Connect with us

Haberler

Alzheimerı Sanatla Yeniyor!

Tarih:

on

alzheimerı sanatla

Alzheimer, Türkiye’nin en önemli sağlık sorunlarından biri… Hastaları olduğu kadar hasta yakınlarını da olumsuz ekleyen bir sağlık sorunu. Türkiye’de bu rahatsızlıklardan muzdarip 400 bin hastadan biri olan 77 yaşındaki Mahir A.’nın 3 yıl boyunca verdiği mücadelede en büyük destekçisi tüm zorluklara katlanan 70 yaşındaki eşi Hidayet A. Oldu. Hidayet A., 45 yıllık eşini bakımevine bırakmayı hiç düşünmedi. Kendi evini bakım merkezi haline getirmesinin yanı sıra eşinin en sevdiği resimleri yaparak ve Ud eşliğinde onunla şarkılar söyleyerek Alzheimerı sanatla yenmenin mücadelesini veriyor.

Türkiye’de 65 ve üstü 400 binin üzerinde yaşlı, Alzheimer hastalığının pençesinde. Yaklaşık 800 binin üstünde aile ise bu hastalılıkla mücadele ediyor. Hastalar kadar hasta yakınları üzerinde de çeşitli psikolojik izler ve etkiler bırakan bu hastalığın kesin bir tedavisi bulunmuyor. Bıraktığı kalıcı izleri silmekse hiç kolay değil. Alzheimerı ilk kez 45 yıllık eşi bu hastalığa yakaladığında tanıyan 70 yaşındaki Hidayet A (Hanım) da, 77 yaşındaki eşi Hidayet A’da hafıza kaybına neden olan, sosyal hayattan ve aile hayatından bir anda koparan hastalıkla 3 yıl önce mücadele etmeye başladı. Hayatındaki her şeyden vazgeçti, yaşadığı çaresizliğe ve tükenmişliğe rağmen eşini bir hastaneye veya bakımevine vermeyi hiç düşünmedi. Profesyonel bir destek aldığı evde bakım modeli sayesinde evini eşi için bir bakımevine çevirdi. Bu sayede normal hayatına da geri dönen ve aynı zamanda sanatsal çalışmalar yapan Hidayet Hanım, en büyük ilacı moral olan hastalıkla mücadele etmek için eşinin en sevdiği resimleri yaptı, Ud çalarak sevdiği şarkıları ona yeniden hatırlattı. Hastalıkla baş etme gücünü sanattan aldı. Alzheimer’a 74 yaşında yakalanan ve hastalık nedeniyle artık eşini tanıyamayan Mahir A ise eşinin verdiği destek sayesinde 77 yaşında onu yeniden hatırlamaya başladı.

Alzheimerlı eşi için yaptığı resimleri sergi salonunda sergileyecek

Eşinin hastalığıyla sevgi ve sabırla mücadele ettiğini belirtken Hidayet A, yaşadığı süreci şöyle anlattı: “Eşim çok neşeli, eğlenceli biriydi. Bu hastalığa yakalandığında ise biranda değişti. Hafıza kaybı yaşamaya başladı, beni tanıyamaz hale geldi. Alışkanlıkları değişti, dışarıya çıkmıyordu, hijyene önem veren biri olmasına rağmen suya dokunmuyor ve yıkanmıyordu. Kısa süreli bir şok yaşadım. Doktora gittiğimde eşimin Alzheimer olduğunu öğrendim. İlaç tedavisini denedim ancak eşim normal hayatından, eski neşesinden çok uzaktaydı. Ardından sosyal hayatın ve aile hayatının bu hastalığın yavaşlatılmasında önemli olduğunu öğrendim. Eşimi kimseye emanet etmeden evde bakmaya karar verdim. En büyük ihtiyacım bana yardım edecek ve destek olacak birilerinin yanımda olmasıydı. Bu esnada çevremdekilerin de önerisiyle evde bakım hizmeti almaya başladım. Evde bakım hekimi Dr. Tayyar Vardar ve ekibindeki hemşirelerin desteğiyle eşim 2-3 yıllık bir aradan sonra normal hayatına dönmeye başladı. Artık yemek yiyor, yıkanıyor hatta iki yıldır hiç adım atmadığı dışarıya da çıkabiliyordu. Ben de kendisi için sevdiği resimleri yaparak zihinsel ve ruhsal anlamda destek olup hastalıkla mücadele etmeye devam etti. Birlikte şarkılar da söylüyorduk. Bu sayede beni unutmuyordu. Şimdi ise eşim için yaptığım tüm resimleri bir sergi salonunda sergilemeye hazırlanıyorum.”

Alzheimer hastalığını evde bakım uygulaması yavaşlatıyor

Alzheimer’ın geniş bir kitleyi ilgilendiren önemli bir sağlık sorunu olduğunu belirten Medical Center Evde Bakım Hekimi Dr. Tayyar Vardar, Alzheimer hastalığının ilerleyen dönemleriyle ailelerin baş edemediğini, depresyonla beraber tükenmişlik yaşadıklarını ve bu nedenle profesyonel desteğe ve gözleme ihtiyaç duyduğunu ifade etti. Tayyar Vardar şöyle konuştu: “Alzheimer hasta yakınlarının %60’ında tükenme ve depresyon mevcuttur. Hastalığının ilerleyen dönemlerinde aile yakınları hastalıkla mücadele etmekte zorluklar yaşıyorlar ve bu yüzden hasta için sürekli olarak bir bakıma ihtiyaç duyuyorlar. Bu anlamda evde uygulanan evde sağlık modeli Alzheimer hasta yakınlarının umudu haline geldi. Hasta yakınları hastalarının bir bakımevine bırakmaktansa kendi evlerinde profesyonel destek alıp süreci takip edebiliyor ve sürece dahil olabiliyorlar.  Evde bakım modeli ile Alzheimerlı hastanın ihtiyaç duyduğu bakımı yerine getirilirken aile yakınlarına hastanın müzik veya resim gibi eski hobilerini tekrar hatırlatıp, ilgi ve sevgilerini göstererek moral ve huzurlu bir ortam sağlamaları kalıyor.

Bu nedenle evde sağlık hizmeti Alzheimer hastalarının hastalığı hem yavaşlatılıyor hem de hastanın yaşam koşulları iyileştiriliyor. Hasta yakınlarının ise bu süreçten en az etkilenmesini sağlanıyor. Biz de Medical Center Evde Bakım ve Sağlık Hizmetleri olarak hastanın gereksinimleri doğrultusunda hazırladığımız bakım planı sayesinde hastayı kendi evinde kontrol altında tutarak hayatına devam edebilmesini sağlarken, hastalığın hasta yakınları üzerinde yarattığı olumsuz etkileri yüzde 20’lere düşürebiliyoruz.”

Alzheimer ile savaşmanın farklı yöntemlerinden bahsettiğimiz yazımızı okumak için buraya tıklayabilirsiniz.

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

CEVAP BIRAKIN

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Aile Sağlığı

Dr. Öz ve Dr. Yerebakan ABD ve Türkiye’de ki son durumu değerlendiriyor…

Tarih:

on

• ABD’de alınan tedbirler ve son durum nedir?

• Herhangi bir ilaç için planlama ve gelişme var mı?

• Kendinizi ve ailenizi korumak için ne gibi önlemler alıyorsunuz? Evlere bir şekilde virüs girme imkanı var mı?

• El yıkamada sabun mu, dezenfektan mı daha iyi?

• İnsanlarda stres ve paranoya arttı, evde nasıl vakit geçirmeliyiz?

• Evde kalırken çocuklar ve ebeveynler için önerileriniz neler?

• Nasıl bir gelecek bizi bekliyor? Virüs kaybolacak mı?

 

*Bu videonun çekim tarihi 22 Mart 2020’ dir. Kısa zaman aralıkları ile güncel gelişmeleri içeren yeni değerlendirme videolar hazırlayıp, sizleri bilgilendirmeye devam edeceğiz.

 

Sağlıklı yaşam konusunda bilinçlendirici içerik paylaşımı yaptığımız youtube sayfamızı görüntülemek için buraya tıklayabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Aile Sağlığı

Coronavirüs dokunduğunuz yüzeylerde 3 güne kadar yaşayabilir…

Tarih:

on

New England Journal of Medicine’da Mart başında yayınlanan çalışmanın sonuçları çarpıcı! Bu çalışmaya göre virüsün hava yoluyla yayılabileceği ve doğrudan kişiden kişiye temasın yanı sıra, enfekte olmuş kişilerin dokunduğu yüzeylerden de bulaşabileceği gösterildi.

Dr. Yerebakan sizler için bu araştırmayı inceledi…

Sağlıklı yaşam konusunda bilinçlendirici içerik paylaşımı yaptığımız youtube sayfamızı görüntülemek için buraya tıklayabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Beslenme

Enerji ve Mutluluk Veren Besinler

Tarih:

on

mutluluk veren besinler

Günümüzün insanlarının en büyük sorunlarından ikisi, hiç şüphesiz ki yorgunluk ve mutsuzluk. İş temposu, trafik, gürültü, şehir hayatı ve daha pek çok stres kaynağı gün içinde bizleri yorgun ve mutsuz kılabiliyor. Ancak bazı yaşam tarzı değişiklikleri ve size mutluluk veren besinler ile oluşturulan doğru bir beslenme programı keyfinizi yerine getirebilir. Memorial Bahçelievler Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Dyt. Aslıhan Altuntaş, enerji ve mutluluk veren besinler hakkında konuştu.

Mutluluk hissi besini gördüğümüz anda başlıyor

Sağlıklı beslenmenin özellikle de bazı besinlerin mutlulukla yakından ilgisi bulunmaktadır. Bazı insanlar yaşamak için yediğini bazılarıysa yemek için yaşadığını ifade etmektedir. Kişinin yemek yediği zaman mutlu hissetmesi ya da sevdiği bir besini yediğinde mutlu olması bir tesadüf değildir.  Bu besinler daha görüldüğü anda kişinin vücudunda birtakım kimyasal değişimler olmasını sağlar, fiziksel olarak bedeni ve beyni uyararak bireyi mutlu eder. Bunu da vücutta mutluluk hormonu olarak bilinen serotoninin ve dopaminin salgılanmasını sağlayarak yapmaktadır. Hemen herkesin yediğinde mutlu olduğunu ifade ettiği çikolata da bunlardan biridir.

Mutluluk veren besinlerden doğru yararlanmak için miktara dikkat edin

Dengeli ve yeterli bir beslenme programı ile birlikte bu besinleri tüketmek depresyona bile iyi gelmektedir. İşte mutluluk veren 5 önemli besin…

YUMURTA

En değerli protein kaynaklarından biri olan yumurta aynı zamanda mutluluğunda kaynağı olarak da bilinmektedir. Kişide herhangi bir sağılık problemi yoksa her gün 1 yumurta ile kahvaltı yapabilir ve güne mutlu başlayabilir. Ancak mutluluk etkisini daha da artırmak için yanında 3 yemek kaşığı lor peyniri ve 1 dilim yulaf veya çavdar ekmeği de tüketilebilir. Yumurta gün içinde seçilebilecek herhangi bir öğünde rahatlıkla kullanılabilecek çok değerli bir besindir.

KİNOA

Son dönemlerde adını sıkça duyuran bir tahıl olan kinoa serotoninin öncü maddesi olan triptofan aminoasidi yönünden zengin bir besindir. Akşam yemeklerinde salata ya da sebze yemekleri içerisinde tüketilen 3 yemek kaşığı kinoa günün stresinin atılmasına ve yemekten keyif almaya yardımcı olmaktadır. Kinoa beyaz, kırmızı, siyah renkteki seçenekleriyle kısır, salata, köfte, tahıllı kurabiye ve hafif tatlıların içinde değerlendirilebilir.

KABAK ÇEKİRDEĞİ

20 gr kabak çekirdeğinde 120 mg triptofan bulunmaktadır. İçerdiği bu mutluluk öncüsü aminoasit sayesinde serotonin salgılanmasına yardımcı olur. Kabak çekirdeği stresi ve endişeleri önlerken kişinin rahatlayıp sakinleşmenize de yardımcı olur.

AMARANTH

Halk arasında “horozibiği” tohumu olarak da bilinen amaranth, protein değeri yüksek olması nedeni ile beslenme programlarında yer almaya başlayan bir besindir. Kinoa gibi triptofan içeriği yüksektir. İçerdiği protein sayesinde emilimi de arttığından mutluluk veren besinler arasındadır. Akşam yemeklerinde 3 yemek kaşığı amaranth tüketilebilir.

HİNDİ ETİ

Hindi eti yine triptofan açısından zengin bir besindir. Hem yüksek miktarda protein içermesi hem de selenyum ve B12 vitaminleri açısından zengin bir besin olması nedeni ile tüketimi önerilmektedir. Öğle yemeklerinde tüketilecek bir hindi eti ile özellikle soğuk havaların neden olduğu enerji düşüklüğünden kurtulmak mümkündür. Hindinin mutluluk veren etkisinden en iyi şekilde yararlanabilmek için yanında mutlaka bir kompleks karbonhidrat tüketilmelidir. Örneğin yulaf veya çavdar unundan yapılmış bir ekmek veya yulaflı, kinoalı salata, kinoa pilavı gibi yiyecekler iyi birer seçenek olacaktır.

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar