Connect with us

Bağışıklık

Gribe Sebep Olan Unsurlar

Tarih:

on

Havalar soğuyor, grip mevsimi başlıyor. Sadece virüsler değil, bağışıklığı zayıflatan stres ve uykusuzluk da gribe sebep olabilir. Bu nedenle iyice dinlenmeli ve bol sıvı almalısınız

Havalar soğumaya başladı ve tabii ki sıcaklık daha da düşecek. Ortamın ısı kaybetmesi, yaz boyu açık olan pencere ve camların sıkı sıkı kapatılmasına sebep oluyor. Böylece hava sirkülasyonu gerçekleşemiyor ve ‘kirli’ hava solumak zorunda kalıyoruz. Grip ve soğuk algınlığı, birbiriyle karıştırılan hastalıklardır. Soğuk algınlığının gripten en önemli farkı; daha hafif semptomlar göstermesidir. Yani grip olduğunuzda işinize gidemezken, soğuk algınlığı yaşadığınızda hayatınıza devam edebilirsiniz. Bu yazımızda gribe sebep olan unsurlardan bahsediyoruz.

DOKTORA DANIŞIN!

 Bir diğer fark ise yüksek ateştir. Grip, yüksek ateşi beraberinde getirir. Bu sebeple antibiyotik kullanımı, grip vakalarında daha sık görülür. Ancak antibiyotik kullanma konusunda danışabileceğiniz en güvenilir merci, doktorunuz olmalıdır.
 Grip ve nezle gibi bulaşıcı hastalıklar, viral özellik taşır ve etkenleri ‘virüs’ adı verilen mikroplardır. Halk arasında sıklıkla yapılan hatalardan biri de, grip olunduğunda hemen antibiyotik kullanmaktır. Oysa antibiyotikler, bakteri sebepli hastalıklarda ve yalnızca uzman doktor tavsiye ettiğinde kullanılmalıdır. Ancak zatürre gibi bakteriyel bir enfeksiyonla komplike hale gelmiş grip durumunda antibiyotik kullanımı tavsiye edilebilir. Özellikle hamileler, antibiyotik kullanımında mutlaka doktora başvurmalıdır.
 Grip ve soğuk algınlığından korunmanın ilk kuralı, virüsü kendimizden uzak tutmayı başarmaktır. Toplumda yaygın bir inanış var; grip olan biriyle aynı ortamda bulunduğunuzda hastalığın size geçeceği söylenir. Peki hastalık taşıyan virüsler hava yoluyla insandan insana geçebilir mi? Bu sorunun cevabı; belki… Hasta bir kimseyle aynı ortamı paylaşmak, bazen taşınan virüsün kişiden kişiye geçmesine sebep olabilir.

 Sıklıkla soğuk algınlığına sebep olan virüsler, ‘rhinovirüs’ olarak adlandırılır. Bu tip virüsler, temas yoluyla kişiden kişiye geçebilir. Bahsedilen temas, illa kişilerin birbirine dokunması değildir. Hastalık taşıyan bireyin hapşırık veya öksürük yoluyla ‘kirlettiği’ eline ve dezenfekte etmeden dokunduğu eşyalara temas etmek, rhinovirüslerin kişiler arasında dolaşmasına sebep olur.
 Elleri dezenfekte etmek çok önemlidir. Bir şekilde ‘kirlenen’ elimizi ağız ya da burnumuza götürdüğümüzde bu tip virüslerin vücudumuza girebileceği yolu açmış oluruz. Aslında kişiden kişiye hastalık geçmesinin öncelikli suçlusu, soğuk algınlığı virüslerini taşıyan mukoza kaplı ellerimizdir.
 Geleneklerimiz gereği sıklıkla tokalaşıp öpüşürüz. Karşımızdakini kırmadan bu alışkanlığımızdan vazgeçmek, bizi hastalıklardan koruyacak diğer bir yoldur.
 Bedeniniz ne kadar güçlüyse, karşılaştığı tehlikelere karşı o kadar dayanıklı demektir. Bağışıklık sisteminizi zayıflatarak kolay hastalanmanıza sebep olan uykusuzluk ve stres gibi olgulardan da uzak durmanız gerekir.

ORTAMI SIK SIK HAVALANDIRIN

 Grip gibi, yaşam kalitesini neredeyse sıfırlayan bir hastalıkla mücadele ederken sadece ilaç kullanmak yetmez; mümkünse yatak istirahati de yapılmalıdır. Yatarken başınızı yukarıda tutmak, geniz akıntısını kontrol edeceğinden kişinin rahatlatmasına yardımcı olur.
 Bulunduğunuz ortamı sık sık havalandırmak, iyileşme sürecini hızlandırma açısından çok önemlidir. İstirahat edilen ortamdaki havanın kurumasına izin vermemelisiniz. Bol sıvı almak, taze meyve ve sebze tüketmek, iyileşme sürecini kısaltmaya yardımcı olur.

YEŞİL SEBZELERİ MEVSİMİNDE TÜKETİN

Lahana, brokoli, ıspanak ve pazı gibi yeşil yapraklı sebzeler; mükemmel bir vitamin, mineral ve antioksidan kaynağıdır. Ayrıca yüksek lif oranları sayesinde, östrojen seviyesinin düşmesini sağlar ve sindirim sistemi için de son derece faydalıdır. Yeşil yapraklı sebzeler, aynı zamanda karaciğeri temizleyerek detoks etkisi yapar. Böylece toksik kimyasalların vücutta dolaşması engellenmiş olur. Bu sayede tümör oluşturan hücreler bir araya gelemez.
İyot kaynağı olması sebebiyle kanserle mücadelede önemli rol oynayan deniz yosunu da bir diğer faydalı yeşil yapraklıdır. Deniz yosunu da, östrojen hormonunu düzenleyici etkisi sebebiyle meme kanseri ile savaşta son derece faydalıdır. Brokoli, karnabahar ve lahana gibi kükürtlü sebzeler, anti-kanser özellikleriyle ön plana çıkıyor. Yapılan çalışmalar, bu sebzelerin içerdikleri glukozinolat adı verilen bileşik sayesinde, çeşitli organlarda kanseri durdurucu etkiye sahip olabileceğini göstermiş. Bu nedenle, özellikle mevsiminde bu sebzeleri sofranızdan eksik etmemeye özen gösterin.

SADECE C DEĞİL, E VİTAMİNİ VE ÇİNKO DA ALIN

C Vitamini, gripten koruyucu vitaminler arasında sayılabilir. Portakal, yeşil biber, mandalina, greyfurt, nar, kivi, dereotu, roka ve karnabahar gibi C vitamini yönünden zengin gıdalarla beslenmek, sizi gripten korumaya yardımcı olur. Yapılan araştırmalar; E vitamini ve çinko zengini gıdalarla beslenmenin de gripten korunmak için yapılabilecekler arasında olduğunu gösteriyor. Bu sebeple diyetinize; kuru baklagiller, zeytinyağı, ceviz, badem ve fındık gibi gıdalar ekleyebilirsiniz. Grip virüsünün ilerlemesini engelleyen besinler üzerine yapılan araştırmalar; süt, yoğurt, enginar, kereviz, pırasa, kuşkonmaz, muz, nar ve kivinin, florayı düzenleyerek hastalığın ilerlemesini engellediğini gösterdi.

HER GÜN BİR TATLI KAŞIĞI ZERDEÇAL

Zerdeçal, yapısına sarı-turuncu rengini veren kurkumin sayesinde eklem iltihaplanması ve kalp hastalıkları gibi birçok farklı hastalık türüne karşı kullanılabiliyor. Kanser hücrelerinin de büyümesini ve yayılmasını engellediği düşünülen zerdeçalı günde bir tatlı kaşığı kadar kullanabilirsiniz. Zerdeçalı; salata, yoğurt ve çorbalara ekleyebilir ya da yemekleri pişirirken az miktarda yağ ile çevirerek tüketebilirsiniz.

Bağışıklık

Hayatın Ritmi 89. Bölüm – Uyku Reçetesi – Vertigo

Tarih:

on

← ÖNCEKİ BÖLÜM                                                                       SONRAKİ BÖLÜM →

Covid-19’dan korunmak için uykunun ne kadar önemli olduğunu biliyor musunuz? Bu bölümde uykunun neden önemli olduğunun yanı sıra denge bozuklukları ve vertigo ile ilgili merak ettiklerinizi bulacaksınız.

Covid-19 savunma planında 4. gün…

Sağlıklı bir uyku için hangi besinleri tüketmeliyiz? Dr. Halit Yerebakan bağışıklığımızı güçlendirecek iyi bir uykunun ip uçlarını veriyor.  

Hayatın Ritmi denge bozuklukları ve baş dönmesini masaya yatırıyor. Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Burcu Örmeci denge bozukluklarının hangi hastalığın habercisi olduğunu testlerle anlatıyor. B12 vitamini eksikliği denge sistemimizi nasıl bozuyor? 

Çağımızın hastalığı vertigo… Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Zeynep Alkan vertigoyla ilgili tüm detayları anlatıyor.

Fizyoterapi Uzmanı Canan Akar‘dan evde yapabileceğiniz basit denge egzersizleri. 

Hepsi ve daha fazlası ‘Dr. Halit Yerebakan ile Hayatın Ritmi’nde…

Dr. Halit Yerebakan ile Hayatın Ritmi” programının tüm bölümleri ve diğer içerikleri için youtube sayfamızı da takip edebilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Bağışıklık

Bağışıklığı Korumak İçin Dengeli Beslenme Şart

Tarih:

on

Tüketilen  besinler bağışıklık sistemi üzerinde büyük bir etkiye sahip. Tek bir besin grubunun bağışıklık sistemini güçlendirmesi olası değil.

İnsan vücudu her gün milyonlarca mikroorganizmaya maruz kalır. Bu mikroorganizmaların kötü etkilerinden bağışıklık sistemimiz sayesinde korunuruz. İşlevini iyi bir şekilde yerine getiren bağışıklık sistemi, sağlığımızı sürdürmemiz açısından oldukça önemli. Peki, bağışıklık sistemimizi nasıl daha güçlü kılabiliriz?

Tükettiğimiz besinler bağışıklık sistemimiz üzerinde büyük bir etkiye sahip. Tek bir besin grubunun bağışıklık sistemimizi güçlendirmesi olası değil. Diyet, temelde tüm besin gruplarından yeterli ve dengeli bir biçimde oluşmalı. Yeterli miktarda vitamin ve mineral tüketimi, bağışıklık sistemini kuvvetlendirmenin kilit noktası dersek yanlış olmaz.

Vitaminler bağışıklığı destekliyor

Bağışıklık hücrelerinin büyümesi ve gelişmesine önemli ölçüde katkı sağlayan vitamin ve minerallerin başında, C vitamini, A vitamini, D vitamini, E vitamini, bakır, çinko, selenyum, folik asit ve demir gelir. Ayrıca kaliteli protein (amino asit glutamin dahil) bağışıklık için oldukça önemli.

Bu besinler bağışıklık sistemine; antioksidan görevi yapıp sağlıklı hücreleri koruyarak, bağışıklık hücrelerinin büyümesini ve aktivitesini destekleyip antikor üreterek yardımcı olur.

Meyve, sebze, kepekli tahıllar, baklagiller ve liften zengin diyetlerin, faydalı mikropların büyümesini ve korunmasını desteklediği biliniyor. Protein vücudun bağışıklık sisteminde iyileşme ve yenilenme açısından önemli rol oynar. Biyolojik değeri yüksek proteine, özellikle, süt, süt ürünleri, yumurta, deniz ürünleri, yağsız et, kümes hayvanları, fasulye, bezelye, soya ürünleri, tuzsuz fındık ve yağlı tohumlar gibi çeşitli protein kaynaklarına diyetimizde yer vererek bağışıklık sistemimizi destekleyebiliriz.

A vitamini

Ağız, mide, bağırsak ve solunum sistemindeki deri ve dokuları sağlıklı tutarak bağışıklık sistemini düzenlemeye ve enfeksiyonlara karşı korumaya yardımcı olur. Bu vitamini tatlı patates, havuç, brokoli, ıspanak, kırmızı dolmalık biber, kayısı, yumurta gibi gıdalardan veya “A vitamini ile zenginleştirilmiş” etiketli bazı gıdalardan sağlayarak diyetimize ekleyebiliriz.

C vitamini

Antikor oluşumunu uyararak bağışıklık sistemini destekler. Portakal, greyfurt ve mandalina gibi turunçgiller veya kırmızı dolmalık biber, papaya, çilek, kivi, domates suyu gibi yiyecekleri seçerek bu sağlıklı vitamini sıklıkla tüketerek bağışıklık sistemimizi güçlendirebiliriz. Ayrıca, işlenmiş gıdaların ağırlıklı olduğu, besin çeşitliliği bakımından sınırlı, vitamin ve mineral bakımından fakir diyetler, sağlıklı bir bağışıklık sistemini olumsuz yönde etkiler.

Bağırsak sağlığı ve bağışıklık birbiriyle derinlemesine bağlantılıdır. Fermente gıdalar ve probiyotikler, zararlı patojenlerin tanımlanmasına ve hedeflenmesine yardımcı olarak bağışıklık sistemimizi güçlendirir. Probiyotik gıdalar arasında; yoğurt, kefir, lahana turşusu, doğal olarak fermente edilmiş ürünler ve bazı peynir çeşitleri bulunur. Vücut direncini arttırmak adına diyette düzenli tüketilmeleri gerekir.

E vitamini

Antioksidan görevi yaparak bağışıklık fonksiyonunu destekler. Takviyeli tahıllar, ayçiçeği çekirdeği, badem, bitkisel yağlar (ayçiçeği veya aspir yağı gibi), fındık ve fıstık ezmesi ile diyetinize E vitamini ekleyebilirsiniz.

Çinko, bağışıklık sisteminin düzgün çalışmasına ve yaraların iyileşmesine yardımcı olur. Çinko; yağsız et, kümes hayvanları, deniz ürünleri, süt, tam tahıllı ürünler, fasulye, tohumlar ve kuruyemişlerde bulunur.

Omega-3’ün anti-inflamatuar özelliklere sahip olduğu bir süredir bilinirken, yeni araştırmalar bağışıklık sistemi hücrelerinin işleyişini etkileyerek bağışıklık sistemini daha da desteklediğini gösteriyor. Haftada 2-3 gün balık tüketerek omega-3 ihtiyacınızı karşılayabilirsiniz Ayrıca ceviz, chia tohumu, zeytinyağı, somon, keten tohumu, ve avokado gibi esansiyel yağ asitlerinden zengin sağlıklı yağlar, iltihabı azaltarak vücudunuzun patojenlere karşı bağışıklık tepkisini arttırır ve bağışıklık sistemini güçlendirir.

Yakın dönemde yapılan araştırmalar, rafine şeker ve kırmızı et bakımından zengin diyetlerin, sağlıklı bağırsak mikroorganizmalarında rahatsızlıkları teşvik edebileceğini ve bunun sonucunda bağırsakta kronik iltihaplanmaya sebep olarak bağışıklık sistemini negatif yönde etkileyeceğini gösteriyor. Son olarak rafine ve ilave şeker kullanımı, obezite, tip 2 diyabet ve kalp hastalığına önemli ölçüde katkıda bulunur. Bu kronik hastalıkların tümü bağışıklık sistemini baskılar. Şeker alımını düşürmek, iltihaplanmayı ve bu hastalıklara yakalanma riskini azaltır.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Bağışıklık

Enflamasyonu Doğru Beslenme ile Yenin

Tarih:

on

Beslenme şekli ve seçilen yiyecekler kronik iltihaplanmada önemli bir rol oynar.

Enflamasyon, dokulara hasar verebileceğinden dolayı tehlikeli olabilir.

Yapılan araştırmalar artrit, kalp hastalığı, Alzheimer ve hatta kanser gibi bazı hastalıkların riskini artırabileceğini göstermiştir. Beslenme bu noktada da önemli. Beslenmenize dikkat ederek ve mümkün olduğu kadar temiz beslenerek enflamasyon ile savaşabilirsiniz.

Sağlıkla kalın…

 

Sağlıklı yaşam konusunda bilinçlendirici içerik paylaşımı yaptığımız youtube sayfamızı görüntülemek için buraya tıklayabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar

web partner | Web Tasarım