Connect with us

Aile Sağlığı

Kilo Almamızda Hormonların Etkileri

Tarih:

on

kilo almamızda hormonların etkileri

Yağ yakmak için ezbere yazılmış diyetlere değil, leptin hormonunuzu yükseltmeye ve leptin direncini kırmaya ihtiyacınız var. Kilo vermek istiyorsanız işlenmiş gıdalardan uzak durmanız gerekiyor.

Bugün kilo almamızda hormonların etkileri hakkında konuşacağım. Güncel bir araştırmanın sonucu ile bu durumu şöyle özetleyelim; yağ yakmak için leptin hormonunda yükselmeye yol açmalı ve bedeninizdeki leptin direncini kırmalısınız. Peki size kalori kısıtlaması ve ezbere diyet listelerinin daha ilk hafta içerisinde leptin hormonunda yüzde 50 düşmeye yol açtığını söylesem ve uyguladığınız diyet programının sağlıklı başarıya ulaşma ihtimalinin yüzdesini de siz söyleyin desem, cevabınız ne olurdu? Araştırmanın sonucuna göre mantıklı verilecek tek cevap; ‘başarı ihtimali yok’ demek olacaktır. Leptin hormonunu düşürmekten ziyade işleyebilmesini engelleyen ve direnci artıran en önemli sebep ise işlenmiş gıdalardır. İşlenmiş gıda demek, paketin üzerindeki içindekiler bölümünde kendinden başka herhangi bir şey yazan her türlü gıda demektir. Dolaplarınıza bakın bakalım; kaç tane tek içerikli gıda bulabileceksiniz? Tek içerikli gıdaları basitçe tuttuğunuz, avladığınız, topladığınız ve sıktığınız gıdalar olarak tarif edebiliriz. Her türlü et, sebze, meyve, süt ve süt ürünleri, kuruyemiş ve yağlar bu sınıfa giriyor.

LEPTİN HORMONU YÜKSELMELİ

Leptin hormonunun adı Yunanca ‘leptos’ yani zayıf kelimesinden gelir. Ancak leptin hormonu yağ hücrelerimizden salgılanır. Aslında kilolu kişilerde leptin seviyesi yüksek olur. Fakat direnç sebebiyle beyinleri leptinin ‘Dur, artık yeme’ diye bağırdığını bile duyamaz. Kısaca leptin hem yüksek olmalı, hem de bize verdiği sinyallere karşı direncimiz olmamalıdır. Bunu başarabilmek, mantığını bildikten sonra çok kolay. Leptin diyetlerinin son dönemde popülaritesi yine arttı. Bunlar, oldukça doğru bir mantık üzerine kurulu zayıflama programları olsa da işin matematiğinden uzaklaşmamak lazım. Sonra leptin seviyemi artıracağım derken işin ucunda kilo almak da olduğunu unutmamak gerekir! Burada tıbbi olarak yaklaşımımız, bedenimizde zaten hazırda bulunan leptin hormonunu kilo almadan artırmak ve diğer taraftan da hayat alışkanlıklarımızı düzenleyerek direncini kırmaktır. İnsülin direnci, leptin direncini doğurur. Bu sebeple önce insülin hormonunu dizginlememiz gerekir. İnsülin hormonu, şeker ile yükselir. Şekerli, basit karbonhidratlı gıda tüketimini düzene sokarsanız, insülin de leptin direnci de normale gelecektir. Ayrıca trigliseridler bu dirençte mihenk taşlarından biridir, onlar beyin hücrelerinin kapısında bekleyip leptini içeri sokmayan şişman bekçilerdir. Bu sebeple trigliseridlerinizi düşürmenin yollarını da programınıza ilave etmek önemlidir.

ACI BİBER YİYEN AÇLIK HİSSETMEZ 

Leptin, tokluk hissini ve yağ yakımını artıran hormon iken; ghrelin, açlığınızı haber veren hormondur. Eminim bir şey olsa da acıkmasam diyenleriniz çoktur. Ghrelin, mide hücrelerinden salınır, haliyle midenin boş olduğunun habercisidir, görevini de başarıyla yürütür. Yedikleriniz ile ghrelin hormonu hemen düşüş gösterecek ve yemeyi bırakacaksınız değil mi? Keşke bu kadar kolay olsa. Vücudumuzdaki en yavaş haberleşme sistemlerinden biri ghrelin hormonunu ile açlığı baskılayacak sinyalin beyine ulaşmasıdır. Yaklaşık 20 dakika sürer. İşte bu sebeple hızlı yemek yiyenler daha fazla kilo alırlar. Açlık hormonu olan ghrelinin etkinliğini önemli derecede azaltan maddelerden birisi acı biberdir. Acı biber yemek açlık hissinizi yok edecektir.

LEPTİN HORMONUNU ARTIRMANIN YOLLARI

 Yüksek lif içerikli gıdaları yemeye özen gösterin. Lif ne kadar fazla olursa bağırsak sisteminizdeki gıda hacmi o kadar büyük olur ve leptin salgısı artar.
 Chicago Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmaya göre az uyumak leptin seviyelerini düşürüyor.
 Meyve ve Omega-3’den zengin besinleri tercih edin.
 Akşam yemeğinden sonra yememeye özen gösterin. Yemekle birlikte leptin seviyesi artsa bile akşam saatlerinde artan leptin atıştırma hissine engel olamıyor. Atıştırmak yerine dilinize acı biber sürün.
 Haftada bir gün diyet planınıza uymayın, kaçamak yapın! Kalori kısıtlamaya başladığınızdan itibaren ilk haftada leptin yüzde 50 azalıyor.
 Zeytinyağının içinde bulunan yağ asitleri leptin üretimini yüzde 45 oranında artırıyor.
 Ginseng, yeşil çay ve çemen otu tüketimi özellikle leptin direncini kırmakta önemli rol oynuyor.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Aile Sağlığı

Uykunuzu Düzenlemeye Yardımcı Olacak Öneriler

Tarih:

on

Pandemi sürecinde bozulan uyku düzeninizi düzeltmeniz için bu öneriler size yardımcı olabilir.

Birçok insan COVID-19 sürecinde günlük yaşamın bozulması, evden çalışmak, daha az doğal ışık almak, belirli bir programı takip etmemek ve stres gibi nedenlerden dolayı uyku sorunu yaşamaya başladı.

Bu oldukça yaygın bir sorun. Ancak uzmanların bu önerileri ile uyku sürecinizi düzenleyebilirsiniz.

Sağlıkla kalın…

 

Sağlıklı yaşam konusunda bilinçlendirici içerik paylaşımı yaptığımız youtube sayfamızı görüntülemek için buraya tıklayabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Aile Sağlığı

Böbrek Taşını Önlemenin 7 Yolu

Tarih:

on

Böbrek taşı ağrısı çekmemeniz için bazı öneriler derledik.

Böbrek taşı oluşumundan ve tekrarlamasından korunmak mümkün.

Bu önerilerimizi mutlaka uygulayın.

Sağlıkla kalın…

 

Sağlıklı yaşam konusunda bilinçlendirici içerik paylaşımı yaptığımız youtube sayfamızı görüntülemek için buraya tıklayabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Aile Sağlığı

Endişe Hakkında Bilinmesi Gereken 10 Gerçek

Tarih:

on

Öncesi1 of 12
Klavye ok tuşlarını kullanabilirsiniz. ( ← | → )

Hayatınızı endişeye teslim etmek ve sizi yönetmesine izin vermek zorunda değilsiniz. Endişe ve kaygı bozukluklarını ve bu durumun vücudunuzu ve hayatınızı nasıl etkilediğini ne kadar iyi anlarsanız, kontrolü ele almak için o kadar donanımlı olursunuz.

Anksiyete hayatın bir parçasıdır ve herkesin hayatında bazen kontrolü ele alabilir. Hatta bazıları tüm hayatlarını endişe içinde geçirebilir. Bazıları da özellikle yaşadığımız pandemi sürecinde ilk kez endişe ve kaygı içinde yaşamayı deneyimliyor olabilir.

Anksiyete kulağa her ne kadar ürkütücü gelse de sanıldığı kadar korkutucu değil. Hayatınızı endişeye teslim etmek ve sizi yönetmesine izin vermek zorunda değilsiniz. Endişe ve kaygı bozukluklarını ve bu durumun vücudunuzu ve hayatınızı nasıl etkilediğini ne kadar iyi anlarsanız, kontrolü ele almak için o kadar donanımlı olursunuz.

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar