Connect with us

Sağlıklı Yaşam

Obezite Cerrahisi Hakkında Bilimsel Gerçekler

Tarih:

on

Obezite Cerrahisi Hakkında Bilimsel Gerçekler

Obezite ameliyatı ölüme neden olur, ameliyattan sonra ömür boyu ağır ilaçlar kullanılır… Toplumda kulaktan kulağa yayılmış olan bu tür yanlış bilgiler yüzünden obezite hastaları ameliyat olmaktan vazgeçebiliyor. İşte obezite cerrahisi hakkında bilimsel gerçekler.

Obezite cerrahisine sıcak bakmamak sonucunda da fazla kiloların neden olduğu diyabet, yüksek tansiyon, uyku apnesi, KOAH ve bel fıtığı gibi önemli sağlık sorunlarıyla yaşamaya mahkum oluyorlar. Bunun yanı sıra obezite ameliyatını ‘sihirli bir değnek’ gibi düşünüp hızla ideal kilosuna ulaşacağını düşünen hastalar da sonrasında hayal kırıklığı yaşayabiliyor. Toplumdaki yaygın inanışın aksine, günümüzdeki teknolojik gelişmeler ve edinilen tecrübeler sayesinde, tam teşekküllü hastanelerde ve uzman ellerde yapıldığı takdirde, obezite cerrahisindeki risk diğer mide ameliyatlarından daha yüksek olmuyor. Üstelik hastalar uzmanların önerdikleri diyet ve spor programlarına uydukları takdirde 2 yıl içinde fazla kilolarının yüzde 70 – 95’i gibi büyük bir oranından kurtulabiliyor. Ancak ameliyat sonrasında uzmanların önerdikleri beslenme ve egzersiz programlarına düzenli olarak uyulduğu takdirde! Bu nedenle uzmanlar her fırsatta obezite cerrahisiyle ilgili hatalı ve eksik bilgilerin doğrularını dile getiriyorlar. Acıbadem Altunizade Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Bilgi Baca obezite ameliyatı hakkında toplumda doğru sanılan yanlış bilgileri anlattı, önemli uyarılarda bulundu.

Yanlış: Fazla kilosu olan herkes obezite ameliyatı olabilir

Doğrusu: Kilolu olan herkesin obezite ameliyatı olabileceğine dair bir inanış var. Örneğin 20 kilo fazlası olan bir kişi ideal kilosuna kavuşmak için obezite ameliyatı olmak isteyebiliyor. Ancak obezite ameliyatı kozmetik amaçlarla değil, hastaların sağlıklı bir yaşam sürmeleri için yapılıyor, dolayısıyla her kilolu kişiye uygulanmıyor. Dünya Sağlık Örgütü tarafından bildirilen kriterlere göre; Vücut Kitle İndeksi (VKİ) 40 kg/m2’yi aşan veya 35-40 kg/m2 arasında olan ve buna diyabet, hipertansiyon ile uyku apne sendromu gibi hastalıkların eşlik ettiği kişiler aday olarak kabul ediliyor. Bunların yanı sıra hastalar obezite sorununun altında yatan etkenlerin belirlenmesi ve yeme alışkanlıkları ile psikolojik durumları hakkında fikir edinilmesi için çok detaylı bir incelemeden geçiriliyor.

Yanlış: Obezite ameliyatı ölümcül risk taşıyor

Doğrusu: Toplumdaki yaygın inanışın aksine günümüzde gelişen teknikler sayesinde, ameliyat tam teşekküllü bir hastanede ve Dünya Sağlık Örgütü’nün öngördüğü şekilde yapıldığı takdirde, obezite ameliyatlarındaki risk, herhangi bir hastalık yüzünden gerçekleştirilen mide ameliyatlarından daha fazla değil. Obeziteye eşlik eden diyabet, hipertansiyon, uyku apnesi ve damarlarda pıhtı oluşumu gibi ek risk faktörleri varsa bunlara yönelik gerekli tedbirler alınarak riskin kabul edilebilir bir düzeye inmesi sağlanıyor.

Yanlış: Arkadaşım çok kilo verdi, ben de aynı teknikle ameliyat olacağım

Doğrusu: Obezite için uygulanan çeşitli ameliyat türleri mevcut. Sleeve gastrektomi (tüp mide), gastrik bypass (midenin küçültülüp ince bağırsağa bağlanması), ayarlanabilir gastrik band (mide kelepçesi) bu ameliyat türlerinden en sık uygulananları. Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Bilgi Baca hastanın tercihi göz önünde bulundurulsa da hangi yöntemin uygulanacağına, yapılan pek çok değerlendirmenin ardından uzmanların karar verdiğine dikkat çekerek, “Çünkü ameliyatın başarısındaki en temel faktör hastaya doğru yöntemi uygulamak. Aksi halde yeterli başarı elde edilemeyebilir” diyor.

Yanlış: Ameliyatla hemen ideal kiloma kavuşabilirim

Doğrusu: Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Bilgi Baca obezite ameliyatını sihirli bir değnek gibi düşünmemek gerektiğinin altını çiziyor. Ameliyat diyet ve spora rağmen kilo vermekte güçlük çeken veya ağır obezite nedeniyle hareket dahi edemeyen kişilere destek olmak için uygulanıyor. Dolayısıyla ameliyat sonrasında hastaların sağlıklı beslenme alışkanlığı edinmeleri ve düzenli spor yapmaları çok önemli. Hastalar ameliyat sonrasında uzmanların önerdikleri diyet ve egzersiz programına uyduklarında 6 ay içinde fazla kilolarının yüzde 40’ını, 2 yıl içinde de yüzde 75-90 gibi yüksek bir oranını verebiliyor.

Yanlış: 2. kez ameliyat olmak mümkün değil

Doğrusu: Ameliyatın ardından verilen diyet ve egzersiz programlarına uymadıkları için kilo alan hastalar bir daha ameliyat olamayacakları kaygısına kapılıyorlar. Sanılanın aksine 2. kez obezite ameliyatı olmak mümkün. Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Bilgi Baca “Yapılan ameliyata göre aynı ameliyat veya başka bir ameliyat yöntemine çevirme işlemi yapılabiliyor. Örneğin; hasta tüp mide ameliyatı sonrasında kilo almışsa, bir film çekilerek midenin durumu değerlendirilip bazen gastrik bypass’a çevrilebiliyor” diyor.

Yanlış: Ameliyattan sonra ömür boyu ilaç kullanmam gerekecek

Doğrusu: Obezite ameliyatları emilimin azaltılması ve/veya gıda alımının kısıtlanması prensibiyle kilo verilmesine katkı sağlıyor. Bazı tekniklerde, örneğin gastrit bypass, biliyoenterik bypass gibi emilimi etkileyen ameliyatlarda hastaların özellikle demir ilaçları ile B 12, D vitamini gibi bazı vitamin takviyelerine ihtiyaçları olabiliyor. Bunlar da 2-3 ayda bir serum yoluyla verildiği veya ağız yoluyla geçici bir süre alındığı için hastaya ek bir yük getirmiyor.

Obezite cerrahisiyle ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

CEVAP BIRAKIN

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Covid-19

Ateşsiz Covid-19 Geçirmek Mümkün

Tarih:

on

Yüksek ateş gibi bazı Covid-19 belirtileri diğerlerinden daha yaygın görünür. Bu günlerde kendinizi hasta hissediyorsanız doktora gidip test yaptırmak için en ayırt edici belirti ateş. Peki ya ateşiniz yoksa?

Çok değil, bundan bir yıl önce öksürük, vücut ağrıları ve halsizlik yaşamak gribin olağan belirtileriydi. Ancak coronavirüs hayatımıza girdi ve her kış en az bir kez yaşadığımız bu belirtiler değim yerindeyse kâbusumuz oldu.

Genel olarak solunum yolu hastalıkları hakkında bildiklerimiz yeni coronavirüs Sars-CoV-2 ile birlikte oldukça gelişti. Virüs dünyanın üzerine kara bir bulut gibi çökerken sağlık otoriteleri 3 belirtiye özellikle dikkat çekti; ateş, kuru öksürük ve nefes darlığı.

Covid-19 belirtilerini içeren listeye her geçen gün yeni bir bulgu eklendi. Şuan Amerikan Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi’nin yayımladığı listede 11 resmi Covid-19 semptomu bulunuyor ve bunlar hala olası her belirtiyi kapsamıyor.

Diğer belirtilerle birlikte ateş görülmeyebiliyor

Yüksek ateş gibi bazı Covid-19 belirtileri diğerlerinden daha yaygın görünür. Ancak bazı belirtiler de neredeyse kişiye özel ortaya çıkıyor. Bu günlerde kendinizi hasta hissediyorsanız doktora gidip test yaptırmak için en ayırt edici belirti ateş. Peki ya ateşiniz yoksa?

Ateşinizin olması vücut ısınızın normalden yüksek olduğu anlamına gelir. 38 dereceden yüksek vücut ısısı, vücudunuzda bir terslik olduğunu doğrular. Ateş, vücudun Covid-19 da dâhil olmak üzere bir enfeksiyona verdiği doğal tepkidir. Bağışıklık sistemi istenmeyen bir patojeni, genellikle bir virüsü veya bakteriyi öldürmeye çalıştığı için vücut ısısı aniden yükselir. Normal vücut sıcaklığında, bu hastalığa neden olan istilacılar kolayca çoğalabilir, ancak ortam ısındığında hayatta kalmaları zorlaşır.

Coronavirüs vücuda girdiğinde de bağışıklık sisteminin tepki göstermesi ve vücut ısısının yükselmesi beklenir. Bu virüs hakkında öğrendiğimiz son gelişmeye göre ise Covid-19 ateşsiz de görülebiliyor.

Asemptomatik kişilerde genel olarak ateş dâhil hiçbir belirti görülmediğini biliyoruz. Uzmanlara göre Covid-19 geçiren birçok insanda diğer belirtiler görülürken ateş görülmüyor. Öte yandan enfekte bir kişi teknik olarak ateşi yükseldiğinde ya da düştüğünde bunu fark etmeyebilir.

Ateşiniz olmasa da kendinizi izole edin

Ateş veya titreme, öksürük, nefes darlığı veya nefes almada güçlük, yorgunluk, kas veya vücut ağrıları, baş ağrısı, tat veya koku kaybı, boğaz ağrısı, burun tıkanıklığı veya akıntısı, mide bulantısı ya da kusma ve ishal gibi belirtilerle birlikte deri döküntüleri ve göz kızarıklığı gibi daha nadir semptomlar da Covid-19 ile ilişkilendiriliyor.

Bu belirtilerden bazılarının bir arada görülmesi ilk olarak yüksek ateşi sorgulamayı akıllara getirebilir. Ancak ateş Covid-19 varlığının göstergesi olarak değerlendirilmemeli.

Olağandışı belirtiler yaşıyorsanız ancak ateşiniz yoksa yine de kendinizi izole edin. Bir sağlık kurulusu ile iletişime geçerek, testler, izolasyon yönergeleri ve tedavi seçenekleri hakkında bilgi alın. Yaşadığınız soğuk algınlığı veya grip de olabilir. Ancak vaka artışlarını göz önünde bulundurun, sağlık durumunuz hakkında daha fazla bilgi alana kadar güvende olmak ve çevrenizdekileri güvende tutmak için izole olmaya devam edin.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Bağışıklık

Hayatın Ritmi 89. Bölüm – Uyku Reçetesi – Vertigo

Tarih:

on

← ÖNCEKİ BÖLÜM                                                                       SONRAKİ BÖLÜM →

Covid-19’dan korunmak için uykunun ne kadar önemli olduğunu biliyor musunuz? Bu bölümde uykunun neden önemli olduğunun yanı sıra denge bozuklukları ve vertigo ile ilgili merak ettiklerinizi bulacaksınız.

Covid-19 savunma planında 4. gün…

Sağlıklı bir uyku için hangi besinleri tüketmeliyiz? Dr. Halit Yerebakan bağışıklığımızı güçlendirecek iyi bir uykunun ip uçlarını veriyor.  

Hayatın Ritmi denge bozuklukları ve baş dönmesini masaya yatırıyor. Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Burcu Örmeci denge bozukluklarının hangi hastalığın habercisi olduğunu testlerle anlatıyor. B12 vitamini eksikliği denge sistemimizi nasıl bozuyor? 

Çağımızın hastalığı vertigo… Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Zeynep Alkan vertigoyla ilgili tüm detayları anlatıyor.

Fizyoterapi Uzmanı Canan Akar‘dan evde yapabileceğiniz basit denge egzersizleri. 

Hepsi ve daha fazlası ‘Dr. Halit Yerebakan ile Hayatın Ritmi’nde…

Dr. Halit Yerebakan ile Hayatın Ritmi” programının tüm bölümleri ve diğer içerikleri için youtube sayfamızı da takip edebilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Covid-19

mRNA Aşıları Ne Kadar Güvenli?

Tarih:

on

Onay bekleyen iki mRNA aşısının da COVID-19’u önlemede yüzde 90’dan fazla etkili olduğu bildirildi. Ancak geliştirilen mRNA aşıları bu türün ilk örnekleri ve her iki aşının da gerçek içeriklerinin henüz açıklanmamış olması, aşıların başarısına gölge düşürmeye yetiyor.

Covid-19’a karşı geliştirilen aşıların oldukça hızlı bir şekilde piyasaya sürülmeye hazır hale gelmesi akıllara ‘aşıların yan etkileri var mı?’ sorusunu getirdi.

Tüm dünyayı etkileyen yeni coronavirüs salgını ile birlikte çok kısa sürede aşı üretilmesine tanık olduk. Şimdiye kadar yaklaşık 20 yıllık çalışmaların ardından üretilen bir aşının yeterince etkili ve güvenli olabileceğini düşünüyorduk. Pandemi bize o kadar vakit tanımadı. Geldiğimiz noktada karşımızda farklı aşı seçenekleri var. Bu aşılar hakkında etkinlikleri bir yana, ne kadara güvenli oldukları en çok merak edilen konu.

Covid-19 aşıları hafif yan etkiler ortaya çıkarıyor

Türkiye’de de çalışmaları sürdürülen inaktif aşı bir yana daha önce hiç kullanılmamış mRNA aşıları ile ilgili hem büyük umutlar hem de büyük kaygılar var; ‘Bu aşıların nasıl yan etkileri olacak?’

Şu anda, ABD’de onay bekleyen iki mRNA aşısı, 3. aşama klinik denemelerde 73.000’den fazla kişide test edildi. Her iki aşının da Covid-19’u önlemede yüzde 90’dan fazla etkili olduğu bildirildi. Ancak geliştirilen mRNA aşılarının bu türün ilk örnekleri olması ve her iki aşının da gerçek içeriklerinin henüz açıklanmamış olması, aşıların başarısına gölge düşürmeye yetiyor.

Faz-1 ve faz-2 çalışmalarında hayvanlar ve faz-3 çalışmalarında insanlar üzerinde yapılan denemelerde mRNA aşıları olumsuz bir profil ortaya koymadı. Genel olarak hafif yan etkiler ortaya çıktı: Enjeksiyon bölgesinde ağrı, ateş, yorgunluk, baş ağrısı, eklem ağrısı ve kas ağrıları. Bununla birlikte, Covid-19 aşıları çok yeni olduğundan, uzun vadeli yan etkiler henüz tam olarak anlaşılabilmiş değil.

Vücudun geliştirdiği hafif yan etkiler temelde bağışıklık sisteminin hazırlandığını gösteriyor. Aşılar, vücudun virüse yanıt vermesini sağlamak için yapılır. Covid-19 aşısının ardından vücut SARs-CoV-2’ye bir yanıt vermeyi öğreniyor, bunun da ateş gibi belirtilere yol açması olasılık dâhilinde.

Diğer yandan uzmanlar Covid-19 aşısının 2. dozunun daha fazla yan etkiye neden olabileceği konusunda endişeli.

    Yararı zararından fazla

Aşıların yan etkileri kadar olumlu etkileri de var. Şuan coronavirüs karşısındaki tek silahımız aşı. Sürü bağışıklığının güvenli bir şekilde oluşturulabilmesi için toplumun yüzde 70’inden fazlasının aşı olması gerekiyor. Bu, özellikle yaşlılar ve bağışıklığı zayıflamış olanlar gibi savunmasız, yüksek riskli gruplar için önemlidir.

Dünya genelinde ortalama olarak Covid-19’a yakalanan her 200 kişiden biri ölüyor. Bireysel olarak tüm önlemleri alıyor olsalar bile başkalarının yaptığı hatalar nedeniyle insanlar coronavirüs ile enfekte olabiliyor. Tüm bunlar göz önünde bulundurulduğunda aşıların sağladığı faydalar risklerden daha ağır basıyor.

mRNA aşılarının faz-3 çalışmalarında hastalar arasında en sık görülen yan etkiler;

-Yorgunluk (yüzde 9,7)

-Kas ağrıları (yüzde 8,9)

-Eklem ağrısı (yüzde 5.2)

-Baş ağrısı (yüzde 4,5)

-Ağrı (yüzde 4,1)

-Enjeksiyon bölgesinde ağrı (yüzde 2.7)

-Enjeksiyon yerinde kızarıklık (yüzde 2)

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar

web partner | Web Tasarım