Connect with us

Beslenme

Baharatlar Sadece Tat Vermez

Tarih:

on

Baharatlar sağlığınıza sayısız katkıda bulunuyor. Özellikle de zerdeçal, kanserli hücrelerin büyümesini yavaşlatacak kadar etkili bir baharat olarak ilk sırayı alıyor.

Özellikle bizim kültürümüzde baharatlar, yemeklerde kullanılan en önemli lezzet artırıcıdır. Oysa, baharatların lezzet vermek dışında da faydaları var; soğuk algınlığından kansere, ağrılardan iltihap tedavisine kadar sayısız derde deva niteliğinde kullanılırlar. Son yıllarda, ilaç ve kimyasal desteklerdense doğal yollarla iyileşmenin önemini fark eden bilim insanları, baharatlar gibi doğal şifa kaynaklarının faydalarını araştırmaya başladı. Elde edilen sonuçlara bakıldığında; özellikle bazı baharatlar, en kuvvetli sandığımız ilaç ve yöntemlerden bile daha etkili olabiliyor. Baharatları meyvelerle kıyaslayan bir araştırmadan elde edilen sonuçlar oldukça ilginç. Bilim insanlarına göre sadece yarım çay kaşığı tarçın, sahip olduğu antioksidan miktarı açısından yarım bardak yaban mersinine denk. Ülkemizde kolaylıkla bulabildiğimiz kuru kekik de incelenmiş. Elde edilen sonuca göre; sadece yarım çay kaşığı kuru kekik, sahip olduğu antioksidan açısından üç bardak çiğ ıspanağa denk. Baharatlar birçok şekilde temin edilebilir; taze, bütün, kurutulmuş veya öğütülmüş olarak. Unutmadan, öğütülmemiş baharatların raf ömrü daha uzundur.

Baharatların her ne kadar tat verici etkileri uzun süreler devam etse de, sağlık açısından fayda sağlayabilmeleri için belirli saklama şartlarına da uyulması gerekir. Siz siz olun, mutfağınızda eskiyen baharatları atın; onların da bir ömrü var. Baharatlar öğütüldüğünde hava ile yanarak bileşikler açığa çıkarırlar. Açığa çıkan bu bileşikler baharatlara tat veren en önemli unsurdur. Taze öğütülmüş baharatın daha yoğun lezzete sahip olmasının da sebebi budur. Yapılan araştırmalar, evde bizzat öğüttünüz baharatın çok daha sağlıklı olduğunu gösteriyor. Araştırmalardan elde edilen sonuçlara göre, hazır öğütülmüş baharatlarda; böcek parçası, hayvan kılı ve yüzde 7 oranında ‘salmonella’ bakterisi tespit edilmiş. Kuvvetli bir tat sunmaları sebebiyle genellikle az miktarlarda kullanılsalar da baharatların da kalorisi var. Baharat kullanımının bir diğer faydası da tuz kullanımını azaltmasıdır.

ZERDEÇAL

Zerdeçal, tüm baharatların hükümdarıdır desek yanlış olmaz. Zerdeçal; antienflamatuar, antiviral, antibakteriyal, antikanser ve antifubgal özelliklere sahip bir baharattır. Bedeniniz için kurşun geçirmez bir zırh olarak adlandırabileceğimiz bu baharatı, her gün mutlaka tüketmeye çalışın. Zerdeçala sarı rengini veren curcumin adlı madde, antioksidan özelliği taşır ve iltihaplı hastalıkların tedavisinde etkilidir. Kanser tedavisi üzerine yapılan araştırmalar; zerdeçalın, daha doğrusu curcuminin kanserli hücrelerin büyümesini yavaşlattığını gösterdi. Zerdeçalın antienflomatuar etkisi; şişme ve ağrı ile kendini gösteren hastalıkların tedavisinde faydalı olmasına sebep oluyor. Alzheimer hastaları üzerinde yapılan bir araştırmaya göre; zerdeçal, Alzheimer’a neden olan plakları bloklayarak hastalığın seyrinde önemli fayda sağlıyor.

ACI BİBER

Bibere acı tadı veren capsaicin adlı bir madde vardır ve bu madde ne kadar çoksa, biber o kadar acı bir tada sahip olur. Bu mucizevi madde hakkında yapılan araştırmalar, capsaicinin metabolizmayı hızlandırmanın yanında dolaşım ve sindirim sistemleri üzerinde son derece faydalı olduğunu gösterdi. Bundan uzun yıllar önce Çin ve Hindistan tıbbı (doğal tedavi yöntemleri) acı biberin faydalarını keşfetmiş ve tedavilerinde sıklıkla kullanmış. Kültürümüze Arnavut biberi olarak yerleşen (minik ve oldukça acı biber) cayanne biberi hakkında yapılan araştırmalar, serbest radikallerle mücadele ederek hücre bozulmalarına karışı etkili olduğunu gösterdi. Bu faydaları sebebiyle kanser hastalıkları üzerindeki etkileri araştırılmaya devam ediyor. Henüz net sonuçlara ulaşılamadı ancak acı biber, kanser savaşçısı olma yolunda umut veriyor.

ZENCEFİL

Zencefil de tıpkı diğer baharatlar gibi Ayurveda ve geleneksel Çin tıbbında iltihaplı hastalıklar, kas ağrıları, zararlı bağırsak bakterileri, sindirim sistemi ve halsizlik için kullanılan ‘ilaçlardan’ biri idi. Yapılan araştırmalar, bizden uzun yıllar önce yaşamış olan bu insanların yanılmadıklarını gösterdi. Yapılan araştırmalardan birinde zencefilin; antienflamatuar etkisi sebebiyle, kireçlenme tedavisinde tıpkı ilaçlar gibi etkili olduğu gösterildi. Zencefilin diğer mucizevi faydaları arasında; boğaz ağrıları ve soğuk algınlığını tedavi etmek de var. Hatta ağrılı eklemler üzerine kompres yoluyla uygulandığında eklem ağrısında ciddi azalmaya sebep olduğu da yapılan bir çalışma neticesinde gösterildi. Zencefil özellikle taze zencefil; kolay bozulan ve küflenen bir gıdadır. Bu sebeple taze almalı ve hızlı şekilde tüketmelisiniz. Eğer zencefili yemeklerinize eklemek istiyorsanız, ocaktan almadan hemen önce eklemelisiniz çünkü zencefil, yağ ile uzun süre pişirildiğinde acı bir tat bırakır.

TARÇIN

Tarçının faydalarını soracak olsam eminim birçoğunuz, kan şekerini düzenlemeye yardımcı olduğunu ve diyabetliler tarafından kullanıldığını söyler. Doğru, tarçının en bilinen faydası budur. Ancak özellikle son yıllarda yapılan araştırmalar, tarçının farklı faydalarını da gün yüzüne çıkarmayı başardı. Tarçın, antienflamatuar ve antioksidan etkisiyle de sağlık gündemindeki yerini aldı. Yapılan araştırmalar, kalp ve kronik hastalık riskini azaltmada yardımcı olduğunu gösterdi. Ayrıca hücre bozulmasına ve anormal büyümesine karşı da etkili olduğu artık biliniyor. Bu da kanserle savaşta yeni bir umut kaynağımız olduğu anlamına geliyor

FESLEĞEN

Fesleğen, hücrelerinizi; yaşlanmaya, hatta onları öldürmeye sebep olan serbest radikal adındaki maddelere karşı korur. Fesleğenin; kalp hastalığı, kanser, kemik erimesi ve Alzheimer hastalığına sebep olan bu maddelere karşı hücrelerinizi koruduğu bilimsel olarak gösterilmiştir.

KEKİK

Kekik, baharat dünyasının yegane mikrop öldürücüsüdür. Bakteriyel enfeksiyonlar, basit bir boğaz enfeksiyonundan zatürreye kadar uzanabilir. Araştırmalar, kekiğin antibiyotiğe dirençli olan bakterileri öldürdüğünü göstermiştir. İçinde kekik özü bulunan gargara ve damlalar, boğaz ağrılarını ve enfeksiyonlarını giderebilir. Soğuk algınlığı döneminde öksürüğünüz varsa denemenizde yarar var.

ADAÇAYI

Adaçayının en bilinen faydası, metabolizmayı hızlandırarak kilo vermenizi kolaylaştırmasıdır. Bu sebeple metabolizması yavaş kişilere her sabah bir fincan adaçayı içmeleri önerilir. Adaçayının faydaları hakkında yapılan araştırmalar, antienflamatuar etkisinin oldukça yüksek olduğunu gösterdi. Adaçayı, son yıllarda sıklıkla görülmeye başlanan ve tedavisi için araştırmalar yapılan Alzheimer hastalığı için de yeni bir umut kaynağı olmayı başardı. Yapılan araştırmalar, adaçayının hafızayı kuvvetlendirdiğini ve konsatrasyonu artırdığını gösterdi.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Beslenme

Hayatın Ritmi 88. Bölüm – Covid-19 Savunma Planı – Egzersiz Reçetesi – Kemik Erimesi

Tarih:

on

← ÖNCEKİ BÖLÜM                                                                       SONRAKİ BÖLÜM →

Covid-19 savunma planında bu bölümde sıra egzersiz reçetesinde. Bu egzersizleri evde kolaylıkla yapabilirsiniz. Ayrıca kemik erimesi hakkında merak ettiklerinizi de bu bölümde bulacaksınız.

Covid-19 savunma planının 3. günü…

Vücudumuzu koruyacak, evde yapabileceğimiz egzersizler neler? Hangi egzersiz akciğerlerimize faydalı? Dr. Halit Yerebakan Covid-19 savunma planına uygun basit ve sağlıklı hareketleri gösteriyor.  

Herkesi ilgilendiren teşhisi zor hastalık, kemik erimesi… İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Yaşar Küçükardalı, kemik erimesinin neden olabileceği hastalıkları açıklıyor.

Menopoz ve kemik erimesi arasındaki bağlantı ne? İç Hastalıkları ve Endokrinoloji Uzmanı Prof. Dr. Hasan Aydın kemik erimesinin bilinmeyenlerini anlatıyor. 

Uzman Diyetisyen Yekbu Köseoğlu‘ndan K vitamini zengini vitaminler listesi… 

Fizyoterapi Uzmanı Canan Akar, kemik yoğunluğunu arttıran evde yapılabilecek basit egzersizleri gösteriyor.

Hepsi ve daha fazlası ‘Dr. Halit Yerebakan ile Hayatın Ritmi’nde…

Dr. Halit Yerebakan ile Hayatın Ritmi” programının tüm bölümleri ve diğer içerikleri için youtube sayfamızı da takip edebilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Bağışıklık

Bağışıklığı Korumak İçin Dengeli Beslenme Şart

Tarih:

on

Tüketilen  besinler bağışıklık sistemi üzerinde büyük bir etkiye sahip. Tek bir besin grubunun bağışıklık sistemini güçlendirmesi olası değil.

İnsan vücudu her gün milyonlarca mikroorganizmaya maruz kalır. Bu mikroorganizmaların kötü etkilerinden bağışıklık sistemimiz sayesinde korunuruz. İşlevini iyi bir şekilde yerine getiren bağışıklık sistemi, sağlığımızı sürdürmemiz açısından oldukça önemli. Peki, bağışıklık sistemimizi nasıl daha güçlü kılabiliriz?

Tükettiğimiz besinler bağışıklık sistemimiz üzerinde büyük bir etkiye sahip. Tek bir besin grubunun bağışıklık sistemimizi güçlendirmesi olası değil. Diyet, temelde tüm besin gruplarından yeterli ve dengeli bir biçimde oluşmalı. Yeterli miktarda vitamin ve mineral tüketimi, bağışıklık sistemini kuvvetlendirmenin kilit noktası dersek yanlış olmaz.

Vitaminler bağışıklığı destekliyor

Bağışıklık hücrelerinin büyümesi ve gelişmesine önemli ölçüde katkı sağlayan vitamin ve minerallerin başında, C vitamini, A vitamini, D vitamini, E vitamini, bakır, çinko, selenyum, folik asit ve demir gelir. Ayrıca kaliteli protein (amino asit glutamin dahil) bağışıklık için oldukça önemli.

Bu besinler bağışıklık sistemine; antioksidan görevi yapıp sağlıklı hücreleri koruyarak, bağışıklık hücrelerinin büyümesini ve aktivitesini destekleyip antikor üreterek yardımcı olur.

Meyve, sebze, kepekli tahıllar, baklagiller ve liften zengin diyetlerin, faydalı mikropların büyümesini ve korunmasını desteklediği biliniyor. Protein vücudun bağışıklık sisteminde iyileşme ve yenilenme açısından önemli rol oynar. Biyolojik değeri yüksek proteine, özellikle, süt, süt ürünleri, yumurta, deniz ürünleri, yağsız et, kümes hayvanları, fasulye, bezelye, soya ürünleri, tuzsuz fındık ve yağlı tohumlar gibi çeşitli protein kaynaklarına diyetimizde yer vererek bağışıklık sistemimizi destekleyebiliriz.

A vitamini

Ağız, mide, bağırsak ve solunum sistemindeki deri ve dokuları sağlıklı tutarak bağışıklık sistemini düzenlemeye ve enfeksiyonlara karşı korumaya yardımcı olur. Bu vitamini tatlı patates, havuç, brokoli, ıspanak, kırmızı dolmalık biber, kayısı, yumurta gibi gıdalardan veya “A vitamini ile zenginleştirilmiş” etiketli bazı gıdalardan sağlayarak diyetimize ekleyebiliriz.

C vitamini

Antikor oluşumunu uyararak bağışıklık sistemini destekler. Portakal, greyfurt ve mandalina gibi turunçgiller veya kırmızı dolmalık biber, papaya, çilek, kivi, domates suyu gibi yiyecekleri seçerek bu sağlıklı vitamini sıklıkla tüketerek bağışıklık sistemimizi güçlendirebiliriz. Ayrıca, işlenmiş gıdaların ağırlıklı olduğu, besin çeşitliliği bakımından sınırlı, vitamin ve mineral bakımından fakir diyetler, sağlıklı bir bağışıklık sistemini olumsuz yönde etkiler.

Bağırsak sağlığı ve bağışıklık birbiriyle derinlemesine bağlantılıdır. Fermente gıdalar ve probiyotikler, zararlı patojenlerin tanımlanmasına ve hedeflenmesine yardımcı olarak bağışıklık sistemimizi güçlendirir. Probiyotik gıdalar arasında; yoğurt, kefir, lahana turşusu, doğal olarak fermente edilmiş ürünler ve bazı peynir çeşitleri bulunur. Vücut direncini arttırmak adına diyette düzenli tüketilmeleri gerekir.

E vitamini

Antioksidan görevi yaparak bağışıklık fonksiyonunu destekler. Takviyeli tahıllar, ayçiçeği çekirdeği, badem, bitkisel yağlar (ayçiçeği veya aspir yağı gibi), fındık ve fıstık ezmesi ile diyetinize E vitamini ekleyebilirsiniz.

Çinko, bağışıklık sisteminin düzgün çalışmasına ve yaraların iyileşmesine yardımcı olur. Çinko; yağsız et, kümes hayvanları, deniz ürünleri, süt, tam tahıllı ürünler, fasulye, tohumlar ve kuruyemişlerde bulunur.

Omega-3’ün anti-inflamatuar özelliklere sahip olduğu bir süredir bilinirken, yeni araştırmalar bağışıklık sistemi hücrelerinin işleyişini etkileyerek bağışıklık sistemini daha da desteklediğini gösteriyor. Haftada 2-3 gün balık tüketerek omega-3 ihtiyacınızı karşılayabilirsiniz Ayrıca ceviz, chia tohumu, zeytinyağı, somon, keten tohumu, ve avokado gibi esansiyel yağ asitlerinden zengin sağlıklı yağlar, iltihabı azaltarak vücudunuzun patojenlere karşı bağışıklık tepkisini arttırır ve bağışıklık sistemini güçlendirir.

Yakın dönemde yapılan araştırmalar, rafine şeker ve kırmızı et bakımından zengin diyetlerin, sağlıklı bağırsak mikroorganizmalarında rahatsızlıkları teşvik edebileceğini ve bunun sonucunda bağırsakta kronik iltihaplanmaya sebep olarak bağışıklık sistemini negatif yönde etkileyeceğini gösteriyor. Son olarak rafine ve ilave şeker kullanımı, obezite, tip 2 diyabet ve kalp hastalığına önemli ölçüde katkıda bulunur. Bu kronik hastalıkların tümü bağışıklık sistemini baskılar. Şeker alımını düşürmek, iltihaplanmayı ve bu hastalıklara yakalanma riskini azaltır.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Beslenme

Şok Diyetlerin Zararlarını Biliyor musunuz?

Tarih:

on

Şok diyetlerin vücudunuza verdiği zararları duyunca çok şaşıracaksınız…

Covid-19 pandemi sürecinde uzunca bir süre fiziksel aktiviteden uzak kaldık.

Günlük rutinler değişti. Stres nedeniyle düzensizleşen yeme içme alışkanlıkları da pek çok kişide kilo alma gibi etkilere sebep oldu.

Bu durumla başa çıkmak ve eski formuna geri dönmek isteyenler kilo vermek için şok diyetlere yönelebiliyor. Ancak kilo verme sürecinde, özellikle şok diyet uygulamalarında dikkat edilmesi gereken önemli unsurlar var. Sizler için bir araya getirdik.

Sağlıkla kalın…

 

Sağlıklı yaşam konusunda bilinçlendirici içerik paylaşımı yaptığımız youtube sayfamızı görüntülemek için buraya tıklayabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar