Connect with us

Beslenme

Metabolik Sendrom Tedavisinde Greyfurt!

Tarih:

on

Greyfurt Metabolik Sendrom Tedavisinde Faydalı

Yapılan bir araştırmada; yemeklerden önce yarım taze greyfurt tüketenlerin kilo verdiği ve insülin direnci seviyelerinin düştüğü sonucuna ulaşılmış.

Metabolik sendrom, son yıllarda sıklıkla duyduğumuz bir terim. Pek çoğumuz kötü bir anlamı olduğunu hissetsek de tam olarak ne olduğunu bilmiyoruz. Metabolik sendrom tek başına bir hastalık değildir. İnsülin direnci zemininde gelişen ve diğer sistematik bozuklukların bir araya gelmesiyle oluşan ölümcül bir hastalıktır. İnsülin direnciyle başlayan abdominal obezite, glukoz intoleransı veya diabetes mellitus (DM), dislipidemi (HL), hipertansiyon (HT) ve koroner arter hastalığı (KAH) gibi sistemik bozuklukların birbirine eklendiği tehlikeli bir tablodur.

CİDDİ TEHDİT OLUŞTURUR

Tıbbi terimler kafanızı karıştırmış olabilir. Herkesin anlayabileceği ifadesiyle metabolik sendrom; artmış bel çevresi, trigliserit yüksekliği, HDL kolesterol düşüklüğü, kan basıncı yüksekliği ve açlık kan glukozu yüksekliğidir. Tanı için, bu parametrelerden en az üçünün varlığı şarttır. Bu saydığım hastalıkların bir araya gelmesi, kalp ve damar sağlığı açısından ciddi tehdit oluşturur.
Pek çok hastalığın bir araya gelmesinden oluştuğu için tam olarak sebebi tanımlanamaz. Her biri için ortak sebepler, metabolik sendrom geliştiren nedenler olarak sayılabilir. Yüksek kalorili beslenme (sağlıksız alışkanlıklar, şeker tüketimi gibi), durağan yaşam yani egzersiz yapmamak ve stres sayılabilir.

Tansiyon yüksekliği, kolesterol ve kan şekeri yüksekliği; metabolik sendromun bileşenleri arasında sayıldığından ve her birinin genetik geçişli olduğundan metabolik sendrom için genetik geçişli bir hatalıktır demek yanlış olmaz. Yaş da metabolik sendromun tetikleyicileri arasında sayılır. Hastalığı oluşturan faktörlerin bir araya gelmesi teşhis için gerekli olsa da birinin varlığı dahi şüphelenmek için yeterlidir. Bunlardan birinin varlığı halinde diğerleri için de tetkiklerin yapılması gerekir.
Metabolik sendrom bileşenleri dışındaki hastalıkların gelişme ihtimallerinde ciddi artışa sebep olur. Metabolik sendromlu kişilerde metabolik sendromu olmayanlara göre gelecekte tip 2 diyabet gelişme riski beş kat, aterosklerotik kardiyovasküler hastalık gelişime riski ise iki kat daha fazladır. Alkole bağlı olmayan karaciğer yağlanması, polikistik over sendromu, uyku apne sendromu, safra taşı, gastroözofageal reflü, depresyon ve astım da metabolik sendromla ilişkili tablolar arasında sayılmaktadır.

ŞEKER TÜKETİMİ ETKİLER

Obezite, şeker tüketimi ve stresli yaşamda meydana gelen artış, metabolik sendrom teşhisinde de artışa sebep olmuştur. Ülkemizde yapılan istatistiki araştırmalar durumun ciddiyetini gözler önüne seriyor. Metabolik Sendrom Prevalansı (METSAR) çalışmasında 20 yaş ve üzeri Türk erişkinlerin; ATP III kriterlerine göre yüzde 33.9’unun (kadınlarda yüzde 39.6, erkeklerde yüzde 28), Uluslararası Diyabet Federasyonu (IDF) kriterlerine göre yüzde 42.6’sının (kadınlarda yüzde 51.1, erkeklerde yüzde 33.9) metabolik sendromlu olduğu bildirilmiştir.

KİLO KAYBI SAĞLANMALI

Metabolik sendrom farklı hastalıkların bir araya gelmesiyle oluşan bir hastalık olduğundan tedavisinde de farklı yöntemler kullanılır. Aşırı kilo yani obezite hastalığın en temel sebeplerinden biri, hatta ilkidir. Bu sebeple hastalığın tedavisinde izlenen ilk yöntemlerden biri kilo kaybı sağlamaktır. Sağlıklı beslenme, egzersiz, alkol-sigarayı bırakma ve düzenli uyku; tedavi için tavsiye edilenler arasında yer alır.
Metabolik sendromun önlenme tedavisinde, tam tahıllılar ve lifli gıdalar bolca tüketilmelidir. Et tüketimi yağsız tercih edilmelidir. Tuz oranı muhakkak azaltılmalıdır.Keten tohumu, balık yağı ve enginar; kilo vermenize yardımcı olacağından metabolik sendrom tedavisinde tavsiye edilen yiyecekler arasında yer alır.

Yapılan araştırmalar, greyfurtun da metabolik sendrom tedavisinde faydalı olduğunu gösteriyor. Bir grup gönüllü üzerinde yapılan bir araştırma, greyfurtun metabolik sendromun iki önemli olgusunda iyileşme gösterdiği yönünde sonuçlanmış. Araştırmaya katılanlar yemeklerden önce yarım taze greyfurt tüketmişler ve bir süre sonunda kilo ve insülin direnci seviyeleri araştırmadan öncesiyle karşılaştırılmış. Sonuca göre her öğünden önce yarım taze greyfurt tüketenlerin zayıfladığı ve insülin direnci seviyesinin düştüğü gözlemlenmiş.

FELCE SEBEP OLABİLİR!

Tedavi edilmediği takdirde ölümle sonuçlanma ihtimali çok yüksektir. Kalp damar hastalıkları, kalp krizi, felç, yüksek tansiyon ve Tip 2 diyabet; metabolik sendromun tedavi edilmemesi halinde ilk yedi yılda ortaya çıkan hastalıklar arasında yer alır. Tedavisi ilaçlardansa bireysel çabaya bağlı olduğundan uzun ve sabır gerektiren bir tedavi süreci vardır desek yanılmış olmayız. Obezite son yıllarda pek çok hastalığın temel kaynağı olarak gösteriliyor. Türkiye İstatistik Kurumu’nca yapılan bir araştırmaya göre, ülkemizde obeziteye rastlanma oranı yüzde 17.2’den 19.9’a yükseldi. Vücut kitle indeksi incelendiğinde; 15 yaş ve üstü bireylerin yüzde 33.7’sinin fazla kilolu, yüzde 42.2’sinin normal kilolu, yüzde 4.2’sinin ise düşük kilolu olduğu tespit edildi. Cinsiyet ayrımında bakıldığında; kadınların yüzde 24.5’inin obez, yüzde 29.3’ünün ise fazla kilolu olduğu görüldü. Erkeklerde ise bu oranların sırasıyla, yüzde 15.3 ve yüzde 38.2 olduğu gözlendi. Fiziksel kaygılar da işin içine girdiğinde obezite ile mücadele, kimileri için kazanç kaynağı haline geliyor. Güncel diyetlerdense bir uzmana danışarak şahsınıza ait bir programı izlemeniz gerekir.

Metabolik sendrom hakkında konuştuğumuz Doktor Geldi bölümünü izlemek için buraya tıklayın.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Beslenme

Hayatın Ritmi 88. Bölüm – Covid-19 Savunma Planı – Egzersiz Reçetesi – Kemik Erimesi

Tarih:

on

← ÖNCEKİ BÖLÜM                                                                       SONRAKİ BÖLÜM →

Covid-19 savunma planında bu bölümde sıra egzersiz reçetesinde. Bu egzersizleri evde kolaylıkla yapabilirsiniz. Ayrıca kemik erimesi hakkında merak ettiklerinizi de bu bölümde bulacaksınız.

Covid-19 savunma planının 3. günü…

Vücudumuzu koruyacak, evde yapabileceğimiz egzersizler neler? Hangi egzersiz akciğerlerimize faydalı? Dr. Halit Yerebakan Covid-19 savunma planına uygun basit ve sağlıklı hareketleri gösteriyor.  

Herkesi ilgilendiren teşhisi zor hastalık, kemik erimesi… İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Yaşar Küçükardalı, kemik erimesinin neden olabileceği hastalıkları açıklıyor.

Menopoz ve kemik erimesi arasındaki bağlantı ne? İç Hastalıkları ve Endokrinoloji Uzmanı Prof. Dr. Hasan Aydın kemik erimesinin bilinmeyenlerini anlatıyor. 

Uzman Diyetisyen Yekbu Köseoğlu‘ndan K vitamini zengini vitaminler listesi… 

Fizyoterapi Uzmanı Canan Akar, kemik yoğunluğunu arttıran evde yapılabilecek basit egzersizleri gösteriyor.

Hepsi ve daha fazlası ‘Dr. Halit Yerebakan ile Hayatın Ritmi’nde…

Dr. Halit Yerebakan ile Hayatın Ritmi” programının tüm bölümleri ve diğer içerikleri için youtube sayfamızı da takip edebilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Bağışıklık

Bağışıklığı Korumak İçin Dengeli Beslenme Şart

Tarih:

on

Tüketilen  besinler bağışıklık sistemi üzerinde büyük bir etkiye sahip. Tek bir besin grubunun bağışıklık sistemini güçlendirmesi olası değil.

İnsan vücudu her gün milyonlarca mikroorganizmaya maruz kalır. Bu mikroorganizmaların kötü etkilerinden bağışıklık sistemimiz sayesinde korunuruz. İşlevini iyi bir şekilde yerine getiren bağışıklık sistemi, sağlığımızı sürdürmemiz açısından oldukça önemli. Peki, bağışıklık sistemimizi nasıl daha güçlü kılabiliriz?

Tükettiğimiz besinler bağışıklık sistemimiz üzerinde büyük bir etkiye sahip. Tek bir besin grubunun bağışıklık sistemimizi güçlendirmesi olası değil. Diyet, temelde tüm besin gruplarından yeterli ve dengeli bir biçimde oluşmalı. Yeterli miktarda vitamin ve mineral tüketimi, bağışıklık sistemini kuvvetlendirmenin kilit noktası dersek yanlış olmaz.

Vitaminler bağışıklığı destekliyor

Bağışıklık hücrelerinin büyümesi ve gelişmesine önemli ölçüde katkı sağlayan vitamin ve minerallerin başında, C vitamini, A vitamini, D vitamini, E vitamini, bakır, çinko, selenyum, folik asit ve demir gelir. Ayrıca kaliteli protein (amino asit glutamin dahil) bağışıklık için oldukça önemli.

Bu besinler bağışıklık sistemine; antioksidan görevi yapıp sağlıklı hücreleri koruyarak, bağışıklık hücrelerinin büyümesini ve aktivitesini destekleyip antikor üreterek yardımcı olur.

Meyve, sebze, kepekli tahıllar, baklagiller ve liften zengin diyetlerin, faydalı mikropların büyümesini ve korunmasını desteklediği biliniyor. Protein vücudun bağışıklık sisteminde iyileşme ve yenilenme açısından önemli rol oynar. Biyolojik değeri yüksek proteine, özellikle, süt, süt ürünleri, yumurta, deniz ürünleri, yağsız et, kümes hayvanları, fasulye, bezelye, soya ürünleri, tuzsuz fındık ve yağlı tohumlar gibi çeşitli protein kaynaklarına diyetimizde yer vererek bağışıklık sistemimizi destekleyebiliriz.

A vitamini

Ağız, mide, bağırsak ve solunum sistemindeki deri ve dokuları sağlıklı tutarak bağışıklık sistemini düzenlemeye ve enfeksiyonlara karşı korumaya yardımcı olur. Bu vitamini tatlı patates, havuç, brokoli, ıspanak, kırmızı dolmalık biber, kayısı, yumurta gibi gıdalardan veya “A vitamini ile zenginleştirilmiş” etiketli bazı gıdalardan sağlayarak diyetimize ekleyebiliriz.

C vitamini

Antikor oluşumunu uyararak bağışıklık sistemini destekler. Portakal, greyfurt ve mandalina gibi turunçgiller veya kırmızı dolmalık biber, papaya, çilek, kivi, domates suyu gibi yiyecekleri seçerek bu sağlıklı vitamini sıklıkla tüketerek bağışıklık sistemimizi güçlendirebiliriz. Ayrıca, işlenmiş gıdaların ağırlıklı olduğu, besin çeşitliliği bakımından sınırlı, vitamin ve mineral bakımından fakir diyetler, sağlıklı bir bağışıklık sistemini olumsuz yönde etkiler.

Bağırsak sağlığı ve bağışıklık birbiriyle derinlemesine bağlantılıdır. Fermente gıdalar ve probiyotikler, zararlı patojenlerin tanımlanmasına ve hedeflenmesine yardımcı olarak bağışıklık sistemimizi güçlendirir. Probiyotik gıdalar arasında; yoğurt, kefir, lahana turşusu, doğal olarak fermente edilmiş ürünler ve bazı peynir çeşitleri bulunur. Vücut direncini arttırmak adına diyette düzenli tüketilmeleri gerekir.

E vitamini

Antioksidan görevi yaparak bağışıklık fonksiyonunu destekler. Takviyeli tahıllar, ayçiçeği çekirdeği, badem, bitkisel yağlar (ayçiçeği veya aspir yağı gibi), fındık ve fıstık ezmesi ile diyetinize E vitamini ekleyebilirsiniz.

Çinko, bağışıklık sisteminin düzgün çalışmasına ve yaraların iyileşmesine yardımcı olur. Çinko; yağsız et, kümes hayvanları, deniz ürünleri, süt, tam tahıllı ürünler, fasulye, tohumlar ve kuruyemişlerde bulunur.

Omega-3’ün anti-inflamatuar özelliklere sahip olduğu bir süredir bilinirken, yeni araştırmalar bağışıklık sistemi hücrelerinin işleyişini etkileyerek bağışıklık sistemini daha da desteklediğini gösteriyor. Haftada 2-3 gün balık tüketerek omega-3 ihtiyacınızı karşılayabilirsiniz Ayrıca ceviz, chia tohumu, zeytinyağı, somon, keten tohumu, ve avokado gibi esansiyel yağ asitlerinden zengin sağlıklı yağlar, iltihabı azaltarak vücudunuzun patojenlere karşı bağışıklık tepkisini arttırır ve bağışıklık sistemini güçlendirir.

Yakın dönemde yapılan araştırmalar, rafine şeker ve kırmızı et bakımından zengin diyetlerin, sağlıklı bağırsak mikroorganizmalarında rahatsızlıkları teşvik edebileceğini ve bunun sonucunda bağırsakta kronik iltihaplanmaya sebep olarak bağışıklık sistemini negatif yönde etkileyeceğini gösteriyor. Son olarak rafine ve ilave şeker kullanımı, obezite, tip 2 diyabet ve kalp hastalığına önemli ölçüde katkıda bulunur. Bu kronik hastalıkların tümü bağışıklık sistemini baskılar. Şeker alımını düşürmek, iltihaplanmayı ve bu hastalıklara yakalanma riskini azaltır.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Beslenme

Şok Diyetlerin Zararlarını Biliyor musunuz?

Tarih:

on

Şok diyetlerin vücudunuza verdiği zararları duyunca çok şaşıracaksınız…

Covid-19 pandemi sürecinde uzunca bir süre fiziksel aktiviteden uzak kaldık.

Günlük rutinler değişti. Stres nedeniyle düzensizleşen yeme içme alışkanlıkları da pek çok kişide kilo alma gibi etkilere sebep oldu.

Bu durumla başa çıkmak ve eski formuna geri dönmek isteyenler kilo vermek için şok diyetlere yönelebiliyor. Ancak kilo verme sürecinde, özellikle şok diyet uygulamalarında dikkat edilmesi gereken önemli unsurlar var. Sizler için bir araya getirdik.

Sağlıkla kalın…

 

Sağlıklı yaşam konusunda bilinçlendirici içerik paylaşımı yaptığımız youtube sayfamızı görüntülemek için buraya tıklayabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar