Connect with us

Kanser

Meme Kanserinin 6 Sinyali

Tarih:

on

Meme Kanserinin 6 Sinyali

Meme kanseri hiç kuşkusuz hemen her kadının korkulu rüyası. Ancak birçok kadın eline bir kitle geleceği kaygısıyla kendi kendini elle muayeneden ve mamografi yaptırmaktan kaçınıyor. Oysa günümüzde gelişmiş ülkelerde yaşamları boyunca her 8 kadından birinde gelişen meme kanserinde erken tanı hayat kurtarıyor. Öyle ki erken tanı, tümörün daha başlangıç evresindeyken cerrahi yöntemle çıkarılabilmesine imkan sağlıyor. Erken evrede yakalanan tümörlerin pek çoğunda kemoterapi vermek gerekmeyebiliyor, hastalar radyoterapi gibi lokal tedaviler ve daha az yan etkisi olan antihormon tedavilerle şifa bulabiliyor. Bu nedenle her kadının 20 yaşından itibaren ayda bir kez kendi kendine meme muayenesi yapması ve memede değişiklik fark ettiğinde zaman kaybetmeden hekime başvurması çok önemli. Peki hangi belirtiler meme kanserine işaret ediyor? Acıbadem Altunizade Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Gül Başaran “1 – 31 Ekim Meme Kanseri Farkındalık Ayı” kapsamında meme kanserinin 6 sinyali nedir anlattı, önemli bilgiler verdi.

Memede veya Koltuk Altında Kitle

Hastaların en sık başvurdukları şikayet ‘ele gelen bir kitle’ oluyor. Kitle çoğunlukla ağrısız, el altında kayan ve kenarları düzensiz bir özellik sergiliyor. Bazen de dokunmaya hassas ve göğüs duvarına yapışık sert bir yapı hissedilebiliyor. Memede ele gelen her kitle kötü huylu tümör değil kuşkusuz. Adet dönemi öncesinde, doğurganlık çağındaki pek çok kadının memesinde ele gelen kitleler görülebiliyor ve bunlar çoğu zaman fibroadenom ile fibrokistik hastalık gibi selim meme hastalıkları oluyor. Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Gül Başaran ancak kitlenin adet dönemi sonrasında küçülmeden aynı şekilde kalması veya kısa süre içinde büyüme göstermesi durumunda mutlaka bir doktora başvurmak gerektiğinin altını çizerek, “Bazen de memedeki kitle fark edilmeyen bir boyutta oluyor ve koltukaltında lenf nodu daha önce ele gelebiliyor. Bu tablo da meme kanserine işaret edebiliyor” diyor.

Meme Başından Akıntı

Bazı hormonal değişiklik durumlarında meme ucundan süte benzer akıntı gelebiliyor. Ancak kırmızı kahverengi bir akıntı oluyorsa, bu “papillom” grubu adı verilen bir çeşit meme tümöründen kaynaklanabiliyor. Bu durumda mutlaka bir doktora başvurmak gerekiyor.

Memede Şekil Değişikliği, Asimetri

İki memenin simetrisinin bozulması veya herhangi bir şekil değişikliği saptandığı takdirde doktora başvurmak büyük önem taşıyor. Meme derisinde herhangi bir değişiklik, ciltte kalınlaşma da doktora başvurmanızı gerektiriyor.

Meme Başında İçe Doğru Çekilme

Meme ucunun içe doğru çekilmesi, çökmesi de meme kanseri habercisi olabiliyor.

Meme Başında Yara, Soyulma, Pullanma

Meme başında kırmızı pembe yara, soyulma, pullanma gibi değişimler meme kanserinin sinyali olabiliyor.

Memede Şişlik, Kızarıklık ve Ağrı

Ağrılı, şiş, pembe ve kızarık bir meme, meme kanserinin iltihaplı şeklinin göstergesi olabiliyor. Ancak bu durum özellikle emziren annelerde emzirmeye bağlı olarak “mastit” adı verilen meme iltihabına bağlı da görülebiliyor. Bu durumlarda hastanın doktora muayene olup gerekli görüntülemelerle takip edilmesi ve ihtiyaç halinde hızlıca biyopsi yapılması çok önemli.

Erken Teşhis İçin Bu Muayeneler Şart!

20 yaşından sonra elle muayene: Elle muayene meme kanserinin ileri evrelere ulaşmadan fark edilmesine yardımcı oluyor. Dolayısıyla erken tanı için her kadının kendi memesini 20 yaşından sonra ayda bir kez, tercihen banyoda, adet döneminden 1 hafta kadar sonra (memedeki şişkinlik ve hassasiyet azaldıktan sonra) muayene etmesi çok önemli.

40 yaşından sonra mamografi: Elle muayenenin bir klinisyen tarafından yapılması ve yıllık mamografi çekimlerine başlanılması öneriliyor. 40 yaş üzeri kadınlarda herhangi bir şikayet olmasa bile 1 ya da 2 yılda bir yapılan mamografilerle meme kanseri erken saptanabiliyor. Mamografiyle elde edilen bilgiler yeterli gelmezse ek olarak ultrasonografi yöntemine başvuruluyor. Güçlü aile öyküsü olan ya da meme kanserine eğilim yapan genetik bozuklukları taşıyan kadınlarda daha erken yaşlarda ve farklı yöntemler kullanarak da tarama yapılabiliyor.

Meme kanseriyle ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

CEVAP BIRAKIN

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Dr Halit Yerebakan YouTube Kanalı

Kanser Riskini Azaltacak 20 Yol

Tarih:

on

Hem sağlıklı yaşayıp hem de kanser gibi hastalıklardan korunmayı kim istemez?

Yaşam tarzınızda yapacağınız basit değişiklikler ile kanser riskini azaltabilirsiniz.

Bazı kanser türlerine karşı kendinizi korumanın 20 yolunu açıklıyoruz. Daha mutlu ve sağlıklı biz ‘siz’ için bu küçük değişiklikleri hayatınıza eklemek de oldukça kolay…

Sağlıkla kalın…

 

Sağlıklı yaşam konusunda bilinçlendirici içerik paylaşımı yaptığımız youtube sayfamızı görüntülemek için buraya tıklayabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Aile Sağlığı

Kötü Hücreler Oruç Karşısında Savunmasız

Tarih:

on

Daha önce aç kalmanın bağışıklık sistemi üzerindeki olumlu etkisini anlatmıştım. Bu yazımda da bu konuyu biraz daha detaylandırmak istedim.

Vücutta birçok farklı sistem var ve bunlar kusursuz çalışmaya programlı. Nasıl ki bir makinanın bakımını yapar, talimatlara uyarak kullanırsanız o makinadan maksimum verim alarak uzun süre kullanabilirsiniz. Vücudumuzdaki sistemlerin de bakıma ihtiyacı var. Sağlıklı beslenip düzenli egzersiz yapmak, düzenli bir yaşam tarzı benimsemek bu bakıma katkı sağlıyor elbette ancak asıl bakım içerden yapılan. Bu bakımı da herkesin doğuştan sahip olduğu sistemler yapıyor.

Bağışıklık sistemi bakım ve onarım işinin ustabaşı. Yanında çalıştırdığı ustaları da var. Bu ustalardan biri otofaji sistemi. Eğer bu ustaya fırsat verirseniz, viral hücre istilacılarını tanımlamak için patern tanıma reseptörlerini kullanan otofaji süreci başlar. Otofaji sürecinde hasarlı veya anormal olarak gelişen hücreler enerji için geri dönüştürülür. Bu sistemi devreye sokan şey ise, aç kalmak.

Kanser hücrelerini oruç tutarak yenebilirsiniz

Güçlü ve sağlıklı bir bağışıklık sisteminin giderek daha önemli hale geldiği bu günlerde oruç tutmak, viral enfeksiyonları ve hücre içi parazitlerin çoğalmasını kısıtlayan otofaji süreçlerini tetikler. Bu süreçler vücudun zararlı patojenlerden ve kanser hücresi gibi anormal hücre gelişimlerinden kurtulmasına yardımcı olur. Ayrıca beyin ve doku hücrelerini anormal büyümelerden, kronik iltihaplanmalardan ve toksiklerden korur. Oruç tutanlar üzerinde yapılan bazı araştırmalarda, sistemik lupus, iltihaplı romatizma, kalın bağırsak iltihabı ve crohn hastalığı gibi otoimmün hastalıklara sahip bireylerin semptomlarında iyileşmeler olduğu görülmüş. Otofaji süreci vücuttaki iltihaplanmayı azalttığı için daha normal işleyen bir bağışıklık fonksiyonuna izin verir.

Kanser hücreleri normal hücrelere göre 10 ila 70 kat daha fazla insülin direncine sahip. Enerji için şekerin laktik asit sisteminde kullanılan enerjisine bağlı. Bu noktada aç kalmak kanser hücrelerini de aç bırakmak demek oluyor ve onları savunmasız hale getiriyor. Otofaji sisteminin devreye girmesi vücutta hücresel bir temizleme başlatıyor ve işlevsiz hücrelerin yok edilmesini, yeni daha sağlıklı bağışıklık hücrelerinin üretilmesini sağlıyor. Artık dünyadaki birçok uzman aralıklı oruç dediğimiz uzun süreli aç kalmayı daha çok önermeye başladı.  Artan fazla kilolu insan sayısı, kronik rahatsızlıklar, unutkanlık, sindirim sorunları, kanser ve otoimmün hastalıklarla mücadele bunda önemli rol oynuyor. Tabi oruç tutarak kronik rahatsızlıkları iyileşenler de katkı sağlamıyor değil.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Aile Sağlığı

Mangalda pişen etler kansere neden olur mu?

Tarih:

on

Mangalda pişen etlerin kansere neden olduğu doğru. Peki bundan kaçınmak mümkün mü ?

 

Sağlıklı yaşam konusunda bilinçlendirici içerik paylaşımı yaptığımız youtube sayfamızı görüntülemek için buraya tıklayabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar

web partner | Web Tasarım