Sosyal Medya

Kalp Sağlığı

Bayılma, Kalp Hastalığı Belirtisi Olabilir

Yayınlanma:

,

Sık tekrarlıyorsa dikkat!

Beynin kan akımının ya da oksijenlenmesinin geçici olarak azalması sonucu gelişen ve geçici şuur ile duruş kaybı olarak tanımlanan “bayılma” bir hastalık değil, altta yatan bir nedenin görünen yüzü. Çoğu sinirsel kaynaklı olsa da, bayılma aynı zamanda kalp hastalığı belirtisi olabiliyor. Acıbadem International Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Egemen Duygu bayılmanın ciddi kalp hastalıklarından da kaynaklanabileceği uyarısında bulunarak, Örneğin bazı kalp hastalıkları sadece tekrar eden bayılma ataklarıyla sinyal verebiliyor. Bu durumda mutlaka kalp kontrolü yaptırmak yaşamsal önem taşıyor.” diyor.

Ritim problemleri

Kalbin normal atış ritmini ve düzenini kaybettiği durumlar aritmi, bir başka deyişle “ritim bozukluğu” olarak adlandırılıyor Kardiyoloji Uzmanı Dr. Egemen Duygu ritim problemlerinin bayılmanın sık görülen nedenleri arasında yer aldığını belirterek, “Özellikle normalden çok yavaş ya da tam tersi olarak çok hızlı çalışan bir kalp normal kan basıncını koruyamıyor ve bu nedenle beyin akımı da bozulabiliyor. Bunun sonucunda da bayılma gerçekleşiyor.” diyor.

Nasıl tedavi ediliyor? Ritim bozukluğu kalpte başka hiçbir problem olmadan sadece fazla çay, kahve tüketimi, uyku bozukluğu, stres ile anemi gibi nedenlerden kaynaklanabiliyor. Altta yatan etkenler ortadan kaldırıldığında kalpteki ritim de düzene giriyor. Ciddi ritim problemlerinde de genellikle kalp pili ya da ICD (intrakardiyak defibrilatör) denilen özel cihazlar tedavi için gerekli olabiliyor.

Kalp kapak hastalıkları

Kalp kapak hastalıkları da bayılma ile kendini belli edebiliyor. Doğumsal nedenler, çocuklukta geçirilen ateşli romatizmal hastalık ve bağ dokusu hastalığı sonucu kalp kapak hastalıkları gelişebiliyor. Bunların yanı sıra yaşa bağlı olarak da kapaklarda dejenerasyon olabiliyor. Özellikle aort kapak darlığında kan akımının engellenmesi nedeniyle beyin kanlanması azalabiliyor ve bunun sonucunda bayılma gelişebiliyor. Bu durum genellikle kapak hastalığının ileri derecede olduğuna işaret ediyor.

Nasıl tedavi ediliyor?

Kalp kapak ameliyatı ile hasta sağlığına kavuşabiliyor.

Kalp kası hastalıkları

Hipertrofik kardiyomiyopati ( kalp kasının normale göre aşırı derecede kalınlaşması ile karakterize olan kalp kası hastalığı), dilate kardiyomiyopati (nedeni tam olarak bilinmeyen, ancak kalp kaslarının zamanla zayıflamasına ve kalp boşluklarının genişlemesine yol açan bir durum) ve aritmojenik sağ ventrikül displazisi olarak bilinen (daha çok kalbin sağ karıncığının etkilendiği ve genellikle ölümcül aritmilere neden olabilen hastalık) hastalıklar bu grup içinde çoğunluğu oluşturuyor. Kalp kası hastalıkları da bayılmalara yol açabiliyor. Özellikle ritim bozukluğu ya da kalp içinde çıkış yolu tıkanmalarıyla ilgili olabiliyor.

Nasıl tedavi ediliyor? İlaç tedavisi ya da özellikli kalp pilleri ile bayılma önlenebiliyor. Böyle durumlarda kullanılan kalp pilleri iki farklı şekilde çalışıyor. İlk olarak özellikle kalp hızının yavaşlamasına bağlı olarak devreye giren piller söz konusu. Bu piller otomatik olarak kalp hızının yavaşladığını tespit ediyor ve gerektiği zaman vücudun fizyolojik ihtiyacı hızında devreye giriyor. Diğer pil grubu ise otomatik defibfilatörler oluyor. Diğer cihazlara kıyasla daha büyük olan bu cihazlar ölümcül ritim bozukluğunu (ventriküler fibrilasyon ya da ventriküler taşikardi gibi) tespit ederek şok verme yoluyla ritim bozukluğunu düzeltiyor.

Ne zaman kalp hastalıklarına işaret edebiliyor?

  • Bayılma tekrarlıyorsa,
  • Bayılma sırasında göğüs ağrısı ve çarpıntı hissinin oluşuyorsa,
  • Bilinen bir kalp hastalığı varsa,
  • Kalp hastalığı açısından yüksek risk mevcutsa (sigara, yüksek tansiyon, diyabet, yüksek kolesterol öyküsü olan) ,
  • Ailede kalp hastalığı ve ani ölüm öyküsü varsa.

Kalp sağlığı ile ilgili yazı arşivime buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku
Yorum Yaz

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kadın Sağlığı

Kalp Krizi Riskini Arttıran Kadın Hastalıkları

Yayınlanma:

,

Kadınlarda kalp krizi göğüs ağrısıyla gelmiyor.

Kalp hastalıkları toplumda hala ‘erkek hastalığı’ olarak kabul edilse de, kalp krizi kadınlarda bir numaralı ölüm sebebi. 80’li yıllardan günümüze toplam kalp krizi görülme oranı azalırken, 40-50 yaş arasındaki kadınlarda bu oran giderek arttı. Öyle ki; erkeklerde kalp krizi sonrası ölüm oranı yüzde 36 iken, kadınlarda yüzde 47 seviyelerinde. Bunun sebebi ise kadınlarda kalp krizi riskini arttıran hastalıkların görülmesi. Ülkemizin kadınlarda kalp krizi nedeniyle ölüm oranı açısından Avrupa birincisi olduğunun altını çizen Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Nalan Karadağ; “Kadınlar kalp yetersizliği ve inme açısından da erkeklere göre daha riskli durumda. Bunun birinci nedeni kadınların fizyolojik farklılıkları; ikinci en önemli neden ise hamilelik diyabeti, menopoz, meme kanseri gibi bazı kadın hastalıklarının kalp krizi riskini artırması” diyor.

Özellikle 40-50 yaş arasındaki kadınlarda kalp krizi görülme oranı son yıllarda hızla artıyor. Bunun temelinde ise hem fizyolojik hem de çevresel faktörler yatıyor. Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Nalan Karadağ, “Kadınların damar yapısı erkeklerden daha farklı ve bu farklılıklar kalp damar hastalıklarının seyrini değiştiriyor. Bununla birlikte hamilelik diyabeti ve hipertansiyonu, menopoz, meme kanseri, polikistik over sendromu gibi bazı kadın hastalıkları da kadınlarda kalp krizi riskini etkileyebiliyor” diyor. Bununla birlikte kadınlarda görülen kalp krizi şikayetlerinin tipik kriz belirtilerinden de farklı seyrettiğini söyleyen Dr. Nalan Karadağ, “Fizyolojik değişikliklerden dolayı kadınlarda kalp krizi belirtileri, sıklıkla klasik göğüs ağrısı yerine ani bastıran yorgunluk, bulantı, mide ağrısı şeklinde olabiliyor; şikayetler haftalar öncesinden başlayabiliyor” diyor.

Kadınlarda kriz tıkanma değil spazm kökenli

Kadınlarda kalp krizi ve kalp damar hastalıklarının artan sıklıkta görülmesinin ilk nedeni fizyolojik farklılıklar. Erkeklere göre kadınlarda damar yapısının daha farklı olduğunu belirten Dr. Nalan Karadağ; “Kadınlarda damar yapısı daha ince. Damar kireçlenmesi kısa bölgelerde ‘ileri darlık’ şeklinde değil tüm damar boyunu tutuyor ancak darlık oranı daha az izleniyor. Özetle tıkayıcı darlık oranı erkeklere göre daha az görülüyor. Bununla birlikte, kadınlarda sıklıkla kalp damarlarında damar kireçlenmesi sonucu tıkanma yerine spazm veya yırtılma kökenli kalp krizi de gelişebiliyor” diyor.

Kadınlarda kalp krizi riskini arttıran hastalıklara dikkat!

Kalp hastalığı riskleri, genel olarak kadınlar ve erkeklerde benzer olmakla birlikte, bazı risk faktörleri sadece kadınları etkiliyor. Özellikle bazın kadın hastalıkları kadınlarda kalp krizi riskini artırmada önemli bir rol oynuyor. Dr. Nalan Karadağ bu hastalıkları şöyle sıralıyor:

Hamilelik diyabeti

Hamilelik diyabeti sadece gebelik sırasında oluşan ve doğum sonrası normale dönen kan şeker yüksekliği olarak değerlendiriliyor ve uzun vadede tip 2 Diyabet riskini artırabiliyor. 20 yıl boyunca hamilelik diyabeti olan kadınların izlendiği bir araştırmaya göre; diyabet ve diğer metabolik sorunlar, henüz belirtileri ortaya çıkmadan önce bile kadınlarda damar kireçlenmesini tetikleyebiliyor. Erken yaşlarda kalp ve damar hastalıkları görülme riskini yükseltebilen bu durum nedeniyle, kadınların kalp hastalıkları yönünden daha erken yaşta takip edilmesi önemli.

Polikistik over sendromu

Polikistik over sendromu olan kadınlarda, kalp damar hastalığı riskini artıran çoklu risk faktörleri bulunuyor. Bu faktörler arasında erkek cinsiyet hormonlarının yüksekliği, santral obezite, insülin direnci, şeker intoleransı ve kolesterol düzeylerinin artması yer alıyor. Polikistik over, kadınlarda damar kireçlenmesi riskini de iki kat artırabilen bir hastalık. Bu nedenle kalp hastalığı riskini azaltmak için, ağırlıklı olarak kadın doğum ile ilişkili görülen polikistik over hastalığının tedavisini multidisipliner bir yaklaşım ile ele almak gerekiyor.

Hamilelik hipertansiyonu (preklampsi ve eklampsi)

Hamilelik sırasında gelişen hipertansiyon uzun dönemde kadınlarda kalp hastalığını 6 kat, diyabet riskini ise 3 kat artırıyor. Bu riskin doğumdan sonraki ilk 5-10 yıl içinde bile ortaya çıkma ihtimali mevcut.

Menopoz

Elbette menopoz bir hastalık değil, doğal bir dönem. Ancak menopozun olumsuz etkilerinden korunmak için yapılan tedaviler kalp hastalıkları riskini artırabiliyor. Hormon replasman tedavileri, kadınlarda hem kanın pıhtılaşma eğilimini hem de kalp damar hastalıkları riskini artırabiliyor.

Meme kanseri

Meme kanserinde uygulanan kemoterapi ve radyoterapi doğrudan veya dolaylı yoldan kalp hastalığı riskini artırıyor. Uygulanan tedaviden birkaç yıl sonra başlamayan risk, 20 yıla kadar görülebiliyor. Bu nedenle meme kanseri tedavisi gören kadınların, hangi yaşta olursa olsun kalp ve damar hastalıkları yönünden düzenli kontrollerini yaptırması gerekiyor.

Otoimmün hastalıklar

Bağışıklık sisteminin kendi dokularına saldırması sonucu gelişen bir hastalık grubu olan otoimmün hastalıklar, elbette ki sadece kadınlarda görülmüyor. Ancak araştırmalar; otoimmün hastalıkların birçoğunun daha çok kadınlarda görüldüğünü gösteriyor. Özellikle romatoid atrit ve sistemik lupus eritematozus (SLE) gibi romatizmal hastalıklar, kadınlarda özellikler genç yaş grubunda kalp damar hastalığı riskini artırıyor. Yapılan bir çalışmaya göre; 35-44 yaş arasında SLE olan bir kadında yaşıtlarına göre kalp krizi geçirme riski 50 kat artıyor. Bununla birlikte, otoimmün hastalıklarda bağ dokusu dışında damar içyapısı ve kalbin kendi kas ve kapak dokularına karşı saldırı geliştiği saptanmıştır.

Kadınlar göğüs ağrısıyla başvurmuyor

Kadınlarda kalp krizinin sıklıkla standart göğüs ağrısı şeklinde belirti vermediğine dikkat çeken Dr. Nalan Karadağ, kadınların bu nedenle doktora başvurmayı geciktirdiklerini ve çok ciddi sağlık sorunlarıyla karşı karşıya kalabildiklerini belirtiyor. Kadınlarda sıklıkla görülen kalp krizi şikayetlerinin; nefes darlığı, aşırı yorgunluk, çene veya dişlerde ağrı, kollarda ağırlık hissi ve haftalar öncesinden başlayan hazımsızlık olabildiğini belirten Dr. Karadağ; doktor muayenesi gerektiren belirtileri ise şöyle sıralıyor: “Ani bastıran yorgunluk, nefes darlığı, göğüs üzerinde baskı hissi, mide ağrısı, boyun, sırt, çene, sağ kol ve sağ omuzda ağrı, ani soğuk ter boşalması gibi durumlarda hastanın zaman kaybetmeden elektrokardiyografi çektirmesi gerekiyor.”

Kadın kalbinin farkları neler?

  • Kadınlarda kalp boyutları daha küçüktür.
  • Hormonal olarak östrojen ve progesteron baskındır.
  • Adet döngüsü, kan pıhtılaşmasında ve elektrokardiyografi (EKG) bulgularında değişikliklere yol açar.
  • Kalbin atım hacmi yüzde 10 daha azdır.
  • Nabız sayısı daha yüksektir.
  • Damar yapısı daha incedir, kalp damarlarındaki darlıklarsa daha uzundur.

 

Kalp krizini arttıran başka etkenlerden bahsettiğimiz bir başka yazımız için buraya, kalp hastalıklarını azaltmanız için tüyolar bulabileceğiniz bir başka yazımız için ise buraya tıklayabilirsiniz.

Devamını Oku...

Göze Çarpanlar

Kalp Hastalıklarını Arttıran 10 Etken

Yayınlanma:

,

Kalp Hastalıklarını Arttıran 10 Etken

Nargile ve sigaradan, aşırı kilo ve hareketsizliğe…

Gerek dünyada gerekse ülkemizde ölüm nedenlerinin başında kalp ve damar hastalıkları geliyor. Yapılan araştırmalara göre, sadece Avrupa’da yılda 4 milyon kişi bu hastalıktan hayatını kaybediyor. 65 yaş önce kalp ve damar hastalıklarına bağlı ölümler erkeklerde daha sık görülse de, menopoz sonrası kadınlarda da kalpten ölümler hızla artıyor. Acıbadem Kadıköy Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Sinan Dağdelen, günümüzde kalp ve damar hastalıklarının giderek yaygınlaşmasının en önemli nedenlerinin başında yanlış alışkanlıklar ve bilimsellikten uzak söylemlerle hareket etmenin geldiğini vurguluyor. Damar ve kalp hastalıklarını arttıran 10 etkeni anlatan Prof. Dr. Sinan Dağdelen, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Meyve ve sebze tüketiminin azalması

Yeterince meyve ve sebze tüketilmemesi vücudun kalp ve damar hastalıklarına karşı mücadelesini önemli ölçüde engelliyor. Hazır ve yüksek kalorili yağlı beslenme tipi, kalp damar sağlığını ciddi şekilde tehdit ediyor. Korunmak içinse mevsim sebzeleri ve meyvelerinden her gün yeterince tüketmek gerekiyor.

Aşırı kilo ve obezite

Dünyada hızla yaygınlaşan obezite ve yağlanma artık çocuklarda da sıkça görülüyor. Düşük ve orta gelirli ülkelerdeki çocukların ortalama yüzde 16’sında aşırı kilo ve obezite problemi görülüyor. Çağın bu yaygın hastalığı kalp ve damar hastalıkları başta olmak üzere pek çok ciddi hastalığa yol açıyor hatta ömrü kısaltıyor. Bu yüzden sağlıklı beslenerek ideal kiloyu korumak gerekiyor.

Yüksek kolesterol

Yüksek kolesterol seviyesi ve özellikle kötü kolesterol olarak adlandırılan LDL’nin yüksek olması kalp ve damar hastalıkları açısından ciddi risk oluşturuyor. Yüksek kolesterol ile mücadelede diyet ve yaşam tarzı değişikliği çok önemli. Bununla birlikte hastalar kolesterol ilaçlarını doktorunun onayı olmadan kesinlikle sonlandırmamalı; aksi halde kolesterol ilacını gelişigüzel kesmek ciddi riskler doğurabiliyor.

Diyabet ve insülin direncinin artması

Sağlıksız beslenmenin de etkisiyle diyabet ve insülin direnci son yıllarda yetişkinlerde hızla artarken aynı zamanda metobolik sendromların görülme oranı da çocuk yaşlara kadar indi. Bu durum özellikle düşük ve orta gelirli ülkelerdeki nüfusun yüzde 25’ini etkisi altına alıyor.

Fiziksel aktivitenin azalması

Günümüzde hareketsiz yaşantı giderek artarken, bu durum kalp ve damar hastalıklarına zemin hazırlıyor. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Sinan Dağdelen, “Fiziksel aktivitenin azalması ve koltuğa bağımlı yaşam tarzı kalp ve damar hastalıkları açısından önemli bir risk faktörü. Kalbimizi korumak için mutlaka haftada en az üç gün düzenli ve tempolu yürüyüş yapılmalıdır” diyor.

Hipertansiyon yaşının düşmesi

Kalp ve damar hastalıklarının en önemli tetikleyicisi olan hipertansiyon ülkemizde, dünya ortalamasının üzerinde her 3 yetişkinden birinde görülüyor. Üstelik her 10 kişiden 6’sı hipertansiyonu olduğunun farkında bile olmuyor. Bu sinsi hastalık yanlış alışkanlıklar nedeniyle artık genç yaşlarda da kapıyı çalıyor.

Bilimsel geçerliliği olmayan tedaviler

Yanlış bilgilendirmeler ve bilimsel olmayan tedavi yöntemleri ile tıbbi tedavilerin önüne geçilebiliyor ve özellikle de yüksek kolesterol ile ilgili bu söylemlere inananlar, doktor kontrolünden uzak ilaçlarını kesebiliyor ve kulaktan dolma bilgilerle aşırı yağlı beslenme gibi bu yöntemleri uygulayabiliyor. Bu da hem kalp ve damar sağlığını olumsuz etkiliyor hem de asıl tedavinin gecikmesine neden olabiliyor.

Nargile de en az sigara kadar zararlı

Sigara içindeki 4 binden fazla zararlı madde ile kalp ve damar hastalıklarına zemin hazırlayan en önemli etkenlerden biri. Prof. Dr. Sinan Dağdelen, kalbimize zarar veren alışkanlıklardan mutlaka uzak durmak gerektiğini belirtirken, son dönemde sadece ülkemizde değil birçok ülkede kullanımı yaygınlaşan ve zararsız olduğu düşünülen nargilenin de en az sigara kadar zararlı olduğunu belirtiyor. Prof. Dr. Sinan Dağdelen, “Öyle ki bazı hastalarımız ön muayenede sigara içmediği bilgisini veriyor, halbuki neredeyse her gün nargile içiyor. Kalp ve damar hastalıklarında nargile de en az sigara kadar riski artırıyor ve tedavi belirlenirken bu alışkanlığı mutlaka göz önünde bulundurmak gerekiyor” diyor.

Ameliyatsız tedavi yöntemleri gelişiyor

Prof. Dr. Sinan Dağdelen, kalbimize zarar veren alışkanlıklardan mutlaka uzak durmak gerektiğini belirtirken, günümüzde kalp hastalıklarındaki artışa rağmen tedavisinde önemli gelişmeler yaşandığını vurguluyor. Son yıllarda ameliyatsız tedavisi yöntemlerinin mümkün olduğunu belirten Prof. Dr. Sinan Dağdelen “Koroner stent teknolojisinde, bypass teknolojilerinde, pil tedavisinde, damardan girilerek kapak tamirleri yapılmasında ve kalpteki deliklerin ve daralmaların tedavisinde ameliyatsız yöntemler son yıllarda son derece gelişti. Bu yöntemler ameliyat sonrası komplikasyon riskini düşürürken hastaların da çok daha kısa sürede normal hayatına dönmesini kolaylaştırıyor” diyor.

 

İlginizi çekebilecek bir başka yazımızda 28 günlük program ile kalp hastalıklarını önlemenin yollarından bahsediyoruz. Yazımız için buraya tıklayabilirsiniz.

Devamını Oku...

Çocuk Sağlığı

Çocuklarda Kalp Hastalıklarının 6 Sinyali

Yayınlanma:

,

Bu belirtiler varsa zaman kaybetmeyin, çocuğunuzda kalp hastalığı olabilir!

Doğumsal kalp hastalıkları canlı doğan her bin çocuktan 5-8’inde görülüyor. Çocuklarda kalp hastalıkları yüzde 20 oranında yenidoğan döneminde ağır tablolarla ortaya çıkıyor ve acil tedavi gerektiriyor. Çocuk hekimleri rutin muayenelerinde kalpte ek ses “üfürüm” ile kasık nabzı eksikliği gibi durumları saptayabiliyor ve kalp uzmanının kontrolünü istiyor. Ancak çocukların bir kısmında hastalık bulgu vermiyor ve sessiz sedasız seyir edebiliyor. Bu nedenle kalp tarama testlerinin yapılması yaşamsal önem taşıyor. Kalp hastalıklarının erken müdahalesinde bir başka önemli nokta daha var, o da bazı belirtilerde zaman kaybetmeden doktora başvurmak. Acıbadem Kadıköy Hastanesi Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Prof. Dr. Arda Saygılı çocuklarda en sık görülen kalp hastalıkları belirtilerini sıraladı, yaşamsal öneme sahip önerilerde bulundu.

Çocuklarda kalp hastalıklarının sinyalleri

Morarma

Özellikle yenidoğan döneminde kalp hastalığı şüphesi uyandıracak en önemli bulgu, morarmadır. Morarma çocuklarda özellikle eforla, yenidoğanda ise ağlama ve beslenme anlarında artıyorsa, bu durum kalp anomalisinde çok önemli bir belirtiyi oluşturuyor. Bu nedenle morarması olan her yenidoğanda ve çocukta mutlaka kardiyolojik muayene ve bunu tamamlayan oksijen satürasyonlarının ölçümü, ekokardiyografi, EKG (elektrokardiyografi) gibi kalp testlerin yapılması gerekiyor.

Büyüme ve gelişme geriliği

Kalbin metabolizmanın ihtiyacını karşılayamadığı durumlarda çocukta büyüme gelişme tablosu normal ilerlemeyebiliyor. Ancak çocuklarda kalp yetmezliği bulguları net bulgu vermeyebiliyor. Bu nedenle büyüme ve gelişme sorunu olan çocuklarda özellikle kalp kası hastalığı olup olmadığının saptanması hayati önem taşıyor. Çünkü kalp kası hastalıkları ani yaşamsal sorunlar yaratabiliyor.

Göğüs ağrısı

Göğüs ağrısının en sık nedenini kalp hastalıkları oluşturmasa da, tarama testi niteliğinde kardiyolojik kontrol yapılması gerekiyor. Çocukta özellikle spor yaparken eforla birlikte göğüs ağrısı varsa mutlaka kardiyolojik testler yapılmalı, kalp kası hastalığı, doğuştan koroner arter anomalisi olup olmadığı kanıta dayalı olarak netleştirilmeli.

Bayılma

Bayılma, nörolojik ve metabolik nedenler dışında kalp kası hastalıkları ve ritim anormallikleri nedenleriyle de oluşabiliyor. Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Prof. Dr. Arda Saygılı bu durumda kalbin yapısının ekokardiyografi, ritim düzeninin de EKG (elektrokardiyografi) ile incelenmesinin büyük önem taşıdığına dikkat çekiyor.

Çarpıntı

Kalpte gerek dinlenme anında gerekse efor sonrasında oluşan çarpıntılar çok önemli. EKG ile kalp ritim anormalliği olup olmadığı kalp doktoru tarafından araştırılmalı. Çok yavaş veya çok hızlı kalp atımları mutlaka EKG ile kontrol edilmeli.

Aşırı terleme, çabuk yorulma

Metabolizmanın artmış iş gücünü karşılayamayan kalpte zamanla kalp yetmezliği gelişebiliyor. Hipertiroidi, anemi, demir eksikliği gibi durumlar kontrol edildiğinde açıklanamayan terleme veya çabuk yorulma mutlaka kalp kontrolünü gerektiriyor. Çocuklarda kalp yetmezliği kendisini aşırı terleme ve çabuk yorulma olarak da ifade ediyor. Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Prof. Dr. Arda Saygılı özellikle uykuda yastığı bile ıslatan terlemelere dikkat edilmesi ve zaman kaybetmeden doktora başvurulması gerektiği uyarısında bulunuyor.

 

Erken müdahale hayat kurtarıyor!

  • Hamilelikte doğumsal kalp hastalıklarının tanısı da mümkün oluyor ve erken müdahale hayat kurtarıyor. Bu nedenle hamilelikte düzenli muayenenin asla atlanmaması gerekiyor.
  • Doğumsal kalp hastalıkları her zaman bulgu vermediği için hayatı aniden tehdit eden durumlar oluşturabiliyor. Dolayısıyla her çocukta mutlaka bir kez de olsa kardiyolojik testler yapılmalı, kanıta dayalı olarak doğumsal hastalık olmadığı netleştirilmeli.
  • Sportif aktivite çağına gelen her çocukta, EKG ve Ekokardiyografi gibi kalp testleri mutlaka yapılmalı.
  • Erişkin yaşta oluşabilecek kalp ve damar hastalıkları çocukluk çağında başlıyor. Çocuğunuzu kalp hastalıklarına karşı korumak için erken yaşta spor yapmasına teşvik edin ve doğal gıdalarla beslenmesine dikkat edin. Unutulmayın ki “spor kalbin dostu, şeker ise düşmanı”dır.

Kalp sağlığı ile ilgili tüm yazılarıma ulaşmak için buraya tıklayabilirsiniz.

Devamını Oku...

Öne Çıkanlar

www.dryerebakan.com Sadece bilgilendirme ve tıbbi tavsiye amaçlıdır, teşhis veya tedavi için bir alternatifi değildir. Doktorunuz yerine geçmeyi yada Doktorunuzun size uyguladığı tedavi yerine geçmeyi hedeflememektedir. Web sitesi içeriğinden dolaşan tüm kullanıcılar, Kullanım Koşulları ve Gizlilik Kurallarını otomatik olarak kabul etmiş sayılır.

İletişim: info@dryerebakan.com

Copyright © 2017 DrYerebakan.com.