Connect with us

Beslenme

Kilo Verirken Metabolizmayı Güçlendirme

Tarih:

on

Kilo Verirken Metabolizmayı Güçlendirme

Yoğurt, acı biber, adaçayı gibi gıdalar metabolizmayı hızlandırmada çok işe yarar. Ancak beraber tüketildiklerinde etkileri kat be kat artar. Bu yazımızda kilo verirken metabolizmayı güçlendirme yöntemlerinden bahsedeceğiz.

Henüz gençken ve vücudumuzda olup bitenler mükemmel bir düzen içinde işlerken daha kolay kilo veririz. Ancak yaşımız ilerlemeye başladığında bedenimizde olup biten birçok şey gibi metabolizmamız da yavaşlamaya başlar. Bu da çok daha zor kilo vereceğimiz anlamına gelir. Yani zayıflamak istiyorsak eskisinden çok daha fazla çaba sarf etmemiz gerekir. Genç ve yaşlı bedenlerdeki metabolizma hızı ve işleyişini, bir labirentte gezen biri genç biri yaşlı iki kişiye benzetebiliriz. Genç bedenin dolaştığı labirent diğerine göre daha az kıvrımlı ve engelsizdir, kişi labirentin sonuna hızlıca ulaşabilir. Daha yaşlı olanın içinde bulunduğu labirent çok daha karmaşık ve engellerle doludur. Ancak şunu unutmamak gerekir; her iki kişi de labirentin sonuna ulaştığında aynı noktaya varmış olacaktır. Yani yaşınız ilerledi diye zayıflamanız da imkansız hale gelmiş demek değildir. Sadece diğerlerine göre biraz daha gayret etmeniz, sizi o karışık girdaptan çıkartacak haritayı doğru okumanız gerekir.

YOĞURDA LİMON SIKIN

Bazı gıda maddeleri metabolizmayı hızlandırmada kesinlikle çok işe yarar. Ancak bir diğeriyle beraber tüketildiklerinde, etkileri kat be kat artarak, metabolizma ateşleyici karışımlar halini alırlar. Mesela; yoğurt ve limon… Her gün bir kase yoğurda yarım limon sıkarak tüketirseniz, ayrı ayrı metabolizma hızlandırıcı etkisi olan bu iki gıda maddesini birleştirerek iki kat fayda sağlamış olursunuz. Metabolizma hızlandıran gıda maddeleri listesinin ilk sıralarında yer alan adaçayını, sabah kahvaltısı öncelikli olmak üzere günün herhangi bir zamanında bir fincan içebilirsiniz.

SUYU SOĞUK OLARAK İÇİN

Sirke, son yıllarda bilimadamlarının dikkatini çekmeyi başararak mucizeleri gün yüzüne çıkan doğal bir sağlık kaynağıdır. Tüm diğer faydalarının yanında metabolizmayı hızlandırıcı etkisi ile de sıklıkla tavsiye edilmeye başlandı. Sirke, karbonhidrat emilimini yavaşlatarak ani kan şekeri yükselmelerinin önüne geçer ve uzun süre tokluk sağlar. Günde ikiüç kaşık sirke, beklediğiniz faydayı sağlamak için minimum limittir. Yapılan araştırmalar, suyunuzu soğuk içmenin fazladan kalori yakmanızı sağladığını gösterdi. Bol su içmek, zaten kilo vermenizi kolaylaştırır, bir de soğuk su içecek olursanız, maksimum fayda sağlamış olursunuz.

TUZDAN UZAK DURUN!

Tuz, vücudunuzda ödem oluşmasına sebep olur. Ayrıca yüksek tansiyon ve benzer birçok hastalığın oluşup gelişmesindeki etkisi de -artık- biliniyor. Kilo vermeye çalışıyorsanız, tuzdan uzak durun! Bunun yerine yemeklerinizi farklı baharatlarla tatlandırmayı deneyin. Yapılan araştırmalar; zencefilin, metabolizmayı yüzde 20 oranında hızlandırdığını gösterdi. Özellikle sebze yemekleriyle birlikte tüketilmesi de uzmanlar tarafından tavsiye ediliyor. Bibere acı tadı varan madde, capsaisin olarak isimlendiriliyor. Yediğiniz biber ne kadara acıysa, capsaisin açısından o kadar zengin demektir. Meta bolizmayı hızlandıranlar üzerinde yapılan araştırmalar gösteriyor ki acı, metabolizmanızı hızlandırarak kilo vermenize yardımcı besin maddeleri arasında bulunuyor. Yumurta, hemen hemen hepimizin bildiği gibi uzun süre tok tutan bir gıda maddesidir ve bu sebeple diyet yapanlar tarafından sıklıkla tüketilir. Yumurtanın faydaları hakkında araştırma yapan bilimadamları, yumurtada bulunan bazı maddelerin yağ çözülmesini sağlayarak metabolizmayı hızlandırdığını tespit etti. Evet, kokusu bazen dayanılmaz olabiliyor ancak bu sarımsağın bir sağlık kaynağı olduğu gerçeğinin önüne geçemez. Sarımsak, insülin seviyesini yüksek tutarak uzun süre tok kalmanıza yardımcı olur. Yapılan araştırmalar, kış aylarının vazgeçilmez meyveleri arasında yer alan, portakal, greyfurt gibi C vitamini içeren meyvelerin yağın vücutta yakılmasına yardımcı olduğunu gösterdi.

Elma:

Elma, akşam yemeği öncesi harika bir atıştırmalıktır. Elmada bulunan pektin isimli çözülebilir lif, yemekten sonra kana karışan şeker ve kalori miktarını azaltır. Bu, Tip-2 diyabeti önlemek isteyenler için iyi bir haber. Elma aynı zamanda, diyet yapanlar için en iyi atıştırmalıklardan biridir. Elmadaki pektin, fazla yağ depolanmasına neden olan kan şekeri yükselmesini önler.

Kabak çekirdeği:

Pepita, kabak çekirdeğinin İspanyolcadaki adıdır. Omega-3 yağ asitleri bakımından zengin olan bu çekirdek, vücuttaki yağ depolanmasını azaltır. Protein ve magnezyum oranı da yüksektir. Bu da iştahınızı frenleyip kasları güçlendirmeye yardımcı olur. Haftada birkaç kere 200 gram kabak çekirdeğini kavurarak veya yemeklerinize serpiştirerek tüketin.

İNCELTEN YİYECEKLER

Fasulye:

Vücudunuzun yağ yakma mekanizmasını fasulye çeşitleriyle ateşleyin. Fasulye çeşitleri sizi hem tok tutar, hem de ‘dirençli nişasta’ bakımından zengin olduğundan aldığınız kalorilerin yarısı emilmez. Fasulye aynı zamanda yüksek kan şekerini düşürür ve bütirat yağ asidi oluşturarak yağ yakımını hızlandırmaya yardımcı olur. Araştırmalar; bütiratın, hücredeki mitokondriyal fonksiyonları geliştirerek yağ oranında azalmaya yol açtığını göstermiştir. Gaz ve şişkinlikle ilgili endişeleriniz varsa, dert etmeyin. Fasulye çeşitlerini ne kadar çok tüketirseniz vücudunuz da, onları sindirmek için gereken iyi bakterilerden bir o kadar üretecektir.

Çam Fıstığı:

Her gün yalnızca yarım çay bardağı kadar çam fıstığı tüketmek açlığınızı bastırmanıza yardımcı olabilir. Çam fıstığında beyni mide dolduğunda uyaran, kolesistokinin (CCK) ve glukagon benzeri peptid (GLP-1) hormonlarını harekete geçiren bir doğal yağ olan pinolenik asit bulunur. Yapılan bir araştırma, pinolenik asit tüketen kadınların daha az yeme isteği duyduğunu ve yeme oranlarında yüzde 36 azalma olduğunu kaydetti. Bu küçük fıstıklar diğer fıstık türlerine oranla en fazla proteine sahip olandır. Yani bir taşla iki kuş diye buna denir…

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Beslenme

Hayatın Ritmi 88. Bölüm – Covid-19 Savunma Planı – Egzersiz Reçetesi – Kemik Erimesi

Tarih:

on

← ÖNCEKİ BÖLÜM                                                                       SONRAKİ BÖLÜM →

Covid-19 savunma planında bu bölümde sıra egzersiz reçetesinde. Bu egzersizleri evde kolaylıkla yapabilirsiniz. Ayrıca kemik erimesi hakkında merak ettiklerinizi de bu bölümde bulacaksınız.

Covid-19 savunma planının 3. günü…

Vücudumuzu koruyacak, evde yapabileceğimiz egzersizler neler? Hangi egzersiz akciğerlerimize faydalı? Dr. Halit Yerebakan Covid-19 savunma planına uygun basit ve sağlıklı hareketleri gösteriyor.  

Herkesi ilgilendiren teşhisi zor hastalık, kemik erimesi… İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Yaşar Küçükardalı, kemik erimesinin neden olabileceği hastalıkları açıklıyor.

Menopoz ve kemik erimesi arasındaki bağlantı ne? İç Hastalıkları ve Endokrinoloji Uzmanı Prof. Dr. Hasan Aydın kemik erimesinin bilinmeyenlerini anlatıyor. 

Uzman Diyetisyen Yekbu Köseoğlu‘ndan K vitamini zengini vitaminler listesi… 

Fizyoterapi Uzmanı Canan Akar, kemik yoğunluğunu arttıran evde yapılabilecek basit egzersizleri gösteriyor.

Hepsi ve daha fazlası ‘Dr. Halit Yerebakan ile Hayatın Ritmi’nde…

Dr. Halit Yerebakan ile Hayatın Ritmi” programının tüm bölümleri ve diğer içerikleri için youtube sayfamızı da takip edebilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Bağışıklık

Bağışıklığı Korumak İçin Dengeli Beslenme Şart

Tarih:

on

Tüketilen  besinler bağışıklık sistemi üzerinde büyük bir etkiye sahip. Tek bir besin grubunun bağışıklık sistemini güçlendirmesi olası değil.

İnsan vücudu her gün milyonlarca mikroorganizmaya maruz kalır. Bu mikroorganizmaların kötü etkilerinden bağışıklık sistemimiz sayesinde korunuruz. İşlevini iyi bir şekilde yerine getiren bağışıklık sistemi, sağlığımızı sürdürmemiz açısından oldukça önemli. Peki, bağışıklık sistemimizi nasıl daha güçlü kılabiliriz?

Tükettiğimiz besinler bağışıklık sistemimiz üzerinde büyük bir etkiye sahip. Tek bir besin grubunun bağışıklık sistemimizi güçlendirmesi olası değil. Diyet, temelde tüm besin gruplarından yeterli ve dengeli bir biçimde oluşmalı. Yeterli miktarda vitamin ve mineral tüketimi, bağışıklık sistemini kuvvetlendirmenin kilit noktası dersek yanlış olmaz.

Vitaminler bağışıklığı destekliyor

Bağışıklık hücrelerinin büyümesi ve gelişmesine önemli ölçüde katkı sağlayan vitamin ve minerallerin başında, C vitamini, A vitamini, D vitamini, E vitamini, bakır, çinko, selenyum, folik asit ve demir gelir. Ayrıca kaliteli protein (amino asit glutamin dahil) bağışıklık için oldukça önemli.

Bu besinler bağışıklık sistemine; antioksidan görevi yapıp sağlıklı hücreleri koruyarak, bağışıklık hücrelerinin büyümesini ve aktivitesini destekleyip antikor üreterek yardımcı olur.

Meyve, sebze, kepekli tahıllar, baklagiller ve liften zengin diyetlerin, faydalı mikropların büyümesini ve korunmasını desteklediği biliniyor. Protein vücudun bağışıklık sisteminde iyileşme ve yenilenme açısından önemli rol oynar. Biyolojik değeri yüksek proteine, özellikle, süt, süt ürünleri, yumurta, deniz ürünleri, yağsız et, kümes hayvanları, fasulye, bezelye, soya ürünleri, tuzsuz fındık ve yağlı tohumlar gibi çeşitli protein kaynaklarına diyetimizde yer vererek bağışıklık sistemimizi destekleyebiliriz.

A vitamini

Ağız, mide, bağırsak ve solunum sistemindeki deri ve dokuları sağlıklı tutarak bağışıklık sistemini düzenlemeye ve enfeksiyonlara karşı korumaya yardımcı olur. Bu vitamini tatlı patates, havuç, brokoli, ıspanak, kırmızı dolmalık biber, kayısı, yumurta gibi gıdalardan veya “A vitamini ile zenginleştirilmiş” etiketli bazı gıdalardan sağlayarak diyetimize ekleyebiliriz.

C vitamini

Antikor oluşumunu uyararak bağışıklık sistemini destekler. Portakal, greyfurt ve mandalina gibi turunçgiller veya kırmızı dolmalık biber, papaya, çilek, kivi, domates suyu gibi yiyecekleri seçerek bu sağlıklı vitamini sıklıkla tüketerek bağışıklık sistemimizi güçlendirebiliriz. Ayrıca, işlenmiş gıdaların ağırlıklı olduğu, besin çeşitliliği bakımından sınırlı, vitamin ve mineral bakımından fakir diyetler, sağlıklı bir bağışıklık sistemini olumsuz yönde etkiler.

Bağırsak sağlığı ve bağışıklık birbiriyle derinlemesine bağlantılıdır. Fermente gıdalar ve probiyotikler, zararlı patojenlerin tanımlanmasına ve hedeflenmesine yardımcı olarak bağışıklık sistemimizi güçlendirir. Probiyotik gıdalar arasında; yoğurt, kefir, lahana turşusu, doğal olarak fermente edilmiş ürünler ve bazı peynir çeşitleri bulunur. Vücut direncini arttırmak adına diyette düzenli tüketilmeleri gerekir.

E vitamini

Antioksidan görevi yaparak bağışıklık fonksiyonunu destekler. Takviyeli tahıllar, ayçiçeği çekirdeği, badem, bitkisel yağlar (ayçiçeği veya aspir yağı gibi), fındık ve fıstık ezmesi ile diyetinize E vitamini ekleyebilirsiniz.

Çinko, bağışıklık sisteminin düzgün çalışmasına ve yaraların iyileşmesine yardımcı olur. Çinko; yağsız et, kümes hayvanları, deniz ürünleri, süt, tam tahıllı ürünler, fasulye, tohumlar ve kuruyemişlerde bulunur.

Omega-3’ün anti-inflamatuar özelliklere sahip olduğu bir süredir bilinirken, yeni araştırmalar bağışıklık sistemi hücrelerinin işleyişini etkileyerek bağışıklık sistemini daha da desteklediğini gösteriyor. Haftada 2-3 gün balık tüketerek omega-3 ihtiyacınızı karşılayabilirsiniz Ayrıca ceviz, chia tohumu, zeytinyağı, somon, keten tohumu, ve avokado gibi esansiyel yağ asitlerinden zengin sağlıklı yağlar, iltihabı azaltarak vücudunuzun patojenlere karşı bağışıklık tepkisini arttırır ve bağışıklık sistemini güçlendirir.

Yakın dönemde yapılan araştırmalar, rafine şeker ve kırmızı et bakımından zengin diyetlerin, sağlıklı bağırsak mikroorganizmalarında rahatsızlıkları teşvik edebileceğini ve bunun sonucunda bağırsakta kronik iltihaplanmaya sebep olarak bağışıklık sistemini negatif yönde etkileyeceğini gösteriyor. Son olarak rafine ve ilave şeker kullanımı, obezite, tip 2 diyabet ve kalp hastalığına önemli ölçüde katkıda bulunur. Bu kronik hastalıkların tümü bağışıklık sistemini baskılar. Şeker alımını düşürmek, iltihaplanmayı ve bu hastalıklara yakalanma riskini azaltır.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Beslenme

Şok Diyetlerin Zararlarını Biliyor musunuz?

Tarih:

on

Şok diyetlerin vücudunuza verdiği zararları duyunca çok şaşıracaksınız…

Covid-19 pandemi sürecinde uzunca bir süre fiziksel aktiviteden uzak kaldık.

Günlük rutinler değişti. Stres nedeniyle düzensizleşen yeme içme alışkanlıkları da pek çok kişide kilo alma gibi etkilere sebep oldu.

Bu durumla başa çıkmak ve eski formuna geri dönmek isteyenler kilo vermek için şok diyetlere yönelebiliyor. Ancak kilo verme sürecinde, özellikle şok diyet uygulamalarında dikkat edilmesi gereken önemli unsurlar var. Sizler için bir araya getirdik.

Sağlıkla kalın…

 

Sağlıklı yaşam konusunda bilinçlendirici içerik paylaşımı yaptığımız youtube sayfamızı görüntülemek için buraya tıklayabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar