Bizimle iletişime geçin

COVID-19

Deri Problemleri Covid-19 Göstergesi Olabilir

Eylem Acar

Düzenleyen

on

Covid-19’un öksürük, ateş, nefes darlığı, koku-tat alma duyusunda kayıp, ishal, bulantı-kusma gibi belirtileri uzun süredir biliniyor. Bunların yanında diğer viral hastalıklarda olduğu gibi coronavirüs enfeksiyonunda da deri belirtileri görülebiliyor. Bir çalışmaya göre hastaların yüzde 20’sinde deri belirtileri ortaya çıkıyor.

Çin’den başlayarak kısa bir süre içerisinde tüm dünyayı esir alan coronavirüs hakkında bilgilerimiz gün geçtikçe artmaya devam ediyor. Bulaşma yolu olarak hızlı ve kontrolü zor olan, solunum yolu ile bulaşan bir virüs ve oldukça bulaşıcı.

Virüs, damlacık yoluyla (hastalıklı kişilerin öksürmesi, burun akıntısı, konuşması ile) veya virüs bulunan yüzeylere temas yoluyla insanlara bulaşıyor. Virüs vücuda girdikten sonra 14 gün içinde hastalık belirtileri başlıyor. Ancak virüsü alan herkeste hastalık belirtileri görülmeyebilir. Bu durum asemptomatik olarak adlandırılmaktadır.

Şimdiye kadar virüsün öksürük, ateş, nefes darlığı, halsizlik gibi yaygın bulgularının yanında, koku tat alma duyusunda kayıp, ishal, bulantı-kusma gibi sindirim yolu rahatsızlıkları, gözlerde konjonktivit (iltihaplanma), baş ağrısı, baş dönmesi, sersemlik, dengesizlik gibi nörolojik bulgularının olduğu da saptandı.  Ciddi vakalarda ise zatürre, ağır akut solunum yolu enfeksiyonu, böbrek yetmezliği gelişmekte ve hatta ölüm ile sonuçlanabilmekte.

Cildinizdeki belirtileri gözlemleyin

Diğer viral hastalıklarda olduğu gibi Coronavirüs enfeksiyonunda da deri belirtileri görülebiliyor. Çoğunlukla derideki belirtiler hastalık başladıktan sonra ortaya çıkıyor. İtalya’dan yayımlanan bir çalışma hastaların yüzde 20’sinde deri belirtilerinin olduğunu ortaya koyuyor. Covid-19 ile bağlantılı deri problemleri farklı şekillerde kendini gösterebiliyor.

Ürtiker (Kurdeşen): Tüm vücutta yaygın, kaşıntılı, kırmızı/ beyaz renkte deriden kabarık şişlikler şeklinde ortaya çıkabilir. Bölgesel olduğu gibi yaygın da olabilir. Çok kaşıntılıdır.  24 saatten az bir sürede söner, fakat akabinde tekrar çıkar. Eğer ateşle beraber kurdeşen varsa Covid-19 açısından dikkatli olmalısınız.

Kızarıklıklar: Tüm vücutta yaygın ya da bölgesel olarak görülebilir. Uzun süre devam edebilen pembe-kırmızımsı döküntülerin Covid-19 ile ilişkili olması ihtimalini göz ardı etmeyin.

Chilblain (Yalancı soğuk yanığı): Tıpkı kış aylarında karşılaşılan soğuk yanığı gibi yalancı soğuk yanığı da el ve ayak parmaklarının uçlarında kırmızı ya da mor renkte döküntülere sebep olur. Ayrıca Covid-19’un neden olduğu deri bulguları arasında da görülebilir.

Parmak uçlarında kangrenler: Hastalıkta tromboz/emboli denilen pıhtı ve pıhtı atmalarından dolayı uçlarda doku nekrozları, kangrenler görülebilir. Yer yer ülser ve siyah kabuklu yaralar gelişir. Bu problem farklı nedenlerden kaynaklanabileceği gibi Covid-19 de bu probleme sebep olabilir.

Su toplayan kabarcıklar: Covid-19, vücutta suçiçeği benzeri kabarcıklar, kızarıklık ya da sivilce benzeri belirtiler ortaya çıkarabilir.

Ateş ve öksürük varsa dikkat

Sadece bu belirtilerin bir kısmına sahipseniz endişeye kapılmayın. Ancak beraberinde özellikle ateş, öksürük gibi belirtiler varsa doktora danışmanızda fayda var.

Öte yandan coronavirüse karşı el hijyeninin önemini biliyoruz. Ancak yanlış el yıkamaya bağlı egzama, alerjik kontakt dermatit, deride çatlaklar ve yaralar gibi cilt lezyonlarında bu süreçte artış var. Bu belirtiler dikkate alınmalı. Çünkü gerekli tedavi uygulanmazsa kişi ellerini yıkmayı reddetmeye başlar. Bu da kesinlikle istenilen bir davranış değil.

Bu deri bulguları dışında Covid-19 ile bağlantılı olarak vaskülit, eritema multiforme, akut hemorajik ödem, Kawasaki hastalığı benzeri döküntüler, venöz tromboemboli gibi birçok hastalık da ortaya çıkabiliyor. Sonuç olarak, coronavirüs çok çeşitli deri döküntüsüne neden olabilir. Bu pandemi sürecinde deri döküntüsü probleminiz varsa taşıyıcı, semptomlu ya da semptomsuz coronavirüs hastası olabilirsiniz. Bu sebeple Covid-19 hastalık bulgularınız olsun ya da olmasın, pandemi sürecinde ortaya çıkan her deri bulgusunda Covid-19’u aklınızda bulundurun. Covid-19’un ilk bulgusu deri döküntüsü de olabilir. Deri döküntüsü şikayetiniz varsa ateş, öksürük gibi ana bulgular olmasa bile PCR tetkiki yaptırın.

Cilt sağlığını korumak için neler yapabiliriz?

Sık el yıkama; dünya çapında yaşanan coronavirüs salgınında bireysel olarak alabileceğimiz önemli, kolay ve etkili önlemlerden biri. Ancak gereksiz veya yanlış yıkamak ellere daha çok zarar verir. Derinin kuruyup, çatlamasına, egzamalar oluşmasına sebebiyet vererek elleri virüs ve diğer enfeksiyonlara karşı daha duyarlı hale getirir.

Yanlış ve gereksiz el yıkamak cildin koruyucu yağ tabakasına zarar verir ve incelmesine neden olur. Bunu önlemek için koruyucu etkili kremler ile cildinizi nemlendirin. Kullandığınız kremlerin hyaluronik asit, seramid, dexpanthenol gibi koruyucu maddeleri içerdiğine emin olun. Kullandığınız sabun ve nemlendiricilerde boya ve parfüm bulunmayan ürünleri tercih edin.

Özellikle alerjik veya kuru bir cildiniz ya da atopik egzamanız varsa sık el yıkamaya bağlı kuruluk ve egzamalar daha çok görülebilir. Bu tarz problemleriniz varsa koruyucu krem kullanmanızı önemle tavsiye ederim.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et
Yorum bırakmak için tıklayın

Yanıt bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

COVID-19

Coronavirüs Sanılandan Daha Fazla Etki Bırakabiliyor

Halit Yerebakan

Düzenleyen

on

Covid-19 asemptomatik olarak yaşansa bile bazı sağlık problemlerine neden olabiliyor. Bu sağlık sorunları hastalar iyileştikten sonra haftalarca hatta aylarca devam edebiliyor.

Bu güne kadar Covid-19 nedeniyle 5 bin 700’den fazla kişiyi kaybettik. 235 binden fazla kişi de virüse maruz kaldı. Maalesef bu sayılar her geçen gün artıyor, artmaya da devam edecek gibi görünüyor.

Bir de sayısı bilinmeyen bir kesim var; asemptomatikler. Geçtiğimiz günlerde Sağlık Bakanı Sayın Fahrettin Koca, TÜİK ile yapılan bir araştırmanın sonucunu paylaşmıştı. Bu araştırmanın sonucuna göre, hiçbir belirtisi olmayan ancak vücudunda coronavirüs bulunanların oranı 10 binde 26. Hastalığı asemptomatik olarak geçirenler belirtileri olmadığı için herhangi bir sağlık kuruluşuna başvurmuyor, dolayısıyla Sağlık Bakanlığı’nın resmi hasta sayısına eklenemiyorlar.

Konu Covid-19 olduğunda akla ilk gelen maske, mesafe ve hijyen oluyor. Ancak üzülerek gözlemliyorum, ısrarla coronavirüsü hafife almaya devam edenler var. Biz de hekimler olarak ısrarla söylemeye devam edeceğiz; ‘Bana bir şey olmaz demeyin, önlem alın.’

Yeni coronavirüs ile ilgili yapılan çalışmaları, öğrenilen yeni bilgileri sizlerle paylaşırken virüsün kalıcı hasar bırakabildiğini gösteren bazı araştırmaları da kaleme almıştım. Hatta asemptomatik olanlarda bile bazı sağlık sorunları görülmeye başlandığından da bahsetmiştim. Birçok hasta iyileştikten aylar sonra bile ciddi sağlık problemleri yaşayabiliyor.

Coronavirüs vücudu tahrip ederek gidiyor

Hollanda’da yapılan bir ankete göre virüsün neden olduğu problemler sanılandan daha yaygın görülüyor. Sağlık sorunları yaşayan, ortalama yaşı 53 olan 1622 kişi ile yapılan ankete göre katılımcıların yüzden 90’ından fazlasının, basit günlük faaliyetleri ile ilgili problemleri var.

Ankete katılanların yüzde 91’i hastanede tedavi edilmedi, yani hastalığı basit şikayetlerle atlattı. Yüzde 43’lük bir kesime de hastalandıkları sırada teşhis konmadı, yani belirti göstermeden hastalığı geçirdiler. Covid-19 ile karşılaşmadan önce yüzde 85’i sağlıklı olduğunu söylerken, enfeksiyondan sonra bu oranın yüzde 6 olduğu görüldü. Katılımcıların neredeyse yarısı artık egzersiz yapamayacaklarını söylüyor. Yüzde 60’ından fazlası ise yürüyüş ile ilgili problem yaşıyor.

Bunlar coronavirüsün birkaç aylık sonuçları. Daha uzun bir zaman zarfında, belki yıllar içinde ortaya çıkabilecek başka sorunlara neden olup olamayacağını şimdiden bilmek mümkün değil. Sadece şu ana kadar ki deneyimlerimize bakarak daha önce hiç karşılaşmadığımız bir virüsle uğraştığımızı ve gelecekte her türlü ihtimalin mümkün olabileceğini biliyoruz.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

COVID-19

İzolasyon Ne Zaman Bırakılabilir?

Halit Yerebakan

Düzenleyen

on

Coronavirüse maruz kalanlar belirtiler başladıktan en az 10 gün sonra, ateş düşürücü kullanmadan en az 24 saat ateş yükselmediğinde ve belirtiler düzeldiğinde izolasyonu bırakabilir.

Yeni coronavirüsle ilgili yapılan araştırmalar, her geçen gün virüs hakkında yeni bilgiler ortaya çıkarıyor. Bu bilgiler ışığında da semptomlar, tedavi ve iyileşme hakkında bazı güncellemeler yapılıyor. Son olarak Amerikan Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi kısa süre önce bazı durumlara ilişkin yeni kuralları duyurdu.

Daha önce Covid-19 ile enfekte olmuş bir hastanın iyileştikten sonra yeniden test edilmesini öneren merkez, yeni duyurusunda artık yeniden teste gerek olmadığını savundu. Ayrıca, belirtileri iyileştikten sonra 24 saat arayla yapılan iki testi de negatif çıkan kişilerin, sosyal ortamlarda bulunmasının diğer insanlar için güvenli olduğu kabul ediliyordu. Şimdi ise ateş düşürücü kullanmasına gerek kalmadan ateşi düşmüş kişilerin belirtilerin görülmesinin ardından 14 gün geçene kadar başkalarından uzak durması tavsiye edildi.

İyileştikten sonra tekrar teste gerek yok

Amerikan Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi’nin yeni güncellemelerinin ardından Covid-19 hastalarının ne zaman izolasyonu bırakmaları gerektiği konusunda da bazı değişikliklere gidildi. Buna göre; belirtiler başladıktan en az 10 gün sonra, ateş düşürücü kullanmadan en az 24 saat ateş yükselmediğinde ve belirtiler düzeldiğinde hastalar izolasyonu bırakabilir. Virüs testi pozitif çıkan ve asemptomatik olanlar kişiler de testin yapıldığı günden itibaren en az 10 gün sonra izolasyonu bırakabilir.

Uzmanlara göre hastalığın ardından izolasyonu bırakmak için tekrar test sonucuna bel bağlamak doğru değil. Bunun nedeni olarak da bazı insanların artık bulaştırıcı olmasalar da test sonuçlarının pozitif çıkabiliyor olması gösteriliyor. Yapılan test vücuttaki virüs parçacıklarını tespit edebiliyor, ancak tespit edilen bu parçacıklar başkalarını enfekte edebilecek virüs hücreleri değil.

Elbette bu öneriler bir genellemeye yapılarak oluşturulmuş. Covid-19’u ciddi olarak yaşayan kişiler için bu öneriler geçerli değil. Hastalığı ağır ve ciddi seyredenlerin semptomlar başladıktan sonra üç haftaya kadar izole olmaları gerekebiliyor. Özellikle bağışıklığı zayıf kişiler yüksek riskli grupta olduklarından doktor kontrolünde olmalı ve süreci doktorun önerilerine göre yürütmeliler.

Maske, mesafe ve hijyen değişmiyor

Virüs hakkında bildiklerimize her geçen gün yenileri eklense ve bazı bildiklerimiz değişse de salgının en başından beri değişmeyen bazı kurallar var. Bu kurallar henüz Covid-19 ile enfekte olmamış, şu an hasta olan veya haftalar ya da aylar önce hastalanıp iyileşmiş herkes için geçerli.

Risk durumu fark etmeksizin maske kullanılmalı, sosyal mesafeye dikkat edilmeli, sık sık eller yıkanmalı ve herhangi bir belirti gösterilmesi halinde test yaptırmayı ya da test sonucunu beklemeden izole olunmalı.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

COVID-19

Sürü Bağışıklığı İmkansız Olabilir

Halit Yerebakan

Düzenleyen

on

Covid-19’a karşı sürü bağışıklığı olup olmayacağı yakından takip edilen bir konu. Uzmanlara göre sürü bağışıklığı oluşması bir yana yakın bile değiliz. Virüsün yayılmasını engellemek için hala en iyi yol maske, mesafe ve hijyen.

Coronavirüse karşı bağışıklık oluşup olmayacağı üzerine uzmanların çalışmaları devam ediyor. Amerikalı bilim insanlarının şu ana kadar elde ettikleri sonuçlara göre, sürü bağışıklığına hala çok uzağız. Hatta çalışmalar gösteriyor ki, Covid-19’a karşı gelişen antikorlar sadece birkaç ay kalıcı oluyor. Bu sebeple uzmanların şu ana kadar söyleyebildiği tek şey, bireysel korunmaya önem vermek; yani maske takmak, sosyal mesafeye dikkat etmek ve elleri sık sık yıkamak.

Covid-19 ile enfekte olanların sayısı arttıkça sürü bağışıklığına bir adım daha yaklaşıldığı düşünülebilir. Ancak uzmanlara göre bir toplumda sürü bağışıklığı oluşabilmesi için nüfusun yüzde 60’dan fazlasının enfekte olması gerekiyor.

Virüsün yayılmasına izin vermek çözüm getirmedi

Dünya genelinde her ne kadar vaka sayıları artsa da virüsün en yoğun tahribata uğrattığı yerlerde bile sürü bağışıklığı görülmüş değil. Araştırmalara göre çok az yerde antikor seviyeleri yüzde 20’nin üzerinde. Pandeminin başında büyük kayıplar veren, virüsün kontrolsüz ilerlediği İtalya’da bile bağışıklık oranı yaklaşık yüzde 13’te kaldı.

Sürü bağışıklığı oluşturmak için virüsün yayılmasına izin veren bazı ülkeler de oldu. Mesela İsveç bu yöntemi denedi ve komşu ülkelere göre vaka sayıları da ölüm sayıları da katlandı. İsveç, bu denemeye rağmen hala sürü bağışıklığına yakın değil.

Uzmanlara göre sürü bağışıklığı konusu sadece ölüm oranlarıyla ilgili değil. Virüsle ilgili bilim insanlarının keşfettiği yeni bilgiler, asemptomatikliğin düşünüldüğü kadar zararsız olmadığını, Covid-19’un uzun vadeli komplikasyonlara neden olabildiğini gösteriyor. Akciğer ve böbrek hasarları ile kalp ve solunum yolu hasarları gibi etkilerin ortaya çıkabildiğine dair bazı kanıtlar edinildi.

Antikor kalıcı olmayabilir

Covid-19’a karşı antikor tepkilerinin araştırıldığı bir çalışmada, 96 Covid-19 hastası üç ay boyunca takip edildi. Belirtilerin başlamasından sonraki 10-15 gün içinde enfekte kişilerde antikorların oluştuğu ve hastalığın şiddetine göre antikor seviyesinin değiştiği görüldü. Bilim insanları takipler boyunca özellikle düşük seviyede antikor geliştirenlerde, bu seviyenin git gide azaldığını raporladı. Bazı hafif vakalarda ise hiç antikor tespit edilemedi.

Antikor seviyelerinin azalması yeniden enfekte olmaya kapıyı aralasa da, virüsün yakın zamanda ortaya çıkmış olması nedeniyle, oluşan antikor tepkilerinin ne kadar süre kalıcı olacağı, yeniden enfekte olmayı önleyip önlemeyeceği konusuna bir açıklık getirilemiyor. Ayrıca antikorların kalıcı olmaması demek asla sürü bağışıklığına ulaşılamayabileceği anlamına da geliyor.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar

web site tasarımı halı yıkama sineklik