alınan enerjiyle, harcanan enerji dengesini kurmak için bayramda en azından yürüyüş için fırsat oluşturulmalıdır.

Ramazanda beslenme ile ilgili bir diğer yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku...

Beslenme

Hurmadan Sonra Su İçin

Basın Bülteni

Yayınlanma:

,

hurmadan sonra su için

Ramazan ayında sofraların baş tacı olan “Hurma” oldukça sağlıklı bir tatlı alternatifidir. Ancak her tatlıda olduğu gibi diş sağlığınız için sizi tedirgin edebilir. Diş çürümesine neden olmaması için hurmadan sonra su için. Diğer öneriler ise…

Tıpkı hurmada olduğu gibi doğadan gelen bazı şekerler, diş minesini güçlendirir ve onları plağa karşı korur. Diş Hekimi Pertev Kökdemir, Ramazan ayında sofralarımızda daha fazla yer alan hurma ile ilgili bilgiler verdi: “Her ne kadar dişlerimiz için sağlıklı bir besin olsa da, üst üste tüketilip dişler fırçalanmadığında hurma da diğer yiyecekler gibi çürüklere sebep olabilir. Hurma yedikten sonra ağız su ile çalkalanmalı, dişler 30 dakika sonra fırçalanmalıdır.” dedi.

Lifli Yapısından Dolayı Tok Tutar

Diş Hekimi Pertev Kökdemir, “Çocuklara, özellikle de 3 yaşından küçük çocuklara hurma verilirken dikkatli olunmalıdır” diyerek aileleri şu sözlerle uyardı: “Hurma sert ve lifli bir yapıya sahiptir. Sert yapısından dolayı dişleri yeteri kadar gelişmemiş çocuklar hurmayı yeteri kadar çiğneyemezler, hem de bağırsakları bu kadar lifli bir yapıyı sindirmeye hazır değildir. Ama hurmanın şöyle bir güzel özelliği vardır; lifli yapısından dolayı tok tutar, ayrıca birçok vitamin ve mineral içerir. Erişkinlerin de kararında tüketmesi önerilir.”

Diş İpini İhmal Etmeyin

Kökdemir, “Hurma ne kadar sağlıklı bir besin olursa olsun; ne yerseniz yiyin, ağız ve diş bakımınızı aksatmayın” diyor ve uyarıyor; “Her iftardan ve sahurdan sonra dişlerinizi en az iki dakika boyunca fırçalayın. Diş ipini de ihmal etmeyin. Diş ipi kullanmazsanız, dişlerinizi eksik temizlemiş olursunuz. Diş ipi, diş çürüklerini önlemede önemli bir yer tutuyor.”

Gargaraya Güvenmeyin, Bitkilerden Yararlanın

“Ağız kokusunu engellemek için gargaralara güvenmeyin, bitkilerden yararlanın” diyen Diş Hekimi Pertev Kökdemir, “Maydanoz, nane, zencefil, dereotu, ada çayı, tarçın, yeşil çay, okaliptüs, kakule, kişniş ağız kokusuna iyi gelir. Kimi çiğ şekilde çiğnendiğinde, kimisi de çay şeklinde demlenip içildiğinde ağız kokusunun önüne geçer. Sahurda bir bardak soğuk süt içilmesi de kokuyu azaltır” dedi.

Hurmanın sağlığa faydaları ile ilgili bir diğer yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku...

Öne Çıkanlar

www.dryerebakan.com Sadece bilgilendirme ve sağlık bilgilerinin eğlenceli olarak aktarılmasını amaçlamaktadır, teşhis veya tedavi için bir alternatifi değildir. Doktorunuz yerine geçmeyi yada Doktorunuzun size uyguladığı tedavi yerine geçmeyi hedeflememektedir. Web sitesi içeriğinden dolaşan tüm kullanıcılar, Kullanım Koşulları ve Gizlilik Kurallarını otomatik olarak kabul etmiş sayılır.

İletişim: info@dryerebakan.com

Copyright © 2017 DrYerebakan.com.