Connect with us

Aile Sağlığı

Yapay Tatlandırıcılar ve Alternatifleri

Tarih:

on

yapay tatlandırıcılar

Tatlandırıcılar, pankreasta insülin salgılanmasına yol açarak aynı zamanda vücutta yağ birikmesine neden olur. Fazla tatlandırıcı kullanmak daha çok yemeye yol açar. Bu da kilo almaya yol açar.

Tatlandırıcıları çay-kahvenize koyuyorsunuz, diyet meşrubatlar sayesinde içiyorsunuz, kalori alımınızı ve şeker tüketiminizi azaltmak için kullanıyorsunuz. Peki sağlığınıza gerçekten zararları var mı? Araştırmalarda yayımlanan verilerde; ortalama bir Amerikalı’nın yılda 15 kilogram yapay tatlandırıcı kullandığını görüyoruz. Yapay tatlandırıcıları en fazla içeren ürün meşrubatlar, fakat bunun yanında yaklaşık 6 bin farklı üründe de yapay tatlandırıcı kullanılıyor. Tatlandırıcıların bebek gıdalarında, donmuş yemeklerde ve hatta yoğurtlarda olduğunu söylesem inanır mıydınız? Amerikan Gıda ve İlaç İdaresi yani FDA’in onay verdiği yapay tatlandırıcılar üç gruba ayrılıyor: Aspartam, Sukraloz ve Sakkarin. Bu haftaki yazımda yapay tatlandırıcılardan bahsedeceğim.

BAĞIMLILIK YAPABİLİR 

 Yapay tatlandırıcılar kilo aldırır mı? Birçok insan kalori alımlarını azaltabilmek için tatlandırıcıları kullanır fakat bazen bunun tersi ile karşı karşıya kalır. Bu konuda birçok araştırma yapılmıştır. Yeni yayımlanan bir araştırma; tatlandırıcıların, yemek borusunda ve midede yer alan tat alıcılarını etkilediğini göstermiştir. Bu etki sonucu beden enerjisinde bir öngörü gelişmekte ve pankreas insülin salgılamaktadır. İnsülin, şekeri dengeleyen hormon olmasının yanı sıra vücut yağının birikimine yol açar. Aynı zaman diliminde beynimizdeki tokluk merkezine kimyasal sinyaller gider. Beynimizin kafası karışır ve aslında gerçekten kalorinin gelip gelmediğini anlayamaz. Sonuçta kendinizi daha çok aç ve daha az doymuş hissedersiniz, bu da kilo almanıza sebep olur. Kendimizi kısa süreli de olsa kandırabiliriz fakat uzun vadede beynimiz buna inanmayacaktır!
 Tatlandırıcılar bağımlılık yapar mı? Birincisi, yapay tatlandırıcılar öyle maddelerdir ki; bazı insanlar onlarsız yaşayamayacağını düşünür, bu bir bağımlılık bulgusudur. İkincisi; yapay tatlandırıcılar tam tahıllar, meyveler ve yağsız sütteki doğal şekerlere göre daha tatlıdırlar ve dilinizdeki tat duyularını sıfırlarlar. Orta vadede bu değişim sonucu olarak daha fazla tüketmeye başlarsınız, bu da bir diğer bağımlılık bulgusudur. 

KANSER YAPMAZLAR 

 Yapay tatlandırıcılar şeker hastalığına yol açar mı? İlk olarak keşfedilmelerinin sebebi, şeker hastalarının tatlı gıdalar yemelerini sağlamaktı. Fakat günümüzde tüm toplum tarafından kullanılıyorlar. Yapay tatlandırıcıların daha fazla yeme dürtüsüne yol açmalarından dolayı kilo alabilirsiniz ve bu aldığınız kilolar da şeker hastalığı riskinizi artırır. Şeker hastası olsanız da olmasanız da günde iki servis porsiyonu ile kendinizi sınırlamanızda fayda var. Bir porsiyon; bir küçük paket tatlandırıcı veya bir kutu diyet meşrubata eşdeğerdir.
 Kansere sebep olur mu? Sakarin gibi tatlandırıcılar ilk piyasaya çıktığında yapılan bazı hayvan deneyleri kanser oranında artış göstermişti. Fakat FDA (Food and Drug Administration) bu araştırmaları genişletti ve büyük ölçekli araştırmalar sonucunda insanlarda orta düzeyde kullanımının herhangi bir kanserle ilişkisi olmadığı kanıtlandı. Önceleri yapılmış olan çalışmaları incelediğimizde; hayvanlarda kullanılan dozların çok yüksek oranlarda olduğu görüldü. Hatta öyle ki bu dozu insan bedeni açısından düşündüğümüzde günlük tüketimin kiloya varan boyutlarda olması gerektiğini gördük.

EN DOĞAL TATLANDIRICI ALTERNATİFLERİ

Yapayların yanı sıra bu doğal tatlandırıcıları da deneyebilirsiniz:

Bal: Beyaz sofra şekerinin aksine bal kompleks bir besindir. Bir çay kaşığı balda 25 farklı protein, amino asit ve mineral bulunur. Kahvenize, çayınıza ve tatlı olarak yemek istediğiniz herhangi bir şeye bal koymayı denemelisiniz!

Agave: Mavi agave kaktüsünden distilasyonla elde edilen ve düşük glisemik indekse sahip olan bir tatlandırıcıdır. Bilinen herhangi bir zararı yok ama unutmayın ki kalorisiz değil!

Stevia: Paraguay ve Brezilya’da yetişen bir bitkiden elde edilen düşük kalorili bir tatlandırıcıdır. Sofra şekerine oranla 200 kat daha fazla tatlıdır; az kalorili olmasının yanında bu özelliği ile çok az tüketilebilir.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Aile Sağlığı

Uykunuzu Düzenlemeye Yardımcı Olacak Öneriler

Tarih:

on

Pandemi sürecinde bozulan uyku düzeninizi düzeltmeniz için bu öneriler size yardımcı olabilir.

Birçok insan COVID-19 sürecinde günlük yaşamın bozulması, evden çalışmak, daha az doğal ışık almak, belirli bir programı takip etmemek ve stres gibi nedenlerden dolayı uyku sorunu yaşamaya başladı.

Bu oldukça yaygın bir sorun. Ancak uzmanların bu önerileri ile uyku sürecinizi düzenleyebilirsiniz.

Sağlıkla kalın…

 

Sağlıklı yaşam konusunda bilinçlendirici içerik paylaşımı yaptığımız youtube sayfamızı görüntülemek için buraya tıklayabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Aile Sağlığı

Böbrek Taşını Önlemenin 7 Yolu

Tarih:

on

Böbrek taşı ağrısı çekmemeniz için bazı öneriler derledik.

Böbrek taşı oluşumundan ve tekrarlamasından korunmak mümkün.

Bu önerilerimizi mutlaka uygulayın.

Sağlıkla kalın…

 

Sağlıklı yaşam konusunda bilinçlendirici içerik paylaşımı yaptığımız youtube sayfamızı görüntülemek için buraya tıklayabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Aile Sağlığı

Endişe Hakkında Bilinmesi Gereken 10 Gerçek

Tarih:

on

Öncesi1 of 12
Klavye ok tuşlarını kullanabilirsiniz. ( ← | → )

Hayatınızı endişeye teslim etmek ve sizi yönetmesine izin vermek zorunda değilsiniz. Endişe ve kaygı bozukluklarını ve bu durumun vücudunuzu ve hayatınızı nasıl etkilediğini ne kadar iyi anlarsanız, kontrolü ele almak için o kadar donanımlı olursunuz.

Anksiyete hayatın bir parçasıdır ve herkesin hayatında bazen kontrolü ele alabilir. Hatta bazıları tüm hayatlarını endişe içinde geçirebilir. Bazıları da özellikle yaşadığımız pandemi sürecinde ilk kez endişe ve kaygı içinde yaşamayı deneyimliyor olabilir.

Anksiyete kulağa her ne kadar ürkütücü gelse de sanıldığı kadar korkutucu değil. Hayatınızı endişeye teslim etmek ve sizi yönetmesine izin vermek zorunda değilsiniz. Endişe ve kaygı bozukluklarını ve bu durumun vücudunuzu ve hayatınızı nasıl etkilediğini ne kadar iyi anlarsanız, kontrolü ele almak için o kadar donanımlı olursunuz.

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar