Connect with us

Gazete Yazıları

Saç Dökülmesinin Nedenleri

Tarih:

on

saç dökülmesinin nedenleri

Saç dökülmesinin nedenleri genetik veya mevsimsel değilse; stresten olabilir. Kendinize ve saçlarınıza zaman ayırın.

Mevsim geçişleri, hormonal değişiklikler, tiroid, gebelik, düzensiz ve iyi beslenememe gibi nedenlerle ortaya çıkan saç dökülmesi günümüzde sık karşılaşılan sağlık sorunlarından biridir. Tüm bu etkenlere stres de eklendiğinde saç dökülmesi ortaya çıkıyor. Sağlıklı ve güçlü saçlar için öncelikle stresi hayatımızdan uzak tutmamız gerekiyor. Yapılan araştırmalar, saç dökülme nedenlerinin kalıtsal yani anne ve babadan kaynaklı olabileceğini ortaya çıkarmıştır. Buna bağlı olarak yaşanan saç dökülmelerinin oranı ise kadınlarda yüzde 50, erkeklerde ise yüzde 65. Yoğun iş hayatı, özel hayat ve kişinin kendine vakit ayıramamasıyla ortaya çıkan stres ise saç dökülmesinin bir diğer önemli etkeni olarak karşımıza çıkıyor. Buradaki saç dökülmesi saç kıran ile de karıştırılabiliyor. Daha çok psikolojik etkenlere bağlı olarak ortaya çıkan saç kıran, kişinin sosyal hayatını da olumsuz etkileyebilmekte.

MEVSİM GEÇİŞİ ARTIRIR

Günde ortalama 50 ile 100 adet saç telimiz dökülür. Bu rakam mevsim geçişlerinde iki katına çıkabilmektedir. Peki saç dökülmesi bizi ne zaman endişelendirmeli? Öncelikle her zamankinden daha fazla saçınızın döküldüğünü düşünüyorsanız mutlaka doktora görünmelisiniz. Saç derinizin belirli bölgelerinde tutam halinde kopma yaşanıyor, duş aldıktan ya da uyandıktan sonra elinize bol miktarda saç geliyorsa yine doktora görünmeniz gerekir. Saç dökülmeleri veya saç kıranınızın nedeni aşırı stres kaynaklı ise kendinize zaman ayırmanızda fayda var. Günlük sosyal aktiviteler, güneşli havalarda yürüyüş, hafta sonu tatili gibi adımlarla stresinizi yenebilir, saç dökülmelerinizi normal seyrine döndürebilirsiniz. Bunun yanı sıra beslenme alışkanlıklarınızı da gözden geçirmeniz gerekir. Yapılan araştırmalar, yoğun ve stresli iş hayatında çalışan kişilerin beslenme alışkanlıklarının daha sağlıksız olduğunu ortaya çıkarmıştır. Doğru beslenerek saç dökülmelerinizi azaltmanız mümkün. Bunun için şunlara göz atmanızda fayda var:

BALIK

Saç, protein liflerinden oluşur. Dolayısıyla yeni saçların çıkması ve var olanların daha da güçlenmesi için protein almanız gerekir. Protein, saçın önemli bir bileşeni olan keratinin üretilmesinde etkilidir. Somon gibi omega-3 yağ asitleri ve protein açısından zengin deniz ürünleri tüketmek saç sağlığınızı korumanızda fayda sağlar.

BAL

Kaşıntı ve saç dökülmesi gibi dermatit hastalar üzerinde yapılan araştırmalar, balın tedavi edici etkisini ortaya çıkarmıştır. Araştırma sırasında hastalara yüzde 90’ı bal, yüzde 10’u su olan karışım dört hafta boyunca uygulanmış ve olumlu etkiler gözlenmiştir. Balı besin olarak tüketebileceğiniz gibi haftada bir saçınıza uygulayarak da saç sağlığınızı koruyabilirsiniz.

KURUYEMİŞ

Saç dökülmesinin tedavisine ilişkin en umut verici araştırma Ocak 2015’te Journal of Cosmetic Dermatology’de yayımlanmıştır. Çalışmaya katılan hastalar, altı ay boyunca omega-3 ve omega-6 esansiyel yağ asitleri ve antioksidanlar içeren bir besin takviyesi aldı. Altı aydan sonra, kişilerin yüzde 90’ında saç dökülmesinde bir azalma olduğu, yüzde 86’sında saç gelişiminde iyileşme ve yüzde 87’sinde saçların daha da kalınlaştığı bildirildi. Siz de omega-3 ve omega-6 yağ asidi açısından zengin olan fındık, ceviz ve üzüm çekirdeği tüketerek benzer sonuçlar elde edebilirsiniz.

ISPANAK

Ispanak, demir açısından zengin olması ve demir emilimine yardımcı C vitamini içermesiyle saç dökülmelerini azaltmaktadır. Ispanağı haşladıktan sonra içerisine haşlanmış yumurta ve mantar koyarak güzel bir salata yapın. Üç günde bir salatanızı yenileyerek tüketin. Saçınızdaki değişimi fark edeceksiniz.

SÜT ÜRÜNLERİ

Çinko, saç dökülmesini önleme konusunda süper bir besin maddesidir. Bir çalışmada araştırmacılar, sağlıklı saçlara sahip olan 50 kişi ile saç kırana bağlı saç dökülmesi olan 50 kişinin çinko seviyelerini karşılaştırdılar. Araştırma sonucunda saç kıran hastalarının hepsinde düşük çinko düzeyleri gözlemlenmiştir. Çinko bakımından zengin olan süt ve süt ürünleri saç dökülmelerini azaltmaktadır. Günde bir bardak süt tüketimi hem gelişme çağındaki çocuklar, hem de saç dökülme sorunu yaşayan kişiler için çok önemlidir. Sabah kahvaltılarında peynir, öğle ve akşam yemeklerinizde yoğurt tüketerek vücudunuzun ihtiyaç duyduğu çinko değerlerini sağlayabilirsiniz.

MEYVELER

Özellikle kış aylarının meyveleri arasında yer alan portakal, mandalina ve greyfurt, C vitamini açısından oldukça zengindir. Bu meyvelerin bağışıklık sistemini güçlendirici özelliği bulunur ve saç yapısının güçlenmesine katkısı vardır.

Saçları kazıtmak gürleştirmiyor!

Gelelim saç hurafelerine… Saç, insan güzelliğinin en önemli unsurlarından biridir. Özellikle kadınlar için bir aksesuvar gibidir. Daha gür olmaları, daha parlak ve güçlü olmaları için pek çok şey yapmaya hazır binlerce insan vardır. Peki söylenenler ne kadar doğru? Gelin en sık duyduğumuz tavsiyelerden birine bir bakalım: Daha gür ve güçlü saçlara kavuşmak için saçlarınızı kazıtın! Bu yöntem gerçekte işe yarar mı? Bu sorunun cevabını bundan yıllar önce merak eden bilim adamları bir araştırma yapmışlar. 1928 yılında bir grup gönüllü üzerinde yürütülen araştırmanın sonuçları oldukça ilginç. Gönüllülerin saçlarının bir kısmına hiç dokunulmazken, belirlenen bir kısmı kazınmış. Yeniden uzayanlar ve hiç kazınmamış saçlar eşit şartlarda incelenmiş ve aralarında hiçbir fark görülmemiş! Tek bir araştırmanın sonucuna yüzde 100 itimat etmeyen bilim adamları bu alanda çalışmalar yapmaya devam ettilerse de toplamda beşe ulaşan araştırma sonuçları ilk verileri değiştirememiş.

TAMAMEN PSİKOLOJİK

Bizzat deneyenlerin, ‘Bizzat şahit oldum, saçlar kazındıktan sonra yeni gelenler çok daha kuvvetli ve canlı’ dediklerini duyar gibi oluyorum. Her konuda delil ile hareket eden tıp bilimi, size böyle düşündüren sebepleri de araştırmış ve tamamen psikolojik bir etki olduğunu saptamış. Güneş ışığı ve kimyasal şekillendiriciler saçlarınız üzerinde sandığınızdan çok daha etkilidir. Solgun ve cansız görünümün en önemli sebepleri arasında bu ikisi sayılabilir. Saçlarınız ne kadar uzunsa, bu faktörlerden o kadar etkilenmiş demektir. Özellikle saç uçlarındaki bariz kötüleşmenin sebebi de budur. Eğer söylenenler sizi ikna etmiş ve saçlarınızı kazıtma yolunu seçmişseniz; yeniden uzayan saçlarınız bu faktörlerden etkilenmemiş olarak geleceğinden, ilk izleniminiz söylenenlerin doğru olduğu yönünde olacaktır.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Covid-19

Ateşsiz Covid-19 Geçirmek Mümkün

Tarih:

on

Yüksek ateş gibi bazı Covid-19 belirtileri diğerlerinden daha yaygın görünür. Bu günlerde kendinizi hasta hissediyorsanız doktora gidip test yaptırmak için en ayırt edici belirti ateş. Peki ya ateşiniz yoksa?

Çok değil, bundan bir yıl önce öksürük, vücut ağrıları ve halsizlik yaşamak gribin olağan belirtileriydi. Ancak coronavirüs hayatımıza girdi ve her kış en az bir kez yaşadığımız bu belirtiler değim yerindeyse kâbusumuz oldu.

Genel olarak solunum yolu hastalıkları hakkında bildiklerimiz yeni coronavirüs Sars-CoV-2 ile birlikte oldukça gelişti. Virüs dünyanın üzerine kara bir bulut gibi çökerken sağlık otoriteleri 3 belirtiye özellikle dikkat çekti; ateş, kuru öksürük ve nefes darlığı.

Covid-19 belirtilerini içeren listeye her geçen gün yeni bir bulgu eklendi. Şuan Amerikan Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi’nin yayımladığı listede 11 resmi Covid-19 semptomu bulunuyor ve bunlar hala olası her belirtiyi kapsamıyor.

Diğer belirtilerle birlikte ateş görülmeyebiliyor

Yüksek ateş gibi bazı Covid-19 belirtileri diğerlerinden daha yaygın görünür. Ancak bazı belirtiler de neredeyse kişiye özel ortaya çıkıyor. Bu günlerde kendinizi hasta hissediyorsanız doktora gidip test yaptırmak için en ayırt edici belirti ateş. Peki ya ateşiniz yoksa?

Ateşinizin olması vücut ısınızın normalden yüksek olduğu anlamına gelir. 38 dereceden yüksek vücut ısısı, vücudunuzda bir terslik olduğunu doğrular. Ateş, vücudun Covid-19 da dâhil olmak üzere bir enfeksiyona verdiği doğal tepkidir. Bağışıklık sistemi istenmeyen bir patojeni, genellikle bir virüsü veya bakteriyi öldürmeye çalıştığı için vücut ısısı aniden yükselir. Normal vücut sıcaklığında, bu hastalığa neden olan istilacılar kolayca çoğalabilir, ancak ortam ısındığında hayatta kalmaları zorlaşır.

Coronavirüs vücuda girdiğinde de bağışıklık sisteminin tepki göstermesi ve vücut ısısının yükselmesi beklenir. Bu virüs hakkında öğrendiğimiz son gelişmeye göre ise Covid-19 ateşsiz de görülebiliyor.

Asemptomatik kişilerde genel olarak ateş dâhil hiçbir belirti görülmediğini biliyoruz. Uzmanlara göre Covid-19 geçiren birçok insanda diğer belirtiler görülürken ateş görülmüyor. Öte yandan enfekte bir kişi teknik olarak ateşi yükseldiğinde ya da düştüğünde bunu fark etmeyebilir.

Ateşiniz olmasa da kendinizi izole edin

Ateş veya titreme, öksürük, nefes darlığı veya nefes almada güçlük, yorgunluk, kas veya vücut ağrıları, baş ağrısı, tat veya koku kaybı, boğaz ağrısı, burun tıkanıklığı veya akıntısı, mide bulantısı ya da kusma ve ishal gibi belirtilerle birlikte deri döküntüleri ve göz kızarıklığı gibi daha nadir semptomlar da Covid-19 ile ilişkilendiriliyor.

Bu belirtilerden bazılarının bir arada görülmesi ilk olarak yüksek ateşi sorgulamayı akıllara getirebilir. Ancak ateş Covid-19 varlığının göstergesi olarak değerlendirilmemeli.

Olağandışı belirtiler yaşıyorsanız ancak ateşiniz yoksa yine de kendinizi izole edin. Bir sağlık kurulusu ile iletişime geçerek, testler, izolasyon yönergeleri ve tedavi seçenekleri hakkında bilgi alın. Yaşadığınız soğuk algınlığı veya grip de olabilir. Ancak vaka artışlarını göz önünde bulundurun, sağlık durumunuz hakkında daha fazla bilgi alana kadar güvende olmak ve çevrenizdekileri güvende tutmak için izole olmaya devam edin.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Covid-19

Neden Çin Aşısı?

Tarih:

on

Çin aşısı ile Çin’de yüz binlerce kişi aşılandı. Sağlık çalışanları, pandemi önleme personeli ve sınır denetim personeli gibi belirli gruplar aşılanarak bir bakıma bağışıklık bariyeri oluşturuldu. 

Bir önceki yazımda Çin’de yapılan aşı çalışmalarının anlatmaya çalıştım. Bu yazımda ise bu çalışmaların sonuçlarının değerlendireceğim.

Daha önce bahsettiğim gibi; Çin aşı çalışmalarını bir adım önde götürüyor. Henüz virüs ortaya çıkalı bir yıl bile olmamışken, Çinli aşı üreticileri aşı adaylarını piyasaya sürmeye başladı.

Çinli üreticiler aşı dağıtımına başladı

Sinovac, 46 milyon doz Covid-19 aşısını Brezilya’ya ve 50 milyon doz Türkiye’ye sağlamak için anlaşma imzaladı. Ayrıca 40 milyon dozluk aşı konsantresi Endonezya’ya yerel olarak tedarik edilecek ve son ürün orada üretilecek.

CanSino, aşısının 35 milyon dozunu Meksika’ya teslim edecek, CNBG ise Orta Doğu ve Güney Amerika pazarlarına bakıyor. BAE, 2021’de CNBG ile ortaklaşa yaklaşık 100 milyon doz üretecek, diğer ülkelerle görüşmeler devam ediyor. CNBG, 2021’de bir milyardan fazla doz üretebileceğini açıkladı. Çin ayrıca, herhangi bir ürünün güvenli olduğunun kanıtlandığından emin olmak için Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve küresel Salgın Hazırlık Yenilikleri Koalisyonu (CEPI) liderliğindeki Covid-19 Aşı Küresel Erişim (COVAX) grubuna de katıldı.

Çin, ulusal aşılama programıyla ilgili olarak bu üç şirketin her birinde yapılan araştırmalardan memnun görünüyor. Haziran ayında CanSino, orduyu aşılama yetkisini aldı ve o zamandan beri hem Sinovac hem de CNBG, devam eden klinik denemelerin dışında Çin’deki büyük nüfusu aşılamak için onay aldı.

Sonuç olarak Çin’de yüz binlerce kişi aşılandı. Sağlık çalışanları, pandemi önleme personeli ve sınır denetim personeli gibi belirli gruplar aşılanarak bir bakıma bağışıklık bariyeri oluşturuldu. CNBG’nin aşı çalışmaları sonucu ciddi bir istenmeyen yan etki görülmedi. Sinovac’e göre ise şirket çalışanlarının yüzde 90’ından fazlası yüksek risk grubu olarak görüldükleri için aşı olmayı kabul ediyor. Şirket Ekim ayında, Zhejiang eyaletinde Şangay yakınlarındaki Yiwu’da iki dozluk aşısını satmaya başlamıştı.

Sinovac aşısının başarı oranı yüksek

Devlete ait aşı üreticisi ve Sinovac’ın Endonezya’daki ortağı Bio Farma, Sinovac’ın COVID-19 adayının 3. aşama klinik deneylerinde yüzde 97’ye kadar etkili olduğunu açıkladı. Ancak Sinovac, Bloomberg’e yüzde 97’lik rakamın aşının etkinliğine atıfta bulunmadığını açıkladı ve bunun yerine aşının serokonversiyon oranını temsil ettiğini söyledi. Serokonversiyon oranı, aşının COVID-19 antikorları üretip üretmediğini saptar, yani aşının, onu alan gönüllülerinin yüzde 97’sinde antikorları tetiklediği anlamına gelir. Ancak aşının COVID-19’a karşı koruma sağladığını kanıtlamaz.

Yüzde 97 etkinlik, şu ana kadar bildirilen en iyi klinik araştırma verisi. ABD merkezli Pfizer ve Moderna, ABD’deki Faz 3 denemelerinde sırasıyla yüzde 94 ve yüzde 95 etkinlik oranları bildirdi. Ancak Bio Farma, Sinovac’ın etkinliği hakkındaki sonucunu daha küçük bir katılımcı havuzundan (yaklaşık 1.600 kişi) ve daha kısa bir zaman çerçevesinde aldı.

Adayını Almanya’nın BioNTech’iyle birlikte geliştiren Pfizer, Kasım ayında açıkladığı yüzde 94 etkinlik rakamını, Temmuz ayında başlayan 43.000 katılımcılı Faz 3 denemesinden elde etti. Moderna’nın Faz 3 denemesi de o ay başladı ve aşı 30.000 gönüllü üzerinde denendi.

Sinovac’ın 3. aşama denemesinin tüm sonuçlarının Ocak 2021’de gelmesi bekleniyor. 16 Nisan – 25 Nisan 2020 tarihleri ​​arasında 144 katılımcı faz 1 denemesine ve 3 Mayıs – 5 Mayıs 2020 tarihleri ​​arasında 600 katılımcı faz 2 denemesine kaydoldu. 743 katılımcıya en az bir doz aşı yapıldı.

Faz 1 denemesinde, aşı olan gönüllülerin ortalama yüzde 33’ünde ilk iki hafta içinde istenmeyen yan etkiler görüldü. İlk 4 hafta içinde gönüllerde görülen yan etki oranı ise ortalama yüzde 14 oldu. Aşılamadan sonraki 14. günde gönüllülerin ortalama yüzde 48’inde antikor oluşumu belirlendi. 28. günde ise katılımcıların ortalama yüzde 81’inde antikorlara rastlandı.

Faz 2 denemesinde, 14. güne kadar katılımcıların ortalama yüzde 30’unda yan etki görüldü. 28. güne kadar yan etki geliştiren katılımcı oranı ise ortalama yüzde 19. 14. günde gönüllülerin ortalama yüzde 95’inde, 28. günde ise yüzde 99’unda antikor oluştuğu görüldü.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Covid-19

Aşı Yarışında Çin Bir Adım Önde

Tarih:

on

Çin’de Covid-19 aşısı geliştirme ve uygulama ihtiyacı, virüsün yayılmasını etkili bir şekilde durdurduğu için diğer ülkelerden farklı. Çin hükümeti pandemiyle erken başa çıkabildi ve sonuç olarak aşı geliştirmeye zaman ayırabildi.

Şiddetli akut solunum sendromu, yani SARS hastalığına sebep olan yeni tip coronavirüsün neden olduğu ve devam eden Covid-19 pandemisi, dünya çapında yüksek morbidite ve mortaliteye yol açtı.

Salgın başladığından beri, dünyanın dört bir yanındaki araştırmacılar, şu anda klinik öncesi veya klinik geliştirme aşamasında olan 200’den fazla çalışma ile Covid-19 için aşılar geliştirmeye çalışıyor. Öte yandan salgının başladığı yerde, aşı çalışmaları da bir adım önde gidiyor. Peki, Çin aşıları ne kadar güvenli ve bu aşılar hakkında ne biliyoruz?

Çin aşıları 16 ülkede deneniyor

Çin’de Covid-19 aşısı geliştirme ve uygulama ihtiyacı, virüsün yayılmasını etkili bir şekilde durdurduğu için diğer ülkelerden farklı. Sınırların kısmen açık olmasına ve uluslararası seyahatin ciddi şekilde kısıtlanmasına rağmen, Çin hükümeti pandemiyle erken başa çıkabildi ve sonuç olarak aşı geliştirmeye zaman ayırabildi.

Çin’deki aşı yarışında dört ana üretici var; Tianjin merkezli CanSino, Wuhan’dan CNBG, Pekin’deki Sinovac ve Anhui merkezli ZFLongkema. Ülkede çok az COVID-19 vakası varken, Çinli aşı üreticileri ürünlerinin etkinliğini denizaşırı ülkelerde test etmek zorunda kaldı; beş aday en az 16 ülkede etkinlik (aşama 3) denemelerinde bulunuyor.

Covid-19 için ilk aşı denemesi Çin’de başladı

Uygulanabilir bir aşı elde etmek için farklı yaklaşımlar ortaya çıktı. CanSino, aşı adayını, Covid-19’un yüzey proteini için bir gen parçasını ekledikleri adenovirüs 5 (Ad5) olarak bilinen yaygın ve büyük ölçüde zararsız bir virüs kullanarak geliştirdi. Mart ayında şirket, güvenliğini ve bağışıklık tepkilerini tetikleme yeteneğini test etmek için dünyanın ilk Covid-19 aşı denemesini Wuhan’da başlattı ve dünyada Covid-19 aşısını deneyen ilk şirket oldu.

Sinovac Biotech ve CNBG ise Sars-CoV-2’nin öldürülmüş hali ile insanları aşılamak üzerine yoğunlaştı. Bu, karmaşık bir protein veya RNA tasarımı veya genetik mühendisliği gerektirmez. Bilim adamları, virüsü basitçe bir kimyasal (beta propiolakton) ile etkisiz hale getirir ve onu tahriş ederek bağışıklık sistemini etkili bir şekilde tam alarm durumuna geçiren bir yardımcı madde ile karıştırır. Teorik olarak, bu tür aşılar, başak gibi tek bir viral protein setinden ziyade tüm viral protein setini içerdikleri için daha geniş antikor ve T hücresi tepkileri üretebilir. Ve sıfırın altındaki sıcaklıklarda saklanması gereken mRNA aşılarının aksine, inaktive edilmiş virüsler, sıradan soğutmadan fazlasını gerektirmez. Bu, Rus Sputnik V aşısına benzer bir aşı.

Sıfırın altındaki soğutma ve depolamanın birçok tropikal ve subtropikal ülkede sorunlu olabileceğinden inaktive aşıların lojistik avantajları var. Ancak dezavantajları da olabilir; Bu aşılar iki dozun uygulanmasını gerektiriyor, ancak küçük bir ihtimal de olsa hastalar bu tür aşılara karşı kronik reaksiyonlardan mustarip olabilir ve hatta hastalığı geliştirebilir.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar