Connect with us

Gazete Yazıları

Stresten Uzak Durmanın 6 Farklı Yolu

Tarih:

on

Stresten Uzak Durmanın 6 Farklı Yolu

Pek çok hastalığa neden olan stresle baş edebilmek için hormonlarınızı kontrol edin. Ayrıca sağlıklı atıştırmalıklar tüketin, kafeinden uzak durun, ışıklı ortamlarda uyumayın ve triodinize baktırın

Şehir, iş ve aile yaşantısına bir de sürekli değişen hayat şartları eklendiğinde stresten uzak olmak neredeyse imkansız hale gelebilir. Ancak stresin, sayısız hastalığın nedenleri arasında bulunduğunu unutmamalıyız. Sakinleşmeyi bir türlü başaramayarak fevri davranışları karakterleri haline getirenler, çevreleri için çekilmez hale gelebilirler. Bir şeyin nedenini bilmek, onunla baş etmenin ilk kuralıdır. Yapılan bir bilimsel çalışma; fevri davranışların, altı temel sebebi olduğunu ortaya çıkarmış. Her şeyden ve herkesten nefret ettiğinizi hissettiğiniz oldu mu? Veya kimyagerlerin üzerinizde deney yapmasına neden olacak kadar çabuk mu köpürüyorsunuz? İşte stresin nedenleri:

1-HORMONLARINIZ

‘Sizi içten yöneten en önemli şey hormonlarınızdır’ desek, yanılmış olmayız. Erkekler için de son derece önemli olan hormonal denge, her ay adet gören kadınlar için daha belirgin bir öneme sahiptir. Kadınlar, adet döngüsündeyken yumurtalıkları östrojen ve proöstrojen hormonlarını üretir. Adetinizden bir hafta önce proöstrojen seviyeniz en üst noktaya ulaşır ve sonra birden düşer. Bu durum; bu dönemde yaşadığınız huzursuzluk ve huysuzluk hallerinizin temel sebebidir. Kadınlar için hormon seviyelerindeki bir diğer değişim ise menopoz sırasında gerçekleşir. Bu dönemde proöstrojen seviyesi sıfıra kadar düşer. Bu dalgalanma da asabiyete neden olabilir.

Çözüm: Araştırmalara göre; omega- 3’ler; PMS (adet öncesi gerginlik sendromu) ve menopoz semptomlarını önlemeye yardımcı oluyor. Günde 600 mg DHA omega-3 kapsülleri kullanabilirsiniz.

2-KAFEİN

Kimileri sakinleşmek için kahve içmeyi tercih edebilir. Ancak araştırmalara göre; sınırlı ve ölçülü de olsa kafein tüketmek, anksiyeteye neden olabilir. Kafein, beyni harekete geçirerek bağımlılık yaratır. Kafeine bağımlı hale gelen kişiler; baş ağrısı, yorgunluk ve aksilik gibi yoksunluk sendromu belirtileri yaşayabilir.

Çözüm: Bu açıdan bakmak, kahvenin araştırmalarla desteklenen faydalarını hiçe saymak olur ki bunu yapmak istemeyiz. Kahve tüketimini sınırlamak, asabiyet etkisinden uzaklaşmanıza yardımcı olabilir. Yapılan araştırmalar; günde sadece 200 mg veya iki fincan kafein içeren içecekler tüketmenizin bu anlamda fayda sağladığını gösteriyor.

3-YETERLİ BESLENMEMEK

Beyninizin enerji için glukoza ihtiyacı vardır. Kan şekeri seviyeniz çok düşükse; uyuşukluk ve asabiyet hissedebilirsiniz. Ayrıca konsantre olmakta güçlükler yaşayabilirsiniz. Yeterli ve doğru beslenmek tüm vücudunuz için gerekli olduğu gibi sinir sisteminizin ve ruh halinizin yönetiminde de son derece önemlidir.

Çözüm: Düşük kan şekerini önlemek için her üç saatte bir sağlıklı atıştırmalıklar tüketerek durumunuzu dengede tutabilirsiniz.

4-IŞIKLI ORTAMDA UYUMAK

Daha önceki yazılarımda uyku ve uyku problemleriyle ilgili detaylar verip uykusuzluğun depresyon ve benzer hastalıkların temel sebepleri arasında yer aldığından bahsetmiştim. Bazılarınızın ‘Düzenli ve yeterli uyuyorum’ dediğini duyar gibiyim. Araştırmalara göre; yatak odasındaki loş bir ışık bile (TV ışığı, okuma lambası veya dijital çalar saat ışığı) depresyon belirtilerini çoğaltabilir. Işık, melatonin hormonunun üretimini azaltır. Yeterli seviyede melatonin olmadan normal uyku düzeniniz bozulabilir.

Çözüm: Uyumadan önce ışık kontrolü yapın. Bütün ışıkları kapatın ve uyumanıza yardımcı oluyorsa, televizyonunuza zaman ayarlı otomatik kapama kurmayı deneyin. Dijital çalar saatinizi uzağa koyun.

5-BESLENME ŞEKLİ

‘Çok mutluyum yiyorum, çok üzgünüm yine yiyorum!’ Bu cümle ne kadar tanıdık, değil mi? Özellikle mutsuzken yedikleriniz daha da mutsuz ve gergin olmanıza neden oluyor olabilir. Trans ve doymuş yağ zengini bir beslenme şeklinin depresyon riskini artırdığı artık biliniyor. Ayrıca yapılan yeni araştırmalar bu tür beslenmenin kavrama yeteneğini olumsuz etkilediğini de gösteriyor. Abur cubur ve fast food tüketimi sinaps diye adlandırılan beyin hücreleri arasındaki bağlantıları olumsuz etkiliyor.

Çözüm: Yağlı, şekerli işlenmiş gıdalar yerine, gün boyu enerjinizi sağlayacak vitamin ve mineral zengini yiyecekler tüketin.

6-TİROİD

Tiroidiniz metabolizmanızı düzenlemeye yardımcı olan hormonları üreten bir salgı bezidir. Hipotiroidizm denilen durumda tiroid hormonu eksikliği yaşarsınız; bu yüzden yorgun, uyuşuk ve depresif hale gelebilirsiniz.

Çözüm: Eğer bu belirtileri yaşıyorsanız, doktorunuza giderek tiroid seviyelerinizi kontrol ettirin. Hipotiroidizm tedavi edilebilir bir hastalıktır.

DOĞAL SAKİNLEŞTİRİCİ KÜRLER

KEDİOTU (VALERİAN) KÖKÜ: Stresi, sakinleştirici etkisi bulunan tıbbi bitki olan kediotu köküyle yenebilirsiniz. Kediotunu, günde üç veya dört kere 200 mg alabilirsiniz. Kapsül, çay veya tentür damla şeklinde bulabilirsiniz.
MELİSA (LEMON BALM): Günde üç kere 300-500 mg kadar tüketebileceğiniz melisayı; çay veya esansiyal yağ şeklinde bulabilirsiniz.
ÇARKIFELEK-SAAT ÇİÇEĞİ (PASSİONFLOWER): Bazı araştırmacılar, çarkıfelek çiçeğinin beyninizdeki bazı hücrelerin hareketlerini yatıştırma etkisi olduğunu iddia ediyor. Kapsül, çay ve bitkisel takviye şeklinde bulabilirsiniz. Çarkıfelek çiçeği çayını, bir çay kaşığı bitkiden demleyerek günde üç kere içebilirsiniz.

Stresten uzak durma konulu bir başka yazımız için buraya tıklayabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Covid-19

Ateşsiz Covid-19 Geçirmek Mümkün

Tarih:

on

Yüksek ateş gibi bazı Covid-19 belirtileri diğerlerinden daha yaygın görünür. Bu günlerde kendinizi hasta hissediyorsanız doktora gidip test yaptırmak için en ayırt edici belirti ateş. Peki ya ateşiniz yoksa?

Çok değil, bundan bir yıl önce öksürük, vücut ağrıları ve halsizlik yaşamak gribin olağan belirtileriydi. Ancak coronavirüs hayatımıza girdi ve her kış en az bir kez yaşadığımız bu belirtiler değim yerindeyse kâbusumuz oldu.

Genel olarak solunum yolu hastalıkları hakkında bildiklerimiz yeni coronavirüs Sars-CoV-2 ile birlikte oldukça gelişti. Virüs dünyanın üzerine kara bir bulut gibi çökerken sağlık otoriteleri 3 belirtiye özellikle dikkat çekti; ateş, kuru öksürük ve nefes darlığı.

Covid-19 belirtilerini içeren listeye her geçen gün yeni bir bulgu eklendi. Şuan Amerikan Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi’nin yayımladığı listede 11 resmi Covid-19 semptomu bulunuyor ve bunlar hala olası her belirtiyi kapsamıyor.

Diğer belirtilerle birlikte ateş görülmeyebiliyor

Yüksek ateş gibi bazı Covid-19 belirtileri diğerlerinden daha yaygın görünür. Ancak bazı belirtiler de neredeyse kişiye özel ortaya çıkıyor. Bu günlerde kendinizi hasta hissediyorsanız doktora gidip test yaptırmak için en ayırt edici belirti ateş. Peki ya ateşiniz yoksa?

Ateşinizin olması vücut ısınızın normalden yüksek olduğu anlamına gelir. 38 dereceden yüksek vücut ısısı, vücudunuzda bir terslik olduğunu doğrular. Ateş, vücudun Covid-19 da dâhil olmak üzere bir enfeksiyona verdiği doğal tepkidir. Bağışıklık sistemi istenmeyen bir patojeni, genellikle bir virüsü veya bakteriyi öldürmeye çalıştığı için vücut ısısı aniden yükselir. Normal vücut sıcaklığında, bu hastalığa neden olan istilacılar kolayca çoğalabilir, ancak ortam ısındığında hayatta kalmaları zorlaşır.

Coronavirüs vücuda girdiğinde de bağışıklık sisteminin tepki göstermesi ve vücut ısısının yükselmesi beklenir. Bu virüs hakkında öğrendiğimiz son gelişmeye göre ise Covid-19 ateşsiz de görülebiliyor.

Asemptomatik kişilerde genel olarak ateş dâhil hiçbir belirti görülmediğini biliyoruz. Uzmanlara göre Covid-19 geçiren birçok insanda diğer belirtiler görülürken ateş görülmüyor. Öte yandan enfekte bir kişi teknik olarak ateşi yükseldiğinde ya da düştüğünde bunu fark etmeyebilir.

Ateşiniz olmasa da kendinizi izole edin

Ateş veya titreme, öksürük, nefes darlığı veya nefes almada güçlük, yorgunluk, kas veya vücut ağrıları, baş ağrısı, tat veya koku kaybı, boğaz ağrısı, burun tıkanıklığı veya akıntısı, mide bulantısı ya da kusma ve ishal gibi belirtilerle birlikte deri döküntüleri ve göz kızarıklığı gibi daha nadir semptomlar da Covid-19 ile ilişkilendiriliyor.

Bu belirtilerden bazılarının bir arada görülmesi ilk olarak yüksek ateşi sorgulamayı akıllara getirebilir. Ancak ateş Covid-19 varlığının göstergesi olarak değerlendirilmemeli.

Olağandışı belirtiler yaşıyorsanız ancak ateşiniz yoksa yine de kendinizi izole edin. Bir sağlık kurulusu ile iletişime geçerek, testler, izolasyon yönergeleri ve tedavi seçenekleri hakkında bilgi alın. Yaşadığınız soğuk algınlığı veya grip de olabilir. Ancak vaka artışlarını göz önünde bulundurun, sağlık durumunuz hakkında daha fazla bilgi alana kadar güvende olmak ve çevrenizdekileri güvende tutmak için izole olmaya devam edin.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Covid-19

Neden Çin Aşısı?

Tarih:

on

Çin aşısı ile Çin’de yüz binlerce kişi aşılandı. Sağlık çalışanları, pandemi önleme personeli ve sınır denetim personeli gibi belirli gruplar aşılanarak bir bakıma bağışıklık bariyeri oluşturuldu. 

Bir önceki yazımda Çin’de yapılan aşı çalışmalarının anlatmaya çalıştım. Bu yazımda ise bu çalışmaların sonuçlarının değerlendireceğim.

Daha önce bahsettiğim gibi; Çin aşı çalışmalarını bir adım önde götürüyor. Henüz virüs ortaya çıkalı bir yıl bile olmamışken, Çinli aşı üreticileri aşı adaylarını piyasaya sürmeye başladı.

Çinli üreticiler aşı dağıtımına başladı

Sinovac, 46 milyon doz Covid-19 aşısını Brezilya’ya ve 50 milyon doz Türkiye’ye sağlamak için anlaşma imzaladı. Ayrıca 40 milyon dozluk aşı konsantresi Endonezya’ya yerel olarak tedarik edilecek ve son ürün orada üretilecek.

CanSino, aşısının 35 milyon dozunu Meksika’ya teslim edecek, CNBG ise Orta Doğu ve Güney Amerika pazarlarına bakıyor. BAE, 2021’de CNBG ile ortaklaşa yaklaşık 100 milyon doz üretecek, diğer ülkelerle görüşmeler devam ediyor. CNBG, 2021’de bir milyardan fazla doz üretebileceğini açıkladı. Çin ayrıca, herhangi bir ürünün güvenli olduğunun kanıtlandığından emin olmak için Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve küresel Salgın Hazırlık Yenilikleri Koalisyonu (CEPI) liderliğindeki Covid-19 Aşı Küresel Erişim (COVAX) grubuna de katıldı.

Çin, ulusal aşılama programıyla ilgili olarak bu üç şirketin her birinde yapılan araştırmalardan memnun görünüyor. Haziran ayında CanSino, orduyu aşılama yetkisini aldı ve o zamandan beri hem Sinovac hem de CNBG, devam eden klinik denemelerin dışında Çin’deki büyük nüfusu aşılamak için onay aldı.

Sonuç olarak Çin’de yüz binlerce kişi aşılandı. Sağlık çalışanları, pandemi önleme personeli ve sınır denetim personeli gibi belirli gruplar aşılanarak bir bakıma bağışıklık bariyeri oluşturuldu. CNBG’nin aşı çalışmaları sonucu ciddi bir istenmeyen yan etki görülmedi. Sinovac’e göre ise şirket çalışanlarının yüzde 90’ından fazlası yüksek risk grubu olarak görüldükleri için aşı olmayı kabul ediyor. Şirket Ekim ayında, Zhejiang eyaletinde Şangay yakınlarındaki Yiwu’da iki dozluk aşısını satmaya başlamıştı.

Sinovac aşısının başarı oranı yüksek

Devlete ait aşı üreticisi ve Sinovac’ın Endonezya’daki ortağı Bio Farma, Sinovac’ın COVID-19 adayının 3. aşama klinik deneylerinde yüzde 97’ye kadar etkili olduğunu açıkladı. Ancak Sinovac, Bloomberg’e yüzde 97’lik rakamın aşının etkinliğine atıfta bulunmadığını açıkladı ve bunun yerine aşının serokonversiyon oranını temsil ettiğini söyledi. Serokonversiyon oranı, aşının COVID-19 antikorları üretip üretmediğini saptar, yani aşının, onu alan gönüllülerinin yüzde 97’sinde antikorları tetiklediği anlamına gelir. Ancak aşının COVID-19’a karşı koruma sağladığını kanıtlamaz.

Yüzde 97 etkinlik, şu ana kadar bildirilen en iyi klinik araştırma verisi. ABD merkezli Pfizer ve Moderna, ABD’deki Faz 3 denemelerinde sırasıyla yüzde 94 ve yüzde 95 etkinlik oranları bildirdi. Ancak Bio Farma, Sinovac’ın etkinliği hakkındaki sonucunu daha küçük bir katılımcı havuzundan (yaklaşık 1.600 kişi) ve daha kısa bir zaman çerçevesinde aldı.

Adayını Almanya’nın BioNTech’iyle birlikte geliştiren Pfizer, Kasım ayında açıkladığı yüzde 94 etkinlik rakamını, Temmuz ayında başlayan 43.000 katılımcılı Faz 3 denemesinden elde etti. Moderna’nın Faz 3 denemesi de o ay başladı ve aşı 30.000 gönüllü üzerinde denendi.

Sinovac’ın 3. aşama denemesinin tüm sonuçlarının Ocak 2021’de gelmesi bekleniyor. 16 Nisan – 25 Nisan 2020 tarihleri ​​arasında 144 katılımcı faz 1 denemesine ve 3 Mayıs – 5 Mayıs 2020 tarihleri ​​arasında 600 katılımcı faz 2 denemesine kaydoldu. 743 katılımcıya en az bir doz aşı yapıldı.

Faz 1 denemesinde, aşı olan gönüllülerin ortalama yüzde 33’ünde ilk iki hafta içinde istenmeyen yan etkiler görüldü. İlk 4 hafta içinde gönüllerde görülen yan etki oranı ise ortalama yüzde 14 oldu. Aşılamadan sonraki 14. günde gönüllülerin ortalama yüzde 48’inde antikor oluşumu belirlendi. 28. günde ise katılımcıların ortalama yüzde 81’inde antikorlara rastlandı.

Faz 2 denemesinde, 14. güne kadar katılımcıların ortalama yüzde 30’unda yan etki görüldü. 28. güne kadar yan etki geliştiren katılımcı oranı ise ortalama yüzde 19. 14. günde gönüllülerin ortalama yüzde 95’inde, 28. günde ise yüzde 99’unda antikor oluştuğu görüldü.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Covid-19

Aşı Yarışında Çin Bir Adım Önde

Tarih:

on

Çin’de Covid-19 aşısı geliştirme ve uygulama ihtiyacı, virüsün yayılmasını etkili bir şekilde durdurduğu için diğer ülkelerden farklı. Çin hükümeti pandemiyle erken başa çıkabildi ve sonuç olarak aşı geliştirmeye zaman ayırabildi.

Şiddetli akut solunum sendromu, yani SARS hastalığına sebep olan yeni tip coronavirüsün neden olduğu ve devam eden Covid-19 pandemisi, dünya çapında yüksek morbidite ve mortaliteye yol açtı.

Salgın başladığından beri, dünyanın dört bir yanındaki araştırmacılar, şu anda klinik öncesi veya klinik geliştirme aşamasında olan 200’den fazla çalışma ile Covid-19 için aşılar geliştirmeye çalışıyor. Öte yandan salgının başladığı yerde, aşı çalışmaları da bir adım önde gidiyor. Peki, Çin aşıları ne kadar güvenli ve bu aşılar hakkında ne biliyoruz?

Çin aşıları 16 ülkede deneniyor

Çin’de Covid-19 aşısı geliştirme ve uygulama ihtiyacı, virüsün yayılmasını etkili bir şekilde durdurduğu için diğer ülkelerden farklı. Sınırların kısmen açık olmasına ve uluslararası seyahatin ciddi şekilde kısıtlanmasına rağmen, Çin hükümeti pandemiyle erken başa çıkabildi ve sonuç olarak aşı geliştirmeye zaman ayırabildi.

Çin’deki aşı yarışında dört ana üretici var; Tianjin merkezli CanSino, Wuhan’dan CNBG, Pekin’deki Sinovac ve Anhui merkezli ZFLongkema. Ülkede çok az COVID-19 vakası varken, Çinli aşı üreticileri ürünlerinin etkinliğini denizaşırı ülkelerde test etmek zorunda kaldı; beş aday en az 16 ülkede etkinlik (aşama 3) denemelerinde bulunuyor.

Covid-19 için ilk aşı denemesi Çin’de başladı

Uygulanabilir bir aşı elde etmek için farklı yaklaşımlar ortaya çıktı. CanSino, aşı adayını, Covid-19’un yüzey proteini için bir gen parçasını ekledikleri adenovirüs 5 (Ad5) olarak bilinen yaygın ve büyük ölçüde zararsız bir virüs kullanarak geliştirdi. Mart ayında şirket, güvenliğini ve bağışıklık tepkilerini tetikleme yeteneğini test etmek için dünyanın ilk Covid-19 aşı denemesini Wuhan’da başlattı ve dünyada Covid-19 aşısını deneyen ilk şirket oldu.

Sinovac Biotech ve CNBG ise Sars-CoV-2’nin öldürülmüş hali ile insanları aşılamak üzerine yoğunlaştı. Bu, karmaşık bir protein veya RNA tasarımı veya genetik mühendisliği gerektirmez. Bilim adamları, virüsü basitçe bir kimyasal (beta propiolakton) ile etkisiz hale getirir ve onu tahriş ederek bağışıklık sistemini etkili bir şekilde tam alarm durumuna geçiren bir yardımcı madde ile karıştırır. Teorik olarak, bu tür aşılar, başak gibi tek bir viral protein setinden ziyade tüm viral protein setini içerdikleri için daha geniş antikor ve T hücresi tepkileri üretebilir. Ve sıfırın altındaki sıcaklıklarda saklanması gereken mRNA aşılarının aksine, inaktive edilmiş virüsler, sıradan soğutmadan fazlasını gerektirmez. Bu, Rus Sputnik V aşısına benzer bir aşı.

Sıfırın altındaki soğutma ve depolamanın birçok tropikal ve subtropikal ülkede sorunlu olabileceğinden inaktive aşıların lojistik avantajları var. Ancak dezavantajları da olabilir; Bu aşılar iki dozun uygulanmasını gerektiriyor, ancak küçük bir ihtimal de olsa hastalar bu tür aşılara karşı kronik reaksiyonlardan mustarip olabilir ve hatta hastalığı geliştirebilir.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar