Connect with us

Sağlıklı Yaşam

Sağlıklı Bir Kahve Deneyimi

Tarih:

on

Sağlıklı Bir Kahve Deneyimi

Çoğu kişi için vazgeçilmezdir bir sabah kahvesi. Aslında bir bardak kahvenin sabahları sizi uyandırmaktan ya da akşamları çalışırken ayık tutmaktan başka görevleri de vardır. Bu etkileri sağlıklı bir ömürden, bunama riskinin azalmasına kadar çoğaltılabilir.

Cleveland Clinic’in yaptığı araştırmalarda, düzenli kahve içenlerin kalp rahatsızlığı, solunum hastalığı, kanser, inme, şeker hastalığı ve böbrek hastalığı gibi risklerin daha düşük olduğunu gösteriyor. Ancak, vücudunuzun alması gerekenden daha fazla kahve tüketimi ya da eklediğiniz zararlı ek gıdalar beklenmedik yan etkilere neden olabilir. Mesela eklenen şeker kalp hastalığı riskinizi arttırabilir bunun yerine bal ya da pekmez tercih edebilirsiniz. Bu birçok kahve tiryakisi için zor olabilir ama her gün içtiğiniz kahvenin vücudunuz için yararını attırmak, zararlarını azaltmak için birkaç küçük ekleme ya da çıkartma yapmanız gerekli. Kahve alışkanlığınızın sağlıklı olduğundan emin olun çünkü bu alışkanlık size küçük bir ayrıntı gibi gelse de hayatınızın bütününü kapsayan kronik bir alışkanlıktır. Bu yazımda sizlere bu konuda yardımcı olmaya çalışacağım. Sizlerle fazla kahve tüketiminin yan etkilerini ve kahvenizi vücut dostu bir seçenek haline getirip sağlıklı bir kahve deneyimi yaşamanızı sağlamak için gerekli bilgileri paylaşacağım.

  • Sağlıklı bir kahve deneyimi için; Tarçın

Kahve alışkanlığınızı değiştirmeye klasik bir yöntemle başlayın. Birkaç küp şeker yerine bir çay kaşığı tarçın kahvenizi lezzetlendirir ve yumuşatır. Saf toz tarçın (tarçınlı şeker değil) kullandığınızdan emin olun veya kahve çekirdeklerini birkaç tarçın çubuğu ile demleyerek tatlandırabilirsiniz. Yapılan bir araştırmada, her gün yalnızca ½ çay kaşığı tarçın tüketiminin, hücrelerin insülin duyarlılığını artırabildiğini göstermiştir. Bu, insülin direncine neden olan şekerin tam tersi etkisidir.

Fazla sinirliyseniz kahve tüketiminize dikkat edin.

Kahve, sadece merkezi sinir sistemi uyarıcısı değildir aynı zamanda adrenalin, dopamin ve glutamat artırırken, kafein adenozin reseptörlerini bloke eder. Sinir sistemi aktivasyonu anksiyete, titreme, artan kalp atış hızı, sinirlilik ve bazen de öfke patlamalarına neden olabilir. Kalp rahatsızlığı olanlar kahve tüketime dikkat etmeliler.

  • Sağlıklı bir kahve deneyimi için; Portakal Suyu

Sizlerle Amerika’da ortaya çıkan ve henüz birçoğunuzun duymadığı bir yöntem paylaşacağım. Espresso ile portakal suyu karışımı şu sıralar Amerika’da en çok tercih edilen kahveler arasında yerini alıyor. Birbirinden farklı ve lezzetli turunçgil yetiştiren ülkemiz sayesinde evlerinizde bu karışımı rahatlıkla hazırlayabiliriz. Bu karışımı tercih etmenizdeki nedeni size şöyle açıklayabilirim. Portakal suyu, doğal şekerdir ve espressoyu keyifli hale getiren bir tatlılığa sahiptir. Sadece ¾ su bardağı portakal suyu, günlük C vitamini ihtiyacınızın % 155’ini içerir. Eğer kahvenizle portakal suyunu karıştırmaya pek hazır değilseniz, soyduğunuz portakalın kabuklarını kahve fincanınızın ağız bölgesine yerleştirin ya da kahvenizin içine birkaç damla portakal suyu ekleyin. Böylece bu sağlıklı içeceğe adım adım alışabilirsiniz.

Kendinizi gün boyunca yorgun hissediyorsanız bunun bir sebebi olabilir.

Evet, bir bardak kahve sizi o an şarj ediyor gibi gözükse de  sonrasında daha büyük bir çöküşe sebep olabilir. Yurt dışında yayınlanan Nöropsikofarmakoloji dergisinde yayınlanan bir araştırmada kafeinin verimliliği düşürebileceği ve sıkı çalışanların gevşemesine sebep olabileceği ortaya çıkmıştır. Birçok kişi gün içinde uyanık kalmak için kafein takviyesine güvenir; ancak bu gerçekten yanlış bir düşünce olabilir. Gün boyunca enerjinizin bitmemesi için en güvenilir yol sağlıklı yiyecekler tüketmektir.

  • Sağlıklı bir kahve deneyimi için; Şekersiz çikolata tozu

Kahve içine kakaolu toz karıştırmak, hücrelere çevresel hasarları önlemeye yardımcı olan, beyin ve kalpteki kan akışını arttıran bir antioksidan olan çikolata flavonoidlerinin faydalarını elde etmenin en kolay yollarından biridir. Bir parça kakao, şuruplu bir mocha’nın aksine şeker eklemeden saf çikolatanın zengin tadını kahvenize verecektir. Şekersiz ve % 100 kakao tozu içeren bir ürün tercih edin.

Sık sık gözleriniz seğiriyorsa kahve tüketiminize dikkat edin.

Göz seğirmenizin nedensiz yere ortaya çıktığını düşünüyor olabilirsiniz ancak Ulusal Sağlık Enstitüsü göz seğirmesinin kafeinin 3 etkisi arasında olduğunu söylüyor. Araştırmalar, kafeinin serotonin ve noradrenalin salgılanmasını tetiklediğini, bunun da nörotransmitteri uyararak kas ve sinir sisteminin aktivitesini artırıp serbest kalmasına neden olduğunu gösteriyor. Sıklıkla göz seyirmesi yaşıyorsan kahve tüketimini azaltarak su tüketimini arttırmalısınız.

  • Sağlıklı bir kahve deneyimi için; Vanilya özü

Eğer vanilya vazgeçilmezlerinizdense şanslısınız. Çünkü şekerinizi kontrol altında tutmak için favori lezzetinizden vazgeçmek zorunda değilsiniz. Unutmayın ki vanilya sadece bir lezzettir bir şeker takviyesi değil bu nedenle şeker yerine kahvenize birkaç damla vanilya özü ekleyebilirsiniz. Vanilya özü, 0 kalori ve 0 şeker içerir. Eğer vanilyayla aranız pek yoksa işe bir damla vanilya şurubunun tadına bakmakla başlayabilirsiniz.

Tuvaleti normalden fazla kullanmaya başladıysanız bunun bir nedeni kahve olabilir.

Kahve bir idrar söktürücüdür. İnsanların yaklaşık % 30’unda bir müshil etkisi yaratabilir. Bilim adamları, kahvenin tuvalet yolculuğunu neden tetiklediğinden tam olarak emin değiller, ancak hem kahvenin asidik içeriği hem de bağırsak ve kolon üzerindeki uyarıcı etkisinin bunu tetikleyebileceği düşünülüyor. Bu etkiyi fazlasıyla yaşayanlar için espresso gibi koyu renkli kahveler önerilebilir.

  • Sağlıklı bir kahve deneyimi için; Hindistan cevizi

Kahvenizin içine ekleyeceğiniz şekersiz hindistan cevizi rendeleri hem şeker ihtiyacınızı karşılayacak hem de kahvenizi yumuşatacaktır. Kahvenizi demlerken çekirdeklerin yanına hindistan cevizi koymayı unutmayın. Beyaz veya kahverengi şekerden daha sağlıklı olan organik hindistan cevizi şekeri gibi bir tatlandırıcı seçin. Büyük bir değişiklik fark etmeyeceksiniz, fakat zamanla, neredeyse hiç çaba harcamadan, kahvenizin şeker içeriğini % 25 oranında azaltmış olacaksınız. Hindistan cevizi şekeri vücudunuzdaki şeker metabolizmasına yardımcı olan krom ve diğer doğal mineralleri içerir.

Uyku düzensizliği yaşıyorsanız kahveyi azaltmanız gerekebilir.

Kahve, uykunuzu sabote eder, kalitesini ve düzenini bozar, yatmadan 6 saat önce yudumladıysanız bile uyku düzeninizin bozulmasına sebep olabilir. Kahve aynı zamanda vücudunuzun biyolojik saatini bozabilir, bu da size gün ışığı saatlerinde jet lag benzeri bir his yaşayabilirsiniz yani vücut saatinizle içinde bulunduğunuz gerçek saat uyumsuzluk yaşayabilir buda size durgunluk verir. Uyku, bilişsel işlevin tüm yönleri için çok kritiktir, eğer gün içinde tükettiğiniz kahve uyku kaybına yol açıyorsa bu durum kafeinden beklenecek herhangi bir fayda kalmamış demek olacaktır.

  • Sağlıklı bir kahve deneyimi için; Organik kahve

Kahve yetiştirilirken üzerine böcek ilacı gibi kimyevi maddeler püskürtülür; bu nedenle, organik olmayan bir şey seçtiğinizde sadece bir kahveden daha fazlasını vücuduna sokmuş olursunuz. Kahvenizin güvenilir olmasına dikkat edin.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Covid-19

Ateşsiz Covid-19 Geçirmek Mümkün

Tarih:

on

Yüksek ateş gibi bazı Covid-19 belirtileri diğerlerinden daha yaygın görünür. Bu günlerde kendinizi hasta hissediyorsanız doktora gidip test yaptırmak için en ayırt edici belirti ateş. Peki ya ateşiniz yoksa?

Çok değil, bundan bir yıl önce öksürük, vücut ağrıları ve halsizlik yaşamak gribin olağan belirtileriydi. Ancak coronavirüs hayatımıza girdi ve her kış en az bir kez yaşadığımız bu belirtiler değim yerindeyse kâbusumuz oldu.

Genel olarak solunum yolu hastalıkları hakkında bildiklerimiz yeni coronavirüs Sars-CoV-2 ile birlikte oldukça gelişti. Virüs dünyanın üzerine kara bir bulut gibi çökerken sağlık otoriteleri 3 belirtiye özellikle dikkat çekti; ateş, kuru öksürük ve nefes darlığı.

Covid-19 belirtilerini içeren listeye her geçen gün yeni bir bulgu eklendi. Şuan Amerikan Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi’nin yayımladığı listede 11 resmi Covid-19 semptomu bulunuyor ve bunlar hala olası her belirtiyi kapsamıyor.

Diğer belirtilerle birlikte ateş görülmeyebiliyor

Yüksek ateş gibi bazı Covid-19 belirtileri diğerlerinden daha yaygın görünür. Ancak bazı belirtiler de neredeyse kişiye özel ortaya çıkıyor. Bu günlerde kendinizi hasta hissediyorsanız doktora gidip test yaptırmak için en ayırt edici belirti ateş. Peki ya ateşiniz yoksa?

Ateşinizin olması vücut ısınızın normalden yüksek olduğu anlamına gelir. 38 dereceden yüksek vücut ısısı, vücudunuzda bir terslik olduğunu doğrular. Ateş, vücudun Covid-19 da dâhil olmak üzere bir enfeksiyona verdiği doğal tepkidir. Bağışıklık sistemi istenmeyen bir patojeni, genellikle bir virüsü veya bakteriyi öldürmeye çalıştığı için vücut ısısı aniden yükselir. Normal vücut sıcaklığında, bu hastalığa neden olan istilacılar kolayca çoğalabilir, ancak ortam ısındığında hayatta kalmaları zorlaşır.

Coronavirüs vücuda girdiğinde de bağışıklık sisteminin tepki göstermesi ve vücut ısısının yükselmesi beklenir. Bu virüs hakkında öğrendiğimiz son gelişmeye göre ise Covid-19 ateşsiz de görülebiliyor.

Asemptomatik kişilerde genel olarak ateş dâhil hiçbir belirti görülmediğini biliyoruz. Uzmanlara göre Covid-19 geçiren birçok insanda diğer belirtiler görülürken ateş görülmüyor. Öte yandan enfekte bir kişi teknik olarak ateşi yükseldiğinde ya da düştüğünde bunu fark etmeyebilir.

Ateşiniz olmasa da kendinizi izole edin

Ateş veya titreme, öksürük, nefes darlığı veya nefes almada güçlük, yorgunluk, kas veya vücut ağrıları, baş ağrısı, tat veya koku kaybı, boğaz ağrısı, burun tıkanıklığı veya akıntısı, mide bulantısı ya da kusma ve ishal gibi belirtilerle birlikte deri döküntüleri ve göz kızarıklığı gibi daha nadir semptomlar da Covid-19 ile ilişkilendiriliyor.

Bu belirtilerden bazılarının bir arada görülmesi ilk olarak yüksek ateşi sorgulamayı akıllara getirebilir. Ancak ateş Covid-19 varlığının göstergesi olarak değerlendirilmemeli.

Olağandışı belirtiler yaşıyorsanız ancak ateşiniz yoksa yine de kendinizi izole edin. Bir sağlık kurulusu ile iletişime geçerek, testler, izolasyon yönergeleri ve tedavi seçenekleri hakkında bilgi alın. Yaşadığınız soğuk algınlığı veya grip de olabilir. Ancak vaka artışlarını göz önünde bulundurun, sağlık durumunuz hakkında daha fazla bilgi alana kadar güvende olmak ve çevrenizdekileri güvende tutmak için izole olmaya devam edin.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Bağışıklık

Hayatın Ritmi 89. Bölüm – Uyku Reçetesi – Vertigo

Tarih:

on

← ÖNCEKİ BÖLÜM                                                                       SONRAKİ BÖLÜM →

Covid-19’dan korunmak için uykunun ne kadar önemli olduğunu biliyor musunuz? Bu bölümde uykunun neden önemli olduğunun yanı sıra denge bozuklukları ve vertigo ile ilgili merak ettiklerinizi bulacaksınız.

Covid-19 savunma planında 4. gün…

Sağlıklı bir uyku için hangi besinleri tüketmeliyiz? Dr. Halit Yerebakan bağışıklığımızı güçlendirecek iyi bir uykunun ip uçlarını veriyor.  

Hayatın Ritmi denge bozuklukları ve baş dönmesini masaya yatırıyor. Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Burcu Örmeci denge bozukluklarının hangi hastalığın habercisi olduğunu testlerle anlatıyor. B12 vitamini eksikliği denge sistemimizi nasıl bozuyor? 

Çağımızın hastalığı vertigo… Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Zeynep Alkan vertigoyla ilgili tüm detayları anlatıyor.

Fizyoterapi Uzmanı Canan Akar‘dan evde yapabileceğiniz basit denge egzersizleri. 

Hepsi ve daha fazlası ‘Dr. Halit Yerebakan ile Hayatın Ritmi’nde…

Dr. Halit Yerebakan ile Hayatın Ritmi” programının tüm bölümleri ve diğer içerikleri için youtube sayfamızı da takip edebilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Covid-19

mRNA Aşıları Ne Kadar Güvenli?

Tarih:

on

Onay bekleyen iki mRNA aşısının da COVID-19’u önlemede yüzde 90’dan fazla etkili olduğu bildirildi. Ancak geliştirilen mRNA aşıları bu türün ilk örnekleri ve her iki aşının da gerçek içeriklerinin henüz açıklanmamış olması, aşıların başarısına gölge düşürmeye yetiyor.

Covid-19’a karşı geliştirilen aşıların oldukça hızlı bir şekilde piyasaya sürülmeye hazır hale gelmesi akıllara ‘aşıların yan etkileri var mı?’ sorusunu getirdi.

Tüm dünyayı etkileyen yeni coronavirüs salgını ile birlikte çok kısa sürede aşı üretilmesine tanık olduk. Şimdiye kadar yaklaşık 20 yıllık çalışmaların ardından üretilen bir aşının yeterince etkili ve güvenli olabileceğini düşünüyorduk. Pandemi bize o kadar vakit tanımadı. Geldiğimiz noktada karşımızda farklı aşı seçenekleri var. Bu aşılar hakkında etkinlikleri bir yana, ne kadara güvenli oldukları en çok merak edilen konu.

Covid-19 aşıları hafif yan etkiler ortaya çıkarıyor

Türkiye’de de çalışmaları sürdürülen inaktif aşı bir yana daha önce hiç kullanılmamış mRNA aşıları ile ilgili hem büyük umutlar hem de büyük kaygılar var; ‘Bu aşıların nasıl yan etkileri olacak?’

Şu anda, ABD’de onay bekleyen iki mRNA aşısı, 3. aşama klinik denemelerde 73.000’den fazla kişide test edildi. Her iki aşının da Covid-19’u önlemede yüzde 90’dan fazla etkili olduğu bildirildi. Ancak geliştirilen mRNA aşılarının bu türün ilk örnekleri olması ve her iki aşının da gerçek içeriklerinin henüz açıklanmamış olması, aşıların başarısına gölge düşürmeye yetiyor.

Faz-1 ve faz-2 çalışmalarında hayvanlar ve faz-3 çalışmalarında insanlar üzerinde yapılan denemelerde mRNA aşıları olumsuz bir profil ortaya koymadı. Genel olarak hafif yan etkiler ortaya çıktı: Enjeksiyon bölgesinde ağrı, ateş, yorgunluk, baş ağrısı, eklem ağrısı ve kas ağrıları. Bununla birlikte, Covid-19 aşıları çok yeni olduğundan, uzun vadeli yan etkiler henüz tam olarak anlaşılabilmiş değil.

Vücudun geliştirdiği hafif yan etkiler temelde bağışıklık sisteminin hazırlandığını gösteriyor. Aşılar, vücudun virüse yanıt vermesini sağlamak için yapılır. Covid-19 aşısının ardından vücut SARs-CoV-2’ye bir yanıt vermeyi öğreniyor, bunun da ateş gibi belirtilere yol açması olasılık dâhilinde.

Diğer yandan uzmanlar Covid-19 aşısının 2. dozunun daha fazla yan etkiye neden olabileceği konusunda endişeli.

    Yararı zararından fazla

Aşıların yan etkileri kadar olumlu etkileri de var. Şuan coronavirüs karşısındaki tek silahımız aşı. Sürü bağışıklığının güvenli bir şekilde oluşturulabilmesi için toplumun yüzde 70’inden fazlasının aşı olması gerekiyor. Bu, özellikle yaşlılar ve bağışıklığı zayıflamış olanlar gibi savunmasız, yüksek riskli gruplar için önemlidir.

Dünya genelinde ortalama olarak Covid-19’a yakalanan her 200 kişiden biri ölüyor. Bireysel olarak tüm önlemleri alıyor olsalar bile başkalarının yaptığı hatalar nedeniyle insanlar coronavirüs ile enfekte olabiliyor. Tüm bunlar göz önünde bulundurulduğunda aşıların sağladığı faydalar risklerden daha ağır basıyor.

mRNA aşılarının faz-3 çalışmalarında hastalar arasında en sık görülen yan etkiler;

-Yorgunluk (yüzde 9,7)

-Kas ağrıları (yüzde 8,9)

-Eklem ağrısı (yüzde 5.2)

-Baş ağrısı (yüzde 4,5)

-Ağrı (yüzde 4,1)

-Enjeksiyon bölgesinde ağrı (yüzde 2.7)

-Enjeksiyon yerinde kızarıklık (yüzde 2)

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar