Connect with us

Sağlıklı Yaşam

Bağışıklık Sistemini Güçlendirmenin Yolları

Basın Bülteni

Tarih:

on

Bağışıklık Sistemini Güçlendirmenin Yolları

Bağışıklık sistemi sadece dışarıdan gelen tehlikelere karşı vücudu korumuyor. Aynı zamanda yaşlılığa karşı mücadele de veriyor. Bağışıklık sistemi, zayıfladığında ise bazı mesajlar verebiliyor. Memorial Bahçelievler Hastanesi İç Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Aytaç Karadağ, bağışıklık sistemini güçlendirmenin yolları hakkında bilgi verdi.

Sürekli Yorgun Hissedenler Dikkat!

Kronik yorgunluk sendromu son yıllarda artan bir sorun haline geldi. Yapılan efordan daha fazla yorgunluk hissedilmesi bağışıklık sisteminin zayıfladığının belirtisi olabilmektedir. Sabah yorgun kalkmak, bitkinliğin istirahatle dinmemesi ve çabuk yorulmak doktora başvurmak için yeterli belirtilerdir.

Tekrarlayan Enfeksiyonlarda Tarama Testleri Yapılmalı

Yaz aylarında grip, nezle, soğuk algınlığı oluşuyor ve sürekli tekrarlıyorsa ilaçlarla geçiştirilmeden önce immun sistemin taranması faydalı olmaktadır. Tekrarlayan ishal, idrar yolu enfeksiyonları, genital bölge enfeksiyonları, mantar, solunum yolu enfeksiyonları önemli uyarıcılardır. Bağışıklığı sağlayan beyaz kan hücreleri yeterli düzeyde çalışamadığında enfeksiyonlara daha kolay yakalanıldığı gibi, daha zor iyileşilmektedir.

Cildiniz Alarm Veriyor

Ciltte nedensiz yara açılması veya mevcut yaraların geç düzelmesi, tekrarlayan mantar enfeksiyonları bağışıklık sisteminin cilt açısından erken habercileri gibidir.

Alerjik şikayetler ise immün sistemin dengesinin bozulması ve abartılı reaksiyon göstermesi ile olmaktadır. İmmün sistem, fazla çalıştığında alerji, az çalıştığında enfeksiyonlar gelişir. Burun akıntısı, hapşırık, gözlerde yaşarma, öksürük, nefes darlığı, ciltte kaşıntılı kabarıklıklar alerjik kökenli olabilir.

Aft, Pamukçuk Gibi Ağız Lezyonları Kansere Kadar Götürebiliyor

Özellikle senede 4 kereden fazla virüslere bağlı oluşan ağız veya burun çevresinde uçuk denilen lezyonlar gelişmesi bağışıklığın zayıflığı açısından önemli bir parametredir. Ağız içi ve dil üzerinde aft denilen ağrılı, ortası beyaz lezyonlar senede 4’ten fazla çıkıyor ise bağışıklık sistemi zayıflığı, Behçet Hastalığı veya bazı vitamin eksiklikleri yönünden araştırılması açısından araştırılmalıdır. Pamukçuk denilen kandida cinsi mantar, ağız kanalında, yemek borusunda, midede, bağırsaklarda olabilirken aynı zamanda bağışıklığı kendisi de baskılayıp hastalığın ilerlemesine, hatta son yıllarda kanser gelişmesine katkıda bulunduğuna inanılmaktadır.

Bu Hatalardan Kaçının

Bağışıklık sisteminin zayıflamasına neden olan doğuştan gelen kronik hastalıklar ve enfeksiyon gibi değiştirilemeyen etkenlerin yanında yaşam şekli ve beslenme alışkanlıklarında yapılan hatalar da etkili olmaktadır.Bağışıklık sistemi zayıflamasının en yaygın nedeni yetersiz ve dengesiz beslenmedir. Karbonhidrattan zengin beslenme, antikorların yapıtaşı olan proteinden düşük beslenme, aşırı kilo ve aşırı zayıflık bağışıklığı baskılayıcı etmenlerdir. A,B, C, E, D vitaminleri, selenyum, demir, çinko ve karotenler bağışıklık sisteminin karmaşık reaksiyonlarını katalize eder. Bunlardan herhangi birinin eksikliği vücudumuzu dış etmenlere karşı saldırıya açık hale getirmektedir. Alkol kullanımı, sigara kullanımı, radyasyon maruziyeti, probiyotik eksikliği, kalitesiz uyku, iyi dinlememek, stres yükü fazlalığı, sık antibiyotik kullanımı da bağışıklık sistemimizin zayıflamasında rol oynayan başlıca sebepler arasındadır.

Bağışıklık Sistemini Güçlendirmek İçin 6 Altın Öneri

1 – Düzenli ve dengeli beslenin. Özellikle A, B, C, E, D vitaminleri ve çeşitli mineralleri içeren besinleri almaya özen gösterin.

2 – Kaliteli ve düzenli uyku uyuyun. Minimum 6-8 saat uyumaya, düzenli saatlerde yatağa girmeye özen gösterin.

3 – Stres ve kaygıyı olabildiğince en az düzeye çekin.

4 – Açık havada düzenli egzersiz hem zihinsel hem de fiziksel açıdan daha iyi hissedilmesine neden olabileceği gibi; bağışıklık sistemini de güçlendirecektir.

5 – Probiyotik desteği ve sindirim sisteminin düzenli çalışması da bağışıklık sisteminde son derece önemlidir. Ev yapımı yoğurt, ev yapımı sirke, ev yapımı turşu, boza, şalgam suyu probiyotik açısından zengin besin öğeleridir.

6 – Bol su tüketin. Yarısından fazlası su olan vücudun hücrelerinin daha iyi çalışabilmesi ve bağışıklığı kuvvetlendirmek için minimum günde 2-2,5 litre su içilmelidir.

 

Bilinçli hasta

Uzun Süren Öksürükten Kurtulun

Halit Yerebakan

Tarih:

on

Bir solunum yolu enfeksiyonu ile karşılaştığınızda öksürük diğer belirtilerden daha uzun süre devam edebilir. Hiç bitmeyecek gibi görünen öksürüğü önlemenin bazı yolları var.

Son haftalarda en çok Covid-19’dan korkuyoruz, konuşuyoruz ve korunuyoruz. Ancak kış mevsimi geldi. Bu kış kendinizi fazladan koruyor olsanız da grip veya soğuk algınlığına yakalanabilirsiniz.

Daha önce yaşayanlar bilir. Soğuk algınlığı veya gripten sonra kalan öksürük hiç bitmeyecek gibi görünebilir. Belirtilerin çoğu 7 ila 10 gün içinde kaybolur. Ancak araştırmalar, çoğu kişide 18. günde hala öksürük olduğunu gösteriyor. Peki, bu öksürükten nasıl kurtulacaksınız?

Öksürüğü önleyecek en önemli kural: hastalanmaktan kaçının

Bir solunum yolu enfeksiyonu ile karşılaştığınızda öksürük diğer belirtilerden daha uzun süre devam edebilir. Bunun anlamı bağışıklık sistemi hava yollarını normale döndürmeye çalışıyor. Tıkanıklığınız düzelirken geniz akıntısı da öksürüğü tetikleyebilir.

Hiç bitmeyecek gibi görünen öksürüğü önlemenin bazı yolları var. En kolay yolu da ilk başta hastalanmaktan kaçınmak. Halka açık yerlerde bulunduktan, ortak yüzeylere dokunduktan veya hasta insanların yanında olduktan sonra ellerinizi yıkamak konusunda dikkatli olun. Semptomların arttığını hissederseniz, çinko veya mürver deneyin.

Vücut uykuda kendini onarır ve hasta olduğunuzda bağışıklık sisteminize savaşması için zaman verir. Dinlenerek belirtilerin genel süresini azaltabilirsiniz. Eğer öksürüğünüz sizi uyutmuyorsa, başınızın altına fazladan yastık koyun. Bu, hava yollarını açmaya yardımcı olur, böylece daha kolay nefes alabilir ve boğazınızda mukus birikmesini önleyebilirsiniz.

Öksürüğünüzü kötüleştirebilecek tahriş edici maddelerden kaçının. Duman, parfüm ve alerjiniz olan her şeyden uzak durun. Hava temizleyicileri, boğazınızı gıdıklayabilecek tozu, tüyleri ve diğer parçacıkları temizleyebilir. Isıtıcılarsa havayı kurutur, bu da öksürüğü arttırır.

Öksürük iki aydan uzun sürerse dikkat!

Ballı ılık çay boğazın kaşınmasını yatıştırır. Sıcak sıvı göğüs ve sinüslerdeki mukusu parçalar ve bal da doğal antibakteriyel özellikleri sayesinde enfeksiyonla savaşmaya yardımcı olur. Yapılan bir çalışmada, 2 yaş ve üzeri çocuklarda balın öksürük baskılayıcılarının ana bileşenlerinden biri olan dekstrometorfan kadar etkili olabileceği bulundu. Yani bir kaşık bal kendi başına öksürüğü hafifletebilir.

Sıcak bir duşun temizlenmek ve vücudu rahatlatmak dışında da faydaları var. Sıcak, nemli hava, öksürüğe neden olan mukusu temizlemeye yardımcı olur ve daha kolay nefes almak için burun geçişlerini ve solunum yollarını nemlendirir. Bir diğer önerim de kaynar suya birkaç damla okaliptüs yağı ekleyin ve buharı soluyun.

İnatçı bir öksürükle mücadele ediyorsanız öksürük kesici ve balgam söktürücü içeren reçetesiz ilaçları deneyin. Reçetesiz satılan soğuk ilaçlarını sadece bir hafta kullanmalısınız. Bundan sonra, bu ilaçlar daha az etkili hale gelir.

Elbette unutulmaması gereken önemli noktalar var. Öksürük iki aydan daha uzun sürerse bu durum başka bir sorunun sebebi olabilir. Tabi bir de bu dönemde öksürüğün yanında herhangi bir Covid-19 belirtisi yaşarsanız bir sağlık kuruluşuna başvurmanızda fayda var.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Covid-19

Covid-19’a Odaklanıp Gribi Unutmayın

Halit Yerebakan

Tarih:

on

Çoğu insan gripten iki haftadan daha kısa sürede kurtulabilse de, bazı yüksek riskli kişilerde ciddi rahatsızlıklara yol açabilir. Aynı anda hem grip hem de Covid-19’a yakalanmak ise adeta bir felaket olur. Bu sebeple aşısı olan ve engellenebilen gribi aradan çıkarmak tehlikeyi azaltır.

Coronavirüs bize yaklaştıkça düşündüğümüz ve yapabildiğimiz tek şey en etkili aşı yayılana kadar bu virüsten kendimizi korumak. Öte yandan kendini son derece iyi koruyan ya da koruduğunu zannedenlerin de Covid-19’a yakalandığını duymaya başladık. Virüse nasıl maruz kaldıklarına dair hiçbir fikirleri yok.

Gribe ve Covid-19’a neden olan virüsler aynı şekilde bulaşıyor. Eğer bir şekilde kendini koruyanlar Covid-19’a yakalanıyorsa, gribe yakalanması da olası. Unutmamak gerekiyor ki risk grubundakiler için grip de Covid-19 kadar tehlikeli.

Risk altındaysanız grip aşısı olun

Çoğu insan gripten iki haftadan daha kısa sürede kurtulabilse de, bazı yüksek riskli kişilerde ciddi rahatsızlıklara neden olabilir. Ayrıca, astım veya kalp hastalığı gibi sağlık sorunları olanlarda belirtiler daha da kötüleşebilir.

Özellikle risk grubundakiler için aynı anda hem grip hem de Covid-19’a yakalanmak ise bir felaket olabilir. Bu sebeple aşısı olan ve engellenebilen gribi aradan çıkarmak tehlikeyi azaltabilir. Yani risk altındakilerin grip aşısı olması son derece önemli. Bunlar da;

Kronik hastalığı olanlar

Bağışıklık sistemi zayıf olanlar

-50 yaş üstü yetişkinler

-2 yaş altı çocuklar

-Hamile kadınlar

Covid-19 insanlardan hayvanlara bulaşıyor

Yeni coronavirüsün yayılmaya başlamasının ardından, evcil hayvanlardan virüs kapma korkusu başladı. Bu sebeple birçok kedi ve köpek evden atıldı. Ancak evcil hayvanlardan insanlara coronavirüs bulaştığına dair şu ana kadar hiçbir kanıt bulunamadı. Sanılanın aksine kanıtlar evcil hayvanlara virüsün insanlardan bulaştığını gösteriyor.

-Solunum sıkıntısı belirtileri gösteren ve Covid-19 testi pozitif çıkan bir köpek öldü. Köpeğin ailesinden bir kişinin testi de pozitifti.

-İki kedi SARS-CoV-2 için pozitif çıkan ilk evcil hayvanlardı. Kedilerinden birinin evinde kimsede doğrulanmış bir Covid-19 vakası yoktu. Virüsün bu kediye hafif derecede hasta veya asemptomatik ev üyeleri tarafından veya enfekte bir kişiyle evinin dışında temas yoluyla bulaşmış olabileceği düşünülüyor. İkinci kedinin sahibi, hayvan herhangi bir hastalık belirtisi göstermeye başlamadan önce pozitif tanı almıştı.

-Sekiz kaplan ve aslan, asemptomatik bir personel tarafından enfekte olduktan sonra Covid-19’a yakalandı.

-Çin’de yapılan araştırmalar, Wuhan kentindeki kedilerin de yeni coronavirüsten etkilendiğini ortaya çıkardı. Çalışmadaki 102 kedinin yaklaşık yüzde 15’inde coronavirüse karşı gelişen antikorlara rastlandı. Bir başka araştırmada ise, SARS-CoV-2’nin köpeklerde, domuzlarda, tavuklarda ve ördeklerde kötü bir şekilde çoğaldığı, ancak kedilerde ve gelinciklerde kontrollü kaldığını buldu.

Evcil hayvanlarınızı da coronavirüse karşı koruyun

Şimdilik evcil hayvanlarda SARS-CoV-2’nin etkileri kesin olarak bilinmiyor. Hayvanlar üzerindeki etkileri de Covid-19’un sırlarından. Siz yine de tüylü dostlarınız için önlem almayı ihmal etmeyin.

-Evcil hayvanların ev dışındaki insanlarla veya diğer hayvanlarla etkileşime girmesine izin vermeyin.

-Diğer hayvanlarla veya insanlarla etkileşime girmelerini önlemek için dostlarınızı kapalı alanda tutun.

-Köpekleri insanlardan ve hayvanlardan en az 1,5 metre uzakta olacak şekilde tasmalı gezdirin.

-Çok sayıda insan ve köpeğin toplandığı köpek parklarından veya halka açık yerlerden kaçının.

-Zararlı olabileceğinden evcil hayvanlara maske takmayın.

-Ve eğer Covid-19’a yakalanırsanız, evcil hayvanınızla temastan mümkün olduğunca kaçının.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Covid-19

Kulak Ağrısı Covid-19 Belirtisi mi?

Halit Yerebakan

Tarih:

on

Zaman ilerledikçe yeni belirtilerle karşımıza çıkan Covid-19 bu kez de kulak ağrısı şikayetiyle ilişkilendiriliyor. Özellikle sosyal medyada Covid-19 pozitif olan hastaların kulak ağrısından şikâyet etmeleri, ‘yeni bir belirti mi ortaya çıktı?’ sorusunu akıllara getirdi.

Her geçen gün Covid-19 yayılmaya devam ediyor. Yayıldıkça da herkeste farklı şekilde ortaya çıkıyor.

Dünyanın önde gelen sağlık kuruluşları Covid-19 belirtilerini, ateş veya titreme, öksürük, nefes darlığı veya nefes almada zorluk, yorgunluk, kas veya vücut ağrıları, baş ağrısı, tat veya koku kaybı, boğaz ağrısı, burun akıntısı veya tıkanıklığı, mide bulantısı ya da kusma ve ishal olarak sıralıyor.

Tabi bunlar yaygın olarak görülen belirtiler. Bunların dışında hastalığı geçirenlerin farklı şikayetleri de oluyor. Yani tüm olası belirtiler bu listede yer almıyor. Mesela deri döküntüleri ve göz kızarıklıkları da olası Covid-19 belirtileri arasında, ancak henüz yeteri kadar araştırılmış değil.

Covid-19’lu hastalarda kulak ağrısı görülebiliyor

Zaman ilerledikçe yeni belirtilerle karşımıza çıkan Covid-19 bu kez de kulak ağrısıyla ilişkilendiriliyor. Özellikle sosyal medyada Covid-19 pozitif olan hastaların kulak ağrısından şikayet etmeleri, ‘yeni bir belirti mi ortaya çıktı?’ sorusunu akıllara getirdi.

Üst solunum yolu enfeksiyonlarına bağlı olarak kulak ağrıları veya kulakta tıkanma hissi ve kısmi işitme sorunları ortaya çıkması olası.

Yaygın belirtiler arasında olmayan kulak ağrısı, Covid-19 şüphesiyle hastaneye başvuranlara sorulan bir belirti değil. Ancak Covid-19 pozitif olanlarda kulak ağrısı görüldüğüne dair raporlar var ve uzmanlara göre ateş ve öksürük gibi yaygın belirtiler görülmese bile biyolojik olarak yaşanması mümkün bir sorun.

Coronavirüs birçok organı etkiliyor

Yeni tip coronavirüs hâlihazırda ‘yeni’ olması nedeniyle her tür alanda araştırılmaya devam ediliyor. Bilim insanları aktif olarak, ortaya çıkan yeni bağlantıları inceliyor.

Uzmanlar, bugüne kadar orta kulakta yeni coronavirüsü tanımlayan raporlar yayımladı. Yine de virüsün herhangi bir kulak problemine neden olup olmadığı kesin olarak bilinmiyor. Mevcut veriler göz önüne alındığında, hastalarda görülen kulak problemleri üst solunum yolunda oluşan ikincil bir iltihaplanmadan kaynaklanıyor olabilir. Sinüsler, boğazın arkası ve östaki tüplerinin bu iltihaplanmadan etkilenmesi kulaklarda rahatsızlığa neden olabilir. Bununla birlikte virüse ve vücut üzerindeki etkilerine dair bilgilerin günlük olarak güncellendiğini tekrar hatırlatmak istiyorum.

Tinnitus olarak adlandırılan, kulaklarda çınlama, vızıltı, tıklama ve uğultu gibi sesler de Covid-19’un nadir görülen belirtilerinden olabilir. Sonuçta yeni coronavirüsün sadece akciğerleri etkilemediğini, merkezi sinir sistemini, beyni ve diğer organları da etkileyebildiğini artık biliyoruz.

Herhangi bir kulak problemi yaşıyorsanız bu kesin olarak Covid-19 olduğunuz anlamına gelmiyor elbette. Enfeksiyonlar, kulak kiri birikmesi ve hatta kulak basıncında oluşan değişiklikler de kulak problemlerine neden olabilir.

Tabii ki, kulak ağrısı yaşamaya başlarsanız ve kendinizde yeni coronavirüsün başka belirtilerini görürseniz test yaptırmaktan çekinmeyin.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar