Connect with us

Sağlıklı Yaşam

Uçak Yolculuğuyla ilgili Merak Edilenler

Halit Yerebakan

Tarih:

on

Uçak Yolculuğuyla İlgili Merak Edilenler

Dünya özellikle kıtalararası uçuşların yaygınlaşmaya başlamasıyla daha küçük bir yer haline gelmiştir. Uçak yolculuğu günümüzün en sık tercih edilen ulaşım yollarından biridir. Mesafe azaltma ve konforlu seyahat sağlama özelliği taşıyan uçak yolculuğuyla ilgili merak edilenleri bugünkü köşe yazımda sizler için derledim…

Uçak seyahati güvenirliği ve kısa sürmesi açısından günümüzde pek çok insan tarafından tercih edilmektedir. Uçak içerisinde basınç ortamının farklı olması, düşük hava nemi oranı, türbülans etkisi gibi sebepler uçaklarda insan fizyolojisini etkileyen nedenlerdir. Uçuşun vücut üzerindeki olumsuz etkilerini bilerek bu durumu azaltmanız mümkün…

Uçak Fobisini Düşünce Gücünüzle Yenin

Uçmak, en sakin kişiyi bile bazen gergin yapabilir. Aslında insanların yaklaşık %6.5’inin uçmaktan korktuğu biliniyor. İnsanların bu korkusunun başlıca nedenleri, kontrolü kaybetme duygusu, kapalı alan fobisi (klostrofobi), panik atak geçirme korkusu, yükseklik korkusu, uçağın hava boşluğuna (türbülansa) yakalanma korkusu, deniz üzerinde uçmaktan korkma, herhangi bir kaza anında sakat kalma ve ölmekten korkma olarak sayılabilir.

Uçuş korkusunun oluşumunda, uçaklar ve uçuş hakkında eksik bilgi sahibi olma başlıca sebepler arasındadır. Uçmak son derece kullanışlı ve güvenli bir yöntemdir. Biraz irade gücü ve sabırla uçmanın tadını çıkarabilirsiniz.

  • Durumu mantıklı olarak düşünün. Duygularınız daha baskın gelse de kendinizi bir adım geri çekin ve büyük resme bakın.

Uçaklar güvenilir bir ulaşım aracıdır. Uçakla uçmaya göre serbest yolda hareket ederken (hatta kendi evinizde otururken) yaralanma veya ölme riskiniz daha yüksektir. Veriler, uçuşunuzun sorunsuzca geçme olasılığının % 99.9 olduğunu gösteriyor. Bir sürü insan uçmaktan korkuyor, ancak gerçek şu ki bir uçağın yanlış gittiğine dair risk neredeyse sıfır.

  • Meditasyon yapın.

Bazen, sadece motorların sesi birisini uyandırmak veya tedirgin etmek için yeterlidir. Oysaki sessiz, sakinleştirici veya doğa sesleri içeren bir müzik dinleyerek rahatlayabilirsiniz. Gözlerinizi kapatın, vücudunuzu rahat bırakın ve derin nefes alın. Sahip olduğunuz doğa seslerini yakından dinleyin. Kaslarınızı rahatlatın ve dinlediğiniz seslerin nerede olduğunu hayal edin. Bu konulara mümkün olduğunca yoğunlaşın. İlk başta biraz zor olabilir, ancak zihninizde o huzurlu yere odaklanmaya devam edip, kendinizi rahatlatabilirsiniz.

Türbülans Çoğunlukla Zararsızdır

Türbülans özellikle uzun süreli uçuşlarda yaygındır ve genellikle zararsızdır. Ancak yine de rahatsız olmanıza ve korkmanıza neden olabilir. Çeşitli faktörlerden kaynaklanan türbülans dereceleri değişmektedir (hava akımları, dağlara yakınlık, termal akımlar vs.). Dolayısıyla etkiler de türbülans çeşitlerine göre farklılık gösterebilmektedir. Çalkantı veya uçağın hava boşluğuna düşmesi gibi anlamlarla yorumlanan türbülans en yalın haliyle farklı ve beklenmeyen yönlerden gelen rüzgarların aralıklı olarak neden olduğu hava akımıdır.

Uçakta Solunan Hava Oldukça Sağlıklıdır

Uçağın içerisinde çeşitli filtreler bulunur. Uçak dışından gelen taze hava, jet motorlarında kompresör kademeleri olarak bilinen kabin içine sürekli olarak çekilir. Bu havanın %50’si sisteme çekilirken %50’si dışarı atılır. Diğer taraftan uçağın içerisindeki havanın %50’si dışarıdan gelen temiz hava ile karışır. Bu aşamada hava basıncı, kabin basıncına eşitlenene kadar sıkıştırılır. Havayı basınç altına almak havanın ısınmasına neden olur. Bu havaya ‘Yüksek Verimli Partikül Havası (HEPA)’ adı verilir. Partikül havası filtrelerden geçmeden önce soğutulur. Bu işlem bakterilerin, partiküllerin ve virüslerin minimum %99,97’sinin filtrelerden kaldırılmasını sağlar. Partikül havası sirkülasyonlu kabin havasıyla birleşerek solumaya hazır hale getirir. Bu filtreler uçağın dışındaki taze havayla birlikte uçağın içindeki havanın karışmasını sağlar. Yolcular böyle bir sistemin farkında bile olmazlar. Burada önemli olan bir diğer konu devir daimdir. Uçak içindeki kabin havası çıkış valfleri vasıtasıyla uçaktan serbest bırakılır. Bu nedenle uçaktaki hava, dışarıdaki hava ile sürekli olarak temizlenir. Uçak içindeki hava HEPA filtresi sayesinde ortalama 20 kez devir daim yapar. Dolayısıyla uçakta, yeryüzündeki havadan çok daha temiz bir hava solunur.

Hamilelik ve Uçak Yolculuğu

Anne adayları, iş seyahatleri, tatil, aile ziyaretleri, acil durumlar ve daha pek çok nedenden dolayı uçakla seyahat etmek durumunda kalabilirler. Günümüzde kadınların birçoğu hamileyken uçak yolculuğuna çıkmaktan çekinir. Oysaki anne adaylarının; yüksek risk faktörleri bulunmuyorsa, 28’inci haftaya kadar uçmalarında herhangi bir sakınca yoktur.

Hamile yolcular; 28. haftalarının (yedi ay) başından 35. haftanın sonuna kadar kendi doktorlarından aldıkları “uçakla seyahatinde herhangi bir sakınca yoktur” ibaresi olan raporla birlikte seyahat edebilirler. 36. hafta ve sonrasında ise doktor raporu olsa dahi hamile yolcuların seyahatine izin verilmemektedir. Hamilelikte uçak seyahati için en ideal zaman ise 17 ile 27’inci haftalar arası olan ikinci üç aylık (trimester) dönemidir. Bu dönem aynı zamanda düşük riskinin az olduğu, mide bulantılarının geride kaldığı ve hamilelikte gezmenin en keyifli olduğu zamandır. Hem sizin hem de bebeğinizin güvenliğini sağlamak için hamilelik süresince uçuş seyahatinde yaşanabilecekleri önceden bilmek ve bazı önlemler almak faydalı olacaktır.

Sırt Ağrısına Karşı Belinizi Destekleyin

Uzun süre hareketsiz oturmaktan kaynaklanan sırt ağrısı, havayollarına en sık bildirilen rahatsızlıkların başında geliyor. Herhangi bir sırt probleminiz olmasa bile uçak yolculukları sizin için zor geçiyor olabilir. Bunun kısaca nedeni, vücudun hareket etmeden saatlerce oturmaya uygun olmamasıdır. Birçok kişi akut bir sırt ağrısı saldırısına sahiptir. Uzun bir uçuş sonrasında fark ettiğiniz sırt ağrısı zaman içerisinde kronikleşebilir. Bu ağrılar her zaman alışılmış zayıf duruşlardan kaynaklanır. Tenis oynamak, yüzmek veya egzersiz yapmak, omurganızı dik tutan kasları güçlendirir. Egzersiz veya spor yapmaktan hoşlanmazsanız; omurganızın kemiklerini tutan kaslar, tendonlar ve bağlar zayıflayabilir. Zayıf duruş ve zayıf omurga kasları, sırtınızda kalıcı hasarlara yol açabilir. Omurga yapısı esnektir, ayakta ve hareket halinde kolayca ayarlanabilir. Fakat otururken koltuk yapısı ve hareketsizlik nedeni ile zorlanabilir. Uçuş öncesinde bel ve sırtınız için gerekli ihtiyaçları yanınızda getirebilir, kabin görevlisinden destek alabilirsiniz. Belinizi yastıkla veya omuz çantanızla doldurarak ağrılarınızı azaltabilirsiniz.

Uçuş Öncesi, Sırası ve Sonrasında Su Tüketin

Uçuş sırasında kabin içindeki havanın nemi normalden daha düşük bir orandadır. Evinizde muhtemelen %30 ile %65 arasında olan nem, uçak içinde yüzde 20’den daha az bir seviyeye düşebilir. Uzun uçuşlar sırasında kabin nemi daha da düşer.

Düşük kabin neminin en yaygın yan etkisi cilt, göz, boğaz ve burunda kurumadır. Nemdeki bu düşüş daha fazla sıvı tüketmenizi sağlamaz. Bunun yerine, hava yolculuğu sırasında hidrasyon birkaç farklı nedenden dolayı önemlidir. Dehidrasyona neden olan durumlardan biri de irtifa değişikliğidir. Uçağın kalkışı sırasında meydana gelen bu değişiklik ortalama 2000-2500 metreden sonra sağlık problemlerini beraberinde getirebilir. Çünkü insan vücudu yüksekliğe uyum sağlamak için normalinden daha fazla idrar üretir ve oksijen sağlamak için daha hızlı nefes alışverişi yapar.

İnsanlar uzun mesafeli uçuşlarda genellikle iki ya da daha az bardak su içerler. Özellikle dört saatten fazla süren uçuşlarda yeterli miktarda su içmemek, kuruluğa neden olur. Bu nedenle yolcular, hidrasyonu sağlamak için uçuş öncesinde, sırasında ve sonrasında su tüketmelidirler.

Uçuş sağlığı ile ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

CEVAP BIRAKIN

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Covid-19

mRNA Aşıları Ne Kadar Güvenli?

Halit Yerebakan

Tarih:

on

Onay bekleyen iki mRNA aşısının da COVID-19’u önlemede yüzde 90’dan fazla etkili olduğu bildirildi. Ancak geliştirilen mRNA aşıları bu türün ilk örnekleri ve her iki aşının da gerçek içeriklerinin henüz açıklanmamış olması, aşıların başarısına gölge düşürmeye yetiyor.

Covid-19’a karşı geliştirilen aşıların oldukça hızlı bir şekilde piyasaya sürülmeye hazır hale gelmesi akıllara ‘aşıların yan etkileri var mı?’ sorusunu getirdi.

Tüm dünyayı etkileyen yeni coronavirüs salgını ile birlikte çok kısa sürede aşı üretilmesine tanık olduk. Şimdiye kadar yaklaşık 20 yıllık çalışmaların ardından üretilen bir aşının yeterince etkili ve güvenli olabileceğini düşünüyorduk. Pandemi bize o kadar vakit tanımadı. Geldiğimiz noktada karşımızda farklı aşı seçenekleri var. Bu aşılar hakkında etkinlikleri bir yana, ne kadara güvenli oldukları en çok merak edilen konu.

Covid-19 aşıları hafif yan etkiler ortaya çıkarıyor

Türkiye’de de çalışmaları sürdürülen inaktif aşı bir yana daha önce hiç kullanılmamış mRNA aşıları ile ilgili hem büyük umutlar hem de büyük kaygılar var; ‘Bu aşıların nasıl yan etkileri olacak?’

Şu anda, ABD’de onay bekleyen iki mRNA aşısı, 3. aşama klinik denemelerde 73.000’den fazla kişide test edildi. Her iki aşının da Covid-19’u önlemede yüzde 90’dan fazla etkili olduğu bildirildi. Ancak geliştirilen mRNA aşılarının bu türün ilk örnekleri olması ve her iki aşının da gerçek içeriklerinin henüz açıklanmamış olması, aşıların başarısına gölge düşürmeye yetiyor.

Faz-1 ve faz-2 çalışmalarında hayvanlar ve faz-3 çalışmalarında insanlar üzerinde yapılan denemelerde mRNA aşıları olumsuz bir profil ortaya koymadı. Genel olarak hafif yan etkiler ortaya çıktı: Enjeksiyon bölgesinde ağrı, ateş, yorgunluk, baş ağrısı, eklem ağrısı ve kas ağrıları. Bununla birlikte, Covid-19 aşıları çok yeni olduğundan, uzun vadeli yan etkiler henüz tam olarak anlaşılabilmiş değil.

Vücudun geliştirdiği hafif yan etkiler temelde bağışıklık sisteminin hazırlandığını gösteriyor. Aşılar, vücudun virüse yanıt vermesini sağlamak için yapılır. Covid-19 aşısının ardından vücut SARs-CoV-2’ye bir yanıt vermeyi öğreniyor, bunun da ateş gibi belirtilere yol açması olasılık dâhilinde.

Diğer yandan uzmanlar Covid-19 aşısının 2. dozunun daha fazla yan etkiye neden olabileceği konusunda endişeli.

    Yararı zararından fazla

Aşıların yan etkileri kadar olumlu etkileri de var. Şuan coronavirüs karşısındaki tek silahımız aşı. Sürü bağışıklığının güvenli bir şekilde oluşturulabilmesi için toplumun yüzde 70’inden fazlasının aşı olması gerekiyor. Bu, özellikle yaşlılar ve bağışıklığı zayıflamış olanlar gibi savunmasız, yüksek riskli gruplar için önemlidir.

Dünya genelinde ortalama olarak Covid-19’a yakalanan her 200 kişiden biri ölüyor. Bireysel olarak tüm önlemleri alıyor olsalar bile başkalarının yaptığı hatalar nedeniyle insanlar coronavirüs ile enfekte olabiliyor. Tüm bunlar göz önünde bulundurulduğunda aşıların sağladığı faydalar risklerden daha ağır basıyor.

mRNA aşılarının faz-3 çalışmalarında hastalar arasında en sık görülen yan etkiler;

-Yorgunluk (yüzde 9,7)

-Kas ağrıları (yüzde 8,9)

-Eklem ağrısı (yüzde 5.2)

-Baş ağrısı (yüzde 4,5)

-Ağrı (yüzde 4,1)

-Enjeksiyon bölgesinde ağrı (yüzde 2.7)

-Enjeksiyon yerinde kızarıklık (yüzde 2)

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Bilinçli hasta

Uzun Süren Öksürükten Kurtulun

Halit Yerebakan

Tarih:

on

Bir solunum yolu enfeksiyonu ile karşılaştığınızda öksürük diğer belirtilerden daha uzun süre devam edebilir. Hiç bitmeyecek gibi görünen öksürüğü önlemenin bazı yolları var.

Son haftalarda en çok Covid-19’dan korkuyoruz, konuşuyoruz ve korunuyoruz. Ancak kış mevsimi geldi. Bu kış kendinizi fazladan koruyor olsanız da grip veya soğuk algınlığına yakalanabilirsiniz.

Daha önce yaşayanlar bilir. Soğuk algınlığı veya gripten sonra kalan öksürük hiç bitmeyecek gibi görünebilir. Belirtilerin çoğu 7 ila 10 gün içinde kaybolur. Ancak araştırmalar, çoğu kişide 18. günde hala öksürük olduğunu gösteriyor. Peki, bu öksürükten nasıl kurtulacaksınız?

Öksürüğü önleyecek en önemli kural: hastalanmaktan kaçının

Bir solunum yolu enfeksiyonu ile karşılaştığınızda öksürük diğer belirtilerden daha uzun süre devam edebilir. Bunun anlamı bağışıklık sistemi hava yollarını normale döndürmeye çalışıyor. Tıkanıklığınız düzelirken geniz akıntısı da öksürüğü tetikleyebilir.

Hiç bitmeyecek gibi görünen öksürüğü önlemenin bazı yolları var. En kolay yolu da ilk başta hastalanmaktan kaçınmak. Halka açık yerlerde bulunduktan, ortak yüzeylere dokunduktan veya hasta insanların yanında olduktan sonra ellerinizi yıkamak konusunda dikkatli olun. Semptomların arttığını hissederseniz, çinko veya mürver deneyin.

Vücut uykuda kendini onarır ve hasta olduğunuzda bağışıklık sisteminize savaşması için zaman verir. Dinlenerek belirtilerin genel süresini azaltabilirsiniz. Eğer öksürüğünüz sizi uyutmuyorsa, başınızın altına fazladan yastık koyun. Bu, hava yollarını açmaya yardımcı olur, böylece daha kolay nefes alabilir ve boğazınızda mukus birikmesini önleyebilirsiniz.

Öksürüğünüzü kötüleştirebilecek tahriş edici maddelerden kaçının. Duman, parfüm ve alerjiniz olan her şeyden uzak durun. Hava temizleyicileri, boğazınızı gıdıklayabilecek tozu, tüyleri ve diğer parçacıkları temizleyebilir. Isıtıcılarsa havayı kurutur, bu da öksürüğü arttırır.

Öksürük iki aydan uzun sürerse dikkat!

Ballı ılık çay boğazın kaşınmasını yatıştırır. Sıcak sıvı göğüs ve sinüslerdeki mukusu parçalar ve bal da doğal antibakteriyel özellikleri sayesinde enfeksiyonla savaşmaya yardımcı olur. Yapılan bir çalışmada, 2 yaş ve üzeri çocuklarda balın öksürük baskılayıcılarının ana bileşenlerinden biri olan dekstrometorfan kadar etkili olabileceği bulundu. Yani bir kaşık bal kendi başına öksürüğü hafifletebilir.

Sıcak bir duşun temizlenmek ve vücudu rahatlatmak dışında da faydaları var. Sıcak, nemli hava, öksürüğe neden olan mukusu temizlemeye yardımcı olur ve daha kolay nefes almak için burun geçişlerini ve solunum yollarını nemlendirir. Bir diğer önerim de kaynar suya birkaç damla okaliptüs yağı ekleyin ve buharı soluyun.

İnatçı bir öksürükle mücadele ediyorsanız öksürük kesici ve balgam söktürücü içeren reçetesiz ilaçları deneyin. Reçetesiz satılan soğuk ilaçlarını sadece bir hafta kullanmalısınız. Bundan sonra, bu ilaçlar daha az etkili hale gelir.

Elbette unutulmaması gereken önemli noktalar var. Öksürük iki aydan daha uzun sürerse bu durum başka bir sorunun sebebi olabilir. Tabi bir de bu dönemde öksürüğün yanında herhangi bir Covid-19 belirtisi yaşarsanız bir sağlık kuruluşuna başvurmanızda fayda var.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Covid-19

Covid-19’a Odaklanıp Gribi Unutmayın

Halit Yerebakan

Tarih:

on

Çoğu insan gripten iki haftadan daha kısa sürede kurtulabilse de, bazı yüksek riskli kişilerde ciddi rahatsızlıklara yol açabilir. Aynı anda hem grip hem de Covid-19’a yakalanmak ise adeta bir felaket olur. Bu sebeple aşısı olan ve engellenebilen gribi aradan çıkarmak tehlikeyi azaltır.

Coronavirüs bize yaklaştıkça düşündüğümüz ve yapabildiğimiz tek şey en etkili aşı yayılana kadar bu virüsten kendimizi korumak. Öte yandan kendini son derece iyi koruyan ya da koruduğunu zannedenlerin de Covid-19’a yakalandığını duymaya başladık. Virüse nasıl maruz kaldıklarına dair hiçbir fikirleri yok.

Gribe ve Covid-19’a neden olan virüsler aynı şekilde bulaşıyor. Eğer bir şekilde kendini koruyanlar Covid-19’a yakalanıyorsa, gribe yakalanması da olası. Unutmamak gerekiyor ki risk grubundakiler için grip de Covid-19 kadar tehlikeli.

Risk altındaysanız grip aşısı olun

Çoğu insan gripten iki haftadan daha kısa sürede kurtulabilse de, bazı yüksek riskli kişilerde ciddi rahatsızlıklara neden olabilir. Ayrıca, astım veya kalp hastalığı gibi sağlık sorunları olanlarda belirtiler daha da kötüleşebilir.

Özellikle risk grubundakiler için aynı anda hem grip hem de Covid-19’a yakalanmak ise bir felaket olabilir. Bu sebeple aşısı olan ve engellenebilen gribi aradan çıkarmak tehlikeyi azaltabilir. Yani risk altındakilerin grip aşısı olması son derece önemli. Bunlar da;

Kronik hastalığı olanlar

Bağışıklık sistemi zayıf olanlar

-50 yaş üstü yetişkinler

-2 yaş altı çocuklar

-Hamile kadınlar

Covid-19 insanlardan hayvanlara bulaşıyor

Yeni coronavirüsün yayılmaya başlamasının ardından, evcil hayvanlardan virüs kapma korkusu başladı. Bu sebeple birçok kedi ve köpek evden atıldı. Ancak evcil hayvanlardan insanlara coronavirüs bulaştığına dair şu ana kadar hiçbir kanıt bulunamadı. Sanılanın aksine kanıtlar evcil hayvanlara virüsün insanlardan bulaştığını gösteriyor.

-Solunum sıkıntısı belirtileri gösteren ve Covid-19 testi pozitif çıkan bir köpek öldü. Köpeğin ailesinden bir kişinin testi de pozitifti.

-İki kedi SARS-CoV-2 için pozitif çıkan ilk evcil hayvanlardı. Kedilerinden birinin evinde kimsede doğrulanmış bir Covid-19 vakası yoktu. Virüsün bu kediye hafif derecede hasta veya asemptomatik ev üyeleri tarafından veya enfekte bir kişiyle evinin dışında temas yoluyla bulaşmış olabileceği düşünülüyor. İkinci kedinin sahibi, hayvan herhangi bir hastalık belirtisi göstermeye başlamadan önce pozitif tanı almıştı.

-Sekiz kaplan ve aslan, asemptomatik bir personel tarafından enfekte olduktan sonra Covid-19’a yakalandı.

-Çin’de yapılan araştırmalar, Wuhan kentindeki kedilerin de yeni coronavirüsten etkilendiğini ortaya çıkardı. Çalışmadaki 102 kedinin yaklaşık yüzde 15’inde coronavirüse karşı gelişen antikorlara rastlandı. Bir başka araştırmada ise, SARS-CoV-2’nin köpeklerde, domuzlarda, tavuklarda ve ördeklerde kötü bir şekilde çoğaldığı, ancak kedilerde ve gelinciklerde kontrollü kaldığını buldu.

Evcil hayvanlarınızı da coronavirüse karşı koruyun

Şimdilik evcil hayvanlarda SARS-CoV-2’nin etkileri kesin olarak bilinmiyor. Hayvanlar üzerindeki etkileri de Covid-19’un sırlarından. Siz yine de tüylü dostlarınız için önlem almayı ihmal etmeyin.

-Evcil hayvanların ev dışındaki insanlarla veya diğer hayvanlarla etkileşime girmesine izin vermeyin.

-Diğer hayvanlarla veya insanlarla etkileşime girmelerini önlemek için dostlarınızı kapalı alanda tutun.

-Köpekleri insanlardan ve hayvanlardan en az 1,5 metre uzakta olacak şekilde tasmalı gezdirin.

-Çok sayıda insan ve köpeğin toplandığı köpek parklarından veya halka açık yerlerden kaçının.

-Zararlı olabileceğinden evcil hayvanlara maske takmayın.

-Ve eğer Covid-19’a yakalanırsanız, evcil hayvanınızla temastan mümkün olduğunca kaçının.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar