Connect with us

Gazete Yazıları

Piknik Yaparken Sağlığınızdan Olmayın

Tarih:

on

piknik

Temiz hava hem vücudumuz, hem de psikolojimiz için çok yararlı. Ancak kenelerin ortaya çıktığı bu dönemde piknik alanlarında çıplak ayakla dolaşmamanız gerekiyor.

Havaların ısınması, pek çoğumuzu piknik alanlarına yöneltti. Açık havada gerçekleştirilen aktivitelerin hem sağlık, hem psikoloji üzerinde olumlu etkileri bulunuyor. Temiz hava özellikle vücudun canlanması ve oksijen ihtiyacının karşılanması için önemli bir yere sahiptir.

Halk arasında elektrik atmayla bilinen toprağa çıplak ayakla basma yöntemi de yine bu aylarda tavsiye ettiğimiz aktivitelerden biridir. Fakat piknik alanlarında vakit geçirirken dikkat etmek gerekir. Havaların ısındığı günler, enfeksiyon hastalıkları taşıyıcısı kenelerin ortaya çıktığı dönemdir.

Mart ayında görülmeye başlayan keneler, Kasım ayına kadar ürer ve açık alanlarda çok sık görülür. Kenelerin taşıdığı borrela burgdorferi enfeksiyonu vücudun kalp, eklem ve sinir sisteminde meydana gelen Lyme hastalığına neden olabilir; bu hastalık da ölümle sonuçlanabilir.

LYME HASTALIĞI VE BELİRTİLERİ

Lyme hastalığı, kenelerin taşıdığı Lyme bakterisinin neden olduğu iltihaplanma sonucu gelişir ve semptomlar farklı şekilde kendini gösterebilir. Eğer farketmeden bir kene ısırığına maruz kaldıysanız, bu hastalığa yakalanmış olma riskiniz çok yüksektir.

Lyme hastalığının en yaygın semptomu, eklem yerlerinde meydana gelen ağrıdır. Semptomlar bağışıklık sisteminize ve kişiden kişiye değişiklik gösterebilir.
Uluslararası Lyme ve İlişkili Hastalıklar Derneği tarafından yapılan araştırmalar sonucu, yıkıcı depresyon sebeplerinin arasında şaşırtıcı şekilde Lyme hastalığının neden olduğu bakterilere rastlanmıştır. Araştırma, Lyme hastalığının beyin işlevlerini yavaşlattığı, dikkat ve konsantrasyon sorunlarına neden olduğu, unutkanlık meydana getirebildiği ve çoklu görevlerle baş edememe durumlarının yaşanabildiğini gösterir. Lyme hastalığı, beyindeki basıncın artmasına neden olur. Kan, yüksek basınç bölgesine iyi akamaz ve beraberinde pek çok sağlık problemlerini getirebilir.

Lyme hastalığının bir diğer yaygın belirtisi ise boğa gözü adı verilen kırmızı yuvarlak cilt döküntüsüdür. Döküntü pek çok bilim adamı tarafından klasik Lyme semptomu olarak belirtilir. Vücudunuzda meydana gelen boğa gözü döküntüsü, size virüs bulaştığını garanti eder.
Fakat kan testi yaptırmadan bu semptomu Lyme hastalığı ile doğrudan ilişkilendirmek doğru değildir. Lyme hastalığını önceden teşhis edebilmek için ELISA adı verilen bir test uygulanır. Kanınızda semptom arayan bu test yüzde 45-60 oranları arasında doğru çıkar. Yani testin yüzde 50 doğru çıkmama ihtimali bulunur. Lyme hastalığının teşhisinde baş ağrısı, boyun sertliği, kas ve eklem ağrıları, baş dönmesi, uykusuzluk ve hafıza sorunları gibi başka semptomlara da bakılır.

LYME HASTALIĞININ TEDAVİSİ

Hastalığın tedavisinde erken teşhis çok önemlidir. Lyme hastalığı semptomları erken fark edildiğinde tedaviye olumlu yanıt alınır. Kan testlerinin yanı sıra idrar testleri de doğru bir teşhise olanak sağlar.

Standart bir tedavi herkes için geçerli değildir. Tavsiye edilen antibiyotik seyrinden sonra, hastaların yüzde 20’sinde tipik olarak iki-dört hafta arasında eklem ağrısı, yorgunluk ya da kas ağrıları; semptomlarını sürdürür. Bu hastalığın sadece kene ısırmalarıyla değil; sivrisinek, bit gibi haşerelerin ısırmasıyla da ortaya çıkabileceğini unutmamak gerekir.

HASTALIĞI ÖNLEMENİN YOLLARI

Egzersiz yapmak ve iyi beslenmek Lyme hastalığına neden olan bakterilerin ortadan kalkmasında önemli bir etkendir. Isı ve oksijen, düzenli egzersizleri şart koşan Lyme bakterilerini yok etmeye yardımcı olur.

  • Yeşil sebze tüketimi ve meyve ağırlıklı beslenme vücudunuzun bağışıklık sistemini güçlendireceğinden, hastalığa karşı savunma sağlamanızı da kolaylaştıracaktır.
  • Zararlı kimyasal böcek savuşturucu sprey ve ilaçlar yerine limon kullanın. Limon, çoğu haşerenin hoşlanmadığı bir kokuya sahiptir. Kenelere karşı önlem olarak evinizde, açık alanlarda limon bulundurabilirsiniz.
  • Vücudunuza karşı gözlemci olun. Vücudu gözlemlemek ve vücuttaki değişikliklerin farkında olmak Lyme hastalığının erken teşhisinde önemli bir yere sahiptir. Daha önce fark etmediğiniz deri döküntüleri, benler ve kızarıklıklar görüyorsanız mutlaka doktora görünmelisiniz.
  • İç çamaşırlarınızı ve kıyafetlerinizi çıkarırken dikkat edin. Özellikle gün içerisinde açık bir alanda aktivitede bulunduysanız daha dikkatli olmanız gerekir. Keneyi vücudunuza yapışmadan önce bulabilirsiniz.
  • Sık sık duş almak Lyme hastalığının önlenmesi için iyi bir yöntemdir. Duş sırasında vücudunuza yapışan keneleri fark edebilir ya da vücudunuza yapışmadan onları savuşturabilirsiniz.
  • Bahçe çimlerinizi biçin. Çim biçmek, kenelerin sevdiği üreme noktalarını ortadan kaldırmak için organik bir yoldur. Ayrıca bahçenizdeki yaprak çöplerinizi temizlemeyi ihmal etmeyin. Çim tohumları kullanmanız da başka bir yöntem. Bu tohumlar yabani otların filizlenmesini önleyerek kenelerin yerleşmesini engeller.

KENELER ÇAKIL TAŞLARINI SEVMEZ

Keneler, çakıllarla kaplı yoldan geçmekten hoşlanmazlar. Bahçenizin kenarlarında kullandığınız yola mümkün mertebe çakıl taşı koyun. Yolları bu şekilde çakıl taşlarıyla doldurmak kene ile aranızda tampon bölge oluşturacaktır.

Piknik alanlarında otururken minder, kilim gibi eşyalar kullanın. Çim ve toprağa direkt temasınız risk altında olmanıza neden olacaktır.

Bahçenizde ya da evinize yakın yerlerde ahşap bulunduruyorsanız bunların kuru olmasına özen gösterin. Islak ahşap kene gibi pek çok haşerenin sizi ziyaret etmesine neden olabilir. Keneler, çoğunlukla gölgeli alanlardaki özensiz tahtalardan sürünerek size ulaşabilir.

Keneden korunmanızı sağlayabilecek bir diğer organik yöntem tavuk yetiştiriciliğidir. Tavuk gibi bazı hayvanlar kene yemekten büyük keyif alır. Tek yapmanız gereken birkaç tavuk sahibi olmak.

TROPİKAL ÇALI İLE KENELERİ UZAKLAŞTIRIN

Kene savuşturucular iyi bir kene itici olmasına karşın; hem size, hem de çevreye zarar verebilecek maddeler içerir. Eğer kimyasal kene kovucular kullanmak zorundaysanız, yakın temastan uzak durun. Kimyasal yerine bitkisel çözümler için bahçenizde tropikal çalı yetiştirmek iyi bir yöntem. Çalılar farklılık gösterebilmektedir. Çiçek ve yapraklarına göre farklı çeşitte pek çok çalı bulunur. Çalı tohumu alırken kene karşıtı olup olmadığını sorun.

VÜCUDUNUZDA KENE VARSA ÇIKARMAYA ÇALIŞMAYIN

  • Kenelere kesinlikle çıplak el ile ya da herhangi bir araç ile müdahale etmeyin. Bu müdahale ölümle sonuçlanabilir.
  • Kenenin başı derinize gömülü halde ise mutlaka cerrahi yöntemle çıkarılmalıdır. Vücudunuzda kene fark ettiğiniz anda hemen size en yakın sağlık kuruluşuna gitmelisiniz.
  • Üzerine böcek öldürücü sıkmayın. Böcek savarlar kimyasal içerdiğinden kenenin ısırdığı yerde farklı reaksiyonlar gösterebilir, durumu zorlaştırabilir. Kene ısırmasında kimyasal müdahaleden önce mutlaka steril müdahaleler yapılmalıdır. Bu müdahalelerde hekim şarttır.
  • Bazı durumlarda keneyi göremeyebilir fakat Lyme semptomları gösteriyor olabilirsiniz. Vücudunuzun farkında olun. Herhangi bir değişiklik fark ettiğinizde mutlaka hekime başvurun.
  • Gözle görülmeyen semptomlar için kan ve idrar testi yaptırın.
  • Kene ısırıklarına maruz kalabileceğiniz alanlarda temkinli davranın.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Covid-19

Ateşsiz Covid-19 Geçirmek Mümkün

Tarih:

on

Yüksek ateş gibi bazı Covid-19 belirtileri diğerlerinden daha yaygın görünür. Bu günlerde kendinizi hasta hissediyorsanız doktora gidip test yaptırmak için en ayırt edici belirti ateş. Peki ya ateşiniz yoksa?

Çok değil, bundan bir yıl önce öksürük, vücut ağrıları ve halsizlik yaşamak gribin olağan belirtileriydi. Ancak coronavirüs hayatımıza girdi ve her kış en az bir kez yaşadığımız bu belirtiler değim yerindeyse kâbusumuz oldu.

Genel olarak solunum yolu hastalıkları hakkında bildiklerimiz yeni coronavirüs Sars-CoV-2 ile birlikte oldukça gelişti. Virüs dünyanın üzerine kara bir bulut gibi çökerken sağlık otoriteleri 3 belirtiye özellikle dikkat çekti; ateş, kuru öksürük ve nefes darlığı.

Covid-19 belirtilerini içeren listeye her geçen gün yeni bir bulgu eklendi. Şuan Amerikan Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi’nin yayımladığı listede 11 resmi Covid-19 semptomu bulunuyor ve bunlar hala olası her belirtiyi kapsamıyor.

Diğer belirtilerle birlikte ateş görülmeyebiliyor

Yüksek ateş gibi bazı Covid-19 belirtileri diğerlerinden daha yaygın görünür. Ancak bazı belirtiler de neredeyse kişiye özel ortaya çıkıyor. Bu günlerde kendinizi hasta hissediyorsanız doktora gidip test yaptırmak için en ayırt edici belirti ateş. Peki ya ateşiniz yoksa?

Ateşinizin olması vücut ısınızın normalden yüksek olduğu anlamına gelir. 38 dereceden yüksek vücut ısısı, vücudunuzda bir terslik olduğunu doğrular. Ateş, vücudun Covid-19 da dâhil olmak üzere bir enfeksiyona verdiği doğal tepkidir. Bağışıklık sistemi istenmeyen bir patojeni, genellikle bir virüsü veya bakteriyi öldürmeye çalıştığı için vücut ısısı aniden yükselir. Normal vücut sıcaklığında, bu hastalığa neden olan istilacılar kolayca çoğalabilir, ancak ortam ısındığında hayatta kalmaları zorlaşır.

Coronavirüs vücuda girdiğinde de bağışıklık sisteminin tepki göstermesi ve vücut ısısının yükselmesi beklenir. Bu virüs hakkında öğrendiğimiz son gelişmeye göre ise Covid-19 ateşsiz de görülebiliyor.

Asemptomatik kişilerde genel olarak ateş dâhil hiçbir belirti görülmediğini biliyoruz. Uzmanlara göre Covid-19 geçiren birçok insanda diğer belirtiler görülürken ateş görülmüyor. Öte yandan enfekte bir kişi teknik olarak ateşi yükseldiğinde ya da düştüğünde bunu fark etmeyebilir.

Ateşiniz olmasa da kendinizi izole edin

Ateş veya titreme, öksürük, nefes darlığı veya nefes almada güçlük, yorgunluk, kas veya vücut ağrıları, baş ağrısı, tat veya koku kaybı, boğaz ağrısı, burun tıkanıklığı veya akıntısı, mide bulantısı ya da kusma ve ishal gibi belirtilerle birlikte deri döküntüleri ve göz kızarıklığı gibi daha nadir semptomlar da Covid-19 ile ilişkilendiriliyor.

Bu belirtilerden bazılarının bir arada görülmesi ilk olarak yüksek ateşi sorgulamayı akıllara getirebilir. Ancak ateş Covid-19 varlığının göstergesi olarak değerlendirilmemeli.

Olağandışı belirtiler yaşıyorsanız ancak ateşiniz yoksa yine de kendinizi izole edin. Bir sağlık kurulusu ile iletişime geçerek, testler, izolasyon yönergeleri ve tedavi seçenekleri hakkında bilgi alın. Yaşadığınız soğuk algınlığı veya grip de olabilir. Ancak vaka artışlarını göz önünde bulundurun, sağlık durumunuz hakkında daha fazla bilgi alana kadar güvende olmak ve çevrenizdekileri güvende tutmak için izole olmaya devam edin.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Covid-19

Neden Çin Aşısı?

Tarih:

on

Çin aşısı ile Çin’de yüz binlerce kişi aşılandı. Sağlık çalışanları, pandemi önleme personeli ve sınır denetim personeli gibi belirli gruplar aşılanarak bir bakıma bağışıklık bariyeri oluşturuldu. 

Bir önceki yazımda Çin’de yapılan aşı çalışmalarının anlatmaya çalıştım. Bu yazımda ise bu çalışmaların sonuçlarının değerlendireceğim.

Daha önce bahsettiğim gibi; Çin aşı çalışmalarını bir adım önde götürüyor. Henüz virüs ortaya çıkalı bir yıl bile olmamışken, Çinli aşı üreticileri aşı adaylarını piyasaya sürmeye başladı.

Çinli üreticiler aşı dağıtımına başladı

Sinovac, 46 milyon doz Covid-19 aşısını Brezilya’ya ve 50 milyon doz Türkiye’ye sağlamak için anlaşma imzaladı. Ayrıca 40 milyon dozluk aşı konsantresi Endonezya’ya yerel olarak tedarik edilecek ve son ürün orada üretilecek.

CanSino, aşısının 35 milyon dozunu Meksika’ya teslim edecek, CNBG ise Orta Doğu ve Güney Amerika pazarlarına bakıyor. BAE, 2021’de CNBG ile ortaklaşa yaklaşık 100 milyon doz üretecek, diğer ülkelerle görüşmeler devam ediyor. CNBG, 2021’de bir milyardan fazla doz üretebileceğini açıkladı. Çin ayrıca, herhangi bir ürünün güvenli olduğunun kanıtlandığından emin olmak için Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve küresel Salgın Hazırlık Yenilikleri Koalisyonu (CEPI) liderliğindeki Covid-19 Aşı Küresel Erişim (COVAX) grubuna de katıldı.

Çin, ulusal aşılama programıyla ilgili olarak bu üç şirketin her birinde yapılan araştırmalardan memnun görünüyor. Haziran ayında CanSino, orduyu aşılama yetkisini aldı ve o zamandan beri hem Sinovac hem de CNBG, devam eden klinik denemelerin dışında Çin’deki büyük nüfusu aşılamak için onay aldı.

Sonuç olarak Çin’de yüz binlerce kişi aşılandı. Sağlık çalışanları, pandemi önleme personeli ve sınır denetim personeli gibi belirli gruplar aşılanarak bir bakıma bağışıklık bariyeri oluşturuldu. CNBG’nin aşı çalışmaları sonucu ciddi bir istenmeyen yan etki görülmedi. Sinovac’e göre ise şirket çalışanlarının yüzde 90’ından fazlası yüksek risk grubu olarak görüldükleri için aşı olmayı kabul ediyor. Şirket Ekim ayında, Zhejiang eyaletinde Şangay yakınlarındaki Yiwu’da iki dozluk aşısını satmaya başlamıştı.

Sinovac aşısının başarı oranı yüksek

Devlete ait aşı üreticisi ve Sinovac’ın Endonezya’daki ortağı Bio Farma, Sinovac’ın COVID-19 adayının 3. aşama klinik deneylerinde yüzde 97’ye kadar etkili olduğunu açıkladı. Ancak Sinovac, Bloomberg’e yüzde 97’lik rakamın aşının etkinliğine atıfta bulunmadığını açıkladı ve bunun yerine aşının serokonversiyon oranını temsil ettiğini söyledi. Serokonversiyon oranı, aşının COVID-19 antikorları üretip üretmediğini saptar, yani aşının, onu alan gönüllülerinin yüzde 97’sinde antikorları tetiklediği anlamına gelir. Ancak aşının COVID-19’a karşı koruma sağladığını kanıtlamaz.

Yüzde 97 etkinlik, şu ana kadar bildirilen en iyi klinik araştırma verisi. ABD merkezli Pfizer ve Moderna, ABD’deki Faz 3 denemelerinde sırasıyla yüzde 94 ve yüzde 95 etkinlik oranları bildirdi. Ancak Bio Farma, Sinovac’ın etkinliği hakkındaki sonucunu daha küçük bir katılımcı havuzundan (yaklaşık 1.600 kişi) ve daha kısa bir zaman çerçevesinde aldı.

Adayını Almanya’nın BioNTech’iyle birlikte geliştiren Pfizer, Kasım ayında açıkladığı yüzde 94 etkinlik rakamını, Temmuz ayında başlayan 43.000 katılımcılı Faz 3 denemesinden elde etti. Moderna’nın Faz 3 denemesi de o ay başladı ve aşı 30.000 gönüllü üzerinde denendi.

Sinovac’ın 3. aşama denemesinin tüm sonuçlarının Ocak 2021’de gelmesi bekleniyor. 16 Nisan – 25 Nisan 2020 tarihleri ​​arasında 144 katılımcı faz 1 denemesine ve 3 Mayıs – 5 Mayıs 2020 tarihleri ​​arasında 600 katılımcı faz 2 denemesine kaydoldu. 743 katılımcıya en az bir doz aşı yapıldı.

Faz 1 denemesinde, aşı olan gönüllülerin ortalama yüzde 33’ünde ilk iki hafta içinde istenmeyen yan etkiler görüldü. İlk 4 hafta içinde gönüllerde görülen yan etki oranı ise ortalama yüzde 14 oldu. Aşılamadan sonraki 14. günde gönüllülerin ortalama yüzde 48’inde antikor oluşumu belirlendi. 28. günde ise katılımcıların ortalama yüzde 81’inde antikorlara rastlandı.

Faz 2 denemesinde, 14. güne kadar katılımcıların ortalama yüzde 30’unda yan etki görüldü. 28. güne kadar yan etki geliştiren katılımcı oranı ise ortalama yüzde 19. 14. günde gönüllülerin ortalama yüzde 95’inde, 28. günde ise yüzde 99’unda antikor oluştuğu görüldü.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Covid-19

Aşı Yarışında Çin Bir Adım Önde

Tarih:

on

Çin’de Covid-19 aşısı geliştirme ve uygulama ihtiyacı, virüsün yayılmasını etkili bir şekilde durdurduğu için diğer ülkelerden farklı. Çin hükümeti pandemiyle erken başa çıkabildi ve sonuç olarak aşı geliştirmeye zaman ayırabildi.

Şiddetli akut solunum sendromu, yani SARS hastalığına sebep olan yeni tip coronavirüsün neden olduğu ve devam eden Covid-19 pandemisi, dünya çapında yüksek morbidite ve mortaliteye yol açtı.

Salgın başladığından beri, dünyanın dört bir yanındaki araştırmacılar, şu anda klinik öncesi veya klinik geliştirme aşamasında olan 200’den fazla çalışma ile Covid-19 için aşılar geliştirmeye çalışıyor. Öte yandan salgının başladığı yerde, aşı çalışmaları da bir adım önde gidiyor. Peki, Çin aşıları ne kadar güvenli ve bu aşılar hakkında ne biliyoruz?

Çin aşıları 16 ülkede deneniyor

Çin’de Covid-19 aşısı geliştirme ve uygulama ihtiyacı, virüsün yayılmasını etkili bir şekilde durdurduğu için diğer ülkelerden farklı. Sınırların kısmen açık olmasına ve uluslararası seyahatin ciddi şekilde kısıtlanmasına rağmen, Çin hükümeti pandemiyle erken başa çıkabildi ve sonuç olarak aşı geliştirmeye zaman ayırabildi.

Çin’deki aşı yarışında dört ana üretici var; Tianjin merkezli CanSino, Wuhan’dan CNBG, Pekin’deki Sinovac ve Anhui merkezli ZFLongkema. Ülkede çok az COVID-19 vakası varken, Çinli aşı üreticileri ürünlerinin etkinliğini denizaşırı ülkelerde test etmek zorunda kaldı; beş aday en az 16 ülkede etkinlik (aşama 3) denemelerinde bulunuyor.

Covid-19 için ilk aşı denemesi Çin’de başladı

Uygulanabilir bir aşı elde etmek için farklı yaklaşımlar ortaya çıktı. CanSino, aşı adayını, Covid-19’un yüzey proteini için bir gen parçasını ekledikleri adenovirüs 5 (Ad5) olarak bilinen yaygın ve büyük ölçüde zararsız bir virüs kullanarak geliştirdi. Mart ayında şirket, güvenliğini ve bağışıklık tepkilerini tetikleme yeteneğini test etmek için dünyanın ilk Covid-19 aşı denemesini Wuhan’da başlattı ve dünyada Covid-19 aşısını deneyen ilk şirket oldu.

Sinovac Biotech ve CNBG ise Sars-CoV-2’nin öldürülmüş hali ile insanları aşılamak üzerine yoğunlaştı. Bu, karmaşık bir protein veya RNA tasarımı veya genetik mühendisliği gerektirmez. Bilim adamları, virüsü basitçe bir kimyasal (beta propiolakton) ile etkisiz hale getirir ve onu tahriş ederek bağışıklık sistemini etkili bir şekilde tam alarm durumuna geçiren bir yardımcı madde ile karıştırır. Teorik olarak, bu tür aşılar, başak gibi tek bir viral protein setinden ziyade tüm viral protein setini içerdikleri için daha geniş antikor ve T hücresi tepkileri üretebilir. Ve sıfırın altındaki sıcaklıklarda saklanması gereken mRNA aşılarının aksine, inaktive edilmiş virüsler, sıradan soğutmadan fazlasını gerektirmez. Bu, Rus Sputnik V aşısına benzer bir aşı.

Sıfırın altındaki soğutma ve depolamanın birçok tropikal ve subtropikal ülkede sorunlu olabileceğinden inaktive aşıların lojistik avantajları var. Ancak dezavantajları da olabilir; Bu aşılar iki dozun uygulanmasını gerektiriyor, ancak küçük bir ihtimal de olsa hastalar bu tür aşılara karşı kronik reaksiyonlardan mustarip olabilir ve hatta hastalığı geliştirebilir.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar