Connect with us

Beslenme

Yiyerek Zayıflamak Mümkün!

Tarih:

on

Yiyerek Zayıflamak Mümkün!

Başlığı yanlış okumadınız! Evet, yiyerek zayıflamak mümkün. Ancak burada önemli olan ne yediğiniz… Şekersiz Türk kahvesi içerek zararlı toksinleri vücudunuzdan atabilir, salatanıza iki kaşık sirke koyarak yağ yakan genlerinizi harekete geçirebilirsiniz

Obezitenin hızla artmaya başlaması, Amerikalı bilim adamlarını önleyici tedbirler aramaya itiyor. Bu sebeple obezite ile mücadelede her gün yeni bir bilgiye ulaşılıyor. Bunların bir kısmı beslenme alışkanlıklarını şekillendirmeyi amaçlarken, bir kısmı da yaşam tarzını etkileyecek ufak ipuçları içeriyor. Başlığı doğru okudunuz evet, yiyerek zayıflamak mümkün. Ancak burada önemli olan ne yediğiniz! Bir sonraki market alışverişiniz için hazırladığınız listeyi tekrar gözden geçirmenin vakti geldi. Bu yazıyı okuyup bitirdiğinizde, listenizin yeniden şekilleneceğine eminim.

İki yemek kaşığı Çam Fıstığı

Türk mutfağı, dünya mutfakları arasında en zengin alternatife sahip mutfaklardan biri. Çam fıstığı da, yeme alışkanlıklarımız arasında sevdiğimiz tatlar arasında yer alıyor. Çam fıstığı, doymamış yağ açısından son derece zengindir. Yapılan araştırmalar, çam fıstığı tüketilmesinin kalori yakımını artırdığını da gösterdi. Haftada üç kez iki yemek kaşığı tüketmeniz, gereken faydayı sağlamanız için yeterli. Taze yeşilliklerden hazırladığınız salatanızın üzerine serperek de tüketebilirsiniz.

Balzamik Sirke

Son yıllarda yapılan araştırmalar sirkenin faydalarını saymakla bitiremiyor. Öyle ki bakteri öldürücü etkisi sebebiyle sirke, ev temizliğinde dahi kullanılmaya başlandı. Balzamik sirke, yağ yakan genleri harekete geçirdiği bilinen asetik asitten oldukça zengindir. Bu sebeple kilo vermenize yardımcı olur. Her öğününüzde mutlaka sirke olsun. Salatalarınızı yüksek kalorili soslar yerine iki kaşık sirke ile tatlandırmanız, beklenen faydayı sağlaması açısından yeterlidir.

Şekersiz Türk Kahvesi için

Yapılan araştırmalar, Türk kahvesinin iştahı kestiğini gösterdi. Günde bir fincan Türk kahvesini yanında bol su ile içerseniz, kahvenin idrar söktürücü etkisini de tetiklemiş olursunuz. Böylece vücudunuzdan zararlı toksinlerin atılması da kolaylaşır. Türk kahvesi hakkında yapılan araştırmalar, metabolizmayı hızlandırmanın yanında selülitler üzerinde de etkili olduğunu gösterdi. Türk kahvesinden faydalanmak istiyorsanız, kahvenizi mutlaka şekersiz içmelisiniz.

Lifli Gıdalarla Beslenin

Lif, içeriği yüksek olan gıdalarla beslendiğinizde hem daha uzun süre tok kalırsınız, hem de sindirim sisteminiz çok daha hızlı ve verimli çalışır. Mercimek, fasulye, nohut, böğürtlen, elma, muz ve yulaf kepeği; yüksek lif içeren gıdalar arasında yer alır.

Kapsaisini acı biberden alın

Kapsaisin, içerisinde yer aldığı gıdalara acı tadı veren maddedir. Yapılan araştırmalar bu maddenin, metabolizmayı adeta ateşlediğini gösterdi. En zengin kapsaisin içeriği acı biberde bulunur. Yediğiniz biber ne kadar acı ise, kapsaisin oranı o kadar yüksektir.

Bol Giyinmeyin

Bol giysiler giymek, fazla kilolarınızı saklamak için başvurduğunuz yöntemlerden biri değil mi? Bol kıyafetlerin içinde kilolarınız daha az belli olur ancak ilave aldığınız yeni kilolar da bu giysilerin içinde kaybolurlar. Böylece kilo aldığınızı vaktinden çok sonra fark edersiniz ve onlardan kurtulmanız zorlaşır. Oysa herkes için en doğrusu, birkaç kilo alsanız dahi sizi sıkmaya başlayan giysiler giymektir. Böylece içinde eskisi kadar rahat edemez ve daha az yersiniz. Son yıllarda esnekliği yüksek kumaşlardan üretilen dar giysiler giyiliyor. Siz kilo aldıkça sizinle beraber genişleyen bu giysiler de kilo aldığınızı geç fark etmenize sebep olurlar. Kıyafetleriniz daima tam bedeninizde olmalı. Bel kısmı lastikli değil düğme ya da fermuarlı giysileri tercih etmelisiniz.

Çok çiğneyerek yılda 10 kilo verebilirsiniz

Sindirim sistemi, kilo vermede olduğu kadar sağlıklı kalmada da son derece kritik öneme sahiptir. Sindirim sistemi denince akla ilk bağırsaklar gelir ancak sindirim sisteminin ilk basamağı, ağızdır. Yediğiniz gıdalar henüz yutmadan sindirilmeye başlar. Lokmanızı uzun süre çiğnemek, hem sistemin geri kalanının işini hızlandırır, hem de sinyal iletimine fırsat verir. Ağzınızdaki lokmayı en az 20 kez çiğnemeden yutmayın! Yapılan araştırmalar, yavaş ve çok çiğneyerek yemek yendiğinde yılda yaklaşık 10 kilo zayıflanabileceğini gösterdi. Ayrıca çiğneme hareketi de kalori yakmanıza yardımcı olarak ikinci bir fayda da sağlar. Son yıllarda, büyük yemek tabakları kullanmak tabiri caizse moda oldu. Oysa bu son derece tehlikeli bir durum. Tabağınız ne kadar küçükse, o kadar az miktarda yemek alabilir ve o ölçüde de az yersiniz.

Tartılmak yerine mezura kullanın

İnsan bedeni kusursuz bir düzende yaratılmıştır ve beyin ile vücudun kalan kısımları arasındaki sinyal transferi sayesinde çalışır. Açlık ve tokluk hissi de böyledir. Mideniz dolduğunda, gerekli sinyalleri beyninize ulaştırır ve nihayet doymuş hissedersiniz. Oysa aralıksız yemek yiyecek olursanız, doyduğunuzu hissedecek fırsatınız olmaz. Yapılan araştırmalar, yemek arasında yaklaşık 30 saniye durarak yemeğe ara vermenin, tok hissetmeyi hızlandırdığını gösterdi. Fazla kilolarından şikayeti olup zayıflamayı isteyen kişiler, sürekli tartılarak ilerlemelerini takip ederler. Oysa devamlı tartılmaktansa bir mezura ile vücudunuzu ölçmek çok daha etkili ve tetikleyicidir. Bel çevrenizi düzenli aralıklarla ölçün. Kadınlarda 82.5, erkeklerde 90 cm altı bel ölçüsü ideal sayılabilir.

Belli aralıklarla fotoğrafınızı çekin

Eğer kilo vermeye karar verdiyseniz ve bu amaç için çabalıyorsanız, yaşadığınız olumlu ilerlemeyi görmeyi en çok siz hak ediyorsunuz demektir. Her hafta farklı açılardan resminizi çekin ve arşivleyin. Hatta bir süre aynı kıyafetle fotoğraf çektirirseniz değişimin derecesini daha kolay görürsünüz. Kilo vermek gibi son derece sıkıntılı bir süreçte devamlı ve artan motivasyon sağlamak, başarı için çok önemlidir. Asla kambur durmayın! Vücudunuz daima dik pozisyonda olmalı. Bunun için belli ölçüde efor sarf etmeniz gerekir. İşte bu efor, siz farkında olmadan kalori yakmanızı sağlar. Ayrıca dik pozisyonda durmak için karın kaslarınız da çalışmış olur. Böylece çok daha şekilli bir karnınız olabilir.

Zayıflamak isteyenlere tavsiyelerin bulunduğu bir başka yazımız için buraya tıklayınız.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Beslenme

Hayatın Ritmi 88. Bölüm – Covid-19 Savunma Planı – Egzersiz Reçetesi – Kemik Erimesi

Tarih:

on

← ÖNCEKİ BÖLÜM                                                                       SONRAKİ BÖLÜM →

Covid-19 savunma planında bu bölümde sıra egzersiz reçetesinde. Bu egzersizleri evde kolaylıkla yapabilirsiniz. Ayrıca kemik erimesi hakkında merak ettiklerinizi de bu bölümde bulacaksınız.

Covid-19 savunma planının 3. günü…

Vücudumuzu koruyacak, evde yapabileceğimiz egzersizler neler? Hangi egzersiz akciğerlerimize faydalı? Dr. Halit Yerebakan Covid-19 savunma planına uygun basit ve sağlıklı hareketleri gösteriyor.  

Herkesi ilgilendiren teşhisi zor hastalık, kemik erimesi… İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Yaşar Küçükardalı, kemik erimesinin neden olabileceği hastalıkları açıklıyor.

Menopoz ve kemik erimesi arasındaki bağlantı ne? İç Hastalıkları ve Endokrinoloji Uzmanı Prof. Dr. Hasan Aydın kemik erimesinin bilinmeyenlerini anlatıyor. 

Uzman Diyetisyen Yekbu Köseoğlu‘ndan K vitamini zengini vitaminler listesi… 

Fizyoterapi Uzmanı Canan Akar, kemik yoğunluğunu arttıran evde yapılabilecek basit egzersizleri gösteriyor.

Hepsi ve daha fazlası ‘Dr. Halit Yerebakan ile Hayatın Ritmi’nde…

Dr. Halit Yerebakan ile Hayatın Ritmi” programının tüm bölümleri ve diğer içerikleri için youtube sayfamızı da takip edebilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Bağışıklık

Bağışıklığı Korumak İçin Dengeli Beslenme Şart

Tarih:

on

Tüketilen  besinler bağışıklık sistemi üzerinde büyük bir etkiye sahip. Tek bir besin grubunun bağışıklık sistemini güçlendirmesi olası değil.

İnsan vücudu her gün milyonlarca mikroorganizmaya maruz kalır. Bu mikroorganizmaların kötü etkilerinden bağışıklık sistemimiz sayesinde korunuruz. İşlevini iyi bir şekilde yerine getiren bağışıklık sistemi, sağlığımızı sürdürmemiz açısından oldukça önemli. Peki, bağışıklık sistemimizi nasıl daha güçlü kılabiliriz?

Tükettiğimiz besinler bağışıklık sistemimiz üzerinde büyük bir etkiye sahip. Tek bir besin grubunun bağışıklık sistemimizi güçlendirmesi olası değil. Diyet, temelde tüm besin gruplarından yeterli ve dengeli bir biçimde oluşmalı. Yeterli miktarda vitamin ve mineral tüketimi, bağışıklık sistemini kuvvetlendirmenin kilit noktası dersek yanlış olmaz.

Vitaminler bağışıklığı destekliyor

Bağışıklık hücrelerinin büyümesi ve gelişmesine önemli ölçüde katkı sağlayan vitamin ve minerallerin başında, C vitamini, A vitamini, D vitamini, E vitamini, bakır, çinko, selenyum, folik asit ve demir gelir. Ayrıca kaliteli protein (amino asit glutamin dahil) bağışıklık için oldukça önemli.

Bu besinler bağışıklık sistemine; antioksidan görevi yapıp sağlıklı hücreleri koruyarak, bağışıklık hücrelerinin büyümesini ve aktivitesini destekleyip antikor üreterek yardımcı olur.

Meyve, sebze, kepekli tahıllar, baklagiller ve liften zengin diyetlerin, faydalı mikropların büyümesini ve korunmasını desteklediği biliniyor. Protein vücudun bağışıklık sisteminde iyileşme ve yenilenme açısından önemli rol oynar. Biyolojik değeri yüksek proteine, özellikle, süt, süt ürünleri, yumurta, deniz ürünleri, yağsız et, kümes hayvanları, fasulye, bezelye, soya ürünleri, tuzsuz fındık ve yağlı tohumlar gibi çeşitli protein kaynaklarına diyetimizde yer vererek bağışıklık sistemimizi destekleyebiliriz.

A vitamini

Ağız, mide, bağırsak ve solunum sistemindeki deri ve dokuları sağlıklı tutarak bağışıklık sistemini düzenlemeye ve enfeksiyonlara karşı korumaya yardımcı olur. Bu vitamini tatlı patates, havuç, brokoli, ıspanak, kırmızı dolmalık biber, kayısı, yumurta gibi gıdalardan veya “A vitamini ile zenginleştirilmiş” etiketli bazı gıdalardan sağlayarak diyetimize ekleyebiliriz.

C vitamini

Antikor oluşumunu uyararak bağışıklık sistemini destekler. Portakal, greyfurt ve mandalina gibi turunçgiller veya kırmızı dolmalık biber, papaya, çilek, kivi, domates suyu gibi yiyecekleri seçerek bu sağlıklı vitamini sıklıkla tüketerek bağışıklık sistemimizi güçlendirebiliriz. Ayrıca, işlenmiş gıdaların ağırlıklı olduğu, besin çeşitliliği bakımından sınırlı, vitamin ve mineral bakımından fakir diyetler, sağlıklı bir bağışıklık sistemini olumsuz yönde etkiler.

Bağırsak sağlığı ve bağışıklık birbiriyle derinlemesine bağlantılıdır. Fermente gıdalar ve probiyotikler, zararlı patojenlerin tanımlanmasına ve hedeflenmesine yardımcı olarak bağışıklık sistemimizi güçlendirir. Probiyotik gıdalar arasında; yoğurt, kefir, lahana turşusu, doğal olarak fermente edilmiş ürünler ve bazı peynir çeşitleri bulunur. Vücut direncini arttırmak adına diyette düzenli tüketilmeleri gerekir.

E vitamini

Antioksidan görevi yaparak bağışıklık fonksiyonunu destekler. Takviyeli tahıllar, ayçiçeği çekirdeği, badem, bitkisel yağlar (ayçiçeği veya aspir yağı gibi), fındık ve fıstık ezmesi ile diyetinize E vitamini ekleyebilirsiniz.

Çinko, bağışıklık sisteminin düzgün çalışmasına ve yaraların iyileşmesine yardımcı olur. Çinko; yağsız et, kümes hayvanları, deniz ürünleri, süt, tam tahıllı ürünler, fasulye, tohumlar ve kuruyemişlerde bulunur.

Omega-3’ün anti-inflamatuar özelliklere sahip olduğu bir süredir bilinirken, yeni araştırmalar bağışıklık sistemi hücrelerinin işleyişini etkileyerek bağışıklık sistemini daha da desteklediğini gösteriyor. Haftada 2-3 gün balık tüketerek omega-3 ihtiyacınızı karşılayabilirsiniz Ayrıca ceviz, chia tohumu, zeytinyağı, somon, keten tohumu, ve avokado gibi esansiyel yağ asitlerinden zengin sağlıklı yağlar, iltihabı azaltarak vücudunuzun patojenlere karşı bağışıklık tepkisini arttırır ve bağışıklık sistemini güçlendirir.

Yakın dönemde yapılan araştırmalar, rafine şeker ve kırmızı et bakımından zengin diyetlerin, sağlıklı bağırsak mikroorganizmalarında rahatsızlıkları teşvik edebileceğini ve bunun sonucunda bağırsakta kronik iltihaplanmaya sebep olarak bağışıklık sistemini negatif yönde etkileyeceğini gösteriyor. Son olarak rafine ve ilave şeker kullanımı, obezite, tip 2 diyabet ve kalp hastalığına önemli ölçüde katkıda bulunur. Bu kronik hastalıkların tümü bağışıklık sistemini baskılar. Şeker alımını düşürmek, iltihaplanmayı ve bu hastalıklara yakalanma riskini azaltır.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Beslenme

Şok Diyetlerin Zararlarını Biliyor musunuz?

Tarih:

on

Şok diyetlerin vücudunuza verdiği zararları duyunca çok şaşıracaksınız…

Covid-19 pandemi sürecinde uzunca bir süre fiziksel aktiviteden uzak kaldık.

Günlük rutinler değişti. Stres nedeniyle düzensizleşen yeme içme alışkanlıkları da pek çok kişide kilo alma gibi etkilere sebep oldu.

Bu durumla başa çıkmak ve eski formuna geri dönmek isteyenler kilo vermek için şok diyetlere yönelebiliyor. Ancak kilo verme sürecinde, özellikle şok diyet uygulamalarında dikkat edilmesi gereken önemli unsurlar var. Sizler için bir araya getirdik.

Sağlıkla kalın…

 

Sağlıklı yaşam konusunda bilinçlendirici içerik paylaşımı yaptığımız youtube sayfamızı görüntülemek için buraya tıklayabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar