Sosyal Medya

Sağlıklı Yaşam

Günlük Ne Kadar Su ve Tuz Tüketmeliyiz

Basın Bülteni

Yayınlanma:

,
Günlük Ne Kadar Su ve Tuz Tüketmeliyiz

Vücut sağlığının olmazsa olmazları olan su ve tuzu her gün yeterli miktarda tüketmek gerekir. Özellikle sıcak havalarda su ihtiyacımız daha fazla artmaktadır. Kalp ve damar sağlığı içinde kaybedilen sıvının yerine konması oldukça önemlidir. Vücut sağlığı için bir diğer önemli besin maddesi de tuzdur. Peki günlük ne kadar su ve tuz tüketmeliyiz?

Suyun damarlar açısından öneminin hem içinde taşıdığı kandan hem de damar hücrelerinin yapısından kaynaklandığını belirten Acıbadem Fulya Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Cem Arıtürk, “Su içilmesi kanın akışkanlığını arttırarak damar tıkanıklığı ve buna bağlı sorunlara yakalanma ihtimalini azaltır. Ayrıca kalp hastalığı ve tansiyon gibi kronik hastalığı bulunanlarda, vücudun sıvı dengesi çok büyük önem taşımaktadır. Bununla birlikte yeterli miktarda su tüketilmesi damar hücrelerinin yenilenmesinde de önemli bir yer tutar.”

Sıcak Havalarda Su Tüketimi

Vücut için gerekli sıvının büyük oranda su ile karşılanması gerektiğinin altını çizen Dr. Arıtürk sözlerine şu şekilde devam ediyor: “Yaz aylarında vücudun sıvı ihtiyacı normalden daha fazla. Boy ve kilosuna göre değişmekle birlikte sağlıklı erişkin bir insanın günlük sıvı ihtiyacı 2-3 litre arasındadır. Vücutta kalp-damar sağlığını koruyabilmek için yaz aylarında bu miktarın daha da arttırılması gerekebilmektedir. Bununla birlikte suyun yanında belirli miktarlarda olmak koşulu ile taze sıkılmış meyve-sebze suları da vitamin içerikleri ile de vücuda faydalı su kaynaklarındandır. Günde 1 bardak yeşil çay antioksidan etkisi ile pek çok organa fayda sağladığı gibi damar sağlığını da olumlu etkilemekte. Bununla birlikte sağlıklı kişiler, günde 1 bardak mineralli su ile vücutlarının ihtiyacı olan minerallerin çoğunu da karşılayabilirler.”

Tuz Tüketiminin Önemi

Tuzun tamamen zararlı olduğunun yanlış bir söylem olduğunu dile getiren Doç. Dr. Cem Arıtürk, “Hiç tuz tüketilmemesinin sağlık açısından zararlı olduğunu söyleyebilirim. Yaşınızın kaç olduğu, hastalığınızın olup olmadığı ve hastalığınızın ne olduğu ne kadar tuz tüketmeniz gerektiğini size söyleyen unsurlardır. Sağlıklı bir insanın günde 6 gram tuz tüketmesi gerekiyor ve 2 gram tuz bir çay kaşığı tuza denk geliyor. Fakat tansiyon hastaları, böbrek hastaları veya doktoru tarafından tuz alması yasaklananlar bu miktarı kendilerine göre ayarlamalıdırlar” dedi.

Devamını Oku
Yorum Yaz

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Beslenme

Sıcaklarda Serinleten 8 Sağlıklı Içecek

Basın Bülteni

Yayınlanma:

,

Serinleten 8 sağlıklı içecek
Öncesi1 of 9
Klavye ok tuşlarını kullanabilirsiniz. ( ← | → )

Yaz aylarında soğuk içecekler her zamankinden daha popüler oluyor. O kadar ki, yılın geri kalanında sıcak içtiğimiz kahve ve çayın bile soğuk alternatifleri bu aylarda daha cazip bir hale geliyor. Ancak özellikle serinlemek ve yazın artan sıvı ihtiyacını karşılamak için tercih ettiğimiz asitli, gazlı veya kremalı soğuk içecekler, aldığımız kaloride sinsi bir atışa sebep olabiliyor. Bu artışın nedeni ise bu içeceklere ilave edilen şeker ve bazen kremadan kaynaklanıyor. Sonuç; alınan kilolar! Oysa kavurucu sıcaklarda hem serinlemek hem de sağlıklı beslenmeden ödün vermemek mümkün! Örneğin içeceğinizin içerisine şeker ve krema eklenmemiş olmasına dikkat edebilirsiniz ya da hazırlanırken bu içeriklerin çıkarılmasını isteyebilirsiniz. Aynı zamanda hafif bir tatlılık isterseniz kahvenize birkaç damla şekersiz vanilya şurubu ekletebilirsiniz. Dışarıda sağlıklı alternatifleri tercih etmenin yanı sıra evde sağlıklı bir şekilde hazırlayabilirsiniz.  Bu yazımızda Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Fatma Kahraman’ın hazırladığı, sıcaklarda sizleri serinleten 8 sağlıklı içecek tarifi bulacaksınız.

Serinleten 8 sağlıklı içecek… Tarifleri okumak için bir sonraki sayfaya geçiniz…

Devamını Oku...

Sağlıklı Yaşam

Tuz Tüketiminizi İhtiyacınıza Göre Ayarlayın

Halit Yerebakan

Yayınlanma:

,

Tuz Tüketiminizi İhtiyacınıza Göre Ayarlayın

Uzun yıllardır kalp damar sağlığı açısından tartışmaya açık olan tuzun özellikle son yıllarda tüketiminin azaltılması, uzmanların ilk tavsiyeleri arasında yer alıyor. Ancak son dönemdeki araştırmalar günlük tuz tüketim miktarı konusunda bazı soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Öncelikle tuz tüketiminizi ihtiyacınıza göre ayarlayın.

Tartışmaya açık olmasının altındaki en önemli etken, gıda koruyucu özelliği dolayısıyla tuzun, hazır gıdaların içerisinde bol miktarda bulunması ve bundan dolayı da aşırı miktarda tüketilmesidir. Dolayısıyla tuz konusu içinde bulunduğumuz son yüz yılın sorunudur. Son yüz yıldaki farklı çalışmalarda değişen oranlarda, aşırı tuz tüketimi ile kalp ve damar hastalıkları ve özellikle hipertansiyon ilişkisi ortaya konulmuştur. Ancak unutmamak gerekir ki aslında tartışılır olan tuzun içerisinde yer alan ve hipertansiyonla ilişkiyi oluşturan sodyum molekülüdür. Dolayısıyla, tuzun tipinden ve diğer bileşenlerinden bağımsız olarak, içeriğindeki sodyum miktarının fazlalığı ya da diğer bir deyişle aşırı sodyum tüketimi sorun oluşturur.

Tuz ve tuzu tuz yapan içindeki sodyumun, hücre dışı sıvının önemli bir bileşeni olduğundan tüketimi sıfırlamak hem gıdaların içinde doğal olarak bulunduğundan mümkün değildir hem de sağlık açısından doğru bir yaklaşım olmaz. Ülkemizde araştırmalar sonucu ortaya çıkan gerçek, ortalama tuz tüketiminin bilimsel rehberde üst sınır olarak belirlenmiş rakamlardan birkaç kat fazlası olduğunu göstermektedir. Bu da ülkemizde tuz tüketiminin yani sodyumun çok aşırı olduğunu ortaya çıkarmıştır.

Makul Miktarda Tüketin

Her gıdada olduğu gibi tuz için de doğru tüketim biçimi, “makul miktarda” belirlenmelidir. Bu da araştırmalara göre; günde 5 ile 6 gram arasında, yani 1 çay kaşığı kadar tuz olarak önerilmektedir. Belirtilen miktarın altında tüketilmesi, hormonal denge bozukluğuna yol açıp tansiyonunuzu ve böbreğinizin idrar atımını dengeleyen renin aktivitesini artırarak kalp krizi riskini ortaya çıkarır.

Son zamanlarda ise kaya tuzunun, sofra tuzuna rakip gösterilmesi ve daha sağlıklı olarak lanse edilmesi gündemde. Kaya tuzu, mineral açısından daha zengin olmakla birlikte tadı daha yoğun olduğu için daha az miktarda kullanılması yeterli oluyor. Bu sebeple avantajlı olduğunu söyleyebilirim yoksa tuz açısından ciddi bir farkın olmadığı görüşündeyim.

Fazla tuz tüketimi ile kilo alımının hızlandığı, kan basıncının yükseldiği ve bazı kanser risklerinin de arttığı bilinen bir gerçek ancak tam tersi yetersiz tuz tüketiminin de kalp ve böbrek rahatsızlığı gibi bazı organlarda oluşabilecek problemleri ortaya çıkartabileceği de açıklanmıştır. Kişinin sağlık durumunda herhangi bir problem yoksa, şeker hastası değilse, kilosu ile ilgili bir sıkıntı yaşamıyorsa ve kan basıncı normal ise sıfır tuz önerisi yapılmaz, aksine “doktor kısıtlaması yoksa” günde 5-6 gram tuzun tüketilmesi önerilir. Bu da demektir ki, sağlıklı bir yaşam için tuz tüketiminin vücut ihtiyacına göre ayarlanması gerekir. Toplumumuzda bir dönem günlük 16-17 grama kadar çıkan tuz tüketiminin, son yıllarda alınan önlemler ve yeterli bilinçlendirme ile 14 grama kadar indiği gözlemlenmiştir.

Çok fazla sodyum yediğimde vücuduma ne olur?

Sodyumun eksikliği kadar, fazlası da vücuda zarar verir. Su, vücudun yaşamsal faaliyetlerine devam etmesini sağlar, sodyum ise vücudun sıvı dengesini sağlamaya yarayan en önemli mineraldir. Bu durumda, sodyumun eksikliği kadar yüksek olması da zararlıdır.

Sodyum içeren gıdaların çok fazla tüketilmesi ve su kaybının aşırı olmasına bağlı olarak yaşan sodyum yüksekliği, potasyumun azalmasına yol açmakta ve kişilerde yüksek tansiyonun oluşmasına sebebiyet vermektedir. Aynı zamanda vücutta su birikmesi kollarda, el, ayak ve bacaklarda ödemlerin oluşmasına neden olur. Çoğunlukla terleme yoluyla vücuttaki fazla sodyum atılır ancak kişilerin ishal ve kusma gibi sıvı kaybettiren problemler yaşaması ile ortaya çıkan vücuttaki sıvı kaybı kişinin halsizleşmesine sebep olur. Bu nedenle bu tür sorunlar kandaki sodyum miktarına baktırmamız gerektiğinin işaretidir.

Yüksek tuz alımı kalp hastalığına yol açabilen kan basıncını arttırırken tam aksine yüksek potasyum alımı da kan damarlarını gevşetip, sodyum salgılamasına ve kan basıncını azaltmaya destek verir. Bu da bize sağlığımız için sodyum-potasyum dengesinin önemine işaret etmektedir.

Avrupalı uzmanlar, “tuz, potasyum içerdiği için diyet sırasında faydalıdır” derken, Amerikalı uzmanlar tam aksini savunarak, “tüketilen tuz miktarı değil, tuzdaki sodyum-potasyum ilişkisi önemlidir” iddiasını savunmuşlardır.

Internal Medicine’da yayımlanan bir araştırmada, yüksek oranda sodyum tüketiminin ölüm riskini artırırken, yüksek orandaki potasyum alımının da ölüm riskini azalttığı sonucu ortaya çıkmıştır.

Öte yandan fazla potasyum tüketiminin bazı durumlarda zararlı olabileceğini belirten uzmanlar, tuz tüketiminin büyük ölçüde azaltılmasının ve potasyumun ise brokoli, bezelye, patates, domates, muz, kivi, kuru erik, kayısı, süt ve yoğurt gibi besinlerden alınmasının sağlık açısından en doğrusu olacağını belirtmişlerdir.

Çalışmalar Ne Diyor?

Tuz alımı ile kan basıncı arasındaki ilişkiyi gösteren ilk büyük ölçekli çalışma olan Intersalt araştırmasına göre, günlük 6 gramlık tuz artışı büyük tansiyonu yükseltiyor ve kalp, beyin, böbrek, büyük atardamar ve gözlere zarar veriyor. Bu organları etkileyerek kalıcı hasarlara veya yaşamın sonlanmasına neden olabiliyor.

Araştırmalar neticesinde; daha yüksek tuz tüketimine sahip nüfusun, yüksek kan basıncına sahip olmasının aksine daha az tuz tüketimi yapan kişilerin ise daha düşük kan basıncına sahip olduğu görülmüştür. Hipertansiyonu Önleme (TOHP) Denemeleri olarak bilinen çalışma ile, kilo kaybı, stres yönetimi, beslenme takviyeleri ve daha az sodyum tüketen yaşam tarzı değişikliklerinin kan basıncı üzerindeki etkisini test ettiler. Çalışmaların sonucu da gösteriyor ki, hem artan potasyum hem de sodyum düşürmeyi içeren bir stratejinin, yüksek tansiyonla savaşmanın en etkili yolu olabileceğini düşündürmektedir. Kalp-damar hastalığı Yüksek tansiyona katkıda bulunmanın yanı sıra, yüksek miktarda sodyum tüketmek inme, kalp hastalığı ve kalp yetmezliğine de yol açabilir. Araştırma ayrıca sodyumun azaltılmasının uzun vadede kardiyovasküler hastalık ve ölüm oranlarını düşürdüğünü göstermektedir.  Temel amacı hipertansiyonu (yüksek tansiyon) engellemek ve tedavi edilmesine yardımcı olmak olan DASH (Hipertansiyonun Önlenmesi İçin Diyet Yaklaşımları) diyeti, kalp ve damar sağlığını korumak, kan basıncını dengelemek için doğru miktarlarda sağlıklı yiyecekleri tüketmeyi hedefler. Yapılan araştırmalar, Dash diyeti sayesinde, beslenme biçiminin düzenlenerek, kan basıncının düşürülmesi konusunda başarılı olunabileceği, bu doğrultuda hipertansiyon hastası olan insanlara da umut ışığı olacağını göstermektedir. Araştırmalar, mide kanseri nedenlerinden biri olarak da sodyum, tuz ve/veya tuzlu gıdaların vücudun ihtiyacı olan miktarın üzerinde alınmasını göstermektedir. Osteoporoz adıyla bilinen kemik hastalığı yaygın bir sağlık problemi olup, son yıllardaki araştırmalar gösteriyor ki, alınan tuz miktarı osteoporoz açısından bir risk oluşturuyor. Yüksek tuz alımının idrar yoluyla sodyum atılımına paralel olarak kalsiyum atılımını da arttırıp kemik mineral yoğunluğunun azalması neticesinde oluştuğu vurgulanmaktadır. Bu da tuz alımının azaltılmasının, yaşlanma ile ortaya çıkan rahatsızlıklar sonucu kalsiyum kaybını yavaşlatabileceğini göstermektedir.

Tuzla ilgili farklı bir yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku...

Sağlıklı Yaşam

Glutensiz Beslenmenin Potansiyel Faydaları

Halit Yerebakan

Yayınlanma:

,

Glutensiz Beslenmenin Potansiyel Faydaları

Sık sık yorgunluk, şişkinlik veya eklem ağrıları mı yaşıyorsunuz? O halde çölyak hastalığı veya gluten intoleransına sahip olabilirsiniz…  Çölyak hastalığına genellikle yanlış teşhis koyulur ya da hemen fark edilemez. Ancak vücudunuza ciddi zararlar verebilecek kadar önemli bir hastalıktır. Eğer başta saymış olduğum şikayetleri belirgin şekilde taşıyorsanız dikkat etmeniz gereken bazı noktalar bulunuyor. Gluten toleransı olanların glutensiz beslenmenin potansiyel faydaları neler, bugün bu konuya değineceğim.

Gluten Hangi Besinlerde Bulunur?

Öncelikle bu soruya cevap vermeden önce çölyak hastalığından kısaca bahsetmek istiyorum. Çölyak hastalığı, aslında bir sindirim bozukluğudur. Nedeni ise bağırsakların görevi olan besinleri doğru şekilde emmemesinden kaynaklıdır. Çölyak hastalığı vücudunuza zarar verip gibi sizi kansere yatkın hale getirebilecek kadar ciddi bir hastalıktır.

Çölyak hastaları özellikle tahılların içinde bulunan bir protein olan gluteni sindiremezler. Gluten en çok buğday, arpa, çavdarın içinde yer alır. Bir nevi ekmeğin içinde olmazsa olmazdır diyebiliriz. Gluten aynı zamanda fazla bilinmeyen ilaç ve kozmetik gibi alanlarda da vardır.

Gluten Ne Zaman Rahatsızlığa Yol Açar?

Eğer gluten hassasiyetiniz varsa ve herhangi bir gluten içeren besin tükettiyseniz vücudunuz bu besinleri doğru şekilde sindiremez. Bu tip bir durumda gluten vücudunuzda şişkinliğe yol açabilir. Öyle ki bu proteini vücudunuza almanızla, eğer ki çölyak hastasıysanız ince bağırsakta yer alan villusler düzleşir ve besinler doğru düzgün emilemez hale gelirler. Bu durumun sonucunda yetersiz beslenme sorunu ortaya çıkar. Gluten intoleransı ve çölyak hastalığı arasındaki en büyük fark ise, gluten hassasiyetinin genellikle bağırsağa eşit derecede zarar vermemesidir.

Glutensiz Beslenme Nedir?

Çölyak hastalarının en önemli şikayetleri arasında yer alan karın ağrısı, şişkinlik ve aralıklı ishalden kurtulabilmenin en önemli yolu beslenmeye dikkat etmekten geçer. Glutensiz bir beslenme programı ile çölyak hastalığının bu belirtilerini önlemek mümkün.

Elbette uzman bir diyetisyen eşliğinde glutensiz beslenme programı oluşturmalısınız. Yalnız özellikle bu hastalığa sahip olan kişilerin kaçınması gereken belli başlı besinler vardır. Bu yiyecekler; ekmek, tahıl, makarna, kurabiye, krakerdir. Çölyak hastaları için daha güvenli sayılabilecek yiyecekler ise; meyve, sebze, balık, glutensiz un ve patatestir.

Eğer çölyak hastasıysanız ve gluten içeren bir besin yediyseniz, ishal veya mide krampları gibi sağlık sorunlarıyla karşılaşabilirsiniz. Toplumda glutensiz beslenme ile ilgili bilinç arttığından market alışverişlerinizde yiyeceklerin etiketini okuyarak almalı ve gluten içerenleri elemelisiniz.

Glutenle ilgili farklı bir yazıma buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku...

Öne Çıkanlar

www.dryerebakan.com Sadece bilgilendirme ve sağlık bilgilerinin eğlenceli olarak aktarılmasını amaçlamaktadır, teşhis veya tedavi için bir alternatifi değildir. Doktorunuz yerine geçmeyi yada Doktorunuzun size uyguladığı tedavi yerine geçmeyi hedeflememektedir. Web sitesi içeriğinden dolaşan tüm kullanıcılar, Kullanım Koşulları ve Gizlilik Kurallarını otomatik olarak kabul etmiş sayılır.

İletişim: info@dryerebakan.com

Copyright © 2017 DrYerebakan.com.