Her yıl boğaz ağrısı, ateş ve burun akıntısını geçirmek için harcadığınız zaman tatile harcadığınız zamandan daha mı fazla. Peki, bunu önlemek için neler yapmalıyız merak ediyor musunuz? Yetişkinler, yılda ortalama üç kez soğuk algınlığına yakalanmakta ve bu hastalıkların her biri bir veya iki hafta sürmektedir. Bu soğuk algınlıklarının % 5-20’si gribe dönüşmekte ve bu da hastalık süremizin daha da uzamasına sebep olmaktadır. Bu yazımızda bağışıklığı güçlendirmek için sarımsak yemek, meditasyon, hijyen kuralları gibi tüyolardan bahsedeceğiz.
Hepimizin bildiği gibi uzun ve sağlıklı bir yaşam için düzenli sporun yanı sıra sebze ve meyve tüketimine önem verilmelidir. Özellikle renkli meyve ve sebzeler antioksidanlarla doludur. Colorado Eyalet Üniversitesi’ndeki bir araştırmaya göre antioksidan bakımından zengin beslenmek vücut direncini artırır ve vücudu salgın hastalıklara karşı korur. Peki yaşam kalitesini artırma ve uzun yıllar sağlıklı bir yaşam sürmenin başka yolları neler?
Soğuk algınlığı ve grip ile mücadele için test edilmiş bu ipuçları, tüm kışın iyi geçmesine yardımcı olabilir. En yeni araştırmalardan, geleneksel yöntemlere kadar hayatımıza katacağımız küçük ipuçlarının bulunduğu yazımın size yol göstereceğini umuyorum.
Kötü kokması sarımsak yemenizi engellemesin:
Yemeklerin vazgeçilmez lezzetlerinden olan soğan ve sarımsak için ilaç deposu demek mümkün. Kültürümüz dolayısıyla soğan, hemen her öğünde yediklerimizin başında geliyor. İçine soğan girmeyen yemek neredeyse yok gibi. Yemeklere dahil edilen soğanın da sağlığınıza ciddi faydaları var. Özellikle kırmızı soğan, koroner arter hastalığının inflamatuar etkilerini azaltan antioksidanlar olan polifenoller bakımından zengin olduğundan kalp hastalığı riskinizi azaltır. Soğan ve sarımsakta bulunan kuersetin bileşeni, alerjiyle savaşmaya yardım eden bir başka gizli silahtır. Özellikle sarımsağın doğal bir antibiyotik oluşu, vücut direncini artırıp saman nezlesine karşı savunma sağlar. Sarımsak nefesinizin kötü kokmasına neden olabilir. Ancak bu, sarımsaktan uzak durmanıza neden olmamalıdır.
Çünkü sarımsağın içerisinde bulunan yüksek seviyedeki allicin sayesinde, kan basıncını önemli ölçüde düşürdüğü gösterilmiştir. Ezilmiş sarımsaktaki allicin adlı madde virüslerle mücadelede yardımcıdır. 12 hafta süren bir İngiliz araştırmasında, günlük 180 mg allicin takviyesi verilen insanlar, etkisiz ilaç verilenlere göre %63 daha az soğuk algınlığına yakalanmışlardır. Bir diş sarımsak 5-9 mg allicin içerir bu allicin takviyesine göre az bir miktardır ama iki diş sarımsak bile sizi soğuk algınlığından korumaya yardımcı olacaktır.
Meditasyonla zihnimiz soğuk algınlığını önlüyor:
Wisconsin Üniversitesi’nde yapılan bir çalışmada zihnimizin soğuk algınlığına yakalama ihtimalini % 40 ila %50 azaltabileceği ortaya çıkmıştır. Kış aylarında yapılan araştırmalarda meditasyon, yoga gibi ruhsal ve vücutsal dinginliğe ulaştıran egzersiz yapan kişilerin daha az hastalandığı ve stres oranları düştüğü için bağışıklık sistemlerinin bu süreçte daha kuvvetlendiği görülmüştür.
Uzmanlar Probiyotikleri öneriyor:
Probiyotikler canlı mikro organizmalardır. Besinlerle birlikte veya ayrı olarak alınan, mukozal ve sistemik immüniteyi düzenleyerek, bağırsaklarda besinsel ve mikrobiyal dengeyi sağlayarak konakçının sağlığını olumlu yönde etkileyen bu canlı mikroorganizmalara “probiyotik” adı verilir. Uzmanlar, sağlığınız için yararlı bakteriler içeren probiyotik takviyesi almanızı öneriyor. Böylece hem solunum hem de gastrointestinal enfeksiyon riskini azaltabilirsiniz. Yapılan bir araştırmada, insanların bir bölümüne etkisiz ilaç bir bölümüne probiyotik verilmiştir. Probiyotik alan kişiler %42 daha az soğuk algınlığına yakalanmışlar. En bilindik probiyotikler; yoğurt, peynir, lahana turşusu ve salatalık turşusudur.
Sağlıklı bir yaşamın anahtarı egzersiz yapmakta:
Sağlıklı bir yaşamın en temel gerekliliklerinden biri egzersizdir. Doğru ve düzenli egzersiz, yaşlanma ile birlikte gelen fiziksel rahatsızlıkları önlemede, bağışıklık sistemini güçlendirmede, psikolojik iyileşme sağlamada ve olası hastalıklara karşı korumada önem taşımaktadır. Yapılan bir çalışmaya göre, haftada beş veya daha fazla gün egzersiz yapanlar üst solunum yolu enfeksiyonu hastalıklarını % 43 daha kısa sürede atlatıyor. Günlük 30 ila 60 dakika arasında egzersiz yapmak, kan akışını arttırarak bağışık hücrelerinin vücut da dolaşmasını sağlar.
Sık sık ellerinizi yıkayın:
Ellerinizi sık sık temizlemek soğuk algınlığı ve grip virüslerine karşı kendinizi korumak için en etkili yöntemdir. Ancak ellerinizi yıkamakta tek başına yeterli değil ellerinizi kurutmakta bir o kadar önemli. Çünkü mikroplar ıslak cildinize daha kolay yapışır. Nemli havluları sık sık kuru olanlarla değiştirdiğinizden emin olun!
İyi bir uyku çekin:
Bağışıklık sisteminizin sağlıklı işlemesi için dinlenmeye ihtiyacı vardır. Carnegie Mellon Üniversitesi’nde yapılan bir çalışmada, ortalama 7 saatten daha az bir süre uyuyan insanlar dinlenmiş hissettiklerini söylese de sekiz saat veya daha fazla uyuyanlara göre soğuk algınlığına yakalanma riskleri üç kat fazla olduğu ortaya çıkmıştır.
Baharatları sofranızdan eksik etmeyin:
Makarna sosundaki kekiğin veya sandviçinizdeki hardalın bağışıklık sisteminizi arttırabileceğini hiç düşündünüz mü? Kış aylarında, yaptınız yemekleri kekik ve zerdeçal gibi yararlı baharatlarla tatlandırın ki bağışıklık sisteminizi güçlendirin.
Şekeri hayatınızdan çıkarın:
Loma Linda Üniversitesi’ndeki bir araştırmada, günde altı çorba kaşığı şeker (portakal suyu, bal, şekerli içecekler vb.) tüketen insanların, enfeksiyona karşı savaşan beyaz kan hücrelerinde, bakteri ve virüslere karşı savunma gücünün kaybolduğu görülmüştür. Bağışıklık sisteminiz şekerli bir yiyecek ya da içecek tükettikten sonra birkaç saat boyunca depresyonda kalır yani birkaç saatte bir şekerli içecek tüketiyorsanız vücudunuzun direnci gün boyunca düşük olacaktır.
Kilo verin:
Eğer obezite sınırındaysanız, grip aşısı bile işe yaramayarak mikrobu vücudunuza aldığınızda hasta olma olasılığınız artabilir. Aşılamadan sonra, grip karşıtı antikorlar artış gösterir, ancak fazla kilosu olan kişilerde birkaç ay içerisinde bu etki azalmaya başlar. Obezite hastasıysanız, el yıkama ve diğer hastalık önleyici tedbirler konusunda gerçekten dikkatli olun ve hatta %5-10 kilo kaybı her türlü hastalığı önlemeye yardımcı olabilir.
Yeterince su içtiğinizden emin olun:
Eğer bir virüsle karşı karşıyasanız sempomları azaltmak için öncelikle bol miktarda sıvı tüketmeniz gereklidir. Ancak, su tüketimi hasta olmadığınız zamanlarda da büyük önem taşır. Mukoza zarları ve salgılarındaki bağışık hücreler susuz kaldıkları zaman virüslere karşı vücudunuzu savunmada güçsüz kalabilir.
Diş fırçalarına dikkat edin:
Her evde bir dış fırçası kabı vardır ve içinde tüm ailenin diş fırçaları bulunur. Dikkat! Bu durum hastalıklara davetiye çıkartabilir. Bir diş fırçasındaki virüs diğer diş fırçasına bulaşabilir.
Ne yapmamız gerekiyor dediğinizi duyar gibiyim. Diş fırçalarınızın birbirinden ayrı durduğundan ve iyice kuruduğundan emin olun. Tabi hastalandığınızda mikroplar diş fırçanıza bulaşabilir diye her seferinde dış fırçanızı değiştirmenize gerek yok zaten vücudunuzda bu virüse karşı antikorlar bulunur.
Sosyalleşin:
Ne kadar çok insanla sosyalleşilirse o kadar hasta olma olasılığınız azalır. Çeşitli arkadaş gruplarına sahip olmak, bağışıklık sistemini güçlendirir. Kişinin daha pozitif olmasını ve daha az depresyona girmesini sağlar.
Tırnak yemeyi bırakın:
Ellerinizde mikropların bulunmasını her zaman önleyemezsiniz, ancak solunum sisteminize onları direk göndermek zorunda da değilsiniz. Ellerinizi olması gereken yerde tutmak kolay gibi gözükebilir fakat bu zordur. Yapılan bir araştırmada yetişkinlerin yüzlerine her saat yaklaşık 15 kez dokunduğu ortaya çıkmıştır.
Eski adetleri unutmayın:
Aile büyüklerimizden öğrendiğimiz hastalık önleyicileri hayatınızdan çıkarmayın. Faydalı olduğunu düşünerek yaptığımız şeyler psikolojik olarak vücuda iyi etki edebilir. Bir araştırmada hasta olan bir bölüm insana ekinezya bir kısmına da etkisiz ilaç verilmiştir. Ekinezyanın iyi geldiğine inanan deneklerde hastalıkta hızlı bir iyileşme görülmüştür.
İyileşmeyi hızlandırmak için ailenizden öğrendiğiniz yöntemleri kullanabilirsiniz.
Çevrenizdeki insanlara dikkat edin:
McMaster Üniversitesi’nden yapılan bir araştırmaya göre İnsanların %8’i hastalık belirtileri göstermemesine rağmen bu virüsleri vücudunda barındırabiliyor. Yani size önerim buna engel olmak için insanlarla etkileşim içerisindeyken ellerinizi sık sık yıkamanız yönünde.
Dokunduğunuz yer mikrop saçabilir:
Gribe neden olan virüsler, yüzeylerde sekiz saate kadar yaşayabildiğinden yaşam alanınızı temiz tutmaya özen gösterin. İşyerindeki ortak kullanım alanları, yiyecek içecek makinaları, mikrodalga fırın, musluklar, buzdolapları gibi aklınıza gelmeyecek noktalara da dikkat edin. Bunlar gibi virüs potansiyeli yüksek yerlerde fazla vakit geçiriyorsanız ellerinizi bolca yıkamayı ya da anti bakteriyel jel kullanmayı unutmayın.
Daha fazla meyve yiyin
Araştırmalarda, günde üç veya daha fazla porsiyon meyve yiyen insanların günde bir veya daha az meyve yiyenlere oranla %25 daha az solunum yolu enfeksiyonu semptomları gösterdiği gözlemlenmiştir.
Benzer bir yazımızı daha okuyup, bağışıklık güçlendirme hakkında daha fazla bilgi edinmek için buraya tıklayın!
www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.
