Connect with us

Beslenme

Meyve Suyu Tehlikesi

Tarih:

on

Gelişmekte olan ve taleplerin her geçen gün daha da arttığı dünyada artık iş ararken veya seçerken maddi getiriden ziyade daha iyi yaşam odaklı seçimler yapacağız. Haftada 80 saat çalıştığınız ruhsuz bir iş düşünün. Bu iş sayesinde eve kasa ile altın taşısanız bile o altının parlaklığı kafi gelmeyecektir. Artık karlılık yerine amaca yönelik hareket edeceğiz… Burada amaç, nasıl yaşamak istediğiniz ve nasıl yaşlanmak istediğiniz olacak. Yapılan araştırmalara göre insanların hayatlarındaki en önemli amacı; mutluluğu yakalamak. Mutluluğun yolu da en başta sağlıklı olmaktan geçiyor. Bu sebeple her yıl belki de sağlık açısından kendilerine yeni hedefler koyan insanlar bunları başarabilmek için internet gibi koca bir dünyaya girdiklerinde karşılarına çıkan bilgilere sarılıyorlar. Bu bilgiler tabii ki popüler bilim olduğu için her yıl yeni bir trend hikayesi oluyor. O yılın trendlerine uygun bir şekilde hayata tekrar tutunmaya çalışıyorlar. Bunlardan bazıları belki fayda saylar, bazıları ise onlara uygun olmayabilir. Bu bilgilerden biri de meyve suyunun diyetlerde kullanılabileceği bilgisi. Fakat meyve suyundaki şeker miktarı, meyve suyu tehlikesi hakkında uzun makaleler yerine konuşuyor diyebiliriz.

SAĞLIKLI RESTORANLAR ARTIYOR

Yıllarca anlatılan sağlık önerileri sonucu artık batı dünyası da, doğu dünyası da sağlık için daha iyi beslenmeyi öğrendi.
Bizler kaçamak yapmak veya duygularımızı yiyebilmek amacıyla zaman zaman restoranlara kaçıyoruz. Fakat buralarda yediklerimiz pek de sağlıklı olmuyor. 2016 yılının en trend sağlık hareketini gizli saklı sağlıklı restoranlar oluşturdu. Yani herkesin gözü önünde olmayan, ne aradığını bilen, amacına yönelik yaşayan müşterilerin bulup yemek yiyebileceği sağlıklı restoranlar hayatımıza girmeye başladı.
Artık ne yediğinizdense yediğinizin kalitesine, geldiği yere, üretimine bakıyoruz hekimler olarak. İşte bu soruların cevaplarını kendi genetik kodlarında taşıyan restoranlar geliyor. Bu restoranlar sağlıklı ve iyi gıdalar sunarken kendilerini asla sağlıklı adlandırmayacaklar fakat daha fazla organik, çiftlikten-sofraya, açık besi etler, glutensiz seçenekler ve yeşil içecek kokteyleriyle dolu bir mutfak sunacaklar hayatımıza.
Sağlıklı beslenmeyi 2016 yılında sokakta bulmaya hazır olun dedik ve neredeyse bütün restoranlar bu fikirlerden adeta kopya çekerek kendilerini daha sağlıklı yiyecekleri sundukları mekanlar olarak lanse ettiler.
Ancak bunu herkesin yapabilmesi mümkün değil.
Neticede toplu üretimlerde her zaman hazır, gıda kimyasalı veya koruyucular içeren gıdalar kullanıldı. Yani yine bir şekilde o temiz yeme dönemine geçilemedi.

MEYVE SUYU TEHLİKESİ!

Diğer taraftan cleansing, yani temizleyici detoks ürünleri ile karşılaştık.
Önce bir, sonra bir daha, sonra bir daha derken meyve sebze suları ile temizlik yapan detoks ürünlerini adeta her yerde gözümüzün önüne sermeye başladılar.
Dinamik olarak iyi görünen bu pazar aslında sağlığı veriyor muydu kimse araştırmadı.
Meyve/ sebze sularının doğal renklerine kapılıp giden insanlar 2016 yılının en büyük popüler sağlık harcamalarını yapan kişilerin başında geldiler. Evlere, ofislere ve hatta tatil beldelerine servis edilen ‘juice cleanse’ ürünlerinin; meyve tarafında, sıvı şekerden başka bir şey sunmadığı gerçeğini geç de olsa literatürler gözlerimizin önüne serdiler. Tabii pazardaki etkiyi ve mucizevi sonuçlar ortaya çıkardığını sergilemeye çalışan kişi örnekleri de reklamın birer parçası oldular. Sebze suları için aynı şeyi söylemek pek mümkün değil, ancak meyve sularındaki tehlikeyi sürekli dile getirmeye çalışıyoruz. 2016 yılını geride bırakırken umarım bu cleansing detoks işini de geride bırakırız. Zaten 2017 trendleri içerisinde konseptin tamamen değiştiğini göreceksiniz.

25 DAKİKADA TÜM SPOR BİTİYOR

ABD’de 2015 yılında popülerliği daha fazla, ülkemizde ise halen popüler olan spinning egzersizleri biraz gündem değiştirecek. Bu egzersizin aslında popüler olmasındaki temel sebep egzersizden ziyade sosyal aktivasyon olması. İnsanlar o kadar sosyalleşiyorlar ki kas krampı çektiklerini hissetmiyorlar bile. Neticede sağlıklı yaşam için yaşam şeklinin değiştirilmesi gerek, bence spinning sınıfları bunu başardı.
2016’da artık yerini HIIT’e, yani yüksek yoğunluklu ama aralıklı egzersiz modeline bırakmaya başladı. Kısa ani enerji burst hareketleri ve sonrasına dinlenme periyodları içeren bir egzersiz tipi. İnsanların ortak bir düşüncesi var: Spora yeterli zamanımız yok… O halde çözüm 25 dakika gibi kısa bir sürede tüm yapmanız gereken egzersizleri yapabileceğiniz HIIT’den yana olacak gibi…

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Beslenme

Hayatın Ritmi 88. Bölüm – Covid-19 Savunma Planı – Egzersiz Reçetesi – Kemik Erimesi

Tarih:

on

← ÖNCEKİ BÖLÜM                                                                       SONRAKİ BÖLÜM →

Covid-19 savunma planında bu bölümde sıra egzersiz reçetesinde. Bu egzersizleri evde kolaylıkla yapabilirsiniz. Ayrıca kemik erimesi hakkında merak ettiklerinizi de bu bölümde bulacaksınız.

Covid-19 savunma planının 3. günü…

Vücudumuzu koruyacak, evde yapabileceğimiz egzersizler neler? Hangi egzersiz akciğerlerimize faydalı? Dr. Halit Yerebakan Covid-19 savunma planına uygun basit ve sağlıklı hareketleri gösteriyor.  

Herkesi ilgilendiren teşhisi zor hastalık, kemik erimesi… İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Yaşar Küçükardalı, kemik erimesinin neden olabileceği hastalıkları açıklıyor.

Menopoz ve kemik erimesi arasındaki bağlantı ne? İç Hastalıkları ve Endokrinoloji Uzmanı Prof. Dr. Hasan Aydın kemik erimesinin bilinmeyenlerini anlatıyor. 

Uzman Diyetisyen Yekbu Köseoğlu‘ndan K vitamini zengini vitaminler listesi… 

Fizyoterapi Uzmanı Canan Akar, kemik yoğunluğunu arttıran evde yapılabilecek basit egzersizleri gösteriyor.

Hepsi ve daha fazlası ‘Dr. Halit Yerebakan ile Hayatın Ritmi’nde…

Dr. Halit Yerebakan ile Hayatın Ritmi” programının tüm bölümleri ve diğer içerikleri için youtube sayfamızı da takip edebilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Bağışıklık

Bağışıklığı Korumak İçin Dengeli Beslenme Şart

Tarih:

on

Tüketilen  besinler bağışıklık sistemi üzerinde büyük bir etkiye sahip. Tek bir besin grubunun bağışıklık sistemini güçlendirmesi olası değil.

İnsan vücudu her gün milyonlarca mikroorganizmaya maruz kalır. Bu mikroorganizmaların kötü etkilerinden bağışıklık sistemimiz sayesinde korunuruz. İşlevini iyi bir şekilde yerine getiren bağışıklık sistemi, sağlığımızı sürdürmemiz açısından oldukça önemli. Peki, bağışıklık sistemimizi nasıl daha güçlü kılabiliriz?

Tükettiğimiz besinler bağışıklık sistemimiz üzerinde büyük bir etkiye sahip. Tek bir besin grubunun bağışıklık sistemimizi güçlendirmesi olası değil. Diyet, temelde tüm besin gruplarından yeterli ve dengeli bir biçimde oluşmalı. Yeterli miktarda vitamin ve mineral tüketimi, bağışıklık sistemini kuvvetlendirmenin kilit noktası dersek yanlış olmaz.

Vitaminler bağışıklığı destekliyor

Bağışıklık hücrelerinin büyümesi ve gelişmesine önemli ölçüde katkı sağlayan vitamin ve minerallerin başında, C vitamini, A vitamini, D vitamini, E vitamini, bakır, çinko, selenyum, folik asit ve demir gelir. Ayrıca kaliteli protein (amino asit glutamin dahil) bağışıklık için oldukça önemli.

Bu besinler bağışıklık sistemine; antioksidan görevi yapıp sağlıklı hücreleri koruyarak, bağışıklık hücrelerinin büyümesini ve aktivitesini destekleyip antikor üreterek yardımcı olur.

Meyve, sebze, kepekli tahıllar, baklagiller ve liften zengin diyetlerin, faydalı mikropların büyümesini ve korunmasını desteklediği biliniyor. Protein vücudun bağışıklık sisteminde iyileşme ve yenilenme açısından önemli rol oynar. Biyolojik değeri yüksek proteine, özellikle, süt, süt ürünleri, yumurta, deniz ürünleri, yağsız et, kümes hayvanları, fasulye, bezelye, soya ürünleri, tuzsuz fındık ve yağlı tohumlar gibi çeşitli protein kaynaklarına diyetimizde yer vererek bağışıklık sistemimizi destekleyebiliriz.

A vitamini

Ağız, mide, bağırsak ve solunum sistemindeki deri ve dokuları sağlıklı tutarak bağışıklık sistemini düzenlemeye ve enfeksiyonlara karşı korumaya yardımcı olur. Bu vitamini tatlı patates, havuç, brokoli, ıspanak, kırmızı dolmalık biber, kayısı, yumurta gibi gıdalardan veya “A vitamini ile zenginleştirilmiş” etiketli bazı gıdalardan sağlayarak diyetimize ekleyebiliriz.

C vitamini

Antikor oluşumunu uyararak bağışıklık sistemini destekler. Portakal, greyfurt ve mandalina gibi turunçgiller veya kırmızı dolmalık biber, papaya, çilek, kivi, domates suyu gibi yiyecekleri seçerek bu sağlıklı vitamini sıklıkla tüketerek bağışıklık sistemimizi güçlendirebiliriz. Ayrıca, işlenmiş gıdaların ağırlıklı olduğu, besin çeşitliliği bakımından sınırlı, vitamin ve mineral bakımından fakir diyetler, sağlıklı bir bağışıklık sistemini olumsuz yönde etkiler.

Bağırsak sağlığı ve bağışıklık birbiriyle derinlemesine bağlantılıdır. Fermente gıdalar ve probiyotikler, zararlı patojenlerin tanımlanmasına ve hedeflenmesine yardımcı olarak bağışıklık sistemimizi güçlendirir. Probiyotik gıdalar arasında; yoğurt, kefir, lahana turşusu, doğal olarak fermente edilmiş ürünler ve bazı peynir çeşitleri bulunur. Vücut direncini arttırmak adına diyette düzenli tüketilmeleri gerekir.

E vitamini

Antioksidan görevi yaparak bağışıklık fonksiyonunu destekler. Takviyeli tahıllar, ayçiçeği çekirdeği, badem, bitkisel yağlar (ayçiçeği veya aspir yağı gibi), fındık ve fıstık ezmesi ile diyetinize E vitamini ekleyebilirsiniz.

Çinko, bağışıklık sisteminin düzgün çalışmasına ve yaraların iyileşmesine yardımcı olur. Çinko; yağsız et, kümes hayvanları, deniz ürünleri, süt, tam tahıllı ürünler, fasulye, tohumlar ve kuruyemişlerde bulunur.

Omega-3’ün anti-inflamatuar özelliklere sahip olduğu bir süredir bilinirken, yeni araştırmalar bağışıklık sistemi hücrelerinin işleyişini etkileyerek bağışıklık sistemini daha da desteklediğini gösteriyor. Haftada 2-3 gün balık tüketerek omega-3 ihtiyacınızı karşılayabilirsiniz Ayrıca ceviz, chia tohumu, zeytinyağı, somon, keten tohumu, ve avokado gibi esansiyel yağ asitlerinden zengin sağlıklı yağlar, iltihabı azaltarak vücudunuzun patojenlere karşı bağışıklık tepkisini arttırır ve bağışıklık sistemini güçlendirir.

Yakın dönemde yapılan araştırmalar, rafine şeker ve kırmızı et bakımından zengin diyetlerin, sağlıklı bağırsak mikroorganizmalarında rahatsızlıkları teşvik edebileceğini ve bunun sonucunda bağırsakta kronik iltihaplanmaya sebep olarak bağışıklık sistemini negatif yönde etkileyeceğini gösteriyor. Son olarak rafine ve ilave şeker kullanımı, obezite, tip 2 diyabet ve kalp hastalığına önemli ölçüde katkıda bulunur. Bu kronik hastalıkların tümü bağışıklık sistemini baskılar. Şeker alımını düşürmek, iltihaplanmayı ve bu hastalıklara yakalanma riskini azaltır.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Beslenme

Şok Diyetlerin Zararlarını Biliyor musunuz?

Tarih:

on

Şok diyetlerin vücudunuza verdiği zararları duyunca çok şaşıracaksınız…

Covid-19 pandemi sürecinde uzunca bir süre fiziksel aktiviteden uzak kaldık.

Günlük rutinler değişti. Stres nedeniyle düzensizleşen yeme içme alışkanlıkları da pek çok kişide kilo alma gibi etkilere sebep oldu.

Bu durumla başa çıkmak ve eski formuna geri dönmek isteyenler kilo vermek için şok diyetlere yönelebiliyor. Ancak kilo verme sürecinde, özellikle şok diyet uygulamalarında dikkat edilmesi gereken önemli unsurlar var. Sizler için bir araya getirdik.

Sağlıkla kalın…

 

Sağlıklı yaşam konusunda bilinçlendirici içerik paylaşımı yaptığımız youtube sayfamızı görüntülemek için buraya tıklayabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar