Connect with us

Gazete Yazıları

Uçak Yolculuğu ile ilgili Bilinmesi Gerekenler

Tarih:

on

uçak yolculuğu , uçak seyahati

Uçak seyahati her ne kadar mesafeleri kısaltıp daha konforlu bir seyahat olanağı sağlasa da, sağlığınız için dikkat etmeniz gereken bazı detaylar var: Uçak yolculuğundan önce ve yolculuk sırasında bol su içmeli, sağlıklı beslenmeli ve zaman zaman yerinizden kalkarak yürümelisiniz.

Uçak seyahati, günümüzün en sık tercih edilen ulaşım yollarından biridir. Mesafeleri kısaltmasının yanı sıra diğer ulaşım araçlarına kıyasla daha konforlu bir deneyim yaşamanızı sağlar. Uçağı diğer ulaşım alternatiflerinden ayıran bir başka özellik ise vücut üzerindeki etkileridir. Uçak içindeki basınç ve nem oranı yeryüzündekinden daha farklıdır. Dolayısıyla sağlıklı bir uçak yolculuğu deneyimi için, bazı noktalara dikkat etmek gerekir.

UÇAĞA BİNMEDEN ÖNCE:

Herhangi bir seyahate çıkmadan önce ilk yaptığımız şey gideceğimiz yerin hava durumuna bakmak ve bavulu ona göre hazırlamak oluyor. Vücudumuzun da böyle bir hazırlık gerektirdiğini biliyor musunuz?

İKLİME UYGUN HAZIRLANIN

Hava değişikliği, bağışıklık sisteminizi zayıf düşürebilir. Bir seyahate koyulmadan önce yanınıza mutlaka gideceğiniz yere uygun kıyafetler almalısınız. Eğer yurt dışına çıkıyorsanız tedbirlerinizi biraz daha genişleterek, konaklayacağınız yere en yakın sağlık birimlerine bakmanızda fayda var.

İLAÇLARINIZI AKSATMAYIN

Kronik bir hastalığa sahipseniz ya da düzenli olarak ilaç kullanıyorsanız, ilaçlarınızı el bagajınıza alın. Uçuş öncesi doktorunuza görünmeniz, sağlıklı bir seyahat gerçekleştirmenize yardımcı olabilir.

BOL SU TÜKETİN

Uçak yolcularını etkileyen en yaygın sağlık problemlerinden biri de, kabin havasındaki nem eksikliğinden kaynaklanan ve yetersiz su tüketimi esnasında görülen dehidrasyondur. Hava yolculuğunun neden olduğu dehidrasyon özellikle uçak kabinlerindeki düşük nem seviyelerinden kaynaklanır. Uçuş öncesinden uçuş sonrasına kadar su tüketimini ihmal etmemeniz gerekir. Kafein ve alkollü içecekler suyun yerini tutmadığından, bu içecekler yerine maden suyu ya da ev yapımı limonata tercih edebilirsiniz.

BESLENMENİZE DİKKAT

Uçak yolculuklarında kabin basıncından dolayı bağışıklık sistemi zayıflar; dolayısıyla da çevrenizdeki yolculardan hastalık kapma riskiniz artar. Beslenmenizle ilgili birkaç küçük ipucu, bağışıklık sisteminizin güçlenmesine, uçuş keyfinizin artmasına ve daha rahat bir yolculuk geçirmenize neden olur.

  • Uçuş öncesi güzel bir kahvaltı yapın.
  • Yeşil yapraklı sebzelerden zengin beslenin.
  • Nohut, fasulye gibi şişkinlik yapabilecek baklagiller tüketmeyin.
  • Fast-food’dan kaçının.
  • Çok acı veya baharatlı yiyecekler tüketmemeye özen gösterin.

UÇUŞ SIRASINDA:

AKTİF KALIN

Uçuş sırasında hareketsizlik kan dolaşımını yavaşlatır. Oturduğunuzda, yer çekimi bacaklarınızda ve ayaklarınızda sıvı birikmesine neden olur. Bu genellikle bir problem değildir. Çünkü bacaklardaki kaslar, ayağa kalktığınızda ve dolaşırken vücudunuzdaki aşırı sıvıyı pompalar. Ancak saatlerce uçak koltuğunda oturmak ayak ve bacaklarda sıvı biriktirir. Bu durum da şişmeye neden olur. Uçuş sırasında uçağın arkasına doğru yürüyün, durun ve birkaç kez yere çömelip ayağa kalkın. Koltuğunuzda otururken dizlerinizi kendinize doğru çekin ve bırakın. Eğer seyahatiniz uzun süreli ise daha sık hareket etmeye çalışın.

JET-LAG’E HAZIRLIKLI OLUN

Jet-lag, birden fazla zaman diliminde seyahat nedeniyle kişinin uykusunu bozan ve biyolojik saatinizde dengesizliğe neden olan fizyolojik bir durumdur. Farklı bir saat dilimine uçtuğunuzda, vücudunuzun biyolojik saati zorlanır. Bu durum, gündüzleri yorgun hissetmenize ya da uyku sorunu yaşamanıza neden olabilir. Ayrıca uyandığınızda başağrısı hissedebilirsiniz. Bunu önlemek için yapabileceğiniz en iyi şey, normal uykuzamanlarınızı olabildiğince sıkı tutmaktır. Jet-lag’in olumsuz etkilerinden kurtulmak için gideceğiniz ülkenin saatine göre uçuş öncesinde uyku düzeninizi ayarlayabilirsiniz. Jet-lag’ın belirtileri; gündüz yorgunluğu, uykusuzluk, odaklanma zorluğu, işlev bozukluğu, stres, baş ağrısı, hazımsızlık veya düzensiz bağırsak hareketleri gibi mide sorunları şeklindedir. 

UÇUŞ SONRASINDA: 

  • Yapılan araştırmalar sonucu vişnenin ve vişne suyunun melatonin artırıcı etkisi olduğunu ortaya koydu. Araştırma bir grup üzerinde denendi. Sabah ve akşam 8-10 bardak vişne suyu içen grup üyeleri uyku düzenlerinin yerine geldiğini bildirdi. Uyuyamama sorunu olan ve uykusundan sürekli uyanan kişilerin uyku rahatsızlıklarının devam etmediği görüldü. 
  • Geleneksel Akdeniz diyetlerinin vazgeçilmez lezzeti olan domates, uyku düzeninizi sağlayacak bir başka besindir. Domatesin içinde kirazdan 50 kat daha fazla melatonin hormonu bulunur. Uyku sorunu yaşıyorsanız özellikle kahvaltılarınızda domates tüketmeye özen gösterin.
  • Kiraz gibi muzun da melatonin düzenleyici etkisi bulunur. Muz içerdiği potasyum ve magnezyum ile kasların gevşemesini sağlar. Özellikle uyku sırasında bacak krampları yaşıyorsanız uyumadan önce bir adet muz tüketmeyi alışkanlık haline getirin.

JET-LAG’DEN KORUNMAK İÇİN ALKOLDEN UZAK DURUN

  • Seyahat etmeden önce, yeni varış noktanızın uyku düzenine uyum sağlamak için program yapın. Doğuya gidiyorsanız, o yerin yatma süresi ile senkron oluşuncaya kadar her gün 30 dakika erken yatmaya başlayın. Batıya seyahat ediyorsanız, tersini yapın.
  • Kendinizi doğal ışığa maruz bırakın. Biyolojik ritminiz, güneş ışığından büyük ölçüde etkilenir. Anahtar saatlerde gün ışığına çıkmak, vücut saatinizi daha hızlı ayarlamanıza yardımcı olabilir. Batıya seyahat ederken, sabahın erken saatlerindeki ışıktan faydalanın, öğleden sonraları ve akşamları kaçının.
  • Alkol ve kafeinden uzak durun. Kafein uyarıcıdır ve etkileri arzu edilenden daha uzun süre sürebilir. Ayrıca kafein yeni bir uyku rutinine girmeyi zorlaştırır. Alkol ise kan dolaşımını yavaşlatır ve uyku düzenini bozar. Alkol ve kafein yerine bol su tüketin. Su, baş ağrısından korunmanıza yardımcı olur.

BOL SIVI TÜKETİMİ BASINCI DAĞITIR

Uçuş sırasında genellikle kulağımızda orta dereceli bir konforsuzluk olur. Kulak içerisinde dolgunluk hissi ve uğultu hissedilir. Enfeksiyon, tıkanıklık, alerji, kirlilikten kaynaklanan tahriş ve çocukluk çağındaki kulak enfeksiyonlarından kaynaklanan skar oluşumu gibi fizyolojik sorunlar östaki tüpünü tıkayabilir. Uçuş sırasında esnemek veya yutkunmak kulaklarınızın açılmasını sağlayabilir. Ayrıca uçuş sırasında sıvı tüketimi yine östaki borunuzun açılmasını sağlayacağından kulaklarınızdaki basıncın dağılmasına yardımcı olabilir.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

CEVAP BIRAKIN

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Covid-19

Ateşsiz Covid-19 Geçirmek Mümkün

Tarih:

on

Yüksek ateş gibi bazı Covid-19 belirtileri diğerlerinden daha yaygın görünür. Bu günlerde kendinizi hasta hissediyorsanız doktora gidip test yaptırmak için en ayırt edici belirti ateş. Peki ya ateşiniz yoksa?

Çok değil, bundan bir yıl önce öksürük, vücut ağrıları ve halsizlik yaşamak gribin olağan belirtileriydi. Ancak coronavirüs hayatımıza girdi ve her kış en az bir kez yaşadığımız bu belirtiler değim yerindeyse kâbusumuz oldu.

Genel olarak solunum yolu hastalıkları hakkında bildiklerimiz yeni coronavirüs Sars-CoV-2 ile birlikte oldukça gelişti. Virüs dünyanın üzerine kara bir bulut gibi çökerken sağlık otoriteleri 3 belirtiye özellikle dikkat çekti; ateş, kuru öksürük ve nefes darlığı.

Covid-19 belirtilerini içeren listeye her geçen gün yeni bir bulgu eklendi. Şuan Amerikan Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi’nin yayımladığı listede 11 resmi Covid-19 semptomu bulunuyor ve bunlar hala olası her belirtiyi kapsamıyor.

Diğer belirtilerle birlikte ateş görülmeyebiliyor

Yüksek ateş gibi bazı Covid-19 belirtileri diğerlerinden daha yaygın görünür. Ancak bazı belirtiler de neredeyse kişiye özel ortaya çıkıyor. Bu günlerde kendinizi hasta hissediyorsanız doktora gidip test yaptırmak için en ayırt edici belirti ateş. Peki ya ateşiniz yoksa?

Ateşinizin olması vücut ısınızın normalden yüksek olduğu anlamına gelir. 38 dereceden yüksek vücut ısısı, vücudunuzda bir terslik olduğunu doğrular. Ateş, vücudun Covid-19 da dâhil olmak üzere bir enfeksiyona verdiği doğal tepkidir. Bağışıklık sistemi istenmeyen bir patojeni, genellikle bir virüsü veya bakteriyi öldürmeye çalıştığı için vücut ısısı aniden yükselir. Normal vücut sıcaklığında, bu hastalığa neden olan istilacılar kolayca çoğalabilir, ancak ortam ısındığında hayatta kalmaları zorlaşır.

Coronavirüs vücuda girdiğinde de bağışıklık sisteminin tepki göstermesi ve vücut ısısının yükselmesi beklenir. Bu virüs hakkında öğrendiğimiz son gelişmeye göre ise Covid-19 ateşsiz de görülebiliyor.

Asemptomatik kişilerde genel olarak ateş dâhil hiçbir belirti görülmediğini biliyoruz. Uzmanlara göre Covid-19 geçiren birçok insanda diğer belirtiler görülürken ateş görülmüyor. Öte yandan enfekte bir kişi teknik olarak ateşi yükseldiğinde ya da düştüğünde bunu fark etmeyebilir.

Ateşiniz olmasa da kendinizi izole edin

Ateş veya titreme, öksürük, nefes darlığı veya nefes almada güçlük, yorgunluk, kas veya vücut ağrıları, baş ağrısı, tat veya koku kaybı, boğaz ağrısı, burun tıkanıklığı veya akıntısı, mide bulantısı ya da kusma ve ishal gibi belirtilerle birlikte deri döküntüleri ve göz kızarıklığı gibi daha nadir semptomlar da Covid-19 ile ilişkilendiriliyor.

Bu belirtilerden bazılarının bir arada görülmesi ilk olarak yüksek ateşi sorgulamayı akıllara getirebilir. Ancak ateş Covid-19 varlığının göstergesi olarak değerlendirilmemeli.

Olağandışı belirtiler yaşıyorsanız ancak ateşiniz yoksa yine de kendinizi izole edin. Bir sağlık kurulusu ile iletişime geçerek, testler, izolasyon yönergeleri ve tedavi seçenekleri hakkında bilgi alın. Yaşadığınız soğuk algınlığı veya grip de olabilir. Ancak vaka artışlarını göz önünde bulundurun, sağlık durumunuz hakkında daha fazla bilgi alana kadar güvende olmak ve çevrenizdekileri güvende tutmak için izole olmaya devam edin.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Covid-19

Neden Çin Aşısı?

Tarih:

on

Çin aşısı ile Çin’de yüz binlerce kişi aşılandı. Sağlık çalışanları, pandemi önleme personeli ve sınır denetim personeli gibi belirli gruplar aşılanarak bir bakıma bağışıklık bariyeri oluşturuldu. 

Bir önceki yazımda Çin’de yapılan aşı çalışmalarının anlatmaya çalıştım. Bu yazımda ise bu çalışmaların sonuçlarının değerlendireceğim.

Daha önce bahsettiğim gibi; Çin aşı çalışmalarını bir adım önde götürüyor. Henüz virüs ortaya çıkalı bir yıl bile olmamışken, Çinli aşı üreticileri aşı adaylarını piyasaya sürmeye başladı.

Çinli üreticiler aşı dağıtımına başladı

Sinovac, 46 milyon doz Covid-19 aşısını Brezilya’ya ve 50 milyon doz Türkiye’ye sağlamak için anlaşma imzaladı. Ayrıca 40 milyon dozluk aşı konsantresi Endonezya’ya yerel olarak tedarik edilecek ve son ürün orada üretilecek.

CanSino, aşısının 35 milyon dozunu Meksika’ya teslim edecek, CNBG ise Orta Doğu ve Güney Amerika pazarlarına bakıyor. BAE, 2021’de CNBG ile ortaklaşa yaklaşık 100 milyon doz üretecek, diğer ülkelerle görüşmeler devam ediyor. CNBG, 2021’de bir milyardan fazla doz üretebileceğini açıkladı. Çin ayrıca, herhangi bir ürünün güvenli olduğunun kanıtlandığından emin olmak için Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve küresel Salgın Hazırlık Yenilikleri Koalisyonu (CEPI) liderliğindeki Covid-19 Aşı Küresel Erişim (COVAX) grubuna de katıldı.

Çin, ulusal aşılama programıyla ilgili olarak bu üç şirketin her birinde yapılan araştırmalardan memnun görünüyor. Haziran ayında CanSino, orduyu aşılama yetkisini aldı ve o zamandan beri hem Sinovac hem de CNBG, devam eden klinik denemelerin dışında Çin’deki büyük nüfusu aşılamak için onay aldı.

Sonuç olarak Çin’de yüz binlerce kişi aşılandı. Sağlık çalışanları, pandemi önleme personeli ve sınır denetim personeli gibi belirli gruplar aşılanarak bir bakıma bağışıklık bariyeri oluşturuldu. CNBG’nin aşı çalışmaları sonucu ciddi bir istenmeyen yan etki görülmedi. Sinovac’e göre ise şirket çalışanlarının yüzde 90’ından fazlası yüksek risk grubu olarak görüldükleri için aşı olmayı kabul ediyor. Şirket Ekim ayında, Zhejiang eyaletinde Şangay yakınlarındaki Yiwu’da iki dozluk aşısını satmaya başlamıştı.

Sinovac aşısının başarı oranı yüksek

Devlete ait aşı üreticisi ve Sinovac’ın Endonezya’daki ortağı Bio Farma, Sinovac’ın COVID-19 adayının 3. aşama klinik deneylerinde yüzde 97’ye kadar etkili olduğunu açıkladı. Ancak Sinovac, Bloomberg’e yüzde 97’lik rakamın aşının etkinliğine atıfta bulunmadığını açıkladı ve bunun yerine aşının serokonversiyon oranını temsil ettiğini söyledi. Serokonversiyon oranı, aşının COVID-19 antikorları üretip üretmediğini saptar, yani aşının, onu alan gönüllülerinin yüzde 97’sinde antikorları tetiklediği anlamına gelir. Ancak aşının COVID-19’a karşı koruma sağladığını kanıtlamaz.

Yüzde 97 etkinlik, şu ana kadar bildirilen en iyi klinik araştırma verisi. ABD merkezli Pfizer ve Moderna, ABD’deki Faz 3 denemelerinde sırasıyla yüzde 94 ve yüzde 95 etkinlik oranları bildirdi. Ancak Bio Farma, Sinovac’ın etkinliği hakkındaki sonucunu daha küçük bir katılımcı havuzundan (yaklaşık 1.600 kişi) ve daha kısa bir zaman çerçevesinde aldı.

Adayını Almanya’nın BioNTech’iyle birlikte geliştiren Pfizer, Kasım ayında açıkladığı yüzde 94 etkinlik rakamını, Temmuz ayında başlayan 43.000 katılımcılı Faz 3 denemesinden elde etti. Moderna’nın Faz 3 denemesi de o ay başladı ve aşı 30.000 gönüllü üzerinde denendi.

Sinovac’ın 3. aşama denemesinin tüm sonuçlarının Ocak 2021’de gelmesi bekleniyor. 16 Nisan – 25 Nisan 2020 tarihleri ​​arasında 144 katılımcı faz 1 denemesine ve 3 Mayıs – 5 Mayıs 2020 tarihleri ​​arasında 600 katılımcı faz 2 denemesine kaydoldu. 743 katılımcıya en az bir doz aşı yapıldı.

Faz 1 denemesinde, aşı olan gönüllülerin ortalama yüzde 33’ünde ilk iki hafta içinde istenmeyen yan etkiler görüldü. İlk 4 hafta içinde gönüllerde görülen yan etki oranı ise ortalama yüzde 14 oldu. Aşılamadan sonraki 14. günde gönüllülerin ortalama yüzde 48’inde antikor oluşumu belirlendi. 28. günde ise katılımcıların ortalama yüzde 81’inde antikorlara rastlandı.

Faz 2 denemesinde, 14. güne kadar katılımcıların ortalama yüzde 30’unda yan etki görüldü. 28. güne kadar yan etki geliştiren katılımcı oranı ise ortalama yüzde 19. 14. günde gönüllülerin ortalama yüzde 95’inde, 28. günde ise yüzde 99’unda antikor oluştuğu görüldü.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Covid-19

Aşı Yarışında Çin Bir Adım Önde

Tarih:

on

Çin’de Covid-19 aşısı geliştirme ve uygulama ihtiyacı, virüsün yayılmasını etkili bir şekilde durdurduğu için diğer ülkelerden farklı. Çin hükümeti pandemiyle erken başa çıkabildi ve sonuç olarak aşı geliştirmeye zaman ayırabildi.

Şiddetli akut solunum sendromu, yani SARS hastalığına sebep olan yeni tip coronavirüsün neden olduğu ve devam eden Covid-19 pandemisi, dünya çapında yüksek morbidite ve mortaliteye yol açtı.

Salgın başladığından beri, dünyanın dört bir yanındaki araştırmacılar, şu anda klinik öncesi veya klinik geliştirme aşamasında olan 200’den fazla çalışma ile Covid-19 için aşılar geliştirmeye çalışıyor. Öte yandan salgının başladığı yerde, aşı çalışmaları da bir adım önde gidiyor. Peki, Çin aşıları ne kadar güvenli ve bu aşılar hakkında ne biliyoruz?

Çin aşıları 16 ülkede deneniyor

Çin’de Covid-19 aşısı geliştirme ve uygulama ihtiyacı, virüsün yayılmasını etkili bir şekilde durdurduğu için diğer ülkelerden farklı. Sınırların kısmen açık olmasına ve uluslararası seyahatin ciddi şekilde kısıtlanmasına rağmen, Çin hükümeti pandemiyle erken başa çıkabildi ve sonuç olarak aşı geliştirmeye zaman ayırabildi.

Çin’deki aşı yarışında dört ana üretici var; Tianjin merkezli CanSino, Wuhan’dan CNBG, Pekin’deki Sinovac ve Anhui merkezli ZFLongkema. Ülkede çok az COVID-19 vakası varken, Çinli aşı üreticileri ürünlerinin etkinliğini denizaşırı ülkelerde test etmek zorunda kaldı; beş aday en az 16 ülkede etkinlik (aşama 3) denemelerinde bulunuyor.

Covid-19 için ilk aşı denemesi Çin’de başladı

Uygulanabilir bir aşı elde etmek için farklı yaklaşımlar ortaya çıktı. CanSino, aşı adayını, Covid-19’un yüzey proteini için bir gen parçasını ekledikleri adenovirüs 5 (Ad5) olarak bilinen yaygın ve büyük ölçüde zararsız bir virüs kullanarak geliştirdi. Mart ayında şirket, güvenliğini ve bağışıklık tepkilerini tetikleme yeteneğini test etmek için dünyanın ilk Covid-19 aşı denemesini Wuhan’da başlattı ve dünyada Covid-19 aşısını deneyen ilk şirket oldu.

Sinovac Biotech ve CNBG ise Sars-CoV-2’nin öldürülmüş hali ile insanları aşılamak üzerine yoğunlaştı. Bu, karmaşık bir protein veya RNA tasarımı veya genetik mühendisliği gerektirmez. Bilim adamları, virüsü basitçe bir kimyasal (beta propiolakton) ile etkisiz hale getirir ve onu tahriş ederek bağışıklık sistemini etkili bir şekilde tam alarm durumuna geçiren bir yardımcı madde ile karıştırır. Teorik olarak, bu tür aşılar, başak gibi tek bir viral protein setinden ziyade tüm viral protein setini içerdikleri için daha geniş antikor ve T hücresi tepkileri üretebilir. Ve sıfırın altındaki sıcaklıklarda saklanması gereken mRNA aşılarının aksine, inaktive edilmiş virüsler, sıradan soğutmadan fazlasını gerektirmez. Bu, Rus Sputnik V aşısına benzer bir aşı.

Sıfırın altındaki soğutma ve depolamanın birçok tropikal ve subtropikal ülkede sorunlu olabileceğinden inaktive aşıların lojistik avantajları var. Ancak dezavantajları da olabilir; Bu aşılar iki dozun uygulanmasını gerektiriyor, ancak küçük bir ihtimal de olsa hastalar bu tür aşılara karşı kronik reaksiyonlardan mustarip olabilir ve hatta hastalığı geliştirebilir.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar