Bizimle iletişime geçin

Bağımlılık

Telefon ve Tablet Kullanımı Uykusuzluk Nedeni!

Halit Yerebakan

Düzenleyen

on

uykusuzluk nedeni

Uykusuzluk, bağışıklık sisteminin çökmesinden trafik kazalarına kadar pek çok sorunu tetikliyor. Son yıllarda uykusuz kalmamızın en büyük sebebi olan telefonları yatmadan iki saat önce elden bırakmak şart!

Hayatımızın adeta bir parçası haline gelen akıllı telefonların, sağlığımızı ne denli tehdit ettiğini biliyor musunuz? Kalp hastalıklarından kansere, Alzheimer’dan uyku bozukluklarına kadar pek çok hastalığın sebebi arasında akıllı telefon kullanımı yer alıyor.Bu hastalıklara yol açmalarının nedeni, akıllı telefonların aslında uykusuzluk nedeni olması! King’s College London ve Cardiff Üniversitesi’nde uyku ve teknoloji arasındaki ilişkiyi inceleyen araştırmalar sonucunda, akıllı telefon veya tabletlerin yatmadan önce kullanımının, uykusuzluğa neden olduğu ve ertesi gün sosyal hayata adaptasyon sorunlarına yol açtığı ortaya konulmuştur. Özellikle telefondaki sosyal medya uygulamalarının arka planda sürekli açık olması, telefonun kullanılmadığında bile kullanıma teşvik ettiği gözlemlenmiştir. Yine katılımcıların uyudukları zaman akıllı telefon kullanımlarına bakıldığında, telefonla ilgilenme süresi ve uyku kalitesi arasında ilişki olduğu belirtilmiştir. Uyku öncesi telefonla fazla vakit geçiren katılımcıların, uyku kalitesinin daha düşük olduğu saptanmıştır. Araştırma sonuçları PLOS One dergisinde yayınlanmıştır.

MAVİ IŞIK UYKU KALİTESİNİ ETKİLER

Akıllı telefonların ve tabletlerin uykusuzluğa neden olmasındaki diğer bir sebep mavi ışıktır. Bu ışık, gözbağımızın arkasındaki özel hücreler tarafından toplanır ve beyne iletilen uyku sinyallerini bozar. Ayrıca mavi ışığın tümü melatonin yani uyku zamanlamasına ve sirkadiyen ritimlere yardımcı olan hormona baskı yapar. Geceleri, melatonin seviyemiz gündüze oranla daha yüksektir. Ancak mavi melatonin seviyesi mavi ışıktan olumsuz etkilenir. 2013’te Rensselaer Politeknik Enstitüsü’ndeki bilim adamları 13 kişi üzerinde yaptıkları bir deneyde, bireylerden yatmadan iki saat önce elektronik tablet kullanmalarını istemiştir. Deneklerin bir kısmı tablet kullanırken mavi ışıkları filtreleyen portakal renkli gözlük takmış, diğer bir kısmı ise çıplak gözle mavi ışığa maruz bırakılmıştır. Araştırmalar sonucunda turuncu gözlük kullananların melatonin hormon seviyeleri daha yüksek çıkmıştır.

ALZHEİMER’A NEDEN OLUYOR

Akıllı telefondan yayılan mavi ışık, göz retinasından kalp sağlığına kadar pek çok organımızı tehdit ediyor. Özellikle 30’lu yaşlardan itibaren metabolizmanın yavaşlaması ile birlikte hafıza da zayıflıyor. Bu durum 30 yaş üzerindeki bireyleri daha fazla risk altına sokuyor. Teknolojiye yakınlık, bu yaş aralığındaki bireylerin Alzheimer hastalığına daha erken yaşlarda yakalanmasına sebep oluyor. Alzheimer hastalığı bulunan bireylerde en sık karşılaşılan semptomlar arasında; kaygı, depresyon, öğrenme güçlüğü, kısa süreli hafıza kayıpları, konuşma bozukluğu ve iletişim kuramama görülür. Yapılan araştırmalara göre insanların yüzde 20’sinde Alzheimer olma riski bulunur. Yine aynı araştırmaya göre teknolojiye bağlı yaşam, Alzheimer hastalığına yakalanma riskini artırabilir. Alzheimer hastalığının nedenlerine ilişkin bilim adamlarının çalışmaları devam ediyor. Ancak hastalığın gelişimine çok sayıda faktörün katkıda bulunduğunu biliyoruz. Bu faktörler arasında hasarlı proteinler, genetik, nöronal enerji yetmezliği, nöroinflamasyon ve vasküler hastalıklar sayılabilir.

NELER OLUYOR?

Yapılan araştırmalar; erkeklerin yedisekiz, kadınların ise altı-yedi saat uykuya ihtiyaçları olduğunu gösteriyor. Peki ihtiyacımız kadar uyumazsak ne olur?
1- Uykusuzluk kazalara sebep olur. Yapılan çalışmalar, ölümcül trafik kazalarının altıda birini uykusuzluk ile ilişkilendirmiştir. Kısaca uykusuzluk aslında kanserden daha öldürücüdür desek yanlış olmaz.
2- Uykusuzluk sizi uyuşturur; öğrenme ve düşünme yeteneğinizi baskılar. Beyninizin kognitif fonksiyonlarını etkilemesi; düşünme kabiliyetinizi, konsantrasyonunuzu, dikkatinizi ve reflekslerinizi etkiler.
3- Detaylarına girmeyeceğim fakat yapılan araştırmalar, uyku problemi yaşayan kişilerde kalp hastalığı, kalp krizi, yüksek tansiyon, inme ve diyabet gibi hastalıkların daha fazla görüldüğünü gösteriyor. Bildiğimiz bir şey var; uykusuzluk, sizi yorgun bırakması yetmezmiş gibi damarlarınızda yaşlanmaya sebep oluyor. Düşünsenize, hem fiziki görünüşümüzü, hem de organlarımıza daha iyi çalışmalarını sağlamak için yeterli kanı taşıyan damarlarımızı yaşlandırıyoruz.
4- 2002 yılında yapılan büyük bir araştırma, uykusuzluğun cinsiyet ayrımı yapmaksızın insanların libidolarını düşürdüğünü gösterdi. Yorum size kalmış…
5- Uykusuzluk, karar verme kabiliyetinizi yok eder.
6- Uykusuzluk, aynı sigara gibi ölüm riskinizi artırır.
7- Uykusuzluk, hafızanızı zayıflatır.
8- Uykusuzluk, cildinizi yaşlandırır.
9- Uykusuzluk, depresyona bağlı olduğu gibi depresyona da sokabilir.
10- Uykusuzluk, kilo aldırır.

İKİ SAAT ÖNCE TELEFONU BIRAKIN

Yapılan araştırmalar uykudan en az iki saat öncesinde telefon kullanımının bırakılması gerektiğini belirtmektedir. Uyku bozuklukları dikkate alındığında, özellikle gün içerisinde bildirimlerine bakamayan bireylerin uyumadan önce daha sık telefon kullandığı yönündedir. Telefon ekranından yayılan mavi ışığın öğrenme zorluklarına neden olabildiği de unutulmamalıdır.

UYKU ÖNCESİ PAPATYA ÇAYI İÇİN

Çalışmalar, papatya çayının yatıştırıcı etkisini destekliyor gibi görünüyor. Bir Japon çalışması, papatya ekstraktının sıçanların, benzodiazepin dozu (huzur verici bir ilaç) alan sıçanlar kadar hızlı bir şekilde uykuya dalmasına yardımcı olduğunu bulmuştur. Uzmanlar, papatya ilacının daha iyi araştırılmasına ihtiyaç duyuyor. Hüner, doğru şekilde demlendiğinden emin olmaktır; iki ya da üç çay poşeti kullanın ve sonra demlenmesini bekleyin.

DAHA İYİ BİR UYKU İÇİN İPUÇLARI

 Herhangi bir sebepten geceleri telefon kullanımına ihtiyaç duyuyor iseniz, mavi ışık önleyici filtreli gözlükler kullanın.
 Gürültüyü ve ışığı minimumda tutun. Kulak tıkaçları, panjurlar, ağır perdeler veya göz maskesi kullanın. Yatak odasında ve banyoda küçük gece lambaları iyi bir fikirdir.
 Yatmadan iki saat önce ağır yemeklerden kaçının.
 Yatmadan dört-altı saat önce kafein (çay ve alkolsüz içecekler dahil) içmeyin. Kafeinin melatonin azaltıcı etkisi bulunduğunu unutmayın.
 Kitap okuyun, bulmaca çözün.
 Yürümek gibi düzenli egzersiz, stres hormonlarını azaltır ve daha iyi uyumanıza yardımcı olur. Ancak yatmadan iki saat önce egzersiz yapmayın. Uykuya dalmakta zorluk çekebilirsiniz.
 Öğleden sonra kestirmeyin.
 Beyninizi sakinleştirmek için yatmadan bir saat önce herhangi bir görev üzerinde çalışmayı bırakın.
 Duygusal sorunları doğrudan yatmadan önce tartışmayın.
 Mümkünse evcil hayvanlarınızı uyku alanınızın dışında tutun.
 Yatak odanızın iyi havalandırılmış ve rahat bir sıcaklıkta olduğundan emin olun.

HAFTADA İKİ KEZ KIRMIZI MEYVE YİYİN

Çilek ve yaban mersini gibi berry cinsi meyveler, beyin sağlığınızı korumanız için son derece faydalı alternatiflerdir. Haftada iki kez bu cins meyve tüketen kadınlar arasında yapılan bir araştırma, 2.5 yılın sonunda, bu düzeni devam ettiren kadınların kavrama (idrak) yeteneklerinin ciddi oranda arttığını gösterdi. Kuruyemişler (fındık, ceviz ve badem gibi), beyin sağlığı açısından oldukça faydalıdır. Ayrıca içerdikleri sağlıklı yağlar, lif ve antioksidanlar sebebiyle kalp sağlığınızı korumak için de önemli birer yardımcıdırlar. Beklenen faydayı elde etmek için haftada beş kez yemiş tüketmeniz yeterli.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et
Yorum bırakmak için tıklayın

Yanıt bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bağımlılık

Oyun Bağımlılığı Tehlikesi

Düzenleyen

on

Oyun Bağımlılığı

Dünya Sağlık Örgütü’nün, ‘2018 yılında yenilenecek Hastalıkların Uluslararası Sınıflaması (The International Classification of Diseases) Teşhis Kılavuzu’nda, bilgisayar oyunu bağımlılığı, ‘akıl hastalığı’ başlığı altında yer alacağı belirtildi. Dünya Sağlık Örgütü, her ne kadar salgın hastalıklar ve çözümleri konusunda ilaç kartellerinin yörüngesinde olduğu eleştirileri nedeniyle güvenilirliğini yitirmiş olsa da, örgütün oyun bağımlılığı konusundaki tespitleri, yeni çağın getirdiği yeni psikolojik hastalıklara da ışık tutuyor.

Oyun Bağımlılığı , Yaşam Kalitesini Nasıl Bozuyor?

Oyun bağımlılığı da diğer bağımlılıklar gibi insanların yaşam kalitesini bozan, kişilerin ciddi şekilde zamanlarını alan bir bağımlılık. Ayrıca insanları yaşam alanlarından alıkoyan önemli bir davranış bozukluğu olmuş durumda. Bu nedenle de bir “hastalık” olarak kabul edilmesi gerekiyor.

Kişinin oyunu, zamanını ve yerini kontrol edebilmesi halinde oynamak bağımlılık sayılmaz. Ancak oyun kişiyi yönetmeye başlamışsa, kontrolü kişinin elinden almışsa o zaman bu bir bağımlılıktır.

Depresyon, aksiyete, bipolar bozuklukların çok sık görülmesinin yanı sıra obezite, sara nöbeti riski ve iskelet yapısında bozukluklara yönelik hastalıklara da neden olabileceği, artık bilinen gerçekler arasında.

OYUN KARAKTERİNDEN ETKİLENEN ÇOCUKLAR

Özellikle gençler, kendi kişiliklerini oluşturmaya çalıştıkları dönemde oynadıkları oyunlardan etkileniyor, oyunda şekillendirdikleri karakterlerin kişiliğine zamanla bürünmeye başlıyorlar. Bu da kendilerini doğal olmayan bir ortamda, doğal olmayan davranış tutumları sergilemelerine ve bu tutumlarını gerçek hayata da yansıtmalarına neden oluyor.

ANNELER VE BABALAR DİKKAT!

Oyun bağımlılığı, hemen hemen tüm yaş gruplarında görülebiliyor. Ebeveynlerin çocuklarını avutmak için ellerine tutuşturdukları akıllı telefon ve başına oturttukları bilgisayarda tek başlarına bırakıldıklarında kök salıyor.

OYUN OYNAMAK HER YAŞTA GÜZELDİR

Binlerce yıl öncesine dayanan, zeka oyunlarıyla başlayan ve bilgisayar-konsol-akıllı telefonlarla devam eden oyun aktivitesi, her yaşa hitap eden, özellikle yaşların zihinlerini uyanık tutan insani bir ihtiyaç. Ancak gerçek hayattan kopulmadığında, gerçek kişiliklerden uzaklaşılmadığında.

Haberimizin kaynağı olan ensonhaber.com sitesinde bu ve bunun gibi diğer sağlık haberlerinin bulunduğu bölüme buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

 

Okumaya Devam Et

Bağımlılık

KOAH Nedir? Belirtileri Nelerdir?

Basın Bülteni

Düzenleyen

on

KOAH nedir

Sigara içenler dikkat!

KOAH Nedir ? Belirtileri nelerdir? Büyük oranda tütün maruziyetine bağlı ortaya çıkan KOAH (Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı), kişiye yansıması daha geç olduğu için ilk başta fark edilmiyor. Aslında öksürük, balgam gibi belirtileri olan KOAH, ancak hareket etmeyi engelleyecek kadar nefes darlığı hissedildiğinde önemseniyor. Oysa akciğerlerin en büyük hasarı ilk 5 yıl içerisinde aldığını belirten Acıbadem Taksim Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Öner Dikensoy, “Bu yüzden sigaraya hiç başlamamak ya da ilk başlanıldığı sıralarda bırakmak, KOAH’ın önlenmesinde çok önemli” diye konuşuyor.

Ülkemizde yetişkin nüfusun yüzde 15-20’sini etkileyen KOAH, kronik hastalıklar içerisinde en çok hastaneye yatış sebebi. Şu anda dünyada en sık görülen 4. ölüm sebebi olan KOAH’ın 2020 yılında 3’üncü sıraya yükselmesi bekleniyor. Öte yandan tedavi edilen ve önlenebilir bir hastalık olan KOAH’ın göz ardı edilen en önemli özelliği; henüz sigaraya başlanan ilk yıllarda akciğerlerde büyük hasarlar meydana getirmesi. Ancak kişiye yansımasının daha geç olduğunu söyleyen Prof. Dr. Öner Dikensoy, 40’lı yaşlardan sonra şikayetlerin arttığından bahsediyor. O yaşa kadar kişinin öksürük, balgam gibi belirtileri olsa da önemsemediğini belirten Prof. Dr. Öner Dikensoy, “Sigara içen kişi, uzun bir süre 40-45 yaşına kadar bir sıkıntı yaşamadığı için hiç yaşamayacağını düşünerek bırakmak istemiyor” şeklinde konuşuyor. Prof. Dr. Öner Dikensoy, KOAH’ta erken tanının önemine dikkat çekerek, “40 yaşın üzerinde sigara içen herkesin muhakkak solunum fonksiyon testi yaptırması lazım” uyarısında da bulunuyor.

İlk adım sigarayı bırakmak

KOAH’ta hastalık hangi evrede olursa olsun, tedavide ilk yapılması gereken şey sigarayı bırakmak. Çünkü yapılan bütün çalışmalar gösteriyor ki kişi hangi tedaviyi alırsa alsın, sigara içmeye devam ettikçe akciğer fonksiyonlarındaki azalma bütün hızıyla devam ediyor. Oysa KOAH geçmişi olan kişi, sigarayı bıraktığı andan itibaren akciğer fonksiyonlarındaki düşüş hızı yarı yarıya iniyor. KOAH’lı bir kişide 50-100 ml gibi bir akciğer kapasitesinin bile son derece önemli olduğunu belirten Prof. Dr. Öner Dikensoy, sigarayı bırakmanın KOAH’lı hastalarda yaşam kalitesini yükseltecek en önemli etken olduğunu söylüyor. Sigarayı bırakmanın bir diğer faydası ise; hava yolu darlığı olan KOAH’lı hastalarda sigaranın yaptığı bazı etkilere karşı… Örneğin aşırı balgam dediğimiz mukus salgılaması, sigarayı bırakan kişilerde bir süre sonra azalıyor. Azalma olduğu için akciğerdeki o mukusa bağlı tıkanıklık da böylece azalmış oluyor.

Düzenli grip aşısı şart

KOAH’lı hastaların yaşam kalitesini artırmada aşılama çok önemli. Prof. Dr. Öner Dikensoy, KOAH hastalarının, özellikle kış dönemlerinde viral enfeksiyonlar sebebiyle sık sık hastaneye yatmak zorunda kaldıklarını belirterek, “KOAH’lı hastalarda basit bir viral enfeksiyon bile tablonun ağırlaşmasına, bazen hastanın yoğun bakımlık olmasına sebep olabiliyor” diyor. KOAH hastalarını özellikle gribe karşı uyaran Prof. Dr. Öner Dikensoy, gripten korunmak için düzenli olarak aşı yaptırmanın önemli olduğunu dile getiriyor. Zamanlaması konusunda “Ekimin ilk haftasından önce yaptırılmalı. Fakat grip salgınının Nisan ayına kadar devam ettiği düşünülürse hala vakit var” diyen Prof. Dr. Öner Dikensoy, düzenli olarak her yıl yaptırılan aşının koruyucu etkisinin daha fazla olduğunun altını çiziyor.

Bu tedavi yaşam kalitesini artırıyor

Özellikle orta ve ileri derecedeki KOAH’lı hastalarda, nefes darlığından dolayı daha az hareket etme ve evde kalma isteği görülebiliyor. Bu davranışın nefes darlığı hissini ve kaslarda zayıflamayı artıracağını belirten Prof. Dr. Öner Dikensoy, bu tür hastalarda ‘pulmoner rehabilitasyon’ denen bir tedavi şekli uygulanabileceğinden bahsediyor: “Pulmoner rehabilitasyon, kişinin solunum kalitesini artırmaya yönelik bir tedavi programı. Kişiye doğru nefes alışkanlıkları kazandırılarak, daha iyi nefes alıp vermeleri amaçlanıyor. Ayrıca yürüyüş, aerobik, ağırlık kaldırma gibi egzersizlerle zayıflayan kaslar güçlendiriliyor.”

Pulmoner rehabilitasyonun bir diğer ayağı ise; doğru beslenme. KOAH’lı hastaların beslenmesinin düzenlenmesi gerektiğini de söyleyen Prof. Dr. Öner Dikensoy, bunun nasıl yapılabileceğini ise şöyle anlatıyor: “Günde 5-6 öğünden oluşan, 2 bin kalorilik bir beslenme planı oluşturulmalı. Kişi sık ve az beslenmeli. Alacağı kaloriyi de karbonhidrattan değil protein ve yağdan karşılamalı.”

Sigarayı bırakmak için bu sebepler yetmedi mi? Sigarayı bırakmanız için sebepleri sıraladığımız bir başka yazımız için buraya tıklayabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Bağımlılık

Sigarayı Bırakmak İçin 10 Önemli Neden

Basın Bülteni

Düzenleyen

on

Sigaranın zararlarını öğrendiğinizde hemen bırakacaksınız

Dünyada 5 milyon ülkemizde 100.000’e yakın kişi doğrudan sigara nedeniyle hayatını kaybediyor. Bunun nedeni ise sigaranın içinde kanın oksijen taşıma kapasitesini azaltıp hücre yaşlanmasına yol açan karbonmonoksit ve doğrudan zehir olan arsenik ile DDT gibi vücudumuz için zararlı olan 4000’den fazla madde bulundurması. Dolayısıyla sağlıklı ve uzun bir yaşam için sigarayı bırakmak şart. Üstelik bu hatalı alışkanlık bırakıldıktan sadece 20 dakika sonra bile vücudumuzda olumlu değişimler başlıyor. Acıbadem Maslak Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Çağlar Çuhadaroğlu sigaranın yol açtığı zararları anlattı, önemli bilgiler verdi.

Kanser

Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Çağlar Çuhadaroğlu sigaranın tüm kanserlere yakalanma riskini artırdığına dikkat çekerek “Örneğin sigara içenlerde akciğer kanseri 15 kat, gırtlak kanseri 16 kat,  rahim kanseri 16 kat, ağız kanserleri 10 kat, mesane ve prostat kanseri 2 kat artış gösteriyor” diyor. Sigara içinde hücrenin genetik yapısını bozan hidrokarbonlar, radon ve kadmiyum gibi kanser yapıcılar mevcut. Bunlar hücre DNA’sını bozunca hücreler hızlı ve yanlış olarak çoğalmaya başlıyor. Bu da ‘kanser’ anlamına geliyor. Üstelik sigara içindeki bu maddeler kan yoluyla her yere dağıldığı için tüm organlarda kansere neden olabiliyor.

Kalp ve damar hastalıkları

Sigara bacak damarlarının tıkanmasını 2 kat, kalp krizi riskini de 4 kat arttırıyor. Akciğerden kana karışan nikotin ve zehirli maddeler tüm bedene damarlar yoluyla taşınıyor. Bu maddeler damar duvarlarını bozuyor. Özellikle kolesterol yüksekliği olanlarda tablo daha da ağır oluyor. Damar duvarındaki hasar hem kanın pıhtılaşmasını hem de damar çeperinde yağ birikimini artırıyor. Bu durum damarlarda plaklar oluşmasına yol açıyor. Koroner damarlarda daralma olduğunda kalp kası yeterince beslenemiyor ve göğüs ağrısına yol açıyor. Bir aşamada damar tam tıkanıyor ve enfarktüs, yani kalp krizi gelişiyor.

KOAH, Bronşit, Astım

Tütün ve sigara kağıdı yandığında ortaya çıkan hidrokarbonlar (katran içinde bol bulunuyor), arsenik, sülfür ve irritanlar (tahriş ediciler) gibi zehirli maddeler hava yolunun ana koruma mekanizmalarından olan mukozaya (iç zar) hasar veriyor. Hava yolunu nemli tutmaya yarayan salgı bezlerinin salgı karakteri bozulunca, balgam artıyor. Artan balgam havayolunda birikiyor. Bu birikimin ve kolaylaştırdığı enfeksiyonların hasarı daha da artırdığını belirten Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Çağlar Çuhadaroğlu bunun sonucunda kronik bronşit geliştiğine dikkat çekerek sözlerine şöyle devam ediyor: “Hasar bir süre sonra hava keselerine yansıyor. Hava keselerinin duvarı yıkılmaya başlıyor ve amfizem (akciğerde meydana gelen dokusal bir hastalık) ortaya çıkıyor. Amfizem ve kronik bronşit oluşumu da vücudun oksijen almasını bozuyor ve nefes darlığına neden oluyor. Bu durum da artık KOAH (Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı) oluşmuş anlamına geliyor. Sigara KOAH gelişme riskini 15 kat arttırıyor. Ayrıca astım krizlerinin de en önemli nedenini oluşturuyor.    

Felç

Sigara beyinde hem kansere hem de damar tıkanıklıkları nedeniyle felce yol açabiliyor. Sigara nedeniyle bozulan damarda ortaya çıkan pıhtılaşma ve oksijeni az olan kan, felcin ana nedeni.  Bunun dışında bağımlılığın temeli beyindir. Beyni esir alan nikotin olmadığında beynin dikkat,  düşünme ve sorun çözme gibi yetenekleri kayboluyor. Bunlar kaybolmasın ya da azalmasın diye kişi sürekli sigara yani nikotin istiyor ve bu maddenin esiri oluyor.

 Güçsüz bir bağışıklık sistemi

Derimiz, ağzımız ve burnumuzun içinde yer alan zarlar mekanik, kandaki akyuvarlar da hücresel bağışıklık sistemimizi oluşturuyor. Bunlar bizi mikroplara karşı savunuyor. Sigara hem mekanik hem hücresel savunmada hasar oluşturuyor. Dolayısıyla aynı mikropla karşılaşan 2 kişiden sigara içenin hastalığa yakalanma riski 5 kat fazla oluyor. Eğer altta yatan başka bir hastalık varsa bu risk kat kat artıyor.

İnfertilite

Sigara infertilite, bir başka deyişle üreme yeteneğinin azalmasının ana nedenlerinden biri. Kadında infertiliteyi 10 kat artırıyor, erkekte de bu rakama yakın bir risk oluşuyor. Sigara nedeniyle kandaki oksijeninin az olması erkeklerde sperm, kadınlarda da yumurta kalitesini düşürüyor. Bunun sonucunda da hamile kalma şansını azaltıyor. Hamile kalınsa bile embriyo kalitesi bozuk olacağı için düşük riski artıyor.

Cinsel işlev bozukluğu

Özellikle erkekte üreme organının damarları ince oluyor. Damarlarda ortaya çıkan bozukluklar öncelikle bu damarları etkiliyor. Sertleşme ve sertleşmenin süresinde sorunlar başlıyor. Buna impotans, yani cinsel işlev bozukluğu deniyor. Sigara içen erkekte bu risk 10 kat fazla oluyor. Benzeri durum daha hafif olarak kadında da gelişebiliyor.

Ciltte erken yaşlanma

Sigaranın içindeki birçok madde cildin üst tabakasında kuruma yapıyor. Bu durum da cildin erken yaşlanmasına ve kırışıklıkların ortaya çıkmasına yol açıyor. Kanın oksijeninin az olması ve daralmış olan damarlar cildin kendini yenilemesini bozuyor, bunun sonucunda da en ufak yaralar bile geç ve iz bırakarak iyileşiyor. Sigara saç sağlığını da bozuyor, örneğin dökülme ve kırılma sorununu artırıyor. Bunların yanı sıra cilt germe denilen estetik operasyonların sigara içenlerde daha az başarılı olduğu da yapılan birçok çalışmada kanıtlanmış.

Kemik erimesi

Prof. Dr. Çağlar Çuhadaroğlu sigara içmenin kemik erimesine de neden olabileceği uyarısında bulunarak,  “Kore’de yapılan bir araştırmada, kemik erimesi az olan erkeklerde bile sigaranın riskli olduğu gösterildi. Öyle ki, araştırmaya göre 1 paket sigara içen erkeklerde kemik erime riski içmeyene oranla 10 kat artıyor.”

Diş-Dişeti sorunları

Sigaranın içindeki maddeler ve yanarken ortaya çıkan ısı diş eti kanseri riskini 30 kat artırıyor. Bu kanser sigara içmeyen kişilerde nerdeyse hiç yokken sigara içenlerde sık görülüyor. Diş çürükleri ve diş eti iltihapları da sigara içenlerde fazla görülüyor. Dişte renk değişimi ise kaçınılmaz oluyor.

 

Sigarayı bırakmak için daha fazla neden arıyorsanız, sigaranın zararlarından bahsettiğimiz bir başka yazıyı okumanızı öneriyorum.

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar