Connect with us

Beslenme

Zayıflamak İçin Mango, Unutkanlık İçin Zerdeçal

Tarih:

on

Sağlık alanında yapılan çalışmalar, insan ömrünü uzattı ama ileri yaşlarda yaşanan problemlere karşı hazırlıklı olmak gerekiyor.

Özellikle kadınlar 40 yaş sonrası karşılaştıkları hafıza kaybını hafifletmek için zerdeçal tüketebilir. Uzmanlar, zayıflamak için de yabani mango yemeyi öneriyor.

Modern insan henüz ölümsüzlüğe çare bulamadı ama uzun yaşamanın formülleri üzerinde başarılı çalışmalara imza attı. Son yıllarda, beklenen ölüm yaşı 75’lere dayandı. Bundan yıllar önce insan ömrü, 60’lı yaşlara geldiğinde yüksek ihtimalle son buluyordu. İlerleyen sağlık bilimi, maddi imkanların genişlemiş olması ve yaşam standartlarında meydana gelen değişiklikler; ömrümüzün uzamasının başlıca sebepleri arasında yer alıyor. Kadınlarda ya da erkeklerde meydana gelen ileri yaş problemlerine sunulacak çözüm alternatifleri, artık çok daha önemli. Modern insan, uzun yaşamaktan daha önemlisinin kaliteli yaşamak ve yaşlanmak olduğunu keşfetti. Bu konuda kadınlar, erkeklerden çok daha bilinçli ve kararlı bir yaklaşım içinde. 40 yaş eskiden orta yaş üstü sınıfta yer alırken artık orta yaş grubunda sayılıyor. Yine de eşik bir yaş olan 40 ve üstü yaşlar; kadınlar için birtakım sağlık problemlerinin yaşanmaya başladığı yıllardır. Birçok kadın bu eşiği geçtiğinde kendini eskisi kadar iyi hissetmeyebilir, oysa bu durum doğal yaşlanma sürecinin bir parçasıdır. Peki, 40’lı yaşlardaki kadınları neler bekliyor?

YÜZDE YAŞLILIK BELİRTİLERİ

Kırışıklıklar; 40 yaş ve üzerinde çok daha belirgin bir hal alır ve acele çözüm arayışına girilir. Bu durum, hata yapma ihtimalini artırır. Bu sebeple mutlaka konusunda uzman kişilere danışmalısınız. Kırışıklıkları kapatmak için yoğun makyaj yapmak en sık yapılan hatalardan biridir. Makyaj; doğru teknikle yapıldığında, kırışıklıklarınızın daha az görünmesine yardımcı olabilir.

Ne Yapmalı?

Kırışıklıklardan kurtulmak için sayısız alternatif mevcut olsa da evinizde kendi kendinize yapabileceğinizden makyaj hilelerinden bahsetmek istiyorum. Yapabilecekleriniz arasında tek bir noktaya odaklanmak yer alır. Eğer göz makyajınızı ince bir tabaka halinde olmak koşuluyla belirgin yaparsanız, kırışıklıklarınız daha az belli olabilir. Kirpiklerinizi yoğunlaştırmak da iyi bir alternatiftir. Kuvvetli bir rimel kullanabilirsiniz.

İSTENMEYEN TÜYLER

İstenmeyen tüyler, özellikle kadınlar için her yaşın problemidir ve onlardan kurtulmak için 40 yaş ve üzerinde olmak gerekmez. Ancak bu yaşlarda daha önce karşılaşmadığınız yerlerde tüylenmeler olabilir. Elbette oldukça rahatsız edici bu durumdan kurtulmak için yenilikleri takip etmek gerekir.

Ne yapmalı?

Bilinen klasik yöntemler dışında yeni yöntemlerden de bahsetmek gerekir. Thermicon, bunlardan biri. Yeni ısıtma teknolojisiyle üretilen bu tüy alma aleti; tüylerinizi, cildinizi tahriş etmeden alır. Yüzünüzde bile güvenle kullanabilirsiniz. Altı ay düzenli kullanımdan sonra kıl köklerini bir daha çıkmamak üzere öldürür. Lazer epilasyon yaptıramayan kadınlar için iyi bir seçenektir.

KİLO ALMA / ZAYIFLAMAK

Kilo alma, dikkatsiz yaşandığında her yaşın problemidir. Ancak 40 yaş ve üzeri kadınlarda hormonlarda yaşanan değişiklikler, kilo almayı kolaylaştırır. Alınan bu kiloların büyük bölümü, karın bölgesinde toplanır.

Ne Yapmalı?

Zayıflamak için yabani mango tüketin! Meraklılarının daha önce duyduğu bu meyve, yapılan araştırmalar neticesinde kilo vermek isteyenler için yeni bir umut niteliğinde. Bu Afrika mangosu çekirdeğinin özünden günde 150 mg almanın, kilo vermeye ve bel çevresinin incelmesine yardımcı olduğu artık biliniyor. Zayıflamak konusunda ekstra bilgi için Yiyerek Zayıflamak Mümkün adlı yazımı okuyabilirsiniz.

HAFIZADA ZAYIFLIK

40 yaş ve üzerinde hatırlamak, eskisi kadar kolay değildir. Hormonal değişim ve stres; hafıza kaybına neden olabilir. Bu iki durum 40 yaş üstü kadınlarda sıklıkla görülür.

Ne yapmalı?

Hafıza zayıflığının derecesine göre çözüm alternatifleri mevcuttur ve bir uzmandan tavsiye alınmalıdır. Bitkisel alternatifler, hafıza zayıflığına karşı iyi bir çözüm olabilir. Yapılan araştırmalar; bu durumda biberli zerdeçaldan faydalanabileceğinizi gösteriyor. Zerdeçalın hafızayı güçlendirdiği kanıtlanmıştır ama bağırsaklar tarafından emilmesi de zordur. Ancak hafıza üzerinde ciddi faydaları sebebiyle yine de değerlendirilmediler. Araştırmalar; zerdeçalı tek başına tüketmektense biberle karıştırmak gerektiğini gösteriyor. Biberde bulunan piperin adlı bir madde, emilimi 2000 kata kadar artırarak zerdeçalın faydalarını maksimum düzeye çıkarıyor.

İDRAR KAÇIRMA

Yapılan istatistiki çalışmalar; 40’lı yaşlardaki kişilerde idrar kaçırma probleminin görülme ihtimalinin yüzde 50 olduğunu ortaya koyuyor. Bu, oldukça ciddi bir rakamdır. Yaşam kalitesini düşüren bu durum; yüksek tansiyon, depresyon ve diyabetten çok daha yaygındır. İdrar kaçırma, genelde ayıp karşılandığı için kimseyle paylaşılmayan bir hastalık. Oysa sağlık problemleri söz konusu olduğunda ayıp kavramı, değerini kaybetmeli. Güldüğünüzde, öksürdüğünüzde veya hapşırdığınızda, yürürken veya egzersiz yaparken, ağır bir şey kaldırırken idrar kaçırıyorsanız ve bu durumdan kurtulmak için gün içerisinde sık sık tuvalete gitmek zorunda kalıyorsanız; mutlaka bir hekime başvurmalısınız. İdrar kaçırmanın tipleri vardır ve başınıza gelenin hangisi olduğu anlamak, doktorunuzun yapabileceği bir şeydir. Hangi tipte olursa olsun idrar kaçırmanın temel sebebi, pelvik taban kasının vazifesini yeterince yerine getirmemesidir. Çok sayıda müdahaleli doğum, iri bebek doğurmak, obezite, ailesel yatkınlık ve menopoz; risk faktörleri arasındadır.

Ne Yapmalı?

Çapraz askı yöntemi, tamamlanması yalnızca 15 dakika süren ve ayakta uygulanan bir tedavi şeklidir. Mesane boynu ve üretrada oluşturulan bir askı; idrarı mesaneye taşıyan bir geçiş kanalı görevi görür. Bu ağ üretradaki gerginliği azaltarak sızıntıyı önler. Bu yöntemin size uygun olup olmadığını anlamak için mutlaka doktorunuzla konuşmanız gerekir. İdrar kaçırma probleminin tedavisinde farklı yöntemler de vardır. Ancak çapraz askı yöntemi, bunların içinde en popüler olanlarından biridir.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Beslenme

Hayatın Ritmi 88. Bölüm – Covid-19 Savunma Planı – Egzersiz Reçetesi – Kemik Erimesi

Tarih:

on

← ÖNCEKİ BÖLÜM                                                                       SONRAKİ BÖLÜM →

Covid-19 savunma planında bu bölümde sıra egzersiz reçetesinde. Bu egzersizleri evde kolaylıkla yapabilirsiniz. Ayrıca kemik erimesi hakkında merak ettiklerinizi de bu bölümde bulacaksınız.

Covid-19 savunma planının 3. günü…

Vücudumuzu koruyacak, evde yapabileceğimiz egzersizler neler? Hangi egzersiz akciğerlerimize faydalı? Dr. Halit Yerebakan Covid-19 savunma planına uygun basit ve sağlıklı hareketleri gösteriyor.  

Herkesi ilgilendiren teşhisi zor hastalık, kemik erimesi… İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Yaşar Küçükardalı, kemik erimesinin neden olabileceği hastalıkları açıklıyor.

Menopoz ve kemik erimesi arasındaki bağlantı ne? İç Hastalıkları ve Endokrinoloji Uzmanı Prof. Dr. Hasan Aydın kemik erimesinin bilinmeyenlerini anlatıyor. 

Uzman Diyetisyen Yekbu Köseoğlu‘ndan K vitamini zengini vitaminler listesi… 

Fizyoterapi Uzmanı Canan Akar, kemik yoğunluğunu arttıran evde yapılabilecek basit egzersizleri gösteriyor.

Hepsi ve daha fazlası ‘Dr. Halit Yerebakan ile Hayatın Ritmi’nde…

Dr. Halit Yerebakan ile Hayatın Ritmi” programının tüm bölümleri ve diğer içerikleri için youtube sayfamızı da takip edebilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Bağışıklık

Bağışıklığı Korumak İçin Dengeli Beslenme Şart

Tarih:

on

Tüketilen  besinler bağışıklık sistemi üzerinde büyük bir etkiye sahip. Tek bir besin grubunun bağışıklık sistemini güçlendirmesi olası değil.

İnsan vücudu her gün milyonlarca mikroorganizmaya maruz kalır. Bu mikroorganizmaların kötü etkilerinden bağışıklık sistemimiz sayesinde korunuruz. İşlevini iyi bir şekilde yerine getiren bağışıklık sistemi, sağlığımızı sürdürmemiz açısından oldukça önemli. Peki, bağışıklık sistemimizi nasıl daha güçlü kılabiliriz?

Tükettiğimiz besinler bağışıklık sistemimiz üzerinde büyük bir etkiye sahip. Tek bir besin grubunun bağışıklık sistemimizi güçlendirmesi olası değil. Diyet, temelde tüm besin gruplarından yeterli ve dengeli bir biçimde oluşmalı. Yeterli miktarda vitamin ve mineral tüketimi, bağışıklık sistemini kuvvetlendirmenin kilit noktası dersek yanlış olmaz.

Vitaminler bağışıklığı destekliyor

Bağışıklık hücrelerinin büyümesi ve gelişmesine önemli ölçüde katkı sağlayan vitamin ve minerallerin başında, C vitamini, A vitamini, D vitamini, E vitamini, bakır, çinko, selenyum, folik asit ve demir gelir. Ayrıca kaliteli protein (amino asit glutamin dahil) bağışıklık için oldukça önemli.

Bu besinler bağışıklık sistemine; antioksidan görevi yapıp sağlıklı hücreleri koruyarak, bağışıklık hücrelerinin büyümesini ve aktivitesini destekleyip antikor üreterek yardımcı olur.

Meyve, sebze, kepekli tahıllar, baklagiller ve liften zengin diyetlerin, faydalı mikropların büyümesini ve korunmasını desteklediği biliniyor. Protein vücudun bağışıklık sisteminde iyileşme ve yenilenme açısından önemli rol oynar. Biyolojik değeri yüksek proteine, özellikle, süt, süt ürünleri, yumurta, deniz ürünleri, yağsız et, kümes hayvanları, fasulye, bezelye, soya ürünleri, tuzsuz fındık ve yağlı tohumlar gibi çeşitli protein kaynaklarına diyetimizde yer vererek bağışıklık sistemimizi destekleyebiliriz.

A vitamini

Ağız, mide, bağırsak ve solunum sistemindeki deri ve dokuları sağlıklı tutarak bağışıklık sistemini düzenlemeye ve enfeksiyonlara karşı korumaya yardımcı olur. Bu vitamini tatlı patates, havuç, brokoli, ıspanak, kırmızı dolmalık biber, kayısı, yumurta gibi gıdalardan veya “A vitamini ile zenginleştirilmiş” etiketli bazı gıdalardan sağlayarak diyetimize ekleyebiliriz.

C vitamini

Antikor oluşumunu uyararak bağışıklık sistemini destekler. Portakal, greyfurt ve mandalina gibi turunçgiller veya kırmızı dolmalık biber, papaya, çilek, kivi, domates suyu gibi yiyecekleri seçerek bu sağlıklı vitamini sıklıkla tüketerek bağışıklık sistemimizi güçlendirebiliriz. Ayrıca, işlenmiş gıdaların ağırlıklı olduğu, besin çeşitliliği bakımından sınırlı, vitamin ve mineral bakımından fakir diyetler, sağlıklı bir bağışıklık sistemini olumsuz yönde etkiler.

Bağırsak sağlığı ve bağışıklık birbiriyle derinlemesine bağlantılıdır. Fermente gıdalar ve probiyotikler, zararlı patojenlerin tanımlanmasına ve hedeflenmesine yardımcı olarak bağışıklık sistemimizi güçlendirir. Probiyotik gıdalar arasında; yoğurt, kefir, lahana turşusu, doğal olarak fermente edilmiş ürünler ve bazı peynir çeşitleri bulunur. Vücut direncini arttırmak adına diyette düzenli tüketilmeleri gerekir.

E vitamini

Antioksidan görevi yaparak bağışıklık fonksiyonunu destekler. Takviyeli tahıllar, ayçiçeği çekirdeği, badem, bitkisel yağlar (ayçiçeği veya aspir yağı gibi), fındık ve fıstık ezmesi ile diyetinize E vitamini ekleyebilirsiniz.

Çinko, bağışıklık sisteminin düzgün çalışmasına ve yaraların iyileşmesine yardımcı olur. Çinko; yağsız et, kümes hayvanları, deniz ürünleri, süt, tam tahıllı ürünler, fasulye, tohumlar ve kuruyemişlerde bulunur.

Omega-3’ün anti-inflamatuar özelliklere sahip olduğu bir süredir bilinirken, yeni araştırmalar bağışıklık sistemi hücrelerinin işleyişini etkileyerek bağışıklık sistemini daha da desteklediğini gösteriyor. Haftada 2-3 gün balık tüketerek omega-3 ihtiyacınızı karşılayabilirsiniz Ayrıca ceviz, chia tohumu, zeytinyağı, somon, keten tohumu, ve avokado gibi esansiyel yağ asitlerinden zengin sağlıklı yağlar, iltihabı azaltarak vücudunuzun patojenlere karşı bağışıklık tepkisini arttırır ve bağışıklık sistemini güçlendirir.

Yakın dönemde yapılan araştırmalar, rafine şeker ve kırmızı et bakımından zengin diyetlerin, sağlıklı bağırsak mikroorganizmalarında rahatsızlıkları teşvik edebileceğini ve bunun sonucunda bağırsakta kronik iltihaplanmaya sebep olarak bağışıklık sistemini negatif yönde etkileyeceğini gösteriyor. Son olarak rafine ve ilave şeker kullanımı, obezite, tip 2 diyabet ve kalp hastalığına önemli ölçüde katkıda bulunur. Bu kronik hastalıkların tümü bağışıklık sistemini baskılar. Şeker alımını düşürmek, iltihaplanmayı ve bu hastalıklara yakalanma riskini azaltır.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Beslenme

Şok Diyetlerin Zararlarını Biliyor musunuz?

Tarih:

on

Şok diyetlerin vücudunuza verdiği zararları duyunca çok şaşıracaksınız…

Covid-19 pandemi sürecinde uzunca bir süre fiziksel aktiviteden uzak kaldık.

Günlük rutinler değişti. Stres nedeniyle düzensizleşen yeme içme alışkanlıkları da pek çok kişide kilo alma gibi etkilere sebep oldu.

Bu durumla başa çıkmak ve eski formuna geri dönmek isteyenler kilo vermek için şok diyetlere yönelebiliyor. Ancak kilo verme sürecinde, özellikle şok diyet uygulamalarında dikkat edilmesi gereken önemli unsurlar var. Sizler için bir araya getirdik.

Sağlıkla kalın…

 

Sağlıklı yaşam konusunda bilinçlendirici içerik paylaşımı yaptığımız youtube sayfamızı görüntülemek için buraya tıklayabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar