Sosyal Medya

Beslenme

Demirin Eksikliği Gibi Fazlası Da Zararlı

Yayınlanma:

,

Demir, vücudumuzda hayati öneme sahip. Ancak her şeyin olduğu gibi demir mineralinin de fazlası zararlıdır. Demir zehirlenmesi olarak bilinen bu durumla karşılaşmamak için demir takviyesi almadan önce doktorunuza başvurmanız gerekir

Demir, yaşamak için ihtiyacımız olan en önemli mineraller arasında yer alır. Demir; alyuvarlarda hemoglobin üretmek, hücrelere oksijen taşımak, hücre gelişimi ve büyümesini düzenlemek, bağışıklık sistemini kuvvetlendirmek ve beyin fonksiyonlarını desteklemek gibi son derece hayati görevleri üstlenir. Bu sebeple demir ihtiyacınızı gerektiği gibi karşılamanız şarttır. Bedeninizin günlük demir ihtiyacı yaşa bağlı olarak değişir. Yapılan araştırmalar ışığında yaşa göre değişen demir ihtiyacının bir listesi oluşturulmuş. Bu liste şöyle:

  • 7-12 aylık bebekler: 11 mg
  • 1-3 yaş arası çocuklar: 7 mg
  • 4-8 yaş arası çocuklar: 10 mg
  • 9-13 yaş arası çocuklar: 8 mg
  • 14-18 yaş arası kız çocuklar: 15 mg
  • 14-18 yaş arası erkek çocuklar: 11 mg
  • 19-50 yaş arası kadınlar: 18 mg
  • 14-50 yaş arası hamile kadınlar: 27 mg
  • 14-18 yaş arası emziren kadınlar: 10 mg
  • 19-50 yaş arası emziren kadınlar: 9 mg
  • 19-50 yaş arası erkekler: 9 mg
  • 51 yaş üstü herkes: 8 mg

SÜREKLİ AĞLIYORSA…
Demir eksikliğinin görülme sıklığı listesinin ikinci sırasında ise çocuklar yer alıyor. Demir eksikliğinin çocuklar üzerinde öğrenme güçlüğü, büyüme geriliği, iştahsızlık (ki büyüme ile doğru orantılıdır) ve çarpıntı gibi etkileri vardır. Son yıllarda yapılan araştırmalar, demir eksikliği bulunan çocukların yaşıtlarına göre daha huzursuz ve huysuz olduğunu da gösterdi. Yani çocuğunuz daima huzursuzsa, ağlama krizleri yaşıyorsa ve toplumda haylaz olarak nitelendiriliyorsa dikkat; demir eksikliği olabilir. Elbette sadece davranışlarına bakarak demir eksikliği olup olmadığını anlamak imkansız. Çocuğunuz yaşıtlarından daha küçük gösteriyorsa bu durum, demir eksikliğinden kaynaklanıyor olabilir. Gelişim için son derece önemli olan bu mineralin eksikliği, büyümeyi yavaşlatmanın dışında hareketsizlik, devamlı yorgunluk ve halsizlik gibi belirtiler de gösterir.

CİLDİ SOLGUN OLABİLİR
Eğer çocuğunuzun tırnak yapısında bir farklılık varsa ve çabuk kırılıyorsa, yine demir eksikliği düşünülmelidir. Gözün beyaz kısmındaki renk değişiklikleri ve cilt solgunluğu da çocuklarda demir eksikliğinin varlığını işaret eden diğer belirtilerdir. Baş dönmesi, kulak çınlaması, dilde yapı bozukluğu, ağrılı yutkunma, kabızlık ve nefes alma güçlüğü yine çocuklarda demir eksikliği belirtileri arasında yer alır. Hemen hemen hepimiz gıda maddeleri dışında sayılan şeyleri ağzına götüren, hatta bağımlı derecede bunları tüketen çocuklar görmüşüzdür. Bunların başında toprak, kireç, kalem ucu, duvar boyası gibi kesinlikle yenmemesi gereken şeyler gelir. Eğer çocuğunuz bu gibi davranışlar sergiliyorsa dikkat; demir eksikliği olabilir.

DOKTORUNUZA DANIŞIN
Her şeyin olduğu gibi demir mineralinin de fazlası zararlıdır. Literatüre demir zehirlenmesi olarak geçen durumla karşılaşmamak için demir takviyesi almadan önce mutlaka doktorunuza başvurmanız gerekir. Demir zehirlenmesi, demirin vücuttan aktif şekilde atılamadığı durumlarda gerçekleşir ve karaciğere hatta kalbe ciddi zararlar verebilir. Bu sebeple yukarıda saydıklarımdan bir ya da birkaçı çocuğunuzda görülüyor diye demir takviyesi vermeye kalkmayın. Yapmanız gereken ilk şey, bir uzmana başvurmak ve talimatlarına uymaktır. Demir mineralini (çoğunlukla), tükettiğimiz gıdalardan alırız. Gıdalardan gelen demir heme ve heme olmayan demir olmak üzere ikiye ayrılır. Heme, hayvansal gıdalardan elde ettiğimiz demirdir. Heme olmayan demir ise bitkisel besin kaynaklıdır. Süt ve süt ürünlerinde bulunan demirdir: mercimek gibi baklagiller, zenginleştirilmiş ya da tam tahıllar, tam tahıllı gevrekler, kabuklu yemişler, çekirdekler ve patates bu gruba girer. Heme olmayan demir en iyi, C vitamini zengini yiyeceklerle beraber tüketildiğinde emilir. Yiyeceklerden yeterli demiri elde etmenin bir diğer yolu da pişirme kaplarına dikkat etmenizden geçer. Yapılan araştırmalar, eski tip dökme tencere ya da tavalarda pişirdiğiniz gıdalardan diğer kaplarda pişenlere oranla daha fazla demir alabileceğinizi gösteriyor.

NE, NASIL TÜKETİLMELİ?
Tükettiğiniz gıdalardan maksimum demir almak için onları tüketmeniz kadar nasıl ve neyle tükettiğiniz de önemlidir.

  • Yoğurt ve sebze birlikte tüketildiğinde, yanında C vitamini içeren gıdalar veya domates tüketmek emilimi artırır.
  • Ispanak hakkında yanılıyorsunuz. Ispanakta demir minerali vardır ancak aynı zamanda okzalat içerir ki yapılan araştırmalar, okzalatın demir emilimini engellediğini gösteriyor.
  • Bebeğiniz altıncı ayını bitirdiğinde, onu emzirmeye devam etmekte ısrar etmenizin sandığınızın aksine ona zararı vardır. Anne sütünde olmayan nadir minerallerden biri de demirdir ve gıdalar sayesinde alınabilir. Vakti geldiğinde bebeğinizi demirden zengin gıdalarla beslemeniz gerekir. Özellikle hazırladığınız çorbalara, inek ve koyun eti ilave etmeniz gerekir. Yeşil mercimek de demirden zengindir ve bebeğinizin çorbalarına ilave edebileceğiniz bir alternatiftir.
  • Demir minerali en çok; kuru kayısı ve kuru üzüm gibi kurutulmuş meyveler, kırmızı et ve karaciğer, pekmez, tahıllar, yumurta, lahana, fasulye, pancar, patates, fındık, badem, şeftali, armut, hurma, kabak ve balıkta bulunmaktadır.

Devamını Oku
Yorum Yaz

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Beslenme

Saçlarımızdan Kemiklerimize Yarar Sağlayan Besin : İncir

Yayınlanma:

,

Sonbahar meyvesi olan incirin faydaları saymakla bitmiyor. Doğal tatlandırıcı olan incir, kalp-damar hastalıklarından ve meme kanserinden korumasının yanı sıra cilde de iyi geliyor

DOĞAL TATLANDIRICI
İncir, dut ailesinin (Moraceae) bir parçası olan ficus ağacının meyvesidir.
İncirlerin, benzersiz tatlı bir tadı ve yumuşak bir dokusu vardır. Hafifçe gevrek olmakla birlikte, içi yenilebilir tohumlarla doludur. Taze incir hassas ve bozulmaya elverişlidir. Bu nedenle genellikle korunması için kurutulur. Böylelikle yıl boyunca tadını çıkarabileceğiniz tatlı ve besleyici kuru meyve haline gelir.
Çok çeşitli renkte ve dokuda incir vardır. İncirlerin üst kısmında meyvelerin gelişmesine yardımcı olan, ostiol adı verilen küçük tomurcuk benzeri bir açıklık bulunur. Doğal bir tatlılığı bulunan incirin, rafine şekerlerin ortaya çıkışından çok daha önce tatlandırıcı olarak kullanıldığı belirtilir.

VİTAMİNLERDEN ZENGİNDİR
Dünyanın en eski ağaçlarından biri olan incir ağacının tam olarak ne zaman ortaya çıktığı bilinmiyor.
İncir, Ortadoğu ve Akdeniz’in en önemli ihraç meyvesi olarak yıllarca ticaret malları içerisinde tüm dünyaya sunulmuştur. İncirlerin mineral ve çözünür lif açısından zengin oluşu pek çok ülke tarafından tercih edilme nedenleri arasındadır. İncirler; potasyum, kalsiyum, magnezyum, demir ve bakır gibi mineraller açısından da zengin olup; antioksidan vitaminler olan A, E ve K vitamini barındırmaktadır.

DÜŞÜK KAN BASINCINA KARŞI
İncirler iyi bir potasyum kaynağıdır.
Potasyum, kan basıncını kontrol etmeye yardımcı olan bir mineral olarak bilinir.
Birçok kişi yeteri kadar meyve ve sebze tüketmez; bu duruma tuz tüketimi de eklendiğinde sodyumdan zengin beslenmiş olur. Ancak sodyum fazlalığı vücutta potasyum eksikliğine neden olabilir.
Düşük miktarda potasyumdan zengin gıdalar, özellikle yüksek sodyum alımı ile birleştiğinde ise hipertansiyona neden olabilir.
Hipertansiyonun durdurulması için Diyet Yaklaşımları (DASH) çalışmasında bir grup, atıştırmalıklar ve tatlılar yerine sebze, meyve ve az yağlı süt ürünleri tüketmiştir. Grubun bir süre boyunca bu diyeti uygulaması sonucunda; vücudun potasyum, magnezyum ve kalsiyum açısından zengin beslendiği ortaya çıkmıştır.
Bu araştırma, incirin kan basıncı üzerindeki olumlu etkilerinin de bulunduğu yönündeki savları kuvvetlendirmiştir.

DİYETE İNCİR EKLEYİN
İncirler diyet lifi için iyi bir kaynaktır.
Elyaf ve lif bakımından zengin gıdalar, kilo kontrolü üzerinde pozitif bir etkiye sahip olabilir. Bir çalışmada, lif takviyeleri ile lif alımını artıran kadınlar, enerji alımını önemli ölçüde azaltmıştır; ancak açlık ve doyma puanları değişmemiştir.
Dolayısıyla incirlerin diyet programlarında olumlu bir etkisi olduğu söylenebilir. Kilo vermek için günde en az üç adet incir tüketimi faydalı olur.

DİYABETE KARŞI İNCİR YAPRAĞI
Muhtemelen incir ağacının yapraklarının yenilebilir olduğunu düşünmüyorsunuzdur.
Ancak bazı kültürlerde incir yaprakları mönünün ortak bir parçasıdır. Araştırmalar incir yapraklarının antidiyabetik özelliklere sahip olduğunu göstermiştir. Bir çalışmada, incir yapraklarından yapılmış bir sıvı özün, insülin düşürücü etki üretmesi dolayısıyla, insülin bağımlısı diyabetik hastaların mönülerine eklenmiştir.

KEMİK GELİŞİMİNDE ETKİLİ
İncirde bol miktarda kalsiyum bulunur. Kalsiyum, kemik gelişimi ve güçlenmesi açısından son derece önemli bir rol oynar. Vücudumuzun ihtiyaç duyduğu kalsiyum oranı; yaşa, cinsiyete ve duruma göre değişiklik gösterir. Özellikle hamilelik, emzirme ve ergenlik dönemlerinde normalden daha fazla kalsiyuma ihtiyaç duyarız. Günlük kalsiyum ihtiyacı, ergen ve yetişkinlerde 1000-1500 mg., hamilelik ve emzirme dönemindeki kadınlarda en az 1500 mg. olarak belirtilebilir.

UZUN VE GÜR SAÇLAR İÇİN HAFTADA EN AZ İKİ KEZ TÜKETİN
vitamini bakımından zengin meyveler, saç dökülmesi sorunlarıyla mücadele eder ve saçlarının sağlıklı kalmasını sağlarlar. İncir; saç büyümesini teşvik eden magnezyum, C ve E vitamini gibi saçlara uygun besin maddeleri içerir. Bu meyvenin içinde bulunan besinler saç büyümesini hızlandırmak için vücuttaki kan dolaşımını harekete geçirir. İncir ayrıca, saçlarımızı ve kafa derimizi oluşturan kollajen oluşumuna katkıda bulunan yüksek miktarda kalsiyum içerir. İncir, saç bakım endüstrisinde de oldukça popülerdir. Çünkü özleri saç kremi oluşturmak için kullanılır. İncirlerin ekstraktları kafa derisine nem sağlar ve saç dökülmesinin durdurulmasına yardımcı olur. Saçları ağırlaştırmadan nemlendirir. İncir yağı dalgalı, kaba ve kıvırcık saçlar için idealdir. Saçları parlak kılmak için rehidrate eder. Saç maskesine 10 damla incir yağı ekleyin ve saçınıza uygulayın. Bir saat bekletin ve sonra her zamanki gibi şampuanlayın. Veya ipeksi, pürüzsüz saçlar elde etmek için incir yağını saç kremlerinize karıştırabilirsiniz. Şampuandan sonra saçlarınızı iyice durulayın. İnciri haftada en az iki kez tüketerek de saç sağlığınıza katkı sağlayabilirsiniz.

MEME KANSERİN E KARŞI KORUYUCU
Me nopoz döneminde olan kadınlar üzerinde yapılan bir araştırmanın sonucuna göre, lif açısından zengin meyve tüketen kadınlarda meme kanseri riskinin yüzde 34’lük bir oranda azalma olduğu tespit edilmiştir. Buna ek olarak, en fazla tahıl lifi tüketen kadınların, en az tüketenlere kıyasla göğüs kanseri riskinde yüzde 50’lik bir düşüşe sahip olduğu belirtilmiştir. Elyaf açısından en zengin olan meyveler arasında elma, incir, armut ve erik bulunur.

CİLDİNİZE İNCİRLİ CİLT MASKESİ DENEYİN
İncir sadece leziz ve sağlıklı bir meyve değildir, aynı zamanda cilt bakımınız için harika bir doğal bileşendir. Her zaman genç ve güzel kalmanıza yardımcı olur. İncir macununun yüze uygulanması, önemli besleyicilerin cildin dermal katmanlarına nakledilmesini sağlar. Bir çorba kaşığı yoğurt ve iki incir içini bir kâsede iyice karıştırın. Bunu yüzünüze uygulayın ve cildinize birkaç dakika boyunca masaj yapın. 15 dakika bekletin ve daha sonra ılık suyla yıkayın. Cildinizin yenilendiğini fark edeceksiniz. Maskeyi haftada bir uygulayın.

KALP, BEYİN VE DAMARLARA ETKİLİ
Hayvanlar üzerinde yapılan çalışmalarda, incir yapraklarının trigliserid düzeylerini düşürdüğü gözlenmiş; ayrıca belirli kanser hücrelerinin büyümesini önlediği tespit edilmiştir. New Jersey’deki Rutgers Üniversitesi’nin araştırmalarına göre; kuru incir omega-3, omega-6 yağ asitleri ve fitosterol (bitkilerde bulunan yağımsı madde) içeriği ile kolesterolü düşürücü etkiye sahiptir. Omega-3 ve omega-6 yağ asitlerinin kalp, damar ve beyin sağlığı üzerinde pek çok olumlu faydası bulunduğu bilinir. Fitosterol ise, kolesterolün yolunu tıkayarak kana karışmadan vücuttan atılmasını sağlar.

Devamını Oku...

Beslenme

Makarna Yiyerek Sağlıklı Kilo Alın

Yayınlanma:

,

100 gram salatada sadece 25 kilokalori, 100 gram makarnada ise 380 kilokalori bulunur. Sağlıklı şekilde kilo almak istiyorsanız; karbonhidrat, süt ürünleri ve meyveden zengin beslenin

Kilo vermek kadar kilo alımı da en çok tartışılan konulardan biridir. Egzersiz, sağlıklı uyku, düzenli beslenme; kilo vermenin başta gelen unsurları içerisinde yer alır. Ancak tüm bu maddeler sadece kilo verme değil, alma konusunda da adeta bir rehber niteliği taşır. Örneğin çok yemek yemeniz kilo alacağınız anlamına gelmeyebilir. Akabinde birkaç adımı daha uygulamanız, düzenli bir rutin haline getirmeniz gerekir.
Kilo değişiklikleri, metabolizma hızıyla yakından ilişkilidir. Gün içerisinde aktif kaldığınız zamanlarda vücut metabolizmanız kalori yakar. Metabolizma hızı ise yaş, cinsiyet, uyku, adet dönemi ve gebelik, endokrin bezleri ve kas kütlesine göre kişiden kişiye değişir. Örneğin, erkeklerin metabolizma hızı kadınlardan daha fazladır. Tüm bu etkenler, kilo alma ve verme sürecinizde etkin rol oynar.

AÇ OLDUĞUMUZU NASIL ANLARIZ?
Vücudunuzun hayati faaliyetleri gerçekleştirmesi için, bir çeşit yakıta ihtiyacı bulunur. Hayati faaliyetler sürekli olarak işlem gerçekleştirdiğinden, vücudunuz belirli aralıklarla enerjiye yani yakıta ihtiyaç duyar ve açlık hissine kapılırsınız. Bu his, yiyecek tüketimiyle birlikte yerini rahatlama ve doygunluk hissine bırakır. Sindirim sisteminizde besinlerin bulunuyor olması, açlık hissini nötralize eder; bu da fiziksel ve duygusal olarak sakinleşmenize yardımcı olur. Vücudunuz herhangi bir gıdayı metabolize ettiğinde, hayatta kalmak ve ihtiyaç duyduğu işlevleri yerine getirmek için onu kullandığında, yine açlık hissi ortaya çıkar. Bu döngü, hayati faaliyetler aktif olduğu sürece devam eder. Açlık ve iştah olgusu birbiriyle karıştırılmamalıdır. Açlık, bireyin fizyolojik durumu ile ilgiliyken; iştah, tamamen psikolojik bir olgudur. Birbirine karıştırılmaması gereken diğer bir konu ise tokluk ve doygunluk hissidir. Doygunluk, gıda alımı ile birlikte sonlanırken; tokluk hissi, bir sonraki açlığa kadar geçen süreyi ifade eder.

DOYGUNLUĞA ULAŞMAK
Midemizin açlık döngüsü kısaca, ghrelin adı verilen bir hormondan başlar. Vücudumuz midemizdeki yiyecekleri yaktığında kan şekeri ve insülin seviyelerimiz düşmeye başlarken; ghrelin, beyindeki hipotalamus ile iletişim kurar. Hipotalamus en kısa tanımıyla beyindeki ana kumandadır. Beyin boşluğumuzun derin orta bölümünde bulunan hipotalamus, susuzluk, uyku ve cinsel dürtüler gibi temel vücut fonksiyonlarımızın da düzenlenmesinde etkin rol oynar. Grelin tarafından ‘Bir şeyler yemelisin’ mesajını alan hipotalamus bizi uyarır. Yani her ne kadar mideniz guruldasa da, açlık hissi beyinden gelir.
Grelin aynı zamanda büyüme hormonunun salgılanmasında etkin rol oynar. Grelin hormonu arttığında yeme ihtiyacınız artar. Dolayısıyla kilo alımı ve vücudun gelişmesi grelin hormonu ile yakından ilişkilidir. Mideniz her yarım saatte bir grelin hormonu salgılayarak beyninize çeşitli mesajlar gönderir. ‘Canım sürekli bir şeyler istiyor, ne yesek, ne içsek?’ gibi soruların nedeni genellikle bu mesajlardır. Bir diyet programına başladığınızda bu mesajlar daha hızlı gelmeye başlar. Sürekli olarak yeme hissine kapılmanızın ya da yiyecek düşünmenizin sebebi budur. Vücudunuz bir süre sonra bu mesajlara karşı koyamaz ve irade gücünü kaybeder. Diyet programları bu nedenle başarısızlıkla sonuçlanabilmektedir.

SAĞLIKLI KİLO ALIMI İÇİN
Daha sık yiyin: Vücudunuzun yaktığı orandan daha fazla kalori tüketin. Kilonuz, metabolizma ve aktivite düzeylerinizle yakından ilişkilidir. Ancak, kilo almıyorsanız, yeterince yemek yemiyorsunuzdur. Kilo almak için kaç kalori gerektiğini öğrenin. Daha sonra sürekli olarak daha fazla kalori tüketin. Günde en az üç ana öğün, üç ara öğün ya da atıştırmalık tüketin.

Besin açısından zengin gıdaları seçin: Sağlıklı kilo alma programınıza tahıl ekmeği, makarna ve baklagilleri ekleyin. Bunun yanı sıra proteinden zengin beslenin. Kas oluşumu ve kas iyileşmesi için vücut ağırlığınızın başına 1 gram protein yiyin. Örneğin 55 kilodaysanız, günde 55 gramlık protein tüketmeniz gerekir. Kilo alma konusunda en iyi protein kaynakları şunlardır:
 Biftek, yer fıstığı
 Tavuk göğsü
 Ton balığı, somon, uskumru, sardalya
 Yoğurt, süzme peynir, süt
 Bütün yumurta

Karbonhidrattan zengin beslenin: Sebzeler sağlıklıdır ama çok fazla kalori içermez. Örneğin 100 gram salatada sadece 25 kcal, 100 gram makarnada 380 kcal bulunur. Salatayı tek başına tüketmek yerine içerisine ton balığı, peynir vb. ekleyebilirsiniz. Her porsiyonda daha fazla kalori içeren gıdaları tüketirseniz ağırlık kazanmanız daha kolay olur. Kilo almak için en iyi gıdalar karbonhidratlar ve yağlardır. Ancak yağ tüketiminde sağlıklı yağları tercih etmeniz gerekir. Sağlıksız yağlar; obezite, kalp, şeker gibi hastalıkları beraberinde getirebilir. Karbonhidrat ve yağ bakımından zengin gıdalar şunlardır:

Kuruyemişler: Ceviz, badem, fıstık ezmesi, fındık

Kurutulmuş meyveler: Kuru üzüm, hurma, kuru erik, kayısı

Süt: Tam yağlı süt, tam yağlı yoğurt, süzme peynir

Tahıllar: Makarna, pirinç, yulaf, ekmek, sandviç

Patates: Tatlı patates, fıstık

Yağlar: Zeytinyağı, Hindistancevizi, avokado

Et: Tavuk, sığır eti, yağlı balık

Ayrıca bunlara da dikkat edin:
 Yemeklerden önce su içmeyin. Bu, midenizi doldurabilir ve yeterli kaloriyi elde etmeyi zorlaştırabilir.
 Süt için. Susuzluğunuzu gidermek için süt içmek, daha kaliteli protein ve kalori elde etmenin basit bir yoludur.
 Daha büyük tabaklar kullanın. Kilo almaya çalışıyorsanız kesinlikle daha büyük tabak kullanın, çünkü daha küçük tabak otomatik olarak daha az yemek yenmesine neden oluyor.
 Kaliteli bir uyku çekin. Kas büyümesi için düzgün bir uyku çok önemlidir.
 Sigara içmeyin. Sigara içenler sigara içmeyenlerden daha hafiftir ve sigarayı bırakmak kilo almanıza yardımcı olur.
 Bol bol meyve tüketin. Meyveler şeker içerdiğinden, kilo alma sürecinde size katkı sağlayabilir. Meyve tüketiminde muz gibi çok fazla çiğneme gerektirmeyen meyveler tüketmeyi tercih edebilirsiniz.
 Yemekten hemen sonra aktivite yapmayın. Yapılan araştırmalara göre, yemek sonrası yapılan egzersizler alınan kalorileri yaktığından kilo alımının önüne geçiyor.
 Abur cubur tüketmeyin. Kilo alımında en önemli husus sağlıklı bir kilo alımı sağlamaktır. Abur cuburlar kilo aldırabilir ancak son derece sağlıksızdır.
 Kahvaltıyı atlamayın. Güne iyi ve doyurucu bir kahvaltı ile başlamanız kilo almanız açısından çok önemlidir.

AĞIRLIK KALDIRIN
Ağırlık kaldırma, kas kütlesi oluşturmak için vücudunuzu tetikler. Vücudunuz, kaslarınızı kurtarmak ve yenilerini oluşturmak için yediğiniz yiyecekleri kullanır. Ağırlık kaldırma ayrıca iştahınızı artırır, bu da daha fazla yemenizi sağlar. Ağırlık kaldırmazsanız veya kaldırma işlemini doğru yapmazsanız, yediğiniz aşırı besinlerin tamamı yağa depolanır. Yaktıklarından daha fazla kalori tüketen insanlarda genellikle böyle olur. Vücutları ekstra enerjiyi, yağ olarak göbeklerinde saklar. Bu nedenle ağırlık çalışmanız gerekir. Ayrıca düzenli egzersiz yapımı kilo alma konusunda size yardımcı olur. Egzersiz, iştahınızın açılmasını sağlar.

Devamını Oku...

Beslenme

10 Mucize Besin ile Ömrünüzü Uzatın

Yayınlanma:

,

Sağlıklı beslenme, bağışıklık sisteminizi güçlendirir ve size enerji verir. Sizi hastalıklardan koruyacak mucizevi besinleri sofranızdan eksik etmeyin

Sağlıklı bir yaşamın en temel gerekliliklerinden birisinin egzersiz olduğundan ve özellikle kalp sağlığınız için harekete geçmeniz gerektiğinden daha önceki yazılarımda bahsetmiştim. Egzersize başlamanın belki de en zor yanı, harekete geçmektir. Birçoğumuz, ‘Yoğun çalışma temposunda hiç zamanım yok’ bahanesine sığınırız. Araştırmalar, düzenli egzersiz yapmamanın en büyük nedeninin yorgunluk ve dehidrasyon olduğunu gösteriyor. Spor yapan kişilerin, normal kişilere oranla daha fazla enerjiye ihtiyacı olduğu için beslenmelerine dikkat etmeleri gerekir. Düzenli beslenme, bağışıklık sistemini güçlendirerek enerji seviyenizi yüksek tutar. İşte size enerji verecek ve egzersize alışmanıza yardımcı olacak 10 mucizevi besin…

SOĞAN VE SARIMSAK
Soğan ve sarımsak için ilaç deposu demek mümkün. Özellikle kırmızı soğan; koroner arter hastalığının inflamatuar etkilerini azaltan antioksidanlar olan polifenoller bakımından zengin olduğundan, kalp hastalığı riskinizi azaltır. Soğan ve sarımsakta bulunan kuersetin bileşeni, alerjiyle savaşmaya yardım eden bir başka gizli silahtır. Özellikle sarımsağın doğal bir antibiyotik oluşu, vücut direncini artırıp saman nezlesine karşı savunma sağlar. Sarımsakta bulunan yüksek seviyedeki allisinin, kan basıncını önemli ölçüde düşürdüğü gösterilmiştir. Yine bazı çalışmalara göre sarımsak; kanser hücrelerini önler, kan dolaşımındaki lipidler ile kötü kolesterol düzeylerini ve kalp hastalığı riskinizi düşürür.

PEYNİR
Yapılan raştırmalara göre, eski kaşar peyniri (ve benzer yapıdaki peynirler) K2 vitamini açısından çok zengin. K2 vitamininin ispatlanan en belirgin özelliği ise kanser hücrelerinin bölünüp çoğalmasına olan yavaşlatıcı etkisidir. Elbette fazlasından zarar gelmez ama her gün iki ince dilim eski kaşar peyniri yemeniz, kansere karşı mücadelede en iyi yardımcılarınızdan biri olacaktır.

BEZELYE
Yapılan araştırmalar; bezelyenin, potasyum yününden oldukça zengin olduğunu ve içerdiği potasyum sayesinde kalp sağlığını korumada önemli rol oynadığını gösterdi. Türk mutfağında sıklıkla tercih edilen bezelyenin, metabolizmayı hızlandırıcı etkisi de son yıllarda ortaya çıkan faydalı gerçekler arasında yer alıyor.

KARNABAHAR
Amerikan Kanser Derneği’nin yaptığı araştırmada; karnabaharın kalın bağırsak ve mesane kanseriyle mücadelede son derece etkili olduğu belirtilmiştir. Geleneksel karnabahar pişirme yöntemimize bakıldığında, sebzenin yapraklarını kullanmadığımız görülüyor. Oysa kanserle mücadelede ihtiyacımız olan alfa-tokoferol (E vitamini), caffeic asit, kaempfreol, phytic asit ve rutin adlı maddelerin; karnabaharın yeşil yapraklarında daha yoğun bulunduğu araştırmacılar tarafından gösterildi.

NOHUT
Vitamin ve mineral zengini olan nohut, en çok folik asit ve B vitamini barındırıyor. Kalp sağlığı ve sinir sistemi üzerindeki önleyici ve tedavi edici etkileri ortaya çıkan nohudun bazı kanser türleri için de son derece faydalı olduğu tespit edildi. Bilim adamları, nohutun metabolizmayı hızlandırarak zayıflamaya yardımcı olduğunu da tespit etti.

MERCİMEK
Yapılan araştırmalar, mercimeğin protein yönünden en zengin bakliyat olduğunu söylüyor. (Yarım bardak mercimekte 9 gram protein bulunur.) Mercimek, magnezyum ve folik asit yönünden de oldukça zengindir. Kalp sağlığından kemik sağlığına kadar tüm vücuda sayısız faydası tespit edilen mercimeğin kas ağrı ve kramplarına iyi geldiği de söyleniyor. Yüksek protein içeren tüm gıdalar gibi mercimek de uzun süre tokluk hissi verdiğinden zayıflamanıza yardımcı olur.

ELMA
Liften zengin beslenmek, sindirim siteminizin sağlığı için altın değerindedir. Normal beslenen bir kişi, günde ortalama 15 gram lif tüketebiliyor. Oysa uzmanlar, günlük lif tüketimimizin 30 gram olması gerektiğini söylüyor. Aradaki bu farkı kapatmak için lif zengini gıdaları tercih etmek gerekiyor. Bunun için ihtiyaç duyduğumuz besinlerin başında da elma geliyor. Lif, ayrıca dışkıda su tutulmasını sağlayarak kabızlık problemini ortadan kaldırır. Elma hem lif açısından oldukça zengindir, hem de ağız ve diş sağlığını koruyucu etkisi bulunur.

BADEM
Gün geçmiyor ki bademin insan sağlığına olan sayısız faydasına bir yenisi eklenmesin. Yapılan araştırmalar, bademin; kalp dostu yağlar ile protein ve lif zengini olduğunu gösteriyor. İçeriğindeki yoğun lif, bademi bağırsak dostu gıdalar listesinde üst sıraya taşıyan sebeplerin başında geliyor. Ancak bağırsakları harekete geçiren asıl şey, bademde yüksek oranda bulunan magnezyumdur. Magnezyum, mide asidini dengeler ve dışkının bağırsaktaki hareketini kolaylaştırır.

FASULYE VE ÇEŞİTLERİ
Fasulye , Türk mutfağında sıklıkla kullanılan ve her çeşidi pişirilen bir bakliyat türüdür. Çorbalarda, ana yemeklerde, hatta salatalarda bile kullanılır. Renkleri ile birbirinden ayrılan çeşitleri olan fasulye, bilimsel araştırmalara da konu olmaya başladı. Sadece yarım bardak siyah fasulye tüketmek, günlük demir ihtiyacınızın yüzde 15’ini karşılamaya yeter. Yapılan araştırmalara göre, genellikle salatalarda kullandığımız kırmızı fasulye tam bir antioksidan kaynağı. Antioksidan içeren sebze ve meyveler genelde kırmızı renktedirler ve kırmızının tonu koyulaştıkça içerdiği antioksidan miktarı da artar. Ana yemek olarak kullandığımız beyaz fasulyenin glisemik indeksinin düşük olduğu da tespit edildi. Metabolizmayı hızlandırma etkisi incelendiğinde, tüm fasulye çeşitlerinin metabolizmayı hızlandırıcı etkisi olduğu tespit edildi. Zayıflamak istiyorsanız, fasulyeden yapılan tarifleri araştırmaya başlayabilirsiniz.

YOĞURT
Sağlıklı bir sindirim sistemi için yağlı yiyeceklerden kesinlikle uzak durmalısınız. Fazla yağ, sindirimi zorlaştırır ve yavaşlatır. Margarin ve benzer katı yağlardan uzaklaşarak zeytinyağını tercih etmeniz, yapmanız gerekenler arasında yer alıyor. Probiyotikler, insan bağırsağında doğal olarak bulunan faydalı mikroorganizmalardır. Faydalı bakteri olarak da tanımlayabileceğimiz probiyotikler; kötü beslenme, antibiyotik kullanımı ve zararlı bakterilerin etkilerine karşı vücudu korumakla görevlidir. Bağırsaklarda bulunan faydalı diğer bakterileri de kontrol eden probiyotikler, günlük diyetinize mutlaka eklemeniz gereken bir kaynaktır. Peki en doğru probiyotik kaynağı nedir? Tabii ki yoğurt…

Devamını Oku...

Öne Çıkanlar

www.dryerebakan.com Sadece bilgilendirme ve tıbbi tavsiye amaçlıdır, teşhis veya tedavi için bir alternatifi değildir. Doktorunuz yerine geçmeyi yada Doktorunuzun size uyguladığı tedavi yerine geçmeyi hedeflememektedir. Web sitesi içeriğinden dolaşan tüm kullanıcılar, Kullanım Koşulları ve Gizlilik Kurallarını otomatik olarak kabul etmiş sayılır.

İletişim: info@dryerebakan.com

Copyright © 2017 DrYerebakan.com.