Connect with us

Beslenme

Sebze ve Meyveyi Elinizle Yiyin

Tarih:

on

Sebze ve Meyveyi Elinizle Yiyin

Sakin ve huzurlu olmak için yeme alışkanlığınızda değişiklik yapmalısınız. Yemeye başlamadan önce derin nefes alın. Meyve ve sebze gibi yiyecekleri ise elle yemeye özen gösterin

Yeme meditasyonu deyince aklınıza, bağdaş kurup oturduğunuz sofrada arada gözlerinizi kapayarak meditasyon yapmanızı tavsiye edeceğim geldiyse, çok yanılıyorsunuz. Demek istediğim; hayatınızda yapacağınız ince değişikliklerle birlikte yeni alışkanlıklar edinmeniz ve eskisinden çok daha sakin ve huzurlu olmaya çalışmanız. Çünkü sakinleştiğiniz zaman kendi iç dünyanızı fark edecek zamanınız olacaktır. Böylece sürüşü otomatik pilottan devralabilir ve dilediğiniz yönü verebilirsiniz. Yemek yemenin zihninizi dinlendirebileceğini, konsantrasyon ve huzur getireceğini hiç düşündünüz mü? İşte yemek yerken dikkat etmeniz gerekenler:

Yemeden Önce Derin Nefes Alın

Sofraya oturduğunuzda ilk yapmanız gereken şey, derin iki nefes almak olmalı. Böylece zihninizi boşaltıp yemek üzere olduğunuz yemeğe odaklanacaksınız. Yapılan araştırmalar, zihni farklı şeylerle meşgul olan birinin yediği yemeği gerçek anlamda fark etmediğini ve normalden çok daha fazla yiyebildiğini gösteriyor.
Yediğiniz yemeğe dikkatli bakıp içindeki malzemeleri, onların nereden geldiğini düşünün. Böylece hem sağlıklı tercihler yapacak, hem de zihninizi dinlendirmiş olacaksınız.

Şükredin

Sofranıza gelen yiyecekler için şükredin. Sadece birkaç saniyenizi; dünya açlıktan ölen çocuklarla doluyken size verilen nimetler olduğunu fark etmeye ayırın. Böylece hem huzur duyabilir, hem de önünüzde duran bir tabak sebzeyi dolaba geri kaldırıp pizza sipariş etmekten vazgeçebilirsiniz.

Yiyeceği Hissedin, Sebze ve Meyveyi Elinizle Yiyin

  • Ayıp karşılandığı için elle yemek yenmez. Yemek meditasyonu yapmak istiyorsanız bu ‘ayıbı’ göze almanız gerekir. Özellikle meyve ve sebzelere dokunarak yediğiniz zaman onun sıcaklığını ve dokusunu çok daha iyi fark edebilirsiniz. Şeklini benimsediğiniz yiyeceğinizi ağzınıza götürdüğünüz zaman yavaş yavaş çiğneyip tadını alacak kadar ağzınızda bekletin. Bunu yaparken fark etmeden sindirim sisteminize de yardımcı olursunuz.
  • Yemek sonunda aldığınız bu derin nefesler, beyninize yeme işinin bittiği mesajının gitmesine yardımcı olacaktır. Yemek yerken bu yöntemleri izlediğiniz zaman zihninizi dinlendirebilirsiniz. Ancak zihniniz, daha doğrusu ruh haliniz ve o dönemde hissettikleriniz de yediğiniz yemeği etkileyebilir. Duygularınız iştahınızın açılmasında ya da kapanmasında rol oynar. Gün boyu ruh halimizin etkisiyle etrafta bulunan yiyeceklere el uzatmak, hedonistik yeme şeklidir. Hedonizm, kabaca; yapılan işten keyif almanın, onu yapmanın ilk şartı olmasıdır. Yani sırf güzel göründükleri ve lezzetli oldukları için bir paket dolusu kurabiyenin tamamını yemek ve ardından yemek için başka şeyler aramak gibi. Bu kontrolsüz bir yeme şeklidir ve ileride aşırı yeme hastalığına dönüşebilir.

Aşırı Yemek Hasta Edebilir

Gereğinden fazla yemek; yüksek tansiyona, şeker hastalığına, safra kesesi problemlerine, mide yanmasına, ülsere ve kalp hastalıklarına da sebep olabilir. Aşırı komplikasyonlar arasında da mide yırtılması, önemli damarların baskıya maruz kalması, pankreas iltihabı, bağırsak tıkanıklığı ve kalp krizi sayılabilir. Aşırı yemek yeme alışkanlığının görülme sıklığını araştıran bilimadamları; kadınların yüzde 3.5’inin aşırı yeme alışkanlığı olduğunu tespit etmişler. Bu oran erkelerdeyse yüzde 2 olarak belirlenmiş. Aşırı yiyenler aslında hislerini yiyorlar. Bu kişiler farkında bile olmadan depresyon ya da stres gibi baş etmesi güç duygu hallerini yemekleriyle birlikte yiyip bitirdiklerini düşünüyorlar. Etrafınızda bu durumla boğuşan birini kolayca fark edebilirsiniz. Ancak bizzat kendiniz bu kategorideyseniz, bunu anlamanız hiç kolay olmaz. Stres ve benzer duyguları yenmek için aşırı yemek yeme alışkanlığına sahip olan kişilerin birçoğu bu şekilde yemek yemenin kendilerini rahatlattığını söyler. Rahatlamanın bir yolu olarak aşırı yemek yemek gerçekten işe yarar mı? Beynimizde tokluk merkezi olarak görev yapan hipotalamus, aynı zamanda vücudumuzun hormonlar aracılığıyla diğer birimlerle iletişim kurduğu bir merkezdir.

Duyguları hissetmemize neden olan bazı beyin kimyasalları; neden, ne zaman ve ne yiyeceğimiz konusunda da temel etkilere sahiptir. Bu kimyasallar arasında, mutluluk hormonu olarak da bilinen serrotonin, dopamin, GABA, nitrik oksit ve noradrenalin sayılabilir. Bu kimyasalların değişik seviyeleri, farklı duygulara ve farklı yemek tiplerine ilgi duymaya yol açar:

  • Sinirliyken; et, patlamış mısır ve yoğun tat bırakan atıştırmalıklar gibi sert yiyecekler ararsınız.
  • Depresyondayken; çikolata gibi tatlı ve şekerli yiyecekler ararsınız.
  • Heyecanlıyken; dondurma ve sütlü tatlılar gibi yumuşak ve şekerli yiyecekler ararsınız.
  • Stresliyken; patates cipsi ve ay çekirdeği gibi tuzlu yiyecekler ararsınız.
  • Kendinizi yalnız hissettiğinizde; makarna, pizza ve baklagiller gibi sizi doyuracak yiyecekler ararsınız.
  • Kıskançlık hissettiğinizde, kıskançlık duygusu beyninizi de kandırmıştır ve önünüze geleni itiraz etmeden yemek istersiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Beslenme

Hayatın Ritmi 88. Bölüm – Covid-19 Savunma Planı – Egzersiz Reçetesi – Kemik Erimesi

Tarih:

on

← ÖNCEKİ BÖLÜM                                                                       SONRAKİ BÖLÜM →

Covid-19 savunma planında bu bölümde sıra egzersiz reçetesinde. Bu egzersizleri evde kolaylıkla yapabilirsiniz. Ayrıca kemik erimesi hakkında merak ettiklerinizi de bu bölümde bulacaksınız.

Covid-19 savunma planının 3. günü…

Vücudumuzu koruyacak, evde yapabileceğimiz egzersizler neler? Hangi egzersiz akciğerlerimize faydalı? Dr. Halit Yerebakan Covid-19 savunma planına uygun basit ve sağlıklı hareketleri gösteriyor.  

Herkesi ilgilendiren teşhisi zor hastalık, kemik erimesi… İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Yaşar Küçükardalı, kemik erimesinin neden olabileceği hastalıkları açıklıyor.

Menopoz ve kemik erimesi arasındaki bağlantı ne? İç Hastalıkları ve Endokrinoloji Uzmanı Prof. Dr. Hasan Aydın kemik erimesinin bilinmeyenlerini anlatıyor. 

Uzman Diyetisyen Yekbu Köseoğlu‘ndan K vitamini zengini vitaminler listesi… 

Fizyoterapi Uzmanı Canan Akar, kemik yoğunluğunu arttıran evde yapılabilecek basit egzersizleri gösteriyor.

Hepsi ve daha fazlası ‘Dr. Halit Yerebakan ile Hayatın Ritmi’nde…

Dr. Halit Yerebakan ile Hayatın Ritmi” programının tüm bölümleri ve diğer içerikleri için youtube sayfamızı da takip edebilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Bağışıklık

Bağışıklığı Korumak İçin Dengeli Beslenme Şart

Tarih:

on

Tüketilen  besinler bağışıklık sistemi üzerinde büyük bir etkiye sahip. Tek bir besin grubunun bağışıklık sistemini güçlendirmesi olası değil.

İnsan vücudu her gün milyonlarca mikroorganizmaya maruz kalır. Bu mikroorganizmaların kötü etkilerinden bağışıklık sistemimiz sayesinde korunuruz. İşlevini iyi bir şekilde yerine getiren bağışıklık sistemi, sağlığımızı sürdürmemiz açısından oldukça önemli. Peki, bağışıklık sistemimizi nasıl daha güçlü kılabiliriz?

Tükettiğimiz besinler bağışıklık sistemimiz üzerinde büyük bir etkiye sahip. Tek bir besin grubunun bağışıklık sistemimizi güçlendirmesi olası değil. Diyet, temelde tüm besin gruplarından yeterli ve dengeli bir biçimde oluşmalı. Yeterli miktarda vitamin ve mineral tüketimi, bağışıklık sistemini kuvvetlendirmenin kilit noktası dersek yanlış olmaz.

Vitaminler bağışıklığı destekliyor

Bağışıklık hücrelerinin büyümesi ve gelişmesine önemli ölçüde katkı sağlayan vitamin ve minerallerin başında, C vitamini, A vitamini, D vitamini, E vitamini, bakır, çinko, selenyum, folik asit ve demir gelir. Ayrıca kaliteli protein (amino asit glutamin dahil) bağışıklık için oldukça önemli.

Bu besinler bağışıklık sistemine; antioksidan görevi yapıp sağlıklı hücreleri koruyarak, bağışıklık hücrelerinin büyümesini ve aktivitesini destekleyip antikor üreterek yardımcı olur.

Meyve, sebze, kepekli tahıllar, baklagiller ve liften zengin diyetlerin, faydalı mikropların büyümesini ve korunmasını desteklediği biliniyor. Protein vücudun bağışıklık sisteminde iyileşme ve yenilenme açısından önemli rol oynar. Biyolojik değeri yüksek proteine, özellikle, süt, süt ürünleri, yumurta, deniz ürünleri, yağsız et, kümes hayvanları, fasulye, bezelye, soya ürünleri, tuzsuz fındık ve yağlı tohumlar gibi çeşitli protein kaynaklarına diyetimizde yer vererek bağışıklık sistemimizi destekleyebiliriz.

A vitamini

Ağız, mide, bağırsak ve solunum sistemindeki deri ve dokuları sağlıklı tutarak bağışıklık sistemini düzenlemeye ve enfeksiyonlara karşı korumaya yardımcı olur. Bu vitamini tatlı patates, havuç, brokoli, ıspanak, kırmızı dolmalık biber, kayısı, yumurta gibi gıdalardan veya “A vitamini ile zenginleştirilmiş” etiketli bazı gıdalardan sağlayarak diyetimize ekleyebiliriz.

C vitamini

Antikor oluşumunu uyararak bağışıklık sistemini destekler. Portakal, greyfurt ve mandalina gibi turunçgiller veya kırmızı dolmalık biber, papaya, çilek, kivi, domates suyu gibi yiyecekleri seçerek bu sağlıklı vitamini sıklıkla tüketerek bağışıklık sistemimizi güçlendirebiliriz. Ayrıca, işlenmiş gıdaların ağırlıklı olduğu, besin çeşitliliği bakımından sınırlı, vitamin ve mineral bakımından fakir diyetler, sağlıklı bir bağışıklık sistemini olumsuz yönde etkiler.

Bağırsak sağlığı ve bağışıklık birbiriyle derinlemesine bağlantılıdır. Fermente gıdalar ve probiyotikler, zararlı patojenlerin tanımlanmasına ve hedeflenmesine yardımcı olarak bağışıklık sistemimizi güçlendirir. Probiyotik gıdalar arasında; yoğurt, kefir, lahana turşusu, doğal olarak fermente edilmiş ürünler ve bazı peynir çeşitleri bulunur. Vücut direncini arttırmak adına diyette düzenli tüketilmeleri gerekir.

E vitamini

Antioksidan görevi yaparak bağışıklık fonksiyonunu destekler. Takviyeli tahıllar, ayçiçeği çekirdeği, badem, bitkisel yağlar (ayçiçeği veya aspir yağı gibi), fındık ve fıstık ezmesi ile diyetinize E vitamini ekleyebilirsiniz.

Çinko, bağışıklık sisteminin düzgün çalışmasına ve yaraların iyileşmesine yardımcı olur. Çinko; yağsız et, kümes hayvanları, deniz ürünleri, süt, tam tahıllı ürünler, fasulye, tohumlar ve kuruyemişlerde bulunur.

Omega-3’ün anti-inflamatuar özelliklere sahip olduğu bir süredir bilinirken, yeni araştırmalar bağışıklık sistemi hücrelerinin işleyişini etkileyerek bağışıklık sistemini daha da desteklediğini gösteriyor. Haftada 2-3 gün balık tüketerek omega-3 ihtiyacınızı karşılayabilirsiniz Ayrıca ceviz, chia tohumu, zeytinyağı, somon, keten tohumu, ve avokado gibi esansiyel yağ asitlerinden zengin sağlıklı yağlar, iltihabı azaltarak vücudunuzun patojenlere karşı bağışıklık tepkisini arttırır ve bağışıklık sistemini güçlendirir.

Yakın dönemde yapılan araştırmalar, rafine şeker ve kırmızı et bakımından zengin diyetlerin, sağlıklı bağırsak mikroorganizmalarında rahatsızlıkları teşvik edebileceğini ve bunun sonucunda bağırsakta kronik iltihaplanmaya sebep olarak bağışıklık sistemini negatif yönde etkileyeceğini gösteriyor. Son olarak rafine ve ilave şeker kullanımı, obezite, tip 2 diyabet ve kalp hastalığına önemli ölçüde katkıda bulunur. Bu kronik hastalıkların tümü bağışıklık sistemini baskılar. Şeker alımını düşürmek, iltihaplanmayı ve bu hastalıklara yakalanma riskini azaltır.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Beslenme

Şok Diyetlerin Zararlarını Biliyor musunuz?

Tarih:

on

Şok diyetlerin vücudunuza verdiği zararları duyunca çok şaşıracaksınız…

Covid-19 pandemi sürecinde uzunca bir süre fiziksel aktiviteden uzak kaldık.

Günlük rutinler değişti. Stres nedeniyle düzensizleşen yeme içme alışkanlıkları da pek çok kişide kilo alma gibi etkilere sebep oldu.

Bu durumla başa çıkmak ve eski formuna geri dönmek isteyenler kilo vermek için şok diyetlere yönelebiliyor. Ancak kilo verme sürecinde, özellikle şok diyet uygulamalarında dikkat edilmesi gereken önemli unsurlar var. Sizler için bir araya getirdik.

Sağlıkla kalın…

 

Sağlıklı yaşam konusunda bilinçlendirici içerik paylaşımı yaptığımız youtube sayfamızı görüntülemek için buraya tıklayabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar