Connect with us

Çocuk Sağlığı

Çocuklara Sebzeyi Sevdirmenin Yolları

Tarih:

on

Çocuklara Sebzeyi Sevdirmenin Yolları

Ispanak, karnabahar, kereviz, bamya ve daha niceleri… Sebzeler içerdikleri vitamin, mineral ve liflerle çocukların sağlıklı büyüme ile gelişimlerinde anahtar rol üstleniyorlar. Öyle ki hücrelerin yenilenmesi, doku onarımı ve sağlıklı gözler, kemikler, dişler ile saçlar için düzenli olarak sebze yemek şart! Ayrıca vitamin ve mineralden zengin sebzeleri tüketmek vücudun bağışıklığını artırarak hastalıklardan korunmaya da yardımcı oluyor. Ancak çocukların çoğu tabakta o çok sevdikleri köfteler, makarnalar, patates kızartmaları veya çeşitli abur cuburlar yerine sebzeleri gördüklerinde, inatla direniyorlar. Elinde tabakla bir lokma daha sebze yesin diye çocuğunun ardından koşturan, sebzeleri çorbanın veya makarna sosunun içine ekleyerek gizlice yedirmeye çalışan ebeveynlerin sayısı azımsanmayacak kadar çok. Ancak dikkat! Beslenme ve Diyet Uzmanı Melike Şeyma Deniz sebzeleri kamufle ederek yedirmeye çalışmanın çocuğun o sebzeyi tek başına tanımamasına, tadını bilmemesine ve ilerleyen zamanlarda sebzeyi tek başına yemeyi reddetmesine neden olabileceği uyarısında bulunuyor. 

İNATLAŞMAYIN, SABIRLI OLUN

Çocuklara sebzeleri sevdirmenin yolu öncelikle kararlı ve sabırlı bir tutum içerisinde olmanızdan geçiyor. “Ancak bu, ısrarlı davranmak ve onunla inatlaşmak anlamına gelmiyor” uyarısında bulunan Beslenme ve Diyet Uzmanı Melike Şeyma Deniz sözlerine şöyle devam ediyor: “Çocuğunuza sebze yemesi veya sebze yemeğini bitirmesi konusunda ısrarcı davranırsanız, onun gerginlik dolu yemek deneyimi sebzeleri her zaman reddetmesine neden olabiliyor. Çocuğu zorlayarak zıt bir tepkiyle karşılaşmaktansa yemeğin bir ihtiyaç olmasından yola çıkmalı ve ona ‘Bu yemekten yemek ister misin?’ gibi sorular sorarak söz hakkı tanımalısınız. Eğer istemediğini belirtirse sebzelerin faydalarını anlatabilir, bir sonraki sebze alışverişine birlikte çıkarak onun istediği, ilgisini çeken sebzeleri alabilirsiniz. 

SEBZELERİ TANIMASINA FIRSAT VERİN

Genellikle çocuğumuza 2-3 kez sebze yedirmeye çalışıyor, sonra da ”Bu sebzeyi sevmiyor, aç kalmasın, sevdiği yiyecekleri hazırlayayım.” şeklinde hatalı bir düşünceye kapılıyoruz. Aslında, çocuğunuzun bir besini sevebilmesi için onu en az 8-9 kez sofrada görmesine ve tanımasına fırsat vermeniz gerekiyor. Her gün sofrada gördüğü bir yemeği merak edip, tadına bakmak isteyebilir ve o yemeği sevebilir. 

SOFRAYA HEP BİRLİKTE OTURUN

Çocuklara sebzeyi sevdirmenin en önemli yollarından biri de, sofraya hep birlikte oturmanız ve yemek yemeye zaman ayırmak gerektiğini ona aşılamanız. Oyun oynarken, televizyon izlerken, elinde tablet varken yemeğe zorlanan çocuklar için yemek yemek eziyete dönüşüyor. Bu nedenle, bebeklikten başlayarak sizinle birlikte sofraya oturmalı. Her gün düzenli saatlerde sofrada birlikte olarak sağlıklı ve düzenli yeme alışkanlığını çocuğunuza kazandırmanız gerekiyor. 

SEBZELER ÜZERİNE SOHBET EDİN

Sofrada birlikte otururken, çocuğunuzun yanında eşiniz veya yakınlarınızla sebzelerin lezzeti ve yararlarına yönelik sohbet edin. Böylelikle sebzelere özenmesini sağlayabilirsiniz. 

ÖRNEK OLUN

Hareketlerimiz her zaman söylediklerimizden çok daha etkili oluyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Melike Şeyma Deniz bu nedenle çocukların yanında herkesin mutlaka sebze yemesi gerektiğini hatırlatarak, “Örneğin baba sebze yemeği istemeyerek tabağını bulgur pilavıyla doldurduğunda çocuk hem sebzenin kötü olduğunu düşünüyor, hem de başka seçenekleri olduğunu bilerek ona göre davranabiliyor.” diyor. 

SEBZELERİ ÇEKİCİ HALE GETİRİN

Çocuklar için yemeklerin sunumunun da çok önemli olduğunu atlamamak gerekiyor. Çocuğunuz karışık bir yemek yerine daha sade ve tek renk yemekleri seviyor olabilir ya da renkli bulduğu yemekler daha çok ilgisini çekebilir. 

YEMEĞİ BİRLİKTE HAZIRLAYIN

Yemeği birlikte hazırlamanız çocuğunuzun sebzenin her aşamasını görmesini sağladığı gibi, kendisi de emek harcadığı için yerken reddetmek istemeyecektir. Yemek hazırlık süreci onun için bir oyun haline dönüşerek keyifli zaman geçirdiği bir aktivite gibi olduğunda yaptığı yemeğin tadını merak edecektir. 

BİRLİKTE ALIŞVERİŞ YAPIN

“Çocuğunuzla birlikte alışverişe çıkmak, yiyecekleri ona tanıtarak alışveriş yapmak ilgisini çekecektir.” diyen Beslenme ve Diyet Uzmanı Melike Şeyma Deniz şu önerilerde bulunuyor: “Özellikle sebze ve meyve reyonları rengarenk halleriyle dikkat çekici olacaktır. Akşam yemeğini onun seçeceği sebzelerle hazırlayacağınızı söyleyerek seçimi çocuğunuza bırakın. Hangi sebzelerden nasıl yemekler yapabileceğinizi anlatın, menüyü birlikte oluşturun.”

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

CEVAP BIRAKIN

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bilinçli hasta

COVID-19 Çocuğunuzun Psikolojisini de Etkiliyor

Tarih:

on

Anne ve babalar coronavirüs nedeniyle bir yandan evden işlerini yürütmeye çalışırken bir yandan da çocuklarıyla uğraşmaya başladı. Böyle bir durum için kolay bir yol yok. Ancak uygulanabilecek bazı yöntemler hem çocuk hem de ebeveyn için rahatlatıcı olabilir.

Coronavirüs salgını birçok açıdan insanları olumsuz etkiledi. Virüsün yayılmasını engellemek için alınan önlemler stresli günler yaşanmasına neden oldu. Tabi normalleşme süreci yürütmeye çalışıyor olsak da COVID-19 ile mücadele devam ediyor. Yani psikolojik olarak da henüz rahatlayamıyoruz. Bu süreç elbette sadece yetişkinleri etkilemedi. Çocukların hatta bebeklerin bile bu süreçten etkilendiği bir gerçek.

Çocuklar ‘pandemi’ kavramını anlayamayacak kadar küçük olsalar bile hayatlarındaki değişikliklerin farkında. Daha önce sabah evden çıkan akşam eve gelen ebeveynler, pandemi sürecinde çocuklarıyla daha çok vakit geçirmeye başladı. Bu olumlu bir değişim olsa da çocuklar için anormal ve kafa karıştırıcı bir durum. Üstelik çocuklar kendileriyle ilgilenen yetişkinlerin duygularını kolaylıkla sezebiliyor.

Son aylarda dünya genelinde çocuk doktorlarına gelen şikayetler belirgin seviyede arttı. Ebeveynler bir yandan evden işlerini yürütmeye çalışırken bir yandan da her zamankinden daha sinirli, öfke nöbetleri geçiren, uyku sorunları olan ve yeme alışkanlıkları değişmiş çocuklarıyla uğraşmaya başladı. Böyle bir durumla karşı karşıya kalan ebeveynler için kolay bir yol yok. Ancak uygulanabilecek bazı yöntemler hem çocuk hem de ebeveyn için rahatlatıcı olabilir.

Çocuklarınızla salgın hakkında konuşun. Bu konuşmaya daha çok okul öncesi çocuklarının ihtiyacı var. Neden parka gidemediklerini, oyun arkadaşlarıyla bir araya gelemediklerini ve dışarıda yapılabilecek eğlenceli aktiviteleri artık neden yapamayacaklarını anlatmanız gerekir. Basit bir anlatım kullanın ve iyimser olun. Mesela dışarıda insanları hasta edebilecek bir mikrop olduğunu ondan uzak durulması gerektiğini söyleyin. Çocukların ilerde dışarı çıkmaktan korkmaması için mikropları yok etmek için çalışan insanlar olduğunu söyleyin ve maske, mesafe, hijyen üçlüsünün önemi hakkında konuşun. Çocuklarınızı haberlerden ve virüs ile ilgili olumsuz konuşmalardan uzak tutun.

Günlük rutinler belirleyin. Çocuğun uyku ve yemek programını düzenli şekilde devam ettirin. Oyun ve eğlence için bir zaman dilimi belirleyin. Böylece, çocuğunuz kendisiyle oynayacağınızı bilecek ve çalışmanız gereken zaman diliminde kendi başına vakit geçirmeye istekli olacaktır.

Rahat olun. Çocuğunuz biraz daha çizgi film izlemek ya da bilgisayar oyunu oynamak isteyebilir. Bu sürede siz de biraz daha çalışabilirsiniz. Oyun ve eğlence için ayrılan zaman diliminde sürekli eğitici ve öğretici oyunlar bulmanız gerekmez; ev işlerini oyuna dönüştürerek de kaliteli vakit geçirebilirsiniz.

Kendinize iyi bakın. Çocuklar anne ve babaları stresli, sinirli veya üzgün olduğunda bunu hissederler ve kendi suçları olduğunu düşünebilirler. Böyle bir durum her şeyi zorlaştırabilir. Rutinleri oluştururken kendinizi zorlamayın. Yaptığınız şey hoşunuza gitmiyorsa seveceğiniz başka bir yöntem bulun. Kendinizi iyi hissetmiyorsanız da destek almaktan çekinmeyin. Siz iyi olmazsanız çocuğunuz da iyi olmaz.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Aile Sağlığı

Çocuklardaki Belirtileri Hafife Almayın

Tarih:

on

Coronavirüs salgını sürecinde çocukların genellikle COVID-19’u asemptomatik ya da hafif atlattığı söylendi. Ancak son yayımlanan raporlara göre, bazı çocuklarda son derece tehlikeli sonuçlar ortaya çıkabiliyor.

Öğrendiğimiz her yeni bilgiyle birlikte aslında COVID-19 hakkında ne kadar az bilgi sahibi olduğumuz gerçeğiyle yüzleşiyoruz. Araştırmacılar her yeni günde bu virüsün yeni bir etkisini keşfediyorlar. Bu kez Amerikan Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi tarafından, virüsün çocuklarda kalp ve vücuttaki diğer organları hayati şekilde tehdit eden multisistemik inflamatuar sendrom olarak adlandırılan sorunlara yol açabileceği açıklandı.

Yapılan araştırmalarda ortaya çıkan ilk raporlar kalp sorunlarına yol açabilecek inflamatuar bir hastalık olan Kawasaki hastalığı ile karşılaştırıldı. Bazı vakalardaki belirtiler Kawasaki’ye çok benzese de geri kalanının farklı olduğu görüldü. Uzmanlar multisistemik inflamatuar sendromunun, vücudun COVID-19 enfeksiyonuna karşı bir tepkisi olarak ortaya çıktığını düşünüyor. Ancak bu sendroma sahip bazı çocukların da COVID-19 testlerinin negatif çıkması, uzmanları cevaplardan çok yeni sorularla karşı karşıya bıraktı.

Belirtileri tanımak önemli

Bu yeni sendromun belirtileri farklı durumlara göre değişebilir. Ancak temel olarak görülmesi olası bazı belirtiler var.

Tabi bu belirtilere neden olabilecek birçok farklı virüs var. Multisistemik inflamatuar sendromu sadece bu belirtilere bakılarak teşhis edilemez. Kesin teşhis için fiziksel muayene ile organların nasıl çalıştığını ve vücutta iltihap olup olmadığını görmek için gerekli testler yapılmalı.

 

Çocuğunuzun durumunu iyi gözlemleyin

Multisistemik inflamatuar sendrom hakkında bilim insanlarının elinde pek fazla bilgi yok. Ancak şu aşamada nadir görüldüğünü söyleyebiliriz. Coronavirüs ile bağlantılı olma ihtimali düşünüldüğünde, vaka sayısının düşük olması sevindirici bir durum.

Bu sendrom nedeniyle bazı ölümler yaşanmış olsa da tedavi edilebiliyor. Sorunlu organ sistemlerini destekleyen ve iltihaplanmayı kontrol altına alan tedavi yaklaşımlarının şu ana kadar başarılı olduğunu söylemek mümkün.

Bu dönemde çocuğunuzu iyi gözlemlemeniz önemli. Genel durumunda meydana gelen değişiklikleri mutlaka takip edin ve alışılmadık bir belirtiyle karşılaşmanız halinde doktorunuza danışın. Özellikle birkaç gün süren ateş varsa bu belirtiyi hafife almayın. Çocuğunuza COVID-19 teşhisi konmuşsa ve yukarıdaki belirtilerin bazılarını hafif de olsa gözlemliyorsanız doktorunuzu aramak için vakit kaybetmeyin. Belirtilerin şiddetlenme eğiliminde olması durumunda tehlike çanları çalıyor demektir, çocuğunuzu acilen hastaneye götürün.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Aile Sağlığı

Çocuklarınızı Dışarı Çıkartırken Bunlara Dikkat Edin

Tarih:

on

Çocuğunuzu parka götürürken diğer çocuklara yaklaşmamasını, onlarla oynamamasını, parktaki oyun aletlerini kullanmamasını isteyemezsiniz. Bunun yerine kendi alacağınız bazı önlemlerle çocuğunuzu koruyabilirsiniz.

COVID-19’da normalleşme süreci başladığından beri kısıtlamalar da kademeli olarak genişletiliyor. İlk olarak aylardır evde kalmaktan sıkılan 65 yaş üstü ve 20 yaş altı için belirli bir süreliğine yasak kaldırıldı ve nihayet onlar da birkaç saatliğine de olsa açık havanın, akranlarıyla sohbet etmenin, oyun oynamanın tadını çıkardılar. Özellikle çocukların dışarı çıkacağı gün için oyun alanları ve parklar dezenfekte edildi ki, ailelerin içi rahat etsin çocuklar da dilediğince oynasınlar diye. Ancak kendi gözlerinden bile sakındıkları çocuklarını korumak güvende tutmak için bu kadarı yeterli mi?

Belki birçoğunuz büyük tedirginlik içinde çocuklarınızı parka götürdünüz. Diğer çocuklara fazla yaklaşmaması, her yere dokunmaması, elini yüzüne götürmemesi ve cebine koyduğunuz dezenfektanı sık sık kullanması konusunda iyice tembih ettiniz belki de ama parka gidip de diğer çocukları görünce muhtemelen her şeyi unuttu. ‘Çocuğumu tembihlemekten başka ne yapabilirim’ diye düşünüyorsanız, sizin için bazı önerilerim var.

Tenha yerlere gitmeye çalışın

Çocuklarınızla birlikte evden çıkarken sadece kendinizin değil, onların da nerelere dokunduğuna dikkat etmeniz gerekiyor. Evinizden çıktığınız andan itibaren, çocuğunuzun dokunmak isteyeceği birçok yüzey var. Ortak alanlarda, asansör düğmeleri, merdiven korkulukları, oyun alanındaki ekipmanlar ve oyuncaklar gibi birçok şeye dokunmamaları için onları uyarmak yerine, bir oyunla dikkatlerini dağıtabilirsiniz. Siz de bu tür yüzeylere dokunmamak için eldiven veya kâğıt havlu kullanabilirsiniz. Yanınızda mutlaka dezenfektan bulundurun. Her ne kadar dikkatli olsanız da çocuğunuz mutlaka birçok yüzeye dokunacaktır. Hem kendinizin hem de çocuğunuzun ellerini sık sık dezenfektanla temizleyin.

Çocuğunuzu parka götürürken diğer çocuklara yaklaşmamasını, onlarla oynamamasını, parktaki oyun aletlerini kullanmamasını isteyemezsiniz. Bunun yerine varsa kendi bahçenize çıkarmanız ve oyun arkadaşı olmanız en iyi yöntem. Kendi bahçeniz gibi bir seçeneğiniz yoksa tüm çocukların aynı anda dışarıya çıktığı bir anda tenha oyun alanı ya da park bulmak zor olacaktır. Ancak mümkün olduğunca az insanla karşılaşacağınız bir alan seçmeniz gerekir.

Çantanızda atıştırmalık ve su bulundurun

Dışarıdayken diğer ailelerle tanışmak, sohbet etmek isteyebilirsiniz. Neticede sosyalleşme arzusu olan varlıklarız. Böyle bir burumda sosyal mesafenizi korumayı unutmayın. Araya koyduğunuz mesafe sizin koruyucu kalkanınız olacak ve virüse maruz kalma ihtimalinizi düşürecektir. Dışarı çıkarken de birlikte yaşadığınız kişilerle çıkın. Tanıdığınız başka ailelerle birlikte vakit geçirmek isteyebilirsiniz ancak yine sosyal mesafeye dikkat etmeniz gerekir. Çocuklar için bu sosyal mesafe kuralını uygulamak, özellikle kendine arkadaş bulduysa, oldukça zor olacaktır.

Çocuklar açık alanda olduklarında sık sık su ve atıştırmalık isterler. Bunları o anda dışarıdan satın almak yerine daha önceden alıp hazırlayın. Böylece dışarıda çocuğunuzun isteklerini güvenle karşıladığınızdan emin olursunuz. Yanınızda maske bulundurmayı da unutmayın. Bir noktada sosyal mesafeyi korumak zorlaşırsa kullanabilirsiniz. Maske takmak sosyal alanlarda zaten zorunlu. Ancak unutmayın, 2 yaşın altındaki çocukların maske kullanması Amerikan Pediatri Akademisine göre güvenli değil.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar

web partner | Web Tasarım