Bizimle iletişime geçin

Bilinçli hasta

Unutkanlık için Ne Yapılmalı?

Halit Yerebakan

Düzenleyen

on

unutkanlık için ne yapılmalı

Yeni çağın kabusu ‘unutmak’! Peki unutkanlık için ne yapılmalı? Siz de sürekli unutuyorsanız öncelikle sakin olun. Kendinize notlar ve listeler hazırlayıp bunları kontrol edin.

Çağımızın en önemli sorunlarından biri de unutmak. Yoğun iş temposu, büyük şehirlerde yaşayanlar için trafik ve benzer stres kaynakları, konsantrasyonunuzun dağılmasına ve sadece saniyeler önce aklınızda olanı unutmanıza sebep oluyor. Eminim birçoğunuz, defalarca gördüğünüz insanların isimlerini unutuyor, odadan bir şey almak için çıkıp saniyeler sonra kendinize ne için çıktığınızı soruyorsunuzdur. Hayatı zorlaştıran ve insanın kendinden şüphe etmesine sebep olan bu durumlar bunamaya başladığınıza değil, beyninizin başka işlerle meşgul olduğuna işaret eder. Yani bedeniniz bir işi yapmaya programlı ancak zihniniz, tamamen farklı bir işle meşguldür. Dolayısıyla dikkatiniz dağınıktır ve eksilen konsatrasyonunuz buzdolabının kapağını neden açtığınızı hatırlamanızı zorlaştırır. O anda işinize yarayacak bir eşyayı almak için hareket ettiğinizde zihniniz meşgulse, bilgiyi kaydedemez ve kaydedilmemiş bir bilgi kolaylıkla bulunamaz.

İnsan zihni, 100 yaşına kadar korunabilecek şekilde yaratılmıştır. Eğer nörolojik bir problem ile karşılaşılmaz ise -sağlıklı bir kişi- 100 yaşında bile olsa, hafıza problemi yaşamaz. Yani unutmak, yaşlanmanın bir parçası değildir. Aslında hafızayı diri tutmanın ufak ipuçları var. Amerika’da hafıza kuvvetlendirme tekniklerinin değerlendirildiği bir araştırma yapılmış. Ülke genelinde -sağlıklı beslenen ve egzersizlerini ihmal etmeyen- yaklaşık 18 bin kişinin hafıza şikayetleri derlenerek değerlendirilmiş. Şikayetleri dinlenen insanlara, hafıza kuvvetlendirme teknikleri anlatılarak bunları uygulamaları istenmiş. Sadece bir hafta boyunca tavsiyelere uyan gönüllülerin, MR ve PET (beyin görüntüleme yöntemleri) görüntüleri alınmış. Yeni görüntülere bakıldığında, sinir devrelerinde değişikliğe ve hafıza ile ilgili şikayetlerde düşüşe rastlanmış.

EŞYALARINIZIN YERİ BELLİ OLSUN

Yapılan araştırmalar, her gün yanımızda taşımak zorunda olduğumuz anahtar, gözlük, cüzdan, çanta ve cep telefonumuzu ararken yaklaşık 10 dakika zaman harcadığımızı gösteriyor. Evden çıkmadan önce, bir saniye durun ve ihtiyaç listenizi yanınıza alıp almadığınızı kendinize sorun. Bu ikinci adım. İlki, düzenli olmak. Yukarıda saydığım eşyalarınızın sabit bir yeri olsun (hem evinizde, hem arabanızda, hem de iş yerinizde). Böylece eşyalarınızı daha az arayacak ve hepsine ulaşabileceksiniz. Eminim çoğunuz yeni tanıştığınız birini ikinci kez gördüğünüzde, karşınızdakinin adını hatırlamadığınızı fark etmişsinizdir. Bu gerçekten sizi zor durumda bırakabilecek bir durumdur.

YENİ TANIŞTIĞINIZ İNSANLARA 60 SANİYE AYIRIN

Uzmanlar yeni tanıştığınız birinin adını unutmamak için 60 saniye boyunca ‘odaklan ve çerçevele’ yöntemini uygulamanızı öneriyor. ‘Odaklan’, tanıştığınız anda aklınızı dağıtan tüm etkilerden uzaklaşarak kişinin yüzüne odaklanmanız gerektiği anlamına gelir. ‘Çerçevele’, karşınızdakinin adını çağrıştıracak yaratıcı bir benzetme yapmanızı tavsiye eder. Bahar isimli biriyle tanıştınız, onun yüzüne odaklandığınız anda bir çiçek ismini ya da size bahar mevsimini hatırlatacak bir objeyi düşünün ve isimle eşleştirin. Bilim adamları bu tekniğin, hipokampusun frontal lob ile iş birliği yaparak bilginin uzun süreli belleğe taşınmasına yardımcı olduğunu söylüyor.

HAFIZANIZI DİRİ TUTMAK İÇİN MÜCADELE EDİN

Rutinlerinizi aksatmadan yapabilmek, isim unutup mahcup olmamak gibi amaçlarınız varsa, sizi bunlardan mahrum eden şeylerle mücadele edin. Sakin olun. Unutmamanız gereken şeye konsantre olun ve hafızanıza yerleşene kadar ona zaman ayırın. Yapılan araştırmalar, solakların sağ ellerini kullanmalarının, sağlakların da sol ellerini kullanmalarının hafızayı kuvvetlendirdiğini gösteriyor.

HER ŞEYİ İLİŞKİLENDİRİN

‘Dilimin ucunda ama neydi?’ Bu soruyu çok soruyor, dilinizin ucundakini bir türlü hatırlayamıyor musunuz? Anılarımız, yani yaşadıklarımız, tıpkı mahalledeki komşular gibi birbirlerine bitişik halde yaşarlar. Bir kelimeyi hatırlamaya çalışırken onu duyduğunuz ana gitmeye ve orada olup bitenlere odaklanmaya çalışın.

MASALA DÖNÜŞTÜRÜN

Ertesi gün çok yoğun bir tempo sizi bekliyor. Yapmanız gerekenler uzunca bir liste oluşturuyor. Acaba hangilerini unutacaksınız? Doğru teknikle listelerseniz, hiçbirini unutmayacaksınız. Hemen bir masal uydurmaya başlayın, çok uzun olmasın ama… Diyelim evde yumurta bitmiş, postalanacak evraklarınız var, pul almanız gerek ve uzun zamandır biriken pantolonlarınızı kuru temizlemeye götürmelisiniz. Üzerine pul yapıştırılmış kocaman bir yumurtayı elinizde tuttuğunuzu düşünün, eyvah taşıyamadınız ve düştü. Pantolonunuza denk geldi ve oluşan koca leke ancak kuru temizlemeye verdiğinizde temizlenebilir. Komik bir hikaye değil mi? Ama emin olun aklınızdan çıkmayacak.

OYUNLAR SIKICI OLMASIN

Hafıza kuvvetlendirme teknikleriyle hiç ilgilenmemiş biri bile sudoku ve kelime oyunlarının hafızayı diri tuttuğunu duymuştur. Doğru ama -artık- biraz sıkıcı. Modern akıllı telefonlara indirebileceğiniz hafıza kuvvetlendiren oyunları oynayabilirsiniz. Yapılan araştırmalar, bu tip oyunların konsantrasyonu artırarak hafıza kuvvetlendirmeye yaradığını söylüyor.

KENDİNİZİ TEST EDİN

Gün içinde iş arkadaşınızın, öğretmeninizin ya da çocuğunuzun ne giydiğine dikkat edin. Ufak bir not kağıdına ismi ile birlikte kıyafetinin detaylarını (renk, desen, kumaş vb.) not edin. Akşam eve döndüğünüzde hatta gece saatlerinde, arkadaşınızın kıyafetini hatırlamaya çalışın. Verdiğiniz cevapla aldığınız notu karşılaştırın. Bu teknik, düzenli uygulandığında hafızanızı kuvvetlendirmeye yardımcı olur.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Bilinçli hasta

Bahar Yorgunluğu Karşısında Ne Yapılmalı?

Ayşenur Servet

Düzenleyen

on

bahar yorgunluğu

BAHAR YORGUNLUĞUNA KARŞI ÖNERİLER

Kış bitince yükselen güneş, canlanan doğa ve renklenen yaşam alanları… Bahar ayları ruhumuza iyi gelirken diğer yandan ise bahar yorgunluğuna neden olabiliyor. Yaz tatilinin özlemle beklenmesi ile birlikte kış aylarının yorgunluğu daha fazla hissediliyor. Hatta dalgınlık, huysuzluk, yorgunluk, asabi olma hali, uyuma isteği, hatta hipertansiyon, kalp damar rahatsızlıkları, saçların dökülmesi, ciltlerde kuruluk gibi belirtiler görülebilir. Bu da iş ve gündelik yaşamda yapılması gerekenlerin aksamasına, iş planlarının ertelenmesine neden oluyor. Sıkı bir diyete bir türlü başlanamıyor hatta geçen aydan kalan spor programına adapte olunamıyor. Peki bahar yorgunluğu karşısında neler yapılmalı? Yazımızda detaylı olarak bahsediyor olacağız.

UYKU KALİTENİZİ DÜŞÜRMEYİN

Uyku esnasında vücut için tamir ve şarj sistemleri devreye girer. İnsanı yeni güne hazırlayan uygu kalitesi; yatak, yastık seçimi, ortamın havalandırılması, ışıklandırılması gibi durumlara bağlıdır. Uyku yedi saatten az olmamalı, gerçekten çok yoğun olan insanlar için minimum altı saat uyku vücudun dinlenmesi açısından büyük önem taşır.

SPOR VAZGEÇİLMEZİNİZ OLSUN

Spor fiziksel enerjinizi yükselten bir diğer faktördür. Spor kan dolaşımını artırır ve vücudun her hücresine kanın gitmesine yardımcı olur. İnsanın aldığı besinler kana karışır ve kan aracılığı ile hücrelere ulaştırılır. Bu iletim sonunda insan gün içerisinde enerji elde eder. Spor yapmak, hem bu ulaşımda etkili, hem de insanın endorfin salgılamasına yardımcı olur. Spor yapmak enerjik olmak için en verimli yöntemlerden birisidir. Abartılmadan, doğru şekilde yapılan spor, insanı yormaz aksine enerjisini yükseltir.

SAĞLIKLI VE DENGELİ BESLENİN

Sağlıklı ve dengeli beslenme insanın enerjisi için önemli olduğu bilinen bir gerçek. Meyve ve sebze ağırlıklı beslenmenin proteinler ile desteklenmesi insana enerji sağlar. Fastfood türünde kalitesiz karbonhidrat ve şeker içeren besinlerden uzak durun. Fiziksel enerjiyi yükseltmek için de vitaminler ve takviyeler almak da faydalıdır. Özellikle bu dönemlerde C ve B vitaminleri çok önemli. Bol bol su içmeyi de ihmal etmeyin. Ayrıca sigara ve alkol gibi zararlı maddelerden de uzak durmak gerekir. Metabolizmayı zayıflatır, vücudun enerjisini düşürür, kalitesiz yaşam, yorgunluklar, ağrı ve mutsuzluk hali yaratır. Zararlı alışkanlıklardan uzak durmak, açık havada dolaşmak, kapalı alanları havalandırmak insanın enerjik olmasına yardımcı olur

KÜÇÜK MOLALAR VERİN

Düşük enerjiden yakınanlar için gün içerisinde verilen küçük molalar, siesta da oldukça verimli bir uygulama olabilir. Ofiste çalışan ve enerjisi düşenler için 10-15 dakikalık bir siesta güne enerjik bir şekilde devam etmeyi sağlar. Kısa sürede yüksek etkili bir siesta yapmanın yöntemi uzanıp ayakların altına bir minder koyarak doksan derecelik pozisyonda uzanmaktır. Ayakların bu duruşu sayesinde beyne kan gitmesi sağlanır. Bu pozisyonda 10 ila 30 dakika arasında dinlenmek enerji sağlar. Beynin birkaç saniyeliğine bile kapanıp açılması insana 5-6 saatlik bir uykudan yeni uyanmış enerjisi verir.

Okumaya Devam Et

Bilinçli hasta

Uykusuzluk Kilo Aldırır Mı?

Ayşenur Servet

Düzenleyen

on

uykusuzluk kilo aldırır mı

UYKUSUZLUK KİLO ALDIRIR MI?

Uyku insan vücudu için çok önemlidir.  Uykusuzlukta dolaşım ve metabolizma hızı yavaşlar. Çünkü vücut uykuda kendini onarır, hücrelerde oluşan metabolik artıklar temizlenir, vücut yenileyici hormonlar olan Melatonin ve Büyüme Hormonu uykuda yükselir. O nedenle kaliteli uyku çok önemlidir. Bu sebeptendir ki uykusuzluk pek çok sağlık sorununu beraberinde getirebilmektedir. Bu yazımızda ise birçok kişinin aklındaki bulunan “uykusuzluk kilo aldırır mı” sorusuna cevap veriyor olacağız.

Uyku Kalitesini Belirleyen Etmenler

Uykunun kalitesini belirleyen en önemli etmenlerden bir tanesi, deliksiz ve kesintisiz olmasıdır. İkinci önemli durum ise sessiz ve karanlık bir ortamda uykunun sürdürülmesidir. Sessiz ve karanlık ortam özellikle melatonin hormonun yeteri kadar salgılanması için önemlİdir. Deliksiz ve kesintisiz uyku için de her ne kadar sessizlik ve karanlık önemli ise de kişinin solunum yollarında bir problem olmaması da gereklidir. Solunum yollarındaki darlıklar ve fazla kilo, yeteri kadar nefes alamamaya bu da uykuda horlama, Obstriktif Sleep Apne dediğimiz uykuda solunum durmasına neden olur. Bu durum vücudun yeteri kadar oksijenlenememesine, hücre içindeki serbest radikallerin yeteri kadar temizlenememesine yol açar.  Aynı zamanda gece yeteri kadar uyumama gün içinde enerji yetersizliğine, halsizliğe, ara ara gelen uyku nöbetlerine neden olur.

Kaliteli Uykunun Faydaları

Kaliteli uyku ve uykuda kilo vermenin en önemli yollarından biri, aç uyumaktır. Akşam yemeğinden sonra hiçbir şey yememek uyku sırasında büyüme hormonunun daha çok salgılanmasına yol açar. Büyüme hormonu yükselmesi hem metabolizmada hızlanmaya hem de yaşlanma sürecinin gecikmesini sağlar. Bu durumda uyurken bile kilo verebilmek mümkün oluyor. Ayrıca akşam yemeğinden sonra özellikle meyve yememeye özen göstermek gerekiyor. Çünkü meyvelerin şeker oranı çok yüksek ve akşam meyve yediğinizde vücutta insülin hormonu daha çok salgılanıyor. Bu durum yağlanma sürecini hızlandırıyor.

Yetersiz Uyumanın Zararları

Yetersiz uyumak vücudun insüline karşı daha dirençli hale gelmesine ve şeker metabolizmasının bozulmasına yol açıyor. Vücuttaki insülin direncinin artması, vücudu daha fazla insülin salgılamaya yöneltip Tip-2 diyabet hastası olmaya neden olabildiği gibi, salgılanan yüksek miktardaki insülin özellikle göbek bölgesinde yağ olarak geri dönüyor. Yapılan çalışmalar günde 5 saatten daha az uyuyanların şeker hastalığına yakalanma risklerinin daha yüksek olduğunu gösteriyor.

Kaliteli Uyku İçin Yapılması Gerekenler

O zaman kaliteli uyku insan vücudu için en az su, oksijen kadar gereklidir. Bunun için;

–      Gündüz uykusuna asla yatmayın.

–      Gündüz ve akşam çok fazla çay-kahve tüketmeyin.

–      Akşam yemeğinden sonra meyve yemeyin.

–      Akşam yemeğinden 2 saat sonra yapacağınız yarım saatlik bir tempolu yürüyüş sabaha kadar yağ yakmanızı sağlar, uykuda daha çok zayıflamınızı sağlar.

–      Yatağa aç karnına gidin.

–      Uygun yatak (kanepe değil), uygun ortam, sessizlik, ışıksızlık sağlayın.

–      Yaşlanmamak için, daha enerjik yaşamak için, ve daha kaliteli bir uyku için muhakkak fazla kilolardan kurtulun.

Okumaya Devam Et

Bilinçli hasta

Karın Ağrısını Dikkate Alın

Basın Bülteni

Düzenleyen

on

Karın Ağrısını Dikkate Alın

Karında basınç hissi, şişkinlik, ağrı… Kadınların büyük bir kısmının zaman zaman yaşadığı ve “geçer” diye önemsemediği bu belirtiler, büyük bir tehlikenin sinyali olabilir, karın ağrısını dikkate alın… Zira yumurtalık kanseri, sinsice ilerleyerek genellikle 3. evrede bu belirtileri veriyor. Jinekolojik kanserler arasında ölüm riski en yüksek olan yumurtalık kanserine karşı en büyük silah, düzenli jinekolojik muayene. Her yıl yaptıracağınız düzenli muayene ile bu kanserin erken evrede yakalanabileceğini söyleyen Acıbadem Maslak Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum/ Jinekolojik Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Mete Güngör, özellikle genetik risk altında olan kadınların, genetik test ile risklerinin belirlenmesinin hayat kurtarıcı bir tedbir olacağını vurguluyor.

Sağlık Bakanlığı Kanser Dairesi verilerine göre, Türkiye’de yüz binde 6 kadında görülen yumurtalık kanseri, kadınlarda en sık görülen kanserler arasında 7. sırada yer alıyor. Genellikle ileri safhada şikayetlerle ortaya çıkan yumurtalık kanseri sadece düzenli jinekolojik muayenelerle tespit edilebiliyor. Türkiye’de her yıl yaklaşık bin 250 kadının bu hastalıktan hayatını kaybediyor. Yumurtalıklardan sonra tüm karın bölgesine sessizce yayılabilen bu hastalığın sadece menopoz sonrası değil tüm yaş gruplarında ortaya çıkabildiğini belirterek düzenli jinekolojik kontrollerin önemine dikkat çekiyor.

Sadece Menopoz Sonrası Hastalığı Değil

Kadında çoğalma organı olarak görev yapan yumurtalıklar, her ay yumurta üretmelerinin yanı sıra kadınlık hormonları olan östrojen ve progesteronun üretiminden de sorumlular. Genellikle menopoz sonrası görülen ama bu yaş grubuyla sınırlı olmayan yumurtalık kanseri sinsice yayılan ölümcül bir kanser türü. Üreme çağındaki kadınlarda, hatta genç kızlarda bile görülebilen bu hastalığın teşhisi için yumurtalıklarda rastlanan her türlü kist ve kitlenin dikkatle değerlendirilmesi gerekiyor.

Bu Belirtilere Dikkat!

Sinsice ilerleyen yumurtalık kanseri ancak yumurtalıklarda meydana gelebilecek olumsuz gelişmelerin düzenli olarak takip edilmesi ile erken aşamalarda tespit edilebiliyor. Hastalığın sık görülen belirtileri ise şunlar:

  • Karında basınç hissi ve şişkinlik
  • Kasıkta dolgunluk veya ağrı
  • Uzun süreli hazımsızlık, gaz veya bulantı
  • Bağırsak alışkanlıklarında kabızlık gibi değişiklikler
  • Mesane alışkanlıklarında sık sık idrara çıkma ihtiyacı dahil değişikliler
  • İştah kaybı veya hızlı bir şekilde tokluk hissi
  • Vajinal kanama

Kilo kaybı

Bu belirtilerin özellikle birkaçının birlikte olduğu durumlarda rutin muayene periyodlarının dışında da doktora gidilmesi öneriliyor.

Erken Evre İçin Rutin Kontroller Çok Önemli

Yumurtalık kanserlerini erken tespit edebilecek bir tanı ve tarama yöntemi yok. “Hastaların genellikle karında şişlik ve ağrı, sindirim bozuklukları, idrar sorunları ve bağırsak alışkanlıklarında değişiklik şikayetleri oluyor ama kadın hastalıkları ve doğum uzmanı yerine başka branş doktorlarına giderek vakit kaybediyorlar” diyen Prof. Dr. Mete Güngör, bu nedenle tanının ya rutin jinekolojik muayenelerde erken evrede ya da sıklıkla hastalığın tedavisinin zor olduğu ileri evrelerde konulabildiğinin altını çiziyor.

Kimler Risk Altında?

Yumurtalık kanserlerinin yüzde 10-15 kadarı kalıtımsal bozukluklar sonucu ortaya çıkarken geriye kalan yüzde 85-90’ının hangi nedenler ile oluştuğu tam olarak bilinmiyor. Ancak bazı durumlarda ve bazı kadınlarda yumurtalık kanserleri daha sık ortaya çıkıyor. Örneğin az doğum yapanlarda, erken adet görenlerde, geç menopoza girenlerde, infertilite sorunu olan veya infertilite tedavisi görenlerde ve genital bölgeye talk pudrası uygulayanlarda yumurtalık kanserleri daha sık görülüyor.

Doğum Kontrol Hapları Koruyucu Rol Oynuyor

Uzun süreli doğum kontrol hapı kullananlarda, çok doğuranlarda ve tüpleri bağlanmış veya alınmış olan kadınlarda ise hastalığa daha az rastlanıyor. Yumurtalık kanserlerinin yüzde 10-15 kadarı da aile bireylerinde kuşaktan kuşağa geçen kalıtsal genetik hasarlar sonucunda meydana geliyor. Bu hasarlardan en çok bilinen ikisi BRCA 1 ve BRCA 2 gen mutasyonları. Bu gen mutasyonları olan kadınlarda yaşam boyu yumurtalık kanseri görülme riski yüzde 20-40’lara kadar ulaşabiliyor. Bu nedenle ailesinde 2 veya daha fazla akrabasında meme ve yumurtalık kanseri olan kadınlarda BRCA1 ve BRCA2 gen hasarları araştırması gündeme geliyor. Doğum kontrol hapları yumurtalık kanseri riskini düşürüyor. Hastalığın, bir yıla kadar doğum kontrol hapı kullanan kadınlarda yüzde 30; 5 yıldan uzun süre kullanan kadınlarda yüzde 70 daha az görüldüğüne dair pek çok araştırma mevcut. Aynı şekilde doğum sayısı arttıkça yumurtalık kanserinin görülme sıklığında azalmalar olduğu da tespit edilmiş durumda.

Yumurtalıklarda Kist Veya Kitle Tespit Edilirse

Yumurtalık kanserinin erken teşhisi çok önemli, çünkü hastalık sadece yumurtalıkta sınırlıyken tedavi edilebilme oranı yüzde 90-100 iken, ileri evrede yaşam süresi 5 yılda %40-50 ile sınırlı kalıyor. Yumurtalık kanserinde tedavinin cerrahi olduğunu söyleyen Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı/ Jinekolojik Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Mete Güngör, hastalığa bulunduğu evreye göre gerekli görülürse öncesinde ya da sonrasında kemoterapi de uygulanabileceğini belirtiyor. Hastalığa ileri evrede rastlanması durumunda jinekolojik organların tümü, bölgesel lenf bezleri ve üzerinde tümör bulunan diğer organlar geride hiç tümör dokusu kalmayacak şekilde çıkartılıyor ve ameliyat sonrası geride kalmış olan mikroskobik düzeydeki tümör hücrelerini de yok etmek için hastalara kemoterapi veriliyor. Erken evrede karşılaşılan hastaların tedavileri ise robotik veya laparoskopik olarak kapalı cerrahiyle yapılabiliyor. Tedavi gören hastaların yarısında takip eden 5 yıl içerisinde hastalığın tekrar görülme riski olduğu için kontrollerin de aksatılmaması gerekiyor.

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar

web tasarım
diyetisyen