Sosyal Medya

Aile Sağlığı

Ramazan Ayında Sıkça Sorulan Sorular

Halit Yerebakan

Yayınlanma:

,
ramazan ayında sıkça sorulan sorular

Uzun saatler süren açlık tüm vücudunuzu olduğu gibi bağırsaklarınızı da etkiler. İftar ve sahurda yenen birer kase yoğurt hem tok tutar, hem de sağlığı korur. Bu haftaki yazımda, ramazan Ayında sıkça sorulan sorular ve bunların cevapları ile karşınızdayım.

Ramazan ayında sahurda hangi gıdaları tüketirsek uzun süre tok kalır ve daha az susarız?

Karbonhidratlar yani nişastalı tüm gıdalar hızlı tokluğa ve erken açlığa sebep olurlar. Ramazan ayında dengeyi iyi korumak kaydı ile uzun dönem tokluk hissi oluşturan proteinden zengin beslenmek önemli. Yani süt ve süt ürünleri başta olmak üzere, et ve diğer proteinli gıdaları tüketmek gerekir. Yalnız burada ciddi bir problem de var, proteinli gıdaların azot yükü fazla olduğundan fazlası böbreklere zararlıdır. Bu azot yükünü yıkayabilmek adına su tüketimi de protein tüketiminin artırıldığı gibi artırılmalı. Tavsiyem, iftarı; bir kase yoğurt, bir kase çorba, belki biraz süt ile geçiştirip en az 30-45 dakika ara verdikten sonra normal yemek ihtiyacınızı karşılayın. Yemek seçimleri düzgün olduğu sürece ne açlık hissedersiniz ne de kısa süreli yemenin rahatsızlığını. Fazla tuzlu ve baharatlı gıdalardan ve tabii ki reflüsü olanlar başta olmak üzere kızartma ürünlerinden uzak durmak lazım. Bu gıdalar size aşırı derecede susama etkisi yapacaktır.

BAKTERİLER HASTALIKLARA SEBEP OLUR 

Ramazan yaklaşık 18 saat aç kalıyoruz. İftarda bu açlığı rahat ve sağlıklı bir şekilde bastırmak için hangi gıdalar soframızda olmalı?
Süt ürünleri sindirim sisteminizi rahatlatır, tok tutar ve daha az susatır. İftarda ve sahurda birer kase olmak üzere iki porsiyon yoğurt yemenizi şiddetle öneririm. Yoğurdun bilimsel olarak günlük kalori ihtiyacını 500 kalori dolayında azalttığı kanıtlanmıştır. Bedeninizi oruca göre programlar, ayrıca susuzluğu önler ve bağırsaklarınızın daha sağlıklı halde kalmasını sağlar. Uzun süreli açlık bağırsak sisteminde duraksama veya yavaşlamaya sebep olur, içindeki dışkı akımı azalan bağırsaklarda bakteri yükü artar ve bu bakteriler hastalıklara sebep olabilir. Bunu da en iyi dengeleyen gıda yoğurttur. Unutmayın ki Kral 1. Fransuva enfektif ishal olduğunda muhteşem yüzyılın padişahı Kanuni kendisine bir doktor göndermiş ve o doktor Fransuva’yı yoğurt ile tedavi etmiştir. Benim de bu yıl Ramazan ayında favori gıdam yoğurt olacak.

 İftar ve sahur arasında tatlı ihtiyacını gidermek için ne tür tatlıları önerirsiniz? Tatlandırıcı ile güllaç yapılabilir mi?
Tatlı bir insan için gereklilik değildir ama psikolojisi için olmazsa olmaz bir besindir. Karbonhidrattan yoksun beslenen kişilerde depresyon eğilimi olduğu görülmüştür. Buna rağmen ben özellikle Ramazan sofralarında hali hazırda bulunan karbonhidratlı yani nişastalı gıdalar sebebi ile bir de yemek sonrasında tatlı yenmesine karşıyım. Yediğiniz tatlılar zor dengede duran sistemde ani kan şekeri yükselmeleri ile hormon dengenizi de bozar. Sonuçta tatlı, Ramazan ayında kilo almak ve yorgunluk kaynağı diyebiliriz. Tatlandırıcı konusuna gelince; ben tatlandırıcı taraftarı bir hekim değilim. Her ne kadar bitkisel olanları olsa da, ben tatlandırıcılara şüpheli yaklaşıyorum. Tatlandırıcı yerine agave şurubu ile yapılan tatlılar tercih edilebilir.

 Sahurda ya da iftarda bitki çayı tüketilmesini önerir misiniz? Hangi çaylar tüketilmeli?
Ben bitki çayından önce sağlık için de normal bildiğiniz siyah çayı öneriyorum. Tabii ki bir de yeşil çay. Bitki çaylarından ziyade siyah çayın olağanüstü faydalarından yararlanmak adına ve bitki çaylarından destek almak için karışım yapabilirsiniz. Örneğin taze nane yaprakları siyah çayın içinde hem mükemmel bir lezzet oluşturur, hem de sindirimi kolaylaştırır. Diğer yandan lavanta veya adaçayı da kullanılabilir.

Şarküteri ürünlerinden uzak durun

İftar ve sahurda uzak durulması gereken gıdalar neler?
İftar ve sahurda baharatlı ürünler, hazır gıdalar, şarküteri etleri ve diğer tuzlu ürünlerden uzak durmak gerekir. Ambalajlanmış gıdaların hepsinde çeşitli kimyasallar var ve bu kimyasallar leptin hormonunuzu kilitler, insülin hormonunuzun çalışmasını engeller ve sisteminizi bloke eder. Size açlık olarak geri dönmez ama zaten bedensel sisteminizi düzene koymak için tutulan orucun etkisini zararlı hale getirirler. Baharatlı ve tuzlu gıdalar aşırı susamaya yol açar, şarküteri etleri ise gizli tuz içerirler.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Aile Sağlığı

Güven Duygusu Ne Zaman Başlar?

Basın Bülteni

Yayınlanma:

,

Güven Duygusu Ne Zaman Başlar

Günümüzde sürekli gelişmekte olan alanlardan birisi beyin bilimleridir. Beyin üzerine yapılan bilimsel çalışmalarda beynin yapısı, işleyişi ve gelişimi konularıyla ilgili araştırmalar yer almaktadır. Bu çalışmalarda bağlanma ile ilgili önemli bir konu karşımıza çıkıyor. Peki güven duygusu ne zaman başlar?

Bireylerde güven duygusunun henüz anne karnındayken oluşmaya başladığını söyleyen Okan Üniversitesi Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Hakan Atalay, anne karnında başlayan bu süreçte annenin, bebeğine karşı ‘yeterince iyi’ olması gerektiğini belirtti. Anne- çocuk arasındaki bu ilişkinin, bireyin ilerideki ilişkilerini etkilediğini de vurgulayan Doç. Dr. Hakan Atalay, önemli bilgiler verdi.

“Bebeğin Anne ile Olan Bağı, Dünyaya Güven Duymasını Sağlar”

Bebeğin, öncelikle annesi, ebeveynleri ve akranlarıyla kurduğu ilişkiler sayesinde önce çocukluk, sonra ergenlik dönemlerindeki görevlerini gerçekleştirerek kimlik sahibi bir birey haline geldiğini söyleyen Doç. Dr. Hakan Atalay, “Bu bireyleşme sürecinin ilk temelleri, genler ve hamilelikte yaşananlar ile atılıyor. Çocuk dünyaya geldikten sonra 1-2 sene içerisinde ise kişiliğinin temel özelliklerini kazanıyor. Bu dönemde anne-bebek ikili sistemi ne kadar iyi çalışırsa, bu temeller de o kadar sağlam oluyor. Örneğin, bebek annesiyle güvenli bir bağlanma ilişkisi geliştirdiğinde, kendisini ve dünyayı sağlıklı bir şekilde ayırt eden, kendisindeki ve ötekilerdeki iyi ve kötü yönleri kavrayıp kabullenen ve kendisine ve dünyaya güven duyan bir birey olarak hayata başlıyor. Annesinin “yeterince iyi” anneliği sayesinde duygularını tanımayı, eş duyum geliştirmeyi, ötekilerini en azından asgari düzeyde tanıyıp anlamayı öğreniyor” dedi.

Bireyin Gelecekteki İlişkilerini Etkiler

Anne ile çocuk arasında kurulan güvenli bir bağın, kişinin daha sonraki ilişkilerini de etkileyeceğini vurgulayan Atalay, “Ergenlik döneminde, çocuğun ilk yıllarından başlayarak sonraki gelişimsel görevlerini yeniden gözden geçirme ve düzeltme fırsatı doğuyor. Tüm bu süreçleri başarıyla atlatan birey, erişkinlik ilişkilerinde de kendisine ve başkalarına güvenen, kendisini ve ötekileri iyi ve kötü yönleriyle tanıyıp kabullenen ve hayatını kendisini gerçekleştirerek yaşayan biri haline geliyor. Tersi durumlarda, yani, diyelim ki, güvensiz bağlanma örüntülerine takılıp kalan kişi ise kendisini ve ötekileri hep yargılayan, güvensiz ve kaygılı biri olarak hayatını yaşıyor” şeklinde açıkladı.

Okan Üniversitesi Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Hakan Atalay, ailelere, “Toplum olarak çocuklarımızın sağlıklı bireyler olmasını istiyorsak, onlara öncelikli olarak sağlıklı barınma, beslenme, eğitilme, vb. fiziksel koşullar sağlamakla kalmayıp, bunlarla da yakından bağlantılı bir şekilde, kendisine güvenli, gelecek kaygısından ya da güncel tartışmalardan uzak kalabilecek, kendine güven duyan bir anneliğin koşullarını sağlamak için elimizden geleni yapmalıyız” önerisinde bulundu.

Devamını Oku...

Aile Sağlığı

Bacak Kramplarının Olası Sebepleri

Halit Yerebakan

Yayınlanma:

,

Bacak Kramplarının Olası Sebepleri

Bacak krampları; ayakları, baldırları ve uyluk kaslarını etkileyen yaygın görülen sorunlardan birisidir. Özellikle gece görülen bacak krampları; bacak kaslarının ani, acı verici ve istemsiz kasılmalarını içerir. Bacak kramplarının olası sebepleri kesin olarak bilinmese de zararsız olarak kabul edilir. Ancak bazı durumlarda, diyabet veya periferik arter hastalığı gibi altta yatan bir hastalıkla bağlantılı olabilir. Araştırmalar, gece görülen bacak kramplarının yaz mevsiminde kış mevsiminden daha yaygın olduğunu gösterdi. Araştırmalarda, bu krampların sıklığının Temmuz zirveye ulaştığını gösteriyor.

Gece Görülen Bacak Krampları Nedir?

Özellikle geceleri görülen bacak krampları, gece boyunca bacaklarda meydana gelen ağrılardır. Genellikle uykudan uyanmalara neden olacak şekilde şiddetli hissedilir. Bu kramplar çoğunlukla baldır kaslarında meydana gelir, fakat aynı zamanda uyluk veya ayaklarda da oluşabilir. Gece bacak krampları oldukça ağrılıdır ve etkilenen kasların sıkı veya düğümlü gibi hissedilmesine neden olur. Semptomlar birkaç saniyeden birkaç dakikaya kadar sürebilir. Kramp gittikten sonra kas ağrısı da olabilir. Gece oluşan bacak krampları, 50 yaşın üstündeki yetişkinlerde daha sık görülür, fakat aynı zamanda genç yetişkinlerde ve çocuklarda da görülür. Bu ağrılardan hem erkekler hem de kadınlar eşit şekilde etkilenir.

Bacak Kramplarının Olası Sebepleri

Bazı araştırmacılar, bacak kramplarının nedenini modern yaşam tarzına bağlıyor. Atalarımızın hayatı, çömelerek bacak tendonları ve kasları uzatan bir pozisyonda geçmişken, çağdaş yaşamda çoğunlukla çömelme ihtiyacı ortadan kalktığı için krampların görülme sıklığının arttırdığı düşünülüyor.

Diğer uzmanlar, yattığımızda ayağımızın genellikle “plantar fleksiyon” pozisyonunda olduğunu, yani ayak parmaklarının bizden uzaklaştığını ve baldır kaslarını kısalttığını gözlemlemişler. Ayak uzun süre bu pozisyonda kaldığında, ayaklarınızın küçük hareketlerinin bile krampı tetikleyebileceğini söylüyorlar.

Eğer bacaklarınıza sıklıkla ağrılı kramplar giriyorsa, dikkat: Potasyum eksikliğiniz olabilir. Sporcular üzerinde yapılan bir araştırmada, aşırı fiziksel aktivite ve terlemeye bağlı olarak potasyum eksikliğine uğradıkları ve bu durumun kas sistemleri üzerinde olumsuz etkilere sebep olarak kramp yaşadıkları gösterildi. Muz, içerdiği potasyum ve magnezyum ile kasların gevşemesini sağlar. Özellikle uyku sırasında bacak krampları yaşıyorsanız, uyumadan önce bir adet muz tüketimini alışkanlık haline getirmelisiniz.

Bir başka araştırmada, gece görülen bacak kramplarının yaz mevsiminde kış mevsiminden daha yaygın olduğunu gösterdi. Araştırmalarda, bu krampların sıklığının Temmuz zirveye ulaştığını gösteriyor.

Peki neden yazın artıyor?

Araştırmacılar, sinir büyümesi ve onarımının, daha yüksek D vitamini seviyeleri nedeniyle yaz aylarında daha aktif olabileceğini söylüyor. Vücudunuz güneşe maruz kalmadan D vitamini üretir. Ve böylece yaz aylarında, D vitaminin seviyeleriniz zirveye çıktığında, vücudunuz bu krampları tetikleyebilir.

Bir başka nedeni ise insanlar yaz aylarında kış mevsiminden daha fazla egzersiz yapmaya ve terlemeye eğilimlidirler. Dolayısıyla, dehidrasyon veya fiziksel aktivite de tetikleyici olabilir.

Beslenme Tarzınız, Kullanmış Olduğunuz İlaçlar Veya Ayakta Durma Alışkanlığınız Da Rol Oynayabilir.

Bacak kramplarının bir çok nedeni olabilir. Bu nedenlerden birisi de, vücudunuzda meydana gelen kalsiyum ve magnezyum eksiklikleridir. Her gün ayakta durarak zaman geçiren insanların bu krampları yaşama riskinin daha fazla olduğunu gösteren araştırmalar bulunuyor. Bir başka çalışmada, yüksek tansiyon ilaçlarının ve astım ilaçlarının nokturnal kramp oluşumu açısından daha büyük bir riskle ilişkilendirildiği görüldü.

Ayak krampları genellikle insanlarda 50 yaşından sonra ortaya çıkar. Bu durumun en büyük nedeni ise kemiklerin kalsiyumu yitirmesi ve kasların vücudunuzu desteklemek için elastikiyetini kaybetmesidir. Ayrıca, yaşlandıkça sinir ve vasküler fonksiyonumuz eskiden olduğu kadar sağlam değildir. Bu da kramplara yol açar, çünkü kaslarınıza beslenme ve mesaj veren sinirleriniz tam olarak çalışmaz.

Hamilelik de, bu krampların daha sık görülmesiyle ilişkilidir. Ayrıca dehidrasyonun da kramp oluşumunda bir rol oynadığı düşünülmektedir. Sıcak havalarda yorucu egzersiz yapan sporcular genellikle kramp yaşarlar.

Kramplara neden olabilecek diğer durumlar:

  • Alkol Tüketimi
  • Siroz
  • İshal
  • Düz Ayak Hastalığı
  • Bypass Ameliyatı
  • Hipotiroidizm Ya Da Az Aktif Tiroid
  • Kronik Böbrek Yetmezliği
  • Hemodiyaliz
  • 2 Tip Diyabet
  • Kanser Tedavisi
  • Kas Yorgunluğu
  • Damar Hastalığı Ve Venöz Yetmezlik
  • Motor Nöron Sorunları
  • Parkinson Hastalığı
  • Periferik Arter Hastalığı (PAD)

Gece bacak krampları ile huzursuz bacak sendromu aynı mıdır?

Huzursuz bacak sendromu, uykuya geçileceği esnada ortaya çıkan ve genelde bacaklarda oluşan huzursuzluk sebebiyle devamlı hareket ettirme isteği, karıncalanma, iğnelenme, batma hissi olarak tariflenebilir. Kişi bacaklarını hareket ettirdiğinde geçici bir süre bu şikayetlerinden kurtulur ve dolayısıyla devamlı hareket halindedir. Uykuya geçmeyi son derece zorlaştıran bu rahatsızlık, çok uykusu geldiği, hatta gözleri kapandığı halde kişiyi uyutmaz. Nörolojik bir rahatsızlıktır ve -genellikle- beraberinde Periyodik Bacak Hareketleri (PBH) adı verilen bir başka rahatsızlığı da getirir. Gece bacak krampları ile aynı değildir.

Bacak Kramplarının Tedavisi Nasıl Olur?

Krampların oluşumunu engellemek için ayaklarınızı germenin yardımcı olduğu gösteren bazı çalışmalar bulunuyor. 2012 yılında yapılan bir araştırmaya göre, yatmadan hemen önce, germe hareketi yapan insanların spazm sıklığında % 59’luk bir düşüş yaşadıklarını buldu.

Beslenmenizde bol miktarda magnezyum bulundurmanız yardımcı olabilir. Fasulye, fındık, kepekli tahıllar ve yeşil yapraklı sebzeler iyi bir magnezyum kaynağıdır.

Ayrıca, gün boyunca daha fazla su içmeye de çalışabilirsiniz – özellikle egzersiz yapıyorsanız. B vitaminleri alarak küçük bir çalışma da yardımcı olabilir.

Özellikle yazın gün içinde daha fazla su içmeye de çalışabilirsiniz. B vitaminleri alma da krampları önlemeye yardımcı olabilir.

Aşağıdaki önlemler bacak kramplarının önlenmesine yardımcı olabilir.

  • Ayaklarınızı bir yastıkla destekleyerek ya da ayakları yatağın kenarına sıkıştırıp yatarak krampları önleyebilirsiniz.
  • Özellikle düz ayak probleminiz varsa uygun ayakkabılar giymeniz krampın önlenmesine yardımcı olabilir.
  • Yeterli egzersiz yapmak formda kalmanıza yardımcı olur. Egzersiz yaparsanız, programınızın size uygun olduğundan emin olun. Uzun süre yorulmaktan ve aşırı antrenmandan kaçının. Ve başlamadan önce daima ısınmayı unutmayın.

Bacak Kramplarını Önlemek için Egzersizler

Altta yatan farklı bir nedeni yoksa, bacak kramplarını önlemek için germe egzersizleri yardımcı olabilir. Eğer kramplar, baldır kasındaysa, bunları deneyebilirsiniz:

  • Bacakları düzeltin ve baldır kaslarını germek için ayakları dizlere doğru çekin.
  • Birkaç dakikalığına yürüyün.
  • Yüzünüz duvara dönük şekilde duvardan yaklaşık 60 cm uzakta durun. Ellerini duvara yaslayarak topuklar yerdeyken uzanabilecek en üst noktaya uzanıp 30 saniye bu pozisyonda kalın. Bu hareketi günde birkaç kez yapabilirsiniz.
  • Bu egzersizler, günde iki veya üç kez yapılırsa, krampları hafifletmeye ve gelecekteki oluşabilecek krampları önlemeye yardımcı olabilir.

Devamını Oku...

Aile Sağlığı

Tatilde Keyfiniz Bozulmasın

Basın Bülteni

Yayınlanma:

,

Tatilde Keyfiniz Bozulmasın

Okulların kapanmasıyla birlikte tatil planları gerçeğe dönüştü ve serinlemek isteyenlerin adresi deniz ve havuzlar oldu. Ailecek tatile çıkan tatillerde dikkat edilmesi gereken bazı noktalar var. Onlardan birisi de havuzlardan bulaşabilecek enfeksiyonlar. Tatilde keyfiniz bozulmasın istiyorsanız bu önerilere kulak verin.

Okan Üniversitesi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nail Özgüneş, Ramazan Bayramı’nda tatile gidecekleri havuzlardan bulaşabilecek enfeksiyonlara karşı uyardı. Ortak kullanılan havuzların ishal, mantar, idrar yolları, kulak ve göz enfeksiyonlarına sıklıkla sebep olduğunu söyleyen Özgüneş, bu enfeksiyonlardan nasıl korunabilineceğini açıkladı.

Göz Enfeksiyonları

Yüzme havuzları, sıcak ve nemin etkisiyle bazı enfeksiyonların yayılımını kolaylaştırır. Havuz suyunun dezenfeksiyonunda yararlanılan klor bazlı maddelerin uygunsuz kullanımı tahrişlere, kornea yüzey bozukluklarına ve gözün bağışıklık sisteminin zayıflamasına neden olur. Belirtileri çapaklanma, kızarıklık, bulanık görme, kaşıntı, yanma ve batmasıdır. Gözlerinde enfeksiyon olan kişiler, diğer havuz kullananların sağlığını düşünerek bulguları düzelinceye kadar havuz kullanmamalıdır. Lens kullananların ise havuza lensleriyle girmemeleri uygun olur. Havuza lensleriyle giren kişilerde, şiddetli göz ağrılarının olması çeşitli enfeksiyonlardan dolayı olabilir. Bu nedenle havuza ya da denize girerken havuz gözlüğü kullanımı önemlidir.

Sindirim Sistemi Enfeksiyonları

Havuzlardan bulaşan enfeksiyonların en başında, sindirim sistemi enfeksiyonları gelmekte ve bu durum kendini bulantı ve/veya ishal ile kendini göstermektedir. Rotavirüs, Hepatit A, Salmonella, Shigella, E. Coli (Turist İshali) olmak üzere çok çeşitli virüs ve bakteriler su sirkülasyonu ve klorlamanın yetersiz olduğu havuzlarda uzun süre canlılığını koruyabildiği için bu mikropları içinde barındıran havuz suyunun yutulması ile ortaya çıkar.

İçme Suyunuza Dikkat Edin!

Yaz aylarında ısı artışına bağlı olarak, su tüketimi ve dolayısıyla mikroplu su içme riski artar. Bunun yanı sıra sıcakta besinlerin saklanma koşullarına bağlı olarak bakterilerin üreme hızı ve ürettikleri toksinlerde artış olur. Yaz ishali olarak tanımlanan bu durum, deniz ve havuz sularının kaynağı olduğu ishalle karıştırılabilir.

Genital Bölge Ve İdrar Yolu Enfeksiyonları

Daha çok uygunsuz koşullara sahip havuzlardan kaynaklanan, idrar yolu enfeksiyonları ve kadınlarda görülen vajinit de sık rastlanan ve rahatsız edici enfeksiyonlar olarak karşımıza çıkar. Bu enfeksiyonlar idrar yaparken yanma, sık idrara çıkma, bel ve kasık ağrısı, genital bölgede ağrı, kaşıntı ve akıntı gibi belirtilerle kendini göstermektedir. Genital siğiller (HPV) de, havuzlardan bulaşabilmektedir.

Deri Enfeksiyonları ve Mantarlar

Bazı deri enfeksiyonları ve mantarlar havuz yolu ile bulaşabiliyor. Bunların başında, genital siğiller ve ‘molluskum kontagiozum’ gelmektedir. Sıcak ile artan terlemenin, yaz aylarında mantar üremesini kolaylaştırdığı biliniyor. Aşırı miktarda klor kullanılan havuz suları, duyarlı bazı kişilerde ciltte tahrişe neden olabiliyor. Hijyenik olmayan ortamlardan ya da temiz olmayan havlulardan da uyuz, impetigo gibi deri hastalıkları bulaşabiliyor.

Dış Kulak Yolu Enfeksiyonları Ve Sinüzit

Dış kulak yolu enfeksiyonu, sulu ortamı seven bakteriler ve bazen de mantarların sebep olduğu bir durumdur. Şiddetli kulak ağrısı, kulakta akıntı ve işitme azlığı, kaşıntı ve ileri durumlarda kulakta şişme ve kızarıklığa neden olur. Uzun süre suda kalma ya da kulağa su kaçması sonucunda risk artar. Aynı zamanda suya dalma esnasında eğer varsa sudaki bakteriler burun yoluyla sinüslere kadar ulaşabilir ve sinüzite neden olabilir.

Peki Bu Enfeksiyonlardan Korunmak İçin Neler Yapmalıyız?

* Klorlamanın ve su sirkülasyonunun yeterli olmadığını düşündüğünüz havuzlara girmeyin.

* Havuzda kesinlikle su yutmamaya özen gösterin. Özellikle sakız çiğnerken su yutulabileceği için, yüzerken sakız çiğnemeyin.

* Çocuk havuzu ve yetişkin havuzlarının ayrı olduğu tesisleri tercih edin.

* Islak mayo ile uzun süre oturmayın, mutlaka kurulanın.

* Havuzun bulunduğu kısma girmeden ayakların antiseptik solüsyonlar ile yıkandığı, havuza girmeden duş almanın ve bone kullanımının zorunlu olduğu tesisleri tercih edin.

* Havuzdan çıktıktan sonra hemen duş alarak üzerinizdeki olası mikrop ve fazla klordan temizlenin ve temiz çamaşırlar giyin.

* Havuzdan çıkar çıkmaz kurulanın. Çünkü bazı bakterilerin, uyuz ve mantar gibi enfeksiyonların gelişiminde nem, çok önem taşıyor.

* Havuza girerken mutlaka kulak tıkacı kullanın.

* Aktif bir kulak enfeksiyonunuz varsa ya da kulağınıza tüp takıldı ise havuza girmekten kaçının.

* Sinüzitten korunmak için havuza dalarken ya da suya atlarken burun tıkacı kullanın ya da burnunuzu elinizle kapatın.

* Göz enfeksiyonları açısından, havuz suyuyla teması en aza indirmek ve bu amaçla yüzücü gözlüğü kullanmak yararlı olur.

Tatille ilgili bir başka yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku...

Öne Çıkanlar

www.dryerebakan.com Sadece bilgilendirme ve sağlık bilgilerinin eğlenceli olarak aktarılmasını amaçlamaktadır, teşhis veya tedavi için bir alternatifi değildir. Doktorunuz yerine geçmeyi yada Doktorunuzun size uyguladığı tedavi yerine geçmeyi hedeflememektedir. Web sitesi içeriğinden dolaşan tüm kullanıcılar, Kullanım Koşulları ve Gizlilik Kurallarını otomatik olarak kabul etmiş sayılır.

İletişim: info@dryerebakan.com

Copyright © 2017 DrYerebakan.com.