Bizimle iletişime geçin

Göz Sağlığı

Göz Sağlığını Olumsuz Etkileyen Nedenler

Basın Bülteni

Düzenleyen

on

Göz Sağlığını Olumsuz Etkileyen Nedenler

Yaz mevsimiyle birlikte etkisini artıran ultraviyole ışınları göz sağlını tehdit edebiliyor. Memorial Bahçelievler Hastanesi Göz Hastalıkları Bölümü’nden Op. Dr. Ebru Toprak Ün, yaz sıcaklarında göz sağlığını olumsuz etkileyen nedenler hakkında bilgi verdi, alınabilecek önlemlerden bahsetti.

Siyah Değil Kahverengi Camlı Gözlük Seçin

Ultraviyole ışınları bilinen en güçlü alerjendir. Hiç alerjisi olmayan kişilerde bile güneşe maruz kalma oranı artıkça alerjik reaksiyon yaratabilmektedir. Gözleri güneşten korumanın en etkili yollarından biri ise gözlük takmaktır. Ancak görüntüsü estetik olan renkli ve ince camlar gözü UV ışınlarından yeteri kadar korumamaktadır. Koyu renkler her zaman daha yüksek koruyuculuğa sahiptir. Kahverenginin renk olarak güneş ışınlarına olan emilimi daha yüksektir. Bu nedenle koyu kahverengi cam siyahtan daha yüksek koruyuculuğa sahiptir. Güneş gözlüğü seçilirken fiyat ve markadan önce ürünün özelliklerine bakarak hem UVA hem de UVB ışınlarına karşı yüzde 100 koruma sağlayan modeller seçilmelidir. Bunun yanında gözlüklerin yüze tam oturması da önemli bir etkendir. Aksi halde UV ışınları aradan sızarak gözleri olumsuz etkileyebilmektedir. Güneş ışınlarının dünyaya dik düştüğü 11.00 ile 03.00 saatleri arasında güneş altında olmamaya özen gösterilmelidir. Özellikle küçük çocuklara şapka takılarak bile dışarı çıkarılmamalıdır.

7 Yaşından Küçük Çocuğunuza Güneş Gözlüğü Takmayın

Küçük çocuklarda sevimli bir görüntü yaratmak adına takılan gözlükler kaliteli olsalar dahi risk taşıyabilmektedir. Özellikle 7 yaşına kadar olan süreçte çocuklar henüz renk tonlarını ayırt etme yetisine tam olarak sahip değildir. Dolayısıyla uzun süreli takılan koyu renkli gözlükler çocuğun renk algısını bozabilmektedir. Siperlikli şapkalar kullanmak ve mümkünse çocuğu güneşe maruz bırakmamak en doğru korunma yöntemi olacaktır.

Tuzlu Su Gözdeki Mikropları Kırmaz

Bilinenin aksine tuzlu deniz suyunun gözleri yakması mikropları öldürdüğü anlamına gelmemektedir. Tuzun kimyasal reaksiyonu gözde doğal yanmaya sebep olur. Kızarıklık meydana gelir ancak bunun enfeksiyon gibi bir zararı olmamaktadır. Tuzlu su çok yakıyorsa denize gözlükle girilmesi tavsiye edilmektedir.

Açık Renk Gözlüler Dikkat!

Mavi yeşil gibi açık renk gözleri olanlar UV ışınlarına karşı daha hassas olabilmektedir. Bu kişilerde pigment az olduğu için ultraviyole ışınları daha az absorbe edilmektedir. Koyu göz rengine sahip bir kişiye göre aynı miktar güneş görseler dahi etkilenmeleri daha fazla olabilmektedir. Bu nedenle güneşin yoğun olduğu saatlerde dışarı çıkmamaya ve doğru güneş gözlüğü kullanmaya daha fazla dikkat etmeleri gerekmektedir.

Tahriş Olan Gözünüzü Ovuşturmayın

Gözde yaşanan tahrişin en önemli belirtileri kızarma, sulanma ve batma hissidir. Bu belirtiler görüldüğünde göz vakit kaybetmeden bol soğuk su ile yıkanmalıdır. Klorlu ve PH dengesi olmayan musluk suları yerine PH değeri 7-8 aralığında olan içme suları ile gözü yıkamak daha sağlıklı olacaktır. Yıkama işleminin ardından varsa steril ve PH değeri uygun olan bir gözyaşı damlası damlatılmalıdır. Bunlara rağmen gözdeki tahriş kesilmiyor ve artmaya devam ediyorsa bir uzmana danışılması gerekmektedir. Gözde tahriş olduğunda refleks olarak ilk yapılan şey gözü ovuşturmaktır. Bundan kaçınmak gerekir çünkü tahrişin daha da artmasına, korneanın çizilmesine sebep olabilmektedir. Yine böyle durumlarda halk arasında bilinen göze çay, patates gibi besinlerin sürülmesi de doğru değildir. Bir enfeksiyon durumuna yol açmasa bile iritasyona fayda sağlamayacaktır.

Gözlüksüz Havuza Girmeyin

Havuzlardaki klor uygun miktarlarda uygulanmadığında birçok alerjik ve toksik reaksiyona sebep olabilmektedir. Enfeksiyon riski cildi, gözleri ve solunum yollarını tehdit eder. Havuza girmek için alınacak en iyi önlem deniz gözlüğü takmak ya da yüzü suya hiç sokmamaktır. Tatlı suda bulunan organizmaları lens solüsyonları her zaman öldüremeyebilir. Bu nedenle havuza lensle girilmemelidir. Kontakt lens takılan göz, hiç lens kullanmayan bir göze göre enfeksiyonlara daha fazla açıktır. Kontakt lensin havuzda kullanımına bağlı enfeksiyon oluşması ve kornea nakline giden sorunlar yaşanabilmektedir.

Doğa Yürüyüşleri Gözleriniz İçin Tehlikeli Olabilir

Yoğun ağaçlı bölgelerde yapılan yürüyüşlerde göze bitki batması sık karşılaşılan durumlardan biridir. Bu risklerden korunmak için doğa yürüyüşlerinde gözlük takılarak önlem alınabilir. Ağaç dalı, böcek veya toprak gibi floramızdan farklı mantar veya bakterilere ek olarak parazit içeren organik maddelerle yaralanmalar özellikle korneada geri dönüşümsüz izler bırakıp görmede azalmayla sonlanabilen enfeksiyonlara yol açabilir. Bu durumda vakit kaybetmeden bir göz hastalıkları uzmanına başvurulmalıdır.

Göz sağlığıyla ilgili farklı bir yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et
Yorum bırakmak için tıklayın

Yanıt bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Sağlığı

Göz Sağlığınız için Basit İpuçları

Basın Bülteni

Düzenleyen

on

Göz Sağlığınız için Basit İpuçları

Gözler, sağlığın önemli bir parçasıdır, onları sağlıklı tutmak için yapabileceğiniz birçok şey vardır. Altınbaş Üniversite Hastanesi Medical Park Bahçelievler Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Fatih Atmaca, “Genç yaşta gözlerinizi ne kadar iyi korursanız, ileride o kadar rahat edersiniz” diyerek uyarıyor! İşte göz sağlığınız için basit ipuçları…

Kapsamlı bir göz muayenesi yaptırın: Görüşünüzün iyi veya gözlerinizin sağlıklı olduğunu düşünebilirsiniz ancak kapsamlı bir göz muayenesi için doktorunuzu ziyaret etmeniz; gerçekten emin olmak için tek yoldur. Ortak görüş sorunları söz konusu olduğunda, bazı insanlar gözlük veya kontakt lenslerle daha iyi görebildiklerini fark etmez. Ayrıca glokom, diyabetik göz hastalığı ve yaşa bağlı makula dejenerasyonu gibi birçok yaygın göz hastalığının genellikle erken belirtileri yoktur. Kapsamlı bir göz muayenesi, bu hastalıkları erken evrelerinde tespit etmenin tek yoludur. Doktorunuz muayenede gözlerin arkasında herhangi bir hasar veya hastalık belirtisi olup olmadığını inceler. Göz doktorunuz, gözlerinizin sağlıklı olup olmadığını belirleyen tek kişidir.

Ailenizin göz sağlığı geçmişini bilin: Aile üyelerinizin göz sağlığı geçmişi hakkında konuşun. Birisine hastalık teşhisi konulup konulmadığını bilmek önemlidir çünkü bu hastalıkların birçoğu kalıtsaldır. Bu, bir göz hastalığı için daha yüksek risk altında olup olmadığınızı belirlemenize yardımcı olacaktır.

Doğru Beslenin

“Havucun göz sağlığı için faydalı olduğunu artık hepimiz biliyoruz” diyen Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Fatih Atmaca, “Yapılan araştırmalar göstermiştir ki; taze sebze ve meyveler, lahana, ıspanak gibi koyu yeşil yapraklı sebzeler de göz sağlığına yararlıdır. Ayrıca somon, ton balığı gibi omega 3’ten zengin balıkları tüketmek de gözleri sağlıklı tutmak için önemlidir” dedi.

İdeal Kilonuzu Koruyun

Aşırı kilolu veya obez olmak, diyabetik göz hastalığı ve glokom gibi görme kaybına yol açabilecek durumların gelişme riskini artırır. İdeal kilonuzla ilgili sorun yaşıyorsanız, doktorunuzla konuşun.

Sigarayı Bırakın veya Asla Başlamayın

Sigara içmek, vücudunuz için olduğu kadar gözleriniz için de zararlıdır. Yapılan araştırmalar sigara kullanımının; yaşa bağlı makula dejenerasyonu, katarakt ve optik sinir hasarı geliştirme riskini artırdığını göstermiştir. Ayrıca bunların hepsi zamanla körlüğe yol açabilir.

Güneş Gözlüğünüzü Yanınızdan Ayırmayın

Altınbaş Üniversite Hastanesi Medical Park Bahçelievler Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Fatih Atmaca, “Güneş gözlükleri harika bir moda aksesuarıdır ancak en önemli görevi, gözlerinizi güneşin ultraviyole ışınlarından korumaktır. Güneş gözlüğü satın alırken hem UVA, hem de UVB radyasyonunun yüzde 99-100’ünü engelleyenleri tercih edin. Güneş gözlüğünüzü yaz-kış yanınızdan asla ayırmayın” diyor.

20-20-20 Kuralına Uyun

Bilgisayarda çok fazla zaman geçirirseniz veya herhangi bir şeye odaklanırsanız, bazen göz kırpmayı unutursunuz ve gözleriniz yorgun düşebilir. 20 dakikada bir, 20 saniye süresince, 20 metre ve ötesine bakarak gözleriniz dinlendirip göz kuruluğunun önüne geçebilirsiniz. Bu, göz yorgunluğunu da azaltmaya yardımcı olabilir.

Ellerinizi ve Kontakt Lenslerinizi Temizleyin

Enfeksiyon riskinden kaçınmak için, kontakt lenslerinizi yerleştirmeden veya çıkarmadan önce ellerinizi daima iyice yıkayın. Kontakt lensleri gerektiği gibi dezenfekte ettiğinizden emin olun ve uygun şekilde değiştirin.

Koruyucu Gözlük Kullanın

Sporda, evinizin bahçesinde veya gerekiyorsa iş yerinizde; koruyucu gözlük kullanın. Özel olarak tasarlanmış güvenlik gözlükleri, göz koruyucuları içerir. Çoğu koruyucu gözlük camı, diğer plastiklerden 10 kat daha güçlü olan polikarbonattan yapılmıştır.

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Göz Sağlığı

Alzheimer Hastalığı Gözden Teşhis Edilebiliyor

Basın Bülteni

Düzenleyen

on

Alzheimer Hastalığı Gözden Teşhis Edilebiliyor

Birçok hastalığın erken teşhisinde önemli bir yol gösterici olan gözlerimizden beynimiz ile ilgili de önemli bilgilere ulaşmak mümkün. Yaşlılık döneminde oluşma riski yüksek Alzheimer hastalığı gözden teşhis edilebiliyor. Sinir hücrelerinin hasar görmesi sonucu meydana gelen Alzheimer’ın göz muayenelerinde teşhis edilebileceğini belirten Dünyagöz Etiler’den Op. Dr. Fevzi Akkan “Yaşlılık döneminde meydana gelebilecek göz rahatsızlıklarının erken teşhisinde kullanılan Optik Koherens Tomografi (OCT) cihazı ile Alzheimer hastalığına erken tanı koymak mümkün” diyor.

İlerleyen yaşlarda hafıza kaybı, hareket kısıtlılığı ve davranış bozuklukları gibi sonuçlar doğuran Alzheimer hastalığı yaşam kalitesini de doğrudan etkileyebiliyor. Sinir hücrelerinin zamanla hasara uğraması sonucu meydana gelen Alzheimer’ı gözden teşhis etmek ise mümkün. Gözün arka kısmını kaplayan sinir tabakası olan retinada gözlenen sinir hücresi kaybının Alzheimer hastalığında görülen beyin hücresi kaybının habercisi olduğunu belirten Op. Dr. Fevzi Akkan “Alzheimer, beyinde oluşan ve teşhisi oldukça zor olan bir rahatsızlık. Ancak son yıllarda oftalmoloji alanında yaşanan gelişmeler Alzheimer hastalığının erken teşhisini mümkün kılıyor. Yapılan araştırmalar beynin uzantısı olan retinada gözlenen sinir hücresi kaybının Alzheimer hastalarında görülen beyin hücresi kaybından kaynaklı olduğu tespit edilmiştir. Retinadaki katmanları incelediğimiz Optik Koherens Tomografi (OCT) cihazı sayesinde bu bölgedeki hasar kolayca saptanabiliyor. Bu sayede Alzheimer hastalığında en önemli nokta olan hastalığın hafızayı etkilemeden önce teşhisi konulabiliyor” diyor.

Teknolojik Gelişmeler Umut Verici

Teknolojik gelişmelerin hastalıkların erken teşhisinde önemli bir rol oynadığını dile getiren Op. Dr. Akkan “Gözün arka kısmını kaplayan retina sinir lifi tabakası kalınlıklarında meydana gelebilecek değişimler mutlaka bir rahatsızlığın habercisi oluyor. Bu nedenle merkezi sinir sistemini etkileyen her gelişmeyi retina üzerinde görebiliyoruz. Alzheimer’a yol açan beta amiloid plaklarının retina tomografisiyle saptanması sayesinde hastalığın hafızayı etkilemeden önce teşhisi konulabiliyor. Son zamanlarda retinada ve sarı noktada tespit edilen bazı değişiklikler, Alzheimer ve benzeri nörodejeneretif hastalıklar açısından bir ön tanı olarak kabul edilmeye başlanmıştır. Alzheimer hastalarında optik koherens tomografi (OCT) ile belirlenen retina kalınlığındaki değişikliklerin hastalığın tanısını destekleyebileceği düşünülmektedir. Bu amaçla yapılan bir çalışmada Alzheimer hastalarında, hafif bilişsel bozukluğa sahip hastalarda ve sağlıklı insanlarda retina kalınlığı karşılaştırılmıştır. Alzheimer hastalarında ve hafif bilişsel bozukluğa sahip olgularda retina kalınlığı sağlıklı insanlara göre anlamlı olarak ince bulunmuştur. Aynı zamanda Alzheimer hastalarında sarı nokta kalınlığının sağlıklı bireylerden daha ince olduğu gösterilmiştir. Sonuç olarak Alzheimer hastalarında ve bilişsel bozukluğa sahip insanlarda retina ve sarı nokta kalınlığında incelme olduğunu gösterilmiştir. Elde edilen bu sonuçlar, tespit edilen bu retinal değişikliklerin Alzheimer benzeri hastalıkların ön bulguları olabileceğini göstermektedir” diyerek sözlerini tamamlıyor.

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Göz Sağlığı

Doğru Beslenmenin Göz Sağlığına Etkisi

Basın Bülteni

Düzenleyen

on

Doğru Beslenmenin Göz Sağlığına Etkisi

Türkiye ve Dünya’da son yıllarda çok daha yüksek oranlarda gözlemlenen diyabet, gözlerde tahmin edilenden çok daha büyük hasarlara yol açabiliyor. 14 Kasım Diyabet Günü kapsamında düzenlenen seminerler ile bu konudaki bilincin artması için çalışmalar yaptıklarını belirten Dünyagöz Etiler’den Op. Dr. Fevzi Akkan, “Diyabet, kanda bulunan glikoz ve şeker oranlarının artmasıyla ortaya çıkan ve aldığımız besinlerin direkt etki ettiği ciddi bir metabolik rahatsızlıktır. Retina damarlarının tıkanması sebebiyle göz rahatsızlıklarının oluşmasına yol açan bu hastalığa sahip kişilerin, düzenli göz muayenelerini aksatmadan gerçekleştirmeleri, görme yetisinin korunması açısından çok büyük önem taşıyor” diyor.

Diyabetik Retinopati Görme Kayıplarına Yol Açabiliyor

14 Kasım Diyabet Günü sebebiyle açıklamalarda bulunan Op. Dr. Fevzi Akkan, diyabet rahatsızlığının gözlerde oluşturabileceği olumsuz etkiler ve rahatsızlıklar hakkında uyarılarda bulundu. Diyabet sebebiyle gözlerde oluşabilecek en önemli rahatsızlığın diyabetik retinopati hastalığı olduğunu belirten Op. Dr. Fevzi Akkan, “Gözlerde diyabet sebebiyle oluşan hastalıklar arasında en sık görüleni olan diyabetik retinopati, görme oranında yaratabileceği kayıplar sebebiyle dikkat edilmesi gereken bir rahatsızlık. Şeker hastalığı retinadaki kılcal damarların yapısını bozmakta, hücre kaybına yol açarak damar geçirgenliğinin bozulmasına, sarı nokta bölgesinde sıvı ve yağlı maddelerin birikmesine ve beraberinde kılcal damarların tıkanarak beslenmeyen alanların ortaya çıkmasına neden olur. Retinada kendiliğinden kanayabilen yeni damarlar oluşur. Retinanın önünde ve içinde oluşan kanamalar gözün arka boşluğuna sızabilir. Retinada damarlı zarlar oluşur ve sonuçta ciddi görme kayıpları, ağrılı göz tansiyonu yükselmelerine neden olur” diyor.

Düzenli Göz Muayeneleri Önemli

Diyabetik retinopatinin etkileri hakkında konuşan Op. Dr. Akkan, “Bu rahatsızlık görme yetisinde kayıplar yaşanmasına sebep olur ve 50 yaş altındaki bireylerde körlüğe yol açan bir numaralı sebep olarak öne çıkıyor. Tip 1 diyabet hastalarının, özellikle hastalığın teşhisinden itibaren hemen göz muayenelerine gitmeleri ve göz diplerini kontrol ettirmeleri gerekli. Diyabetik retinopati teşhisi konulan hastalarda ise, 3-4 aylık süreçlerde düzenli muayenelerini gerçekleştirmeleri, görme yetisinin kaybedilmemesi açısında olmazsa olmazlardan bir tanesi” şeklinde konuşuyor

Doğru Beslenmenin Etkisi Büyük

Diyabet sebebiyle gözlemlenen diyabetik retinopatinin teşhis ve tedavi süreciyle ilgili bilgiler paylaşan Op. Dr. Fevzi Akkan, “Retinopati gözlemlendiğinde ise, kontrol süresi 3-4 aya indirilir. Diyabet kontrolü ile etkileri yavaşlatmaya yardımcı olacaktır. Erken teşhis konulan hastalarda ise göz içi enjeksiyon ya da gerekli görüldüğü taktirde argon lazer tedavisi ile gözün ömrünü uzatmak mümkün. Kronik bir hastalık olan diyabetten kurtulmak mümkün değilken, diyabetik retinopatide de tedavilerin temel amacı hastalığın hızını yavaşlatmaktır” diyerek sözlerini tamamlıyor.

Diyabete Karşı 9 Önlem

  • Şekerli yiyeceklerden uzak durun.
  • Kola benzeri gazlı içecekleri hayatınızdan çıkarın.
  • Çay ve kahve gibi içeceklere şeker yerine tatlandırıcı katın.
  • Her gün bir çay kaşığı tarçın yiyin.
  • Alkolü olabildiğince az tüketin.
  • Margarin ile pişirilen yemekleri tüketmeyin.
  • Daha fazla sebze ve salata tüketin.
  • Tansiyonunuzun 140/90 seviyesinin altında kaldığından emin olun.
  • Sigara içmeyin.

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar