Connect with us

COVID-19

Sürü Bağışıklığı İmkansız Olabilir

Tarih:

on

Covid-19’a karşı sürü bağışıklığı olup olmayacağı yakından takip edilen bir konu. Uzmanlara göre sürü bağışıklığı oluşması bir yana yakın bile değiliz. Virüsün yayılmasını engellemek için hala en iyi yol maske, mesafe ve hijyen.

Coronavirüse karşı bağışıklık oluşup olmayacağı üzerine uzmanların çalışmaları devam ediyor. Amerikalı bilim insanlarının şu ana kadar elde ettikleri sonuçlara göre, sürü bağışıklığına hala çok uzağız. Hatta çalışmalar gösteriyor ki, Covid-19’a karşı gelişen antikorlar sadece birkaç ay kalıcı oluyor. Bu sebeple uzmanların şu ana kadar söyleyebildiği tek şey, bireysel korunmaya önem vermek; yani maske takmak, sosyal mesafeye dikkat etmek ve elleri sık sık yıkamak.

Covid-19 ile enfekte olanların sayısı arttıkça sürü bağışıklığına bir adım daha yaklaşıldığı düşünülebilir. Ancak uzmanlara göre bir toplumda sürü bağışıklığı oluşabilmesi için nüfusun yüzde 60’dan fazlasının enfekte olması gerekiyor.

Virüsün yayılmasına izin vermek çözüm getirmedi

Dünya genelinde her ne kadar vaka sayıları artsa da virüsün en yoğun tahribata uğrattığı yerlerde bile sürü bağışıklığı görülmüş değil. Araştırmalara göre çok az yerde antikor seviyeleri yüzde 20’nin üzerinde. Pandeminin başında büyük kayıplar veren, virüsün kontrolsüz ilerlediği İtalya’da bile bağışıklık oranı yaklaşık yüzde 13’te kaldı.

Sürü bağışıklığı oluşturmak için virüsün yayılmasına izin veren bazı ülkeler de oldu. Mesela İsveç bu yöntemi denedi ve komşu ülkelere göre vaka sayıları da ölüm sayıları da katlandı. İsveç, bu denemeye rağmen hala sürü bağışıklığına yakın değil.

Uzmanlara göre sürü bağışıklığı konusu sadece ölüm oranlarıyla ilgili değil. Virüsle ilgili bilim insanlarının keşfettiği yeni bilgiler, asemptomatikliğin düşünüldüğü kadar zararsız olmadığını, Covid-19’un uzun vadeli komplikasyonlara neden olabildiğini gösteriyor. Akciğer ve böbrek hasarları ile kalp ve solunum yolu hasarları gibi etkilerin ortaya çıkabildiğine dair bazı kanıtlar edinildi.

Antikor kalıcı olmayabilir

Covid-19’a karşı antikor tepkilerinin araştırıldığı bir çalışmada, 96 Covid-19 hastası üç ay boyunca takip edildi. Belirtilerin başlamasından sonraki 10-15 gün içinde enfekte kişilerde antikorların oluştuğu ve hastalığın şiddetine göre antikor seviyesinin değiştiği görüldü. Bilim insanları takipler boyunca özellikle düşük seviyede antikor geliştirenlerde, bu seviyenin git gide azaldığını raporladı. Bazı hafif vakalarda ise hiç antikor tespit edilemedi.

Antikor seviyelerinin azalması yeniden enfekte olmaya kapıyı aralasa da, virüsün yakın zamanda ortaya çıkmış olması nedeniyle, oluşan antikor tepkilerinin ne kadar süre kalıcı olacağı, yeniden enfekte olmayı önleyip önlemeyeceği konusuna bir açıklık getirilemiyor. Ayrıca antikorların kalıcı olmaması demek asla sürü bağışıklığına ulaşılamayabileceği anlamına da geliyor.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

CEVAP BIRAKIN

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

COVID-19

Covid-19 Kalıcı Beyin Hasarına Neden Olabiliyor

Tarih:

on

Amerikalı doktorlar Covid-19 ile enfekte olmuş hastaların yüzde 40’ından fazlasının nörolojik belirtiler gösterdiğini, bunların yüzde 30’undan fazlasında ise bozulmuş bilişe sahip olduğu buldu. Araştırmaya göre Covid-19 atlatmış dünyadaki yaklaşık 27 milyon insanda kalıcı beyin hasarı yani nörolojik sonuçlar ortaya çıkabilir.

Yeni coronavirüs salgını dünyada savaşlardaki kadar çok insanın hayatına mal oldu. Çoğunlukla bu ölümlerin sebebi Covid-19’un neden olduğu akciğer sorunları. Bunun yanında yeni coronavirüsün farklı etkileri olduğunu artık biliyoruz ve her geçen gün başka etkileri olduğunu da öğreniyoruz.

Amerika’da bir tıp merkezindeki doktorlar Covid-19 ile enfekte olmuş 509 hastayı inceledi. Araştırmada enfeksiyon başlangıcında hastaların 215’inde nörolojik belirtiler görülürken bu sayı hastaneye yatışta 319’a çıktı. Hastalığın seyri sırasında da hastaların 419’unda nörolojik belirtilere rastlandı.

Nörolojik belirtiler sadece ruhsal anlamda yıkıma sebep olmakla kalmaz ölüme bile yol açabilir. Yapılan araştırma bu açıdan endişe uyandırıcı. Zira araştırmaya göre Covid-19 atlatmış dünyadaki yaklaşık 27 milyon insanda nörolojik sonuçlar ortaya çıkabilir. Enfeksiyondan kurtulanların çoğunda meydana gelen, hafif olarak sınıflandırılsa da ciddiye alınması gereken beyin hasarına dair kanıtlar artıyor. Sonuçta beyinde oluşabilecek hasaralar ince bilişsel, davranışsal ve psikolojik sorunlara neden olur.

Belirti görülmese de beyin hasarı oluşabiliyor

Covid-19 enfeksiyonunun beyne nasıl zarar verdiğine gelecek olursak; doğrudan ensefalit yani beyin iltihabı yoluyla bunu yapar. Sonuçları da yıkıcı olabilir.

İngiltere’de beyin iltihabı yaşayan 12 hasta üzerinde yapılan bir çalışmada, hastalardan yalnızca birinin tam olarak iyileştiği görüldü. 10 hasta kısmi olarak iyileşti ve bir hasta da hayatını kaybetti. Ayrıca bu çalışmada Covid-19’lu bazı hastaların felç geçirdiği sonucu ortaya çıktı.

KISA BİR BİLGİ

Covid-19 enfeksiyonu felç riski için oldukça önemli bir faktör. 70 yaş üzerindekilerde yeni coronavirüse bağlı inme riski oldukça yüksek olsa da, gençlerde de tipik grip virüslerine oranla yeni coronavirüs nedeniyle felç geçirme olasılığı yedi kat daha fazla.

Finlandiya’da Covid-19’a bağlı sebepler nedeniyle hayatını kaybedenlerden alınan otopsi verileri beyin hasarının bir diğer önemli nedeninin oksijen yetersizliği olduğunu gösterdi. Öte yandan bu sonuçlarla birlikte endişe verici bir keşif yapıldı: Otopsisi yapılan hastaların çoğu enfeksiyon sırasında herhangi bir beyin hasarı belirtisi göstermedi ancak hepsinde beyin hasarı saptandı.

Yoğun bakımda kalmak beyin hasarı riskini arttırıyor

Covid-19 enfeksiyonu nedeniyle yoğun bakımda yatan ve hayatta kalanların yüzde 30’undan fazlasında, orta dereceli travmatik beyin hasarı olanlarla karşılaştırılabilecek kadar derin bilişsel bozukluk görülüyor. Bilişsel bozukluklar, okuduğunu anlamada, konuşmada, hesap yapmada ve günlük rutinleri devam ettirmede zorluklara neden olabilir.

Yoğun bakımda kalan hastalarda yaygın olarak görülen uzun vadeli psikolojik etkiler anksiyete, depresyon ve travma sonrası stres bozukluğu olarak karşımıza çıkıyor. Covid-19 kaynaklı nedenlerle yoğun bakımda kalan hastalarda da aynı psikolojik etkileri görmeyi bekleyebiliriz.

Enfekte olan herkeste beyin hasarı oluşma ihtimali var

Buraya kadar Covid-19’un ensefalit, felç ve oksijen yetersizliği nedeniyle beyin hasarına neden olabileceğini gördük. Ayrıca hastaların yoğun bakımda kalmaları gerektiğinde beyin hasarının meydana gelme olasılığının arttığını da söylemek mümkün.

Peki, Covid-19’u asemptomatik olarak yaşayanlar için beyin hasarı olasılığı geçerli mi? Bu soruya cevap arayan bir grup Çinli doktor Covid-19 enfeksiyonundan iyileşen 29 kişiyi inceledi. Sonuçta bu kişilerde sürekli dikkatin bozulduğu görüldü.

Araştırmacılara göre bunun nedeni inflamatuar sebeplere bağlı olabilir. Ancak Covid-19 ile enfekte olmuş hastaların gizli felç veya oksijen yetersizliği nedeniyle beyin hasarı yaşaması da olası.

Gizli inmeler sanılandan daha fazla meydana geliyor ve hem büyük inmeler hem de bunama için risk faktörü oluşturuyor. Ayrıca gizli inmeler beynin beyaz bölgesini etkiler yani beyin bölümlerinin birbiriyle iletişim kurmasını sağlayan beyin hücreleri arasındaki bağlantıyı. Bu bağlantı noktaları zarar gördüğünde dikkat bozukluğu ortaya çıkar.

Covid-19 atlatmış ve günlük hayatına sıkıntı çekmeden ya da hafif etkiler ile devam eden birçok kişi olsa da hala enfekte olmamış ve ileride bu tarz ciddi problemleri yaşayabilecek daha çok kişi var. Covid-19’dan kurtulanların gelecekte nasıl problemlerle karşılaşacağını henüz bilmiyoruz.

Kısacası önlem almaktan vazgeçmeyin…

Covid-19 hastalarında en sık görülen nörolojik bulgular

  • -Kas ağrıları %45
  • -Baş ağrısı %37,5
  • -Beyin hasarı %32
  • -Baş dönmesi %29,5
  • -Tat alamama %16
  • -Koku alamama %11,5
  • -İnme, hareket bozuklukları, motor ve duyusal eksiklikler, ataksi ve nöbetler %0.2 – %1.4

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

COVID-19

Coronavirüslerin En Tehlikelisi ‘Yeni Coronavirüs’

Tarih:

on

Farklı türleri bulunan coronavirüsler hem insanları hem de hayvanları enfekte edebiliyor. Bu türler arasında şu ana kadar görülen en tehlikelisi ise Covid-19’a neden olan yeni coronavirüs.

Eğer bir sağlık çalışanı değilseniz muhtemelen ‘coronavirüs’ kelimesini salgın başlayana kadar duymamış olabilirsiniz. Şimdi ise Covid-19’a neden olan yeni coronavirüsü bilmeyen neredeyse kimse kalmadı.

SARS-CoV-2 olarak adlandırılan yeni coronavirüse o kadar odaklanıldı ki hayatımızda var olan diğer coronavirüsler biraz arka planda kaldı. Şu anda ‘coronavirüs’ denildiğinde akla gelen ilk virüs ‘Covid-19’a neden olanı. Ancak coronavirüslerin soğuk algınlığı dâhil başka birçok hastalığa neden olabildiğini unutmamak gerekiyor.

İnsanları enfekte ettiği bilinen 7 coronavirüs türü bulunuyor

Coronavirüsler yüzeylerindeki taç benzeri sivri uçları nedeniyle bu şekilde adlandırılmış. (Corona, Latince’de ‘taç’ anlamına gelir.) Coronavirüslerin dört ana alt grubu bulunuyor; alfa, beta, gama ve delta. Hem insanlara hem de hayvanlara bulaşabiliyor. İnsanları enfekte eden ve insandan insana bulaşabilen coronavirüsler ilk olarak 1960’lı yıllarda tanımlandı.

Bu coronavirüslerin sayısı yeni coronavirüsle birlikte yediye çıktı:

  • 229E – Alfa coronavirüs
  • NL63 – Alfa coronavirüs
  • OC43 – Beta coronavirüs
  • HKU1 – Beta coronavirüs
  • MERS-CoV – Orta Doğu solunum sendromuna neden olan beta coronavirüs (MERS)
  • SARS-CoV – Şiddetli akut solunum sendromuna neden olan beta coronavirüs (SARS)
  • SARS-CoV-2 – Covid-19’a neden olan yeni coronavirüs

Genellikle insanları ve hayvanları enfekte eden coronavirüsler farklıdır. Ancak bazı durumlarda hayvanları enfekte eden coronavirüsler evrim geçirerek insanları da enfekte edebilir. MERS-CoV, SARS-CoV ve SARS-CoV-2 coronavirüsleri bu duruma örnek olarak öne çıkıyor.

Hemen hemen her yıl belki de birden fazla kez yaşadığınız soğuk algınlığına neden olan rinovirüs, sinsitiyal virüsü gibi farklı virüsler var ve bunlardan biri de coronavirüs. İnsan coronavirüsleri 229E, NL63, OC43 ve HKU1 soğuk algınlığı gibi hafif veya orta şiddette üst solunum yolu enfeksiyonlarına sebep olur.

Yeni coronavirüs ciddi sonuçlara neden olabiliyor

Yeni coronavirüsün bu kadar çok konuşulmasının nedeni ‘yeni’ olması dışında diğer coronavirüslerden de farklı olması. En büyük fark insanlarda kalp sorunları, akciğer hasarı ve aylarca devam edebilen belirtilere neden olması.

Yeni coronavirüs de diğer coronavirüsler gibi öksürük, burun akıntısı ve tıkanıklık gibi soğuk algınlığı belirtilerine neden olabilir. Ancak özellikle yaşlılar veya kronik rahatsızlıkları olanlarda çok daha fazla zarara neden olabiliyor. Öte yandan yeni coronavirüsün ciddi problemlere neden olma olasılığı diğer coronavirüslere göre oldukça yüksek. SARS ve MERS coronavirüslerinin ölüme neden olma olasılığı SARS-CoV-2’den daha yüksek olsa da, şu ana kadar yeni coronavirüs kadar kolay ve geniş bir yayılım göstermediler.

Tedbirli Davranmaya Devam Edin

  • -Covid-19’da korunmak için alacağınız önlemler sizi mevsimsel grip ve soğuk algınlığı gibi hastalıklardan da koruyacak. Önlem almak bu kadar önemiyken neler yapılabileceğini tekrar etmekte fayda var:
  • -Grip aşısı olun.
  • -Hasta veya hasta olduğundan şüphelendiğiniz kişilerle yakın temasa geçmeyin.
  • -Kalabalık ortamlara girmeyin.
  • -Öksürük ve hapşırıklarınızı mendille veya kolunuzla kapatın.
  • -Ellerinizi su ve sabunla sık sık yıkayın. Su ve sabuna ulaşamadığınızda alkol bazlı el dezenfektanı kullanın.
  • -Ellerinizin temizliğinden emin olmadan yüzünüze, gözünüze veya burnunuza dokunmaktan kaçının.
  • -Sık kullanılan yüzeyleri dezenfekte edin.
  • -İnsanlarla temasa geçtiğinizde sosyal mesafeye uyun.
  • -Eviniz dışındaki tüm alanlarda maske kullanın.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

COVID-19

Sigara Kullanımı Gençleri Covid-19’a Karşı Açık Hedef Yapıyor

Tarih:

on

Yapılan bir araştırmada 18-25 yaş arasındaki her üç genç yetişkinden birinin yüksek risk altında olduğu bulundu. Bu sayının sigara içmeyenlerde altıda bire düştüğü görüldü. Yani sigara kullanımı risk altındaki genç yetişkinlerin sayısını ikiye katlıyor.

Daha önce karşılaşmadığımız ve hakkında bilgi sahibi olmadığımız yeni coronavirüs tüm dünyayı etkiledi, milyonlarca kişi enfekte oldu, yüzbinlerce kişi hayatını kaybetti. Herkesi şaşkına uğratan bu virüs hakkında ilk vakalara bakarak yapılan genellemeler ve olasılıklar dışında elimizde bir şey yoktu.

İlk öğrendiğimiz virüsün en çok 65 yaş üzeri kesim için risk oluşturduğu bilgisiydi. Yaşanan ölümlerin ortalama yüzde 75’ini 65 yaş üzerindekiler oluşturuyor. Daha gençlerde belirtiler genellikle daha hafif görülüyor. Yaşa ek olarak kronik rahatsızlıklar da risk durumunu değiştiren faktörlerden. Şiddetli Covid-19 enfeksiyonunda şartların değişmesinde en önemli tek faktör ise sigara veya elektronik sigara gibi solunabilir madde kullanımı.

Sigara kullanan gençler yüksek risk altında

Sigara ve elektronik sigara kullanımının genç yetişkinler üzerindeki Covid-19 riskini değerlendirmek için bir araştırma yapıldı. Journal of Adolescent Health’de yayımlanan çalışmada Amerika’da 18-25 yaş arasındaki her üç genç yetişkinden birinin yüksek risk altında olduğu bulundu. Bu sayının sigara içmeyenlerde altıda bire düştüğü görüldü. Yani sigara ve muadillerinin kullanımı risk altındaki genç yetişkinlerin sayısını ikiye katlıyor.

Bu risk sınıflandırması teoriden ibaret değil. Sigara ve elektronik sigara gibi solunan maddeler akciğer hasarına neden olur. Ayrıca bu tür maddelerin kullanımı bağışıklık sistemini zayıflatarak vücudun enfeksiyonla mücadelede şansını düşürür.

Araştırmalar sigara ve elektronik sigara kullanan ergenlerin ve genç yetişkinlerin akranlarına kıyasla Covid-19’a yakalanma oranlarının 7 kat daha fazla olduğunu ve belirtileri 5 kat daha yoğun yaşadıklarını ortaya koydu. Birden fazla çalışmadan elde edilen verileri kullanan bir analizde ise, Covid-19 ile enfekte kişiler arasında sigara kullanan veya geçmişte kullanmış olanlarda hastalığın ilerlemesi olasılığının iki kat daha fazla olduğu bulundu.

Sigara içmek viral partikülleri daha uzağa taşır

Ergenlik ve genç yetişkinlik dönemlerinde gelişen beyinler nörolojik ödüller arar ve bu da risk alma ile sonuçlanır. Çoğu genç yetişkin için bu risk madde kullanımı olarak ortaya çıkar. Bu yaşlarda madde kullanımından kaynaklı fiziksel zararlara tolerans göstermek gözle görülür bir etkisi olmadığı için daha kolay. En azından Covid-19 salgınından önce durumun bu olduğu varsayılıyordu.

Diğer risk faktörlerinin aksine tütün ve mamullerini kullanmak doğal olarak solunum yolu virüsü bulaşma riskini artırır. Sigara ve elektronik sigara gibi maddeler zorla nefes vermeyi içerir. Bu da viral partikülleri taşıyan damlacıkların normal nefes vermeye göre daha uzağa gitmesine neden olur.

Sigara kullanımının maske takmakla uyumsuz olduğunu söylemeye gerek yok. Bu durum da gençlerin bir araya geldiği yerlerde yüksek risk oluşturuyor.

Gençler de güvende değil

Diğer yandan gençler özellikle sağlık söz konusu olduğunda aşırı özgüvenli olabiliyor. Genel olarak sağlıklı ve zinde olmalarının yanında bir durumu kontrol etme yeteneklerini abartarak kendilerini yenilmez olarak görme eğiliminde olurlar. Mesela istedikleri zaman sigarayı bırakabileceklerini düşünürler.

Yetişkinliğe geçişte biraz fazla özgüven faydalı olsa da pandemi sırasında büyük sorunlara yol açabilir. Gençlerin Covid-19’a karşı güvende olduklarını düşünmeleri gibi.

Amerikan Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi’nin bir raporuna göre, enfekte olan 20-44 yaş aralığındaki her beş kişiden biri hastaneye kaldırılıyor ve yaklaşık yüzde 4’ü yoğun bakıma alınıyor.

Sigara ve elektronik sigara gibi madde kullanımını bırakmaları için özellikle ebeveynlerin gençlere destek olması önemli. Nikotin kullanım bozukluğu için etkili tedaviler mevcut. Doktorların yazacağı yoksunluk belirtilerini hafifletmeye ve nikotin isteğini önlemeye yardımcı olan ilaçlar kullanılabilir ve süreç boyunca psikolojik destek alınabilir.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar