Connect with us

Beslenme

Metabolizma Çeşitleri

Tarih:

on

Metabolizma Çeşitleri

‘Su içsem yarıyor’ cümlesi gerçekten de doğru bir cümledir. Bazı insanlara su içse bile yararken, diğerleri için aynı durum söz konusu olmayabilir. Bunun sebebi metabolizma tiplerinin farklı olmasıdır.

Yanlış okumadınız! Herkesin metabolizması, çeşitli gruplar dahilinde birbirinden farklıdır. Eminim hepiniz ‘Su içsem yarıyor’ diye yakınan birini duymuşsunuzdur. Şimdiye kadar bu gibi ifadelerin sadece birer bahane olduğunu düşündüğünüzden de eminim. Oysa durum ciddi! Son yıllarda bilim adamlarınca yürütülen bir çalışma, bu konuda adeta yepyeni bir pencere açtı. Kan grubu ve vücut tipi gibi hayatımız boyunca taşıyacağımız özellikler, doğduğumuz andan itibaren sahip olduğumuz değişmezlerdir.

ÜÇ TİP METABOLİZMA VAR

Yapılan bu yeni araştırmaya göre, doğduğumuz andan itibaren taşıdığımız bir diğer değişmez özelliğimiz de metabolizma tipimiz! Yani herkesin belirli gruplar dahilinde birbirinden farklı metabolizma şekli var. Aynı yiyecek kimini daha canlı ve sağlıklı gösterirken, kimini daha yorgun ve olduğundan yaşlı gösterebilir. Kimi yiyecekler, bazı insanları etkilemezken kimine kilo aldırabilir! Yapılan çalışmalar sonunda, insanların sahip olabilecekleri üç tip metabolizma varlığı tespit edilmiş. Bunlar A, B ve C olarak isimlendirilmiş. Her bir tipe sahip kişinin farklı yağ, protein ve karbonhidrat miktarı içeren bir diyet programına ihtiyacı var. Hangi tip metabolizmaya sahip olduğunuzu, yeme alışkanlıklarınıza göre belirleyebilir, böylece size uygun diyeti seçebilirsiniz. O halde hangi tip metabolizmaya sahip olduğunuza bakalım

A TİPİ METABOLİZMA

Eğer A Tipi metabolizmaya sahipseniz, tuzlu yiyecekleri seviyorsunuz demektir. Patates cipsi ve benzer tuzlu tatlardan vazgeçemiyorsanız bu gruptasınız! A Tipi metabolizmaya sahip kişiler, depresyona yakın özellikler göstermeye meyillidirler. Sık sık yüksek kaygı ve sıkıntı hissetmeleri, yedikleri tuzlu yiyeceklerin vücutlarında gösterdiği reaksiyonlardan biridir. A Tipi metabolizmaya sahip kişiler aynı zamanda, iştahlı, konuşkan ve sempatiktirler.

  • İştahlı mısınız?
  • Yağlı ve tuzlu yiyecekler mi tercih ediyorsanız?
  • Ruh haliniz depresyona meyilli mi?
  • Konuşkan ve dışa dönük bir kişiliğiniz mi var? Yukarıda sıraladıklarıma ‘Evet’ cevabı verdiyseniz, A Tipi metabolizmaya sahipsiniz demektir. O halde, bu grupta olduğunu düşünenlerin neler yapması gerektiğine bir bakalım.

NASIL BESLENMELİSİNİZ ?

A Tipi metabolizmaya sahip kişiler; protein ve yağları, karbonhidrata oranla çok daha hızlı ve etkin yakarlar. Yağlı ve tuzlu yiyecekler istiyor olmanız, aslında vücudunuzun proteine ihtiyaç duyduğu anlamına gelir. Bu sebeple A Tipi’ne sahip kişilerin öğünlerinde protein miktarı fazla, yağ ve karbonhidrat miktarı ise az olmalıdır. Diyetinizi belirlerken, bir öğünlük tabağınızda olması gereken protein, yağ ve karbonhidrat oranlarına bakacak olursak,

  • Yüzde 50 protein
  • Yüzde 30 yağ
  • Yüzde 30 karbonhidrat A Tipi metabolizmaya sahip kişiler, az yağlı ya da yağsız et tercih etmeliler. Et tercihi yaparken yağsız olanlarını seçmek, protein miktarın artırırken yağdan zayıf beslenmenizi sağlar.

B TİPİ METABOLİZMA

Eğer B Tipi metabolizmaya sahipseniz, şekerli yiyecekleri seviyorsunuz demektir. Şekerlemeler, dondurma, kek ve benzer gıdalar adeta vazgeçemedikleriniz arasında yer alır. Devamlı şekerli gıdalar tüketme istek ve ihtiyacı aslında vücudunuzun şeker değil karbonhidrat istediği anlamına gelir. B Tipi metabolizmaya sahip kişiler, iştahsızdırlar. Genelde bağımlılık derecesinde kafeine düşkün olurlar. Kişisel özellikleri arasında, kararlılık ve grup çalışmalarında uyum gözlemlenir. Özellikle yoğun hayat temposuna sahip B Tipi kişiler, diğerlerine oranla daha çabuk stres yüklenirler.

  • İştahsız mısınız?
  • Tatlıya düşkün müsünüz?
  • Hassas biri misiniz?
  • Hırslı biri misiniz?
  • Kafein bağımlısı mısınız?
  • Fazla kilolarınızdan şikayetiniz mi var? Yukarıda sıraladıklarıma ‘Evet’ cevabı verdiyseniz, B Tipi metabolizmaya sahipsiniz demektir. O halde, bu grupta olduğunu düşünenlerin neler yapması gerektiğine bir bakalım.

NASIL BESLENMELİSİNİZ ?

Eğer B Tipi metabolizmaya sahipseniz, günlük diyetiniz, yağ ve proteinden fakir, karbonhidrattan zengin olmalı. Meyve, sebze ve tam tahıllılar; B Tipi kişiler için mutlaka tüketilmesi gereken gıdalardır. Diyetinizi belirlerken, bir öğünlük tabağınızda olması gereken protein, yağ ve karbonhidrat oranlarına bakacak olursak;

  • Yüzde 70 karbonhidrat
  • Yüzde 20 protein
  • Yüzde 10 yağ B Tipi metabolizmaya sahip kişiler, karbonhidrattan zengin beslenmeye dikkat ederken, diyetlerine mutlaka kahverengi pirinç, tam tahıllılar ve kepekli ekmek eklemeliler. Bu gruba dahil kişiler, proteinden tamamen yoksun beslenmek yerine düşük proteinli diyetler uygulamalılar. Beyaz et (tavuk ve balık eti), kesinlikle tercih edebilecekleri arasında yer alıyor. Pisi balığı, B Tipi metabolizmaya sahip kişilere tavsiye edilen balıklar arasında sayılabilir.

C TİPİ METABOLİZMA

Metabolizma tipini belirlerken arada kalanlar yani hem tuzlu, hem de tatlı sevenler; C Tipi metabolizmaya sahiptirler. Bu gruba dahil olanlar, dalgalı iştaha sahiptirler. Zaman zaman iştahları açık, zaman zaman iştahsızdırlar. Kişisel özellikleri arasında depresyona ve strese yatkınlık gözlemlenirken, vücutlarında kronik ağrılara da rastlanır. B Tipi metabolizmaya sahip kişilere oranla daha az kilo problemi yaşarlar.

  • İştahınız dalgalı bir seyir mi izliyor?
  • Hem tatlı, hem de tuzlu tatlar mı seviyorsunuz?
  • Genelde yorgun mu hissediyorsunuz?
  • Depresyona meyilli ve stresli misiniz?
    Ağrılardan şikayetçi misiniz? Yukarıda sıraladıklarıma ‘Evet’ cevabı verdiyseniz, C Tipi metabolizmaya sahipsiniz demektir. O halde, bu grupta olduğunu düşünenlerin neler yapması gerektiğine bir bakalım.

NASIL BESLENMELİSİNİZ ?

Hem tatlı, hem de tuzlu yiyeceklerden hoşlanıyor olmanız; vücudunuzun protein, yağ ve karbonhidrata aynı oranda ihtiyaç duyduğunu gösterir. Diyetinizi belirlerken, bir öğünlük tabağınızda olması gereken protein, yağ ve karbonhidrat oranlarına bakacak olursak;

  • Yüzde 33 protein
  • Yüzde 33 yağ
  • Yüzde 33 karbonhidrat C Tipi metabolizmaya sahip kişiler, yağdan tamamen fakir beslenmemeliler. Dolayısıyla yiyeceklerini yağsız olanlardan ziyade az yağlı ve tam yağlı olanların bir karışımı halinde belirleyebilirler. Protein ağırlıklı beslenirken de hem beyaz, hem de kırmızı eti diyetlerine dahil etmeliler. Karbonhidrat ihtiyacını karşılamak için hem tam tahıllı alternatifler, hem de nişasta içeren sebzeler diyete dahil edilebilir. Tatlı patates, muz, yüzde100 buğday ya da kepekli ekmekler tercih edebilecekleriniz arasında yer alıyor. Metabolizma tipinizi belirleyebildiyseniz; protein, yağ ve karbonhidrat oranlarına dikkat ederek beslenin.

Metabolizma hızlandırıcı ve yavaşlatıcı besinlerden bahsettiğimiz bir başka yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Beslenme

Hayatın Ritmi 88. Bölüm – Covid-19 Savunma Planı – Egzersiz Reçetesi – Kemik Erimesi

Tarih:

on

← ÖNCEKİ BÖLÜM                                                                       SONRAKİ BÖLÜM →

Covid-19 savunma planında bu bölümde sıra egzersiz reçetesinde. Bu egzersizleri evde kolaylıkla yapabilirsiniz. Ayrıca kemik erimesi hakkında merak ettiklerinizi de bu bölümde bulacaksınız.

Covid-19 savunma planının 3. günü…

Vücudumuzu koruyacak, evde yapabileceğimiz egzersizler neler? Hangi egzersiz akciğerlerimize faydalı? Dr. Halit Yerebakan Covid-19 savunma planına uygun basit ve sağlıklı hareketleri gösteriyor.  

Herkesi ilgilendiren teşhisi zor hastalık, kemik erimesi… İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Yaşar Küçükardalı, kemik erimesinin neden olabileceği hastalıkları açıklıyor.

Menopoz ve kemik erimesi arasındaki bağlantı ne? İç Hastalıkları ve Endokrinoloji Uzmanı Prof. Dr. Hasan Aydın kemik erimesinin bilinmeyenlerini anlatıyor. 

Uzman Diyetisyen Yekbu Köseoğlu‘ndan K vitamini zengini vitaminler listesi… 

Fizyoterapi Uzmanı Canan Akar, kemik yoğunluğunu arttıran evde yapılabilecek basit egzersizleri gösteriyor.

Hepsi ve daha fazlası ‘Dr. Halit Yerebakan ile Hayatın Ritmi’nde…

Dr. Halit Yerebakan ile Hayatın Ritmi” programının tüm bölümleri ve diğer içerikleri için youtube sayfamızı da takip edebilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Bağışıklık

Bağışıklığı Korumak İçin Dengeli Beslenme Şart

Tarih:

on

Tüketilen  besinler bağışıklık sistemi üzerinde büyük bir etkiye sahip. Tek bir besin grubunun bağışıklık sistemini güçlendirmesi olası değil.

İnsan vücudu her gün milyonlarca mikroorganizmaya maruz kalır. Bu mikroorganizmaların kötü etkilerinden bağışıklık sistemimiz sayesinde korunuruz. İşlevini iyi bir şekilde yerine getiren bağışıklık sistemi, sağlığımızı sürdürmemiz açısından oldukça önemli. Peki, bağışıklık sistemimizi nasıl daha güçlü kılabiliriz?

Tükettiğimiz besinler bağışıklık sistemimiz üzerinde büyük bir etkiye sahip. Tek bir besin grubunun bağışıklık sistemimizi güçlendirmesi olası değil. Diyet, temelde tüm besin gruplarından yeterli ve dengeli bir biçimde oluşmalı. Yeterli miktarda vitamin ve mineral tüketimi, bağışıklık sistemini kuvvetlendirmenin kilit noktası dersek yanlış olmaz.

Vitaminler bağışıklığı destekliyor

Bağışıklık hücrelerinin büyümesi ve gelişmesine önemli ölçüde katkı sağlayan vitamin ve minerallerin başında, C vitamini, A vitamini, D vitamini, E vitamini, bakır, çinko, selenyum, folik asit ve demir gelir. Ayrıca kaliteli protein (amino asit glutamin dahil) bağışıklık için oldukça önemli.

Bu besinler bağışıklık sistemine; antioksidan görevi yapıp sağlıklı hücreleri koruyarak, bağışıklık hücrelerinin büyümesini ve aktivitesini destekleyip antikor üreterek yardımcı olur.

Meyve, sebze, kepekli tahıllar, baklagiller ve liften zengin diyetlerin, faydalı mikropların büyümesini ve korunmasını desteklediği biliniyor. Protein vücudun bağışıklık sisteminde iyileşme ve yenilenme açısından önemli rol oynar. Biyolojik değeri yüksek proteine, özellikle, süt, süt ürünleri, yumurta, deniz ürünleri, yağsız et, kümes hayvanları, fasulye, bezelye, soya ürünleri, tuzsuz fındık ve yağlı tohumlar gibi çeşitli protein kaynaklarına diyetimizde yer vererek bağışıklık sistemimizi destekleyebiliriz.

A vitamini

Ağız, mide, bağırsak ve solunum sistemindeki deri ve dokuları sağlıklı tutarak bağışıklık sistemini düzenlemeye ve enfeksiyonlara karşı korumaya yardımcı olur. Bu vitamini tatlı patates, havuç, brokoli, ıspanak, kırmızı dolmalık biber, kayısı, yumurta gibi gıdalardan veya “A vitamini ile zenginleştirilmiş” etiketli bazı gıdalardan sağlayarak diyetimize ekleyebiliriz.

C vitamini

Antikor oluşumunu uyararak bağışıklık sistemini destekler. Portakal, greyfurt ve mandalina gibi turunçgiller veya kırmızı dolmalık biber, papaya, çilek, kivi, domates suyu gibi yiyecekleri seçerek bu sağlıklı vitamini sıklıkla tüketerek bağışıklık sistemimizi güçlendirebiliriz. Ayrıca, işlenmiş gıdaların ağırlıklı olduğu, besin çeşitliliği bakımından sınırlı, vitamin ve mineral bakımından fakir diyetler, sağlıklı bir bağışıklık sistemini olumsuz yönde etkiler.

Bağırsak sağlığı ve bağışıklık birbiriyle derinlemesine bağlantılıdır. Fermente gıdalar ve probiyotikler, zararlı patojenlerin tanımlanmasına ve hedeflenmesine yardımcı olarak bağışıklık sistemimizi güçlendirir. Probiyotik gıdalar arasında; yoğurt, kefir, lahana turşusu, doğal olarak fermente edilmiş ürünler ve bazı peynir çeşitleri bulunur. Vücut direncini arttırmak adına diyette düzenli tüketilmeleri gerekir.

E vitamini

Antioksidan görevi yaparak bağışıklık fonksiyonunu destekler. Takviyeli tahıllar, ayçiçeği çekirdeği, badem, bitkisel yağlar (ayçiçeği veya aspir yağı gibi), fındık ve fıstık ezmesi ile diyetinize E vitamini ekleyebilirsiniz.

Çinko, bağışıklık sisteminin düzgün çalışmasına ve yaraların iyileşmesine yardımcı olur. Çinko; yağsız et, kümes hayvanları, deniz ürünleri, süt, tam tahıllı ürünler, fasulye, tohumlar ve kuruyemişlerde bulunur.

Omega-3’ün anti-inflamatuar özelliklere sahip olduğu bir süredir bilinirken, yeni araştırmalar bağışıklık sistemi hücrelerinin işleyişini etkileyerek bağışıklık sistemini daha da desteklediğini gösteriyor. Haftada 2-3 gün balık tüketerek omega-3 ihtiyacınızı karşılayabilirsiniz Ayrıca ceviz, chia tohumu, zeytinyağı, somon, keten tohumu, ve avokado gibi esansiyel yağ asitlerinden zengin sağlıklı yağlar, iltihabı azaltarak vücudunuzun patojenlere karşı bağışıklık tepkisini arttırır ve bağışıklık sistemini güçlendirir.

Yakın dönemde yapılan araştırmalar, rafine şeker ve kırmızı et bakımından zengin diyetlerin, sağlıklı bağırsak mikroorganizmalarında rahatsızlıkları teşvik edebileceğini ve bunun sonucunda bağırsakta kronik iltihaplanmaya sebep olarak bağışıklık sistemini negatif yönde etkileyeceğini gösteriyor. Son olarak rafine ve ilave şeker kullanımı, obezite, tip 2 diyabet ve kalp hastalığına önemli ölçüde katkıda bulunur. Bu kronik hastalıkların tümü bağışıklık sistemini baskılar. Şeker alımını düşürmek, iltihaplanmayı ve bu hastalıklara yakalanma riskini azaltır.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Beslenme

Şok Diyetlerin Zararlarını Biliyor musunuz?

Tarih:

on

Şok diyetlerin vücudunuza verdiği zararları duyunca çok şaşıracaksınız…

Covid-19 pandemi sürecinde uzunca bir süre fiziksel aktiviteden uzak kaldık.

Günlük rutinler değişti. Stres nedeniyle düzensizleşen yeme içme alışkanlıkları da pek çok kişide kilo alma gibi etkilere sebep oldu.

Bu durumla başa çıkmak ve eski formuna geri dönmek isteyenler kilo vermek için şok diyetlere yönelebiliyor. Ancak kilo verme sürecinde, özellikle şok diyet uygulamalarında dikkat edilmesi gereken önemli unsurlar var. Sizler için bir araya getirdik.

Sağlıkla kalın…

 

Sağlıklı yaşam konusunda bilinçlendirici içerik paylaşımı yaptığımız youtube sayfamızı görüntülemek için buraya tıklayabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar