Connect with us

Beslenme

Çorbalı Detoks Yükselişte

Tarih:

on

Bu yıl takım elbisesinin altına beyaz spor ayakkabı giyen insanlar görünce şaşırmayın. Çünkü ‘Athlesiure’ trendinde, sağlıklı bir yaşam için hareket etmek ve bunun için de rahat giyinmek gerekiyor. Ayrıca bu yıl çorbalı detoks trendi yükselişte.

İnsanların yaklaşık yüzde 40’ı yeni yıla hazırlanırken kendileri, hatta sağlıkları için belirli hedefler koyma gayreti içerisinde olur. Fakat genellikle yapılan araştırmalarda görüyoruz ki bu insanların sadece yüzde 8’i hedeflerine ulaşıyor veya bu doğrultuda yürüyorlar. En başlıca verilen karar genellikle kilo vermek üzerine ama nedense hep ‘Yeni yılda kilo vereceğim’ gibi genel bir hedef konuluyor. Doğrusu ‘Yeni yılda 10 kilo vereceğim’ gibi kesin hedefler koymaktır.
Genetiğin ve çevresel faktörlerin önemini ikiz çalışmaları vurgulamıştır. Çevresel faktörlere bağımlı olarak yaşam beklentisi tek yumurta ikizlerinde yüzde 20-30’lara kadar farklılık göstermiştir. Fakat çalışmaların vurguladığı en önemli unsur ise 80 yaş sınırı. Bu araştırmaya göre yaşam beklentisini 80 yaşın üstünde genetik, 80 yaşın altında ise çevresel faktörler etkiliyor. Bu sebeple çevresel faktörleri erken yaşlarda ne kadar düzenleyebilirsek gelecekte o kadar daha sağlıklı olabileceğimizi bilmemiz gerekir.

YAŞAM TARZI ETKİLİYOR

Genetik olarak toplumlarda ciddi bir değişiklik olmamasına rağmen, çevresel faktörlerin değişimi ışığında 1870’lerde İngiltere’de yaşam beklentisi 44 yaş iken günümüzde ortalama 80 yaş olmuştur. Şimdiye kadar genlerimizi kontrol edemediğimiz söylenirdi; artık bildiğimiz bir gerçek var, o da genlerimizi eğitebildiğimiz. Değiştiremesek de yaşam tarzımızla nasıl bedenimizi etkileyeceklerine karar verme şansımız bulunuyor. Hep genler diyoruz ama genlerimizin de, bedenimize ne olduğunun sadece yüzde 30’una karar verdiğini unutmayalım. Peki geriye kalan yüzde 70 kimin sorumluluğunda? Onun da sorumlusu çevresel faktörler ve alışkanlıklarımızdır…

2017 sağlık trendlerinde baktığımızda yine en geniş kapsamlı bölümü beslenmeye yönelik trendler alıyor. Ancak beslenme konusundan önce egzersizden makyaja ve biraz da modaya değinmek lazım. Hayatınıza hareket eklemeniz gerektiğini yıllardır iyi yaşam koçları ve bilimciler sizlerle paylaşıyor ancak gündelik iş hayatınızda giydiğiniz kıyafetler buna pek uygun değildi. Yer yer magazin programlarında klasik kıyafetlerin altında spor ayakkabılar görüyorduk ama artık 2017 de bunun bir trend adı var: Athlesiure… Sportif detayların klasik iş kıyafetleri ile birleştiği bu trend 2017’de yaygınlaşacağa benziyor ve dünyaca ünlü birçok marka yeni yıl hazırlıklarını bu yönde yapmaya başladı bile. Siz de çizgili lacivert bir iş elbisesinin altına beyaz bir spor ayakkabı giyerek trende uyabilirsiniz.

REİKİ ÖN PLANA ÇIKIYOR

Bu sene yine sağlık veren taşlı takılar moda olacağa benziyor. Woo woo wellness felsefeleri arasında olan yoga, meditasyon ve hatta sebze/meyve suyu detokslarının popüleritesi yokuş aşağı hızını almışken psikolojik ve fiziksel etkileri daha baskın olduğu düşünülen kristaller ve reiki ön plana çıkmaya başlayacak.
Egzersiz artık popüler bir yaşam biçimi haline gelmeye başladı. Büyük spor salonları yerini butik fitnes kulüplerine bırakıyor. Bu küçük mekanlar artık bayileşme şeklinde çoğalacağa benziyor. Egzersizi hayat tarzı haline getirenlerin belirli bir standardı yaşayabilmeleri için bu zincir butiklerden faydalanacağı kuşkusuz. Araştırmalar dışarı çıkarak yapılan egzersizin stres hormonlarını daha da düşürdüğünü ve hatta dışarıda sosyalleşerek yapılan egzersizlerin bunu bile aştığını gösteriyor. Ezgersiz yapmak iyi yaşamın şifrelerinden biri ise psikolojik açıdan desteklenmesi için sosyalleşmenin de bunu yaparken olmazsa olmaz olduğunu bilmemiz gerek.

MAKYAJIN AMBALAJINI OKUYUN

Makyaja gelince… Makyaj, gerçek güzelliği örtüyor. Sağlıklı bireylerin sağlıklı görüntüleri var. Bir de sosyal medya işin içine girince #nomakeup bu yılın trendi. Unutmayın; iç güzellik yani bedensel sağlık, eşittir dış güzellik diyebiliriz. ‘Makyajsız olmaz’ diyenler ise bu yıl daha fazla etiket okumaya başlayacağa benziyor. Yıllarca insanlara gıda ambalajlarını okumaları öğretildi, bunun sağlıkları için ne kadar faydalı olduğundan bahsettik hep. Bu alışkanlık artık yapılan alışverişlerin neredeyse bedenle buluşan tüm ürün gruplarına yayıldığını görüyoruz. Makyaj ambalajı okuma, temiz ve sağlıklı makyaj için olmazsa olmaza dönüşüyor.

EN YENİ TREND: EVDE VAKİT GEÇİRMEK

2017 yılında alkol, fazla kalori, uyku düzeni bozukluğuna ve hatta fiziksel yorgunluğa sebep olan hafta sonu dışarıya çıkmalar yerini evde vakit geçirmeye devrediyor. Evde duranlar kulübüne hoşgeldiniz!
Yapılan anketlere göre, evde vakit geçirenler veya sosyalleşenler kendilerine yüzde 121 daha fazla bakıyorlarmış. Pinterestte yapılan tarz araştımalarında ev içi tasarımsal düzen resimlerinin aramaları 450 milyonu bulduğu ve evde buluşan kız arkadaşların oranının ise yüzde 35 arttığı gösteriliyor. Buradaki büyük resimde tek bir mesaj var: Evde iseniz kendi sağlığınıza daha fazla zaman ayırıyorsunuz. 2017 yılında bir de alkolden uzak yaşam artık gündemde. Günümüze kadar şekersiz içecekler ve diğer meşrubatlar teker teker popülerliğini kaybetmişken sıra artık alkole geldi. Bu yıl sosyalleşmenin resminde alkollü içki içeren bardaklar out diyebiliriz.

DETOKS SULARI YERİNE ÇORBALARI TERCİH EDİN

Detoks yapmanın öncü fikri yanlış anlatılıyor. Ancak ne var ki çoğumuz detoks içecekler fikrini seviyoruz. Bu nedenle muhtemelen bazı biçimlerde bizimle olmaya devam edecek. Umarım fazla sürmez. Bu günlerde çorbalama gibi bir kavram türedi yurt dışında. Yani bu sular bir nevi özel karışımlı çorbalara dönüşmeye başladı. Belki de bu hamleyi 2017’de ülkemizde de göreceğiz.
Çorbalar, meyve sularının aksine lif içerir ve meyvelerden şeker içermez. Bu yüzden desteklemekte bir problem görmüyorum.
Düşünebiliyor musunuz; detoks yaparak, sadece bir meyve suyu ile temizlenip ve üç gün sonra birkaç kilo kaybettim ve kendimi çok iyi hissediyorum, diyorsunuz, ancak vücudunuza çok miktarda fruktoz alıyorsunuz. Ancak bu meyve suyu detoksları basit şekerler içeriyor ve karaciğerimiz başta olmak üzere metabolizmamızı olumsuz etkiliyorlardı. Şimdi çorba trendi ile belki daha iyi bir noktaya gidebiliriz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Beslenme

Hayatın Ritmi 88. Bölüm – Covid-19 Savunma Planı – Egzersiz Reçetesi – Kemik Erimesi

Tarih:

on

← ÖNCEKİ BÖLÜM                                                                       SONRAKİ BÖLÜM →

Covid-19 savunma planında bu bölümde sıra egzersiz reçetesinde. Bu egzersizleri evde kolaylıkla yapabilirsiniz. Ayrıca kemik erimesi hakkında merak ettiklerinizi de bu bölümde bulacaksınız.

Covid-19 savunma planının 3. günü…

Vücudumuzu koruyacak, evde yapabileceğimiz egzersizler neler? Hangi egzersiz akciğerlerimize faydalı? Dr. Halit Yerebakan Covid-19 savunma planına uygun basit ve sağlıklı hareketleri gösteriyor.  

Herkesi ilgilendiren teşhisi zor hastalık, kemik erimesi… İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Yaşar Küçükardalı, kemik erimesinin neden olabileceği hastalıkları açıklıyor.

Menopoz ve kemik erimesi arasındaki bağlantı ne? İç Hastalıkları ve Endokrinoloji Uzmanı Prof. Dr. Hasan Aydın kemik erimesinin bilinmeyenlerini anlatıyor. 

Uzman Diyetisyen Yekbu Köseoğlu‘ndan K vitamini zengini vitaminler listesi… 

Fizyoterapi Uzmanı Canan Akar, kemik yoğunluğunu arttıran evde yapılabilecek basit egzersizleri gösteriyor.

Hepsi ve daha fazlası ‘Dr. Halit Yerebakan ile Hayatın Ritmi’nde…

Dr. Halit Yerebakan ile Hayatın Ritmi” programının tüm bölümleri ve diğer içerikleri için youtube sayfamızı da takip edebilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Bağışıklık

Bağışıklığı Korumak İçin Dengeli Beslenme Şart

Tarih:

on

Tüketilen  besinler bağışıklık sistemi üzerinde büyük bir etkiye sahip. Tek bir besin grubunun bağışıklık sistemini güçlendirmesi olası değil.

İnsan vücudu her gün milyonlarca mikroorganizmaya maruz kalır. Bu mikroorganizmaların kötü etkilerinden bağışıklık sistemimiz sayesinde korunuruz. İşlevini iyi bir şekilde yerine getiren bağışıklık sistemi, sağlığımızı sürdürmemiz açısından oldukça önemli. Peki, bağışıklık sistemimizi nasıl daha güçlü kılabiliriz?

Tükettiğimiz besinler bağışıklık sistemimiz üzerinde büyük bir etkiye sahip. Tek bir besin grubunun bağışıklık sistemimizi güçlendirmesi olası değil. Diyet, temelde tüm besin gruplarından yeterli ve dengeli bir biçimde oluşmalı. Yeterli miktarda vitamin ve mineral tüketimi, bağışıklık sistemini kuvvetlendirmenin kilit noktası dersek yanlış olmaz.

Vitaminler bağışıklığı destekliyor

Bağışıklık hücrelerinin büyümesi ve gelişmesine önemli ölçüde katkı sağlayan vitamin ve minerallerin başında, C vitamini, A vitamini, D vitamini, E vitamini, bakır, çinko, selenyum, folik asit ve demir gelir. Ayrıca kaliteli protein (amino asit glutamin dahil) bağışıklık için oldukça önemli.

Bu besinler bağışıklık sistemine; antioksidan görevi yapıp sağlıklı hücreleri koruyarak, bağışıklık hücrelerinin büyümesini ve aktivitesini destekleyip antikor üreterek yardımcı olur.

Meyve, sebze, kepekli tahıllar, baklagiller ve liften zengin diyetlerin, faydalı mikropların büyümesini ve korunmasını desteklediği biliniyor. Protein vücudun bağışıklık sisteminde iyileşme ve yenilenme açısından önemli rol oynar. Biyolojik değeri yüksek proteine, özellikle, süt, süt ürünleri, yumurta, deniz ürünleri, yağsız et, kümes hayvanları, fasulye, bezelye, soya ürünleri, tuzsuz fındık ve yağlı tohumlar gibi çeşitli protein kaynaklarına diyetimizde yer vererek bağışıklık sistemimizi destekleyebiliriz.

A vitamini

Ağız, mide, bağırsak ve solunum sistemindeki deri ve dokuları sağlıklı tutarak bağışıklık sistemini düzenlemeye ve enfeksiyonlara karşı korumaya yardımcı olur. Bu vitamini tatlı patates, havuç, brokoli, ıspanak, kırmızı dolmalık biber, kayısı, yumurta gibi gıdalardan veya “A vitamini ile zenginleştirilmiş” etiketli bazı gıdalardan sağlayarak diyetimize ekleyebiliriz.

C vitamini

Antikor oluşumunu uyararak bağışıklık sistemini destekler. Portakal, greyfurt ve mandalina gibi turunçgiller veya kırmızı dolmalık biber, papaya, çilek, kivi, domates suyu gibi yiyecekleri seçerek bu sağlıklı vitamini sıklıkla tüketerek bağışıklık sistemimizi güçlendirebiliriz. Ayrıca, işlenmiş gıdaların ağırlıklı olduğu, besin çeşitliliği bakımından sınırlı, vitamin ve mineral bakımından fakir diyetler, sağlıklı bir bağışıklık sistemini olumsuz yönde etkiler.

Bağırsak sağlığı ve bağışıklık birbiriyle derinlemesine bağlantılıdır. Fermente gıdalar ve probiyotikler, zararlı patojenlerin tanımlanmasına ve hedeflenmesine yardımcı olarak bağışıklık sistemimizi güçlendirir. Probiyotik gıdalar arasında; yoğurt, kefir, lahana turşusu, doğal olarak fermente edilmiş ürünler ve bazı peynir çeşitleri bulunur. Vücut direncini arttırmak adına diyette düzenli tüketilmeleri gerekir.

E vitamini

Antioksidan görevi yaparak bağışıklık fonksiyonunu destekler. Takviyeli tahıllar, ayçiçeği çekirdeği, badem, bitkisel yağlar (ayçiçeği veya aspir yağı gibi), fındık ve fıstık ezmesi ile diyetinize E vitamini ekleyebilirsiniz.

Çinko, bağışıklık sisteminin düzgün çalışmasına ve yaraların iyileşmesine yardımcı olur. Çinko; yağsız et, kümes hayvanları, deniz ürünleri, süt, tam tahıllı ürünler, fasulye, tohumlar ve kuruyemişlerde bulunur.

Omega-3’ün anti-inflamatuar özelliklere sahip olduğu bir süredir bilinirken, yeni araştırmalar bağışıklık sistemi hücrelerinin işleyişini etkileyerek bağışıklık sistemini daha da desteklediğini gösteriyor. Haftada 2-3 gün balık tüketerek omega-3 ihtiyacınızı karşılayabilirsiniz Ayrıca ceviz, chia tohumu, zeytinyağı, somon, keten tohumu, ve avokado gibi esansiyel yağ asitlerinden zengin sağlıklı yağlar, iltihabı azaltarak vücudunuzun patojenlere karşı bağışıklık tepkisini arttırır ve bağışıklık sistemini güçlendirir.

Yakın dönemde yapılan araştırmalar, rafine şeker ve kırmızı et bakımından zengin diyetlerin, sağlıklı bağırsak mikroorganizmalarında rahatsızlıkları teşvik edebileceğini ve bunun sonucunda bağırsakta kronik iltihaplanmaya sebep olarak bağışıklık sistemini negatif yönde etkileyeceğini gösteriyor. Son olarak rafine ve ilave şeker kullanımı, obezite, tip 2 diyabet ve kalp hastalığına önemli ölçüde katkıda bulunur. Bu kronik hastalıkların tümü bağışıklık sistemini baskılar. Şeker alımını düşürmek, iltihaplanmayı ve bu hastalıklara yakalanma riskini azaltır.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Beslenme

Şok Diyetlerin Zararlarını Biliyor musunuz?

Tarih:

on

Şok diyetlerin vücudunuza verdiği zararları duyunca çok şaşıracaksınız…

Covid-19 pandemi sürecinde uzunca bir süre fiziksel aktiviteden uzak kaldık.

Günlük rutinler değişti. Stres nedeniyle düzensizleşen yeme içme alışkanlıkları da pek çok kişide kilo alma gibi etkilere sebep oldu.

Bu durumla başa çıkmak ve eski formuna geri dönmek isteyenler kilo vermek için şok diyetlere yönelebiliyor. Ancak kilo verme sürecinde, özellikle şok diyet uygulamalarında dikkat edilmesi gereken önemli unsurlar var. Sizler için bir araya getirdik.

Sağlıkla kalın…

 

Sağlıklı yaşam konusunda bilinçlendirici içerik paylaşımı yaptığımız youtube sayfamızı görüntülemek için buraya tıklayabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar