Connect with us

Sağlıklı Yaşam

Sürekli Yorgun Hissetmenizin Nedenleri

Tarih:

on

Sürekli Yorgun Hissetmenizin Nedenleri

Son günlerde birçok kişinin muzdarip olduğu en önemli sorunlardan birisi de yorgunluk. Bu durumun sonucunda bilim insanları da kişilerin kendini sürekli yorgun hissetmesi inceledi ve konuyla ilgili araştırmalarda bulundu.  ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi’nde yapılan araştırmalarda her 3 yetişkinden 1’inin yeterince uyuyamadığını ve gün boyu hep yorgun olduğunu gösteriyor.  Yaşamınızda her bir sabaha yorgun olarak adım atmak, gün içerisinde gerçekleştirdiğiniz rutin ilerinizde bile isteksizlik yaşamak, sürekli halsiz ve bitkin olmak belki de ciddi bir hastalığın habercisi olabilir. Peki ya sizce halsizliğinizin sebebi ne olabilir? Bugünkü köşe yazımda sürekli yorgun hissetmenizin nedenleri var…

Bitkin ve Yorgun Hissediyorsanız Nedeni Susuzluk Olabilir

Kendinizi yorgun hissettiğiniz anlarda şu soruyu kendinize sormayı unutmayın: Acaba ne zamandır su içmiyorum? Yeterince su içmediğinizde enzim aktivitelerinizin azalmasından dolayı kendinizi yorgun ve enerjinizin düşük olduğunu hissedersiniz. Unutmayın ki su vücudun yakıtıdır ve gün içerisinde su içmeyi ihmal ettiğimizde vücudunuzun ihtiyacı olan yakıtı almamış oluyorsunuz. Bunun sonucunda da kendinizi gün içerisinde bitkin ve huysuz biri olarak hissetmeniz kaçınılmaz bir son olarak karşımıza çıkar. Kahve ve çay gibi kafeini yüksek içeceklerin tüketimini biraz azaltarak, günde vücudunuzun ihtiyacı olan miktarda su içerek yorgunluğunuzu önleyebilirsiniz.

Diyabet Hastasıysanız Dikkat!

Her yıl bir milyondan fazla kişiye diyabet teşhisi konuyor ve daha pek çoğu maalesef bu hastalığa sahip olduklarının bile farkında değiller. Glikoz adı verilen kandaki şeker, insülin direnci ya da insülinin yetersiz kalması sebebiyle hücrelere geçiş yapamadığından hücrelerde enerji eksikliği ortaya çıkar. Buna bağlı olarak da kişide sinirlilik, kilo kaybı, açlık, aşırı susama, sık sık idrara çıkmanın dışından her zamanda yorgun hissetmek gibi semptomlar görülür.

Anemi, Yorgunluk Nedeni

Kana kırmızı rengini veren ve oksijeni dokulara taşıyan alyuvarlarda bulunan hemoglobin isimli protein sağlıklı bir kişide bulunması gereken miktarın altına düştüğünde anemi (kansızlık) oluşur. Semptomlarından en belirgin olanı kendinizi yorgun hissetmenizdir. Uyku güçlüğü, hızlı kalp atışı, baş ve göğüs ağrıları, konsantrasyon eksikliği ve güçsüzlük görülen diğer semptomlarıdır.

Tiroid, Halsizliğinizin Sebebi Olabilir mi?

Tiroid bezi metabolizmanızı kontrol eden hormonlar üretir ve tiroid bezinin az çalışması ya da hiç çalışmaması vücudun tamamını olumsuz yönde etkiler. Tiroid yetmezliğinde özellikle demir ve B12 vitamini eksikliği görülür. Bu durum da hareketlerde yavaşlamaya, yorgunluk ve halsizliğe neden oluyor.

Yorgunluğun İlk Belirtisi Kalp Hastalıkları 

Kalp hastalıklarının en önemli hatta en erken bulgularından birisi de yorgunluktur. Kalp damar rahatsızlıkları, kalbin oksijen ihtiyacını karşılamasına engel teşkil ettiğinden hastanın yorgun olmasına sebebiyet verir ve en ufak bir harekette bile hasta nefessiz kalır.

Uykusuzluk Yorgun Hissettirir

Kaliteli yaşam tarzınızı tehdit eden ve son zamanlarda en sık rastlanan uyku apnesi (nefes durması) siz her ne kadar dinlendiğinizi düşünseniz de bütün gün kendinizi yorgun hissetmenize neden olan bir uyku problemidir. Çoğunlukla horlama ile birlikte seyreden bu hastalıkta uyku sırasında kısa süreli olarak solunum kesintileri yaşanır. Üst solunum yolunuz birkaç saniyeliğine kapanır, vücuttaki oksijen düzeyi azalır, kalp ritmi yavaşlar ve bu da beyninizin tekrar nefes almaya başlamak için uyandırılmasına neden olur. Bu olayın düzenli bir şekilde tekrarlaması sonucunda da gece uykunuz hatırlanmayacak kadar kısa aralıklarla bölünür. Hasta, sabahları yeterli uykunun alınamaması ile kendisini yorgun hisseder ve konsantrasyon bozukluğu, hatta gün boyu gerginlik yaşar.

Depresyon, Enerjinizi Azaltabilir

Her bireyde farklı semptomlarına rastladığımız depresyon tedavi edilmediği sürece haftalarca, aylarca hatta yıllarca sürebilir. Depresyondaki kişiler genel olarak mutlu oldukları aktivitelerden keyif alamamaya başlar, uyku ve yemek alışkanlıklarında değişiklikler meydana gelir, değersizlik ve mutsuzluk duyguları ortaya çıkar. Bunların dışında enerjilerinde azalma görülür ve sürekli yorgun halleri dikkat çeker.

İdrar Yolu Enfeksiyonu

Sürekli yorgunluk hali idrar yolu enfeksiyonlarının bir belirtisi olabilir. Birçok kadında görülen belirtiler sık idrara gitmek isteği, yanma olabildiği gibi bazılarında ise bu belirtiler hiç fark edilmeyecek kadar hafif olabilir.

 Kronik Yorgunluk Sendromu

Bilinen bir nedeni olmasa da kronik yorgunluk sendromunun stres, sağlıksız beslenme, depresyon, uzun süre yoğun çalışma şekli ve bağışıklık sisteminin zayıflaması ile ilişkilendirilmektedir. Günümüzün en sık rastlanan hastalıklarından birisi olarak kabul edilen kronik yorgunluk rastlanan hastalarda genel olarak sürekli bir şekilde yorgun ve bitkin bir hal görülür. Diğer belirtileri ise baş ağrısı, konsantrasyon bozukluğu, kas ve eklem ağrıları olarak sıralanabilir.

Yorgunluğa İyi Gelen Besinler

Günün ortasında kendinizi yorgun hissetmeye başladıysanız size geçici enerji sağlayan kalorisi yüksek besinlerden uzak durun. İşte sizin için vücudunuzun asıl ihtiyacı olan enerjiye kalıcı çözüm getiren, sağlığınız açısından da oldukça faydalı olan besinleri sıraladık ve tercihi size bıraktık.

  1. Ispanak: Hem magnezyum hem de yorgunluğa karşı savaşmak için hücrelere oksijen sağlamada önemli bir rol oynayan büyük bir demir kaynağı olan bu besin sayesinde vücudunuz daha dirençli hale geliyor. Bununla birlikte, ıspanak ödem atmanızda da oldukça etkili bir riboflavin (B2 vitamini) kaynağıdır.
  2. Ceviz: Yine bir antioksidan özelliğine sahip olan e vitaminini içeren ceviz, fındık, badem gibi besinler bağışıklık sisteminin korunmasına yardımcı oluyor.
  3. Yeşil çay: Bağışıklık sisteminizi güçlendiren ve metabolizmanızı hızlandıran yeşil çay içerisinde barındırdığı ginseng sayesinde vücuda zindelik verir ve özellikle de bahar aylarında günde iki fincan tüketilmesi tavsiye edilir.
  4. Balık: Araştırmalar, antioksidanların egzersizin vücudunuza koyduğu iltihabı ve stresinazalmasına yardımcı olabileceğini gösteriyor. Gücünüzü tamamen artırmabilmek için, yediğiniz balığın yeterince iyi yağ içerdiğinden emin olun. Somon, ton balığı, uskumru ve sardalya gibi omega-3 yönünden zengin balıkları tüketin.
  5. Yoğurt: Sağlıklı bir sindirim sistemi için yağlı yiyeceklerden kesinlikle uzak durmalısınız. Fazla yağ, sindirimi zorlaştırır ve yavaşlatır. Margarin ve benzer katı yağlardan uzaklaşarak zeytinyağını tercih etmeniz, yapmanız gerekenler arasında yer alıyor. Probiyotikler, insan bağırsağında doğal olarak bulunan faydalı mikroorganizmalardır. Faydalı bakteri olarak da tanımlayabileceğimiz probiyotikler; kötü beslenme, antibiyotik kullanımı ve zararlı bakterilerin etkilerine karşı vücudu korumakla görevlidir. Bağırsaklarda bulunan faydalı diğer bakterileri de kontrol eden probiyotikler, günlük diyetinize mutlaka eklemeniz gereken bir kaynaktır. Peki en doğru probiyotik kaynağı nedir? Tabii ki yoğurt…

Vakit Kaybetmeden Doktorunuza Danışın…

Kimseye hayır diyememek, çevrenizdeki insanların beklentilerini karşılamak için harcadığınız enerji bir süre sonra sizi yorar. Ancak unutmayın ki sizin için önemli olan başkalarının değil kendi isteklerinizin değerli olduğudur. Bununla birlikte, aşırı stresli bir yaşam ve her konuda fazla mükemmel olma arzusu da sizi yorgunluğa iten sebepler arasında yerini alır.

Enerjinizi geri kazanmak ve yorgunlukla mücadele etmek için yeterli miktarda kaliteli bir uyku sizin önceliğiniz olmalıdır. Ancak buna rağmen kendinizi halen yorgun hissediyorsanız bunun altında saklanan gizli bir problemin olduğunu bilmeli ve vakit kaybetmeden doktorunuza danışmalısınız.

Yorgunlukla ilgili farklı bir yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

 

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

CEVAP BIRAKIN

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Covid-19

Ateşsiz Covid-19 Geçirmek Mümkün

Tarih:

on

Yüksek ateş gibi bazı Covid-19 belirtileri diğerlerinden daha yaygın görünür. Bu günlerde kendinizi hasta hissediyorsanız doktora gidip test yaptırmak için en ayırt edici belirti ateş. Peki ya ateşiniz yoksa?

Çok değil, bundan bir yıl önce öksürük, vücut ağrıları ve halsizlik yaşamak gribin olağan belirtileriydi. Ancak coronavirüs hayatımıza girdi ve her kış en az bir kez yaşadığımız bu belirtiler değim yerindeyse kâbusumuz oldu.

Genel olarak solunum yolu hastalıkları hakkında bildiklerimiz yeni coronavirüs Sars-CoV-2 ile birlikte oldukça gelişti. Virüs dünyanın üzerine kara bir bulut gibi çökerken sağlık otoriteleri 3 belirtiye özellikle dikkat çekti; ateş, kuru öksürük ve nefes darlığı.

Covid-19 belirtilerini içeren listeye her geçen gün yeni bir bulgu eklendi. Şuan Amerikan Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi’nin yayımladığı listede 11 resmi Covid-19 semptomu bulunuyor ve bunlar hala olası her belirtiyi kapsamıyor.

Diğer belirtilerle birlikte ateş görülmeyebiliyor

Yüksek ateş gibi bazı Covid-19 belirtileri diğerlerinden daha yaygın görünür. Ancak bazı belirtiler de neredeyse kişiye özel ortaya çıkıyor. Bu günlerde kendinizi hasta hissediyorsanız doktora gidip test yaptırmak için en ayırt edici belirti ateş. Peki ya ateşiniz yoksa?

Ateşinizin olması vücut ısınızın normalden yüksek olduğu anlamına gelir. 38 dereceden yüksek vücut ısısı, vücudunuzda bir terslik olduğunu doğrular. Ateş, vücudun Covid-19 da dâhil olmak üzere bir enfeksiyona verdiği doğal tepkidir. Bağışıklık sistemi istenmeyen bir patojeni, genellikle bir virüsü veya bakteriyi öldürmeye çalıştığı için vücut ısısı aniden yükselir. Normal vücut sıcaklığında, bu hastalığa neden olan istilacılar kolayca çoğalabilir, ancak ortam ısındığında hayatta kalmaları zorlaşır.

Coronavirüs vücuda girdiğinde de bağışıklık sisteminin tepki göstermesi ve vücut ısısının yükselmesi beklenir. Bu virüs hakkında öğrendiğimiz son gelişmeye göre ise Covid-19 ateşsiz de görülebiliyor.

Asemptomatik kişilerde genel olarak ateş dâhil hiçbir belirti görülmediğini biliyoruz. Uzmanlara göre Covid-19 geçiren birçok insanda diğer belirtiler görülürken ateş görülmüyor. Öte yandan enfekte bir kişi teknik olarak ateşi yükseldiğinde ya da düştüğünde bunu fark etmeyebilir.

Ateşiniz olmasa da kendinizi izole edin

Ateş veya titreme, öksürük, nefes darlığı veya nefes almada güçlük, yorgunluk, kas veya vücut ağrıları, baş ağrısı, tat veya koku kaybı, boğaz ağrısı, burun tıkanıklığı veya akıntısı, mide bulantısı ya da kusma ve ishal gibi belirtilerle birlikte deri döküntüleri ve göz kızarıklığı gibi daha nadir semptomlar da Covid-19 ile ilişkilendiriliyor.

Bu belirtilerden bazılarının bir arada görülmesi ilk olarak yüksek ateşi sorgulamayı akıllara getirebilir. Ancak ateş Covid-19 varlığının göstergesi olarak değerlendirilmemeli.

Olağandışı belirtiler yaşıyorsanız ancak ateşiniz yoksa yine de kendinizi izole edin. Bir sağlık kurulusu ile iletişime geçerek, testler, izolasyon yönergeleri ve tedavi seçenekleri hakkında bilgi alın. Yaşadığınız soğuk algınlığı veya grip de olabilir. Ancak vaka artışlarını göz önünde bulundurun, sağlık durumunuz hakkında daha fazla bilgi alana kadar güvende olmak ve çevrenizdekileri güvende tutmak için izole olmaya devam edin.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Bağışıklık

Hayatın Ritmi 89. Bölüm – Uyku Reçetesi – Vertigo

Tarih:

on

← ÖNCEKİ BÖLÜM                                                                       SONRAKİ BÖLÜM →

Covid-19’dan korunmak için uykunun ne kadar önemli olduğunu biliyor musunuz? Bu bölümde uykunun neden önemli olduğunun yanı sıra denge bozuklukları ve vertigo ile ilgili merak ettiklerinizi bulacaksınız.

Covid-19 savunma planında 4. gün…

Sağlıklı bir uyku için hangi besinleri tüketmeliyiz? Dr. Halit Yerebakan bağışıklığımızı güçlendirecek iyi bir uykunun ip uçlarını veriyor.  

Hayatın Ritmi denge bozuklukları ve baş dönmesini masaya yatırıyor. Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Burcu Örmeci denge bozukluklarının hangi hastalığın habercisi olduğunu testlerle anlatıyor. B12 vitamini eksikliği denge sistemimizi nasıl bozuyor? 

Çağımızın hastalığı vertigo… Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Zeynep Alkan vertigoyla ilgili tüm detayları anlatıyor.

Fizyoterapi Uzmanı Canan Akar‘dan evde yapabileceğiniz basit denge egzersizleri. 

Hepsi ve daha fazlası ‘Dr. Halit Yerebakan ile Hayatın Ritmi’nde…

Dr. Halit Yerebakan ile Hayatın Ritmi” programının tüm bölümleri ve diğer içerikleri için youtube sayfamızı da takip edebilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Covid-19

mRNA Aşıları Ne Kadar Güvenli?

Tarih:

on

Onay bekleyen iki mRNA aşısının da COVID-19’u önlemede yüzde 90’dan fazla etkili olduğu bildirildi. Ancak geliştirilen mRNA aşıları bu türün ilk örnekleri ve her iki aşının da gerçek içeriklerinin henüz açıklanmamış olması, aşıların başarısına gölge düşürmeye yetiyor.

Covid-19’a karşı geliştirilen aşıların oldukça hızlı bir şekilde piyasaya sürülmeye hazır hale gelmesi akıllara ‘aşıların yan etkileri var mı?’ sorusunu getirdi.

Tüm dünyayı etkileyen yeni coronavirüs salgını ile birlikte çok kısa sürede aşı üretilmesine tanık olduk. Şimdiye kadar yaklaşık 20 yıllık çalışmaların ardından üretilen bir aşının yeterince etkili ve güvenli olabileceğini düşünüyorduk. Pandemi bize o kadar vakit tanımadı. Geldiğimiz noktada karşımızda farklı aşı seçenekleri var. Bu aşılar hakkında etkinlikleri bir yana, ne kadara güvenli oldukları en çok merak edilen konu.

Covid-19 aşıları hafif yan etkiler ortaya çıkarıyor

Türkiye’de de çalışmaları sürdürülen inaktif aşı bir yana daha önce hiç kullanılmamış mRNA aşıları ile ilgili hem büyük umutlar hem de büyük kaygılar var; ‘Bu aşıların nasıl yan etkileri olacak?’

Şu anda, ABD’de onay bekleyen iki mRNA aşısı, 3. aşama klinik denemelerde 73.000’den fazla kişide test edildi. Her iki aşının da Covid-19’u önlemede yüzde 90’dan fazla etkili olduğu bildirildi. Ancak geliştirilen mRNA aşılarının bu türün ilk örnekleri olması ve her iki aşının da gerçek içeriklerinin henüz açıklanmamış olması, aşıların başarısına gölge düşürmeye yetiyor.

Faz-1 ve faz-2 çalışmalarında hayvanlar ve faz-3 çalışmalarında insanlar üzerinde yapılan denemelerde mRNA aşıları olumsuz bir profil ortaya koymadı. Genel olarak hafif yan etkiler ortaya çıktı: Enjeksiyon bölgesinde ağrı, ateş, yorgunluk, baş ağrısı, eklem ağrısı ve kas ağrıları. Bununla birlikte, Covid-19 aşıları çok yeni olduğundan, uzun vadeli yan etkiler henüz tam olarak anlaşılabilmiş değil.

Vücudun geliştirdiği hafif yan etkiler temelde bağışıklık sisteminin hazırlandığını gösteriyor. Aşılar, vücudun virüse yanıt vermesini sağlamak için yapılır. Covid-19 aşısının ardından vücut SARs-CoV-2’ye bir yanıt vermeyi öğreniyor, bunun da ateş gibi belirtilere yol açması olasılık dâhilinde.

Diğer yandan uzmanlar Covid-19 aşısının 2. dozunun daha fazla yan etkiye neden olabileceği konusunda endişeli.

    Yararı zararından fazla

Aşıların yan etkileri kadar olumlu etkileri de var. Şuan coronavirüs karşısındaki tek silahımız aşı. Sürü bağışıklığının güvenli bir şekilde oluşturulabilmesi için toplumun yüzde 70’inden fazlasının aşı olması gerekiyor. Bu, özellikle yaşlılar ve bağışıklığı zayıflamış olanlar gibi savunmasız, yüksek riskli gruplar için önemlidir.

Dünya genelinde ortalama olarak Covid-19’a yakalanan her 200 kişiden biri ölüyor. Bireysel olarak tüm önlemleri alıyor olsalar bile başkalarının yaptığı hatalar nedeniyle insanlar coronavirüs ile enfekte olabiliyor. Tüm bunlar göz önünde bulundurulduğunda aşıların sağladığı faydalar risklerden daha ağır basıyor.

mRNA aşılarının faz-3 çalışmalarında hastalar arasında en sık görülen yan etkiler;

-Yorgunluk (yüzde 9,7)

-Kas ağrıları (yüzde 8,9)

-Eklem ağrısı (yüzde 5.2)

-Baş ağrısı (yüzde 4,5)

-Ağrı (yüzde 4,1)

-Enjeksiyon bölgesinde ağrı (yüzde 2.7)

-Enjeksiyon yerinde kızarıklık (yüzde 2)

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar

web partner | Web Tasarım