Connect with us

Beslenme

Süper Güçlü Gıdalar ile Yaşam Kalitenizi Arttırın

Tarih:

on

süper güçlü gıdalar

Sağlıksız beslenme beraberinde pek çok hastalığı getiriyor. Süper güçlü gıdalar olan portakal, ıspanak, balık ve kinoa ise bağışıklık sistemini güçlendirip bizleri hastalıklardan koruyor.

Obezite, kalp, karaciğer, diyabet ve bunun gibi pek çok hastalık, çağımızın maalesef en yaygın hastalık türlerinin başında geliyor. Bu hastalıkların temelinde ise çoğunlukla zararlı alışkanlıklar, sağlıksız beslenme ve hareketsizlik yer alıyor. Özellikle sağlıksız beslenme, başka hastalıkların ortaya çıkmasına ve yaşamın aksamasına sebebiyet veriyor. Sıkı bir diyet takipçisi olamıyor ya da diyet programlarını uygulamakta zorlanıyorsanız, birazdan bahsedeceğim süper güçlü gıdalar tam size göre. Kanserden bağışıklık sistemine pek çok alanda faydası bulunan bu süper gıdalarla yaşam kalitenizi artırmanız mümkün.

SONBAHARDA C VİTAMİNİ ÖNEMLİ 

Özellikle mevsim geçişlerinde bağışıklık sisteminin zayıflaması pek çok hastalığı beraberinde getiriyor. Tam bu noktada ise sonbaharın eşsiz meyvelerinden olan narenciyeler, enfeksiyonlarakarşı savunma görevi üstleniyor. Eminim birçoğunuz turuncu renkteki bu meyveleri, yüksek C vitamini kaynağı olmaları sebebiyle kış ayları boyunca grip ve benzer hastalıklardan korunmakiçin tüketiyorsunuz. Oysa narenciyelerin; kanserden korumak, kalp hastalıkları riskini azaltmak ve tansiyonu düşürmek gibi bilinenin dışında faydaları da var. Portakal, limon, greyfurt ve mandalina gibi narenciye sınıfına giren meyveler, ilk olarak Güney-Güneydoğu Asya veAvustralya’da yetiştirilmeye başlanmış.
Şimdilerde hem faydalı, hem de lezzetli oluşları sebebiyle tüm dünya genelinde (Türkiye de dahil) üretiliyor. En çok tüketilen narenciyelerden biri de portakal.
Dünya genelinde sadece bir yılda ortalama 70 milyon ton portakal üretiliyor.
Yapılan araştırmalar gösteriyor ki narenciyeler, içerdikleri flovonoid ve fitokimyasallar sayesinde kanser oluşumunu önleyici etkiye sahipler. (Fitokimyasallar; meyve ve sebzelerde bulunan bioaktif kimyasal maddelere verilen ortak addır.) Araştırmalar, bu kimyasallar arasında yer alan hesperetin ve naringenin adlı maddelerin; antioksidan etkileri sebebiyle, tansiyonu düşürücü etki gösterdiklerini ve kötü kolesterol olarak bilinen LDL oranında düşüşe sebep olduklarını gösterdi.

PORTAKAL KOLESTEROLÜ DÜŞÜRÜR 

Portakalın kolesterol düşürücü etkisi, diğer faydalarının yanında en çok dikkat çekeni. Amerikalı ve Kanadalı bilim adamları konu hakkında ortak bir çalışma yapmışlar.
Journal of Agricultural and Food Chemistry adlı dergide yayınlanan araştırma sonuçlarına göre, portakalın kabuğunun hemen altında ve meyve yüzeyinde yer alan beyaz kısmın içerdiği vitamin ve mineraller, kötü kolesterolü düşürmede ilaçlar kadar etkili! Bahsedilen araştırmada; seçilen hayvanlar, belirlenen bir süre dahilinde narenciyeden zengin beslenmişler ve VLDL ve LDL (iki tip kötü kolesterol) seviyelerinde ciddi oranda düşüş gözlemlenmiş. Portakalın genellikle çöpe attığımız beyaz kısmının sahip olduğu mucizevi etkiler, hem ilaçlara harcadığınız paranın cebinizde kalmasına, hem de doğal yollarla şifa bulmanıza yardımcı olacaktır. Son yıllarda keşfedilen bu beyaz mucize hakkındaki araştırmaların artarak devam edeceğinden hiç şüphem yok.

KİNOA YÜKSEK MİKTARDA LİF İÇERİR

Son yıllarda, daha önce adını duymadığımız ancak şimdilerde faydaları saymakla bitmeyen gıda maddeleri duyar olduk.
Kinoa da bunlardan biri. Üstelik sayısız tarife eklenerek lüks restoran ve kafelerin mönülerine girmeyi dahi başardı. Kinoa;
Güney Amerika’nın And dağlarında yetişen, ıspanak ve pancar gibi bitkilerin alt familyasında kendisine yer bulan tahılımsı bir bitki tohumudur. Bundan yüzyıllar önce bazı kabilelerin ana besin kaynağı olan kinoa, şimdilerde saymakla bitmeyen faydalarıyla yeniden tercih edilmeye başlandı.

Kinoanın diğer bilinmeyen faydaları ise şunlardır:

 Kinoa egzersiz programınızı olumlu etkiler: Pişmiş kinoa, USDA besin veri tabanına göre, fincan başına yaklaşık 8 gram protein içeriyor. Ayrıca vejetaryenler için eksiksiz birkaç proteinden biridir.
Yani vücudunuzun ihtiyaç duyduğu dokuz temel amino asiti içerir. Bu nedenle size ağırlık kaldırma ve uzun toplantılar için enerji verecektir.

SAĞLIKLI KİLO VERMEYE YARDIMCIDIR

 Sağlıklı sindirimi destekler: Bir fincan kinoa, 5 gram lif içerir. Diyetinizde yeterli lif seviyeleri; daha iyi sindirime, düşük kolesterol düzeylerine, kan şekerini kontrol etmeye ve sağlıklı kilo vermenize yardımcı olur.
 Doğanın çoklu vitaminidir: Kinoa; demir, magnezyum, kalsiyum, potasyum, folat (bir B vitamini) ve benzerleri için inanılmaz bir kaynaktır.
Vitamin takviyelerinizi tamamen ortadan kaldırmayabilirsiniz ancak kesinlikle birkaç kutuyu hayatınızdan çıkartmaya yardımcı olacaktır.
 Kinoa iyi bir karbonhidrattır: Kinoanın yüksek protein ve lif seviyeleri nedeniyle vücudunuzdaki şekere daha hızlı dönüştüren diğer tanelerden daha iyidir. Ayrıca doğal olarak düşük kalorilidir.
 Çok yönlü ve lezzetlidir: Kinoanın genellikle salatalar için daha iyi olduğunu düşünebilirsiniz. Ama aslında birçok yemeğe lezzet katar. Kinoayı; vejetaryen burger haline getirin veya kahvaltı için püresini yoğurtla birlikte deneyin, çorbalarınıza katın. Kinoa birçok ünlü şefin tariflerinde baş köşede yer alıyor. Şimdilerde lüks restoran ve kafelerin mönülerinde de yer almaya başladı bile.

HAFTADA BİR ISPANAK TÜKETİN

Demir; kırmızı kan hücrelerinin vücudunuz boyunca oksijen taşımasına yardımcı olurken, bağışıklık sisteminin işlevlerini yerine getirmede önemli rol oynar. Ulusal Sağlık Enstitüleri’ne göre yetişkin bir bireyin günde ortalama 5-10 mg. et tüketmesi gerekir. Herhangi bir diyet programı uyguluyorsanız, günlük demir tüketim miktarınız 8-27 mg. arasında olmalıdır. Koyu yapraklı yeşillikler, özellikle de ıspanak, adeta demir deposudur. Üç bardak ıspanak yaklaşık 18 mg. demir içerir. Ispanak ve yeşillikten zengin bir salatayla günlük demir ihtiyacınızı karşılayabilirsiniz. Dolayısı ile haftada bir mutlaka ıspanak tüketmelisiniz.

BALIKSIZ ASLA!

Araştırmalar, haftada iki öğün balık yemenin kalın bağırsak kanserine yakalanma olasılığını düşürdüğünü ortaya koyuyor. Son yıllarda yapılan araştırmalar göstermiştir ki; haftada beş kez ve daha fazla balık tüketenlerin kolon kanserine yakalanma riski, bir ve daha az öğünde balık yemeyi tercih edenlere göre yüzde 63 daha azdır. Daha az zararlı madde içereceği için küçük balıkları tercih etmenizde de yarar var. Yapılan araştırmalar sonucunda; dioksin adı verilen ve insan sağlığına son derece zararlı olduğu bilinen toksit maddenin kültür balıklarında 11 kat daha fazla bulunduğu da ortaya çıktı. Bir başka araştırma ise antioksidanların, egzersizin vücudunuza koyduğu iltihabı ve stresin azalmasına yardımcı olabileceğini gösteriyor. Gücünüzü tamamen artırabilmek için, yediğiniz balığın yeterince iyi yağ içerdiğinden emin olun. Somon, ton balığı, uskumru ve sardalya gibi omega-3 yönünden zengin balıkları tüketin.

Beslenme

Hayatın Ritmi 88. Bölüm – Covid-19 Savunma Planı – Egzersiz Reçetesi – Kemik Erimesi

Tarih:

on

← ÖNCEKİ BÖLÜM                                                                       SONRAKİ BÖLÜM →

Covid-19 savunma planında bu bölümde sıra egzersiz reçetesinde. Bu egzersizleri evde kolaylıkla yapabilirsiniz. Ayrıca kemik erimesi hakkında merak ettiklerinizi de bu bölümde bulacaksınız.

Covid-19 savunma planının 3. günü…

Vücudumuzu koruyacak, evde yapabileceğimiz egzersizler neler? Hangi egzersiz akciğerlerimize faydalı? Dr. Halit Yerebakan Covid-19 savunma planına uygun basit ve sağlıklı hareketleri gösteriyor.  

Herkesi ilgilendiren teşhisi zor hastalık, kemik erimesi… İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Yaşar Küçükardalı, kemik erimesinin neden olabileceği hastalıkları açıklıyor.

Menopoz ve kemik erimesi arasındaki bağlantı ne? İç Hastalıkları ve Endokrinoloji Uzmanı Prof. Dr. Hasan Aydın kemik erimesinin bilinmeyenlerini anlatıyor. 

Uzman Diyetisyen Yekbu Köseoğlu‘ndan K vitamini zengini vitaminler listesi… 

Fizyoterapi Uzmanı Canan Akar, kemik yoğunluğunu arttıran evde yapılabilecek basit egzersizleri gösteriyor.

Hepsi ve daha fazlası ‘Dr. Halit Yerebakan ile Hayatın Ritmi’nde…

Dr. Halit Yerebakan ile Hayatın Ritmi” programının tüm bölümleri ve diğer içerikleri için youtube sayfamızı da takip edebilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Bağışıklık

Bağışıklığı Korumak İçin Dengeli Beslenme Şart

Tarih:

on

Tüketilen  besinler bağışıklık sistemi üzerinde büyük bir etkiye sahip. Tek bir besin grubunun bağışıklık sistemini güçlendirmesi olası değil.

İnsan vücudu her gün milyonlarca mikroorganizmaya maruz kalır. Bu mikroorganizmaların kötü etkilerinden bağışıklık sistemimiz sayesinde korunuruz. İşlevini iyi bir şekilde yerine getiren bağışıklık sistemi, sağlığımızı sürdürmemiz açısından oldukça önemli. Peki, bağışıklık sistemimizi nasıl daha güçlü kılabiliriz?

Tükettiğimiz besinler bağışıklık sistemimiz üzerinde büyük bir etkiye sahip. Tek bir besin grubunun bağışıklık sistemimizi güçlendirmesi olası değil. Diyet, temelde tüm besin gruplarından yeterli ve dengeli bir biçimde oluşmalı. Yeterli miktarda vitamin ve mineral tüketimi, bağışıklık sistemini kuvvetlendirmenin kilit noktası dersek yanlış olmaz.

Vitaminler bağışıklığı destekliyor

Bağışıklık hücrelerinin büyümesi ve gelişmesine önemli ölçüde katkı sağlayan vitamin ve minerallerin başında, C vitamini, A vitamini, D vitamini, E vitamini, bakır, çinko, selenyum, folik asit ve demir gelir. Ayrıca kaliteli protein (amino asit glutamin dahil) bağışıklık için oldukça önemli.

Bu besinler bağışıklık sistemine; antioksidan görevi yapıp sağlıklı hücreleri koruyarak, bağışıklık hücrelerinin büyümesini ve aktivitesini destekleyip antikor üreterek yardımcı olur.

Meyve, sebze, kepekli tahıllar, baklagiller ve liften zengin diyetlerin, faydalı mikropların büyümesini ve korunmasını desteklediği biliniyor. Protein vücudun bağışıklık sisteminde iyileşme ve yenilenme açısından önemli rol oynar. Biyolojik değeri yüksek proteine, özellikle, süt, süt ürünleri, yumurta, deniz ürünleri, yağsız et, kümes hayvanları, fasulye, bezelye, soya ürünleri, tuzsuz fındık ve yağlı tohumlar gibi çeşitli protein kaynaklarına diyetimizde yer vererek bağışıklık sistemimizi destekleyebiliriz.

A vitamini

Ağız, mide, bağırsak ve solunum sistemindeki deri ve dokuları sağlıklı tutarak bağışıklık sistemini düzenlemeye ve enfeksiyonlara karşı korumaya yardımcı olur. Bu vitamini tatlı patates, havuç, brokoli, ıspanak, kırmızı dolmalık biber, kayısı, yumurta gibi gıdalardan veya “A vitamini ile zenginleştirilmiş” etiketli bazı gıdalardan sağlayarak diyetimize ekleyebiliriz.

C vitamini

Antikor oluşumunu uyararak bağışıklık sistemini destekler. Portakal, greyfurt ve mandalina gibi turunçgiller veya kırmızı dolmalık biber, papaya, çilek, kivi, domates suyu gibi yiyecekleri seçerek bu sağlıklı vitamini sıklıkla tüketerek bağışıklık sistemimizi güçlendirebiliriz. Ayrıca, işlenmiş gıdaların ağırlıklı olduğu, besin çeşitliliği bakımından sınırlı, vitamin ve mineral bakımından fakir diyetler, sağlıklı bir bağışıklık sistemini olumsuz yönde etkiler.

Bağırsak sağlığı ve bağışıklık birbiriyle derinlemesine bağlantılıdır. Fermente gıdalar ve probiyotikler, zararlı patojenlerin tanımlanmasına ve hedeflenmesine yardımcı olarak bağışıklık sistemimizi güçlendirir. Probiyotik gıdalar arasında; yoğurt, kefir, lahana turşusu, doğal olarak fermente edilmiş ürünler ve bazı peynir çeşitleri bulunur. Vücut direncini arttırmak adına diyette düzenli tüketilmeleri gerekir.

E vitamini

Antioksidan görevi yaparak bağışıklık fonksiyonunu destekler. Takviyeli tahıllar, ayçiçeği çekirdeği, badem, bitkisel yağlar (ayçiçeği veya aspir yağı gibi), fındık ve fıstık ezmesi ile diyetinize E vitamini ekleyebilirsiniz.

Çinko, bağışıklık sisteminin düzgün çalışmasına ve yaraların iyileşmesine yardımcı olur. Çinko; yağsız et, kümes hayvanları, deniz ürünleri, süt, tam tahıllı ürünler, fasulye, tohumlar ve kuruyemişlerde bulunur.

Omega-3’ün anti-inflamatuar özelliklere sahip olduğu bir süredir bilinirken, yeni araştırmalar bağışıklık sistemi hücrelerinin işleyişini etkileyerek bağışıklık sistemini daha da desteklediğini gösteriyor. Haftada 2-3 gün balık tüketerek omega-3 ihtiyacınızı karşılayabilirsiniz Ayrıca ceviz, chia tohumu, zeytinyağı, somon, keten tohumu, ve avokado gibi esansiyel yağ asitlerinden zengin sağlıklı yağlar, iltihabı azaltarak vücudunuzun patojenlere karşı bağışıklık tepkisini arttırır ve bağışıklık sistemini güçlendirir.

Yakın dönemde yapılan araştırmalar, rafine şeker ve kırmızı et bakımından zengin diyetlerin, sağlıklı bağırsak mikroorganizmalarında rahatsızlıkları teşvik edebileceğini ve bunun sonucunda bağırsakta kronik iltihaplanmaya sebep olarak bağışıklık sistemini negatif yönde etkileyeceğini gösteriyor. Son olarak rafine ve ilave şeker kullanımı, obezite, tip 2 diyabet ve kalp hastalığına önemli ölçüde katkıda bulunur. Bu kronik hastalıkların tümü bağışıklık sistemini baskılar. Şeker alımını düşürmek, iltihaplanmayı ve bu hastalıklara yakalanma riskini azaltır.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Beslenme

Şok Diyetlerin Zararlarını Biliyor musunuz?

Tarih:

on

Şok diyetlerin vücudunuza verdiği zararları duyunca çok şaşıracaksınız…

Covid-19 pandemi sürecinde uzunca bir süre fiziksel aktiviteden uzak kaldık.

Günlük rutinler değişti. Stres nedeniyle düzensizleşen yeme içme alışkanlıkları da pek çok kişide kilo alma gibi etkilere sebep oldu.

Bu durumla başa çıkmak ve eski formuna geri dönmek isteyenler kilo vermek için şok diyetlere yönelebiliyor. Ancak kilo verme sürecinde, özellikle şok diyet uygulamalarında dikkat edilmesi gereken önemli unsurlar var. Sizler için bir araya getirdik.

Sağlıkla kalın…

 

Sağlıklı yaşam konusunda bilinçlendirici içerik paylaşımı yaptığımız youtube sayfamızı görüntülemek için buraya tıklayabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar