Connect with us

Bağışıklık

Gergedan Virüsü Soğuk Algınlığına Neden Oluyor

Tarih:

on

Gergedan virüsü soğuk algınlığına neden oluyor

Çoğunlukla ilkbahar ve sonbaharda grip benzeri belirtilerle kendini gösteren, akut solunum yolu hastalığının en sık nedeni olan gergedan virüsü bu yıl da kendini gösterdi. Sağlık Bakanlığı tarafından 21 ilden gelen örneklerin incelenmesinde Kasım-Aralık aylarında, grip dışındaki virüslerin, yüzde 41.4’ünün gergedan virüsü olduğu bildirdi. Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Meral Sönmezoğlu, virüsün hastalığın bitiminde farklı hastalıklara da zemin hazırladığını ve bu nedenle özellikle risk grubundakilerin dikkatli olması gerektiğini söylüyor. Ve ekliyor: gergedan virüsü soğuk algınlığına neden oluyor.

Mevsimsel grip ülkemizde ve dünyada her yıl milyonlarca insanı etkiliyor.  Çok sayıda kişinin hastaneye yatmasına, hatta yaşam kayıplarına varan sonuçlara neden olabiliyor. Bu yıl Kasım-Aralık aylarında hastalıklara grip dışındaki virüslerin neden olduğu görülüyor. Havalar soğuduğunda mevsimsel grip virüsünün (influenza) neden olduğu yaygın hastalıktan önce gergedan virüsü hasta ediyor. Gergedan virüsünün, grip benzeri akut solunum yolu hastalığının en sık nedeni olduğunu hatırlatan Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Meral Sönmezoğlu, belirtilerin gribi andırdığı için karıştırılabileceğini söylüyor.

Solunum yoluyla bulaşıyor

Hastalığı geçiren kişilerin öksürmesi, hapşırması sırasında ortama yaydıkları görünmeyecek kadar küçük solunum zerreciklerinin içindeki virüs solunum yoluyla bulaşıyor. Dolayısıyla hastanın yakınındaki kişilerin bu havaya solumasıyla burun ve boğazdan giriyor ve solunum yolu epiteline tutunuyor. 12-72 saat arasındaki kuluçka süresi sonrasında kişide hastalığın belirtilerinin görüldüğünü söyleyen Prof. Dr. Meral Sönmezoğlu, akut başlayan belirtileri şöyle sıralıyor:

  • İlk belirtiler, burun kuruması ve karıncalanma.
  • En sık rastlanan ve rahatsız eden belirti, boğaz ağrısı ve boğazda karıncalanma
  • Burun akıntısı, burunda dolgunluk, tıkanma ve hapşırma, 2-3 gün içinde artarak devam eder
  • Baş ağrısı
  • Yüzde ve kulaklarda basınç hissi
  • Tat ve koku hissinde azalma
  • Öksürük  (yüzde 30 hastada görülür)
  • Boğuk ses ve boğuk öksürük  (yüzde 20)
  • Öksürük sonrası kusma
  • Rahatsızlık hissi, halsizlik

Gergedan virüsü başka hastalıklara da zemin hazırlayabiliyor

Gergedan virüsünün, neden olduğu üst solunum yolu enfeksiyonlarının yanısıra, hastalığın bitiminde başka hastalıklara da zemin hazırladığı için ayrı bir önemi olduğunu anlatan Prof. Dr. Meral Sönmezoğlu, bu virüsün sinüzitin de en sık nedeni olduğunu söylüyor. Bununla birlikte, orta kulak iltihabı, kronik bronşit ve KOAH’ın da alevlenmesinde etkili olduğundan özellikle risk grubundaki kişilerin dikkatli olması gerekiyor.

Bu virüs her yaşta görülmesine karşın belirtiler yaşa göre farklılık gösteriyor. Prof. Dr. Sönmezoğlu, “Bir yaşından küçüklerde yüksek ateşe neden olurken okul çağındaki çocuklarda kuru öksürük ve sulu burun akıntısı en sık belirtidir. İleri yaşlarda var olan KOAH hastalığını alevlendirir ve zatürreye neden olabilir” diyor.

Bulaşmasını engellemek için

Gergedan virüs enfeksiyonlarının genellikle hafif olduğunu ve kendi kendine geçtiğini söyleyen Prof. Dr. Meral Sönmezolu, “Bu nedenle tedavi, belirtileri azaltma ve hafifletmeye yöneliktir. Ancak çevreye bulaşı ve komplikasyonları önlemeye yönelik tedbirlerin de alınması gerekir. Bunlar; hasta mutlaka dinlenmeli,  mümkün olduğunca sıvı almaya çalışılmalı, hekim kontrolünde antihistaminikler, burun açıcı ilaçlar ve damlalar kullanılmalı. Bunun yanısıra, çevreye bulaşı önlemek için hastanın bulunduğu alan alkol bazlı dezenfektan ile silinmeli, elleri sık sık yıkanmalı, burun ve boğazın kurumasını önlemek için ortamın ısı ve nemi ayarlamalı ve kesinlikte sigara, alkol kullanılmamalı” diye konuşuyor.

Gergedan virüsünden korunmak için neler yapılmalı?

  • Hasta kişiler ile yakın temastan kaçının.
  • Grip benzeri bir hastalık geçirildiğinde evde istirahat edin.
  • Hastayken, hastalığı bulaştırmamak için mümkün olduğunca diğer insanlarla teması sınırlandırın.
  • Aksırma ve öksürme sırasında burun ve ağzınızı kâğıt ve mendille kapatın.  Kullandığınız kağıt mendili çöp kutusuna atın.
  • Ellerinizi sabun ve su ile sık sık yıkayın.
  • Ağız, burun ve gözlerinize kirli ellerle temas etmeyin.
  • Yüzeyleri sık sık temizleyin.
  • Bulunduğunuz alanları havalandırın.

Soğuk algınlığıyla ilgili farklı bir konuya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

CEVAP BIRAKIN

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bağışıklık

Hayatın Ritmi 89. Bölüm – Uyku Reçetesi – Vertigo

Tarih:

on

← ÖNCEKİ BÖLÜM                                                                       SONRAKİ BÖLÜM →

Covid-19’dan korunmak için uykunun ne kadar önemli olduğunu biliyor musunuz? Bu bölümde uykunun neden önemli olduğunun yanı sıra denge bozuklukları ve vertigo ile ilgili merak ettiklerinizi bulacaksınız.

Covid-19 savunma planında 4. gün…

Sağlıklı bir uyku için hangi besinleri tüketmeliyiz? Dr. Halit Yerebakan bağışıklığımızı güçlendirecek iyi bir uykunun ip uçlarını veriyor.  

Hayatın Ritmi denge bozuklukları ve baş dönmesini masaya yatırıyor. Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Burcu Örmeci denge bozukluklarının hangi hastalığın habercisi olduğunu testlerle anlatıyor. B12 vitamini eksikliği denge sistemimizi nasıl bozuyor? 

Çağımızın hastalığı vertigo… Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Zeynep Alkan vertigoyla ilgili tüm detayları anlatıyor.

Fizyoterapi Uzmanı Canan Akar‘dan evde yapabileceğiniz basit denge egzersizleri. 

Hepsi ve daha fazlası ‘Dr. Halit Yerebakan ile Hayatın Ritmi’nde…

Dr. Halit Yerebakan ile Hayatın Ritmi” programının tüm bölümleri ve diğer içerikleri için youtube sayfamızı da takip edebilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Bağışıklık

Bağışıklığı Korumak İçin Dengeli Beslenme Şart

Tarih:

on

Tüketilen  besinler bağışıklık sistemi üzerinde büyük bir etkiye sahip. Tek bir besin grubunun bağışıklık sistemini güçlendirmesi olası değil.

İnsan vücudu her gün milyonlarca mikroorganizmaya maruz kalır. Bu mikroorganizmaların kötü etkilerinden bağışıklık sistemimiz sayesinde korunuruz. İşlevini iyi bir şekilde yerine getiren bağışıklık sistemi, sağlığımızı sürdürmemiz açısından oldukça önemli. Peki, bağışıklık sistemimizi nasıl daha güçlü kılabiliriz?

Tükettiğimiz besinler bağışıklık sistemimiz üzerinde büyük bir etkiye sahip. Tek bir besin grubunun bağışıklık sistemimizi güçlendirmesi olası değil. Diyet, temelde tüm besin gruplarından yeterli ve dengeli bir biçimde oluşmalı. Yeterli miktarda vitamin ve mineral tüketimi, bağışıklık sistemini kuvvetlendirmenin kilit noktası dersek yanlış olmaz.

Vitaminler bağışıklığı destekliyor

Bağışıklık hücrelerinin büyümesi ve gelişmesine önemli ölçüde katkı sağlayan vitamin ve minerallerin başında, C vitamini, A vitamini, D vitamini, E vitamini, bakır, çinko, selenyum, folik asit ve demir gelir. Ayrıca kaliteli protein (amino asit glutamin dahil) bağışıklık için oldukça önemli.

Bu besinler bağışıklık sistemine; antioksidan görevi yapıp sağlıklı hücreleri koruyarak, bağışıklık hücrelerinin büyümesini ve aktivitesini destekleyip antikor üreterek yardımcı olur.

Meyve, sebze, kepekli tahıllar, baklagiller ve liften zengin diyetlerin, faydalı mikropların büyümesini ve korunmasını desteklediği biliniyor. Protein vücudun bağışıklık sisteminde iyileşme ve yenilenme açısından önemli rol oynar. Biyolojik değeri yüksek proteine, özellikle, süt, süt ürünleri, yumurta, deniz ürünleri, yağsız et, kümes hayvanları, fasulye, bezelye, soya ürünleri, tuzsuz fındık ve yağlı tohumlar gibi çeşitli protein kaynaklarına diyetimizde yer vererek bağışıklık sistemimizi destekleyebiliriz.

A vitamini

Ağız, mide, bağırsak ve solunum sistemindeki deri ve dokuları sağlıklı tutarak bağışıklık sistemini düzenlemeye ve enfeksiyonlara karşı korumaya yardımcı olur. Bu vitamini tatlı patates, havuç, brokoli, ıspanak, kırmızı dolmalık biber, kayısı, yumurta gibi gıdalardan veya “A vitamini ile zenginleştirilmiş” etiketli bazı gıdalardan sağlayarak diyetimize ekleyebiliriz.

C vitamini

Antikor oluşumunu uyararak bağışıklık sistemini destekler. Portakal, greyfurt ve mandalina gibi turunçgiller veya kırmızı dolmalık biber, papaya, çilek, kivi, domates suyu gibi yiyecekleri seçerek bu sağlıklı vitamini sıklıkla tüketerek bağışıklık sistemimizi güçlendirebiliriz. Ayrıca, işlenmiş gıdaların ağırlıklı olduğu, besin çeşitliliği bakımından sınırlı, vitamin ve mineral bakımından fakir diyetler, sağlıklı bir bağışıklık sistemini olumsuz yönde etkiler.

Bağırsak sağlığı ve bağışıklık birbiriyle derinlemesine bağlantılıdır. Fermente gıdalar ve probiyotikler, zararlı patojenlerin tanımlanmasına ve hedeflenmesine yardımcı olarak bağışıklık sistemimizi güçlendirir. Probiyotik gıdalar arasında; yoğurt, kefir, lahana turşusu, doğal olarak fermente edilmiş ürünler ve bazı peynir çeşitleri bulunur. Vücut direncini arttırmak adına diyette düzenli tüketilmeleri gerekir.

E vitamini

Antioksidan görevi yaparak bağışıklık fonksiyonunu destekler. Takviyeli tahıllar, ayçiçeği çekirdeği, badem, bitkisel yağlar (ayçiçeği veya aspir yağı gibi), fındık ve fıstık ezmesi ile diyetinize E vitamini ekleyebilirsiniz.

Çinko, bağışıklık sisteminin düzgün çalışmasına ve yaraların iyileşmesine yardımcı olur. Çinko; yağsız et, kümes hayvanları, deniz ürünleri, süt, tam tahıllı ürünler, fasulye, tohumlar ve kuruyemişlerde bulunur.

Omega-3’ün anti-inflamatuar özelliklere sahip olduğu bir süredir bilinirken, yeni araştırmalar bağışıklık sistemi hücrelerinin işleyişini etkileyerek bağışıklık sistemini daha da desteklediğini gösteriyor. Haftada 2-3 gün balık tüketerek omega-3 ihtiyacınızı karşılayabilirsiniz Ayrıca ceviz, chia tohumu, zeytinyağı, somon, keten tohumu, ve avokado gibi esansiyel yağ asitlerinden zengin sağlıklı yağlar, iltihabı azaltarak vücudunuzun patojenlere karşı bağışıklık tepkisini arttırır ve bağışıklık sistemini güçlendirir.

Yakın dönemde yapılan araştırmalar, rafine şeker ve kırmızı et bakımından zengin diyetlerin, sağlıklı bağırsak mikroorganizmalarında rahatsızlıkları teşvik edebileceğini ve bunun sonucunda bağırsakta kronik iltihaplanmaya sebep olarak bağışıklık sistemini negatif yönde etkileyeceğini gösteriyor. Son olarak rafine ve ilave şeker kullanımı, obezite, tip 2 diyabet ve kalp hastalığına önemli ölçüde katkıda bulunur. Bu kronik hastalıkların tümü bağışıklık sistemini baskılar. Şeker alımını düşürmek, iltihaplanmayı ve bu hastalıklara yakalanma riskini azaltır.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Bağışıklık

Enflamasyonu Doğru Beslenme ile Yenin

Tarih:

on

Beslenme şekli ve seçilen yiyecekler kronik iltihaplanmada önemli bir rol oynar.

Enflamasyon, dokulara hasar verebileceğinden dolayı tehlikeli olabilir.

Yapılan araştırmalar artrit, kalp hastalığı, Alzheimer ve hatta kanser gibi bazı hastalıkların riskini artırabileceğini göstermiştir. Beslenme bu noktada da önemli. Beslenmenize dikkat ederek ve mümkün olduğu kadar temiz beslenerek enflamasyon ile savaşabilirsiniz.

Sağlıkla kalın…

 

Sağlıklı yaşam konusunda bilinçlendirici içerik paylaşımı yaptığımız youtube sayfamızı görüntülemek için buraya tıklayabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar

web partner | Web Tasarım