Connect with us

Beslenme

Selülitle Savaşmak için Gizli Silahlar

Tarih:

on

selülitle savaşmak

Günümüzde pahalı kozmetik kremlerden ameliyatlara kadar uzanan tedavi seçenekleri bulunan selülitin aslında kesin çözümü yok. Portakal kabuğu görünümünü azaltmak için kahvaltıda keten tohumu yemeyi ihmal etmeyin

Selülitleriniz varsa (o girintili çıkıntılı portakal kabuğu görünümdeki cilt bölgeleri) yalnız olmadığınızı bilmenizde fayda var. Araştırmalar, 10 kadından yaklaşık dokuzunun kalça, bel ve kollarında aynı derecede selülit olduğunu gösteriyor. Günümüzde pahalı kozmetik kremlerden ameliyatlara kadar uzanan tedavi seçeneklerinden faydalı olanı bulma arayışı içerisinde olan kadınlar selülitle savaşmak için yılda yaklaşık 12 milyon dolar harcıyorlar. Çok fazla sayıdaki tedavi alternatifleri arasında en faydalısının hangisi olduğunu bulmak için ise genelde deneme-yanılma yöntemine başvuruluyor.

SELÜLİT NE DEMEK?

Yağlanma artışı sonrası büyüyen yağ ceplerinin cilt altı bağ dokusunu itmesi ile selülitler oluşuyor. Hormonlar, yetersiz egzersiz ve tabii ki yedikleriniz; selülit oluşumuna katkısı olan başlıca unsurlar. Kadınlarda sık karşılaşılan bu durumun erkeklerde daha az görüldüğünü biliyoruz. Bunun nedeni, kadınların derisinin daha ince ve az gözenekli olması. Bu durumda yağ hücreleri cildi itmeye başladıklarında yüzeyde daha rahat görülebiliyorlar. Hiç kesik bir cilt altındaki yağ hücrelerini gördünüz mü? Cevabınız evet ise, o tomurcuk yapıdaki hücrelerin derinin üzerine portakal kabuğu görünümünü verdiğini daha rahat anlayabilirsiniz. Selülitleri tamamen yok etmek için bir tedavi olmasa da bu görüntüyü en az düzeye indirmek için çeşitli yollar var. Cerrahi yöntemler direkt cilt altı yağ dokuyu hedefler ve uygulanan liposuction ile derin yağlar dışarı çekilir. Bu harika bir yöntem belki ama derin yağları hedef alan bu yöntem cildin hemen altında bulunan ve selülite yol açan yağ dokuyu hedef alamaz. Birkaç santim daha zayıflayabilirsiniz ama yine de selülitlere sahip olmaya devam edersiniz. Selülitler için piyasada bulunan kremler ise genelde geçici çözümler sunuyorlar. Peki selülitler için gizli silahlar neler? İşte yanıtları…

ŞEKERDEN VE TUZDAN UZAK DURUN 

Sağlıklı bir beslenme ile selülitlerinizin azalmasına yardımcı olabilirsiniz. Fazla şekerden uzak durmak birinci kuralımız. Unutmayın, şekerler yağ hücrelerinde depolanır ve fazlası onların büyümelerine yol açar. İkinci kuralımız ise tuz tüketimini azaltmak. Bilindiği gibi tuz, vücudumuzda su tutulmasına yol açar ve selülit görümünü daha da artırır. Beslenmenizde sınırınız günde altı çay kaşığı (24 gram) şeker ve 200 mg. sodyum olmalı.

KAHVALTI DA KETEN TOHUMU

Keten tohumu, östrojen seviyelerini artırır ve cilt altı kollajen gelişimini tetikler. Kollajen, cilt altı bağ dokunun ana bileşenidir; cilt bütünlüğüne olan desteği sayesinde selülit görünümünü azaltır. Kahvaltıda yulaf ezmesi, yoğurt veya yulaf gevreği üzerine iki yemek kaşığı keten tohumu serpin. Keten tohumlarını yalnız olarak da yiyebilirsiniz.

GÜNDE 10 BARDAK SU İÇİN 

Su, selülitlerin daha belirgin görünmesini sağlayan ve yağ tabakalarının arasında saklanan toksinlerin atılmasına yardımcı olur. Günde en az 8-10 bardak su için. Unutmayın, su aynı zamanda cildin gergin ve daha az girintili olmasını sağlar. Sonuç olarak tekrar etmek gerekirse, selülitleri tamamen ortadan kaldıracak bir tedavi olmasa bile görüntüsünü iyileştirmeye yönelik birçok çözüm var. Paranızı pahalı ürünlere harcamaktansa önerdiğim doğal ve ucuz yöntemleri deneyin, eminim ki daha iyi sonuçlar elde edeceksiniz.

KREMLERİ, VİTAMİN TAKVİYESİ İLE BİRLİKTE KULLANIN

AMİNO FİLİN KREMİ 

Aminofilin, nefes yolu ile kullanılan astım ilaçlarında bulunan bir maddedir. Selülit kremlerinde organik formu kullanılıyor ve olağanüstü sonuçlar elde ediliyor. Bu bileşken yüzeysel olarak kullanıldığında yağların yıkılması ve daha iyi yakılmasını sağlıyor. Unutmayın, sadece etkilenen bölgeye kullanmanızı öneriyoruz. Etkisini artırmak için C vitamini kullanın. Bu sayede kollajen yapımını da atırırsınız. Bir adet kivi, bir kase çilek veya 75 mg.’lık C vitamini takviyesi size yardımcı olacaktır. 

RETİNOL KREMİ 

Bir A vitamini türevi olan retinol, kollajen yıkımını artıran serbest radikallerin oluşumunu engellemektedir. Retinol, cildin yumuşaklığını ve selülitlerin daha az görünür hale gelmesini sağlar. En iyi sonuca ulaşmak için A, C ve E vitamini ilave edilmiş yüzde 100 retinol içerikli kremler kullanmanız gerekir.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Beslenme

Hayatın Ritmi 88. Bölüm – Covid-19 Savunma Planı – Egzersiz Reçetesi – Kemik Erimesi

Tarih:

on

← ÖNCEKİ BÖLÜM                                                                       SONRAKİ BÖLÜM →

Covid-19 savunma planında bu bölümde sıra egzersiz reçetesinde. Bu egzersizleri evde kolaylıkla yapabilirsiniz. Ayrıca kemik erimesi hakkında merak ettiklerinizi de bu bölümde bulacaksınız.

Covid-19 savunma planının 3. günü…

Vücudumuzu koruyacak, evde yapabileceğimiz egzersizler neler? Hangi egzersiz akciğerlerimize faydalı? Dr. Halit Yerebakan Covid-19 savunma planına uygun basit ve sağlıklı hareketleri gösteriyor.  

Herkesi ilgilendiren teşhisi zor hastalık, kemik erimesi… İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Yaşar Küçükardalı, kemik erimesinin neden olabileceği hastalıkları açıklıyor.

Menopoz ve kemik erimesi arasındaki bağlantı ne? İç Hastalıkları ve Endokrinoloji Uzmanı Prof. Dr. Hasan Aydın kemik erimesinin bilinmeyenlerini anlatıyor. 

Uzman Diyetisyen Yekbu Köseoğlu‘ndan K vitamini zengini vitaminler listesi… 

Fizyoterapi Uzmanı Canan Akar, kemik yoğunluğunu arttıran evde yapılabilecek basit egzersizleri gösteriyor.

Hepsi ve daha fazlası ‘Dr. Halit Yerebakan ile Hayatın Ritmi’nde…

Dr. Halit Yerebakan ile Hayatın Ritmi” programının tüm bölümleri ve diğer içerikleri için youtube sayfamızı da takip edebilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Bağışıklık

Bağışıklığı Korumak İçin Dengeli Beslenme Şart

Tarih:

on

Tüketilen  besinler bağışıklık sistemi üzerinde büyük bir etkiye sahip. Tek bir besin grubunun bağışıklık sistemini güçlendirmesi olası değil.

İnsan vücudu her gün milyonlarca mikroorganizmaya maruz kalır. Bu mikroorganizmaların kötü etkilerinden bağışıklık sistemimiz sayesinde korunuruz. İşlevini iyi bir şekilde yerine getiren bağışıklık sistemi, sağlığımızı sürdürmemiz açısından oldukça önemli. Peki, bağışıklık sistemimizi nasıl daha güçlü kılabiliriz?

Tükettiğimiz besinler bağışıklık sistemimiz üzerinde büyük bir etkiye sahip. Tek bir besin grubunun bağışıklık sistemimizi güçlendirmesi olası değil. Diyet, temelde tüm besin gruplarından yeterli ve dengeli bir biçimde oluşmalı. Yeterli miktarda vitamin ve mineral tüketimi, bağışıklık sistemini kuvvetlendirmenin kilit noktası dersek yanlış olmaz.

Vitaminler bağışıklığı destekliyor

Bağışıklık hücrelerinin büyümesi ve gelişmesine önemli ölçüde katkı sağlayan vitamin ve minerallerin başında, C vitamini, A vitamini, D vitamini, E vitamini, bakır, çinko, selenyum, folik asit ve demir gelir. Ayrıca kaliteli protein (amino asit glutamin dahil) bağışıklık için oldukça önemli.

Bu besinler bağışıklık sistemine; antioksidan görevi yapıp sağlıklı hücreleri koruyarak, bağışıklık hücrelerinin büyümesini ve aktivitesini destekleyip antikor üreterek yardımcı olur.

Meyve, sebze, kepekli tahıllar, baklagiller ve liften zengin diyetlerin, faydalı mikropların büyümesini ve korunmasını desteklediği biliniyor. Protein vücudun bağışıklık sisteminde iyileşme ve yenilenme açısından önemli rol oynar. Biyolojik değeri yüksek proteine, özellikle, süt, süt ürünleri, yumurta, deniz ürünleri, yağsız et, kümes hayvanları, fasulye, bezelye, soya ürünleri, tuzsuz fındık ve yağlı tohumlar gibi çeşitli protein kaynaklarına diyetimizde yer vererek bağışıklık sistemimizi destekleyebiliriz.

A vitamini

Ağız, mide, bağırsak ve solunum sistemindeki deri ve dokuları sağlıklı tutarak bağışıklık sistemini düzenlemeye ve enfeksiyonlara karşı korumaya yardımcı olur. Bu vitamini tatlı patates, havuç, brokoli, ıspanak, kırmızı dolmalık biber, kayısı, yumurta gibi gıdalardan veya “A vitamini ile zenginleştirilmiş” etiketli bazı gıdalardan sağlayarak diyetimize ekleyebiliriz.

C vitamini

Antikor oluşumunu uyararak bağışıklık sistemini destekler. Portakal, greyfurt ve mandalina gibi turunçgiller veya kırmızı dolmalık biber, papaya, çilek, kivi, domates suyu gibi yiyecekleri seçerek bu sağlıklı vitamini sıklıkla tüketerek bağışıklık sistemimizi güçlendirebiliriz. Ayrıca, işlenmiş gıdaların ağırlıklı olduğu, besin çeşitliliği bakımından sınırlı, vitamin ve mineral bakımından fakir diyetler, sağlıklı bir bağışıklık sistemini olumsuz yönde etkiler.

Bağırsak sağlığı ve bağışıklık birbiriyle derinlemesine bağlantılıdır. Fermente gıdalar ve probiyotikler, zararlı patojenlerin tanımlanmasına ve hedeflenmesine yardımcı olarak bağışıklık sistemimizi güçlendirir. Probiyotik gıdalar arasında; yoğurt, kefir, lahana turşusu, doğal olarak fermente edilmiş ürünler ve bazı peynir çeşitleri bulunur. Vücut direncini arttırmak adına diyette düzenli tüketilmeleri gerekir.

E vitamini

Antioksidan görevi yaparak bağışıklık fonksiyonunu destekler. Takviyeli tahıllar, ayçiçeği çekirdeği, badem, bitkisel yağlar (ayçiçeği veya aspir yağı gibi), fındık ve fıstık ezmesi ile diyetinize E vitamini ekleyebilirsiniz.

Çinko, bağışıklık sisteminin düzgün çalışmasına ve yaraların iyileşmesine yardımcı olur. Çinko; yağsız et, kümes hayvanları, deniz ürünleri, süt, tam tahıllı ürünler, fasulye, tohumlar ve kuruyemişlerde bulunur.

Omega-3’ün anti-inflamatuar özelliklere sahip olduğu bir süredir bilinirken, yeni araştırmalar bağışıklık sistemi hücrelerinin işleyişini etkileyerek bağışıklık sistemini daha da desteklediğini gösteriyor. Haftada 2-3 gün balık tüketerek omega-3 ihtiyacınızı karşılayabilirsiniz Ayrıca ceviz, chia tohumu, zeytinyağı, somon, keten tohumu, ve avokado gibi esansiyel yağ asitlerinden zengin sağlıklı yağlar, iltihabı azaltarak vücudunuzun patojenlere karşı bağışıklık tepkisini arttırır ve bağışıklık sistemini güçlendirir.

Yakın dönemde yapılan araştırmalar, rafine şeker ve kırmızı et bakımından zengin diyetlerin, sağlıklı bağırsak mikroorganizmalarında rahatsızlıkları teşvik edebileceğini ve bunun sonucunda bağırsakta kronik iltihaplanmaya sebep olarak bağışıklık sistemini negatif yönde etkileyeceğini gösteriyor. Son olarak rafine ve ilave şeker kullanımı, obezite, tip 2 diyabet ve kalp hastalığına önemli ölçüde katkıda bulunur. Bu kronik hastalıkların tümü bağışıklık sistemini baskılar. Şeker alımını düşürmek, iltihaplanmayı ve bu hastalıklara yakalanma riskini azaltır.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Beslenme

Şok Diyetlerin Zararlarını Biliyor musunuz?

Tarih:

on

Şok diyetlerin vücudunuza verdiği zararları duyunca çok şaşıracaksınız…

Covid-19 pandemi sürecinde uzunca bir süre fiziksel aktiviteden uzak kaldık.

Günlük rutinler değişti. Stres nedeniyle düzensizleşen yeme içme alışkanlıkları da pek çok kişide kilo alma gibi etkilere sebep oldu.

Bu durumla başa çıkmak ve eski formuna geri dönmek isteyenler kilo vermek için şok diyetlere yönelebiliyor. Ancak kilo verme sürecinde, özellikle şok diyet uygulamalarında dikkat edilmesi gereken önemli unsurlar var. Sizler için bir araya getirdik.

Sağlıkla kalın…

 

Sağlıklı yaşam konusunda bilinçlendirici içerik paylaşımı yaptığımız youtube sayfamızı görüntülemek için buraya tıklayabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar