Connect with us

Beslenme

Meyve ve Sebze Temizleme Yöntemleri

Tarih:

on

Yapılan araştırmalar, üç bardak suya eklenen bir bardak sirke ile sebze ve meyve temizleme, sadece suyla yıkamaktan daha etkili olduğunu gösterdi. Taze ürünlerin nereden geldiğini hiç düşündünüz mü? Genellikle sebze ve meyvelerin poşetten çıkarıldığı andan itibaren pişirmeye ya da yenmeye hazır olduğunu düşünürüz. Özellikle market tezgahlarından alınan ürünler temiz göründüğünden çok fazla yıkama ihtiyacı hissetmeyebiliriz. Ancak sanılanın aksine meyve ve sebzeler genelde tarım ilaçlarına, koruyuculara, toprakta ise böcek yumurtalarına maruz kalabilir. Bu yüzden meyve ve sebze temizleme önemli bir konudur.Ayrıca toplandıktan kısa bir süre sonra pazar ve diğer perakende satış noktalarına gönderilir. Dolayısıyla ürünlerin sofralarımıza gelmeden önce uzun bir yolculuktan geçtiğini söyleyebiliriz. Bu nedenle tüketilmeden önce dezenfekte edilmeleri çok önemlidir.

Food Standards Agency (FSA) bilim kurulunun yaptığı açıklamaya göre; toprak bazen zararlı bakteriler taşıyabilir ve gıda üreticileri sebzeleri temizlemek için iyi bir dezenfekte sistemine sahip olsa da ürünleri bakterilerden arındıramayabilir. Bu riskler, 2011 yılında Birleşik Krallık’taki Escherichia coli (E. coli) salgınında vurgulanmıştır. Pırasa ve patates içerisine sıkışmış toprağın, 250 E. coli enfeksiyon vakasının kaynağı olduğu ortaya çıkmıştır. Dolayısıyla sebze ve meyvelerin tüketilmeden önce çok iyi dezenfekte edilmesi gerekir. Gelin sebze ve meyve temizliği hakkında en sık sorulan sorulara bakalım…

Sebze ve meyveler nasıl yıkanmalı?

Yıkama, E.coli de dahil olmak üzere bakterilerin, meyve ve sebzelerin yüzeyinden uzaklaştırılmasına yardımcı olacaktır. Bakterilerin çoğu, ürüne bağlı topraktadır. Bu nedenle, herhangi bir toprağı temizlemek için ürünü yıkamanız özellikle önemlidir. Sebzeleri akan muslukta yıkayın ve suya bir bardak tatlı su karıştırın. Önce en az kirli olandan başlayın ve her birine mutlaka son bir durulama yapın.

3 BARDAK SUYA 1 BARDAK SİRKE

Sirke ile yıkamak gerçekten meyve ve sebzeleri temizlemeye yardımcı olur mu?

Evet, ancak konsantrasyonun yeterince yüksek olması gerekir. Araştırmalar, üç bardak suya eklenen bir bardak sirkenin sebze ve meyve temizlemede etkili olabildiğini göstermiştir.

Ürünü temizlemek için su kullanmak yeterli olur mu?

Araştırmalar sadece su kullanarak bakterilerin yüzde 98’ini kaldırılabildiğini gösteriyor. Dolayısıyla su iyi bir dezenfektan olsa dahi bakterileri tamamen ortadan kaldırmıyor.

Çiğ sebzeleri güvenli bir şekilde saklamak ve pişirmek için neler yapılmalı?

Sebzeler dahil, çiğ yiyeceklerle uğraşmadan önce ve sonrasında daima ellerinizi iyice yıkayın.

Çiğ yiyecekleri, hazır gıdalardan ayrı tutmaya özen gösterin. Çiğ ve hazır gıdalar için farklı doğrama tahtaları, bıçaklar ve aletler kullanın veya bunları kullanımlar arasında iyice yıkayın.

Etiketi kontrol edin; sebzelerin çevresindeki ambalajlar ‘yemek için hazır’ diyorsa, yemekten önce yıkayın, soyun ve pişirmeye hazır hale getirmek için talimatları uygulayın.

Sebze ve meyveleri mevsiminde taze tüketmeye çalışın. Paketlenmiş gıdalar hem steril olmayabilir, hem de vitamin açısından zenginliğini kaybedebilir.

EN GÜÇLÜ SİLAH SİRKE

Sebzeleri bakterilerden nasıl koruyabilirim?

Bakteriler çeşitli şekillerde meyve ve sebze içlerine sızabilir, sulama, organik gübreler ve tarla sularında bulunabilir. Sebzeleri bakterilerden korumanın en güçlü silahı yukarıda belirttiğimiz gibi sirke ile yıkamaktır.

Enfeksiyona karşı savunmasız olan insanlar çiğ sebze tüketebilirler mi?

Yumuşak (çiğ tüketime elverişli) sebzelerin düzenli olarak E.coli veya diğer zararlı bakterileri barındırdığına dair bir işaret yoktur. Ancak yine de hamile kadınlar, yaşlılar, bağışıklık sistemi zayıflamış veya enfeksiyona karşı savunmasız olan insanlar hijyen kurallarını dikkatle izlemelidir.
Bu gıdaları tüketmeden önce iyice temizlendiğinden emin olunmalıdır. Çocuklar ise iyi sterilize edilmiş yumuşak sebzeler tüketmeden önce ve sonra ellerini yıkamaya teşvik edilmelidir.

ALIŞVERİŞ SONRASI ELİNİZİ YIKAYIN

Alışveriş yaparken yumuşak sebzelere karşı dikkatli olmalı mıyız?
Yumuşak sebzeler birbirine sürtünme ya da tezgaha yerleştirilme sonrasında bakteri ve enfeksiyona uygun ortam haline gelebilir. Meyve ve sebze seçerken bütünlüğü bozulmamış ve kabuğu üzerinde duran ürünler tercih edilmelidir. İyi hijyen uygulamaları gözlemlendiği sürece, yumuşak sebzelerden kaynaklanan enfeksiyon riski ortadan kalkabilir. Alışveriş sonrasında el temizliğine dikkat edilmelidir. Yumuşak sebzeler seçerken, çok kirli sebzelerin evde hazırlanmasının daha uzun sürebileceğini unutmayın.

  • Yeşil yapraklı sebzeleri sirkeli suda bekletmeden yememeye dikkat edin. Özellikle semizotu, ıspanak, marul, göbek, tere ve roka gibi sebzeleri yıkamadan önce mutlaka kökünden ayırın. Eğer yaprakları arasında çürümüş olanları varsa onları da kökle birlikte atın.
  • Çilek, dut ve böğürtlen temizliği zordur. Bu meyveleri sirkeli suda bekletmeyin. Yapacağınız şey tek tek yıkamadan önce bir-iki dakika kadar bol su içinde bekletmektir.
  • Domates, patlıcan ve biber gibi sebzeleri ise sebze fırçası ile ovalayabilirsiniz. Bu işlemden sonra beş dakika kadar sirkeli suda bekletmeniz, sebzelerin arınmasına yardımcı olacaktır.
  • Patates, kereviz, turp vs. gibi sebzeler toprak altında yetiştiğinden eve getirdiğinizde üzerinde toprak kalıntıları görebilirsiniz. Bu sebzeleri temizlerken fırça veya sebze temizleme eldiveni kullanabilirsiniz. Genişçe bir kabın içerisine topraklı sebzeleri koyun ve akan su altında fırçalayın.
  • Soğan, taze soğan, pırasa temizliği için önce dış yaprağın bir katını soyup atın. Ardından bol su ile yıkayarak temizleyebilirsiniz.

ÇOK PARLAYAN ELMAYI ALMAYIN!

  • Elma, erik, armut, nektarin ve şeftali gibi meyveleri yıkarken sirke miktarını az tutmaya özen gösterin. Ne kadar çok sirke kullanılırsa o kadar fazla koku oluşacağından bir litre suya yarım çay bardağından biraz az miktarda sirke katabilirsiniz. Fazla parlayan ve canlı duran elmalar mumlanmış olabileceğinden bu elmaları tercih etmeyin.
  • Organik sebze ve meyve tüketimi sağlık açısından şüphesiz ki en faydalı olandır. Bazı sebze ve meyveleri evinizde ya da balkonunuzda kolayca yetiştirebilirsiniz. Burada en önemli etken, uygun iklimde doğru ürünün dikilmesidir. Her meyve ve sebzenin yetişme koşulları farklı olduğundan, sıcaklık değerlerinin dikkate alınması gerekir.
  • Organik ürünleri tercih ettiğinizde; böcek ilaçları, kimyasal gübreler, hormonlar, kimyasal yüklü besinler olmadan yetiştirilen en temiz gıdaları elde edersiniz. Organik ve sağlıklı yaşamın bir diğer koşulu ise şeker ve yapay tatlandırıcılardan vazgeçmenizdir. Yiyecek ya da içeceklerinizi tatlandırmak isterseniz, çiğ bal veya saf akçaağaç şurubu gibi işlenmemiş türleri tercih edin.

ÇAPRAZ BULAŞMAYI NASIL ENGELLEYEBİLİRİM?

Çapraz kontaminasyonu yani bulaşma, farklı gruplardaki yiyeceklerin birbirine bulaşması ve birbirini çürütmesi olarak tanımlanabilir. Çapraz bulaşmayı önlemek için:

  • Çiğ yiyeceklerle uğraştıktan sonra daima ellerinizi yıkayın.
  • Çiğ ve hazır yiyecekleri ayrı olarak saklayın.
  • Çiğ eti, buzdolabınızın altında, mühürlenebilir kaplarda saklayın, böylece diğer gıdalara bulaşamaz.
  • Çiğ yiyecekler ve hazır yiyecekler için farklı bir doğrama tahtası kullanın veya farklı yiyecek çeşitleri hazırlarken arada iyice yıkayın.
  • Çiğ yiyeceklerle kullandıktan sonra bıçakları ve diğer malzemeleri iyice temizleyin.
  • Çiğ et veya kümes hayvanlarını yıkamayın çünkü zararlı bakteriler kapsamlı pişirme ile öldürülürler ve yıkama, mutfağın çevresindeki zararlı bakterileri sıçratabilir.

SİRKE, MEYVE VE SEBZELERİN RAF ÖMRÜNÜ UZATIR MI?

Hayır. Tüm meyve ve sebzelerin öngörülebilir bir raf ömrü vardır ve bu raf ömrünü optimize etmek için, üretilen ürünleri topladıktan sonra olabildiğince çabuk soğutmak önemlidir. Temizleme sırasında kullanılan sirke, hasat sonrası doğru şekilde muhafaza edilmeyen bir meyve veya sebzenin raf ömrünü uzatmaz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et
2 Comments

2 Comments

  1. Tayfun çalışkan

    6 Ocak 2018 at 12:39

    süper bir haber ınterneten çok seyler ögrenıyoruz tskler

    • Halit Yerebakan

      7 Ocak 2018 at 08:43

      İlginiz için teşekkür ediyorum, sağlıkla kalın.

CEVAP BIRAKIN

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Beslenme

Hayatın Ritmi 88. Bölüm – Covid-19 Savunma Planı – Egzersiz Reçetesi – Kemik Erimesi

Tarih:

on

← ÖNCEKİ BÖLÜM                                                                       SONRAKİ BÖLÜM →

Covid-19 savunma planında bu bölümde sıra egzersiz reçetesinde. Bu egzersizleri evde kolaylıkla yapabilirsiniz. Ayrıca kemik erimesi hakkında merak ettiklerinizi de bu bölümde bulacaksınız.

Covid-19 savunma planının 3. günü…

Vücudumuzu koruyacak, evde yapabileceğimiz egzersizler neler? Hangi egzersiz akciğerlerimize faydalı? Dr. Halit Yerebakan Covid-19 savunma planına uygun basit ve sağlıklı hareketleri gösteriyor.  

Herkesi ilgilendiren teşhisi zor hastalık, kemik erimesi… İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Yaşar Küçükardalı, kemik erimesinin neden olabileceği hastalıkları açıklıyor.

Menopoz ve kemik erimesi arasındaki bağlantı ne? İç Hastalıkları ve Endokrinoloji Uzmanı Prof. Dr. Hasan Aydın kemik erimesinin bilinmeyenlerini anlatıyor. 

Uzman Diyetisyen Yekbu Köseoğlu‘ndan K vitamini zengini vitaminler listesi… 

Fizyoterapi Uzmanı Canan Akar, kemik yoğunluğunu arttıran evde yapılabilecek basit egzersizleri gösteriyor.

Hepsi ve daha fazlası ‘Dr. Halit Yerebakan ile Hayatın Ritmi’nde…

Dr. Halit Yerebakan ile Hayatın Ritmi” programının tüm bölümleri ve diğer içerikleri için youtube sayfamızı da takip edebilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Bağışıklık

Bağışıklığı Korumak İçin Dengeli Beslenme Şart

Tarih:

on

Tüketilen  besinler bağışıklık sistemi üzerinde büyük bir etkiye sahip. Tek bir besin grubunun bağışıklık sistemini güçlendirmesi olası değil.

İnsan vücudu her gün milyonlarca mikroorganizmaya maruz kalır. Bu mikroorganizmaların kötü etkilerinden bağışıklık sistemimiz sayesinde korunuruz. İşlevini iyi bir şekilde yerine getiren bağışıklık sistemi, sağlığımızı sürdürmemiz açısından oldukça önemli. Peki, bağışıklık sistemimizi nasıl daha güçlü kılabiliriz?

Tükettiğimiz besinler bağışıklık sistemimiz üzerinde büyük bir etkiye sahip. Tek bir besin grubunun bağışıklık sistemimizi güçlendirmesi olası değil. Diyet, temelde tüm besin gruplarından yeterli ve dengeli bir biçimde oluşmalı. Yeterli miktarda vitamin ve mineral tüketimi, bağışıklık sistemini kuvvetlendirmenin kilit noktası dersek yanlış olmaz.

Vitaminler bağışıklığı destekliyor

Bağışıklık hücrelerinin büyümesi ve gelişmesine önemli ölçüde katkı sağlayan vitamin ve minerallerin başında, C vitamini, A vitamini, D vitamini, E vitamini, bakır, çinko, selenyum, folik asit ve demir gelir. Ayrıca kaliteli protein (amino asit glutamin dahil) bağışıklık için oldukça önemli.

Bu besinler bağışıklık sistemine; antioksidan görevi yapıp sağlıklı hücreleri koruyarak, bağışıklık hücrelerinin büyümesini ve aktivitesini destekleyip antikor üreterek yardımcı olur.

Meyve, sebze, kepekli tahıllar, baklagiller ve liften zengin diyetlerin, faydalı mikropların büyümesini ve korunmasını desteklediği biliniyor. Protein vücudun bağışıklık sisteminde iyileşme ve yenilenme açısından önemli rol oynar. Biyolojik değeri yüksek proteine, özellikle, süt, süt ürünleri, yumurta, deniz ürünleri, yağsız et, kümes hayvanları, fasulye, bezelye, soya ürünleri, tuzsuz fındık ve yağlı tohumlar gibi çeşitli protein kaynaklarına diyetimizde yer vererek bağışıklık sistemimizi destekleyebiliriz.

A vitamini

Ağız, mide, bağırsak ve solunum sistemindeki deri ve dokuları sağlıklı tutarak bağışıklık sistemini düzenlemeye ve enfeksiyonlara karşı korumaya yardımcı olur. Bu vitamini tatlı patates, havuç, brokoli, ıspanak, kırmızı dolmalık biber, kayısı, yumurta gibi gıdalardan veya “A vitamini ile zenginleştirilmiş” etiketli bazı gıdalardan sağlayarak diyetimize ekleyebiliriz.

C vitamini

Antikor oluşumunu uyararak bağışıklık sistemini destekler. Portakal, greyfurt ve mandalina gibi turunçgiller veya kırmızı dolmalık biber, papaya, çilek, kivi, domates suyu gibi yiyecekleri seçerek bu sağlıklı vitamini sıklıkla tüketerek bağışıklık sistemimizi güçlendirebiliriz. Ayrıca, işlenmiş gıdaların ağırlıklı olduğu, besin çeşitliliği bakımından sınırlı, vitamin ve mineral bakımından fakir diyetler, sağlıklı bir bağışıklık sistemini olumsuz yönde etkiler.

Bağırsak sağlığı ve bağışıklık birbiriyle derinlemesine bağlantılıdır. Fermente gıdalar ve probiyotikler, zararlı patojenlerin tanımlanmasına ve hedeflenmesine yardımcı olarak bağışıklık sistemimizi güçlendirir. Probiyotik gıdalar arasında; yoğurt, kefir, lahana turşusu, doğal olarak fermente edilmiş ürünler ve bazı peynir çeşitleri bulunur. Vücut direncini arttırmak adına diyette düzenli tüketilmeleri gerekir.

E vitamini

Antioksidan görevi yaparak bağışıklık fonksiyonunu destekler. Takviyeli tahıllar, ayçiçeği çekirdeği, badem, bitkisel yağlar (ayçiçeği veya aspir yağı gibi), fındık ve fıstık ezmesi ile diyetinize E vitamini ekleyebilirsiniz.

Çinko, bağışıklık sisteminin düzgün çalışmasına ve yaraların iyileşmesine yardımcı olur. Çinko; yağsız et, kümes hayvanları, deniz ürünleri, süt, tam tahıllı ürünler, fasulye, tohumlar ve kuruyemişlerde bulunur.

Omega-3’ün anti-inflamatuar özelliklere sahip olduğu bir süredir bilinirken, yeni araştırmalar bağışıklık sistemi hücrelerinin işleyişini etkileyerek bağışıklık sistemini daha da desteklediğini gösteriyor. Haftada 2-3 gün balık tüketerek omega-3 ihtiyacınızı karşılayabilirsiniz Ayrıca ceviz, chia tohumu, zeytinyağı, somon, keten tohumu, ve avokado gibi esansiyel yağ asitlerinden zengin sağlıklı yağlar, iltihabı azaltarak vücudunuzun patojenlere karşı bağışıklık tepkisini arttırır ve bağışıklık sistemini güçlendirir.

Yakın dönemde yapılan araştırmalar, rafine şeker ve kırmızı et bakımından zengin diyetlerin, sağlıklı bağırsak mikroorganizmalarında rahatsızlıkları teşvik edebileceğini ve bunun sonucunda bağırsakta kronik iltihaplanmaya sebep olarak bağışıklık sistemini negatif yönde etkileyeceğini gösteriyor. Son olarak rafine ve ilave şeker kullanımı, obezite, tip 2 diyabet ve kalp hastalığına önemli ölçüde katkıda bulunur. Bu kronik hastalıkların tümü bağışıklık sistemini baskılar. Şeker alımını düşürmek, iltihaplanmayı ve bu hastalıklara yakalanma riskini azaltır.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Beslenme

Şok Diyetlerin Zararlarını Biliyor musunuz?

Tarih:

on

Şok diyetlerin vücudunuza verdiği zararları duyunca çok şaşıracaksınız…

Covid-19 pandemi sürecinde uzunca bir süre fiziksel aktiviteden uzak kaldık.

Günlük rutinler değişti. Stres nedeniyle düzensizleşen yeme içme alışkanlıkları da pek çok kişide kilo alma gibi etkilere sebep oldu.

Bu durumla başa çıkmak ve eski formuna geri dönmek isteyenler kilo vermek için şok diyetlere yönelebiliyor. Ancak kilo verme sürecinde, özellikle şok diyet uygulamalarında dikkat edilmesi gereken önemli unsurlar var. Sizler için bir araya getirdik.

Sağlıkla kalın…

 

Sağlıklı yaşam konusunda bilinçlendirici içerik paylaşımı yaptığımız youtube sayfamızı görüntülemek için buraya tıklayabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar