Sosyal Medya

Cilt Bakımı

Sedef Hastalığı Cilt Kanserine Sebep Olmaz!

Halit Yerebakan

Yayınlanma:

,
Sedef Hastalığı Cilt Kanserine Sebep Olmaz!

Sedef hastalığı, cilt kanserine neden olmaz. Ancak kontrolsüz kullanılan bazı ilaçlar cilt kanseri riskini artırabilir.

Hepimiz bir kez olsun, vücudunun belli bölgelerinde beyaz lekeler oluşmuş birini görmüşüzdür. İşte bu beyaz lekelenmeler, vitiligo olarak adlandırılan cilt hastalığıdır. Vitiligo, deri hastalıkları arasında en sık görülenlerden biridir. Vücudun deriyle kaplı her yerinde görülebilir. Yapılan araştırmalar, en sık kol ve bacaklarda ortaya çıktığına işaret ediyor. Derimizde pigment üreterek ten rengimizi oluşturan melanosit hücreleri bulunur. Bu melanositler, çeşitli sebeplerle zarar gördüklerinde vazifelerini gerektiği gibi yerine getiremezler ve pigment üretimi neredeyse durur. Bu durum, ilgili bölge derisinde sınırları belli ancak dağınık ve yamaya benzetebileceğimiz renk açılmalarına sebep olur. Oluşan beyazlık, neredeyse süt beyazıdır. Kişinin ten rengine göre belirginliği değişiklik gösterir. Vitiligo, esmer tenli kişilerde çok daha belirgindir.

ANİDEN ORTAYA ÇIKAR

Vitiligo, türleri olan bir hastalıktır. Temelde aynı beyaz lekelenme ile ortaya çıkan türler, yaygınlık oranına göre sınıflandırılır. Lokalize, yaygın ve universal (total) olmak üzere üç temel sınıfta toplanır. Bu hastalık hakkında sayısız araştırma mevcut. Ne yazık ki hiçbiri hastalığın gerçek sebebine -henüz- ulaşamadı. Ancak hastalığın sebebi olabilecek dört temel teori oluşturuldu. 1- Sinir hücrelerinin anormal çalışması, melanosite zarar veren zehirli maddelerin oluşmasına sebep olabilir. 2- Vücudun bağışıklık sistemi melanositlere zarar verebilir. Araştırmacılar pigmentin, bağışıklık sistemi tarafından yabancı madde gibi algılanarak zarar verdiğini düşünüyorlar. 3- Pigment üretim hücreleri kendi kendini yok edebilir. Pigment üretilirken, zehirli ürünler ortaya çıkabilir ve bunlar melanositin zarar görmesine neden olur. 4- Genetik hastalıklar sonucu melanositler zarar görebilir. Vitiligo, aniden ortaya çıkan bir hastalıktır. Daha önce hiçbir işaret vermeden gelişebilir. Bu ve benzer etkileri sebebiyle tetikleyicileri olabileceği gerçeği, uzmanları araştırma yapmaya itiyor. Kesin olmamakla birlikte, ağır depresyon, stres, yakınlardan birini kaybetme gibi ani sıkıntılar, hasta hikayelerinde sıklıkla karşılaşılan bulgular arasında yer alıyor.

PİGMENT KAYBI DURUR

Vitiligo’nun şiddet ve seyri kişiden kişiye farklılık gösterir. Kimilerinde ilgili bölgede koyu renk bir nokta bile olmazken bazılarında beyaz lekeleri bölen koyu renk alanlar görülebilir. Bu durum o bölgede hâlâ bir miktar pigmentin bulunduğu anlamına gelir. Vitiligolu kişilerde pigment kaybı, hastalık ortaya çıktıktan bir süre sonra durur. Yani pigment miktarı sabit kalır. Sonra tekrar pigment kaybı ortaya çıkabilir ve bu şekilde devam eder. Hastalık sıklıkla yüz, dirsek, diz, el ve ayaklarda görülür. Tedavi yöntemleri ve tedaviye verilen yanıt kişiden kişiye farklılık gösteriyor. En çok kullanılan tedavi yöntemleri arasında; lokal krem veya merhemler, ağızdan alınan ilaçlar, ışık ve lazer tedavileri yer alıyor. Daha kolay ve sıkıntısız olarak ifade edilebilecek bu yöntemler dışında bir de deri adacıklarının nakli olarak tanımlanabilen deri greftleri ve melanosit süspansiyonlarının transplantasyonu gibi cerrahi yöntemler uygulanıyor.

SEDEF HASTALIĞI BULAŞICI DEĞİLDİR!

Farklı deri hastalıklarıyla karıştırılan sedef hastalığının en önemli belirtileri, ilgili bölgede kaşınma, özellikle el ve ayak bölgelerinde su toplaması, soyulma, çatlak, dirsekdiz gibi darbe gören yerlerde parlak kırmızı deri ve üzerinde hastalığa adını veren sedef renginde pullanmalar görülür. Sedef bulaşıcı bir hastalık değildir. Toplumda, sedefin bulaşabileceğine dair bir inanış vardır. Oysa yapılan araştırmalar sedefin, temas veya ortak eşya kullanımı sonucu bulaşmadığını gösteriyor. Toplumda merak edilen bir başka konu da sedef hastalığının cilt kanserine neden olup olmadığıdır. Yapılan araştırmalar, sedefin cilt kanseri riskini artırmadığını gösterdi. Ancak burada önemli olan doğru tedavidir. Kontrolsüz kullanılan bazı ilaçlar, cilt kanseri riskini artırabilir.

STRES KAYNAKLI SEDEFTEN KURTULMAK ZOR

Sedef, en sık rastlanan deri hastalıklarından biridir. Kronik ve tekrarlayıcıdır. Yapılan araştırmalara göre, dünya üzerinde yaklaşık 300 milyon, Türkiye’de ise yaklaşık 2.5 milyon kişi, sedef hastalığıyla mücadele ediyor. Sedef, vitiligo gibi farklı deri hastalıklarıyla sıklıkla karıştırılır. Oysa tamamen farklı hastalıklardır. Tipik sedef, deride zemini kırmızı üst kısmı beyaz parlak (pullu) plakalar barındırır. Bazı durumlarda kabuksuz sadece kırmızı alanlardan oluşan tipleri de vardır. Sedef hastalığının bağışıklık sistemi tarafından oluşturulduğu düşünülmektedir. Bazı ilaçlar, çeşitli bakteri ve virüsler, derinin tahrişi veya güneş yanıkları sonucu açığa çıkan proteinler bağışıklık sistemimizin önemli elemanları olan akyuvarları uyarmaktadır. Bu durumda aktifleşerek tepki veren akyuvarların ürettiği çeşitli maddeler epidermis denilen üstderi tabakası hücrelerinin aşırı çoğalmasına ve deri damarlarının genişlemesine neden olmaktadır. Bunun sonucunda normalden dört-sekiz kat fazla deri hücresi oluşmaktadır. Aşırı hücre üremesi nedeniyle üst deri hücreleri normal biçimde olgunlaşıp atılamamakta ve deride kızarma pullanma oluşmaktadır. Stres, sedefe sebep olan en önemli faktörlerden biridir. Bir de hastalık boyunca oldukça kötü bir görüntü oluştuğunu ve bu durumun stres halini tetiklediğini düşünecek olursak, stres kaynaklı sedeften kurtulmanın zor olduğunu anlayabiliriz.

Sedef hastalığı ile ilgili diğer bir yazımızı okumak için buraya tıklayın.

Devamını Oku
Yorum Yaz

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Cilt Bakımı

Botoks Kırışıklık Önlemede Yardımcı

Bilgehan Aydın

Yayınlanma:

,

Botoks Nedir

Sağlıklı Beslenme, Tek Başına Kırışıklıkları Önlemeye Yeterli Değil!

Sadece doğru beslenme veya tek bir besine odaklanmak yüzde zamanla oluşan kolajen kaybını önlemeye yeterli olmaz. Hem sağlıklı beslenmeli hem de kırışıklıklar bulundukları bölgede yerleşmeden önüne geçilmelidir! Son zamanlarda adını sıkça duyduğumuz Botoks “Clostridium botulinum” isimli bakteriden elde edilen tıbbi bir proteindir. Bu protein, aslında çok uzun zamandır göz ve nörolojik hastalıklarının tedavisinde kullanılmaktadır. Kırışıklıkları gidermek amacıyla ise 2000’li yılların başı itibariyle güvenli ve başarılı bir şekilde kozmetik sektöründe kullanıma girmiştir.

Yüzümüzdeki çizgiler, mimik hareketleri sırasında cilt altındaki küçük kasların kasılmalarıyla oluşur. Bu kasların kasılması zamanla cilde yerleşerek kalıcı çizgi ve kırışıklıkları oluşturur. Botoks, enjeksiyon yapılan bölgede sinirlerdeki geçişi bloke edip “kas kasılmasını engelleyerek” buradaki derinin gerginliğini sağlar. İyi bir sonuç için erken dönemde botoks tedavisi önemlidir. Erken müdahale edilmezse zamanla çizgiler derinleşir tek başına botoks tedavisi yeterli düzelmeyi sağlayamaz farklı tedavilerle desteklemek gerekir.

Estemylife Estetik ve Plastik Cerrahi & Saç Ekimi Merkezi’nden Op. Dr. Bilgehan Aydın, kırışıklık ve sarkmalara karşı yapılan uygulamaları ve alınabilecek önlemleri anlattı; önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Botoks Genç Yaşta Başlanabilir

Toplumun büyük kesimi tarafından doğru bilinen yanlış, botoks enjeksiyonlarına başlamak için kırışıklıkların, çizgilerin oluşmasını beklemektir. Oysa doğru olan yüzde mimiklerin çok olduğu alanlarda genç yaşlardan başlayarak tedbir almaktır.  Böylece çizgileri hiç oluşmadan önlemek, dolayısıyla kolajen liflerini koruma altına almak mümkün olacaktır.

18 yaş ve üzeri herkese uygulanabilir. Gebe ve emzirenlerde ise uygulanması önerilmez.

Botoks Yerine Sağlıklı Beslenme İle Kırışıklıklar Önlenir mi?

Daha bebeklikten itibaren ağlamayla, gülümsemeyle yüz mimiklerimizi kullanmaya başlarız. Tüm bu mimiklerle, her yüz hareketiyle birlikte kolajen kaybı yaşanır. Bu kolajen kaybı kendisini ince çizgiler, kırışıklıklarla gösterir. Zamanla sigara içmek, çevre kirliliği gibi faktörler de kolajen ve elastin kaybına yol açar.

Cildi yaşlandıran etkenlerden korumak için tek başına doğru beslenme yetmeyebiliyor. Dışarıdan da medikal uygulamalarla desteklemek gerekir.

Botoks Yeni Kırışıklıklara Yol Açmaz

Botoks tedavisine rutin aralıklarla devam edilirse giderek daha başarılı sonuçlar alınır. Çizgiler giderek hafifler ve yenilerin oluşması engellenir. Cilt eskiye nazaran daha iyi bir görünüm kazanır.

Botoks Yaptırıldığında Yüz İfadesinin Kaybolur mu?

İlk kez botoks yaptıran hastaların en çok yönelttiği soru budur.  Uygulama esnasında uygulamanın yapılacağı alan ve dozaj buna göre planlanırsa son derece doğal genç bir ifade sağlanır.

Yan etkisi var mıdır?

Sağlık açısından zararı yoktur. Enjeksiyon esnasında geçici olan hafif kızarıklık veya şişlik oluşabilir. Sonrasında bu durum geçecektir.

Farklı medikal tedaviler nelerdir?

Botoks dışında, Hyalüronik Asit Dolgu maddeleri, Ulthera, Altın İğne gibi ileri teknoloji sistemleri ve anti-aging kremleri uygulanabilir.

Cildimiz, doğumdan ölüme kadar bizimle gelen zamana karşı koyamayan değiştiremediğimiz bir kıyafetimizdir. Ömür boyu bizimle olan kıyafetimize ne kadar iyi bakarsak o kadar geç yıpranacak ve eskiyecektir.

Yaşlanma ve kırışıklıklar her ne kadar hayatın bir gerçeği olsa da daha oluşmadan tedbir almak, var olanları geriletmek, yüze canlı bir görünüm kazandırmak mümkündür. Artık iyice derinleşmiş kırışıklıkları çözmekte etkili cerrahi operasyonlar ve lazer uygulamaları olsa da, onları henüz oluşmadan önlemek en etkili yaşlanma karşıtı tedavidir.

 

Sitemiz üzerinden Op. Dr. Bilgehan Aydın’a soru sormak için iletişim sayfamızdaki uzmanına sorun formunu doldurabilirsiniz. Konu başlığınızı “Estetik ve Plastik Cerrahi” seçerek doldurduğunuz form Bilgehan hocamıza gidecektir.

Ayrıca Op. Dr. Bilgehan Aydın’ın çalıştığı hastanenin iletişim adreslerine de buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku...

Cilt Bakımı

Burun Estetiği İle İlgili Merak Edilenler

Bilgehan Aydın

Yayınlanma:

,

10 Soruda Burun Estetiği…

Burun estetiği ile ilgili merak edilen en çok soruları uzmanımız Opr. Dr. Bilgehan Aydın sizler için yanıtladı.

Kırmadan burun estetiği yapılır mı? Morluksuz burun estetiği mümkün müdür? Kimler burun ameliyatı olabilir? Güzellik mi yoksa mutluluk mu?

“Piezo” burun estetiği rahat nefes almakla birlikte doğal ve estetik bir görünümle hastaların sağlıklı ve daha estetik bir buruna sahip olmasını sağlıyor.

10 soruda Opr. Dr. Bilgehan Aydın’a burun estetiğinin detaylarını sorduk ve tüm bilinmeyenlerin cevabını aldık.

Neden kırmadan burun estetiği?

Yumuşak dokulara zarar vermediğimiz için ameliyat sonrası en çok korkulan morluklar artık on hastanın dokuzunda oluşmuyor. İyileşme ve toparlama süreci çok daha hızlı olduğu için ameliyat olan kişi sosyal hayatına çok kısa sürede dönebiliyor

Burun estetiğinde yeni teknik “Piezo” nedir?

Piezo Burun Estetiği, burun kemiğini kırmadan, burundaki damar ve sinirlere zarar vermeden kalemle çizer gibi şekillendirme sağlayan  ultrasonik ses dalgaları ile çalışan burun estetiğindeki en son teknolojik yöntemdir. Milimetrik olarak ölçülebilen kemik şekillendirmesi ile daha başarılı sonuçlar elde edebiliyor ve kişinin mutlu olmasını sağlıyoruz.

Burun estetiği kimlere yapılır?

16 yaşını doldurmuş, burunla ilgili estetik kaygısı olan veya nefes alma zorluğu gibi sağlık problemleri yaşayan herkese yapılabilir.

Açık ve kapalı olmak üzere iki çeşit burun ameliyatı tekniği uygulanmaktadır. Hangi yöntemle olacağına hastanın burun yapısına göre karar verilmektedir.

Herkese aynı tip burun yapılması doğru mudur?

Burun operasyonunda sonucu burun yapısı, yüze göre olan oranı ve hastanın beklentisi belirler. Herkesin yüz yapısı bir birinden farklıdır. Kişinin yüzünün oranına göre hesaplanarak burun şekli belirlenir. Önemli olan kişinin beklentisinin nerede olduğudur. Biz yalnızca güzellik değil günün sonunda mutlu olmayı vaat ediyoruz.

Burun estetiği sonrası nelere dikkat edilmesi gerekir?

6 aya kadar darbelere karşı burnu korumalı ve kontrollerine devam edilmelidir.

Burun estetiği operasyonundan sonra kaç gün içinde hasta çalışmaya başlayabilir ya da günlük hayata dönebilir?

Hasta üçüncü gün işine ve sosyal hayatına dönebilir.

Burnun son halini alması için ne kadar zaman geçmesi gerekir?

6 aya kadar iyileşme devam eder, 20 gün sonra hastanın ameliyat olduğu onu tanımayan kişiler tarafından anlaşılmaz, 1 yıl sonra ise en son şeklini alır.

Ameliyat sonrası nelere dikkat edilmesi gerekiyor?

Ameliyat sonrası şişlikleri minimumda tutmak için soğuk uygulaması, doğru iyileşmenin sağlanması için yüksek yastıkta sırtüstü yatmak gerekir.

Burun estetiğinin riskleri nelerdir?

Burun estetiğinin en büyük riski ortaya çıkan sonucun hastayı mutlu etmemesidir. Bunun yanında nefes problemleri, şişler inince ortaya çıkan deformasyonlar, zamanla burun ucunun aşağı doğru düşmesi operasyon sonrası yaşanan sorunlardır.

Ameliyat sonrası buruna yerleştirilen tamponlar artık kâbusumuz olmaktan çıktı mı?

Eskiden kullanılan bez tamponlardan dolayı oluşan böyle bir korku vardı ancak gelişen teknolojiye beraber hastaların bu endişesine artık gerek yok. Tamponsuz, morluksuz, kırmadan kalemle çizer gibi konforlu burun operasyonları gerçekleştiriyoruz.

Merak ettiğiniz sorunun cevabını burada bulamadınız mı?

Aklınızdaki soruyu hocamız Op. Dr. Bilgehan Aydın’a iletmek için buraya tıklayabilirsiniz.

 

Devamını Oku...

Cilt Bakımı

Cilt Bakımında Badem Yağının Faydaları

Halit Yerebakan

Yayınlanma:

,

Badem yağının faydaları saymakla bitmiyor.Cilt lekesinden akne oluşumuna, kepekten sedefe kadar pek çok şeye faydalıdır.Bebeğinizin cildi için de kullanabilirsiniz.

Sağlığa yararlı yağlar nelerdir diye sorsam, eminim ilk akla gelen cevabınız Hindistan cevizi yağı olacaktır. Ama bugünkü konumuz, son zamanlarda benim de favorim olan tatlı badem yağı. Badem yağının faydaları gerçekten saymakla bitmiyor. Yazımı okuduktan sonra yüzünüz, vücudunuz, saçlarınız için çok yönlü ve sağlığınıza bu kadar faydalı olan tatlı badem yağından mutlaka evinizde bulundurmak isteyeceksiniz.

PÜRÜZSÜZLÜK SAĞLIYOR

Badem yağının faydalarından biri, özellikle cilt bakımında oldukça faydalı ve yaygın bir kullanıma sahip olmasıdır. Cildi pürüzsüzleştiren ve yatıştıran çok işlevli bir üründür. Belki de birçok kozmetik firması badem yağının bu özelliğinden dolayı ürünlerine bu maddeyi katmaktadır. Cilt bakımının yanı sıra saç, kaş, kirpik bakımında da badem yağının son derece olumlu etkileri bulunur. Bunun nedeni ise badem yağı asitlerinin diğer yağlardan daha yüksek bir içeriğe sahip olmasıdır. A, B1, B2, B6 ve E vitamini bakımından tüm cilt tipleri için nemlendirici etkisi olan badem yağı; aynı zamanda çinko, magnezyum ve kalsiyum yönünden de oldukça zengin nemlendirici bir güç kaynağıdır.

Öncelikle badem yağı neye iyi gelir, badem yağının sağlığa ne gibi faydaları vardır bir bakalım… İşte bu faydalardan sekizini sizler için derledim:

1- Tam bir anti-aging üründür 

Kişisel bakım ürünlerinin satıldığı birçok büyük mağazada gördüğünüz antioksidan yüz maskesi ve güzellik sütü gibi yüksek kaliteli anti-aging ürünlerinin içeriğinde badem yağı olmasının bir nedeni vardır. Araştırmalar, tatlı badem yağının güneş hasarlı ciltlerdeki ince çizgileri ve yaşlanma belirtilerini azaltmaya yardımcı olduğunu gösteriyor. 2010 yılı çalışmaları, badem yağının antioksidan, anti-inflamatuar, bağışıklık artırıcı ve skar (yanık ya da yara izleri) azaltıcı özelliklere sahip olduğunu da ileri sürüyor. Yağı etkin şekilde kullanmak için, avuç içine birkaç damla damlatın ve yavaşça temiz cilde masaj yaparak uygulayın.

2- Cildinize nem katar 

Badem yağı, cildinizdeki nemi tutar ve kuruluğu giderir. Özellikle, iltihaplı ve kaşıntılı ciltlerin doğal tedavisi için önerilir. Badem yağındaki yağlar ağırlıklı olarak tekli doymamış yağ olduğundan, cildiniz onları çabucak emer ve nemi korur. Ayrıca ciltte oluşan deformasyonları önler. Saf badem yağı kullanarak cildinizi ölü hücrelerden arındırıp daha pürüzsüz olmasını sağlayabilirsiniz.

3- Koyu gözaltı halkalarını gizler

Badem yağının içeriğinde bulunan E vitamini ve omega-6 yağ asitleri sayesinde göz çevresindeki koyu halkaları da önleyebilirsiniz. Bunun nedeni ise, badem yağının koyu halkaları daha belirgin hale getirecek dehidrasyonu telafi etmesidir. Tatlı badem yağı, göz çevresindeki ince çizgiler ve gözaltı halkalarına karşı kullanabileceğiniz etkili bir yağdır. İki ya da üç damla badem yağını göz halkalarının etrafında hafifçe ovun, yatmadan hemen önce göz çevresine uygulayın. Doğrudan gözlerinize kesinlikle uygulamayın.

4- Akne oluşumunu engeller

Tatlı badem yağı, cildi yumuşatıcı özelliği sayesinde genellikle cilt bakımında ve sivilce tedavisinde tercih edilir. Badem yağının tüm cilt tiplerine uygun olduğu söylenebilir. Hatta herhangi bir zararı olmadığından bebek ciltleri için de kullanılması uzmanlar tarafından önerilir. Bu sebeple birçok bakım yağlarının içerisinde badem yağı bulunur. Yağlı bir cildin tedavisi oldukça zordur. Aslında, yağlı cilde yağ kullanmak, yağın aşırı üretimi sorunuyla baş etmenin önemli bir yoludur. Badem yağı, gözenekleri açmaya ve temizlemeye yardımcı olur. Badem yağının içerisinde bulunan A, B ve E vitaminleri, sivilcelerin kurumasında oldukça etkilidir. Cildi temizledikten sonra geceleri hafifçe uygulayabilirsiniz. Yalnız akne problemi olanların tatlı badem yağını fazla kullanmamaları gerekir.

5- Döküntü ve kaşıntıları azaltır

Badem yağındaki çinko, psoriyaz ve egzama da dahil olmak üzere yatıştırıcı cilt döküntüleri için idealdir. Vücudumuzun onarım süresini hızlandırmak için çinkoya ihtiyacı vardır. Badem yağı, cildi yumuşatarak kaşınmayı en aza indirir. Aynı zamanda sedef hastalığı ve dermatitin tedavisinde de kullanılabilir. Deri döküntüsü rahatsızlığında kaşınmayı azaltır, kaşınmadan kaynaklanan acıyı dindirmeye yardımcı olur, şiş bölgeleri yumuşatır ve tahrişi hafifletir.

6- Doğal bir makyaj temizleyicidir

Badem yağı, makyajı temizlemede birçok ürüne göre çok daha nazik ve etkilidir. Kullanımı ise son derece basit: Badem yağını bir pamuğa dökün ve yağın iki dakika kadar ısınmasına izin vererek yüzünüze uygulayın. Sonra makyajınızı yeni bir pamuklu bezle hafifçe silin. Cildiniz temiz, yumuşak olacak ve hiç yağlı kalmayacaktır.

BALLA KARIŞTIRIP ETKİYİ ARTIRIN

7- Dudaklarınızı besler

Özellikle soğukta çatlamış ve kurumuş dudakları onarmak için tatlı badem yağını kullanabilirsiniz. Ayrıca etkiyi artırmak için badem yağı ve balı karıştırarak elde edeceğiniz karışımı uygulayabilirsiniz. Eminim çok daha memnun kalacaksınız.

8- Kepeği önler

Kuru bir cilde sahip olanların en büyük problemlerinden birisi de saçlarında oluşan kepek sorunudur. Tatlı badem yağı, bu sorunu yaşayanlar için harika bir çözüm olabilir. Çünkü saçın anında parlak ve ışıl ışıl bir görünüme kavuşmasını sağlar. Ayrıca içinde bulunan yüksek oleik yağ asidi ile saç dökülmesini de önler. Bunların dışında, yüksek E vitamini içeriği ile özellikle kepek ya da cilt sorunları için oldukça faydalıdır. Badem yağının bu olumlu etkisinden yararlanmak için, duş aldıktan sonra avcunuzun içine sadece birkaç damla yağ damlatın ve saçınızın uçlarından kafatasına doğru uygulayın.

CİLT LEKELERİNE KARŞI LİMON VE TATLI BADEM YAĞI İLE ÖZEL KÜR

Ayak Sağlığı İçin: Badem yağı hafif bir yağ olma özelliğiyle cildin derinlemesine nemlenmesini sağlar. Gece çatlamış topuklarınıza uygulayın ve yatın. Ertesi sabah ılık su ile ayaklarınızı yıkayın.

Cilt Sağlığı İçin: Badem yağı cilt lekeleri için de etkilidir. Geçtiğimiz yazılarımda çeşitli sebeplerle cildinizde oluşan lekeler sizi rahatsız ediyorsa limon suyunun, onlarla mücadelede en iyi yardımcınız olduğundan bahsetmiştim. Yapmanız gereken son derece basit. Her gün bir adet limonun suyunu sıkın ve lekenin üzerinde 10-15 dakika bekletin. Birkaç hafta sonra leke renginin açılmaya başlayarak doğal cilt rengine yaklaştığını göreceksiniz. Bu karışıma bir de iki çay kaşığı badem yağı eklerseniz, etkiyi daha da fazla artıracaksınız. Benden söylemesi… Oda sıcaklığında bulunan karışımı cildinizin lekeli kısımlarına uygulayın ve 5-10 dakika kadar masaj yaparak sürün. Bu uygulamayı iki hafta boyunca her gece yatmadan önce uygulayın. Cildinizde oluşan lekeleri bu maske tarifi ile azaltabilirsiniz.

Bu yazımdaki gibi cilt bakımınız için doğal yollar arıyorsanız, benzer bir yazım için buraya tıklayın.

Devamını Oku...

Öne Çıkanlar

www.dryerebakan.com Sadece bilgilendirme ve tıbbi tavsiye amaçlıdır, teşhis veya tedavi için bir alternatifi değildir. Doktorunuz yerine geçmeyi yada Doktorunuzun size uyguladığı tedavi yerine geçmeyi hedeflememektedir. Web sitesi içeriğinden dolaşan tüm kullanıcılar, Kullanım Koşulları ve Gizlilik Kurallarını otomatik olarak kabul etmiş sayılır.

İletişim: info@dryerebakan.com

Copyright © 2017 DrYerebakan.com.