Connect with us

Kalp Sağlığı

Meme Kanseriyle ilgili Doğru Bilinen Yanlışlar

Tarih:

on

Meme Kanseriyle ilgili Doğru Bilinen Yanlışlar

Prof. Dr. Özcan Gökçe, başta tarama yöntemleri olmak üzere meme kanseriyle ilgili doğru bilinen yanlışlar hakkında bilgi verdi…

İstatistikler, her 8 kadından birinin meme kanseriyle karşı karşıya kaldığını gösteriyor. Hastalık bu denli yaygın olmakla birlikte iyi haber, erken evrelerde yakalanan meme kanserinde yüzde 90’ın üzerinde tam kür sağlanabiliyor. Semptomlar ortaya çıktıktan sonra tanı konulan meme kanseri genellikle daha ileri evrelerde oluyor ve vücudun diğer bölgelerine yayılma ihtimali artıyor. Başarılı tedavinin anahtarı ise erken tanı ve taramadan geçiyor. Ancak ne yazık ki,  mamografi, ultrason gibi görüntüleme imkanları bu denli gelişmiş olmasına rağmen, bilgi eksikliği hala erken tanının önündeki en büyük engel…

Yeditepe Üniversitesi Kozyatağı Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Özcan Gökçe, genel kabul görmemiş bilgiler nedeniyle ülkemizde meme kanseri tarama yöntemlerinden yeterince yararlanılamadığını söylüyor. Tarama mamografisi yapılan kadınlarda meme kanserine bağlı ölümlerin mamografik tarama yapılmayan kadınlara göre yüzde 40 oranında azaldığını biliyoruz. Tarama mamografisinin kullanılmaması, kadınlarda ölüm ya da yaşam süresinin azalması gibi temel sonuçlara yol açmasının yanında meme kaybını önleyebilen cerrahi seçenekleri de azaltabiliyor.

Prof. Dr. Özcan Gökçe, başta tarama yöntemleri olmak üzere meme kanserindeki yanlış bilgileri doğrularıyla güncelliyor…

Yanlış:

“Elle muayenede mememde yumru hissettim, ama mamografi sonuçlarım negatif. Endişelenmeme gerek yok…”

Doğrusu: Meme kanserinin erken tanısında, meme muayenesi mamografi ve ultrason gibi tüm tanı yöntemlerinin her birinin ayrı bir önemi bulunuyor. Bununla birlikte, meme kanserinin belli bir yüzdesi mamografi ile tespit edilemeyebiliyor. Bu nedenle memede fark edilecek küçük bir değişimin bile dikkate alınıp “meme cerrahı tarafından” ayrıntılı olarak değerlendirilmesi ve gerekli olması durumunda diğer meme görüntüleme yöntemleri ile de hastanın kontrol edilmesi önem taşıyor.

Yanlış:

Meme kanseriyle ilgili belirti yoksa mamografi yaptırmaya gerek yoktur.

Doğrusu: Birçok kanser türünde olduğu gibi meme kanseri de erken evrede genellikle hiç belirti vermiyor. Kanser kişi tarafından fark edilebilir sinyallerini vermeye başladığında ise ilerlemiş olabiliyor. Bu nedenle kadınların düzenli meme muayenesi olması ve periyodik mamografik inceleme yaptırması hayati önem taşıyor.

Yanlış:

Mamografi kansere neden olur.

Doğrusu: Meme kanserinin erken tanısında yararlanılan mamografi 1960’lı yıllardan bu yana kullanıyor. Prof. Dr. Özcan Gökçe, bu süre zarfında yüzbinlerce kadının mamografi çektirdiğini ve bu veriler ışığında mamografinin kansere yol açtığına dair doğrudan bir kanıt bulunmadığını söylüyor. “Aslında burada tartışılan mamografinin radyasyona bağlı olası kanser yapma riskidir. İstatistiki yöntemlerle hesaplanan bu olasılık riski bir kadının doğal olarak meme kanserine yakalanma olasılığından 100 kat daha düşüktür” diyor.

Yanlış:

Mamografi ağrılı bir yöntemdir.

Doğrusu: Mamografi incelemesi sırasında daha az radyasyon vererek daha kaliteli görüntüleme elde etmek amacı ile meme iki plaka arasında bir miktar sıkıştırılarak çekim yapılıyor. Ağrı eşiği bireysel farklılık gösterdiği için doğrudan değerlendirilmesi mümkün olmuyor. Bu nedenle bazı kadınlar, çekim sırasında rahatsızlık ifade edebiliyor. Yeni jenerasyon dijital mamografiler ve tomosentezli cihazlarda sıkıştırma basıncının daha az olduğu belirtiliyor. Üstelik İlk kez mamografi çektiren kadınların çoğu, işlem sırasında ağrı hissetmediğini ve çevreden duyduklarının çok abartılı olduğunu ifade ediyor. Mamografik çekim sırasında ağrıyı etkileyen başlıca sebeplerinden birisinin de, çekimi yapan teknisyenin tecrübesi olduğu belirtiliyor.

Yanlış:

Memesi küçük kadınların, meme kanserine yakalanma olasılığı daha azdır.

Doğrusu: Kanser gelişiminde meme boyutunun herhangi bir etkisi bulunmuyor. Kanser gelişiminde meme içinde bulunan süt bezlerinin ve kanallarının miktarı boyuttan daha etkili bir faktör olarak gösteriliyor. Özetle memenin boyutundan çok içerdiği süt kanalı ve bezi miktarı önem taşıyor. Mamografi ile süt bezi miktarı fazla olan kadınlar da belirlenebiliyor. Ayrıca mamografi cihazının normal meme dokularını birbirinden ayırma ve miktarını belirleme yeteneği sayesinde, her kadının meme yapısının özelliğine göre hangi görüntüleme yönteminin etkili olabileceği öngörülebiliyor.

Yanlış:

Meme kanseri, ailesinde olanlarda daha sık görülür.

Doğrusu: Ailede ve özellikle birinci derecede yakınlarında meme kanseri olanların genel popülasyona göre riski yükseliyor. Ancak risk kesinlikle kanser gelişeceği anlamına gelmiyor. Zira meme kanseri tanısı alan kadınların yaklaşık yüzde 80’inde aile öyküsü bulunmuyor.

Yanlış:

Memede yumru ya da şişlik varsa kanser gelişir.

Doğrusu: Hastanın kendi eli ile fark ettiği ya da klinik muayene sonrasında tespit edilecek yumrularda iyi huylu-kötü huylu ayrımının yapılması önem kazanıyor. Bu yumruların yaklaşık yüzde 80’i iyi huylu değişiklikler oluyor ve kist ya da farklı meme hastalıklarından kaynaklanıyor. Bu yumruların kanserli olup olmadığını belirlemek için hekim tarafından mamografi, ultrason ya da biyopsi gibi tanı yöntemlerinin kullanılması gerekli olabiliyor.

Yanlış:

“Meme kanserine yakalanmak için çok gencim”

Doğrusu: Yaş, meme kanseri için önemli bir risk faktörünü oluşturuyor ve özellikle menopoz sonrasında artış görülüyor. Buna karşın daha seyrek olsa da gençlerde de meme kanserine rastlanabiliyor. “İstatistiklere göre, meme kanseri olan kadınların yaklaşık yüzde 25’inin 50 yaşından küçük olduğunu söyleyen Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Özcan Gökçe, şu bilgileri veriyor:

“Yüksek risk grubundaki kadınlar hariç, genç yaştaki kadınlarda (40 yaş altı) her yıl mamografiyle görüntüleme ile tarama yapılmasına gerek yoktur. Yılık muayene ve ultrasonografi  tetkiki genellikle yeterli olur. Meme cerrahı tarafından yapılan klinik muayene sonrasında gerekli görülür ise, diğer görüntüleme yöntemleri ile de değerlendirme yapılabilir.”

Yanlış:

Meme kanseri mutlaka memedeki kitlelerle belirti verir.

Doğrusu: Birçok iyi huylu meme hastalığında olduğu gibi memede kitle kanserin de belirtisi olabiliyor. Ancak meme kanseri her zaman memede ele gelen kitle olarak belirti vermiyor. Meme başında çekilme, meme başından akıntı, deride kızarıklık, kalınlaşma gibi diğer belirtilere karşı da uyanık olmak gerekiyor. Bu belirtiler ortaya çıkmadan çok önce memede kanserli hücrelerin çoğalmaya başlayıp memede zaman içinde yaygınlaştığının ve meme dışına da yayıldığının unutulmaması önem taşıyor. Görüntüleme yöntemleri sayesinde bu belirtiler ortaya çıkmadan çok önce kanser tespit edilebiliyor.

Meme kanseriyle ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

 

Okumaya Devam Et
1 Comment

CEVAP BIRAKIN

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

COVID-19

Göğüs Ağrısı Coronavirüs ile Enfekte Olduğunuzun İşareti Olabilir

Tarih:

on

Covid-19 hastalığı geçirenlerin birçoğu hastalık sırasında hatta iyileştikten sonra göğüs ağrısı şikâyeti yaşıyor. Göğüs ağrısı virüsün resmi belirtileri listesinde yer almasa da bu Covid-19 belirtisi olmayacağı anlamına gelmiyor. Tam aksine yeni bir coronavirüs enfeksiyonunun potansiyel bir işareti olarak göz ardı edilmemesi gerektiği anlamına geliyor.

Yeni coronavirüs salgını nedeniyle hiç olmadığı kadar çok kendimizi dinlemeye başladık. Bedenimizdeki en ufak bir ağrıda, hissettiğimiz en küçük değişiklikte şüpheye düşer olduk. Çoğu zaman boşuna evhamlanıyor olsak da görmezden gelinmemesi gereken bazı belirtilere de dikkat edilmesi gerekiyor.

Covid-19’un neden olduğu en yaygın belirtileri artık hepimiz biliyoruz. Ancak bu virüs herkeste farklı bir belirti ortaya çıkarabiliyor. Kişinin sağlık durumu, maruz kaldığı virüs yükü gibi etkenler bu değişikliklere neden olabiliyor. Bu sebeple listelenen belirtiler ortalamada en çok görülenler oluyor.

Covid-19 kaynaklı durumlar göğüs ağrısı nedeni olabilir

Covid-19’a maruz kalan herkes farklı bir belirti bildirebiliyor. Göğüs ağrısı da bu belirtilerden biri. Hastalığın resmi belirtileri listesinde yer almasa da bu Covid-19 belirtisi olmayacağı anlamına gelmiyor. Tam aksine, bu yeni bir coronavirüs enfeksiyonunun potansiyel bir işareti olarak göz ardı edilmemesi gerektiği anlamına gelir.

Covid-19 hastalığı geçirenlerin birçoğu hastalık sırasında hatta iyileştikten sonra göğüs ağrısı şikâyeti yaşıyor. Covid-19’un olası bir belirtisi veya yan etkisi olarak göğüs ağrısı hakkında bilmeniz gerekenler var.

Dünya Sağlık Örgütü göğüs ağrısını, nefes almada güçlük, nefes darlığı, göğüs basıncı, konuşma ve hareket kaybıyla birlikte virüsün ciddi semptomları arasında listeliyor. Şiddetli öksürük nedeniyle kaslar yırtılabilir ya da kaburgalar kırılabilir. Bu da göğüs ağrısına neden olur. Akciğerlerin iltihaplanması ya da bir kan pıhtısının kan dolaşımı yoluyla akciğerlere gitmesi (Akciğer embolisi) de göğüs ağrısına neden olabilir. Araştırmalara göre Covid-19 hastaları, akciğerlere kan akışını kısıtlayan ve hatta ölüme yol açabilen akciğer embolisine karşı yüksek risk altında.

Göğüs ağrısını görmezden gelmeyin

Covid-19 ile bağlantılı göğüs ağrıları, kaynağına göre farklılık gösterebilir. Çok keskin hissedilen ağrıların ve temasa karşı hassaslaşan göğüs bölgesinin nedeni kaburga kırığı olabilir. Bu durum göğüste genel bir ağrı gibi hissedilir.

Hareketle kötüleşen keskin ağrılar, kas gerginliği nedeniyle ortaya çıkar. Yalnızca derin nefes alındığında göğüs ağrısı hissediliyorsa bunun nedeni de akciğer iltihaplanması yani zatürre olabilir.

Elbette her göğüs ağrısı coronavirüs ile enfekte olduğunuz anlamına gelmez. Anksiyete, kas gerilmesi, iskelet sistemi veya yemek borusu sorunları, akciğer ve kalp rahatsızlıkları gibi birçok hastalık göğüs ağrısına neden olabilir. Ayrıca tek başına görülen göğüs ağrısının Covid-19 belirtisi olması pek muhtemel değil. Enfekte kişilerde göğüs ağrısının yanında öksürük, ateş gibi diğer belirtiler de ortaya çıkar.

Ateş, koku kaybı ve öksürük gibi belirtilerle birlikte görülen hafif bir göğüs ağrısı büyük olasılıkla Covid-19 olduğunuzun işareti. Ancak başka belirtiler olmadan yaşanan göğüs ağrısının arkasında muhtemelen başka bir hastalık var. Örneğin kalp hastalığı riskiniz varsa ve göğüs ağrısı yaşıyorsanız, kalp krizi geçiriyor olabilirsiniz. Herhangi bir şekilde kalp hastalıklarına karşı risk grubunda olmasanız da ani göğüs ağrısı kesinlikle göz ardı edilmemesi gereken bir şey. Mutlaka sebebi araştırılmalı.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

COVID-19

Covid-19’un Neden Olduğu Kalp Problemleri Sporcuları Tehdit Ediyor

Tarih:

on

Covid-19 ile enfekte olan bazı kişilerde hiçbir belirti görülmüyor, bazılarında ise hafif ve orta şiddetli belirtiler ortaya çıkıyor. Ancak bu virüsün vücuda zarar vermediği anlamına gelmiyor. Miyokardit, yani kalp duvarının orta tabakasının iltihaplaması riski enfekte olan kişilerde görülebiliyor ve bu kalbi zayıflatarak kalp yetmezliğine, anormal kalp atışına ve hatta ani ölüme neden olabiliyor.

Covid-19 ile enfekte iken spor yapmanın hastalığı kötüleştirebileceğine dair bazı kanıtların ortaya çıktığını daha önce yazmıştım. Bu yazımda da tam olarak nasıl sonuçlar ortaya çıkabileceğini anlatmaya çalışacağım. Sanırım ilk kez spor yapmanın zararları olarak bir konu ele alıyorum. Tabi ki bu sadece Covid-19 için geçerli.

Sağlıklı, güçlü ve formda olmak, akut solunum sıkıntısı sendromu gibi ciddi Covid-19 semptomlarından korunmak için spor büyük öneme sahip ancak hastalığın daha sinsi etkilerine karşı spor yapmanın pek de yardımcı olmayacağını görüyoruz.

Covid-19’dan iyileşenlerde kalp sorunları ortaya çıkabiliyor

Covid-19 ile enfekte olan bazı kişilerde hiçbir belirti görülmüyor, bazılarında ise hafif ve orta şiddetli belirtiler ortaya çıkıyor. Ancak bu virüsün vücuda zarar vermediği anlamına gelmiyor. Miyokardit, yani kalp duvarının orta tabakasının iltihaplaması riski enfekte olan kişilerde görülebilen bir durum ve bu risk hastalığı hafif olanlar hatta enfekte olduğunu bilmeyen asemptomatikler için de geçerli. Miyokardit, kalbi zayıflatarak kalp yetmezliğine, anormal kalp atışına ve hatta ani ölüme neden olabiliyor.

Jama Cardiology dergisinde yayımlanan bir çalışma virüsün kalp üzerindeki etkilerini ortaya koydu. Araştırmacılar Covid-19’dan iyileşen 100 yetişkin üzerinde kardiyak MR görüntülemesi yaptı. Araştırmaya katılanların yaklaşık yarısı hastalıkları sırasında hafif ila orta dereceli belirtilere sahipti. Yüzde 18’i ise hiç belirti göstermedi. Katılımcıların yüzde 67’si Covid-19’u evde atlatırken, yüzde 33’ünün ise hastaneye yatması gerekti.

MR görüntülemesi, katılımcıların pozitif tanı almalarından iki ila üç ay sonra yapıldı. Hastalıkları sırasında yeni coronavirüs ile ilgili kalp sorunları yaşamayan katılımcıların yüzde 78’inin kalplerinde yapısal değişiklikler ve yüzde 60’ında miyokardit görüldü. Yüzde 71’inde ise yüksek hassasiyetli tropinin T (genellikle kalp krizi ve çeşitli sağlık sorunları nedeniyle kan dolaşımına salınan protein) bulundu.

Miyokardit daha çok sporcuları tehdit ediyor

Uzmanlara göre, özellikle sporcular miyokardit için risk altında olabilir. Çünkü virüs vücutta aktif haldeyken yoğun aktivite virüsün daha hızlı çoğalmasına neden olabiliyor. Hiçbir belirti olmasa da bu durum geçerli.

Egzersiz sırasında kalp debisi artar. Eğer vücutta virüs varsa bu teoride kalp kasında viral replikasyonu, yani virüsün burada çoğalmasını arttırabilir. Burada oluşan yüksek virüs yükü miyokardit, aritmi ve kalp yetmezliği gibi kardiyak hasar riskini arttırabilecek sonuçlara neden olabilir.

Kendinizde olası bir Covid-19 belirtisi görürseniz hemen sporu bırakın ve vakit kaybetmeden doktora başvurun. Zira oldukça sağlıklı kişilerde bile ölümcül sonuçlar ortaya çıkabiliyor.

New York’ta 30’lu yaşların başındaki bir kadın atlet bu duruma örnek. Yorgunluk ve halsizlik şikâyetiyle hastaneye başvurdu ve Covid-19 tanısı aldı. Genç kadın kendini daha iyi hissetmek için koşuya çıktı ve kalp krizinden öldü. Sağlıklıydı ve bilinen bir kalp hastalığı geçmişi yoktu.

Aktif kişilerde kan pıhtılaşması daha sık görülebiliyor

Miyokardit kadar korkutucu bir diğer tehlike, derin ven trombozu gibi kanın pıhtılaşması durumu. Uzun bir araba yolculuğu gibi hareketsiz uzun süre oturulduğunda, düşük kalp hızı nedeniyle kan üst bacaklarda (baldırlarda) birikebilir. Bu da derin ven trombozuna neden olabilir.

Aşırı egzersiz iltihabı arttırır ve başka risk faktörleri olmasa da pıhtılaşmayı etkiler. Bu nedenle maraton gibi yoğun fiziksel aktivite gerektiren yarışlara katılanlarda, sonrasında birkaç saat araba yolculuğu yaptığında daha yüksek oranda kan pıhtılaşması görülebiliyor. Susuzluk ve yaralanmalar da kan pıhtılaşması riskini arttırır.

Özellikle aktif olarak yoğun spor yapanlar Covid-19 ile ilgili olabilecek hiçbir belirtiyi görmezden gelmemeli. Baldır ağrısı, şişlik veya bu bölgedeki hassasiyet tehlike habercisi olabilir.

Coronavirüs ile enfekteyseniz düşük tempolu kolay yürüme gibi bir egzersiz ile veya uzun süre hareketsiz oturmaktan kaçınarak pıhtılaşmaya karşı önlem alabilirsiniz. Öte yandan pozitif tanı aldıysanız, belirtileriniz varsa geçtikten sonra, belirtileriniz yoksa teşhis konduktan sonra en az iki hafta yoğun egzersiz ve spor yapmayın.

Kişiler Covid-19’a karşı iki aşamalı bir tepkiye sahip olabiliyor. Semptomlar geliştikten birkaç gün sonra azalabiliyor ve kişi iyileştiğini düşünebiliyor. Ancak sonrasında semptomlar yeniden ortaya çıkabiliyor ve durumu kötüleştiren de bu ikinci atak. Spora en az iki hafta ara vermek de zaten kötü olan durumu daha da kötüleştirmemek adına önemli. Spora devam etmek için kalbinizin virüsten etkilenip etkilenmediğini kontrol ettirmenizde fayda var.

Covid-19’u atlattıktan sonra güvenle spora devam etmek için;

-Spora adım adım, aşamalı olarak dönüş yapın

-İlk üç ila altı ayı doktor kontrolünde geçirin

-Aktivitelerinizi doktorunuza danışarak düzenleyin

-Spora geri döndüğünüzde ilk hafta normalin yarısı kadar spor yapın

-İlerleyen haftalarda her şey yolunda giderse yoğunluğu kademeli olarak arttırın

-Virüse karşı güvenlik önerilerine uymaya devam edin.

 

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Featured

Coronavirüs Kalpte Hasar Bırakabiliyor!

Tarih:

on

Covid-19’u hafif ya da asemptomatik olarak geçirenlerde herhangi bir kalıcı hasar olabileceği bilinmiyordu. Ancak Covid-19 atlatan kişiler düzensiz kalp ritminden şikayetçi.

Coronavirüsü neden olduğu solum yolu problemleriyle tanıdık. Zamanla solunum yolu problemleri dışında vücuda farklı etkileri olduğu da ortaya çıktı. Bazı hastalarda farklı organlar coronavirüs nedeniyle zarar gördü.

Covid-19’un ağır seyrettiği hastalarda bazı kalıcı akciğer problemlerinin olabildiği çeşitli araştırmalarca ortaya konmuştu. Ancak hastalığı hafif ya da asemptomatik olarak geçirenlerde herhangi bir kalıcı hasar olabileceği kimsenin aklına gelmezdi. Evet, Covid-19 hafif ya da asemptomatik atlatılmış olsa bile kalıcı kalp problemlerine neden olabiliyor.

Covid-19 geride düzensiz kalp ritmi bırakıyor

Coronavirüsün kısa vadede insanlar üzerinde ne gibi etkiler bırakabileceği yavaş yavaş ortaya çıkmaya başladı. Amerika’da bir kişi sosyal medya üzerinden, birkaç ay önce Covid-19’u hafif belirtilerle atlattığını ve iyileştiğini, ancak bazı kalp problemleri yaşamaya devam ettiğini açıkladı.

Anthony adındaki adam kalp atışının dakikada 100’den fazla olmasından ve bazen gecenin bir yarısı 110 ya da 120’ye kadar çıkmasından mustarip. Üstelik adamın 19 yaşındaki kızı da aynı durumda. Covid-19’u asemptomatik olarak geçiren genç kızın hastalığı devam ederken ortalama 73 olan kalp atış hızı, iyileştikten sonra basit hareketlerin ardından bile 146’ya kadar çıkabiliyor. Baba – kız, sebepsiz yükselen kalp atış hızı dışında nefes almada güçlük ya da yüksek ateş gibi problemler yaşamıyor.

Kalp hastalığı olanlarda ölüm oranı daha yüksek

Yeni coronavirüs hakkındaki bilinmezler bilim insanlarınca çözülüyor. JAMA Cardiology Dergisi’nde yayımlanan bir çalışma, Covid-19 hastalarında altta yatan kardiyovasküler hastalıkların ölümcül sonuçlar üzerindeki etkisini inceledi. Hastalığın ilk görüldüğü Çin’in Wuhan şehrinde 187 vakanın incelenmesi sonucunda hastaların yaklaşık yüzde 28’inde kalp problemleri görüldü.

Yaş ortalamaları 58 olan hastaların 66’sında hipertansiyon dahil altta yatan kardiyovasküler hastalıklar görüldü. 52 kişide ise kalp kası hasarı doğrulandı. Bu çalışmaya göre altta yatan herhangi bir kalp problemi ile Covid-19’un ölümcül sonuçları arasında önemli bir ilişki var:

Altta yatan kardiyovasküler problemi ve kalp kası hasarı olmayanların yüzde 8’i,

Kardiyovasküler problemi olan ancak kalp kası hasarı olmayanların yüzde 13’ü,

Kardiyovasküler problemi olmayan ancak kalp kası hasarı olanların yüzde 38’i,

Hem kardiyovasküler problemi hem de kalp kası hasarı olanların ise yüzde 69’u hayatını kaybediyor. Ayrıca hastaneye yatış sırasında kalp kası hasarı bulunan hastalarda daha sık ritim bozuklukları görüldü ve bu hastaların yaklaşık yüzde 60’ı ventilatör cihazına bağlandı. Diğer hastalarda ise bu oranın yüzde 10 olduğu görüldü.

Amerikan Acil Tıp Dergisi’nde yayımlanan başka bir araştırmada ise, coronavirüsün kalp kası iltihabı, kalp yetmezliği, kalp krizi ve anormal kalp ritmi gibi kardiyovasküler komplikasyonlara neden olabileceği konusunda doktorların dikkatli olmaları gerektiği sonucuna varıldı.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar

web partner | Web Tasarım