Connect with us

Beslenme

Kış Aylarında Beslenme

Tarih:

on

Kestane, lif bakımından zengindir ve kolesterol seviyesini düşürmeye yardımcı olur. Faydalarını maksimum düzeye çıkarmak için kış aylarında günde yaklaşık 85 gram kestane tüketmelisiniz

Birçok şeyi faydasını bilmeden yiyor, birçoğundan da faydasını bilmediğimizden sırf damak tadımıza hitap etmediği için uzak duruyoruz. Bağışıklık sistemimizin kuvvetli olması gereken kış aylarında en doğal kuvvetlendirici kaynağın gıda maddeleri olduğunu yeniden hatırlamak gerekir. Bu yazımızda kış aylarında beslenme hakkında konuşacağız.

DOMATES

Yemeklerden sonra yenen bir adet domates, kandaki glikoz seviyesinin düzenlenmesinde sisteme destek verir. Domatesin faydalarını araştıran bilim adamları, kan damarlarını genişletme etkisi sebebiyle yüksek tansiyonun kontrolünde son derece faydalı olduğunu gösterdiler. Yapılan benzer araştırmaların sonuçlarına göre domates, beyin dokusunun korunmasında da ciddi destek sağlıyor. Kırmızı meyvelerin birçoğunda likopen bulunur. Ancak neredeyse hiç birinde günlük ihtiyacınızın yaklaşık yüzde 80’ini karşılayacak oranda likopene rastlayamazsınız; domates hariç.
Likopenin, anti-oksidan özelliği en kuvvetli karotenoid olduğu düşünülüyor. Anti-oksidan maddeler, hücre zarını kuvvetlendirirken, korunması için gerekli kalınlığa ve esnekliğe ulaşmasına da yardımcı olur. Hücre zarını kuvvetlendirmek, geç yaşlanmaya sebep olurken hücrelerimizi zararlı toksinlerden de korur. Ayıca likopen, damarlarda plak oluşumuna sebep olan LDL (kötü kolesterol) oksidasyonunu (serbest radikallerle başlatılan zincirleme bir reaksiyon) durdurma yeteneğine de sahip.

HURMA

Hurma; lif, yağ ve proteini bir arada bulunduran nadir meyvelerden biridir. Hurmada sodyum, potasyum, kalsiyum, magnezyum, demir, kükürt, fosfor ve klor bulunur. Hurma ayrıca A vitamini, beta-karoten, B1, B2, B3 ve B6 vitaminlerini de içerir.
Hurmanın, kalp ve damar hastalıklarından korunmada etkili rol oynadığı, kansere karşı koruyucu olduğu, boğaz ağrısını kestiği, bronşit, öksürük ve soğuk algınlığı şikayetlerini giderdiği de bilinmektedir. İçerdiği vitamin ve mineraller sayesinde hamilelik döneminin de vazgeçilmezleri arasında yer alır. Yedinci aydan önce her gün bir adet hurma yemek bebek gelişimi için oldukça önemlidir. Ancak yedinci aydan sonra doğuma hazırladığı için kesilmesi gerekir. Tabii bu durum için takip eden doktorunuzun tavsiyesi oldukça önemlidir.

KESTANE

Özellikle kış aylarının vazgeçilmez atıştırmalığı olan kestane, 28 gramında 70’den biraz daha düşük kalori içeren ve düşük yağ oranına sahip (yalnızca 1 gram) tek kuruyemiştir. Narenciye grubunda rastlamaya alışık olduğumuz C vitamini, kestanede de bulunur. Bu özelliğiyle dahil olduğu besin grubunda tektir. Kestane aynı zamanda kandaki kolesterol seviyesini düşürmeye yardımcı diyet lif bakımından zengindir. Faydalarını maksimum düzeye çıkarmak için günde yaklaşık 85 gram kestane tüketmelisiniz.

BRÜKSEL LAHANASI

C vitamini, K vitamini, folat, betakaroten, B6, B1 vitamini ve diyet lifinden oldukça zengindir. Kış aylarında en çok ihtiyaç duyduğumuz vitaminlerin başında gelen C vitamini, Brüksel lahanasında yeter miktarda bulunur. Yapılan araştırmalara göre, 160 gr Brüksel lahanasında günlük C vitamini ihtiyacınızın tamamı bulunur.

KARNABAHAR

C vitamininin çok iyi bir kaynağı olan karnabahar; aynı zamanda folat, B5, B6 vitamini, potasyum, manganez ve omega-3 yağ asidi için de iyi bir kaynaktır. İçeriğindeki bitkisel mikro besin öğeleri sebebiyle kansere karşı koruyucu etki göstermektedir. Prostat, kolorektal ve akciğer kanseri risklerini azaltmaktadır.

BAL KABAĞI

A, C, E, B ve K vitaminleri, lif, demir ve manganez yönünden oldukça zengin olan bal kabağı, ülkemizde şekere adeta bulanarak son derece sağlıksız bir şekilde tüketiliyor. Yapılan araştırmalar, yarım su bardağı balkabağında günlük beta-karoten ihtiyacının tamamının bulunduğunu gösteriyor.

ZENCEFİL

Zencefil, son yıllarda araştırmalara konu olan hem eski, hem de yeni bir gıda maddesi. Hafif acı tadı ve yemeklerde kolaylıkla kullanılamaması sebebiyle bundan birkaç yıl öncesine kadar az sayıda kişi tarafından tanınıyor ve kullanılıyordu. Her geçen gün yeni bir etkisi ispatlanan zencefilin en bilinen faydaları; organlarda oluşan toksin birikimini yıkması ve lenf sistemini temizlemesidir. Zencefilin bağışıklık sistemi üzerindeki etkilerini araştıran bilim adamları, tüm beden ve sistem için adeta bir bomba etkisinde olduğunu söylüyorlar!

YABAN MERSİNİ

Yaban mersini, bundan sadece birkaç yıl önce ülkemizde -neredeyse- tanınmayan bir meyveydi. Oysa son yıllarda özellikle kuvvetli bir antioksidan kaynağı olması sebebiyle sıklıkla tüketilmeye başlandı. Yaban mersinini taze ve kurutulmuş halde bulmak mümkün ancak kurutulurken şeker ve ayçiçek yağına bulanarak tatlandırıldığı da biliniyor. Elbette bu her marka ve ürün için geçerli değil. Kurutulmuş yaban mersini alırken içindekiler etiketini mutlaka okuyun. Yaban mersini, içerdiği antioksidanlar sebebiyle bağışıklık sistemini kuvvetlendirmeye yarar. Ayrıca yapılan araştırmalar, portakaldan yaklaşık beş kat fazla C vitamini içerdiğini de söylüyor.

YULAF

Zayıflama mücadelesi verenler, günlük diyetlerine mutlaka yulaf ekliyorlar. Yulafın faydalarını araştıran bilim adamları, uzun yaşamın anahtarlarından birinin yulaf olduğunu söylüyorlar. İçerdiği yoğun lif miktarı, kötü kolesterol olarak bilinen LDL seviyesinin düşmesine yardımcı oluyor.

TARÇIN

Tarçının faydalarını soracak olsam eminim birçoğunuz, kan şekerini düzenlemeye yardımcı olduğunu ve diyabetliler tarafından kullanıldığını söylersiniz. Doğru! Tarçının en bilinen faydası budur. Ancak özellikle son yıllarda yapılan araştırmalar, tarçının farklı faydalarını da gün yüzüne çıkarmayı başardı. Tarçın, antienflamatuar ve antioksidan etkisiyle de sağlık gündemindeki yerini aldı. Yapılan araştırmalar, kalp ve kronik hastalık riskini azaltmada yardımcı olduğunu gösterdi. Ayrıca hücre bozulma ve anormal büyümesine karşı da etkili olduğu artık biliniyor. Bu da kanserle savaşta yeni bir umut kaynağımız olduğu anlamına geliyor.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Beslenme

Hayatın Ritmi 88. Bölüm – Covid-19 Savunma Planı – Egzersiz Reçetesi – Kemik Erimesi

Tarih:

on

← ÖNCEKİ BÖLÜM                                                                       SONRAKİ BÖLÜM →

Covid-19 savunma planında bu bölümde sıra egzersiz reçetesinde. Bu egzersizleri evde kolaylıkla yapabilirsiniz. Ayrıca kemik erimesi hakkında merak ettiklerinizi de bu bölümde bulacaksınız.

Covid-19 savunma planının 3. günü…

Vücudumuzu koruyacak, evde yapabileceğimiz egzersizler neler? Hangi egzersiz akciğerlerimize faydalı? Dr. Halit Yerebakan Covid-19 savunma planına uygun basit ve sağlıklı hareketleri gösteriyor.  

Herkesi ilgilendiren teşhisi zor hastalık, kemik erimesi… İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Yaşar Küçükardalı, kemik erimesinin neden olabileceği hastalıkları açıklıyor.

Menopoz ve kemik erimesi arasındaki bağlantı ne? İç Hastalıkları ve Endokrinoloji Uzmanı Prof. Dr. Hasan Aydın kemik erimesinin bilinmeyenlerini anlatıyor. 

Uzman Diyetisyen Yekbu Köseoğlu‘ndan K vitamini zengini vitaminler listesi… 

Fizyoterapi Uzmanı Canan Akar, kemik yoğunluğunu arttıran evde yapılabilecek basit egzersizleri gösteriyor.

Hepsi ve daha fazlası ‘Dr. Halit Yerebakan ile Hayatın Ritmi’nde…

Dr. Halit Yerebakan ile Hayatın Ritmi” programının tüm bölümleri ve diğer içerikleri için youtube sayfamızı da takip edebilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Bağışıklık

Bağışıklığı Korumak İçin Dengeli Beslenme Şart

Tarih:

on

Tüketilen  besinler bağışıklık sistemi üzerinde büyük bir etkiye sahip. Tek bir besin grubunun bağışıklık sistemini güçlendirmesi olası değil.

İnsan vücudu her gün milyonlarca mikroorganizmaya maruz kalır. Bu mikroorganizmaların kötü etkilerinden bağışıklık sistemimiz sayesinde korunuruz. İşlevini iyi bir şekilde yerine getiren bağışıklık sistemi, sağlığımızı sürdürmemiz açısından oldukça önemli. Peki, bağışıklık sistemimizi nasıl daha güçlü kılabiliriz?

Tükettiğimiz besinler bağışıklık sistemimiz üzerinde büyük bir etkiye sahip. Tek bir besin grubunun bağışıklık sistemimizi güçlendirmesi olası değil. Diyet, temelde tüm besin gruplarından yeterli ve dengeli bir biçimde oluşmalı. Yeterli miktarda vitamin ve mineral tüketimi, bağışıklık sistemini kuvvetlendirmenin kilit noktası dersek yanlış olmaz.

Vitaminler bağışıklığı destekliyor

Bağışıklık hücrelerinin büyümesi ve gelişmesine önemli ölçüde katkı sağlayan vitamin ve minerallerin başında, C vitamini, A vitamini, D vitamini, E vitamini, bakır, çinko, selenyum, folik asit ve demir gelir. Ayrıca kaliteli protein (amino asit glutamin dahil) bağışıklık için oldukça önemli.

Bu besinler bağışıklık sistemine; antioksidan görevi yapıp sağlıklı hücreleri koruyarak, bağışıklık hücrelerinin büyümesini ve aktivitesini destekleyip antikor üreterek yardımcı olur.

Meyve, sebze, kepekli tahıllar, baklagiller ve liften zengin diyetlerin, faydalı mikropların büyümesini ve korunmasını desteklediği biliniyor. Protein vücudun bağışıklık sisteminde iyileşme ve yenilenme açısından önemli rol oynar. Biyolojik değeri yüksek proteine, özellikle, süt, süt ürünleri, yumurta, deniz ürünleri, yağsız et, kümes hayvanları, fasulye, bezelye, soya ürünleri, tuzsuz fındık ve yağlı tohumlar gibi çeşitli protein kaynaklarına diyetimizde yer vererek bağışıklık sistemimizi destekleyebiliriz.

A vitamini

Ağız, mide, bağırsak ve solunum sistemindeki deri ve dokuları sağlıklı tutarak bağışıklık sistemini düzenlemeye ve enfeksiyonlara karşı korumaya yardımcı olur. Bu vitamini tatlı patates, havuç, brokoli, ıspanak, kırmızı dolmalık biber, kayısı, yumurta gibi gıdalardan veya “A vitamini ile zenginleştirilmiş” etiketli bazı gıdalardan sağlayarak diyetimize ekleyebiliriz.

C vitamini

Antikor oluşumunu uyararak bağışıklık sistemini destekler. Portakal, greyfurt ve mandalina gibi turunçgiller veya kırmızı dolmalık biber, papaya, çilek, kivi, domates suyu gibi yiyecekleri seçerek bu sağlıklı vitamini sıklıkla tüketerek bağışıklık sistemimizi güçlendirebiliriz. Ayrıca, işlenmiş gıdaların ağırlıklı olduğu, besin çeşitliliği bakımından sınırlı, vitamin ve mineral bakımından fakir diyetler, sağlıklı bir bağışıklık sistemini olumsuz yönde etkiler.

Bağırsak sağlığı ve bağışıklık birbiriyle derinlemesine bağlantılıdır. Fermente gıdalar ve probiyotikler, zararlı patojenlerin tanımlanmasına ve hedeflenmesine yardımcı olarak bağışıklık sistemimizi güçlendirir. Probiyotik gıdalar arasında; yoğurt, kefir, lahana turşusu, doğal olarak fermente edilmiş ürünler ve bazı peynir çeşitleri bulunur. Vücut direncini arttırmak adına diyette düzenli tüketilmeleri gerekir.

E vitamini

Antioksidan görevi yaparak bağışıklık fonksiyonunu destekler. Takviyeli tahıllar, ayçiçeği çekirdeği, badem, bitkisel yağlar (ayçiçeği veya aspir yağı gibi), fındık ve fıstık ezmesi ile diyetinize E vitamini ekleyebilirsiniz.

Çinko, bağışıklık sisteminin düzgün çalışmasına ve yaraların iyileşmesine yardımcı olur. Çinko; yağsız et, kümes hayvanları, deniz ürünleri, süt, tam tahıllı ürünler, fasulye, tohumlar ve kuruyemişlerde bulunur.

Omega-3’ün anti-inflamatuar özelliklere sahip olduğu bir süredir bilinirken, yeni araştırmalar bağışıklık sistemi hücrelerinin işleyişini etkileyerek bağışıklık sistemini daha da desteklediğini gösteriyor. Haftada 2-3 gün balık tüketerek omega-3 ihtiyacınızı karşılayabilirsiniz Ayrıca ceviz, chia tohumu, zeytinyağı, somon, keten tohumu, ve avokado gibi esansiyel yağ asitlerinden zengin sağlıklı yağlar, iltihabı azaltarak vücudunuzun patojenlere karşı bağışıklık tepkisini arttırır ve bağışıklık sistemini güçlendirir.

Yakın dönemde yapılan araştırmalar, rafine şeker ve kırmızı et bakımından zengin diyetlerin, sağlıklı bağırsak mikroorganizmalarında rahatsızlıkları teşvik edebileceğini ve bunun sonucunda bağırsakta kronik iltihaplanmaya sebep olarak bağışıklık sistemini negatif yönde etkileyeceğini gösteriyor. Son olarak rafine ve ilave şeker kullanımı, obezite, tip 2 diyabet ve kalp hastalığına önemli ölçüde katkıda bulunur. Bu kronik hastalıkların tümü bağışıklık sistemini baskılar. Şeker alımını düşürmek, iltihaplanmayı ve bu hastalıklara yakalanma riskini azaltır.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Beslenme

Şok Diyetlerin Zararlarını Biliyor musunuz?

Tarih:

on

Şok diyetlerin vücudunuza verdiği zararları duyunca çok şaşıracaksınız…

Covid-19 pandemi sürecinde uzunca bir süre fiziksel aktiviteden uzak kaldık.

Günlük rutinler değişti. Stres nedeniyle düzensizleşen yeme içme alışkanlıkları da pek çok kişide kilo alma gibi etkilere sebep oldu.

Bu durumla başa çıkmak ve eski formuna geri dönmek isteyenler kilo vermek için şok diyetlere yönelebiliyor. Ancak kilo verme sürecinde, özellikle şok diyet uygulamalarında dikkat edilmesi gereken önemli unsurlar var. Sizler için bir araya getirdik.

Sağlıkla kalın…

 

Sağlıklı yaşam konusunda bilinçlendirici içerik paylaşımı yaptığımız youtube sayfamızı görüntülemek için buraya tıklayabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar