Connect with us

Yaşlılığa Karşı

Yeni Yılda Genç Kalmanın Formülü!

Tarih:

on

Yepyeni bir yıl karşımızda. 1 yaş daha büyüdüğümüz, bedenimizin bir yıl kadar daha yaşlandığı bir yıl… Bu yeni yılda uygulayabileceğiniz birkaç basit yöntem ile zamanı geriye sarmaya ne dersiniz?İşte Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Başhekim Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Halit Yerebakan ile yeni yılda genç kalmanın formülü!

Tüm vücudunuzu tanıyın, genel bir check-up ile durum raporunuzu çıkartın;

Hiçbir hastalık veya şikâyetiniz olmasa bile yeni yılda kendinize verebileceğiniz en güzel hediye chek-up yaptırmak olur. Sağlıklı kalabilmek için karşınıza çıkabilecek hastalıkları önceden görmek ve önlem almak hayat kalitenizin ve yaşam sürenizin artmasını sağlar. Erken tanı Kanser, Hipertansiyon gibi çağımızın hastalıklarına karşı sizi daha güçlü kılar.

Beden kitle endeksinizi öğrenin!

Kas ve iskelet sistemi, vücudun taşıyıcı kolonları gibidir. Bu sebeple taşımak zorunda oldukları ağırlık, yıpranmaları açısından ciddi önem arz eder. Fazla olan her bir kilo, bedeniniz için karşılığı olandan çok daha fazla yük ve stres oluşturur. Beden kitle endeksinizi öğrenmeniz ideal kilonuza ne kadar yakın veya uzakta olduğunuzu anlamanızı sağlar. Daha sağlıklı sonuçlar için hedef belirlemenize yardımcı olur.

Cildinizi koruyun!

Zaman geçtikte yılların beklenen etkisinin aksine daha da genç görünmek mümkün. Üstelik bunun için aradığınız her şey, fiyat etiketi yapıştırılmış raflarda değil, mutfağınızda. İşte sizin için birkaç öneri;

  • Cildinizi susuz bırakmayın!
  • Cildi içten dışa yenileyen, bakım yapan maskeler uygulayın

MASKE TARİFİ -1

Gerekli malzemeler:

1 adet olmuş avokado

50 gram yulaf

2 yemek kaşığı bal

Tüm malzemeleri karıştırın, yüzünüzde 10-15 dakika beklettikten sonra yıkayın.

Avokado ve bal cildi nemlendirirken, yulaf da hafif peeling yapacaktır.

Bu maskenin içindekiler cildi içten dışa yenileyecektir. C Vitamini zengini ananas ve çilek çizgilerin azalmasına yardımcı olur. mavi yeşil alg olarak da bilinen spirulina yosunu anti-enflamatuar özelliği ile içten cildinizi yeniler.

MASKE TARİFİ -2

Gerekli malzemeler:

250 gram yoğurt

125 gram çilek

½ ananas

1 çorba kaşığı Hindistan cevizi yağı

1 çay kaşığı mavi yeşil alg spirulina yosunu tozu

Tüm malzemeleri karıştırın. Karışımın 3/4 ‘ünü sabah kahvaltıda için kalan 1/3’ü yüzünüze sürün ve 5 dakika bekletin. Daha derin rahatlama için maske beklerken gözlerinize çay poşeti koyabilirsiniz.

Beslenmenizi gözden geçirin!

Yeni yılda sizi çok daha dinç tutacak, enerji verecek, vücuda faydalı beslenme alışkanlıkları edinin. Unutmayın; diyet bir hayat şeklidir ve sağlıklı beslenme, bir alışkanlık olduğu zaman faydalıdır. Kavun, domates ve kerevizi sofranızdan eksik etmeyin, her öğünde protein alın, meyvenin suyunu içmek yerine meyvenin kendisini yiyin. Atıştırmalıklarınızı çikolata, bisküvi, şekerlemeler yerine kavrulmamış kuruyemişlere, kuru meyvelere çevirin.

Porsiyonlarınızı kontrollü tüketmek ve fast food’dan vazgeçmek herkes için ortak temel kurallardandır. Yeni yılda sağlıklı tariflerin olduğu internet sitelerini takip edip, kendiniz için mutfakta daha fazla zaman geçirebilirsiniz. Sağlıklı ve pratik yemekler pişirmeyi alışkanlık haline getirin.

Su içmeyi asla ihmal etmeyin.

Daha fazla hareket edin!

2016’da spora başlayabilir veya ulaşım alışkanlıklarınızı değiştirebilirsiniz. Mesela markete, ofise, pazara yürüyerek gitmek daha fazla hareket etmeyi alışkanlık haline getirmeniz için kolay bir adım olurdu. Arabanızı gideceğiniz yerden uzağa park etmek, alışveriş merkezleri ve benzer yerlerde asansör kullanmamak günde atmanız gereken 10.000 adım için yeterli fırsatı ve zamanı sunacaktır.

Ayrıca birkaç pratik önerim daha var; Ofiste çalışırken, yürürken, yemek yerken, film izlerken kısacası her an karnınızı içeri çekerek dik durmaya çalışın. Böylece, siz fark etmeseniz de ilgili kaslar devamlı çalışır.

Daha fazla gülün, kendinize zaman ayırın, seyahat edin!

Gülmek; yapabileceğiniz en basit egzersizdir. Yapılan araştırmalar, 10-15 dakika boyunca gülerek 50 kalori yakılabileceğini gösterdi! Gülmenin faydalarını araştıran benzer araştırmalar, gülme esnasında stres hormonu seviyesinin düştüğünü, iyi kolesterol (HDL) seviyesinin arttığını ve damar iltihabında azalma olduğunu da gösterdi. İşte tam da bu yüzden haftada bir de olsa komedi filmi izlemeli, sizi güldüren arkadaşlarınızla daha fazla vakit geçirmelisiniz. Unutmayın; güldüren dostlar ömrünüzü uzatır!

Ayrıca bu yeni yılda sık sık seyahat edin! Stresin vücutta yarattığı negatif etkilerden sıyrılmak, daha fazla oksijen alıp, daha sağlıklı besinler tüketebilmek için kendisine molalar verin. Üstelik bunu yapmak için çok uzaklara gitmenize de gerek yok; yoksa siz hala Alpler’den sonra dünyanın en fazla oksijen üreten dağının Kaz Dağları olduğunu biliyor muydunuz?

Oksijen gençleştirir, kalbi yeniler, astıma iyi gelir, kaslarınızı güçlendirir…

Hayatı yavaşlatın

Uzun ömürlü olmak için kalbinizi fazla yormamanız, yoğun stres ve koşuşturmadan uzak kalmanız şart. Yaşam temponuzu olduğundan birkaç ölçü kadar yavaşlatmanız gerekiyor. Hızlı konuşmayın, merdivenlerden hızlı inmeyin, hızlı yürümeyin. Nabız artışını hızlandıracak etkilerden uzak durun. Ve en önemlisi de doğru nefes alın! Doğru alınan nefes kalbinizi yormaz, dinlendirir. Bu noktada kendinize vereceğiniz en önemli hediye yogaya başlamak olabilir…

Beslenme

Cildinize Dost Besinler

Tarih:

on

Yaşlanma belirtilerini geciktirecek, gençlik dolu bir ışıltı kazanmanıza yardımcı olacak 6 besin…

Antioksidanlar; bedenin cilde zarar verip kırışıklık, ince çizgi, güneş lekesi ve kuru cilt gibi gözle görülür yaşlanma belirtilerine sebep olan serbest radikallerin etkilerine karşı savaşması için gerekli olan bileşiklerdir.

Yaşlanma karşıtı savaş deponuzu doldururken aynı anda sizi lezzetten mahrum bırakmayacak birkaç meyve sebze önerimiz var.

Sağlıkla kalın…

 

Sağlıklı yaşam konusunda bilinçlendirici içerik paylaşımı yaptığımız youtube sayfamızı görüntülemek için buraya tıklayabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Bilinçli hasta

Anılarınızı zihinsel egzersizlerle koruyun

Tarih:

on

Yıllar önce yaşadıklarınızı hatırlamak, kimi zaman yüzünüze bir tebessüm kondurur, kimi zaman da kaşlarınızın çatılmasına ya da üzülmenize neden olur. Yaşadıklarınız size ne hissettirirse hissettirsin geçmişi hatırlamak, benliğinizi korumanızla, deneyimlerinizden öğrendiklerinizi gelecekte kullanmakla ilgilidir.

Geçmişte yaşadığımız olayları, gördüğümüz yüzleri, duyduğumuz sesleri ve daha birçok duyusal ve duygusal durumları beynimiz kaydeder. Tüm bu kayıtlar epizodik yani anısal bellekte saklanır. Kişisel yaşantınızla ilgili her şey, mesela çocukken aldığınız en güzel hediye, en iyi arkadaşınızla tanıştığınız gün ya da hayatınızda en çok üzüldüğünüz an gibi olaylar ve durumlar anısal bellektedir. Anısal bellek sadece uzun yıllar önceki anıları içermiyor, haftalar ya da dakikalar önceki anılarınızı da burada buluyorsunuz.

Yaş ilerledikçe geçmişi hatırlamak zorlaşabilir. Daha önce kullandığınız kestirme bir yolu hatırlayamayabilirsiniz. Okulda yan yana oturduğunuz sıra arkadaşınızın adını unutursunuz. Bu durum belli bir noktaya kadar ilerleyen yaştan kaynaklansa da asıl sorunun beynin en büyük ve karmaşık sistemi olan anısal bellekteki bir bozulma olduğunu söyleyebilirim.


Anısal bellek zamanla azalmaya meyilli olur. Beyin fonksiyonlarını canlı tutmak için sürekli yeni bilgiler edinmeniz gerekir. Zayıf bir frontal lob söz konusu olduğunda, geçmiş deneyimlerden ders alamaz, hayati bilgileri hatırlayamaz ya da yaptığınız bir hatayı tekrar edersiniz.

Yaşlanmanın hafıza üzerindeki etkilerini tersine çevirmek mümkün olmasa da anısal belleğinizin daha iyi çalışmasını sağlayabilirsiniz. Bunu da en iyi yeni bilgiler öğrenip saklayarak yapabilirsiniz. Anısal belleğinizi güçlendirmek için işte size bazı ipuçları.

Odaklanın

İlk kez duyduğunuz bir bilgiyi saklamakta sorun yaşıyorsanız dikkatli farkındalık uygulayın. Mesela ilk kez duyduğunuz ya da okuduğunuz bir terimin seslerine odaklanın hecelerine dikkat edin, E-Pİ-ZO-DİK. Eğer ilk karşılaştığınızda bilgiye odaklanmak için çaba harcarsanız, bu çaba bilgiyi daha iyi korumanıza yardımcı olur.

Balık, yumurta, yoğurt, kabak çekirdeği, ceviz, tam tahıllar, ıspanak, tarçın, domates, bitter çikolata

İpucu ile bağdaştırın

Bazen bir anının sadece bir bölümünü hatırlayabilirsiniz. Bu durumda zihinsel bir ipucu veya sinyal kullanmak daha fazla ayrıntıyı tetikleyebilir. Mesela bir arkadaşınızın adresini hatırlayamadınız. İşi, hobileri, rutinleri gibi onun hakkında bildiğiniz her şeyi düşünün. Ayrıca bulunduğunuz ildeki ilçeleri veya semtleri düşünerek, arkadaşınızın adresiyle eşleştirip eşleştiremeyeceğinize bakabilirsiniz. Bu yöntemi başka durumlar için de rahatlıkla kullanabilirsiniz. Yaptığınız bu tarz beyinsel çalışmalar, bir daha ki sefere bilgileri daha kolay hatırlamanıza yardımcı olacak.

Görsel bağlantı kurun

Yeni bir bilgi edindiniz ve biliyorsunuz ki bu bilgiyi kullanacaksınız. O zaman ihtiyacınız olduğunda bu bilgiyi geri çağırabilmek için bilgiyi öğrendiğinizde zihinsel bağlantı kurun.

Mesela okuduğunuz bu yazıyı tekrar hatırlamak istiyorsunuz. Başlıktaki bir anahtar kelimeye, kelime öbeğine ya da içeriğe uygun bir resme odaklanabilirsiniz. Bu yazı anısal bellek ile ilgili, yani bir beyin ya da içinde bilgilerin olduğu bir depo hayal edebilirsiniz.

Bu yöntemleri düzenli olarak hayatınıza dâhil ettiğinizde on yıl sonra benim bu yazımı hatırlayacaksınız.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Aile Sağlığı

Sindirim Problemleri Çözümsüz Değil

Tarih:

on

Düzensiz sindirim sistemi günümüzde pek çok kişinin ortak problemi. Hareketsizlik, düzensiz ve yetersiz beslenme, hazır gıda tüketimi gibi farklı nedenleri olabiliyor. Hele bir de yaşınız ilerlediyse, sindirim sisteminiz daha da düzensiz hale gelebilir.

İnsan vücudu sürekli bir değişim ve gelişim halindedir. Bu değişimlerden en çok sindirim sistemi nasibini alır. Böyle sürekli değişim geçiren bir sistem söz konuyken, ortaya yeni sorunlar çıkması şaşırtıcı değil.

Kullandığınız elektronik eşyaların belli bir ömrü vardır. Tamamen bozulmadan önce, eski performansını kaybetmeye başlar. Zamanla bazı işlevleri, tuşları komutlara cevap vermez olur. Vücudumuz için de aynı durum söz konusu. Yaş ilerledikçe sinirler ve kaslar eskisi gibi çalışamaz. Bu işlev bozukluğu en çok sindirim sistemini etkiler. Yaşlılıkta ilaç kullanımı yaygın olduğu için yan etkiler sindirim sisteminde görülebilir, ya da bazı yiyeceklere karşı daha az toleranslı olunabilir. Bu tür etkilerin sonucu olarak, sindirim sisteminde gaz, şişkinlik, kabızlık ve kramplar görülebilir.

Sindirim sisteminde zamanla meydana gelen değişiklikler çözümsüz değil. Sindirimin sağlıklı ve düzenli çalışmasına yardımcı olacak ayarlamalar yapabilirsiniz.

Yediklerinizin takibini yapın

Gençlikte yapılan birçok şeyi yaşlılıkta yapmak pek mümkün olmuyor. Yaşı ilerlemiş okuyucularım ne demek istediğimi anlayacak. Mesela eskiden yediğiniz gibi yiyemezsiniz. Sindirim sisteminiz eskisi gibi çalışmadığı için birçok gıdaya duyarlılık geliştirebilir. Laktoza karşı görülen duyarlılık da en yaygın olanıdır.

İnce bağırsaklarda laktozu parçalamaya yardımcı olan laktaz enzimi yaş ilerledikçe azalır ve sonuç olarak kişide laktoz intoleransı ortaya çıkar. Yani şeker tamamen sindirilemez ve kalın bağırsağa ulaştığında ise şişkinlik, gaz ve kramplara neden olur.

Laktoz intoleransı olan kişiler, genellikle hiçbir süt ürünü tüketemeyeceklerini düşünür. Süt içtikten sonra şişkinlik ve gaz gibi problemler yaşayanlar peynir yediğinde de aynı problemleri yaşayacak diye bir kural yok. Vücudunuzu en iyi siz tanıyabilirsiniz. Yediklerinizin türlerini ve miktarlarını takip ederseniz, vücudunuzun hangi gıdayı ne miktarda tükettiğinizde tepki gösterdiğini ortaya çıkarabilir ve beslenmenizi bu kurallara göre şekillendirebilirsiniz.

Bu yöntem tüm yiyecekler için geçerli. Sindirim sisteminizdeki problemi hangi yiyeceklerin tetiklediğini bulana kadar denemekten yorulmayın.

Yaş ilerlediğinde ortaya çıkan can sıkıcı sindirim problemlerinden biri de kabızlık. Gıda atıkları kolondan geçerken su emilir. Kolonun çalışma hızı yavaşladığında gıda atıkları daha uzun süre kolonda kalır ve atıktaki su daha fazla emilir. Sonuç olarak kolonda sert, kuru ve ilerlemesi zor atık kalır ki buna da kabızlık denir.

Kabızlığı önlemenin en önemli yolu lif alımına özen göstermekten geçer. Lif, suyu bağırsakta tutarak atıklardan fazla su emilimini engeller. Doğal olarak kabızlık problemi de ortadan kalkar. Tabi bu problemden kurtulmak için birden çok fazla lif tüketmeyin, aksi halde bu kez de şişkinlik problemi yaşayabilirsiniz. Lifli gıdaları yavaş yavaş beslenmenize ekleyin.

Bir de, bol su içmeyi unutmayın.

Asitli ve baharatlı gıdalardan uzak durun

Yine yaşlılık nedeniyle yemek borusu ve mide arasındaki kaslar zayıflayabilir. Böyle bir durumda da asit mideden kaçarak yemek borusuna gider. Sonuç, berbat hissettiren mide ekşimesi olur. Bu durum sindirimi doğrudan etkilemese de, bütün olarak sindirim sistemindeki bir arızanın habercisidir.

Reflü ve mide ekşimesinden kaçınmak için; tıpkı laktoz duyarlılığında önerdiğim gibi ne yediğinizi, yediklerinizin miktarını, yediğiniz vakti takip ederek beslenmenizi düzenleyebilirsiniz. Asitli ve baharatlı gıdalardan özellikle uzak durmanız problemin azalmasına yardımcı olabilir. Eğer sürekli olarak reflü veya mide ekşimesi problemi yaşıyorsanız, doktorunuza danışmayı ihmal etmeyin.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar