Connect with us

Gazete Yazıları

Şişkinlik Mi Göbek Mi?

Tarih:

on

Şişkinlik Mi Göbek Mi?

Şişkinlik oluşumunun sebebi, yediklerinizin miktarı değil cinsidir. Bu durumdan şikayeti olanlar sodyum, nişasta ve tatlandırıcıdan uzak durmalı.Özellikle kadınların en sık şikayet ettiği şeylerden biri de günün ilerleyen saatlerinde ortaya çıkan lokal şişkinliklerdir. Birçoğumuz göbek bölgesinde beliren bu gibi şişkinliklerin yediklerimizle doğru orantılı olduğunu düşünürüz. Oysa yediklerinizin miktarının şişkinliğiniz üzerinde bir etkisi yoktur!

Öncelikle iki basit soruyu cevaplayarak işe başlayalım:

Sabah rahatlıkla giyebildiğiniz kıyafetlerinizin, akşama doğru sizi sıkmaya başladığıoluyor mu?
Sabahları kıyafetlerinizi giyerken sizi sıktığını ve eskisi kadar rahat olmadıklarınıdüşünüyor musunuz?

Eğer ikinci sorunun cevabı ‘Evet’ ise, üzgünüm ama kilo almışsınız! İlk soruya ‘Evet’, ikinci soruya ‘Hayır’ dediyseniz, gün içinde yaptıklarınız şişkinliğe sebep oluyor demektir. Birçok kişinin başına gelen bu durumun farklı sebepleri olabilir ancak bilinen en önemli sebebi, yeme alışkanlıklarınızdır.

KADIN KALIN BAĞIRSAĞI DAHA UZUN

Şişkinlik, karın ve bağırsak bölgesinde biriken gaz sebebiyle ortaya çıkar. Bağırsaklarda biriken gazın büyük kısmı, kalın bağırsakta toplanır. Gün boyu oluşan gaz, açısal yapısı sebebiyle kalın bağırsakta toplanarak, sabah rahatlıkla giyebildiğimiz kıyafetlerimizin akşam saatlerinde bizi sıkmaya başlamasına sebep olur. Bazılarında bu durum hafif şiddette yaşanırken, kimilerinde iki bedene kadar fark yaşanabilir. Kadınların kalın bağırsağı, erkeklere oranla yaklaşık 10 cm. daha uzundur.
Gaz, öncelikle mide de oluşmaya başlar. Ardından bağırsaklara doğru yol alır ve bir gün önce yediklerimizle beslenen bağırsak bakterilerinin ortaya çıkardığı gazla birlikte birikmeye başlayarak, şişkinlik oluşmasına sebep olur. Şişkinlik oluşumunun sebebi, yediklerinizin miktarı değil cinsidir.
Şimdi bu durumdan şikayeti olanların dikkat etmesi gerekenleri madde madde inceleyelim. Öncelikle uzak durmanız gereken gıda maddelerini listeleyerek başlayalım:

Sodyum: Sodyumdan kastımız tuzdur. Tuz, vücudumuzdaki sıvıyı tutarak şişkinlik oluşumuna sebep olur. Günlük sodyum tüketimimizin 2.300 mg’ı geçmemesi gerekiyor. İşlenmiş gıdalar sebebiyle aldığımız günlük sodyum miktarı ise 3.400 mg’dan fazla. Şişkinlik şikayeti olanlar, yemeklerini tatlandırmak için alternatif baharatlar kullanmalılar.

Nişasta: Patates, mısır ve ekmek gibi karbonhidrat zengini yiyecekler, bu grupta sayılabilirler.
Karbonhidratlar, mide ve bağırsakta daha uzun süre işlem görerek vücudumuzda daha fazla kalırlar. Bağırsaktaki yolculuğu uzayan karbonhidratlar, burada yaşayan bakterilerin daha uzun süre beslenmelerine ve dolayısıyla daha fazla gaz çıkarmalarına sebep olarak şişkinliği artırırlar.

Yapmamız gereken, karbonhidratların bağırsaklardaki yolculuğunu kısaltarak gazdan kurtulmaktır. Bunun da tek yolu bağırsaklarımızda adeta bir süpürge vazifesi gören lifli gıdaları bolca tüketmektir.Güne lifli gıdalar tüketerek başlamak, gün içinde ara öğünlerinizde elma gibi liften zengin yiyecekleri tercih etmek, yapabileceklerinizin başında yer alıyor.

Yapay tatlandırıcılar: Piyasada bulunan düşük kalorili gıdaların (diyet içecekler vb.) tatlandırılmasında kullanılan başlıca madde yapay tatlandırıcılardır. Yapay tatlandırıcıların ana maddeleri arasında yer alan aspartam, suklaroz ve sakarin gibi maddeler, normal şekerden yaklaşık 300 kat daha tatlıdır.
Yapılan araştırmalar tatlandırıcıların, kişilerde iştah artışına sebep olduğunu da gösterdi.
Daha az şeker aldığınızı düşünerek tercih ettiğiniz bu gibi gıda maddeleri, daha çok yemenize ve kaçındığınızı sandığınızdan çok daha fazla şeker almanıza sebep olabilir.

ŞİŞKİNLİĞİ AZALTMAYA YARDIMCI BESİNLER NELERDİR?

Su ve probiyotikler: Su içmek, tüm sistemimiz için son derece faydalıdır.
Yeter miktarda içilen su, bağırsaklarda adeta yıkama etkisi yaparak yenen besinlerin bir an önce atılmasına yardımcı olur. Normal bir insanın günde yaklaşık 2 litre su içmesi kesinlikle gerekli ve şarttır.Probiyotik yoğurtlar, şişkinlik şikayeti olanlar için adeta doğal bir ilaç vazifesi görür.Her gün yiyeceğiniz bir ölçü probiyotik yoğurt, bağırsak sisteminizi düzenleyerek şişkinlikten kurtulmanızı sağlar! Sabah kahvaltısı için bir probiyotik yoğurda ekleyeceğiniz iki kaşık buğday kepeği, gün boyu ihtiyacınız olan lifi önemli ölçüde karşılamanızı sağlayacaktır.

Karahindiba çayı: Karahindiba, doğal diüretiktir. Bir fincan kaynamış suya atacağınız bir tutam karahindiba, sindirim sisteminiz harekete geçirir ve hazmı kolaylaştırır. Her gün bir fincan karahindiba çayını, diyet listenize eklemelisiniz.

Rezene: Rezene, şişkinlik şikayeti olanlar için son derece faydalı ve lezzetli bir alternatiftir. Şişkinlikten kurtulmak isteyenler, rezene çekirdeklerini gün içinde çiğneyebilirler.Probleminiz, göbek bölgesinde meydana gelen yağlanma ise kilo vermekten başka şansınız yok gibidir.Şişkinlikle mücadele için saydıklarım, alışkanlık haline getirmeniz gereken sağlıklı alternatiflerden oluşuyor. Şişkinliği ortadan kaldırmak için bu saydıklarımı yaptığınıza otomatik olarak kilo da verebilirsiniz.Bunlar zayıflamak için de faydalıdır ancak yetersiz kalabilir.Bölgesel zayıflama söz konusu olduğunda genellikle bölgesel egzersizler tavsiye edilir.Egzersiz, doğru yapıldığı müddetçe kesinlikle faydalıdır ancak iyi bir beslenme planıyla desteklenmediği sürece yetersizdir. Metabolizmanızı da hızlandırmanız gerekir. Özellikle göbek bölgesinde biriken yağlardan kurtulmak için metabolizma ateşleyicileri diyetinize dahil etmelisiniz.

 

OMENTUM İLE MÜCADELE EDİN

Omentum, organlarımızı kaplayan ve yağ hücrelerinden meydana gelen bir tabakadır. Beslenme şeklimize göre genişleyerek büyürler. Omentum ile başa çıkabilmeniz için kendisini oluşturan yağ hücrelerini boşaltmanız gerekir. Bunun için tavsiye edilen bir mucize var: Yeşil çay. Yapılan araştırmalara göre, yeşil çayın içindeki maddeler yağ hücrelerini parçalamada çok etkili. Her gün iki fincan yeşil çay içmek yeterli.

SİNDİRİM SİSTEMİ BAKTERİLERİNİZİ İYİ YÖNETİN

Bakteri denince akla ilk gelen zararlı olduklarıdır. Oysa bedenimizde bulunan bazı bakteriler, aksine faydalıdır.
Buna en iyi örnek, bağırsak bakterileridir.Bağırsaklarda sindirime yardımcı iyi bakteriler bulunur. Yediklerimize bağlı olarak bağırsak bakterilerinde çeşitlilik görülür. Yanlış beslenme sonucu artan zararlı bakteri miktarı, bağırsak duvarında yanmaya ve şişliğe sebep olur ki bu durum büyük bir göbek olarak göze çarpar. Bahsettiğim faydayı elde etmek için çok da uzağa gitmenize gerek yok. Kültürümüzde var olan turşu, bu iş için birebir! Yapılan araştırmalar özellikle salatalık ve lahana turşusunda bulunan yararlı probiyotiklerin zararlı bakterilerin ölmesinde son derece etkili olduğunu gösterdi.Tek yapmanız gerek minimum tuz oranına sahip turşuları tercih etmek olmalı.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Covid-19

Ateşsiz Covid-19 Geçirmek Mümkün

Tarih:

on

Yüksek ateş gibi bazı Covid-19 belirtileri diğerlerinden daha yaygın görünür. Bu günlerde kendinizi hasta hissediyorsanız doktora gidip test yaptırmak için en ayırt edici belirti ateş. Peki ya ateşiniz yoksa?

Çok değil, bundan bir yıl önce öksürük, vücut ağrıları ve halsizlik yaşamak gribin olağan belirtileriydi. Ancak coronavirüs hayatımıza girdi ve her kış en az bir kez yaşadığımız bu belirtiler değim yerindeyse kâbusumuz oldu.

Genel olarak solunum yolu hastalıkları hakkında bildiklerimiz yeni coronavirüs Sars-CoV-2 ile birlikte oldukça gelişti. Virüs dünyanın üzerine kara bir bulut gibi çökerken sağlık otoriteleri 3 belirtiye özellikle dikkat çekti; ateş, kuru öksürük ve nefes darlığı.

Covid-19 belirtilerini içeren listeye her geçen gün yeni bir bulgu eklendi. Şuan Amerikan Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi’nin yayımladığı listede 11 resmi Covid-19 semptomu bulunuyor ve bunlar hala olası her belirtiyi kapsamıyor.

Diğer belirtilerle birlikte ateş görülmeyebiliyor

Yüksek ateş gibi bazı Covid-19 belirtileri diğerlerinden daha yaygın görünür. Ancak bazı belirtiler de neredeyse kişiye özel ortaya çıkıyor. Bu günlerde kendinizi hasta hissediyorsanız doktora gidip test yaptırmak için en ayırt edici belirti ateş. Peki ya ateşiniz yoksa?

Ateşinizin olması vücut ısınızın normalden yüksek olduğu anlamına gelir. 38 dereceden yüksek vücut ısısı, vücudunuzda bir terslik olduğunu doğrular. Ateş, vücudun Covid-19 da dâhil olmak üzere bir enfeksiyona verdiği doğal tepkidir. Bağışıklık sistemi istenmeyen bir patojeni, genellikle bir virüsü veya bakteriyi öldürmeye çalıştığı için vücut ısısı aniden yükselir. Normal vücut sıcaklığında, bu hastalığa neden olan istilacılar kolayca çoğalabilir, ancak ortam ısındığında hayatta kalmaları zorlaşır.

Coronavirüs vücuda girdiğinde de bağışıklık sisteminin tepki göstermesi ve vücut ısısının yükselmesi beklenir. Bu virüs hakkında öğrendiğimiz son gelişmeye göre ise Covid-19 ateşsiz de görülebiliyor.

Asemptomatik kişilerde genel olarak ateş dâhil hiçbir belirti görülmediğini biliyoruz. Uzmanlara göre Covid-19 geçiren birçok insanda diğer belirtiler görülürken ateş görülmüyor. Öte yandan enfekte bir kişi teknik olarak ateşi yükseldiğinde ya da düştüğünde bunu fark etmeyebilir.

Ateşiniz olmasa da kendinizi izole edin

Ateş veya titreme, öksürük, nefes darlığı veya nefes almada güçlük, yorgunluk, kas veya vücut ağrıları, baş ağrısı, tat veya koku kaybı, boğaz ağrısı, burun tıkanıklığı veya akıntısı, mide bulantısı ya da kusma ve ishal gibi belirtilerle birlikte deri döküntüleri ve göz kızarıklığı gibi daha nadir semptomlar da Covid-19 ile ilişkilendiriliyor.

Bu belirtilerden bazılarının bir arada görülmesi ilk olarak yüksek ateşi sorgulamayı akıllara getirebilir. Ancak ateş Covid-19 varlığının göstergesi olarak değerlendirilmemeli.

Olağandışı belirtiler yaşıyorsanız ancak ateşiniz yoksa yine de kendinizi izole edin. Bir sağlık kurulusu ile iletişime geçerek, testler, izolasyon yönergeleri ve tedavi seçenekleri hakkında bilgi alın. Yaşadığınız soğuk algınlığı veya grip de olabilir. Ancak vaka artışlarını göz önünde bulundurun, sağlık durumunuz hakkında daha fazla bilgi alana kadar güvende olmak ve çevrenizdekileri güvende tutmak için izole olmaya devam edin.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Covid-19

Neden Çin Aşısı?

Tarih:

on

Çin aşısı ile Çin’de yüz binlerce kişi aşılandı. Sağlık çalışanları, pandemi önleme personeli ve sınır denetim personeli gibi belirli gruplar aşılanarak bir bakıma bağışıklık bariyeri oluşturuldu. 

Bir önceki yazımda Çin’de yapılan aşı çalışmalarının anlatmaya çalıştım. Bu yazımda ise bu çalışmaların sonuçlarının değerlendireceğim.

Daha önce bahsettiğim gibi; Çin aşı çalışmalarını bir adım önde götürüyor. Henüz virüs ortaya çıkalı bir yıl bile olmamışken, Çinli aşı üreticileri aşı adaylarını piyasaya sürmeye başladı.

Çinli üreticiler aşı dağıtımına başladı

Sinovac, 46 milyon doz Covid-19 aşısını Brezilya’ya ve 50 milyon doz Türkiye’ye sağlamak için anlaşma imzaladı. Ayrıca 40 milyon dozluk aşı konsantresi Endonezya’ya yerel olarak tedarik edilecek ve son ürün orada üretilecek.

CanSino, aşısının 35 milyon dozunu Meksika’ya teslim edecek, CNBG ise Orta Doğu ve Güney Amerika pazarlarına bakıyor. BAE, 2021’de CNBG ile ortaklaşa yaklaşık 100 milyon doz üretecek, diğer ülkelerle görüşmeler devam ediyor. CNBG, 2021’de bir milyardan fazla doz üretebileceğini açıkladı. Çin ayrıca, herhangi bir ürünün güvenli olduğunun kanıtlandığından emin olmak için Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve küresel Salgın Hazırlık Yenilikleri Koalisyonu (CEPI) liderliğindeki Covid-19 Aşı Küresel Erişim (COVAX) grubuna de katıldı.

Çin, ulusal aşılama programıyla ilgili olarak bu üç şirketin her birinde yapılan araştırmalardan memnun görünüyor. Haziran ayında CanSino, orduyu aşılama yetkisini aldı ve o zamandan beri hem Sinovac hem de CNBG, devam eden klinik denemelerin dışında Çin’deki büyük nüfusu aşılamak için onay aldı.

Sonuç olarak Çin’de yüz binlerce kişi aşılandı. Sağlık çalışanları, pandemi önleme personeli ve sınır denetim personeli gibi belirli gruplar aşılanarak bir bakıma bağışıklık bariyeri oluşturuldu. CNBG’nin aşı çalışmaları sonucu ciddi bir istenmeyen yan etki görülmedi. Sinovac’e göre ise şirket çalışanlarının yüzde 90’ından fazlası yüksek risk grubu olarak görüldükleri için aşı olmayı kabul ediyor. Şirket Ekim ayında, Zhejiang eyaletinde Şangay yakınlarındaki Yiwu’da iki dozluk aşısını satmaya başlamıştı.

Sinovac aşısının başarı oranı yüksek

Devlete ait aşı üreticisi ve Sinovac’ın Endonezya’daki ortağı Bio Farma, Sinovac’ın COVID-19 adayının 3. aşama klinik deneylerinde yüzde 97’ye kadar etkili olduğunu açıkladı. Ancak Sinovac, Bloomberg’e yüzde 97’lik rakamın aşının etkinliğine atıfta bulunmadığını açıkladı ve bunun yerine aşının serokonversiyon oranını temsil ettiğini söyledi. Serokonversiyon oranı, aşının COVID-19 antikorları üretip üretmediğini saptar, yani aşının, onu alan gönüllülerinin yüzde 97’sinde antikorları tetiklediği anlamına gelir. Ancak aşının COVID-19’a karşı koruma sağladığını kanıtlamaz.

Yüzde 97 etkinlik, şu ana kadar bildirilen en iyi klinik araştırma verisi. ABD merkezli Pfizer ve Moderna, ABD’deki Faz 3 denemelerinde sırasıyla yüzde 94 ve yüzde 95 etkinlik oranları bildirdi. Ancak Bio Farma, Sinovac’ın etkinliği hakkındaki sonucunu daha küçük bir katılımcı havuzundan (yaklaşık 1.600 kişi) ve daha kısa bir zaman çerçevesinde aldı.

Adayını Almanya’nın BioNTech’iyle birlikte geliştiren Pfizer, Kasım ayında açıkladığı yüzde 94 etkinlik rakamını, Temmuz ayında başlayan 43.000 katılımcılı Faz 3 denemesinden elde etti. Moderna’nın Faz 3 denemesi de o ay başladı ve aşı 30.000 gönüllü üzerinde denendi.

Sinovac’ın 3. aşama denemesinin tüm sonuçlarının Ocak 2021’de gelmesi bekleniyor. 16 Nisan – 25 Nisan 2020 tarihleri ​​arasında 144 katılımcı faz 1 denemesine ve 3 Mayıs – 5 Mayıs 2020 tarihleri ​​arasında 600 katılımcı faz 2 denemesine kaydoldu. 743 katılımcıya en az bir doz aşı yapıldı.

Faz 1 denemesinde, aşı olan gönüllülerin ortalama yüzde 33’ünde ilk iki hafta içinde istenmeyen yan etkiler görüldü. İlk 4 hafta içinde gönüllerde görülen yan etki oranı ise ortalama yüzde 14 oldu. Aşılamadan sonraki 14. günde gönüllülerin ortalama yüzde 48’inde antikor oluşumu belirlendi. 28. günde ise katılımcıların ortalama yüzde 81’inde antikorlara rastlandı.

Faz 2 denemesinde, 14. güne kadar katılımcıların ortalama yüzde 30’unda yan etki görüldü. 28. güne kadar yan etki geliştiren katılımcı oranı ise ortalama yüzde 19. 14. günde gönüllülerin ortalama yüzde 95’inde, 28. günde ise yüzde 99’unda antikor oluştuğu görüldü.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Covid-19

Aşı Yarışında Çin Bir Adım Önde

Tarih:

on

Çin’de Covid-19 aşısı geliştirme ve uygulama ihtiyacı, virüsün yayılmasını etkili bir şekilde durdurduğu için diğer ülkelerden farklı. Çin hükümeti pandemiyle erken başa çıkabildi ve sonuç olarak aşı geliştirmeye zaman ayırabildi.

Şiddetli akut solunum sendromu, yani SARS hastalığına sebep olan yeni tip coronavirüsün neden olduğu ve devam eden Covid-19 pandemisi, dünya çapında yüksek morbidite ve mortaliteye yol açtı.

Salgın başladığından beri, dünyanın dört bir yanındaki araştırmacılar, şu anda klinik öncesi veya klinik geliştirme aşamasında olan 200’den fazla çalışma ile Covid-19 için aşılar geliştirmeye çalışıyor. Öte yandan salgının başladığı yerde, aşı çalışmaları da bir adım önde gidiyor. Peki, Çin aşıları ne kadar güvenli ve bu aşılar hakkında ne biliyoruz?

Çin aşıları 16 ülkede deneniyor

Çin’de Covid-19 aşısı geliştirme ve uygulama ihtiyacı, virüsün yayılmasını etkili bir şekilde durdurduğu için diğer ülkelerden farklı. Sınırların kısmen açık olmasına ve uluslararası seyahatin ciddi şekilde kısıtlanmasına rağmen, Çin hükümeti pandemiyle erken başa çıkabildi ve sonuç olarak aşı geliştirmeye zaman ayırabildi.

Çin’deki aşı yarışında dört ana üretici var; Tianjin merkezli CanSino, Wuhan’dan CNBG, Pekin’deki Sinovac ve Anhui merkezli ZFLongkema. Ülkede çok az COVID-19 vakası varken, Çinli aşı üreticileri ürünlerinin etkinliğini denizaşırı ülkelerde test etmek zorunda kaldı; beş aday en az 16 ülkede etkinlik (aşama 3) denemelerinde bulunuyor.

Covid-19 için ilk aşı denemesi Çin’de başladı

Uygulanabilir bir aşı elde etmek için farklı yaklaşımlar ortaya çıktı. CanSino, aşı adayını, Covid-19’un yüzey proteini için bir gen parçasını ekledikleri adenovirüs 5 (Ad5) olarak bilinen yaygın ve büyük ölçüde zararsız bir virüs kullanarak geliştirdi. Mart ayında şirket, güvenliğini ve bağışıklık tepkilerini tetikleme yeteneğini test etmek için dünyanın ilk Covid-19 aşı denemesini Wuhan’da başlattı ve dünyada Covid-19 aşısını deneyen ilk şirket oldu.

Sinovac Biotech ve CNBG ise Sars-CoV-2’nin öldürülmüş hali ile insanları aşılamak üzerine yoğunlaştı. Bu, karmaşık bir protein veya RNA tasarımı veya genetik mühendisliği gerektirmez. Bilim adamları, virüsü basitçe bir kimyasal (beta propiolakton) ile etkisiz hale getirir ve onu tahriş ederek bağışıklık sistemini etkili bir şekilde tam alarm durumuna geçiren bir yardımcı madde ile karıştırır. Teorik olarak, bu tür aşılar, başak gibi tek bir viral protein setinden ziyade tüm viral protein setini içerdikleri için daha geniş antikor ve T hücresi tepkileri üretebilir. Ve sıfırın altındaki sıcaklıklarda saklanması gereken mRNA aşılarının aksine, inaktive edilmiş virüsler, sıradan soğutmadan fazlasını gerektirmez. Bu, Rus Sputnik V aşısına benzer bir aşı.

Sıfırın altındaki soğutma ve depolamanın birçok tropikal ve subtropikal ülkede sorunlu olabileceğinden inaktive aşıların lojistik avantajları var. Ancak dezavantajları da olabilir; Bu aşılar iki dozun uygulanmasını gerektiriyor, ancak küçük bir ihtimal de olsa hastalar bu tür aşılara karşı kronik reaksiyonlardan mustarip olabilir ve hatta hastalığı geliştirebilir.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar