Sosyal Medya

Kalp Sağlığı

Kış Günleri Kalp Krizi Riskine Dikkat!

Halit Yerebakan

Yayınlanma:

,
Pazartesi Günleri ve Aralık Ayında Kalp Krizine Dikkat!

Aralık ayı ve pazartesi günü mesai başlangıcı; kalp krizinin daha sık görüldüğü zamanlar. Kışın sıkı giyinin, patates ve yoğurt yiyin

Takvim, kalp krizi geçirme riskinizi ölçmenize yardımcı olabilecek bir araç olabilir. Hayatınızın her dönemi önemli ama bazı mevsimler daha önemli. Eğer hangi aylar hayati önem taşıyor merak ediyorsanız, bugünkü yazım tam size göre. Son zamanlarda en çok duyduğumuz rahatsızlık herhalde kalp krizidir. Kalp krizi geçiren kişilerin çoğu ‘Kalp krizi geçirdiğimi fark etmedim bile’ der. Kalp krizinin belirtileri nelerdir, hangi zamanlar denk gelir gibi soruların cevaplarını bu yazımızda bulacaksınız. Şimdiye kadar bir kalp rahatsızlığı geçirmediyseniz bu duruma anlam veremiyor olabilirsiniz ama bu doğru!

EN BEKLEMEDİĞİNİZ ANDA VURUR

Kalp krizi belirtileri, genellikle sinsi ve zekice ilerler. En az beklediğiniz anda vurur. Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri’nin en son istatistiklerine göre kalp rahatsızlığı, 35 yaşın üzerindeki her dört kadından birinin ölüm nedenidir. En yaygın görüldüğü dönem menopozdan 10 yıl sonraki dönemdir. Bununla birlikte, 50 yaşın altındaki yaklaşık 30 bin kadın kalp hastalığına yakalanmıştır. Yeni tavsiyelerim sizi şaşırtabilir. Sizlere bugünkü yazımda kalp rahatsızlığı yaşamamak için neler yapabileceğinizden, hangi mevsimlerde kalbinizi daha sağlıklı tutmanız gerektiğinden ve kalp hastası olduğunuzu anlamanın ipuçlarından bahsedeceğim.

İLK İŞ GÜNÜNE DİKKAT!

İsveç’te yapılan bir araştırmada, araştırmacılar yedi yılda kalp krizi şikayetiyle hastanelere götürülen 156 binden fazla hastayı analiz etti. Analizin sonunda, kalp krizi geçirme zamanlarında birkaç şaşırtıcı farklılık keşfedildi. Kalp krizi geçirme zamanlamasında haftanın günlerine baktığımızda en çok kalp krizi, pazartesi günleri gerçekleşmiş ve en az kalp krizinin geçirildiği gün ise cumartesi günleri olarak saptanmış. Kalp krizi riskinin, pazartesi günleri salıdan cumaya kadar olan zamandan yüzde 11 daha yüksek olduğu gözlemlendi. Çalışan gençlerin, kalp krizi için en savunmasız oldukları günün pazartesi olduğu saptandı. Kalp krizi riski, ilk iş gününde yüzde 20 daha yüksekti.

KALP KRİZİNİ STRES TETİKLİYOR

Aylara baktığımızda, kalp krizi için en riskli ayın Aralık olduğu, en az sayıda kalp krizi geçirilen ayın ise Temmuz olduğu saptandı. Aynı zamanda, Temmuz ayında çıkılan yaz tatilleri, yeni yıl gibi kış tatillerine göre kalp sağlığımız için daha güvenlidir denilebilir. Araştırmacılar, kalp krizi geçirme zamanlarının, algılanan yüksek ve düşük stres düzeyleri ile örtüştüğünü, örneğin pazartesi sabahı çalışmaya başlama saatleri ile çakıştığını söylüyor. Ve daha önceki yazılarımda da sizlerle paylaştığım gibi stresin, kalp krizine karşı savunmasız kalmanıza neden olabilecek biyolojik sisteminizdeki değişiklikleri tetiklemesi de mümkün. Yani, kalbinize yardımcı olmak için stresinizi azaltmaya çalışın. Egzersiz yapmak, derin nefes almak veya komik bir film izlemek gibi stres azaltma teknikleri amigdalanın aktivitesini azaltabilir ve kalbinizi korumanıza yardımcı olabilir. İşte, kış aylarında kalp krizi geçirme riskinizi azaltmak için birkaç öneri:

SIKI GİYİNİN

Dışarıya çıkarken sıkı giyinin. Bu, vücut ısınızı sabit tutmanıza yardımcı olur. Vücudunuz bir anda soğursa, kan damarlarınız sıkışır ve tansiyonunuz yükselir. Soğuğa pek de alışık değilseniz, bu kış kardan adam olmaya kalkmayın.

İLAÇLARINIZI STOKLAYIN

Kalp ilaçları kullanıyorsanız, kar bastırmadan ilaçlarınızı kontrol edin. Hava durumunun hızlı bir şekilde değişebileceğini unutmayın, reçetenizin son gününe kadar beklemeyin.

FISTIĞI EKSİK ETMEYİN

Fıstıklar, doymuş yağ oranı yüksek bir yemekten sonra kolesterol dengeleyici ve kan damarı fonksiyonu geliştirmeye yardımcı olabilecek amino asitleri içeriyor. E vitamini bakımından yüksek olan fıstıklar, kötü kolesterolü düşürmeye yardımcı bir antioksidandır.

HER DERDE DEVA PATATES

Orta büyüklükte bir tatlı patates, günlük potasyum ihtiyacınızın yüzde 12’sini içerir. Başka bir potasyum kaynağı da muzdur. Muzda günlük ihtiyaç duyduğumuz potasyum oranının yüzde 9’unu içerir. Potasyum, sodyum seviyesini kontrol altında tutarak kalp sağlığında önemli bir rol oynayan bir mineraldir. İdrarda daha fazla sodyum salınımı sağlayarak, kan basıncını düşürür. Ve kan damarlarındaki baskıyı hafifletir. Bu iki şey de inme riskinizi azaltmanıza yardımcı olabilir. Yapılan araştırmalarda, yüksek miktarda potasyum alımının inme riskini yüzde 24 azalttığı saptanmıştır.

BAŞ AĞRINIZIN SEBEBİ BU SEFER O KADAR DA MASUM OLMAYABİLİR

Bir hap almadan ve baş ağrınızdan kurtulmadan önce, şiddetli baş ağrılarınızın inme veya kan pıhtısı belirtilerinden olabileceğini bilseniz iyi olur. Baş ağrısı tek başına bir kalp rahatsızlığının göstergesi olmasa da, boynunuzdaki sertlik, yorgunluk veya baş dönmesi gibi diğer semptomlarla birlikte yaşıyorsanız veya bu semptomlar ani bir şekilde ortaya çıkarsa, anevrizma tehlikesi olabilir ve tıbbi müdahale gerektirmektedir.

GEÇMEYEN KARIN KRAMPI KALP KRİZİ GÖSTERGESİ OLABİLİR

Birçok kişi kalp ağrısının göğüsde doğrudan hissedildiğini veya sol kolda hissedildiğini söylüyor. Ancak bazılarının fark etmediği; acının vücudun başka yerlerinde de yayılabileceği. Keskin mide krampları hissetmenizin nedeni kalbinizin karnınıza ağrı sinyalleri yayması olabilir. Karın ağrınızın sebebi bir kalp krizi olmayabilir ama daha önce hiç hissetmediğiniz bir şeyse, emin olmak için bir doktora gidin.

KIŞ AYLARINI YOĞURTSUZ GEÇİRMEYİN

Probiyotik açısından zengin olan yoğurdun bağırsaklarınıza olan yararı sır değildir. Ve daha sağlıklı bir mikrobiyoloji de daha sağlıklı bir kalbe dönüşebilir. Yaklaşık 300 bin kişinin katıldığı, Çin’de yapılan bir araştırmada; her gün 7 gram yoğurt tüketilmesinin, daha düşük kalp hastalığı riskiyle bağlantılı olduğu ortaya çıkarılmıştır. Sadece tatlandırılmış maddeler yerine sade yoğurt seçtiğinizden emin olun. Eklediğiniz şeker miktarını kontrol altında tutmak, kalp rahatsızlığı riskinizi azaltabilir. Ve yağsız yerine az yağlı yoğurt tercih edin. Araştırmalar, az yağlı süt ürünleri tüketen kişilerin yağ içermeyen ürünleri tüketenlere kıyasla kalp hastalığına yakalanma olasılıklarının fazla olmadığını gösteriyor. Aynı zamanda az yağlı süt ürünleri tüketmek, sizi daha hızlı doyuracak ve açlık hissiyatınızı giderecektir. Yoğurdu her öğününüzde kullanabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku
2 Yorum

2 Yorum

  1. Hadise BAYRAKDAR

    24 Kasım 2017 at 16:21

    Sayın Dr.Halit Yerebakan bey, bu değerli bilgilerle bizleri aydınlattığınız için çok teşekkürler…

    • Halit Yerebakan

      24 Kasım 2017 at 22:51

      Hadise Hanım, ilginiz için çok teşekkürler. Sağlıkla kalın

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göze Çarpanlar

Kalp Hastalığı Riskini Arttıran Faktörler

Halit Yerebakan

Yayınlanma:

,

Kalp Hastalığı Riskini Arttıran Faktörler

Duygusal şoklar bir anda gerçek kalp problemlerine dönüşebilir. Başınıza gelen bir ayrılığın, kaybın veya maddi sıkıntının, kalp hastalığına neden olabileceğini unutmayın…

Obezite, hareketsiz yaşam, sigara, alkol, yüksek tansiyon, kolesterol, sağlıksız beslenme ve stresin; kalp hastalığı riskini arttıran faktörler olduğunu artık neredeyse hepimiz biliyoruz.
Fakat bunlar, kalp hastalığı riskinizi artırabilecek tek faktör değildir. Öyle ki, aşk hayatınız gibi görünüşte zararsız görünen faktörler, çocukluğunuzu nasıl geçirdiğiniz ve hatta ilk ergenliğe adım attığınız yaşınız bile kalp hastalığı riskinizi etkileyebilir. Ülkemizde ve dünyada ölüm nedenlerinin başında hâlâ kalp ve damar hastalıkları gelmektedir. Araştırmalara göre, sadece Avrupa’da yılda yaklaşık 4 milyon kişi bu hastalıktan hayatını kaybediyor.

Bu korkutucu tablonun elbette birçok nedeni var. Kalp hastalığı riskiniz; yaşınız ve ailenizin sağlık geçmişi gibi kontrolünüzün dışında olan bazı faktörlere de bağlı olabilir. Fakat sigara içmek ve fiziksel aktivite düzeyiniz gibi diğer risk faktörleri sizin elinizdedir ve aslında yapacağınız değişiklerle büyük bir fark yaratabilirsiniz.
Eğer gerçekten kalp hastalığı riskinizi azaltmak istiyorsanız, sadece kalp hastalıkları için herkesin bildiği risk faktörlerine değil, aynı zamanda sinsice sizi etkileyebilecek olanlara da dikkat etmeniz gerekir. Bugün sizlere bu nedenlerle ilgili bilgi vereceğim…

Ergenliğe ilk adım yaşı önemli

ABD’de Pediatrik Endokrinoloji ve Metabolizma dergisince yapılan bir çalışmada, 12 yaşından önce ilk adet dönemine giren kadınların, 13 ya da daha büyük yaştaki kadınlara kıyasla kalp hastalığına yakalanma olasılıklarının yaklaşık yüzde 10 daha fazla olduğu bulunmuştur. Araştırmacılar, bunun tam olarak neden olduğu konusunda bilgi vermese de, diğer araştırmalar östrojen seviyelerini artırmanın (ergenlik döneminde önemli bir rol oynayan bir hormon) yaşamınız boyunca kan pıhtıları ve felç riskini yükseltebildiğini gösterdi.

Zayıflama ilaçlarına dikkat!

Bir türlü kilo veremeyen kişilerin başvurduğu yöntemlerden biriside zayıflama ilaçları.
Bu ilaçların ne kadar tehlikeli olabildiğinden her fırsatta bahsediyorum, ama daha da kötüsü var. Bu ilaçlar, kalp hastalığına neden olup sizi ölüme bile götürebilir. Çoğu zayıflama hapı da dahil olmak üzere uyarıcı etkisi olan herhangi bir hap, kalbinize zarar verebilir. Nedeni ise kalbiniz üzerinde stres oluşturan kan basıncınızı ve nabzınızı artırmasıdır.
Yeterince uzun süre kullanırsanız, kalıcı hasara neden olabilir.

Uzun süren grip, kalp krizi nedeni

New England Journal of Medicine’da yayınlanan yeni bir araştırmaya göre, grip hastalığınayakalandıktan sonra en az bir yıl boyunca kalp krizi riskiniz yaklaşık altı kat artar. Uzmanlar, bazıbakteriyel ve viral enfeksiyonların kalbinize girerek kalp hastalığına ve hatta kalp yetmezliğine neden olabileceğini söylüyor.

Sosyal medya yalnızlaştırmasın

Heart dergisinde yayınlanan bir çalışmaya göre, yalnız hissetmek ve sosyal hayatta yalnız olmak, kalp hastalığı riskini yüzde 30 artırıyor. Yalnız kalmamak için, sosyal medyada fazla vakitgeçirmek yerine, arkadaşlarınıza ve ailenize vakit ayırın veya en güzeli evcil hayvan edinin. Unutmayın, size sadece koşulsuz sevgi sunmazlar, aynı zamanda bir köpeği gezdirmek iyi biregzersizdir. Ayrıca Harvard Üniversitesi tarafından bildirilen bir araştırmaya göre, bir evcil hayvana sahip olmanın; yalnızlığı azaltmadığı, kalp sağlığını geliştirebileceği de gösterilmiştir.

Hamilelikte hastalık riski artırıyor

Bebek büyütmek en kutsal görevlerden biri olsa da dolaşım sisteminiz için fazladan bir iştir. Kan hacminiz iki katına çıkar ve kalbiniz fazla çalışmak zorundadır. Bu, sadece gelecekteki kalphastalığınız için riskinizi artırmaz; hamileliğiniz sırasında gebelik diyabeti, preeklampsi veya yüksek tansiyonunuz varsa, kalp hastalığı için önemli ölçüde risk altındasınız demektir.

Duygusal şoklar kalbinizi yormasın

Aldatılma, terk edilme gibi duygusal şoklar, kalp kırıcı ve üzücü durumlar; sıklıkla kalp hastalıkları veya kalp krizlerine yani ‘Kırık kalp sendromu’na neden olabiliyor. Yani duygusal sıkıntılar, gerçek kalp problemlerine dönüşebilir.
Başınıza gelen derin bir üzücü olay, bir ayrılık, sevilen birinin kaybı, mali sıkıntı veya boşanma da dahil olmak üzere yaşadığınız pek çok şey; kalp hastalığına neden olabileceği gibi önlenmesi veya engellenmesi zordur. Ama egzersiz, meditasyon, yoga gibi sağlıklı başa çıkma teknikleri kullanarak bu sert duygularla nasıl başa çıkılacağına dair ipuçlarını deneyebilirsiniz.

Alkol, sağlığa zararlıdır

Alkolün kalp hastalığı üzerindeki etkisi konusunda birçok çelişkili bilgi var, ancak şunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki alkolün her türlü tüketimi sağlığa zararlıdır. Özellikle de günde birkadehten fazla alkol tüketiyorsanız, kalp hastalığı riskinizi artırmış olursunuz.
Her türlü bağımlılıktan uzak durmanızı şiddetle öneririm.

MARGARİN VE SOSİSLİ SANDVİÇTEN UZAK DURUN

Gıdaların, bedenlerimizi besleyebildiği gibi vücutlarımızı zehirleyebildiğini de unutmayın. İşte kalp sağlığınız için en kötü yiyecekler hakkındaki güncel bilgiler…

Margarin

Son araştırmalar, tereyağının kalp için kötü olmadığı iddialarını güçlendirdi. Öte yandan margarin, sağlıksız trans yağ asitleri kaynağıdır. Kardiyovasküler hastalık riskiniz söz konusu olduğunda dikkat etmenizde ve tüketmemenizde fayda görüyorum.

Rafine Karbonhidratlar

Rafine karbonhidratların hiçbirinin kalbinizi hiçbir şekilde desteklemediği, araştırmalarda gösteriliyor.
Uzmanlar; ketçap ve salata sosları, makarna sosları, ekmek ve az yağlı yoğurtların daha yaygın şeker kaynakları ve rafine karbonhidrat olduğunu söylüyorlar.

Toz Kahve Kreması

Margarinler gibi toz kahve kremaları da trans yağ içerir. Trans yağlar olarak da bilinen hidrojene yağlar, kalp krizi için büyük risk oluşturuyor.
Dikkat etmekte ve mutfağınızdan çıkartmakta fayda var.

Sosisli Sandviç

Sosisli sandviçler, sosisler ve çoğu şarküteri ürünleri gibi yoğun işlenmiş etler, katkı maddeleriyle doludur. Uzmanlar, bu etlerin hangi katkı maddelerinden sorumlu olduğunu tam olarak tespit etmelerinin zor olduğunu söylüyor. Ancak bilinen bir gerçek var ki, o da bu ürünlerin kalp hastalığı riskini olumsuz etkilediği.

Tatlılar

Sofra şekeri, esmer şeker, mısır şurubu, bal, pekmez ve diğer tatlandırıcıları içeren herhangi bir ürün, daha yüksek oranda oksidatif strese yol açabilir. Sonuç olarak, bu tatlılar, tıkanmış atardamarlara, hipertansiyona, kalp yetmezliğine ve diğer kalp hastalıklarına yol açabilir.
Damarlarda tıkanmaya yol açabilecek pek çok etken vardır. Şeker hastalığı da bunlardan biridir. Onsuz da olmuyor, onunla da olmuyor biliyorum ama özellikle yüksek şeker hastasıysanız ve ‘Şeker içeren gıdalara dikkat ediyorum’ diye düşünüyorsanız bile kendinize karşı açık olun ve eğer şeker tüketiyorsanız mutlaka hayatınızdan çıkarın.
Kontrol altına alınmadığı zaman ciddi sağlık problemlerine yol açabilen yüksek kan şekeri, son derece basit yollarla düşürülebilir. Kan şekerini düşürmek için yumurta, tarçın, kimyon, zerdeçal gibi besinler tüketebilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku...

Göze Çarpanlar

Kalp Krizi Riskini Arttıran Kadın Hastalıkları

Yayınlanma:

,

Kadınlarda kalp krizi göğüs ağrısıyla gelmiyor.

Kalp hastalıkları toplumda hala ‘erkek hastalığı’ olarak kabul edilse de, kalp krizi kadınlarda bir numaralı ölüm sebebi. 80’li yıllardan günümüze toplam kalp krizi görülme oranı azalırken, 40-50 yaş arasındaki kadınlarda bu oran giderek arttı. Öyle ki; erkeklerde kalp krizi sonrası ölüm oranı yüzde 36 iken, kadınlarda yüzde 47 seviyelerinde. Bunun sebebi ise kadınlarda kalp krizi riskini arttıran hastalıkların görülmesi. Ülkemizin kadınlarda kalp krizi nedeniyle ölüm oranı açısından Avrupa birincisi olduğunun altını çizen Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Nalan Karadağ; “Kadınlar kalp yetersizliği ve inme açısından da erkeklere göre daha riskli durumda. Bunun birinci nedeni kadınların fizyolojik farklılıkları; ikinci en önemli neden ise hamilelik diyabeti, menopoz, meme kanseri gibi bazı kadın hastalıklarının kalp krizi riskini artırması” diyor.

Özellikle 40-50 yaş arasındaki kadınlarda kalp krizi görülme oranı son yıllarda hızla artıyor. Bunun temelinde ise hem fizyolojik hem de çevresel faktörler yatıyor. Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Nalan Karadağ, “Kadınların damar yapısı erkeklerden daha farklı ve bu farklılıklar kalp damar hastalıklarının seyrini değiştiriyor. Bununla birlikte hamilelik diyabeti ve hipertansiyonu, menopoz, meme kanseri, polikistik over sendromu gibi bazı kadın hastalıkları da kadınlarda kalp krizi riskini etkileyebiliyor” diyor. Bununla birlikte kadınlarda görülen kalp krizi şikayetlerinin tipik kriz belirtilerinden de farklı seyrettiğini söyleyen Dr. Nalan Karadağ, “Fizyolojik değişikliklerden dolayı kadınlarda kalp krizi belirtileri, sıklıkla klasik göğüs ağrısı yerine ani bastıran yorgunluk, bulantı, mide ağrısı şeklinde olabiliyor; şikayetler haftalar öncesinden başlayabiliyor” diyor.

Kadınlarda kriz tıkanma değil spazm kökenli

Kadınlarda kalp krizi ve kalp damar hastalıklarının artan sıklıkta görülmesinin ilk nedeni fizyolojik farklılıklar. Erkeklere göre kadınlarda damar yapısının daha farklı olduğunu belirten Dr. Nalan Karadağ; “Kadınlarda damar yapısı daha ince. Damar kireçlenmesi kısa bölgelerde ‘ileri darlık’ şeklinde değil tüm damar boyunu tutuyor ancak darlık oranı daha az izleniyor. Özetle tıkayıcı darlık oranı erkeklere göre daha az görülüyor. Bununla birlikte, kadınlarda sıklıkla kalp damarlarında damar kireçlenmesi sonucu tıkanma yerine spazm veya yırtılma kökenli kalp krizi de gelişebiliyor” diyor.

Kadınlarda kalp krizi riskini arttıran hastalıklara dikkat!

Kalp hastalığı riskleri, genel olarak kadınlar ve erkeklerde benzer olmakla birlikte, bazı risk faktörleri sadece kadınları etkiliyor. Özellikle bazın kadın hastalıkları kadınlarda kalp krizi riskini artırmada önemli bir rol oynuyor. Dr. Nalan Karadağ bu hastalıkları şöyle sıralıyor:

Hamilelik diyabeti

Hamilelik diyabeti sadece gebelik sırasında oluşan ve doğum sonrası normale dönen kan şeker yüksekliği olarak değerlendiriliyor ve uzun vadede tip 2 Diyabet riskini artırabiliyor. 20 yıl boyunca hamilelik diyabeti olan kadınların izlendiği bir araştırmaya göre; diyabet ve diğer metabolik sorunlar, henüz belirtileri ortaya çıkmadan önce bile kadınlarda damar kireçlenmesini tetikleyebiliyor. Erken yaşlarda kalp ve damar hastalıkları görülme riskini yükseltebilen bu durum nedeniyle, kadınların kalp hastalıkları yönünden daha erken yaşta takip edilmesi önemli.

Polikistik over sendromu

Polikistik over sendromu olan kadınlarda, kalp damar hastalığı riskini artıran çoklu risk faktörleri bulunuyor. Bu faktörler arasında erkek cinsiyet hormonlarının yüksekliği, santral obezite, insülin direnci, şeker intoleransı ve kolesterol düzeylerinin artması yer alıyor. Polikistik over, kadınlarda damar kireçlenmesi riskini de iki kat artırabilen bir hastalık. Bu nedenle kalp hastalığı riskini azaltmak için, ağırlıklı olarak kadın doğum ile ilişkili görülen polikistik over hastalığının tedavisini multidisipliner bir yaklaşım ile ele almak gerekiyor.

Hamilelik hipertansiyonu (preklampsi ve eklampsi)

Hamilelik sırasında gelişen hipertansiyon uzun dönemde kadınlarda kalp hastalığını 6 kat, diyabet riskini ise 3 kat artırıyor. Bu riskin doğumdan sonraki ilk 5-10 yıl içinde bile ortaya çıkma ihtimali mevcut.

Menopoz

Elbette menopoz bir hastalık değil, doğal bir dönem. Ancak menopozun olumsuz etkilerinden korunmak için yapılan tedaviler kalp hastalıkları riskini artırabiliyor. Hormon replasman tedavileri, kadınlarda hem kanın pıhtılaşma eğilimini hem de kalp damar hastalıkları riskini artırabiliyor.

Meme kanseri

Meme kanserinde uygulanan kemoterapi ve radyoterapi doğrudan veya dolaylı yoldan kalp hastalığı riskini artırıyor. Uygulanan tedaviden birkaç yıl sonra başlamayan risk, 20 yıla kadar görülebiliyor. Bu nedenle meme kanseri tedavisi gören kadınların, hangi yaşta olursa olsun kalp ve damar hastalıkları yönünden düzenli kontrollerini yaptırması gerekiyor.

Otoimmün hastalıklar

Bağışıklık sisteminin kendi dokularına saldırması sonucu gelişen bir hastalık grubu olan otoimmün hastalıklar, elbette ki sadece kadınlarda görülmüyor. Ancak araştırmalar; otoimmün hastalıkların birçoğunun daha çok kadınlarda görüldüğünü gösteriyor. Özellikle romatoid atrit ve sistemik lupus eritematozus (SLE) gibi romatizmal hastalıklar, kadınlarda özellikler genç yaş grubunda kalp damar hastalığı riskini artırıyor. Yapılan bir çalışmaya göre; 35-44 yaş arasında SLE olan bir kadında yaşıtlarına göre kalp krizi geçirme riski 50 kat artıyor. Bununla birlikte, otoimmün hastalıklarda bağ dokusu dışında damar içyapısı ve kalbin kendi kas ve kapak dokularına karşı saldırı geliştiği saptanmıştır.

Kadınlar göğüs ağrısıyla başvurmuyor

Kadınlarda kalp krizinin sıklıkla standart göğüs ağrısı şeklinde belirti vermediğine dikkat çeken Dr. Nalan Karadağ, kadınların bu nedenle doktora başvurmayı geciktirdiklerini ve çok ciddi sağlık sorunlarıyla karşı karşıya kalabildiklerini belirtiyor. Kadınlarda sıklıkla görülen kalp krizi şikayetlerinin; nefes darlığı, aşırı yorgunluk, çene veya dişlerde ağrı, kollarda ağırlık hissi ve haftalar öncesinden başlayan hazımsızlık olabildiğini belirten Dr. Karadağ; doktor muayenesi gerektiren belirtileri ise şöyle sıralıyor: “Ani bastıran yorgunluk, nefes darlığı, göğüs üzerinde baskı hissi, mide ağrısı, boyun, sırt, çene, sağ kol ve sağ omuzda ağrı, ani soğuk ter boşalması gibi durumlarda hastanın zaman kaybetmeden elektrokardiyografi çektirmesi gerekiyor.”

Kadın kalbinin farkları neler?

  • Kadınlarda kalp boyutları daha küçüktür.
  • Hormonal olarak östrojen ve progesteron baskındır.
  • Adet döngüsü, kan pıhtılaşmasında ve elektrokardiyografi (EKG) bulgularında değişikliklere yol açar.
  • Kalbin atım hacmi yüzde 10 daha azdır.
  • Nabız sayısı daha yüksektir.
  • Damar yapısı daha incedir, kalp damarlarındaki darlıklarsa daha uzundur.

 

Kalp krizini arttıran başka etkenlerden bahsettiğimiz bir başka yazımız için buraya, kalp hastalıklarını azaltmanız için tüyolar bulabileceğiniz bir başka yazımız için ise buraya tıklayabilirsiniz.

Devamını Oku...

Göze Çarpanlar

Kalp Hastalıklarını Arttıran 10 Etken

Yayınlanma:

,

Kalp Hastalıklarını Arttıran 10 Etken

Nargile ve sigaradan, aşırı kilo ve hareketsizliğe…

Gerek dünyada gerekse ülkemizde ölüm nedenlerinin başında kalp ve damar hastalıkları geliyor. Yapılan araştırmalara göre, sadece Avrupa’da yılda 4 milyon kişi bu hastalıktan hayatını kaybediyor. 65 yaş önce kalp ve damar hastalıklarına bağlı ölümler erkeklerde daha sık görülse de, menopoz sonrası kadınlarda da kalpten ölümler hızla artıyor. Acıbadem Kadıköy Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Sinan Dağdelen, günümüzde kalp ve damar hastalıklarının giderek yaygınlaşmasının en önemli nedenlerinin başında yanlış alışkanlıklar ve bilimsellikten uzak söylemlerle hareket etmenin geldiğini vurguluyor. Damar ve kalp hastalıklarını arttıran 10 etkeni anlatan Prof. Dr. Sinan Dağdelen, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Meyve ve sebze tüketiminin azalması

Yeterince meyve ve sebze tüketilmemesi vücudun kalp ve damar hastalıklarına karşı mücadelesini önemli ölçüde engelliyor. Hazır ve yüksek kalorili yağlı beslenme tipi, kalp damar sağlığını ciddi şekilde tehdit ediyor. Korunmak içinse mevsim sebzeleri ve meyvelerinden her gün yeterince tüketmek gerekiyor.

Aşırı kilo ve obezite

Dünyada hızla yaygınlaşan obezite ve yağlanma artık çocuklarda da sıkça görülüyor. Düşük ve orta gelirli ülkelerdeki çocukların ortalama yüzde 16’sında aşırı kilo ve obezite problemi görülüyor. Çağın bu yaygın hastalığı kalp ve damar hastalıkları başta olmak üzere pek çok ciddi hastalığa yol açıyor hatta ömrü kısaltıyor. Bu yüzden sağlıklı beslenerek ideal kiloyu korumak gerekiyor.

Yüksek kolesterol

Yüksek kolesterol seviyesi ve özellikle kötü kolesterol olarak adlandırılan LDL’nin yüksek olması kalp ve damar hastalıkları açısından ciddi risk oluşturuyor. Yüksek kolesterol ile mücadelede diyet ve yaşam tarzı değişikliği çok önemli. Bununla birlikte hastalar kolesterol ilaçlarını doktorunun onayı olmadan kesinlikle sonlandırmamalı; aksi halde kolesterol ilacını gelişigüzel kesmek ciddi riskler doğurabiliyor.

Diyabet ve insülin direncinin artması

Sağlıksız beslenmenin de etkisiyle diyabet ve insülin direnci son yıllarda yetişkinlerde hızla artarken aynı zamanda metobolik sendromların görülme oranı da çocuk yaşlara kadar indi. Bu durum özellikle düşük ve orta gelirli ülkelerdeki nüfusun yüzde 25’ini etkisi altına alıyor.

Fiziksel aktivitenin azalması

Günümüzde hareketsiz yaşantı giderek artarken, bu durum kalp ve damar hastalıklarına zemin hazırlıyor. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Sinan Dağdelen, “Fiziksel aktivitenin azalması ve koltuğa bağımlı yaşam tarzı kalp ve damar hastalıkları açısından önemli bir risk faktörü. Kalbimizi korumak için mutlaka haftada en az üç gün düzenli ve tempolu yürüyüş yapılmalıdır” diyor.

Hipertansiyon yaşının düşmesi

Kalp ve damar hastalıklarının en önemli tetikleyicisi olan hipertansiyon ülkemizde, dünya ortalamasının üzerinde her 3 yetişkinden birinde görülüyor. Üstelik her 10 kişiden 6’sı hipertansiyonu olduğunun farkında bile olmuyor. Bu sinsi hastalık yanlış alışkanlıklar nedeniyle artık genç yaşlarda da kapıyı çalıyor.

Bilimsel geçerliliği olmayan tedaviler

Yanlış bilgilendirmeler ve bilimsel olmayan tedavi yöntemleri ile tıbbi tedavilerin önüne geçilebiliyor ve özellikle de yüksek kolesterol ile ilgili bu söylemlere inananlar, doktor kontrolünden uzak ilaçlarını kesebiliyor ve kulaktan dolma bilgilerle aşırı yağlı beslenme gibi bu yöntemleri uygulayabiliyor. Bu da hem kalp ve damar sağlığını olumsuz etkiliyor hem de asıl tedavinin gecikmesine neden olabiliyor.

Nargile de en az sigara kadar zararlı

Sigara içindeki 4 binden fazla zararlı madde ile kalp ve damar hastalıklarına zemin hazırlayan en önemli etkenlerden biri. Prof. Dr. Sinan Dağdelen, kalbimize zarar veren alışkanlıklardan mutlaka uzak durmak gerektiğini belirtirken, son dönemde sadece ülkemizde değil birçok ülkede kullanımı yaygınlaşan ve zararsız olduğu düşünülen nargilenin de en az sigara kadar zararlı olduğunu belirtiyor. Prof. Dr. Sinan Dağdelen, “Öyle ki bazı hastalarımız ön muayenede sigara içmediği bilgisini veriyor, halbuki neredeyse her gün nargile içiyor. Kalp ve damar hastalıklarında nargile de en az sigara kadar riski artırıyor ve tedavi belirlenirken bu alışkanlığı mutlaka göz önünde bulundurmak gerekiyor” diyor.

Ameliyatsız tedavi yöntemleri gelişiyor

Prof. Dr. Sinan Dağdelen, kalbimize zarar veren alışkanlıklardan mutlaka uzak durmak gerektiğini belirtirken, günümüzde kalp hastalıklarındaki artışa rağmen tedavisinde önemli gelişmeler yaşandığını vurguluyor. Son yıllarda ameliyatsız tedavisi yöntemlerinin mümkün olduğunu belirten Prof. Dr. Sinan Dağdelen “Koroner stent teknolojisinde, bypass teknolojilerinde, pil tedavisinde, damardan girilerek kapak tamirleri yapılmasında ve kalpteki deliklerin ve daralmaların tedavisinde ameliyatsız yöntemler son yıllarda son derece gelişti. Bu yöntemler ameliyat sonrası komplikasyon riskini düşürürken hastaların da çok daha kısa sürede normal hayatına dönmesini kolaylaştırıyor” diyor.

 

İlginizi çekebilecek bir başka yazımızda 28 günlük program ile kalp hastalıklarını önlemenin yollarından bahsediyoruz. Yazımız için buraya tıklayabilirsiniz.

Devamını Oku...

Öne Çıkanlar

www.dryerebakan.com Sadece bilgilendirme ve sağlık bilgilerinin eğlenceli olarak aktarılmasını amaçlamaktadır, teşhis veya tedavi için bir alternatifi değildir. Doktorunuz yerine geçmeyi yada Doktorunuzun size uyguladığı tedavi yerine geçmeyi hedeflememektedir. Web sitesi içeriğinden dolaşan tüm kullanıcılar, Kullanım Koşulları ve Gizlilik Kurallarını otomatik olarak kabul etmiş sayılır.

İletişim: info@dryerebakan.com

Copyright © 2017 DrYerebakan.com.